TBMM Genel Kurulu'nda Irak ve Suriye tezkeresi görüşmeleri... Akar: Bu savaş değil barış tezkeresidir

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır" dedi

Hulusi Akar (AA)
Hulusi Akar (AA)
TT

TBMM Genel Kurulu'nda Irak ve Suriye tezkeresi görüşmeleri... Akar: Bu savaş değil barış tezkeresidir

Hulusi Akar (AA)
Hulusi Akar (AA)

TBMM Genel Kurulu'nda, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin, "Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır. Bu bir savaş tezkeresi değil, barış tezkeresi." dedi.

Görüşmelerde, Saadet Partisi Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Suriye'nin, cumhuriyet tarihinin en büyük güvenlik meselesi olduğunu ve bu noktaya gelmesine iktidarın tutarsızlıklarının sebebiyet verdiğini öne sürdü.

Şimdi bir karar vermek zorunda olduklarını anlatan Kaya, "Türkiye güvenliğini nasıl sağlayacak, Türkiye bu problemleri nasıl aşacak, onu konuşuyoruz. İdlib'de 4 milyon insan yaşıyor ve Türkiye'nin bir kişi daha yeni bir sığınmacı, göçmen dalgasına tahammülü yok. Böyle bir durumda bizim oradaki istikrarı, oradaki bütün güçlerin oradan çekilmesini temin edecek, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünün yeniden konuşulabileceği ve gerçek manada Suriye ile bizim aramızdaki sınırın güvenli hale geldiği bir ortamı ifade etmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"CHP açısından izaha muhtaç bir çelişkidir"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Türk milletinin varlığının ve birliğinin muhafaza edilmesi, vatandaşların huzur ve güven içinde yaşaması için Türkiye'nin, güney hattının tamamındaki tüm terör unsurlarını yok etmek mecburiyetinde olduğunu ifade ederek, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) gerek Irak'ın gerekse Suriye'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği askeri operasyonlar meşrudur, mecburidir, vazgeçilmezdir." diye konuştu.

İktidarın dış politikasındaki yanlışlıklar nedeniyle ortaya çıkan kötü sonuçları Mehmetçiğin gücüyle sahada telafi etmek mecburiyetinde kaldığını dile getiren Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

İYİ Parti ve Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 'Suriye’nin kuzeyindeki terör tehdidine karşı tek bir parti vardır o da Albayrak partisidir' diyerek bölgedeki askeri operasyonlara destek vermiştir. Şanlı Türk ordusunun, büyük bir mücadele ve fedakarlıkla şehitler vererek PKK'dan temizlediği bu bölgelerden geri çekilmesi asla mümkün değildir. Suriye’nin kuzeyinde ağır silahlarla donatılmış 100 bin kişilik bir terör ordusu mevcutken, Suriye'de bir terör tehdidi yokmuş gibi hareket etmek, Mehmetçiğimizin canı ve kanıyla teröristlerden temizlediği bölgelerden geri çekilelim demek büyük bir gaflet ve dalalettir. Suriye'nin kuzeyinde merkezi otorite yeniden ve tamamen tesis edilinceye kadar TSK bölgede varlığını sürdürecek ve milli güvenliğimizi tehdit eden unsurlar temizlenecektir. İşte bu gerekçeyle biz İYİ Parti olarak Irak-Suriye tezkeresine dün olduğu gibi bugün de 'evet' oyu vereceğiz.

Dervişoğlu, tezkereye ilişkin CHP yöneticilerinin açıklamalarını da eleştirerek, "2015 yılından itibaren TBMM'ye gelen tüm Irak-Suriye tezkerelerinde 'yabancı silahlı kuvvetler' ibaresi bulunmasına rağmen, benzer tezkerelere 2015, 2017 ve 2019'da 'evet' oyu vermek, 2021'de 'hayır' demek ve şimdi de 'hayır' denileceğini söylemek CHP açısından izaha muhtaç bir çelişkidir. Ben CHP'nin 2015-2021 arasındaki tüm Irak-Suriye tezkerelerine, içinde 'yabancı kuvvetler' ifadesi olduğu halde okumadan 'evet' oyu vermesini ihtimal dahilinde görmüyorum." ifadelerini kullandı.

"Tezkereye açık ve net desteklerimizi ifade ederiz"

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk ve anlaşmalardan elde ettiği hak ve hukukla hareket ederek terörün nereden, kimden ve hangi nedenle gelirse gelsin; yerinde müdahale etme meşru savunma hakkını kullanmaya devam edeceğinin altını çizdi.

Yıllarca terör bataklığı haline gelmiş Irak ve Suriye'nin kuzeyinde kuluçkada bulunan her türlü terörle mücadele konusundaki azim ve kararlılığın sürdüğünü anlatan Aydın, şöyle devam etti:

Türk milletinin ve vatanının ilelebet payidar kalmasına matuf bu kutlu yürüyüşü zaman zaman sekteye uğratıp engelleme girişiminde bulunacak dahili ve harici bedhahlar da mutlaka olacaktır. Onların bu girişimleri zaman zaman gaflet ve dalalet sınırlarını aşıp ihanete kadar varabilecektir. Bu ihanetin daha kabul edilemez yansıması ise Gazi Meclisimizin kutlu çatısı altında, bu aziz milletin seçerek sağladığı her türlü maddi ve manevi imkanları tepe tepe kullanmakta hiçbir beis görmeyip, söz konusu bu millete ve değerlerine aidiyet olunca her türlü kin, nefret ve öfke nöbeti eşliğinde, milletimizin elleri kınalı evlatlarının peygamber ocağı diyerek kutlu yuva kabul ettiği ve bütün dünyanın barışın teminatı görüp gıpta ile seyrettiği TSK'yı fütursuzca soykırımcı veya işgalci iftiralarıyla yaftalamalarıdır. Bin yıllık kutlu mazisi boyunca yaşadığı her türlü mücadele, kriz ve savaşta olduğu gibi bugün de çeşitli ulusal ve uluslararası misyonlarda üstlendiği görev ve sorumlulukların ifasında yüksek ahlaki hassasiyeti gereği her zaman hakkın, hukukun, barışın teminatı olmayı başaran kahraman Mehmetçik, Afrika’dan Asya’ya ve Orta Doğu'ya geniş bir yelpazede özlenen, istenen ve beklenen olmuştur. Bunun en canlı göstergesi Afganistan, Somali ve Kosova'daki varlıklarıdır. Allah hepsini korusun ve kanatları altına alsın. MHP olarak bölgede ve ülkemizdeki güven, huzur ve barışın teminatı özelliği taşıyan söz konusu tezkereye açık ve net desteklerimizi ifade ederiz.

"Tezkereye onay vermek Türkiye'ye ihanettir"

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, bugün görüşülen tezkerenin TBMM'ye ilk olarak 2007 yılında geldiğini ve o dönemde TSK'nın Irak'ta sınır ötesi operasyonlar yapabilmesi için "evet" oyu verdiklerini belirterek, "Nitekim, 2012 yılına kadar partimizin tezkereye desteği devam etti. Ta ki bu tezkere metnine tartışmalı biçimde 'Suriye' ifadesi eklenene kadar." dedi.

Tezkere metninde Türkiye Cumhuriyeti'nde yabancı askerlerin görevlendirileceğine dair bir ifade olduğunu ve tüm kamuoyunun bu askerlerin kim olduğunu sorguladığını aktaran Tan, "Hangi ülke Türkiye'ye terörle mücadelede destek verecek? Türkiye dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden birine sahipken kimden hangi gerekçeyle terörle mücadelede yardım isteniyor? Böyle bir durumun Türkiye’nin uluslararası itibarına ne kadar zarar verebileceğini hesaba kattınız mı? Türkiye'yi terörle mücadele gibi ülke güvenliğinin en hayati konusunda kendi kendine yetmeyen bir ülke gibi göstermenizin gerekçesi nedir? Bunun yanında merak ettiğimiz bir başka soru da hangi ülkeden, hangi ayırt edici özelliklere sahip askerlerin geleceğidir?" sorularını yöneltti.

"TBMM'de, hangi ülkeden, hangi yetenek ve kabiliyetteki askerleri Türkiye'ye getirmek istediğinizi açık ve seçik belirtmediğiniz bir tezkereye onay vermek Türkiye'ye ihanettir." ifadesini kullanan Tan, "Bu şartlar altında Türkiye’de yabancı asker postalı istemediğimizi vurguluyor, terörle mücadeleye hiçbir katkısı olmayacak, sadece sizin ideolojik ve popülist politikalarınıza, külhanbeyliğini çağrıştıran söylem ve tutumunuza meşruiyet sağlayacak bu tezkere metnine onay vermeyi reddediyoruz." diye konuştu.

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, halkların yüzlerce yıl bir arada ve barışçıl yaşama deneyimine sahip olduğu bir coğrafyada huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı çözümü esas almak olduğunu söyleyerek, "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil, halkların ve bir arada barışçı demokratik yaşamın tarafındayız. Demokratik ve barışçı yaşamı bu topraklara hakim kılmanın her zamankinden daha güçlü bir şekilde kendisini dayattığını düşünüyoruz. O nedenle Irak-Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceğimizi belirtmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

"Yabancı unsurların Türkiye'ye gelmesi kesinlikle söz konusu değil"

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, terörle mücadelede komşu ülkelerin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını, tek amacın Türkiye'nin güvenliği olduğunu vurguladı.

ABD ve bazı ülkelerin Suriye'nin kuzeydoğusundaki varlığı ve harekatının, terörle mücadeleye zarar verdiğine dikkati çeken Akar, her türlü engellemeye rağmen terör koridorunun parçalanması sayesinde şu anda daha karışık, yoğun ve farklı oluşumlarla mücadele etmek zorunda kalmadıklarını belirtti.

Müttefiklerden, Türkiye'nin hassasiyetlerine saygı duymalarını, varılan mutabakatlara uymalarını, bölgede terör örgütleriyle değil müttefik olan Türkiye'yle işbirliği yapmalarını beklediklerinin altını çizen Akar, "Türkiye'nin terörle mücadelesi aynı zamanda Avrupa ve NATO'yu da göçe ve teröre karşı korumaktadır." dedi.

"Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır. Bu bir savaş tezkeresi değil, barış tezkeresi." diyen Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye her zaman barışçıl bir politika izlemeyi ve diyalog yoluyla sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Ancak ulusal güvenliğimizi tehdit eden durumlarda gerekli tedbirleri almamız ve gerektiğinde askeri müdahalelerde bulunmamız da bir zorunluluktur. Sayın milletvekillerinin oylarıyla bu tezkere bu tür durumlar için bir yetki niteliğinde olacaktır. 'Biz savaşa hayır diyoruz' diyorsunuz, bizim savaşla alakamız yok, yaptığımız şey, terörle mücadele, bunun altını çizmek istiyorum. Bu bir barış tezkeresi.

Yabancı ülke askerlerinin Türkiye'deki üslerde bulunması meselesinde de çok fazla bilgi kargaşası ve yanlışlığın olduğuna işaret eden Akar, şunları kaydetti:

2014’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu kurulmuştur ve buna bağlı birleşik, müşterek görev kuvveti teşkil edilmiştir. Kurulan bu koalisyona dünyada 80 ülke katılmıştır, bunlardan biri de biziz. Bu ülkeler DEAŞ'la mücadeleye bir şekilde personel, silah, araç gereç, üs, liman, hava sahası katkısı sağlıyorlar. Tamamen bizim izin ve kontrolümüzde İncirlik ve Diyarbakır hava üsleri ile insani yardım, lojistik destek bakımından İskenderun Limanı kullanılmıştır. Bunlar da sadece 2019'a kadar kullanılmıştır. 2019'dan beri kullanılmıyor, gelen giden yok. Kime karşı mücadele ediyorsunuz? Kime karşı göğsünüzü siper ediyorsunuz? Herhangi bir şekilde yabancı unsurların Türkiye'ye gelmesi kesinlikle söz konusu değil, böyle bir şey yok. DEAŞ'la mücadele konusunda 80 üye ülkeden kimi hava sahasını kullandı kimi benzin ikmali yaptı kimi insani yardım getirdi ve bu da 2019'a kadar oldu. 2019’dan sonra yok böyle bir şey; bunun açık ve net bilinmesi lazım.

CHP ile İYİ Parti arasında tezkere tartışması

Konuşmaların ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu'nun CHP ile ilgili sözlerine yanıt verdi.

CHP olarak tavırlarının muhalefete muhalefet etmek olmadığını, daima iktidarın yanlışlarını eleştirip, iktidara muhalefet ettiklerini dile getiren Köksal, "Türkiye topraklarında yabancı asker postalı istemiyoruz. Yabancı asker postallarına bu ülkenin topraklarını çiğnetmeyeceğiz. Bu yabancı askerler kim? ABD, Rusya olmayacağı açık. Zaten 3 milyondan fazla Suriyeli göçmene ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. Şimdi de yabancı asker diyorsunuz. Yabancı askerden kastınız Özgür Suriye Ordusu mu? Nasıl bir tehdit algısı var ki TSK, polis ve jandarma kuvvetlerinin yetersiz olabileceğini ve gerekirse dışarıdan yardım alabileceğini ima ediyorsunuz." diye konuştu.

Köksal'ın açıklamalarına cevap veren İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu da muhalefete muhalefet etmediklerini, sadece bir durum tespiti yaptıklarını ifade etti.

Dervişoğlu, "Muhalefet yanlış bir iş yaparsa muhalefete de muhalefet ederim. Benim muhalefet etmediğim bu milletin asli değerleridir, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüdür, bu ülke üzerinde yaşayan insanların bağımsızlığı ve hürriyetidir. O sebeple dün 'evet' dediğiniz tezkereye bugün 'hayır' demeniz halinde ortaya çıkan çelişkiyi değerlendirmek gibi bir hakkım var. Buna gönül koymaya, kızmaya, 'muhalefete muhalefet' gibi bir değerlendirmede bulunmaya hiç gerek yok. Muhalefete muhalefet etmem ama bu devlete, millete, cumhuriyete muhalefet edene muhalefet etmek benim asli görevlerimin arasındadır." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi için oylamaya geçildi. Genel Kurul'da 521 milletvekilinin katıldığı oylamada 357 "evet", "164" hayır oyu kullanıldı.

Öte yandan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de tezkerenin görüşmelerini Genel Kurul'da takip etti.

Görüşmeler sırasında Yeşil Sol Parti milletvekillerinin sıralarında "savaşa hayır" yazılı dövizlerin yer aldığı görüldü.



İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Hişam el-Meyani

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, özellikle İran savaşı ve bölgede yaşanan istikrarsızlıkların gölgesinde askeri iş birliği alanında giderek güçlendiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'de de dikkatle izlenirken, bazı İsrailli çevreler Kahire ile Ankara arasındaki artan askeri koordinasyonun "bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek silah anlaşmalarını da kapsayabileceği" yönünde uyarılarda bulunuyor.

Mısırlı uzmanlar ve emekli askerî yetkililer ise iki ülke arasındaki iş birliğinin saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğunu ve İran savaşı sonrasında ortaya çıkan bölgesel değişimlere karşı güç dengelerini korumayı hedeflediğini belirtiyor.

İsrail'in Maariv gazetesi, ABD istihbaratının, Mısır ve Türkiye'nin geniş kapsamlı bir askerî iş birliğini sessiz şekilde geliştirdiğine dair olağan dışı faaliyetler tespit ettiğini öne sürdü. Gazetenin pazar günü yayımladığı haberde, bu iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek silah anlaşmalarını içerebileceği ifade edildi.

Haberde, İsrail'in en büyük endişelerinden birinin Mısır Sahil Güvenliği veya Türk hava savunma sistemleriyle ilgili bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi olduğu belirtilirken, bu konuda ileri düzey görüşmeler yürütüldüğünü doğrulayan resmi bir açıklamanın bulunmadığı vurgulandı.

Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Emekli Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasında birçok alanda yakınlaşma yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"İki ülke arasında bir tür ortaklık söz konusu. Askerî alanda özellikle Türk insansız hava araçları (İHA), ortak eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birliği öne çıkıyor. Ayrıca yerli ihtiyaçları karşılamak ve bölgesel pazarlara yönelik satış yapmak amacıyla ortak askerî ürün geliştirme yönünde de bir eğilim bulunuyor."

Abdülvahid, iki ülke arasındaki savunma amaçlı askerî anlaşmaların bölgesel güç dengelerini korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Özellikle İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni koşullarda, ABD'nin Ortadoğu'daki güç dengesini İsrail lehine şekillendirme çabalarına karşı bir denge oluşturulmak isteniyor" dedi.

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği, 2023 yılında diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi ve karşılıklı devlet başkanı ziyaretlerinin ardından belirgin şekilde ivme kazandı. Bu süreçte savunma sanayii alanındaki iş birliği de gelişti; iki ülke "Dostluk Denizi" ortak tatbikatlarını yeniden başlatırken, İHA’ların ortak üretimi konusunda anlaşmaya vardı. Ayrıca Mısır, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN'a katıldı.

Türk savunma sanayiinin önde gelen ürünlerinden Bayraktar İHA'larının modelleri, Kahire'de düzenlenen IDEX 2025 Savunma Sanayii Fuarı'nda sergilenirken, araç ve mühimmatların üzerinde Mısır bayrağı yer aldı.

Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Geçen yıl Ankara'da iki ülke arasında ilk üst düzey askerî toplantı gerçekleştirilirken, ağustos ayında Mısır ve Türkiye dikey iniş-kalkış yapabilen İHA’ların ortak üretimine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ayrıca Türk savunma şirketi HAVELSAN ile Mısır'ın Kadir Fabrikası arasındaki iş birliği kapsamında insansız kara araçlarının (İKA) üretimine başlandı.

Mısırlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Beşir Abdülfettah da iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Her iki ülke de gelişmiş silah sistemlerine erişimde çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.

Abdülfettah, "Mısır ve Türkiye, uluslararası baskılara karşı savunma sanayiinde yerli üretime yönelmek istiyor. Ortak askerî tatbikatlar da aynı hedefe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şubat ayında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire'de bir araya geldiği ziyarette iki ülke arasında askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştı.

Öte yandan İsrail basınında yer alan bazı haberlerde, Mısır-Türkiye iş birliğinin gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla bir "Arap-İslam askerî ittifakına" dönüşebileceği yönündeki kaygılara dikkat çekildi.

Türkiye'nin mayıs ayı sonunda ortaya attığı bölgesel istikrar platformu önerisi de bu tartışmaların devamı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın önerdiği yapıda Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerinin yer alması, belirli şartlar altında İran ve İsrail'in de platforma katılabilmesi öngörülüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dönemin açıklamalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalacağı daha geniş kapsamlı bir "bölgesel istikrar vizyonuna" ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Ulusal güvenlik uzmanı Abdülvahid, Mısır'ın böyle bir girişime olumlu yaklaşacağını ve aktif rol üstlenebileceğini belirterek, "Fiilen bu yapı zaten mevcut. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan arasında düzenli olarak toplanan dörtlü mekanizma bulunuyor. Bu mekanizma, bölgesel barışın güçlendirilmesi ve son dönemde ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesi gibi konularda rol oynuyor" ifadelerini kullandı.

Beşir Abdülfettah ise bölgesel platform fikrinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Avrupa ve Asya'da bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmaları bulunurken, Ortadoğu'da benzer bir yapının eksikliği hissediliyor" dedi.

Abdülfettah, İran savaşı sonrasında bölgenin önemli jeopolitik ve stratejik dönüşümler yaşayacağını belirterek, "Bu nedenle böyle bir platformun gündeme gelmesi son derece gerekli. Ancak yapının siyasi koordinasyonla mı sınırlı kalacağı, askerî iş birliğini de kapsayıp kapsamayacağı ve ortak bir bölgesel güç oluşturup oluşturmayacağı gibi birçok sorunun netleştirilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, söz konusu girişimin ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme çabalarına karşı bir tepki niteliği taşıdığını belirtirken, şu ana kadar Mısır ve diğer bölge ülkelerinden öneriye ilişkin resmi bir tutum açıklanmadığını da ifade etti.


Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “istikrar vizyonu” çerçevesinde daha geniş bir “bölgesel iş birliği platformu” kurulmasının önemine dikkat çekerek, bütün bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurguladı.

Fidan, “modern tarihten ders çıkarılması gerektiğini” belirterek, mevcut koşulların iş birliğini başlatmak için “altın bir fırsat” sunduğunu ifade etti.

Japonya’nın Nikkei Asia gazetesine verdiği ve Türk medyasında da yer alan açıklamalarında Fidan, önerilen bölgesel platformun Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerini kapsayabileceğini, uygun şartlar oluştuğunda İran’ın da bu yapıya katılabileceğini söyledi.

İsrail’in ise ancak 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde sürece katılabileceğini belirten Fidan, “Bu sorun çözüldüğünde İsrail’in güvenliği de bölge ülkeleri tarafından büyük ölçüde desteklenecektir” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca ABD ile İran arasındaki müzakerelerin “kritik bir dönemece” girdiğini ve tarafların olumlu sonuç elde etmeye istekli olduğunu, bir anlaşmanın her zamankinden daha yakın olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı (Reuters)Hürmüz Boğazı (Reuters)

Türkiye’nin, Pakistan’ın iki ülke arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini desteklediğini belirten Fidan, tarafların, “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması sorunu çözülmeden nükleer müzakerelere başlanmaması” yönünde bir yol haritası üzerinde anlaştığını belirtti.

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, bunun enerji ve gıda güvenliği açısından küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı bölge ülkelerinin “Abraham Anlaşmaları”na katılması yönündeki önerisine değinen Fidan, Türkiye’nin 7 Ekim 2023 sonrasındaki gelişmeler karşısında İsrail’le ticareti durdurduğunu hatırlattı.

Fidan, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirerek, insani yardımın Gazze’ye ulaştırılmasının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı ve “İsrail şartları yerine getirirse normalleşmeye dönülebilir” ifadelerini kullandı.

İsrailli bazı yetkililerin Türkiye’yi gelecekte stratejik tehdit olarak göstermesine de değinen Fidan, İsrail’in bölgesel politikalarını eleştirerek, “İsrail kendi iç siyasetinde her zaman bir düşmana ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fidan ayrıca uluslararası toplumun İsrail’in bölgesel ve küresel istikrarı bozmasını daha güçlü şekilde engellemesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)

Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin onay verilmesi halinde Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ülkelerinin de zirveye davet edilmesini istediğini, bu programı organize etmek için NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalıştığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılım ihtimaline ilişkin olarak ise Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerde Trump’ın katılmayacağına dair bir ifade kullanılmadığını, hazırlıkların Trump’ın katılımı varsayımıyla sürdüğünü ifade etti.


Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında telefon görüşmesi gerçekleştiğini açıkladı. Sönmez, yoğunluk nedeniyle daha önce karşılıklı aramaların sonuçsuz kaldığını ancak görüşmenin daha sonra yapıldığını belirtti.

Sönmez, görüşmenin içeriğine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Kemal Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Sayın Özgür Özel’e iletti. Özgür Özel de kendi taleplerinin de bu yönde olduğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Konuyu kendi arkadaşlarıyla değerlendirecek ve ardından Sayın Kılıçdaroğlu’na dönüş yapacak.”

Özel’in bu değerlendirmeyi Parti Meclisi ya da MYK düzeyinde ele alabileceği ifade edildi.

“Yanlış anlaşılma oldu”: Dervişoğlu açıklamasına düzeltme

Kılıçdaroğlu’nun evinin önünde açıklama yapan Sönmez, gün içinde ortaya çıkan bazı yorumların yanlış anlaşıldığını belirtti.

Sönmez, özellikle Müsavat Dervişoğlu ile ilgili aktarılan ifadelerin bağlamından koparıldığını söyleyerek, “Kastımızı tam olarak ifade edemedik. Sorular ve yoğunluk nedeniyle yanlış anlaşılma olmuş olabilir” dedi.

Ayrıca kendisinin “parti sözcüsü” olarak tanımlanmasının da doğru olmadığını vurgulayan Sönmez, “Ben Genel Başkan’ın basın danışmanıyım, parti sözcüsü değilim” ifadelerini kullandı.

Siyasi temaslar ve Kılıçdaroğlu’nun programı

Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun mevcut siyasi temaslarına ilişkin de bilgi verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı ya da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile planlanmış herhangi bir görüşme programı bulunmuyor.

Sönmez, “Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir parti lideriyle ya da siyasetçiyle planlanmış bir görüşme takvimi yoktur” dedi. Buna karşın Kılıçdaroğlu’nun CHP milletvekilleri, belediye başkanları, Parti Meclisi üyeleri, il ve ilçe başkanları ve parti üyeleriyle temas halinde olduğu belirtildi.

Ayrıca Sönmez, “Pek çok milletvekili ve belediye başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nu arıyor ve görüşüyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun sağlık durumu nedeniyle şu an için kamera karşısına geçmesinin beklenmediği, ses tellerindeki rahatsızlık sebebiyle uygun görüldüğünde bir açıklama yapılabileceği ifade edildi. Görüşmelerin ve olası açıklamanın programlanması halinde kamuoyuna önceden bilgi verileceği de aktarıldı.

Independent Türkçe