Yurt dışına kayıtlı seçmenler oy vermeye başladı

Türkiye'deki 28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi kapsamında yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy verme işlemleri başladı.

Erdoğan destekçileri (AFP)
Erdoğan destekçileri (AFP)
TT

Yurt dışına kayıtlı seçmenler oy vermeye başladı

Erdoğan destekçileri (AFP)
Erdoğan destekçileri (AFP)

Japonya'daki gurbetçiler, başkent Tokyo ile Nagoya kentinde, yerel saat ile 08.00'den itibaren, oy kullanmaya başladı.

Türkiye'nin Tokyo Büyükelçiliği ile Nagoya Başkonsolosluğu önünde sabah saatlerinde oy vermeye gelen çok sayıda vatandaş sıraya girdi.

İki kentteki Türk seçmenler, 20-21 Mayıs'ta yerel saatle 08.00-22.00 arasında oy verebilecek.

6 bin civarında Türk vatandaşının yaşadığı Japonya genelinde yaklaşık 5 bin Türk seçmen bulunuyor.

Japonya'daki oy pusulalarının, oy verme işleminin sona ereceği 21 Mayıs sonrası, Türkiye'ye hava yoluyla gönderilmesi planlanıyor.

Azerbaycan

Seçmenler, Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği ile Nahçıvan ve Gence başkonsolosluklarında kurulan sandıklarda TSİ 07.00 itibarıyla oy kullanmaya başladı.

Seçim içim Bakü'de 9, Gence'de 3, Nahçıvan'da 3 sandık kuruldu.

Oy verme işleminin 22 Mayıs'a kadar süreceği Azerbaycan'da, Bakü Büyükelçiliğinde 7 bin 417, Gence Başkonsolosluğunda 2 bin 277, Nahçıvan Başkonsolosluğunda 1349 olmak üzere toplam 11 bin 43 kayıtlı seçmen bulunuyor.

Azerbaycan'daki Türk seçmenler seçimin ilk turuna yüzde 60,26 katılım sağlamıştı.

Almanya

Türkiye'nin Köln Başkonsolosluğu'nda sabahın erken saatlerinde sandıkların açılmasını bekleyen vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu.

Köln'de seçmenler kurulan 24 sandıkta oylarını kullanmaya başladı.

Yaklaşık 1,5 milyon seçmenle yurt dışında en çok seçmenin bulunduğu ülke olan Almanya'daki Türkler, 24 Mayıs'a kadar 08.00 ile 22.00 saatleri arasında oylarını kullanabilecek.

Aachen ve Regensburg kentlerinde ise 09.00-18.00 saatleri arasında 21 Mayıs'a kadar oy kullanılabilecek.

Litvanya

Litvanya'da yaşayan Türk vatandaşları, Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta yerel saatle 08.00'den itibaren oy kullanmaya başladı. Oy verme işlemi 22.00'ye kadar sürecek.

Litvanya'da oy verme işlemi 21 Mayıs'ta yerel saatle 22.00'da sona erecek.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre, Litvanya'da yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 795 seçmen bulunuyor.

Litvanya'daki Türkler seçimin ilk turuna yüzde 73,21 katılım sağlamıştı.

Kırgızistan

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 bin 119 seçmen için Türkiye'nin Bişkek Büyükelçiliği'nde kurulan bir sandıkta oy verme işlemleri 21 Mayıs akşamına kadar sürecek.

Havanın güneşli olması nedeniyle oylamanın yapıldığı Büyükelçilik binası önünde seçmenler için gölgelik ve çok sayıda sandalye konuldu.

Kırgızistan'da yurt dışı kütüğüne kayıtlı Türk seçmenler seçimin ilk turunda yüzde 51,48 oranında katılım sağlamıştı.

Kazakistan

Kazakistan’da yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği ile Almatı ve Aktau Başkonsolosluklarında kurulan sandıklarda TSİ 05.00 itibarıyla oy kullanmaya başladı.

Kazakistan’da başkent Astana’da 1578, Almatı’da 4008 ve Aktau’da 520 olmak üzere toplam 6 bin 106 kayıtlı Türk seçmen için, ülke genelindeki temsilciliklerde 3 sandık kuruldu.

Sandıklarda oy kullanma işlemi 22 Mayıs yerel saatle 22.00’de sona erecek.

Kazakistan’daki Türkler seçimin ilk turunda yüzde 40 dolayında katılım sağlamıştı.

Türkmenistan

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler Türkiye’nin Aşkabat Büyükelçiliği'nde kurulan sandıkta yerel saatle 08.00’de oy kullanmaya başladı.

Oy verme işleminin 22 Mayıs saat 20.00’ye kadar devam edeceği Türkmenistan’da Büyükelçi Togan Oral da oyunu kullandı.

Oral, oy vermenin anayasal bir hak olduğunu ifade ederek "Bu hak olmakla birlikte aynı zamanda ülkemizin geleceği ile ilgili söz sahibi olmanız için bize verilmiş olan bir fırsat." dedi.

Türkmenistan’daki Türk seçmenler seçimim ilk turunda yüzde 54,65 katılım sağlamıştı.

Lübnan

Seçmenler, Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliğinde kurulan sandıklarda yerel saatle 08.00 itibarıyla oy kullanmaya başladı.

AA muhabirine konuşan Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Ali Barış Ulusoy, "Yüksek Seçim Kurulunun belirlemiş olduğu takvim ve kurallar çerçevesinde 20-22 Mayıs tarihleri boyunca sabah 08.00 akşam 22.00 olmak üzere hafta sonu 6'şar sandık ve pazartesi de tek sandık oylama yapılabilecek." ifadelerini kullandı.

Sandıklarda oy kullanma işlemi 22 Mayıs'ta yerel saatle 22.00’de sona erecek.

Lübnan'daki Türkler seçime ilk turda yüzde 35 dolayında katılım sağlamıştı.

İspanya

Türkiye'nin Madrid Büyükelçiliği ile Barselona Başkonsolosluğunda kurulan sandıklarda oy kullanma işlemine yerel saatle 08.00'de (TSİ 09.00) başlandı.

Kimliklerini ibraz ederek oy kullanabilen vatandaşlar, 22 Mayıs'a kadar 08.00 ile 22.00 saatleri arasında oy kullanabilecek.

İspanya'da oy kullanma işleminin sona ermesinin ardından 23 Mayıs sabahı Madrid ve Barselona'daki oylar, diplomatik kuryelerin eşliğinde Türk Hava Yolları tarifeli uçağıyla Türkiye'ye ulaştırılacak.

Cumhurbaşkanı ve 28. dönem milletvekili için yapılan ilk seçimde İspanya'da kayıtlı 5 bin 838 seçmenden 3 bin 510'u oy kullanmıştı.

Özbekistan

Türk seçmenler, Türkiye'nin Taşkent Büyükelçiliği ile Semerkant Başkonsolosluğu'nda kurulan sandıklarda TSİ 06.00'da oy kullanmaya başladı.

Türkiye'nin Taşkent Büyükelçisi Olgan Bekar ve büyükelçilik mensupları da oylarını kullandı.

Büyükelçi Bekar, gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci turu için oy verme sürecinin başladığı Özbekistan’da, Türk vatandaşlarının 2 gün boyunca Taşkent Büyükelçiliği ve Semerkant Başkonsolosluğu'nda kurulan sandıklarda oylarını kullanabileceklerini kaydetti.

Bekar, daha önceki turda gerçekten demokrasinin geleceği için umut veren çok büyük oranda katılımın gerçekleştiğini anımsatarak, bunun bir başarı olduğunu, seçimlerin ne kadar demokratik ve açık şekilde gerçekleştiğini gösteren en önemli kanıt olduğunu vurguladı.

Oy verme işleminin yarın TSİ 20.00'da sona ereceği Özbekistan’da toplam 3 bin 239 kayıtlı seçmen bulunuyor.

Seçim için Taşkent’te 2, Semerkant’ta 1 olmak üzere toplam 3 adet sandık kuruldu.

Özbekistan’daki Türk seçmenler seçimin ilk turunda yüzde 50 civarında katılım sağlamıştı.

Fransa

Fransa'daki Türk vatandaşları, Paris, Marsilya, Strazburg, Lyon, Nantes, Bordo kentlerinde yerel saat ile 08.00'den itibaren Cumhurbaşkanı Seçimi'nin ikinci turu için oy kullanmaya başladı.

Bu kentlerdeki oy verme işlemleri 24 Mayıs'a kadar 08.00-22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.

Fransa'da yaşayan Türk seçmenler ayrıca Mulhouse, Clermont-Ferrand ve Orleans kentlerinde 20-21 Mayıs'ta 09.00-21.00 saatlerinde oy kullanabilecek.

14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi'nde Fransa'da kayıtlı 397 bin 86 seçmenden 197 bin 634'ü oy kullanmış, katılım oranı 49,77 olmuştu.

İsveç

İsveç'in başkenti Stockholm'de bulunan Stockholm Fuarı (Alvsjö) alanında sandıklar kuruldu. İsveç'te kayıtlı 42 bin 773 seçmen, 24 Mayıs'a kadar oylarını burada kullanabilecek.

Seçmenler sabah saatlerinde oy kullanılacak alanın önünde kuyruklar oluşturdu. Yerel saatle 08.00'da başlayan oy kullanma işlemi saat 22.00'ye kadar sürecek.

Sandıkların kurulduğu alan çevresinde güvenlik önlemleri alındı.

Stockholm'de ilk oyu 2 numaralı sandıkta kullanan Kamil Akan, AA muhabirine, vatandaşlık görevini yerine getirdiği için mutlu olduğunu söyledi.

Akan "İki hafta içinde ikinci kez sandığa gelip oy kullandık, kullandığım oy Türkiye için vatanımız için hayırlı olur inşallah." dedi.

İsviçre

Türkiye'nin Bern Büyükelçiliği ile Zürih ve Cenevre başkonsolosluklarında kurulan sandıklarda oy kullanma işlemine yerel saat ile 08.00'de başlandı.

İsviçre'de yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler, 20-24 Mayıs tarihleri arasında 08.00 ile 22.00 saatleri arasında oy verebilecek.

Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğunun bulunduğu binada oy kullanmak için kurulan alan ve çevresinde güvenlik önlemleri alındı.

Seçmenlerin sabah saatlerinde oy kullanılacak alanın önünde uzun kuyruklar oluşturduğu görüldü.

14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde, İsviçre'de kayıtlı 105 bin 802 seçmenden 60 bin 95'i oy kullanmıştı.

Finlandiya

Seçmenler, Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de yerel saatle 08.00'den itibaren oy kullanmaya başladı, oy verme işlemi 22.00'ye kadar sürecek.

Finlandiya'da oy verme işlemi 23 Mayıs'ta yerel saatle 22.00'de sona erecek.

14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi'nde Finlandiya'da kayıtlı 6 bin 791 seçmenden 3 bin 365'i oy kullanmıştı.

Belçika

Brüksel'deki Expo alanında kurulan sandıklarda oy kullanma işlemine ilk gün yoğun ilgi vardı.

Türkiye'nin Brüksel Başkonsolosu Umut Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk gün gözlemlenen yüksek orandaki katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Oy kullanmanın yurt dışındaki seçmen için yerleşik bir kültür haline geldiğini belirten Deniz, ilk turda önceki seçimlere kıyasla oy veren vatandaşların sayısının arttığını söyledi.

Deniz, yurt dışında ikamet eden tüm vatandaşları demokratik haklarını kullanmaya davet etti.

Belçika'da başkent Brüksel’in yanı sıra Anvers ve Hasselt şehirlerinde de oy verilebiliyor.

Seçmenler oylarını 20-24 Mayıs tarihlerinde yerel saatle 08.00-22.00 arasında kullanabilecek.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre Belçika'da 153 bin 443 kayıtlı seçmen bulunuyor.

Yurt dışı oylar, yüksek güvenlik altında Ankara'ya gelecek

Yurt dışında oy kullanma işleminin sona ermesinin ardından oylar, YSK'nin belirlediği yöntemlerle yüksek güvenlik altında diplomatik kuryelerle Türkiye'ye getirilecek.

Bu oylar, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınca Ankara ATO Congresium Fuar Merkezi'ndeki güvenlikli alanda saklanacak.

Türkiye'de 28 Mayıs Pazar günü saat 17.00'de oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer sandıklarla birlikte yurt dışı sandıklar da açılacak. Oyların sayım ve dökümleri Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı nezaretinde yapılacak.

Romanya

Romanya’nın Bükreş ve Köstence kentlerinde 20-21 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek oy verme işleminin yanı sıra temsilcilikler dışında oy kullanmak isteyenler gümrüklerde 28 Mayıs saat 17.00'ye kadar oy verebilecek.

Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan AA muhabirine, Romanya’daki seçmenlerin 20-21 Mayıs tarihlerinde 08.00-22.00 saatleri arasında oylarını kullanabileceğini belirtti.

Büyükelçi Altan, Romanya'da, Türkiye'deki 14 Mayıs Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'ne yüzde 44-45 civarında katılım olduğunu anlatarak, bu sefer tüm seçmenleri oy kullanmaya davet ettiklerini söyledi.

Romanya’da yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 10 bin 173 seçmen bulunuyor.

Polonya

Seçmenler, Polonya'nın başkenti Varşova'da yerel saatle 08.00'den itibaren oy kullanmaya başladı, oy verme işlemi 22.00'ye kadar sürecek.

Seçmenlerin oy vermek için erken saatlerde uzun kuyruklar oluşturduğu gözlendi.

Polonya'da oy verme işlemi 21 Mayıs'ta yerel saatle 22.00'da sona erecek.

14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi'nde Polonya'da kayıtlı 10 bin 457 seçmenden 5 bin 89'u oy kullanmış, katılım oranı yüzde 48,67 olmuştu.

Bosna Hersek

Bosna Hersek'te Türkiye'nin Saraybosna Büyükelçiliği ile Mostar ve Banja Luka Başkonsolosluklarında kurulan sandıklarda yerel saat ile saat 08.00'da oy kullanma işlemi başladı.

Bosna Hersek genelinde 2 bin 946 seçmen bulunurken, seçimin ilk turunda yüzde 50 katılım sağlanmıştı.

Bosna Hersek'te oy verme işlemi yarın akşam yerel saat ile 22.00'da sona erecek.

Karadağ

Bölge ülkelerinden Karadağ'da da 28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi'nin ikinci turu yerel saat ile 08.00'de oy verme işlemleri başladı.

Türkiye'nin Podgoritsa Büyükelçiliği'nde kurulan sandıklarda vatandaşlar, yarın akşam yerel saat ile 22.00'a kadar oylarını kullanabilecek.

Yurt dışı oylar, yüksek güvenlik altında Ankara'ya gelecek

Yurt dışında oy kullanma işleminin sona ermesinin ardından oylar, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) belirlediği yöntemlerle yüksek güvenlik altında, diplomatik kuryelerle Türkiye'ye getirilecek.

Bu oylar, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınca Ankara ATO Congresium Fuar Merkezi'ndeki güvenlikli alanda saklanacak.

Türkiye'de 28 Mayıs Pazar günü saat 17.00'de oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer sandıklarla birlikte açılacak. Oyların sayım ve dökümleri Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının nezaretinde yapılacak.

Hollanda

Hollanda’daki Türk vatandaşları, başkent Amsterdam ile Lahey ve Deventer kentlerinde yerel saat ile 08.00'den itibaren Cumhurbaşkanı Seçimi'nin ikinci turu için oy kullanmaya başladı.

Bu kentlerdeki oy verme işlemleri 24 Mayıs'a kadar 08.00-22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.

Hollanda’da yaşayan Türk seçmenler ayrıca Eindhoven kentinde 20-21 Mayıs'ta 09.00-21.00 saatlerinde oy kullanabilecek.

Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosu Sevgi Kısacık, AA muhabirine, seçmenlerin daha geniş bir şekilde oy kullanabilmelerini sağlamak için sandık sayılarının artırıldığını, saat sürelerinin ise uzatıldığını söyledi.

Kısacık, “Vatandaşlarımızı demokratik haklarını kullanmaları için ikinci turda da sandıklara bekliyoruz. Çok ciddi hazırlıklar yaptık. Güvenli ve huzur içinde oy kullanmaları için bütün hazırlıklarımız tamamlandı.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve 28. dönem milletvekili seçiminin ilk turunda Hollanda’da kayıtlı 286 bin 753 seçmenden 146 bin 179’u oy kullanmıştı.

Arnavutluk

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da seçmenler, yerel saatle 08:00'dan itibaren oy kullanmaya başladı.

Türkiye’nin Tiran Büyükelçisi Tayyar Kağan Atay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci turu kapsamında Arnavutluk’ta Tiran Büyükelçiliğimizde oy kullanma işlemleri başladı. 20, 21 ve 22 Mayıs günlerinde, 08.00 ile 22.00 saatleri arasında yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlarımız oylarını kullanabilir. Vatandaşlarımızı oylarını kullanmak üzere büyükelçiliğimize bekliyoruz.” dedi.

Kuzey Makedonya

Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği'nde de oy verme işlemi yerel saatle 08.00'da başladı.

Kuzey Makedonya’daki Türk seçmenler, 21 Mayıs’a kadar oy kullanabilecek.

14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde Arnavutluk’ta bin 632, Kuzey Makedonya’da ise bin 765 seçmen oy kullanmıştı.

Ürdün

Ürdün'deki Türk seçmenler, Türkiye'nin Amman Büyükelçiliğinde yerel saatle 08.00'den itibaren oy kullanmaya başladı.

Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Erdem Ozan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Türk milleti dünyaya gerçek demokrasinin gerçek anlamını göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir." dedi.

Ozan, seçim süreciyle ilgili de her şeyin yolunda gittiğini ifade etti.

Ülkede oy verme işlemi 20-21 Mayıs tarihlerinde yerel saatle 08.00 - 22.00 saatleri arasında yapılacak.

Ürdün'de, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı yaklaşık 3 bin Türk seçmen bulunuyor.



Savaş sonrası Körfez-Arap ülkeleri ekonomik ilişkileri ve kartların yeniden dağıtılması

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
TT

Savaş sonrası Körfez-Arap ülkeleri ekonomik ilişkileri ve kartların yeniden dağıtılması

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantı öncesinde, 29 Mart 2026 (AFP)

Amir Ziyab et-Temimi

Geçtiğimiz 1950'li yılların başlarından itibaren, petrol gelirlerinin artmasıyla birlikte Körfez ülkeleri, çeşitli alanlarda Arap ülkelerine yardım ve uygun koşullu krediler sunmayı başardılar. Bu yardımlar arasında, Arap Devletleri Birliği kararları uyarınca savaş çabalarına verilen destek ile bu ülkelerdeki kalkınma projelerini ve altyapı geliştirme çalışmalarını finanse etmek için verilen uygun koşullu krediler yer alıyor. 1970’li yıllarının ortalarında petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte Körfez ülkeleri büyük mali fazlalar elde etmiş ve ekonomik destek daha da güçlendi. Bu ülkeler, başta gayrimenkul ve turizm sektörleri olmak üzere bir dizi Arap ülkesinde doğrudan yatırım şirketleri kurmaya yöneldi. Ayrıca petrol, enerji, deniz taşımacılığı ve tarım sektörlerinde uzmanlaşmış özel şirketler de kuruldu. Ancak desteğin en belirgin şekli, Arap ülkelerinin döviz rezervlerini güçlendirmek ve ithalat finansmanı ya da borç servisi gibi dış yükümlülüklerini yerine getirmelerine yardımcı olmak amacıyla merkez bankalarındaki mevduatlara odaklandı. Mevcut gelişmeler ışığında, savaşın sona ermesinden sonra Körfez ülkeleri diğer Arap ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini nasıl şekillendirebilir?

Mısır Merkez Bankası'na göre Mısırlılar Temmuz 2025 ile Ocak 2026 arasındaki dönemde yaklaşık 25,6 milyar dolarlık havale yaptılar. Bu rakam, bir önceki yılın aynı döneminde 20 milyar dolardı. Bu havaleler, savaşın patlak vermesinden önce, bu yılın başlarında Mısır'ın döviz rezervlerinin 50 milyar doların üzerine çıkmasına katkıda bulundu. Bu havalelerin uzun zamandır Mısır ekonomisini desteklemek için hayati öneme sahip olduğu şüphe götürmez. Çünkü bunlar devletin dış yükümlülüklerini karşılamasına yardımcı oluyor ve birçok ailenin geçim ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor.

 Sayılarının 500 binin üzerinde olduğu tahmin edilen Lübnanlılar da Körfez ülkelerinde çalışıyor. Bunların arasında, yüzlerce kuruluşa sahip binlerce yatırımcı ve iş adamı bulunuyor. Yatırımlarının hacmi on milyarlarca dolar olarak tahmin ediliyor. Lübnanlılar Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Kuveyt'te yoğunlaşıyor. Suudi Arabistan'da 200 ila 300 bin, BAE’de yaklaşık 150 bin, Katar ve Kuveyt'te ise on binlerce Lübnanlı bulunuyor.

Körfez ülkelerinde çalışan Lübnanlıların yıllık para transferi yaklaşık 6 ila 7 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Yurtdışındaki Lübnanlıların para transferlerinin, özellikle ekonomik performansın gerilemesi ve imalat, turizm ve tarım gibi ana sektörlerin durması karşısında, Lübnan ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biri olduğu bir sır değil.

Körfez ülkelerindeki Lübnanlılar, mesleki becerileri ve yüksek eğitim seviyeleri temelinde hayati öneme sahip sektörlerde çalışıyor. Lübnanlılar, Lübnan'daki siyasi ve güvenlik durumunun yansımaları da dahil olmak üzere, Körfez'de çalışan çok sayıda kişinin istikrarını etkileyen büyük zorluklarla karşı karşıya.

ABD/İsrail-İran Savaşı, Körfez ülkelerine ağır mali yükler getirdi. Petrol, elektrik ve su tesislerinin yanı sıra altyapıya da yayılan yıkım, onarım ve yeniden yapılandırma çalışmalarının yürütülmesi için büyük bütçe tahsisatlarına yol açıyor.

Buna karşın, yarım asrı aşkın bir süredir Lübnan’da yaşayan Körfez ülkeleri vatandaşları da var. Bunlar, bu ülkede konut ve gayrimenkuller edinmiş, birçok projeye yatırım yapmış ve Lübnan bankalarına para yatırmış kişiler.

Savaş sonrası mali ve savunma yükümlülükleri

Şüphesiz ki savaş, Körfez ülkelerine ağır mali yükümlülükler getirdi. Petrol, elektrik ve su tesislerinin yanı sıra altyapıya da uzanan yıkım, onarım ve yeniden yapılandırma çalışmalarının yürütülmesi için büyük bütçelerin ayrılmasını gerektirecek.

Örneğin, Katar'daki doğal gaz tesisleri, üretimi ve ihracatı durduran büyük hasarlara uğradı ve tahminlere göre bu tesislerin yeniden faaliyete geçmesi ve gelir elde etmesi üç ila beş yıl sürebilir. Kuveyt'teki petrol rafinerileri de İran saldırıları nedeniyle hasar gördü; buna havaalanı ve limanda meydana gelen hasarlar da eklenince hava ve deniz ulaşımı aksadı. Sivil kurumların uğradığı hasarlardan bahsetmeye bile gerek yok.

frvfr
İran'ın BAE’nin Fuceyra kentindeki bir tesisi hedef almasının ardından, bir işçi bisiklet sürerken arkasında yükselen dumanlar, 14 Mart 2026 (AP)

Aynı durum Suudi Arabistan ve BAE için de geçerli. Bu ülkelerin petrol ve sivil tesisleri ile altyapıları hasar görürken, Bahreyn ise insan ve ekonomik kayıpların boyutunu artıran şiddetli saldırılarla karşı karşıya kaldı. Böylece, İran ile sıkı bağları olan Umman dahil Körfez ülkeleri, hasarları telafi etmek ve zarar gören çeşitli tesislerde çalışmaları yeniden başlatmak için en az 200 milyar dolar olarak tahmin edilen devasa mali kaynaklar ayırmak zorunda.

Körfez ülkeleri, başta Mısır Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarına para yatırarak Arap ülkelerine mali yardım sağlamaya devam ediyordu.

Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve bunun sonucunda tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle, bu ülkelerin petrol ve gaz gelirlerinde düşüş ve mal ithalatı maliyetlerinde artış yaşayacağına şüphe yok.

Bunun yanında, askeri kapasitelerin geliştirilmesi, savunma sistemlerinin güçlendirilmesi ve silahların askeri teknoloji gelişmelerine uygun olarak modernize edilmesi için savunma harcamalarının artırılması da gerekecek.

Körfez-Arap ekonomik ilişkileri gerileme mi yaşıyor?

Savaşın etkilerinin, Körfez ülkelerinin, savaş nedeniyle ekonomileri zarar gören ve zaten karmaşık ekonomik koşullar, dış borçların hizmet maliyetindeki artış ve ulusal para birimlerinin değer kaybı ile boğuşan bir dizi Arap ülkesine destek sağlama kapasitesini etkilemesi bekleniyor.

wefre
Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Dışişleri Bakanları Toplantısı, 10 Eylül 2024 (AFP)

Körfez ülkelerinden gelen petrol arzındaki kesinti birçok Arap ülkesini etkiledi. Mısır da bu durumdan nasibini aldı ve elektrik tüketimini kısıtlamak ve yakıt fiyatlarını artırmak zorunda kaldı. Ayrıca, savaşın etkisiyle ziyaretçi sayısının azalması nedeniyle Mısır turizm sektörü de ek baskılarla karşı karşıya. Bu veriler çerçevesinde Körfez ülkeleri, karşılaştıkları yeni mali baskılar ve bazı Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt'in İran'ın saldırılarına karşı bazı Arap ülkelerinin tutumlarından duyduğu hoşnutsuzluk nedeniyle, kısa vadede Mısır, Lübnan, Suriye ve Yemen'e mali destek sağlayamayacak gibi görünüyor.

Körfez ülkeleri, merkez bankalarına para yatırarak Arap ülkelerine mali yardım sağlamaya devam ediyordu. Bunların en önemlisi, Körfez ülkelerinden gelen mevduatlara sahip olan Mısır Merkez Bankası'ydı. Bu mevduatlar, Kuveyt'ten 4 milyar dolar, Suudi Arabistan'dan 5,3 milyar dolar, Katar'dan 4 milyar dolar ve BAE’den 12 milyar dolar olarak dağılıyordu.

Körfez ülkelerinin yatırımları sadece devlet mevduatlarıyla sınırlı kalmayıp, doğrudan yatırımları, finansal piyasalara yapılan yatırımları ve hazine tahvillerinin satın alınmasını da kapsıyor.

BAE, bu mevduatın 11 milyar dolarlık bir kısmını, Mısır'ın kuzeyinde toplam değeri 35 milyar dolar olarak tahmin edilen uzun vadeli bir gayrimenkul projesi olan Ras el-Hikme Projesi’ne doğrudan yatırım olarak aktardı. Körfez ülkeleri bu parayı geri almak konusunda birçok zorlukla karşı karşıya bulunurken, projenin kendisi de beklenen getiriyi sağlayamayabilir.

dfrbg
Beyrut’taki Lübnan Merkez Bankası binası, 4 Nisan 2025 (Reuters)

Ayrıca, Lübnan Merkez Bankası'nda Körfez ülkelerine ait mevduatlar bulunuyor. Suriye gibi diğer Arap ülkelerindeki bankalar ve finans kurumlarındaki fonlar da özellikle Körfez ülkelerinden gelen devlet fonlarını barındırıyor. Körfez ülkelerinin yatırımları sadece devlet mevduatlarıyla sınırlı kalmayıp, doğrudan yatırımları, finansal piyasalara yapılan yatırımları ve hazine tahvillerinin satın alınmasını da kapsıyor.  Aynı zamanda bu paranın tamamının veya bir kısmının geri alınmasının mümkün olup olmadığı ve bu yatırımların kayda değer bir getiri sağlayıp sağlamadığı sorusu halen cevap bekliyor.

Mali ve ekonomik zorluklar ve yeniden yapılanma

Körfez ülkeleri, Arap ülkeleriyle ekonomik iş birliği stratejilerini yeniden gözden geçirmek, yatırımları rasyonelleştirmek, yeni alternatifler değerlendirmek ve yatırılan fonların tamamını veya bir kısmını geri kazanmak için uygun yollar bulmak zorunda kalabilir.

Arap ülkelerinin ekonomileri, istenen ekonomik sonuçları elde etme kapasitelerini sınırlayan yapısal dengesizliklerle boğuşmaya devam ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Körfez ülkeleri, önümüzdeki yıllarda enerji ekonomileriyle ilgili zorluklarla karşılaşacaklarına şüphe yok. Özellikle de mevcut savaşın yakıt tedariki ve deniz taşımacılığının aksamasına ilişkin endişeleri göz önüne alındığında, bu durum tüketici ülkeleri alternatif enerji kaynakları geliştirmeye ve fosil yakıtlara olan bağımlılıklarını azaltmaya itebilir.

Tüm bu zorluklar, Körfez ülkelerini farklı ekonomik seçeneklere yönlendirmeli ve Arap ülkelerine yönelik cömert destek ve finansman politikalarının gözden geçirilmesine, hatta belki de ekonomik yapılarının yeniden değerlendirilmesine yol açmalı. Bu da Körfez ülkelerinin gelecekte yabancı işgücüne, özellikle de vasıfsız işgücüne olan ihtiyaçları konusunda soru işaretlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor.


Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
TT

Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)

Türkiye Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, insani yardım malzemeleriyle dolu üç tırın dün Türkiye üzerinden İran'a gireceğini duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bakan, “X” platformunda şunları yazdı: “Tıbbi malzeme ve ekipman yüklü tırlarımız komşumuz İran'a doğru yola çıktı” diyerek, Türkiye’nin “ezilenlerin yaralarını sarmak” arzusunu vurguladı. Sağlık Bakanlığı sözcüsü AFP'ye yaptığı açıklamada, üç tırın Türkiye-İran sınırını yerel saatle 14:30'da geçmesinin planlandığını belirtti.

Bakanlık, Washington ve Tahran arasındaki ateşkes göz önüne alındığında, önümüzdeki günlerde İran'a başka yardım tırlarının gönderilip gönderilmeyeceği konusunda açıklama yapmadı.


Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
TT

Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)

Mahmud Ebu Bekir

Türkiye-Somali ilişkileri son dönemde, özellikle askeri ve güvenlik alanındaki iş birliği ile petrol arama yatırımları konusunda kayda değer bir gelişme gösterdi. Bu durum, genel olarak Afrika Boynuzu bölgesinde ve özel olarak Somali’de Türkiye’nin projesine ilişkin birçok soruyu gündeme getiriyor. Bu projenin sadece ikili iş birliğiyle sınırlı mı olduğu, yoksa Aden Körfezi ve Kızıldeniz bölgelerindeki gerginliklerle ilgili daha kapsamlı bir bakış açısı çerçevesinde Türkiye'nin rolünün yeniden düzenlenmesiyle mi bağlantılı olduğu merak uyandırıyor. Bu durum, özellikle Husi hareketinin ABD-İsrail-İran çatışmasına dahil olması ve Etiyopya'nın Kızıldeniz veya Aden Körfezi'nde bir deniz çıkışı kurma projesini açıklamasından sonra bölgeyi saran gerilimler göz önüne alındığında daha da önem kazanmıştır. Ankara, Etiyopya'nın ayrılıkçı Somaliland bölgesi hükümetiyle imzaladığı "Mutabakat Zaptı"nın dondurulmasında kilit rol oynamıştır. Bu mutabakat zaptı, Addis Ababa'ya Somali kıyılarına erişim izni verilmesi karşılığında kuzey Somali bölgesinin bağımsızlığının tanınmasını amaçlamış ve Mogadişu ile Addis Ababa arasında diplomatik bir krize yol açmıştır.

Askeri görüşmeler

Bu bağlamda, Somali Kara Kuvvetleri Komutanı General Sahal Abdullah Ömer, iki ülke arasındaki askeri iş birliğini güçlendirmek amacıyla üst düzey bir ikili toplantıda Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile bir araya geldi.

Görüşmeler sırasında iki askeri yetkili, Aden Körfezi bölgesinde ortak operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi, Somali Ulusal Ordusu'nun kapasitesinin geliştirilmesi, strateji ve savunma planlaması alanlarında iş birliği çabalarının yoğunlaştırılması gibi birçok önemli konuya odaklandı.

Bir Somali haber sitesi, görüşmelerin özellikle Somali ordusu için devam eden eğitim programlarının hızlandırılmasına, ordunun hazırlık durumunun iyileştirilmesine ve Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in güney kesimindeki mevcut güvenlik sorunlarına daha iyi yanıt verebilmek için askeri prosedürlerin güncellenmesine odaklandığını belirtti.

Petrol yatırımları

Bu gelişme, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Arslan Bayraktar’ın, Türk sondaj gemisi Çağrı Bey’in cuma günü Somali’ye vararak ilk açık deniz sondaj çalışmalarına başlayacağını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bakan Bayraktar, Somali'den çıkarılan petrolün Somali, Doğu Afrika ve Türkiye'ye büyük fayda sağlayacak bir projede kullanılacağını ifade etti.

Peki Türk varlığı, Afrika Boynuzu bölgesinde ve Babu’l-Mendeb Boğazı girişlerinde bir istikrar faktörü oluşturuyor mu? Bu varlık, bağımsız olarak mı, yoksa İran ve Arap Körfezi bölgesinde devam eden savaş kapsamında daha fazla çatışmaya sahne olmaya aday bu bölgedeki uluslararası güvenlik dinamiklerinin bir parçası olarak mı değerlendirilmeli?

Çok yönlü iş birliği

Afrika Boynuzu işleri uzmanı Abdurrahman Ebu Haşim, Somali-Türkiye ilişkilerinin ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarını kapsayan ve birbiriyle iç içe geçmiş çok yönlü iş birliğinin Afrika Boynuzu bölgesindeki en önemli örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Ebu Haşim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'nin başkenti Mogadişu'ya yaptığı ziyaretin, on yıllardır Mogadişu'ya yapılan ve cumhurbaşkanı düzeyinde Afrika’ya yapılan ilk ziyaret olduğunu, bu adımın Türkiye'nin Somali'ye olan ilgisinin arttığını yansıttığını belirtti.

Güvenlik alanında ise Türkiye'nin Mogadişu'da açtığı Somali-Türk Görev Kuvveti (TÜRKSOM) askeri eğitim üssünün, ordunun yeniden inşasını amaçlayan uzun vadeli programlar kapsamında Somali Silahlı Kuvvetleri’nin eğitimini denetlediğini belirten Ebu Haşim, son dönemde Türk Donanması'nın Somali'nin bölgesel sularının güvenliğini desteklemeye katılmasıyla iş birliğinin daha da güçlendiğini söyledi.

Ekonomik düzeyde ise iş birliğinin büyük bir büyüme kaydettiğini belirten Ebu Haşim, Türk şirketleri altyapı ve yeniden inşa projelerine katılıyor, ticaret hacmi artıyor ve petrol arama dahil olmak üzere enerji sektörüne olan ilgi giderek yoğunlaşıyor. Eğitim alanında ise Türk üniversitelerinin, iki ülke arasındaki kültürel ve bilgi bağlarını güçlendirmek amacıyla burs programları aracılığıyla Somalili öğrencilere geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Karmaşık bir bölgesel bağlam

Türkiye-Somali ortaklığının karmaşık bir bölgesel bağlamda ortaya çıktığını söyleyen Ebu Haşim’e göre Somali, özellikle bazı uluslararası aktörlerin Mogadişu'daki federal hükümetle koordinasyon kurmadan Somaliland bölgesi ile doğrudan ilişkilerini güçlendirme yönündeki hamleleri nedeniyle, toprak bütünlüğüyle ilgili zorluklarla karşı karşıya.

Ayrıca Etiyopya hem sınır gerilimleri hem de bazı Somali bölgelerine dolaylı olarak verdiği destek yoluyla sahnede etkili bir rol oynuyor. Bu durum, Mogadişu’yu bölgesel güçlerle, en önemlisi de Ankara ile diplomatik ve stratejik ilişkilerini güçlendirmeye itti.

Bu çabanın temel amacının, Mogadişu'nun egemenliğini pekiştirmek ve Somali'nin çeşitli bölgelerindeki varlığını güçlendirmek olduğunu belirten yazar, bu nedenle Türk desteğinin stratejisinin temel dayanaklarından biri olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Afrika Boynuzu'ndaki jeopolitik rekabetin göz ardı edilemeyeceğini belirten Ebu Haşim, bir yandan İsrail, Etiyopya ve diğerleri gibi bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiğini, diğer yandan ise Somali hükümetinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarını desteklemeye çalışan Türkiye, Mısır ve diğer ülkelerin olduğunu, bunun da Türkiye-Somali hareketlerinin hızlanmasını açıkladığını söyledi.

Bölgesel denge faktörü

Somali siyasi analisti Muhammed Abdi ise Ankara ile Mogadişu arasındaki ilişkilerde yaşanan bu atılımın, bölge genelinde karşılaşılan zorluklara dair ortak bir anlayıştan kaynaklandığını düşünüyor. Abdi, iş birliği alanlarının belirli bir sektörle sınırlı kalmayıp, ekonomik ve yatırım alanlarının yanı sıra askeri ve güvenlik gibi konularda çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekiyor.

Abdi, Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin Türkiye'nin yardımıyla Etiyopya ile Somaliland hükümeti arasında imzalanan mutabakat metnini boşa çıkarmayı başardığını ve Türk başkentinde Mogadişu ile Addis Ababa arasında imzalanan ‘Ankara Deklarasyonu’nun ‘son dört yılda elde edilen en önemli başarılardan biri olduğunu düşünüyor.

Etiyopya'nın Somali'nin egemenlik sınırlarını tanıması açısından, bu anlaşmaya varılmasının Türkiye-Somali ikili iş birliğinin meyvelerinden biri olduğunu açıklayan Somalili analist, Türkiye’nin Somali’deki varlığının, ayrılıkçı girişimler ya da federal devlet çerçevesinin dışındaki güvenlik düzenlemeleri yoluyla Somali’nin birliğini zedeleyebilecek her türlü tek taraflı girişime karşı bir denge unsuru olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu dinamiklerin ikili çerçevenin ötesine geçerek Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu bölgelerindeki güvenlik ve istikrar dengelerini doğrudan etkilediğine dikkati çeken Abdi, çünkü Türkiye'nin Somali'deki varlığının, Kızıldeniz çevresindeki mevcut gerilimlerden ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini ve bu rolün, bölgesel ve uluslararası güçler arasında büyük bir rekabetin yaşandığı bölgede, güç dengesinin yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacağını vurguladı.

Çıkarların korunması

Ankara ile Mogadişu arasında 2024 yılının şubat ayında imzalanan ekonomik ve askeri iş birliği anlaşmasının, Türkiye'nin Somali'ye, egemenliğine yönelik yabancı müdahale dahil olmak üzere her türlü acil tehdide karşı karasularını savunmasında yardım etme yükümlülüğünü öngördüğünü, ayrıca korsanlık ve kaçakçılıkla ilgili zorlukların üstesinden gelinmesini de kapsadığını belirten Abdi, buna Türkiye’nin anlaşma hükümleri uyarınca Somali Deniz Kuvvetleri'ni eğitme ve yeniden yapılandırma taahhüdünün yanı sıra Somali Donanması'nın aralarında fırkateynlerin de olduğu Türk yapımı silahlarla donatılmasının dahil olduğunu vurguladı.

Abdi, taraflar arasında imzalanan anlaşmaların Ankara’ya stratejik çıkarlar sağladığını ve bunların arasında Somali’nin karasularında, Aden Körfezi’nde ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’nın girişlerinde etki alanını genişletmenin de yer aldığını belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, Afrika kıtasına ihraç edilen Türk ürünleriyle yüklü ticari gemilerinin güvenliğini garanti altına alıyor, Özellikle Kızıldeniz'de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle, Ankara'nın Cibuti'de bulunan Avrupa güçlerine güvenmek yerine bu bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Ekonomik getiriler

Türkiye ile Somali arasındaki iş birliğinin sadece güvenlik ve askeri alanlarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin bazı araştırma raporlarında tahmin edildiği üzere Somali’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarını çıkarmayı amaçladığı önemli ve umut verici ekonomik anlaşmaların da mevcut olduğunu belirten Somalili analiste göre bunlardan biri, Somali'nin karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve gaz rezervine sahip olabileceğini belirten ABD hükümetine bağlı bir rapor. Bu durum, Ankara'yı bu önemli alanda yatırım yapmak üzere münhasır anlaşmalar imzalamaya teşvik etti ve bu anlaşmalar kapsamında ekonomik getirilerin yaklaşık yüzde 30'unu elde etmesini sağladı.

Türkiye’nin Somali’deki petrol ve doğalgaz çıkarımı konusundaki başarısının, mevcut ittifakları yeniden düzenleyeceğini ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel dengeleri yeniden şekillendireceğini değerlendiren Abdi, enerji keşiflerinin, bölgedeki çatışmaların gerekçesini azaltacağını ve özellikle komşu ülke Etiyopya ile olan gerginliği hafifleteceğini öngörüyor. Çünkü bu, Etiyopya'nın dünyanın diğer bölgelerinden Cibuti Limanı üzerinden ithalat yapmak yerine, sınırlarına yakın enerji kaynaklarına bağımlı hale gelmesi için geniş alanlar açacak, bu da kara ile çevrili bir ülke olarak üstlendiği ithalat ve transit masraflarını azaltacaktır.

Abdi yaptığı değerlendirmede, Ankara ile Mogadişu arasında var olan siyasi, askeri ve ekonomik bağların, Somali'nin birliği ve egemenliğiyle ilgili zorlukları önlemek amacıyla kısa sürede oluşturulan bir stratejik ittifak olarak tanımlanabileceğini, buna karşın uluslararası deniz trafiğinin en önemli koridorlarından biri olan bu bölgede Türkiye'nin etkin ve güçlü bir varlığa sahip olmasını sağladığını belirterek sözlerini noktaladı.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.