TBMM Genel Kurulu'nda Irak ve Suriye tezkeresi görüşmeleri... Akar: Bu savaş değil barış tezkeresidir

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır" dedi

Hulusi Akar (AA)
Hulusi Akar (AA)
TT

TBMM Genel Kurulu'nda Irak ve Suriye tezkeresi görüşmeleri... Akar: Bu savaş değil barış tezkeresidir

Hulusi Akar (AA)
Hulusi Akar (AA)

TBMM Genel Kurulu'nda, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi.

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin, "Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır. Bu bir savaş tezkeresi değil, barış tezkeresi." dedi.

Görüşmelerde, Saadet Partisi Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Suriye'nin, cumhuriyet tarihinin en büyük güvenlik meselesi olduğunu ve bu noktaya gelmesine iktidarın tutarsızlıklarının sebebiyet verdiğini öne sürdü.

Şimdi bir karar vermek zorunda olduklarını anlatan Kaya, "Türkiye güvenliğini nasıl sağlayacak, Türkiye bu problemleri nasıl aşacak, onu konuşuyoruz. İdlib'de 4 milyon insan yaşıyor ve Türkiye'nin bir kişi daha yeni bir sığınmacı, göçmen dalgasına tahammülü yok. Böyle bir durumda bizim oradaki istikrarı, oradaki bütün güçlerin oradan çekilmesini temin edecek, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünün yeniden konuşulabileceği ve gerçek manada Suriye ile bizim aramızdaki sınırın güvenli hale geldiği bir ortamı ifade etmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"CHP açısından izaha muhtaç bir çelişkidir"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Türk milletinin varlığının ve birliğinin muhafaza edilmesi, vatandaşların huzur ve güven içinde yaşaması için Türkiye'nin, güney hattının tamamındaki tüm terör unsurlarını yok etmek mecburiyetinde olduğunu ifade ederek, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) gerek Irak'ın gerekse Suriye'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği askeri operasyonlar meşrudur, mecburidir, vazgeçilmezdir." diye konuştu.

İktidarın dış politikasındaki yanlışlıklar nedeniyle ortaya çıkan kötü sonuçları Mehmetçiğin gücüyle sahada telafi etmek mecburiyetinde kaldığını dile getiren Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

İYİ Parti ve Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 'Suriye’nin kuzeyindeki terör tehdidine karşı tek bir parti vardır o da Albayrak partisidir' diyerek bölgedeki askeri operasyonlara destek vermiştir. Şanlı Türk ordusunun, büyük bir mücadele ve fedakarlıkla şehitler vererek PKK'dan temizlediği bu bölgelerden geri çekilmesi asla mümkün değildir. Suriye’nin kuzeyinde ağır silahlarla donatılmış 100 bin kişilik bir terör ordusu mevcutken, Suriye'de bir terör tehdidi yokmuş gibi hareket etmek, Mehmetçiğimizin canı ve kanıyla teröristlerden temizlediği bölgelerden geri çekilelim demek büyük bir gaflet ve dalalettir. Suriye'nin kuzeyinde merkezi otorite yeniden ve tamamen tesis edilinceye kadar TSK bölgede varlığını sürdürecek ve milli güvenliğimizi tehdit eden unsurlar temizlenecektir. İşte bu gerekçeyle biz İYİ Parti olarak Irak-Suriye tezkeresine dün olduğu gibi bugün de 'evet' oyu vereceğiz.

Dervişoğlu, tezkereye ilişkin CHP yöneticilerinin açıklamalarını da eleştirerek, "2015 yılından itibaren TBMM'ye gelen tüm Irak-Suriye tezkerelerinde 'yabancı silahlı kuvvetler' ibaresi bulunmasına rağmen, benzer tezkerelere 2015, 2017 ve 2019'da 'evet' oyu vermek, 2021'de 'hayır' demek ve şimdi de 'hayır' denileceğini söylemek CHP açısından izaha muhtaç bir çelişkidir. Ben CHP'nin 2015-2021 arasındaki tüm Irak-Suriye tezkerelerine, içinde 'yabancı kuvvetler' ifadesi olduğu halde okumadan 'evet' oyu vermesini ihtimal dahilinde görmüyorum." ifadelerini kullandı.

"Tezkereye açık ve net desteklerimizi ifade ederiz"

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk ve anlaşmalardan elde ettiği hak ve hukukla hareket ederek terörün nereden, kimden ve hangi nedenle gelirse gelsin; yerinde müdahale etme meşru savunma hakkını kullanmaya devam edeceğinin altını çizdi.

Yıllarca terör bataklığı haline gelmiş Irak ve Suriye'nin kuzeyinde kuluçkada bulunan her türlü terörle mücadele konusundaki azim ve kararlılığın sürdüğünü anlatan Aydın, şöyle devam etti:

Türk milletinin ve vatanının ilelebet payidar kalmasına matuf bu kutlu yürüyüşü zaman zaman sekteye uğratıp engelleme girişiminde bulunacak dahili ve harici bedhahlar da mutlaka olacaktır. Onların bu girişimleri zaman zaman gaflet ve dalalet sınırlarını aşıp ihanete kadar varabilecektir. Bu ihanetin daha kabul edilemez yansıması ise Gazi Meclisimizin kutlu çatısı altında, bu aziz milletin seçerek sağladığı her türlü maddi ve manevi imkanları tepe tepe kullanmakta hiçbir beis görmeyip, söz konusu bu millete ve değerlerine aidiyet olunca her türlü kin, nefret ve öfke nöbeti eşliğinde, milletimizin elleri kınalı evlatlarının peygamber ocağı diyerek kutlu yuva kabul ettiği ve bütün dünyanın barışın teminatı görüp gıpta ile seyrettiği TSK'yı fütursuzca soykırımcı veya işgalci iftiralarıyla yaftalamalarıdır. Bin yıllık kutlu mazisi boyunca yaşadığı her türlü mücadele, kriz ve savaşta olduğu gibi bugün de çeşitli ulusal ve uluslararası misyonlarda üstlendiği görev ve sorumlulukların ifasında yüksek ahlaki hassasiyeti gereği her zaman hakkın, hukukun, barışın teminatı olmayı başaran kahraman Mehmetçik, Afrika’dan Asya’ya ve Orta Doğu'ya geniş bir yelpazede özlenen, istenen ve beklenen olmuştur. Bunun en canlı göstergesi Afganistan, Somali ve Kosova'daki varlıklarıdır. Allah hepsini korusun ve kanatları altına alsın. MHP olarak bölgede ve ülkemizdeki güven, huzur ve barışın teminatı özelliği taşıyan söz konusu tezkereye açık ve net desteklerimizi ifade ederiz.

"Tezkereye onay vermek Türkiye'ye ihanettir"

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, bugün görüşülen tezkerenin TBMM'ye ilk olarak 2007 yılında geldiğini ve o dönemde TSK'nın Irak'ta sınır ötesi operasyonlar yapabilmesi için "evet" oyu verdiklerini belirterek, "Nitekim, 2012 yılına kadar partimizin tezkereye desteği devam etti. Ta ki bu tezkere metnine tartışmalı biçimde 'Suriye' ifadesi eklenene kadar." dedi.

Tezkere metninde Türkiye Cumhuriyeti'nde yabancı askerlerin görevlendirileceğine dair bir ifade olduğunu ve tüm kamuoyunun bu askerlerin kim olduğunu sorguladığını aktaran Tan, "Hangi ülke Türkiye'ye terörle mücadelede destek verecek? Türkiye dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden birine sahipken kimden hangi gerekçeyle terörle mücadelede yardım isteniyor? Böyle bir durumun Türkiye’nin uluslararası itibarına ne kadar zarar verebileceğini hesaba kattınız mı? Türkiye'yi terörle mücadele gibi ülke güvenliğinin en hayati konusunda kendi kendine yetmeyen bir ülke gibi göstermenizin gerekçesi nedir? Bunun yanında merak ettiğimiz bir başka soru da hangi ülkeden, hangi ayırt edici özelliklere sahip askerlerin geleceğidir?" sorularını yöneltti.

"TBMM'de, hangi ülkeden, hangi yetenek ve kabiliyetteki askerleri Türkiye'ye getirmek istediğinizi açık ve seçik belirtmediğiniz bir tezkereye onay vermek Türkiye'ye ihanettir." ifadesini kullanan Tan, "Bu şartlar altında Türkiye’de yabancı asker postalı istemediğimizi vurguluyor, terörle mücadeleye hiçbir katkısı olmayacak, sadece sizin ideolojik ve popülist politikalarınıza, külhanbeyliğini çağrıştıran söylem ve tutumunuza meşruiyet sağlayacak bu tezkere metnine onay vermeyi reddediyoruz." diye konuştu.

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, halkların yüzlerce yıl bir arada ve barışçıl yaşama deneyimine sahip olduğu bir coğrafyada huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı çözümü esas almak olduğunu söyleyerek, "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil, halkların ve bir arada barışçı demokratik yaşamın tarafındayız. Demokratik ve barışçı yaşamı bu topraklara hakim kılmanın her zamankinden daha güçlü bir şekilde kendisini dayattığını düşünüyoruz. O nedenle Irak-Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vereceğimizi belirtmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

"Yabancı unsurların Türkiye'ye gelmesi kesinlikle söz konusu değil"

Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, terörle mücadelede komşu ülkelerin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını, tek amacın Türkiye'nin güvenliği olduğunu vurguladı.

ABD ve bazı ülkelerin Suriye'nin kuzeydoğusundaki varlığı ve harekatının, terörle mücadeleye zarar verdiğine dikkati çeken Akar, her türlü engellemeye rağmen terör koridorunun parçalanması sayesinde şu anda daha karışık, yoğun ve farklı oluşumlarla mücadele etmek zorunda kalmadıklarını belirtti.

Müttefiklerden, Türkiye'nin hassasiyetlerine saygı duymalarını, varılan mutabakatlara uymalarını, bölgede terör örgütleriyle değil müttefik olan Türkiye'yle işbirliği yapmalarını beklediklerinin altını çizen Akar, "Türkiye'nin terörle mücadelesi aynı zamanda Avrupa ve NATO'yu da göçe ve teröre karşı korumaktadır." dedi.

"Bu tezkere Türkiye'nin milli çıkarlarını koruma ve uluslararası terörle mücadeleye de katkı sağlama amacı taşımaktadır. Bu bir savaş tezkeresi değil, barış tezkeresi." diyen Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye her zaman barışçıl bir politika izlemeyi ve diyalog yoluyla sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Ancak ulusal güvenliğimizi tehdit eden durumlarda gerekli tedbirleri almamız ve gerektiğinde askeri müdahalelerde bulunmamız da bir zorunluluktur. Sayın milletvekillerinin oylarıyla bu tezkere bu tür durumlar için bir yetki niteliğinde olacaktır. 'Biz savaşa hayır diyoruz' diyorsunuz, bizim savaşla alakamız yok, yaptığımız şey, terörle mücadele, bunun altını çizmek istiyorum. Bu bir barış tezkeresi.

Yabancı ülke askerlerinin Türkiye'deki üslerde bulunması meselesinde de çok fazla bilgi kargaşası ve yanlışlığın olduğuna işaret eden Akar, şunları kaydetti:

2014’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu kurulmuştur ve buna bağlı birleşik, müşterek görev kuvveti teşkil edilmiştir. Kurulan bu koalisyona dünyada 80 ülke katılmıştır, bunlardan biri de biziz. Bu ülkeler DEAŞ'la mücadeleye bir şekilde personel, silah, araç gereç, üs, liman, hava sahası katkısı sağlıyorlar. Tamamen bizim izin ve kontrolümüzde İncirlik ve Diyarbakır hava üsleri ile insani yardım, lojistik destek bakımından İskenderun Limanı kullanılmıştır. Bunlar da sadece 2019'a kadar kullanılmıştır. 2019'dan beri kullanılmıyor, gelen giden yok. Kime karşı mücadele ediyorsunuz? Kime karşı göğsünüzü siper ediyorsunuz? Herhangi bir şekilde yabancı unsurların Türkiye'ye gelmesi kesinlikle söz konusu değil, böyle bir şey yok. DEAŞ'la mücadele konusunda 80 üye ülkeden kimi hava sahasını kullandı kimi benzin ikmali yaptı kimi insani yardım getirdi ve bu da 2019'a kadar oldu. 2019’dan sonra yok böyle bir şey; bunun açık ve net bilinmesi lazım.

CHP ile İYİ Parti arasında tezkere tartışması

Konuşmaların ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu'nun CHP ile ilgili sözlerine yanıt verdi.

CHP olarak tavırlarının muhalefete muhalefet etmek olmadığını, daima iktidarın yanlışlarını eleştirip, iktidara muhalefet ettiklerini dile getiren Köksal, "Türkiye topraklarında yabancı asker postalı istemiyoruz. Yabancı asker postallarına bu ülkenin topraklarını çiğnetmeyeceğiz. Bu yabancı askerler kim? ABD, Rusya olmayacağı açık. Zaten 3 milyondan fazla Suriyeli göçmene ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. Şimdi de yabancı asker diyorsunuz. Yabancı askerden kastınız Özgür Suriye Ordusu mu? Nasıl bir tehdit algısı var ki TSK, polis ve jandarma kuvvetlerinin yetersiz olabileceğini ve gerekirse dışarıdan yardım alabileceğini ima ediyorsunuz." diye konuştu.

Köksal'ın açıklamalarına cevap veren İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu da muhalefete muhalefet etmediklerini, sadece bir durum tespiti yaptıklarını ifade etti.

Dervişoğlu, "Muhalefet yanlış bir iş yaparsa muhalefete de muhalefet ederim. Benim muhalefet etmediğim bu milletin asli değerleridir, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüdür, bu ülke üzerinde yaşayan insanların bağımsızlığı ve hürriyetidir. O sebeple dün 'evet' dediğiniz tezkereye bugün 'hayır' demeniz halinde ortaya çıkan çelişkiyi değerlendirmek gibi bir hakkım var. Buna gönül koymaya, kızmaya, 'muhalefete muhalefet' gibi bir değerlendirmede bulunmaya hiç gerek yok. Muhalefete muhalefet etmem ama bu devlete, millete, cumhuriyete muhalefet edene muhalefet etmek benim asli görevlerimin arasındadır." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından, Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi için oylamaya geçildi. Genel Kurul'da 521 milletvekilinin katıldığı oylamada 357 "evet", "164" hayır oyu kullanıldı.

Öte yandan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de tezkerenin görüşmelerini Genel Kurul'da takip etti.

Görüşmeler sırasında Yeşil Sol Parti milletvekillerinin sıralarında "savaşa hayır" yazılı dövizlerin yer aldığı görüldü.



Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Türkiye’den Sincar bölgesinde PKK operasyon sinyali

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
TT

Türkiye’den Sincar bölgesinde PKK operasyon sinyali

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)

Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki Sincar bölgesinde, PKK kalıntılarına yönelik sınırlı bir askeri operasyon düzenleme tehdidinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, pazartesi akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, PKK militanlarının "artık tamamen Irak sorunu haline geldiğini" belirterek, "Egemen bir devlet, topraklarının yasaklı bir grup tarafından işgal edilmesine nasıl izin verebilir?" diye sordu.

Fidan, Haşdi Şabi Güçleri'nin karadan ilerlemesi ve Türk hava desteğini içeren "basit" bir operasyonun iki veya üç gün içinde gerçekleştirilebileceği ihtimaline işaret etti.

Fidan, "Suriye'deki Kürt sorununun Irak boyutu da var" diyerek, "Irak'ın Suriye'de yaşananlardan (SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegre edilmesi anlaşması) ders çıkaracağını ve oradaki geçişi kolaylaştıracak daha akıllı kararlar alacağını" umduğunu ifade ederek, Kürdistan PKK militanlarına atıfta bulundu.