İran ABD ile gayri resmî doğrudan görüşmeler yapıyor

UAEA sembolü ile İran ve ABD bayraklarını birleştiren bir illüstrasyon (Reuters)
UAEA sembolü ile İran ve ABD bayraklarını birleştiren bir illüstrasyon (Reuters)
TT

İran ABD ile gayri resmî doğrudan görüşmeler yapıyor

UAEA sembolü ile İran ve ABD bayraklarını birleştiren bir illüstrasyon (Reuters)
UAEA sembolü ile İran ve ABD bayraklarını birleştiren bir illüstrasyon (Reuters)

İranlı Milletvekili Mücteba Tevanger, New York’ta İranlı ve ABD’li yetkililer arasında resmi nitelik taşımamakla birlikte doğrudan görüşmelerin yapıldığı açıkladı.

Tevanger, Biden yönetimini, “İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması karşılığında mahkumların serbest bırakılmasını içeren bir anlaşma dahilinde nükleer tavizler koparmaya çalışarak anlaşmaya varmayı engellemekle” suçladı.

Geçen hafta içi ABD ve İran tarafları, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Tahran’ın yüzde 60 oranındaki uranyum zenginleştirme oranını azaltacağı geçici bir anlaşmaya varmak üzere olduklarına dair çıkan haberleri yalanlamışlardı.

Tahran Milletvekili Mücteba Tevanger, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “New York’ta görüşmeler yapılmasına rağmen ABD’nin çıkardığı engel nedeniyle anlaşma sağlanamadı” ifadelerini kullandı. Ayrıca “ABD’nin hukuka ve İran’ın çıkarlarına aykırı bir şekilde dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması karşılığında İran’dan nükleer tavizler koparmaya çalıştığını” iddia etti.

Milletvekili “ABD’nin, İran’ı resmî ve doğrudan müzakerelere çekmeye çalıştığına” işaret ederek ABD hükümetini “tutuklu takası konusunda ciddi olmamakla ve bunu uranyum zenginleştirmesine bağlamakla” suçladı. Ayrıca “Şu anda medya tarafından yapılan sansasyonel haberlerin amacı, piyasalara şok etkisi yapmaktır” dedi.

Aynı bağlamda İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin medya platformu Nur News tarafından Twitter’da yapılan bir paylaşımda “Yabancı medyadan gelen yönlendirilmiş ve genellikle yanlış bilgilerin yayılması, ilk bakışta yaptırımları kaldırma müzakerelerinde bir ilerleme olduğunu anlatıyor gibi görünse de, aslında son haftalarda İran iç piyasasının istikrarını sarsmak ve piyasaları bağlamak için Batı tarafından her zamanki mayınların döşenmesine benziyor” ifadeleri kullanıldı.

Resmî İran medyasının ABD ile yapılan bir anlaşmaya göre dondurulmuş İran varlıklarının 27 milyar dolarının yakında serbest bırakılacağına dair yayınladığı ‘olumlu’ haberlerin ışığında, dolar ve diğer yabancı para birimlerinin kur değerleri son günlerde kısmen düşmüştü.

New York’ta üç görüşme

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Said İrvani arasında görüşmeler yapıldığına dair çıkan haberler hakkında yorum yapmayı reddetmişti. Sadece İran’a mesaj iletmenin yolları olduğunu söylemiş, ancak bunların içeriği veya nasıl iletileceği konusunda ayrıntılı bir bilgi vermemişti. İki İranlı yetkili Reuters’e verdikleri röportajda ilerleme kaydedildiğini, ancak yakında herhangi bir anlaşma yapılmasının mümkün olmadığını söylediler. Üçüncü bir yetkili, Malley ve İrvani’nin geçtiğimiz haftalarda en az üç kez görüştüğünü söyledi ancak detay vermedi. İranlı bir yetkili, “Bazı ilerlemeler kaydedildi ve ABD’lilerle teklif ve mesaj paylaşımında bulunduk. Ancak hala görüşmemiz gereken birçok ayrıntı var” dedi.

Financial Times gazetesinin 3 Haziran’da güvenilir kaynaklardan aktardığına göre İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması karşılığında Tahran ve Washington arasında bir tutuklu takası anlaşması fırsatını tartışmak üzere İran’ın BM Büyükelçisi ve Robert Malley arasında toplantılar yapıldı.

2023’ün başından bu yana New York’ta İrvani ve Malley arasında görüşme olduğuna dair ikinci kez bu şekilde haber çıkıyor. Geçen ocak ayında Tahran, İran dosyasından sorumlu ABD’li yetkili ile BM temsilciliğindeki üst düzey İranlı diplomat arasında resmi nitelik taşımayan birtakım görüşmeler yapıldığına dair çıkan benzer haberleri yalanlamıştı.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, olası seçenekler arasında bazı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirme seviyelerini düşürmesi de dahil olmak üzere bir tür geçici anlaşma veya her iki taraf arasında tırmandırma hamlesi yer alıyor.

İran içinde resmi medya ‘geçici anlaşma’ ifadesini vurgularken bu seçenek Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde üst düzey karar alma mercileri tarafından ihtimal dışında değerlendiriliyordu. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA) çarşamba günü analistlere dayandırdığı haberinde “Geçici anlaşma, nükleer anlaşmaya geri dönüş değil, İran ile daha geniş bir anlaşmaya doğru ilerleme anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan çarşamba günü İsrail gazetesi Haaretz’e konuşan İsrailli yetkililer, ABD müzakerelerinin ‘beklenenden daha hızlı ilerlediğini’ vurgulayarak ‘haftalar içinde bir anlaşma’ yapılabileceğinden bahsettiler. İlk aşamada yaklaşık 20 milyar doların serbest bırakılmasını içermesi koşuluyla, ABD yaptırımlarının hafifletilmesine karşılık İran’ın yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirme faaliyetinden taviz vermesini içerdiğini söylediler.

Reuters ayrıca başka bir habere dikkat çekti. Söz konusu haberde İran’ın uranyum zenginleştirmesini en az yüzde 60 saflık derecesinde durdurmasını ve BM’ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğine devam etmesini zorunlu kılan, buna karşılık günlük olarak 1 milyon varile kadar petrol ihracatına izin verecek ve ‘gelirleri ve diğer dondurulmuş varlıkları’ alabilmesini sağlayacak bir anlaşmadan söz edildi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü cuma günü yaptığı açıklamada, geçici bir anlaşma ile ilgili çıkan haberlerin ‘asılsız’ olduğunu söyledi. Reuters, İran’ın BM temsilciliğinden gelen benzer bir yorumu paylaştı.

Caydırma mesajı

Cuma günü ABD haber sitesi Axios güvenilir kaynaklara dayandırdığı haberinde, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu Koordinatörü Brett McGurk’un 8 Mayıs’ta gizlice Umman’ı ziyaret ettiği sırada İran’ın nükleer baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani’nin de yer aldığı bir İran heyetinin Umman’ı ziyaret ettiğine dikkat çekti.

Kaynaklar, Ummanlı yetkililerin farklı yerlerde olan McGurk ve Bakıri arasında mesaj taşıdığını kaydettiler. Mesajlar, İran’ın nükleer programını, bölgedeki davranışlarını ve Ukrayna savaşına katılımını dizginlemenin yolları konusunda bir ‘uzlaşıya’ varmayı amaçlıyordu. McGurk, İran’ın nükleer silah üretmek için gerekli olan yüzde 90 oranında uranyum zenginleştirmeye doğru ilerlemesi durumunda caydırılacağı ile ilgili bir mesaj gönderdi.

Fotoğraf altı: Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani’yi 12 Mart’ta kabul ederken (Oman)

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Axios’a verdiği demeçte “Baskı yapma, müttefiklerimizle yakın koordinasyon kurma ve bölgedeki tansiyonu düşürme aracılığıyla İran’ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini sınırlamaya odaklanmaya devam ediyoruz. İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek de buna dahil. Tabiki bu yüzden İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından izliyoruz” ifadelerini kullandı.

Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya yönelik dolaylı ABD-İran müzakerelerinin çökmesinden bu yana, Tahran’ın yüzde 20 ve yüzde 60 oranlarında zenginleştirilmiş uranyum stoğu artmaya devam ederken, ABD ve Avrupalı ​​yetkililer Tahran’ın nükleer programını sınırlamanın yollarını arıyorlar.



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News