Küresel piyasalarda gözler, Fed Başkanı Powell'ın açıklamalarına çevrildi

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'ın açıklamaları ve yoğun veri gündemine odaklanırken, Fed yetkililerinin gelecek dönem politikalara ilişkin temkinli değerlendirmeleri risk iştahını törpülüyor

(AA)
(AA)
TT

Küresel piyasalarda gözler, Fed Başkanı Powell'ın açıklamalarına çevrildi

(AA)
(AA)

ABD'de dün açıklanan makroekonomik veriler, Fed'in gelecek yılın ilk yarısında faiz indirimine başlayabileceği beklentilerini desteklemeye devam ederken, bugün Fed Başkanı Jerome Powell'ın yapacağı açıklamalardan alınacak sinyallerin varlık fiyatlarında oynaklığı artırması bekleniyor.

ABD'de kişisel tüketim harcamaları ekimde yüzde 0,2 artış kaydetti. Fed'in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, aynı dönemde aylık bazda yüzde 0,2 ve yıllık bazda yüzde 3,5 ile beklentiler doğrultusunda arttı.

Analistler, kişisel tüketim harcamalarına ilişkin verilerin talepteki soğumaya işaret ettiğini, bu durumun da Fed'in faiz artırım döngüsünde zirveye ulaştığına yönelik beklentileri güçlendirdiğini ifade etti.

ABD'de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı geçen hafta 218 bine yükselirken, söz konusu veri, piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Süregelen işsizlik maaşı başvuru sayısı ise 86 bin kişi artarak 1 milyon 927 bin oldu ve Kasım 2021'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Ülkede, bekleyen konut satışları endeksi ise ekimde yüzde 1,5 azalarak 2001'den sonraki en düşük seviyesini kaydetti.

Analistler, Fed'in ileriye yönelik sıkılaştırma eğilimini ortadan kaldırmak için henüz çok erken olabileceğini anımsatırken, Fed yetkililerinin temkinli açıklamalarının piyasaların yön bulmasını zorlaştırdığını aktardı.

San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, son enflasyon verilerinin cesaret verici olduğunu ancak erken zafer ilan edilmemesi gerektiğini belirtti.

New York Fed Başkanı John Williams da para politikasını bir süre kısıtlayıcı tutmanın uygun olacağını, Fed'in faiz oranı hedefinde zirvede veya zirveye yakın olduğunu kaydetti. Enflasyon baskısı devam ederse Fed'in yeniden faiz artırımına gidebileceğine işaret eden Williams, enflasyonun 2025'te yüzde 2'ye yaklaşacağını söyledi.

Öte yandan, dün Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun günde yaklaşık 900 bin varillik arz kesintisini kabul etmesine rağmen Brent petrolün varil fiyatı, yüzde 3,2 azalışla günü 80 dolardan tamamladı. Şu dakikalarda ise önceki kapanışının yüzde 0,7 üzerinde 80,7 dolarda bulunuyor.

Analistler, söz konusu düşüşün, yatırımcıların bu arz kesintisinin uygulanacağına yönelik şüphelerinin olduğuna işaret ettiğini söyledi.

Altının ons fiyatı, dün yüzde 0,4 azalışla günü 2 bin 36 dolardan tamamlarken, şu sıralarda önceki kapanışına göre yüzde 0,2 yükselişle 2 bin 40 dolar seviyesinden işlem görüyor.

Dolar endeksi, dün yüzde 0,7 artışla günü 103,5 seviyesinden tamamlamasına karşın aylık bazda yüzde 3 azalışla son 1 yılın en sert aylık düşüşünü kaydetti.

New York borsasında dün teknoloji hisselerindeki düşüş dikkati çekti. Uzun zamandır beklenen Cybertruck'ın ilk teslimatları için ABD'nin Texas eyaletindeki fabrikasında etkinlik düzenleyen Tesla'nın hisseleri yüzde 2'ye yakın değer kaybetti.

İşlem gününü, Nvidia hisseleri yüzde 3, Alphabet hisseleri yüzde 2 ve Meta hisseleri yüzde 1,5 kayıpla tamamladı.

Beklenenden iyi kazanç ve gelir bildiren bulut yazılım şirketi Salesforce'un hisselerinde gerçekleşen yüzde 10'a yakın artış, Dow Jones endeksinin pozitif seyrinde etkili oldu.

New York borsasında dün Nasdaq endeksi yüzde 0,23 azalış kaydederken, S&P 500 endeksi yüzde 0,38 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,47 artış kaydetti. ABD'de endeks vadeli kontratlar, yeni güne karışık seyirle başladı.

Avrupa borsalarında dün alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, bugün bölge genelinde açıklanacak Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri yatırımcıların odağına yerleşti.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, dün Brüksel'de düzenlenen Avrupa Parlamentosu (AP) Ekonomik ve Mali İşler Komitesi'nin "Parasal Diyalog" başlıklı oturumunda gerçekleştirdiği konuşmada, enflasyonun gerilemeye devam ettiğini ancak halen çok uzun süre yüksek kalmasının beklendiğini söyledi.

ECB'nin, son toplantısında faiz oranlarını 25 baz puan artırma kararı aldığını anımsatan Lagarde, faiz oranlarının yeterince uzun bir süre mevcut seviyelerde sürdürülmesi halinde enflasyon hedefinin yakalanabileceğini belirtti.

Öte yandan, dün açıklanan verilere göre, Avro Bölgesi'nde işsizlik ekimde yüzde 6,5 seviyesini korurken, aynı dönemde Almanya'da işsizlik oranı yüzde 5,8'den yüzde 5,9'a yükseldi.

Dün yüzde 0,8 azalışla 1,0884 seviyesinden günü tamamlayan avro/dolar paritesi, kasımda aylık bazda yüzde 2,9 artışla son 1 yılın en güçlü yükselişini gerçekleştirdi. Parite, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 1,0910 seviyesinde bulunuyor.

Dün Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,30, İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,16, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,59 ve İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,41 artış kaydetti. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.

Asya piyasaları yeni günde negatif bir seyir izlerken, Çin'de açıklanan Caixin imalat sanayi PMI'ın beklentileri aşması ekonomik aktiviteye ilişkin endişeleri sınırlı da olsa azalttı.

Çin'de kasım Caixin imalat sanayi PMI, 50,7 ile öngörüleri aşarken, Japonya'da işsizlik oranı yüzde 2,6'dan yüzde 2,5'e geriledi.

Öte yandan, dolar/yen paritesi dün yüzde 0,6 artışla 148,2 seviyesinden günü tamamlarken, kasımda aylık bazda yüzde 2,3 düşüşle son 1 yılın en kötü aylık performansını sergiledi. Parite, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,1 altında 148,1 seviyesinde bulunuyor.

Kapanışa yakın, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,6, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,1 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,9 azalış kaydetti.

Yurt içinde, dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,76 değer kaybıyla 7.948,60 puandan tamamladı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), dün Türkiye'de son dönemdeki politika düzenlemeleri nedeniyle takvim dışı değerlendirmeye giderek ülkenin kredi görünümünü revize etti. S&P, Türkiye'nin kredi notunu "B" olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü "durağan"dan "pozitif"e çevirdi.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankacılık sistemini, Türk lirasını (TL) cazip kılacak şekilde dönüştüren adımlarına kararlılıkla devam ederken, TCMB'nin konuya ilişkin tebliğleri, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, bankalar, döviz dönüşümlü kur korumalı hesaplara politika faizinin altında faiz verebilecek ancak bu oran, politika faizi olan 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 85'inden daha düşük olamayacak. Böylece standart TL mevduat desteklenirken döviz dönüşümlü kur korumalı mevduata verilen faizin cazibesi azaltılacak.

Dolar/TL, dün yüzde 0,2 azalışla günü 28,8699'dan kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 28,9060 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde imalat sanayi PMI, yurt dışında ise Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmelerinin yanı sıra dünya genelinde imalat sanayi PMI verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 8.000 ve 8.100 seviyelerinin direnç, 7.900 ve 7.800 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, kasım ayı imalat sanayi PMI

11.55 Almanya, kasım ayı imalat sanayi PMI

12.00 Avro Bölgesi, kasım ayı imalat sanayi PMI

12.30 İngiltere, kasım ayı imalat sanayi PMI

17.45 ABD, kasım ayı imalat sanayi PMI

19.00 ABD, Fed Başkanı Powell'ın konuşması



Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.


İkinci el araba analizi: Elektrikli araçlar önde

BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
TT

İkinci el araba analizi: Elektrikli araçlar önde

BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)
BMW iX, anket kapsamında incelenen tüm kullanılmış araçlar arasında sıfır arıza bildiren üç BMW ve 4 diğer otomobilden biriydi (BMW)

Önde gelen bir araç muayene firmasının çok daha az arıza tespit etmesiyle elektrikli arabalar, ikinci el araç satın alımında en güvenli seçenek çıktı.

ClickMechanic'in 240 bin satın alma öncesi araç muayenesi üzerine yaptığı analiz, ankete dahil edilen 7 bin 365 elektrikli aracın sadece yüzde 1,51'ine "kötü" notu verildiğini, buna karşılık incelenen tüm benzinli ve dizel modellerin yüzde 7,48'inin kötü olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Lüks SUV'lerin özellikle sorunlu çıktığı anlaşılıyor.

7 elektrikli araç yüzde 0 kötü not aldı; bu da BMW i4, BMW iX, BMW iX3, Kia EV9, MG5, Polestar 2 ve Volkswagen ID.3 modellerinde hiçbir arıza bulunmadığı anlamına geliyor. Anketteki en kötü elektrikli araç, yüzde 6,77'lik kötü notuyla Tesla Model 3 oldu. Yine de bu oran, benzinli ve dizel araçların ortalama kötü notunun epey altında.

sdgbhy
Ankete katılan elektrikli araçlar arasında Tesla Model 3, ortalama "kötü" puanlamada en zayıf performansı gösterse de benzinli ve dizel modellerin ortalamasından daha iyiydi (Steve Fowler)

Ölçeğin diğer ucundaysa yüzde 26,4'lük kötü puanlama oranıyla BMW X5 yer aldı. Onu sırasıyla Citroen Relay van (yüzde 23,7), Mercedes-Benz C-Serisi (yüzde 21,1), BMW 3 Serisi (yüzde 21) ve Ford Focus (yüzde 20,6) izledi.

ClickMechanic CEO'su Andrew Jervis şunları söyledi:

Denetim verilerimiz, ikinci el araç pazarında farklı modeller arasında ne kadar çok farklılık olabileceğini vurguluyor. Bazı yeni elektrikli modeller kontrollerimizde güçlü performans gösterirken, bazı eski, daha karmaşık araçlarda ciddi arıza oranları önemli ölçüde daha yüksek.

ClickMechanic araştırması ayrıca, Britanyalıların yüzde 15'inin arızalı bir araba sattığını ve yüzde 4'ünün de alıcılara olası bir sorun hakkında bilgi vermediğini ortaya koydu.

Jervis, "Araştırmalarımız, her yıl milyonlarca arızalı aracın el değiştirdiğini ve tüm sorunların paylaşılmadığını gösteriyor" dedi.

İşte bu yüzden satın alma öncesi muayeneler daha yaygın hale geliyor. Özellikle genç alıcıların kendilerini korumak için ekstra adımlar attığını görüyoruz. Birçok durumda, bir muayene sadece ciddi arızaları tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda alıcılara satış fiyatından yüzlerce pound indirim isteme gücü de veriyor.

ClickMechanic'e göre, ikinci el araç alıcılarının yüzde 27'si profesyonel bir satın alma öncesi muayene için ödeme yapıyor; bu oran genç alıcılarda yüzde 44'e, Londra'da ise yüzde 50'ye yükseliyor. Bu da herhangi bir bölge için en yüksek oran.

Otomotiv endüstrisi ticaret kuruluşu SMMT'nin son rakamlarına göre, ikinci el elektrikli araç satışları 2025'te yüzde 45 artarak, toplam ikinci el araç satışlarını art arda üçüncü yıl yükseltti ve geçen yıl toplam 7 milyon 807 bin 872 ikinci el araç işlemi gerçekleşti.

Independent Türkçe


Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”