İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)
TT

İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)

İranlı yetkililerin dün de ülkenin internet erişimini engellemeye devam etmesi hükümetin akaryakıt fiyatlarına zam yapıldığı açıklamasının ardından cuma günü başlayan kanlı protestoları denetim altına almaya çalıştığını gösterdi. Yetkililer dün yaptıkları açıklamalarda ‘halk ayaklanmalarının’ tamamen durmadığını kabul etseler de durumun ‘daha sakin’ olduğunu vurguladı.
Fransız Haber Ajansı (AFP) bazı göstericilerin protestoları ‘benzin devrimi’ olarak isimlendirdiklerini ve protestolar sırasında bankaların yakıldığını, dükkanların yağmalandığını ve ana caddelerin kapatıldığını aktardı. Ajans, protestoların biri sivil, biri polis olmak üzere ‘en az iki kişinin ölümüne’ neden olduğunu kaydetti. Ancak protestolar sırasında ölenlerin sayısıyla ilgili 12 ile 25 arasında değişen rakamlar mevcut. Buna onlarca hatta yüzlerce yaralı sayısı eşlik ediyor. İran otoritelerinin medyaya getirdiği kısıtlamalar nedeniyle eylemcilerin sosyal medya sitelerinden aktardıkları rakamların doğrulanması ise zorlaşıyor.
İran devlet televizyonu, maskeli gençlerin moloz yığınlarıyla dolu sokaklarda göründüğü şiddet sahneleri yayınladı. Devlet televizyonunun ülkedeki muhaliflerin eylemlerine dair görüntüleri nadiren yayınladığına dikkati çeken AFP, görüntülerde maskeli kişilerin binaları ateşe verdiklerinin görüldüğünü bildirdi.
İran'ın yarı resmi ajansı İSNA’ya göre paramiliter Besiç güçleri yağmalama olaylarına müdahale etti. Besiç komutanı Tuğgeneral Gulam Rıza Süleymani, yetkililerin protestoların arkasında ABD'nin olduğu iddialarına atıfta bulunarak ‘Amerikan planının başarısız olduğunu’ belirtmişti.
Protestolar, devlet tarafından sübvanse edilen araç başına aylık 60 litreye kadar benzin fiyatlarında yüzde 50, sonrasında alınacak her litre için ise yüzde 200’lük artış yapıldığı açıklamanın ardından patlak vermişti.
İranlı yetkililer, protestolar sırasında 200'den fazla kişinin gözaltına alındığını ve internet erişimine kısıtlamalar getirdiklerini duyurdu. Bununla birlikte ülkedeki farklı kurumlara ait internet sitelerinde, gözaltına alınanların sayısının bine yaklaştığını bildiren haberler de yer aldı.
Twitter hareketlerini izleyen NetBlocks sitesi, “İran'da internetin neredeyse tamamen kapatılmasının üzerinden 40 saat geçtikten sonra dış dünyayla iletişim oranları normal seviyelerin ancak yüzde 5'ine ulaşabiliyor” açıklamasında bulundu.
İnternet ile birlikte sosyal medyadaki video ve haber akışının da kesilmesi nedeniyle dün sabahtan bu yana İran sokaklarındaki durum belirsizliğini koruyor. Ancak AFP’nin haberine göre İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii dün durumun ‘daha sakin’ olduğunu söyledi. Tahran’da bir basın toplantısı düzenleyen Rebii, “Halen bazı küçük sorunlar var. Ama yarın ya da sonraki gün halk ayaklanmasıyla ilgili bir sorunumuz olmayacak” ifadesini kullandı.
Bazı şehirlerde ve bölgelerde halen toplananların olduğunu kabul eden Rebii, protestolar sırasında yaşanan kayıplarla ilgili rakam vermesi istendiğinde, “Bugün söyleyebileceğim tek şey, protestolarda toplananların sayısının bir önceki güne göre yüzde 80’in altında olduğudur” dedi.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Rebii, basın toplantısında ülkenin benzeri görülmemiş yaptırımlara ve baskılara maruz kaldığı bir dönemde ‘akaryakıt fiyatlarında düzenlemeye gidilmesinin’ bir zorunluluk olduğunu belirtti. Reuters’ın haberine göre hükümetin kararı açıklamadan önce İran Rejim Lideri Ali Hamaney ve diğer iki otoritenin (yasama ve yargı) onayını aldığını belirten Rebii, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin bu kararı alarak ‘ülkenin ve halkın çıkarı için kendisini feda ettiğini’ söyledi.
İranlı yetkililer, düşük gelirli vatandaşlara yardım amacıyla kullanılan fonların artırılmasına yönelik bir hamleyle akaryakıt fiyatlarını artırmaya yönelik sürpriz bir karar açıkladı. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı’ndan oluşan Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyi (EKYK) kararı, şubat ayında yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde hassas bir döneme denk geldi.
Diğer yandan Hamaney pazar günü yaptığı açıklamayla kararı desteklediğini duyurdu. Reuters’ın aktardığına göre Hamaney, devlet televizyonundan yayınlanan konuşmasında şunları söyledi:
“Ben uzman değilim. Farklı görüşler var. Ama Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı bir karar almışsa bunu destekleyeceğimi söyledim. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı uzman görüşlerine dayalı bir karar almışlar. Tabii ki uygulanmalı. Bazılarının bu karara karşı çıkmaları kaçınılmaz. Fakat sabotaj ve kundaklama eylemleri bizim halkımızın değil, bozguncuların yaptığı eylemlerdir. Devrim karşıtları ve İran düşmanları bu tür tahribatları ve güvenliği bozucu eylemleri desteklemiştir. Ne yazık ki bazı sorunlar yaşandı. Çok sayıda insan öldü ve bazı merkezler de yok edildi.”
Hameney’in konuşması sonrası milletvekilllerinden geri adım
Reuters’ın haberine göre IRNA, hükümetin zam kararını geri almaya zorlamak için kararı meclise taşımayı düşünen bazı milletvekillerinin Hamaney’in yaptığı açıklamanın ardından bundan vazgeçtiklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Ruhani, akaryakıt fiyatları artışından elde edilecek gelirlerin yıllık 2,55 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini ve bu ek gelirle 18 milyon düşük gelirli aileye (yaklaşık 60 milyon kişi) yardım edilmesinin planlandığını söyledi. Hükümet toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Ruhani, 20 milyon kişiye yapılacak ilk ödemelerin derhal başlayacağını da duyurdu. İran Planlama ve Bütçe Teşkilatı resmi internet sitesinden benzin zammından elde edilen gelirle yardım ödemelerinin bugünden itibaren başlaması talimatının verildiği yönündeki açıklamaya dikkat çeken Ruhani, İran’da ‘güvensiz bir ortam yaratılmasına’ izin vermeyeceklerini vurguladı. Ruhani, AFP’nin aktardığı açıklamalarında “Protesto etmek  tüm vatandaşlara verilmiş bir haktır. Ancak sorun çıkaranların toplumun güvenliğini istikrarsızlaştırmalarına da izin vermeyeceğiz” dedi.
ISNA,  pazar günü yayınladığı haberde Yezd şehir merkezinde 40 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. IRNA’nın dün yayınladığı habere göre de İran’ın güneyindeki Huzistan bölgesinde son üç günde 180 kişi gözaltına alındı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen Fars haber ajansı da hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberde internete erişim kısıtlamalarının ne zaman sona ereceğinin henüz belli olmadığını aktardı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’in aktardığı İstihbarat Bakanlık açıklamasında protesto gösterilerinin başındaki kişilerin kimliklerinin tespit edildiği ve ‘gerekli önlemlerin’ alındığı belirtildi.
Reuters’ın haberine göre ülkeyi yöneten mollalar (din adamları) 2017 yılı sonlarında kötü hayat şartları nedeniyle, mollaları iktidardan ayrılmaya çağıran ve ülkenin 80 iline yayılan protestoların engellemek istiyor gibi görünüyor. İranlı yetkililer önceki protestolarda toplam 22 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Hükümetin aylık benzin alımlarında ilk 60 litreye yüzde 50, bu kotayı aşan alımlara ise yüzde 200 zam yapmasına rağmen ülkedeki yakıt fiyatları dünyanın en ucuzları arasında yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan geçtiğimiz yıl tek taraflı olarak çekilmesinin ardından Tahran'a sert yaptırımlar uygulamaya başladığı Mayıs 2018’den bu yana İran ekonomisi kriz yaşıyor.
ABD’den İran'a kınama ve gösterilere destek
ABD’den pazar günü yapılan açıklamada, İran’da barışçıl göstericilere karşı ‘ölümcül güç’ kullanılması kınandı. Beyaz Saray Sözcüsü Stephanie Grisham, “Göstericilere karşı öldürücü derecede orantısız güç kullanılması ve iletişim kanallarına kısıtlamalar getirilmesini kınıyoruz” dedi.
Bununla birlikte İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Twitter hesabından cumartesi günü göstericilere yönelik yayınladığı “ABD yanınızda” mesajını kınadı.
Bakanlık pazar akşamı geç saatlerde yayınladığı açıklamada “İran'ın bazı şehirlerinden bir grup bozguncu tarafından gerçekleştirilen ayaklanmalara yönelik bu tür destek ve girişimleri müdahale olarak görüyor ve kınıyoruz” ifadeleri yer aldı. Bakanlık Sözcüsü Abbas Musevi tarafından yapılan açıklamada “İran halkı, bu tür iki yüzlü ifadelerin herhangi bir gerçeklik taşımadığının ve samimiyetten uzak olduğunun farkında” denildi. AFP’nin haberine göre Washington’ın nükleer anlaşmadan çekildikten sonra Tahran’a yaptırımlar uygulayarak ‘kötü niyetli olduğunu’ ortaya koyduğunu belirten Musevi, “Pompeo gibiler tarafından desteklenen bazı anarşistlerin ve vandalların uygulamaları İran halkının genelinin tutumunu yansıtmıyor” diye konuştu.
Ali Laricani: ABD’nin amacı kaosu yaymak
IRNA’nın dün açıklamalarını aktardığı İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani de ABD’nin ülkesinde ‘kaosu yaymak ve halkın çıkarlarını yok etmekten’ başka bir amacı olmadığını söyledi. Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre söz konusu ‘entrikanın’ özellikle ABD Dışişleri Bakanı’nın Twitter mesajının ardından daha da belirginleştiğini belirten Laricani, “Onun (Pompeo) İran halkını savunma adına kamu mallarının ateşe verilmesini desteklemesi, ABD’nin İran'da kaos ortamı yaratma peşinde olduğunu ve İranlılara karşı aldatıcı ve ikiyüzlü davrandığını gösteriyor” dedi.
Almanya dün İran'da hükümet ile ‘meşru’ protestocular arasında diyalog çağrısında bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Sözcüsü Ulrike Demmer açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran'da şu an olduğu gibi halkın cesurca ekonomik ve siyasi sıkıntısını ifade etmesi meşrudur ve saygı duymamızı hak ediyor. İran hükümeti, mevcut protestolara diyalog kurma isteğini göstererek karşılık vermeli.”



İran ve “umutsuzların” ayaklanması

Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
TT

İran ve “umutsuzların” ayaklanması

Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)
Tahran merkezinde protestocular, 29 Aralık 2025 (AP)

Rustem Mahmud

İran'da halk protestoları çeşitli şehirlere, bölgelere ve sosyal sınıflara yayılırken ABD Başkanı Donald Trump'ın “Sivil halk baskıya maruz kalırsa ABD İranlı protestocuları korumaya hazır” açıklaması ve İranlı yetkililerin tepkileri, olaylarda bir dönüm noktası haline geldi. Olaylar İran sınırlarının ötesine uzanan boyutlar ve etkiler kazandı.

“Tüm umudumuzu kaybettik”

Al Majalla, farklı bölgelerden birçok genç İranlı ile iletişime geçti. Gençler, protestolarının ana nedeninin, zaman geçtikçe giderek zorlaşan günlük yaşamlarındaki sorunların giderek artması olduğunu söylediler. Birçok İran şehrinde yaz aylarında içme suyu sıkıntısı yaşanıyor, kirlilik seviyeleri zirveye ulaşıyor, kış aylarında elektrik ve yakıt kesintileri yaşanıyor ve iki mevsim arasında eğitim, sağlık hizmetleri ve kamusal özgürlükler geriliyor. Bu durum, İranlıların ufukta herhangi bir değişiklik umudu veya vaadi olmadığı bir dönemde yaşanıyor. İktidardakiler, onlarca yıldır politikalarını ve stratejik yönelimlerini değiştirmediler ve ülkenin tüm krizlerinin temel nedeni olan yöneliminde herhangi bir gerçek değişikliğin rejimin devrilmesine yol açacağına dair sağlam bir inanca sahipler.

Son protestolar, başkent Tahran’ın merkezindeki Büyük Tahran Çarşısı’nda patlak verdi. Son birkaç hafta içinde yerel para biriminin hızla değer kaybetmesi ve bir ABD dolarının şu anda 1,5 milyon İran riyali değerinde olması üzerine başladı. Aynı zamanda, emtia fiyatları olağanüstü seviyelere yükseldi ve büyük tüccarlar, saat başı değer kaybeden ulusal para birimiyle satış yapmayı reddederek dükkanlarını ve depolarını kapatmaya başladı. Enflasyon aralık ayında yüzde 48'i aştı. Ancak protestolar kısa sürede açıkça siyasi bir nitelik kazandı ve muhalefet radikalleşti. “Diktatöre ölüm” ve İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e atıfta bulunarak “Sonun geldi Ali” sloganları atıldı.

Kumaş ve hazır giyim dükkanlarının sıralandığı Abdalabad Çarşısı’nda faaliyet gösteren İranlı tüccar Aziz Haşremi, Al-Majalla’ya, enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybı nedeniyle tüccarların, iş sahiplerinin ve İran toplumunun genel olarak karşılaştığı zorlukları anlattı.

Haşremi, şunları söyledi:

“Yaklaşık üç ay önce Türkiye'den ithal ettiğim ve şu anda dükkanımda ve depomda bulunan malların toplam değeri 800 bin doları aşıyor. Ancak bunları şimdi yerel fiyatlardan satarsam, bu miktarın dörtte birini bile alamam. Aynı durum, perakendecilerle olan hesaplarımdaki para için de geçerli. Borç defterimin toplam değeri şu anda beş hafta öncesinin yarısından az ve durum böyle devam ederse, üçte birine düşebilir.”

sxdfgt
İran'ın güneyindeki Fasa kentinde protestocular bir hükümet binasını taşlarken, 31 Aralık 2025 (AFP)

Haşremi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önümüzdeki günlerde hükümet yetkililerinin iki paralel önlem almasını bekliyoruz. Bir yandan sokaklarda ve meydanlarda protestoculara sert müdahalede bulunacak diğer yandan bazı genel kararlar alacak ve bazı yerel yetkilileri değiştirecekler. Ancak bu uzun sürmeyecek ve her şey eski haline dönecek. 2006' yılından bu yana aynı durumu yaşıyoruz. Yetkililer, ekonomik ve idari konularda profesyonellerden çok, sadık kişileri tercih ediyor ve ülkemize uygulanan uluslararası yaptırımlar kaldırılana kadar askeri ve güvenlik yaklaşımlarını değiştirmek istemiyorlar. Bu iki faktör yıllardır herhangi bir değişiklik yapılmasını engelliyor. Her İranlı bu gerçeği biliyor ve artık büyük vaatlere güvenmiyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın bugün verdiği sözler, eski cumhurbaşkanları İbrahim Reisi, Hasan Ruhani ve Mahmud Ahmedinejad tarafından da verilmişti ve hiçbir şey değişmedi.”

‘Yeşil Devrim’in devamı

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Yurtdışında yaşayan İranlı araştırmacı Ronni Askar, İran'da bugün yaşananların, 2009 yılında yaşananların doğal bir devamı olduğuna inanıyor. İranlı yetkililer, 2009 yılında seçimlerde hile yapıldığını ve Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanı olarak yeniden seçilmesini reddeden ‘büyük halk devrimini’ bastırmış ve başarısız olmuştu. Askar Al Majalla’ya verdiği uzun röportajda “İran'ın modern tarihinde, 1905 anayasal devriminden günümüze kadar, İran'daki tüm protestolar siyasi kökenli. Uzun imparatorluk ve devlet tarihleri boyunca İranlılar, ülkenin krizlerine net çözümler bulmanın tek yolunun siyaset olduğunu bilirler, çünkü krizlerin nedeni genellikle siyasettir. İran toplumu, 1979 yılında başlayan yeni rejim döneminde, yetkililerin Irak'ın onlara dayattığı savaş nedeniyle olduğunu söylediklerinde, neredeyse on beş yıl boyunca sessiz kalmayı kabul etti. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, 1997 yılında iktidara geldiğinde, İran toplumu ülkede bir değişim olabileceğini hissetti, ancak vaat ettiği tüm radikal değişiklikler buharlaşıp 2005'ten sonra Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığı döneminde yeniden demir yumrukla yönetilmeye başlayınca şok oldu. 2009 yılında yetkililer ile İran toplumu arasında yaşanan çatışma belirleyici oldu, çünkü o dönemde ‘Yeşil Devrim’in bastırılması, güvenlik kontrolünün pekiştirilmesi ve siyasetin İran toplumundan tamamen çekilmesi, onu yönetişim ve kamu işlerinden uzaklaştırılması anlamına geliyordu. Devlet kurumları, toplumun dışında kapalı bir aygıt haline geldi ve sonraki krizlere de bu durum yol açtı. Bugün İranlılar, tek çözümün siyaset yoluyla olacağına inanıyor.

İran'daki son halk protestoları, İran ve siyasi sistemine baskı uygulayan bir siyasi ve askeri ortamda gerçekleşiyor.

İranlı araştırmacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün her İranlının kendine sorduğu bir soru var: İranlı yetkililer, 2017-2018 yıllarında aylarca süren ve iktidar rejimine karşı politik olarak radikal olmayan ekonomik protestoların ardından göstericilerin taleplerine neden cevap veremediler? Yetkililer, onlarca protestocuyu öldürmek ve halk protestolarının her bir parçasını bastırmak yerine, o dönemde ülkeyi sarsan olaylara stratejik bir yanıt verebilirdi. Ancak, çeşitli koşullar ve jeopolitik ortamın birleşimi nedeniyle, özellikle de onları domine eden sürdürülebilir istikrar takıntısı nedeniyle, bunu yapamadıkları açıktı. Siyasi sistemin temellerini sarsan protestolar, neredeyse aynı nedenlerle bir yıl sonra, yetkililerin 2019 kasımında akaryakıt fiyatlarını artırmasıyla yeniden patlak verdi, ancak bu kez iktidarın sembol isimlerini hedef aldılar ve siyasi değişim talep ettiler. İki yıldan az bir süre sonra, su ve enerji krizi patlak verdi ve yetkililerin, gösterilerin başladığı ülkenin en zengin bölgesi olan ve nüfusunun çoğunluğu Araplardan oluşan Huzistan eyaletinde bile en temel kamu hizmetlerini yerine getiremediklerini gösterdi. Ancak, 2022-2023 protestoları ya da ‘Mahsa Amini Ayaklanması’ olarak adlandırılan olaylar, İran'da yetkililer ile toplum arasındaki sembolik, kültürel ve manevi uçurumu ortaya çıkardı. Asgari düzeyde haysiyet ve özel alanda kişisel özgürlükler hakkı talepleriyle bu talepleri bastırmak için ülkeyi izole etmekten ve toplu tutuklamalar ve infazlar gerçekleştirmekten çekinmeyen baskıcı otorite arasında geniş bir uçurum vardı. İranlı protestocular, İran toplumu ve duyarlılıklarının iktidarın merkezine nüfuz etme, onu etkileme ve onunla ortaklık kurma yeteneğine sahip olduğu yeni bir siyasi gerçeklik olmadan gerçek bir değişimin sağlanamayacağını biliyorlar. Bu da iktidarda olanlar için tamamen kabul edilemez bir durum gibi görünüyor.”

Jeopolitik karmaşıklıklar

İran'daki son halk protestoları, İran ve siyasi sistemine baskı uygulayan bir siyasi ve askeri ortamda gerçekleşiyor. Bu protestolar, İran ile İsrail arasında geniş kapsamlı bir savaşın yaşanmasından sadece birkaç hafta sonra patlak verdi. Bu savaşta İsrail, İran'ın askeri altyapısının büyük bir kısmını yok etti, günlerce hava sahasını kontrol etti, nükleer tesislerini bombaladı ve İran'daki yüzlerce işbirlikçiyi ifşa etti. Protestolar ayrıca, İran'ın bölgedeki güvenlik rolü ve bölgesel etkisinin azaldığı bir dönemde ortaya çıktı. Gazze'deki uzun soluklu savaş Hamas Hareketi’nin askeri yeteneklerini yok etti ve Lübnan'daki savaş, İran yanlısı Lübnan Hizbullahı'nın temel kapasitesini yok etti. Bu olaylar, Suriye rejiminin yaklaşık bir yıl önce düşmesi ve Yemen'deki İran destekli Husilerin ağır darbeler almasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

ABD ile Çin arasında yapılacak herhangi bir ekonomik anlaşma, İran'ın Çin'e petrol ihracatı yapmaya devam etme olasılığını ortadan kaldıracak ve böylece kamu hazinesi gelirlerini en az yüzde 30 oranında azaltacak.

ABD ile Çin arasında yapılacak herhangi bir ekonomik anlaşma, İran'ın Çin'e petrol ihracatı yapmaya devam etme olasılığını ortadan kaldıracak ve böylece kamu hazinesi gelirlerini en az yüzde 30 oranında azaltacak.

dfrgt
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Tahran'da, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani'nin suikastının yıl dönümünde düzenlenen anma töreninde bir konuşma yaptı, 1 Ocak 2026 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da yaşanan son olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada “İranlı yetkililer daha önce yaptıkları gibi barışçıl protestocuları vurup öldürürlerse, ABD onlara yardım edecek. Tamamen tetikteyiz ve harekete geçmeye hazırız” dedi. Bu açıklama, İranlı yetkililerin şiddetli tepkisiyle karşılandı. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri ve iktidardaki rejimin en güçlü isimlerinden biri olarak kabul edilen Ali Laricani, "İsrailli yetkililer ve Trump'ın açıklamalarıyla, perde arkasında neler olup bittiği açıkça ortaya çıktı. Protestocu tüccarların tutumuyla yıkıcı unsurların tutumunu birbirinden ayırıyoruz. ABD'nin bu iç meseleye müdahalesi, tüm bölgenin istikrarını bozmak ve Amerikan çıkarlarını zedelemek anlamına gelir” açıklamasında bulundu. Burada bir ABD başkanının İran'daki iç protestolara ilk kez bu şekilde bir yorum yaptığının altını çizmekte fayda var.


Kuzey Kore lideri, balistik füze denemelerini "son jeopolitik kriz" gerekçesiyle savundu

Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
TT

Kuzey Kore lideri, balistik füze denemelerini "son jeopolitik kriz" gerekçesiyle savundu

Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)
Kim Jong Un, yeri açıklanmayan bir taktik güdümlü silah fabrikasını ziyaret ederken (Kore Haber Ajansı - AFP)

Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA'nın bugün bildirdiğine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu gözaltına almasından iki gün sonra, ülkenin ilk balistik füze fırlatmasını "son jeopolitik kriz"e atıfta bulunarak savundu.

Pyongyang, on yıllardır Washington'u benzer bir şekilde hükümetini devirmeye çalışmakla suçluyor ve askeri ve nükleer programlarının caydırıcı bir unsur olarak hizmet ettiğini savunuyor.

Ülke, 2026 yılının ilk füze denemesini dün gerçekleştirdi. Kore Merkezi Haber Ajansı'nın "yeni ve gelişmiş" bir silah sistemi olarak tanımladığı ve ilk kez ekim ayında test edilen hipersonik füzeler kullanıldı.

fgthy
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, çeşitli roketatar üreten bir fabrikayı ziyaret ederken (Arşiv KCNA - AFP)

Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kim, dün yaptığı açıklamada, tatbikatı değerlendirirken, "Son jeopolitik kriz ve karmaşık uluslararası olaylar bunun neden gerekli olduğunu açıklıyor" dedi.

Kuzey Kore'nin nükleer güçlerinin "gerçek bir savaşa" hazırlanmasında "nihayet önemli ilerleme kaydedildiğini" ifade etti.

Kuzey Kore, devlet medyasına göre dün, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu tutuklamasını "Venezuela'nın egemenliğine bir ihlal" olarak nitelendirerek kınadı.

cdfvgthy
Kuzey Kore liderinin stratejik seyir füzesi denemesini denetlediği sırada fırlatılan bir füze (Arşiv-Reuters)

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Merkezi Haber Ajansı'nın (KCNA) yayınladığı bir açıklamada, "Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nin haydut ve acımasız doğasını bir kez daha açıkça teyit eden bir başka örnektir" ifadelerini kullandı.

Ajans, dün fırlatılan füze sayısını belirtmedi ancak bunların Japon Denizi'nde "1000 kilometre uzaklıktaki hedefleri vurduğunu" ifade etti.

Füze fırlatmaları, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung'un Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmek üzere Pekin'e yapacağı ziyaretin başlamasından saatler önce gerçekleşti; görüşmelerde Koreler arası ilişkilerin de ele alınması bekleniyor.


Küba, Maduro'yu yakalama operasyonu sırasında 32 vatandaşının öldüğünü açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
TT

Küba, Maduro'yu yakalama operasyonu sırasında 32 vatandaşının öldüğünü açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasının ardından paylaştığı fotoğraf (Truth Social)

Küba hükümeti dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu ABD'de yargılanmak üzere yakalamak için düzenlediği saldırıda 32 Küba vatandaşının öldürüldüğünü bildirdi.

Küba, 5 ve 6 Ocak tarihlerini iki günlük yas ilan etti ve cenaze töreniyle ilgili ayrıntıların daha sonra açıklanacağını belirtti.