"Anarko-kapitalist" Arjantin lideri, ülkeyi yapay zeka devi yapabilecek mi?

"Bunun için gerekli her şeye sahibiz"

Milei, nüfusun yüzde 40'ının yoksulluk sınırı altında yaşadığı Arjantin'de enflasyonu bitirme vaadiyle seçilmişti (Reuters)
Milei, nüfusun yüzde 40'ının yoksulluk sınırı altında yaşadığı Arjantin'de enflasyonu bitirme vaadiyle seçilmişti (Reuters)
TT

"Anarko-kapitalist" Arjantin lideri, ülkeyi yapay zeka devi yapabilecek mi?

Milei, nüfusun yüzde 40'ının yoksulluk sınırı altında yaşadığı Arjantin'de enflasyonu bitirme vaadiyle seçilmişti (Reuters)
Milei, nüfusun yüzde 40'ının yoksulluk sınırı altında yaşadığı Arjantin'de enflasyonu bitirme vaadiyle seçilmişti (Reuters)

Fransız haber ajansı AFP, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin yapay zeka alanındaki hedeflerini masaya yatırdı. 

Milei, Amerika kıtasında yapay zeka kullanımının en az olduğu ülkeler arasında yer alan Arjantin'i bu alanda "dünya lideri" konumuna getirmek istiyor. 

53 yaşındaki devlet başkanı, yoksullukla ve enflasyonla mücadele eden Arjantin'in yapay zeka alanında büyük bir güç olabileceğini savunarak şunları söylüyor:

Yapay zeka alanında bir merkez haline gelebilmek için her şeye sahibiz. İnsan kaynağımız var. Burada kaç gencin kodlamayla uğraştığını tahmin bile edemezsiniz.

Analizde, kendisini "anarko-kapitalist" diye niteleyen liderin, bunu başarmak için yabancı yatırımcıları ülkeye çekmeye çalıştığı ifade ediliyor. 

Milei, haziranda "Büyük Yatırımlar için Teşvik Düzenlemesi" (RIGI) yasasını parlamentodan geçirmişti. Yasa, ülkeye yapılacak 200 milyon doları aşan yatırımlara 30 yıl boyunca vergi, gümrük ve kambiyo kontrol avantajları sunuyor.

Diğer yandan geçen yıl aralıkta göreve geldiğinden beri Milei, ülkenin bütçe açığını azaltmak için aşevlerinden sanat ve kültür etkinliklerine kadar birçok alanda ciddi kamu fonu kesintileri yapmıştı. Bu reformlara tepki olarak binlerce kişi sokağa inmiş ve güvenlik güçleriyle eylemciler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştı.

Bilgi teknolojisi alanında eğitim sağlayan yapay zeka destekli Constana platformunun kurucusu Tomas Porchetto, şu değerlendirmeyi paylaşıyor: 

Arjantin rekabet gücünü artırmak ve geride kalmamak istiyorsa yapay zekaya ihtiyacı var.

Arjantin Yapay Zeka Derneği Başkanı Alexander Ditzend, ABD'ye yaptığı ziyaretler sırasında Milei'nin Mark Zuckerberg ve Elon Musk gibi teknoloji liderleriyle bir araya geldiğini hatırlatarak, devlet başkanının potansiyel yatırımcılara Arjantin'i "neredeyse dünyadaki son gerçek liberal ülke" olarak tanıttığını söylüyor. 

Buenos Aires yönetiminden geçen ay yapılan açıklamada, "ileride işlenebilecek suçların önlenmesi için" geçmiş verilerin analizini kullanacak yapay zeka tabanlı bir sistem oluşturulacağı duyurulmuştu. 

Fakat Birleşik Krallık merkezli Af Örgütü, bu tür sistemlerin "algoritmik önyargıyla" hareket ederek belirli gruplara yönelik ayrımcılığa yol açabileceğine dikkat çekmişti. Örgütün Arjantin direktörü Mariela Belski şunları söylemişti: 

Kapsamlı gözetleme teknolojileri ifade özgürlüğünü etkiliyor. Bu sistemler yorum yaptıkları, paylaştıkları veya yayımladıkları her şeyin güvenlik güçleri tarafından izlendiğinden şüphelenen kişileri otosansüre itiyor.

Analizde, Milei'nin koyduğu hedeflere rağmen Arjantin'in "katetmesi gereken uzun bir yol olduğu" belirtiliyor. 

Hollanda merkezli insan kaynakları şirketi Randstad'ın temmuzda yayımladığı araştırmada, Arjantinlilerin sadece yüzde 13'ünün işlerinde düzenli olarak yapay zeka kullandığı ortaya konmuştu.

New York merkezli düşünce kuruluşu Conference Board'un geçen yıl yayımladığı rapordaysa Arjantin'deki her 10 şirketten sadece birinin yapay zeka kullandığı bildirilmişti.

Independent Türkçe, Guardian, AFP



Lucid yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’daki elektrikli otomobil pazarı güçlü ve hızla artan bir ivme kazanıyor

El-Huber şehrindeki Lucid galerisi (Şirketin resmi internet sitesi)
El-Huber şehrindeki Lucid galerisi (Şirketin resmi internet sitesi)
TT

Lucid yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’daki elektrikli otomobil pazarı güçlü ve hızla artan bir ivme kazanıyor

El-Huber şehrindeki Lucid galerisi (Şirketin resmi internet sitesi)
El-Huber şehrindeki Lucid galerisi (Şirketin resmi internet sitesi)

Mevcut jeopolitik gerilimler ve küresel petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, dünya genelinde elektrikli araç satışlarında dikkat çekici bir artışa yol açtı. Brent petrolün varil fiyatının 120 dolar eşiğini aşması, tüketicilerin satın alma davranışlarını yeniden şekillendirerek, yakıt fiyatlarındaki oynaklıktan uzak, daha istikrarlı ve verimli bir seçenek olarak elektrikli araçlara yönelmelerine neden oldu. Mart ayında, yani bombardımanın başlamasından sonraki ilk dört hafta içinde, Avrupa’nın önde gelen pazarlarında (Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık) yaklaşık 206 bin 200 elektrikli araç satıldı. Bu rakam yıllık bazda yüzde 44’lük artışa işaret ederken, Güney Kore’de satışlar iki katına çıktı, İtalya’da ise yüzde 67 büyüme kaydedildi.

Bu çerçevede, Lucid şirketinin Ortadoğu Bölge Başkanı Faysal Sultan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’daki elektrikli araç pazarının ‘henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen güçlü ve hızlı bir ivme yakaladığını’ belirtti. Sultan, şirketin ülkedeki varlığını genişletmeye devam ettiğini ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinde kademeli büyüme planlarını sürdürdüğünü ifade etti. Bu gelişmelerin, devlet desteği, şarj altyapısının genişlemesi ve sürdürülebilir ulaşıma yönelik tüketici farkındalığındaki artışla hızla şekillenen bir pazar ortamında gerçekleştiğini vurguladı.

dvsvds
Lucid şirketinin Ortadoğu Bölge Başkanı Faysal Sultan (Şarku’l Avsat)

Sultan, elektrikli araç kullanımının hem küresel hem bölgesel düzeyde artmaya devam ettiğini, Suudi Arabistan pazarında da operasyonel temellerin güçlendiğini dile getirdi. Bu dönüşümde, Vizyon 2030 ve Yeşil Suudi Arabistan Girişimi gibi yapısal itici güçlerin önemli rol oynadığını belirten Sultan, yerel üretime yönelik büyük yatırımlar ve şarj altyapısının genişletilmesi sayesinde uzun vadede talebin sürdürülebilirliğine sağlam bir zemin oluşturulduğunu ifade etti.

Elektrikli araçlara geçişin yalnızca talep dinamikleriyle sınırlı olmadığını kaydeden Sultan, bunun aynı zamanda tüketici bilincinde uzun vadeli değer algısına yönelik bir değişimi de yansıttığını söyledi. Toplam sahip olma maliyeti ve evde şarj kolaylığı gibi unsurların öne çıktığını belirten Sultan, şirketin Suudi Arabistan genelinde ücretsiz olarak kullanılabilen 100’den fazla alternatif akım şarj cihazı kurduğunu ve hızlı şarj hizmetlerini genişletme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Stratejik yatırımlar

Bu ivme kapsamında Lucid toplam likiditesini yaklaşık 4,7 milyar dolara çıkararak 2027 yılının ikinci yarısına kadar finansal sürdürülebilirlik sağlamayı başardı. Söz konusu gelişme, şirketin pazartesi günü açıkladığı finansal sonuçlarda yer aldı. Bu mali güçlenme, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’na (PIF) bağlı Ayar Third Investment Company’nin 550 milyon dolarlık imtiyazlı hisse yatırımı ve Uber’in toplam yatırımını 500 milyon dolara yükseltmesinin yanı sıra ek 200 milyon dolarlık taahhüdü içeren stratejik yatırım paketiyle desteklendi.

Bu tür kamu destekli adımlar, şirketin faaliyetlerini güçlendirmeyi hedeflerken, Lucid’in üç aylık gelirleri 282,5 milyon dolar olarak kaydedildi. Ancak bu rakam, Gravity modelinin koltuklarıyla ilgili bir tedarikçide yaşanan teknik sorun nedeniyle teslimatların geçici olarak aksaması sonucu analist beklentilerinin altında kaldı. Teslimatların mart ayında yeniden hız kazanmasına karşın, şirketin net zararı yaklaşık 1,13 milyar dolar olarak açıklandı.

Suudi Arabistan’da üretim artışı

Suudi Arabistan’daki operasyonel faaliyetler kapsamında, 2025 yılının ilk çeyrek sonuçları şirketin ülkedeki tesislerinde 2 bin 212 araç ürettiğini ortaya koydu. Ayrıca 600’den fazla araç sevkiyat aşamasında bulunurken, aynı dönemde 3 bin 109 araç teslim edildi. Bu rakam, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 58,1’lik artışa işaret etti. Şirketin gelirleri 235 milyon dolar olarak kaydedilirken, ABD muhasebe standartlarına göre hisse başına net zarar 0,20 dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, düzeltilmiş bazda hisse başına 0,24 dolarlık zarara kıyasla daha düşük oldu. Lucid, ilk çeyreği toplam 5,76 milyar dolarlık likiditeyle tamamladı.

Operasyonel zorluklar

Teslimat performansına ilişkin olarak Lucid 31 Mart 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin 93 araç teslim ederken, üretim yaklaşık 5 bin 500 adet seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, söz konusu dönemde üretim ile teslimatlar arasında geçici bir operasyonel fark bulunduğuna işaret etti. Sultan, bu farkın Gravity modeline ait tedarik hatlarından birinde yaşanan ve 29 gün süren geçici duruştan kaynaklandığını belirtti. Sorunun, ikinci sıra koltukların kalitesine ilişkin bir problemden doğduğunu ifade eden Sultan, aksaklığın tamamen giderildiğini ve operasyonların normal seyrine döndüğünü vurguladı.

sdvdd
Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ndeki Lucid fabrikası (Şirketin resmi internet sitesi)

Sultan, tedarik zinciri ortamının halen dinamik yapısını koruduğunu ve bu tür zorluklarla başa çıkmanın otomotiv sektöründe iş geliştirme süreçlerinin temel bir parçası haline geldiğini söyledi. Şirket stratejisinin, küresel ölçekte tedarik kaynaklarını çeşitlendirerek, maliyetleri düşürerek ve esnek, dikey entegre bir platform benimseyerek dayanıklılığı artırmaya dayandığını kaydetti.

Geçtiğimiz yıl sektör genelinde manyetik malzemeler, alüminyum ve elektronik çipler alanında üç ardışık kriz yaşandığını hatırlatan Sultan, şirketin mühendislik ekiplerinin esnekliği ve üretim kabiliyetleri sayesinde bu sorunların hızlı şekilde aşıldığını dile getirdi.

Sultan, söz konusu zorlukların talepte bir gerilemeye işaret etmediğini, aksine tedarik zincirine bağlı operasyonel nitelikte olduğunu ve süreçlerin istikrarını güçlendirmeyi, üretim ile teslimatın sürekliliğini sağlamayı hedefleyen proaktif bir yönetim yaklaşımının parçası olduğunu ifade etti.


Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
TT

Roosevelt'ten Avrupa'ya, otomobil fabrikaları askeri sanayiye geri dönüyor

Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)
Paris'in batısındaki Passy semtindeki bir otomobil fabrikasının üretim hattında çalışan bir işçi, 15 Nisan 2026 (AFP)

Nazareth Seferian

ABD, 1940'lı yılların başında İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefiklere destek sağlamak amacıyla askeri üretimini yoğunlaştırırken Başkan Franklin Roosevelt Amerikalılara “Böylece ülkemiz, halkımızın olması gerektiğini ilan ettiği gibi, demokrasinin cephaneliği olacaktır” diye seslenmişti. Bu çaba, diğer sanayi sektörlerinin yanı sıra sivil otomobil üreticilerinin askeri üretime dönüştürülmesini de kapsıyordu. General Motors, M1 Carbine tüfekleri ve M18 Hellcat tank avcılarının, Ford, B-24 Liberator bombardıman uçaklarının ve Cadillac, M5 ile M24 Chaffee hafif tanklarının üretimine katkıda bulundu.

Şimdi 80 yılı aşkın bir sürenin ardından tarih bazı sayfalarını yeniden açıyor gibi görünmektedir. ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ) kısa bir süre önce ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinin General Motors ve Ford'un üst düzey yöneticileriyle görüşerek onlardan askeri üretimdeki rollerini genişletmelerini talep ettiğini haberleştirdi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin geçtiğimiz nisan ayında yaptığı tahmine göre ABD, İran'la yaşanan savaşın ateşkesin öncesindeki otuz dokuz gününde çeşitli temel mühimmat stoklarının yüzde elliden fazlasını tüketti. Bu mühimmatların büyük bölümü kırk ay veya daha uzun teslimat süresi gerektirdiğinden yeni siparişler tüketilen stokları ancak yıllar içinde karşılayabilir. Bu yüzden ABD Başkanı Trump, Pentagon’un tedarik ekibi için mevcut üretim kapasitesini genişletmeye çalışıyor.

Avrupa'nın yeniden silahlanma planı (Readiness 2030) çerçevesinde, 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedefi belirliyor.

Bu yolda ABD yalnız değildir. Avrupalılar da askeri kapasitelerini artırmak amacıyla otomotiv şirketleriyle iş birliği arayışındadır. Peki bu somut olarak nasıl bir görünüm sergiliyor?

Harcamalardaki artışlar

Dünya Bankası verileri, AB ülkelerinin askeri harcamalarını 1960'lardaki gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 4'ü iken 2018 yılında yüzde 1,3'e indirdiğini gösteriyor. O tarihten bu yana bu harcamalar istikrarlı bir şekilde artmaya başladı. Ardından Donald Trump'ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesi, Avrupa Birliği’ni (AB) bu konuda daha hızlı hareket etmeye itti. Askeri harcamalar 2024 yılında yüzde 1,7'ye ulaşırken Avrupa'nın yeniden silahlanma planı ya da diğer adıyla ‘Readiness 2030’ (Hazırlık 2030) çerçevesinde 2030 yılına kadar 800 milyar euroluk ek savunma harcaması hedeflendi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel'deki ‘Savunma Zirvesi’nde AB üyesi 27 ülkenin liderine hitaben, “Avrupa, hiçbirimizin hayatında böyle bir büyüklükte görmediği açık ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Von der Leyen, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Özgür ve egemen bir Ukrayna'nın ve güvenli ve müreffeh bir Avrupa'nın geleceği tehlikede."

fvdfd
Fransa'nın Bourges kentinde, Alman ve Fransız ortak yapımı bir Caesar topçu sistemi, 21 Mart 2025 (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Avrupa’nın planı, AB ülkelerinin savunmanın kamu finansmanını desteklemek amacıyla İstikrar ve Büyüme Paktı'ndaki (İGPa) ulusal istisna maddesini kullanmasını öneriyor. Bu da GSYİH'nin yüzde 1,5'ine eşdeğer ek finansmanın serbest bırakılmasına imkanı tanır.

Bununla birlikte üretim kapasitesinin genişletilmesi yalnızca kararlarla gerçekleşmez; bunun için savunma sektörüne geçişi fiilen yapabilecek fabrikalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu esnekliğe sahip sektörlerin dahil edilmesi mantıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu durum, Çinli elektrikli araç üreticileriyle rekabet etmekte zorlanan Avrupa otomotiv sektörü için müjdeli bir haber niteliği taşıyabilir. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), AB'de üretilen araçların ihracatının 2025 yılında yüzde 43 gerilediğini, buna karşın Çin'in ithalatının artmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Geçtiğimiz yıl ilk kez Avrupa, Çin'de üretilen bir milyondan fazla araç ithal etti. Öte yandan Beyaz Saray'ın 2025 yılında açıkladığı gümrük tarifeleri, Avrupa'dan ABD'ye araç ihracatını yüzde 21,4 oranında düşürdü. Bu ortamda çeşitli Avrupalı üretim şirketleri savunma üretimine geçiş yönünde dikkat çekici adımlar açıkladı. Renault, ocak ayında askeri insansız hava araçları (İHA) geliştirmek amacıyla Turgis Gaillard şirketiyle iş birliği yaptığını duyurdu. Fransız gazetesi La Tribune'a göre bu ortaklık ilk yılında 600 adet taktik insansız hava aracı üretebilir. Fransa Savunma Bakanlığı'nın sonuçları olumlu değerlendirmesi halinde aylık 600 insansız hava aracı üretimiyle on yıllık ve bir milyar euroluk bir sözleşmeye zemin hazırlayabileceği bildirildi. Renault ise mart ayında bu kez Belçika merkezli John Cockerill grubuyla ortaklık kurarak muharebe alanlarında keşif amacıyla tasarlanmış bir insansız kara aracı ya da robotu için prototip geliştirme projesini duyurdu.

NATO üyesi olan Avrupa ülkelerinin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor.

İtalya İşletmeler ve Made in Italy Bakanı Adolfo Urso, geçtiğimiz yıl mart ayında ülkesinin otomotiv ve savunma sektörleri arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik bir sanayi planı başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. Urso, bu sektörler arasındaki iş birliğinin, ülkedeki araç üretiminin düşmesinin beklendiği bir dönemde bileşenler ve üretim alanlarında büyüme fırsatları sunacağına dikkati çekti.

Bundan bir yıl sonra İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, özellikle Ortadoğu'daki hızlı gelişmeler ve uluslararası ortamın bozulması karşısında ulusal güvenliği güçlendirmek amacıyla ülkesinin savunma sanayisinde üretimi hızlandırmaya çağırdı. Aynı süreçte İtalyan savunma şirketi Leonardo, Avrupa'nın önde gelen zırhlı araç üreticilerinden birinin tam sahibi haline gelerek Iveco Group'un savunma birimini yaklaşık 1,6 milyar euroya satın aldı.

vd
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa'da bilinmeyen bir yerde askeri teçhizat üretim fabrikasında çalışan kadınlar, Aralık 1939 (AFP)

Bu anlaşma, KNDS ile birlikte topçu sistemi geliştirme ve AB desteğiyle geleceğin Avrupa tankını tasarlayan MARTE projesine katılım gibi Avrupa ortaklıkları eşliğinde kara sistemleri sektöründeki konumunu güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçasını oluşturuyor.

Almanya, savunma harcamalarını yüzde 24 artırarak 114 milyar dolara çıkarmasıyla kıtanın öncüsü konumunda ve onlarca yıldır ilk kez GSYİH'nin yüzde 2,3'üne ulaşıyor. Son dönemdeki görece kısıtlı harcamaların ardından Almanya bu giderleri borçlanmayla finanse edebiliyor. Fransa gibi diğer Avrupa güçleri içinse bu seçenek oldukça uzak görünüyor.

Alman şirketi Rheinmetall, 2025 yılında otomotiv fabrikalarından ikisini askeri amaçlı üretime yönlendireceğini açıklamıştı. Bu dönüşümün sağladığı mali kazanımlar, şirketi savunma sektörünü daha kapsamlı biçimde keşfetmeye yöneltti. Raporlar, Rheinmetall'ın silah ve mühimmat iş kolunun faaliyet kârının 2024 yılının ilk dokuz ayında neredeyse iki katına çıkarak 339 milyon euroya ulaştığına, buna karşın otomotiv bölümünün kârının yüzde 3,8 gerileyerek 74 milyon euroya düştüğüne işaret ediyor. Şirket, geçtiğimiz nisan ayında 300 milyon euroluk İHA üretimi ve küçük muharebe birimi sistemlerinin modernizasyonunu da kapsayan yaklaşık 1,3 milyar euroluk çok daha büyük bir anlaşmayı Alman hükümetiyle imzaladığını duyurdu. Rheinmetall hissesi, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgali sırasında 148 Euro civarında seyrederken mayıs ayı başlarında bin 380 euronun üzerine fırladı.

Sanayiye etkisi

Bu dönüşümün temel kaygılarından biri, işsizlik üzerinde olumsuz bir etkisi olması. Bir otomobil fabrikasında çalışan işçinin sahip olduğu bilgi ve beceriler, askeri teçhizat üreten bir fabrikadaki benzer bir role otomatik olarak aktarılamaz. Örneğin Osnabrück'teki Volkswagen fabrikası 2 bin 300 kişiye iş olanağı sağlıyor ve şirketin son üretim düşüşlerinin ardından askeri üretime geçmeyi değerlendirdiği bir dönemde bu çalışanların geleceği belirsiz bir hal alıyor. DW Español tarafından kısa bir süre önce yapılan bir haberde fabrikanın İşçi Konseyi Başkanı Jürgen Placke, bu dönüşümün her çalışan için iyi haberler getireceğine fazla güvenmediğini belirtti.

Placke, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hangi yönde ilerleyebileceğimizi, nereye yatırım yapabileceğimizi yakında bilmemiz gerekiyor. İnsanlara işin bitmediğini ve değişimlerin yaşanacağını bildirmeliyiz. Evet, korkmaya gerek olmayacağını umuyorum. Bunu başarabilirsek havanın görece hızlı düzeleceğini düşünüyorum; ama şu an büyük bir endişe söz konusu.”

Analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da iki sektör arasındaki fark on kat olabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma üretiminin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağına işaret ediyor.

Bununla birlikte Ernst & Young (EY) ve DekaBank'ın 2025 yılında yürüttüğü ortak bir araştırma çok daha iyimser bir tablo ortaya koydu. Araştırmanın tahminine göre Avrupa'daki silahlanma ve savunma teçhizatına yönelik yatırımların değer zinciri boyunca bu yatırımların toplam değerini aşan üretim ve hizmet çıktısı yaratacak. Daha somut bir ifadeyle Avrupalı NATO üyesi ülkelerin savunmaya yatırdığı her euro, Avrupa içindeki değer zincirinin farklı sektörlerinde 1,59 ile 1,94 euro arasında üretim hareketliliği yaratıyor. Ayrıca 665 bin ek iş imkanı yaratılması da bekleniyor. Bu gelişme, Avrupalı otomotiv tedarikçilerinin Çin rekabeti nedeniyle kıtada yaklaşık 350 bin otomotiv sektörü işinin kaybedilebileceği konusunda yakın zamanda uyarıda bulunduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Amerikan danışmanlık şirketi Kearney'nin Almanya ofisi, savunma harcamaları GSYİH'nin yüzde 2'sinde kalmaya devam ederse 2030 yılına kadar 163 bin, NATO'nun 2035 hedefi olan yüzde 3'e yükselmesi halinde ise 760 bin nitelikli işçiye ihtiyaç duyulacağına işaret ederek Avrupa'da bir istihdam patlamasının ufukta göründüğüne dikkati çekiyor.

effe
Almanya'nın Unterlüß semtindeki bir mühimmat üretim fabrikasında askeri bir araç içinde çalışan bir işçi, 24 Temmuz 2025 (Reuters)

Bazı durumlarda şirketler çalışanlarını aynı kurum içinde bir alandan diğerine aktarıyor. Rheinmetall'ın 2025 yılında sivil birimlerinden yaklaşık 100 çalışanı savunma sanayine transfer etmesi buna örnek gösterilebilir. Başka durumlarda ise şirketler, başka üreticilere ait fabrikaları ve işçileri devralmaktadır. Kara savunma sistemleri alanında faaliyet gösteren ve Alman KMW ile Fransız Nexter şirketlerinin birleşmesiyle kurulan KNDS, 2026 yılında faaliyetlerini durdurması beklenen Doğu Almanya'daki bir fabrikayı satın almayı planlanıyor.

Fabrika, tren üreticisi Alstom'a ait. Anlaşmanın, burada çalışan 700 işçinin KNDS bünyesinde çalışmaya devam etmesine imkân tanıması bekleniyor.

Stratejik vizyon

Bu dönüşümde stratejik niteliğini ortaya koyan bazı başarı öyküleri de bulunuyor. Almanya'nın Lebach şehrinde yirmi yıldır araç gövdesi üreten FWM şirketi, yıllar önce küçük savunma sektörü sözleşmeleri kabul etmeye başladı ve yakın zamanda çok daha güçlü bir güvenle savunma sanayisine girdi. Bugün savunma teknolojisi şirketin satışlarının yüzde 80'ini oluşturuyor. Şirket hatta diğer otomotiv şirketlerinden gelen yeni çalışanları dahi işe almak zorunda kaldı.

Genel Müdür Thomas Fox, DW News'e verdiği yakın tarihli bir röportajda savunma sektörüne hizmet etmenin büyük avantajlar taşıdığını belirtti. Yerel tedarikçilere her zaman öncelik tanındığını vurgulayan Fox, “Temelde yalnızca Alman şirketlerle rekabet ediyorsunuz. Otomotiv sanayisinde ise rekabet; Çin, Hindistan ve Doğu Avrupa'yı da kapsayan küresel bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.

Daha uzun planlama ufkundan ve bunun sağladığı öngörü kapasitesinden söz eden Fox, şunları da ekledi:

“Savunma sektöründe her zaman on yıllık perspektiften konuşulur. Bugün 2030'a uzanan siparişlerimiz var. Şu an 2040 yılına kadar uzanan sözleşmeler konuşuyoruz.”

Bununla birlikte analistler, çoğu Avrupa ülkesinde otomotiv sektörünün savunma sanayisinden çok daha büyük olduğuna dikkati çekiyor. Almanya'da bu fark on kata kadar çıkabiliyor. Bu durum, artan harcamalara karşın savunma sanayinin otomotiv şirketlerinin bugün karşılaştığı krizler için kapsamlı bir çözüm olmayacağını düşündürüyor. Daha geniş çaplı stratejik çerçevede değerlendirildiğinde bir gün Trump yönetimi de Rusya-Ukrayna savaşı da sona erecek. Bu durumda Avrupa, Beyaz Saray'da gerçek bir müttefik gördüğünde ya da doğudan gelen tehdit düzeyi azaldığında savunma harcamalarına yönelik taahhüdünü değiştirir mi? Bu sorunun cevabı önümüzdeki on yılda otomotiv şirketleri için son derece önem kazanabilir. Ancak şimdilik şirketler, mevcut krizlerinin tünelinin sonunda bir ışık olduğunu görebiliyor.


Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu: Nomu üzerinden sağlanan finansman 2,1 milyar dolara ulaştı

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu: Nomu üzerinden sağlanan finansman 2,1 milyar dolara ulaştı

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, paralel piyasa “Nomu” üzerinden sağlanan finansman hacminin 2017’deki lansmanından bu yana yaklaşık 8 milyar riyale (yaklaşık 2,1 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Bu durumun, finansal piyasaların küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) çeşitli finansman araçlarına erişimini güçlendiren rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Kuveyz’in açıklamaları, Finansman Haftası kapsamında düzenlenen bir panel oturumunda yapıldı. Etkinlik, Genel Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Otoritesi (Monsha’at) tarafından KOBİ Bankası iş birliğiyle 3–7 Mayıs tarihleri arasında Riyad, Cidde, Huber ve Medine’deki işletme destek merkezlerinde gerçekleştiriliyor. Söz konusu etkinlik, işletmelerin finansman çözümlerine erişimini artırmayı ve bu çözümlerden yararlanma hazırlıklarını güçlendirmeyi amaçlayan “iş haftaları” serisinin bir parçası.

Finansman ekosisteminde gelişim

Kuveyz, son 10 yılda Suudi Arabistan’daki finansman kanallarının niteliksel bir dönüşüm geçirdiğini ve artık yalnızca geleneksel kaynaklarla sınırlı olmayan, çok kanallı ve entegre bir finansman ekosisteminin oluştuğunu vurguladı. Finansal piyasaların, finansman seçeneklerinin çeşitlendirilmesi ve verimliliğinin artırılmasında temel kolaylaştırıcı unsurlardan biri hâline geldiğini ifade etti.

Ayrıca finansman fonlarının, finansman kaynaklarını çeşitlendiren ve piyasa etkinliğini artıran modern araçlar arasında yer aldığını, bu sayede işletmelerin büyüme evrelerine en uygun çözümleri seçebildiğini belirtti.

Borç piyasasında büyüme

Kuveyz, ülkedeki borç piyasasının son yıllarda hızlı bir büyüme kaydettiğine de dikkat çekerek bunun finansal piyasaların derinliğini ve gelişmişliğini yansıttığını, aynı zamanda işletmelerin sürdürülebilirliği ve genişlemesini destekleyen ek finansman kanalları sunduğunu söyledi.

Finansal farkındalık

Finansal farkındalığın işletmelerin sürdürülebilirliği ve istikrarı açısından kritik bir unsur olduğunu vurgulayan Kuveyz, girişimcilerin daha bilinçli ve verimli finansman kararları almasının önemine işaret etti. KOBİ sektörünün artan ulusal destekten faydalandığını ve bunun finansmana erişim fırsatlarını güçlendirerek piyasa içindeki konumunu sağlamlaştırdığını ifade etti. Bu gelişmelerin, Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu olduğunu belirtti.

Halka arz fırsatları

“Finansman Haftası”nın ikinci gününde, girişim sermayesi fonlarına yatırım kararları ve KOBİ’lerin finansal piyasalarda kote olabilmesi için gerekli hazırlık fırsatları ele alındı. Bu oturumların, finansman kaynaklarını çeşitlendirmeye ve işletmelerin büyüme için hazırlık düzeyini artırmaya katkı sağlaması hedefleniyor.

Finansal bilincin güçlendirilmesi

Etkinlikler, “Monsha’at” ile Finans Akademisi arasında imzalanan çerçeve anlaşmasıyla sona erdi. Anlaşma, girişimciler ve KOBİ’ler arasında finansal farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda finans alanında eğitim kampları, ortak eğitim ve bilinçlendirme programları ile finansal kaynak yönetimi becerilerini geliştirmeye yönelik içerikler hazırlanacak. Tüm çalışmaların, Suudi Arabistan’daki yürürlükteki mevzuat ve düzenlemelere uygun şekilde gerçekleştirileceği belirtildi.