İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)
TT

İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)

İranlı yetkililerin dün de ülkenin internet erişimini engellemeye devam etmesi hükümetin akaryakıt fiyatlarına zam yapıldığı açıklamasının ardından cuma günü başlayan kanlı protestoları denetim altına almaya çalıştığını gösterdi. Yetkililer dün yaptıkları açıklamalarda ‘halk ayaklanmalarının’ tamamen durmadığını kabul etseler de durumun ‘daha sakin’ olduğunu vurguladı.
Fransız Haber Ajansı (AFP) bazı göstericilerin protestoları ‘benzin devrimi’ olarak isimlendirdiklerini ve protestolar sırasında bankaların yakıldığını, dükkanların yağmalandığını ve ana caddelerin kapatıldığını aktardı. Ajans, protestoların biri sivil, biri polis olmak üzere ‘en az iki kişinin ölümüne’ neden olduğunu kaydetti. Ancak protestolar sırasında ölenlerin sayısıyla ilgili 12 ile 25 arasında değişen rakamlar mevcut. Buna onlarca hatta yüzlerce yaralı sayısı eşlik ediyor. İran otoritelerinin medyaya getirdiği kısıtlamalar nedeniyle eylemcilerin sosyal medya sitelerinden aktardıkları rakamların doğrulanması ise zorlaşıyor.
İran devlet televizyonu, maskeli gençlerin moloz yığınlarıyla dolu sokaklarda göründüğü şiddet sahneleri yayınladı. Devlet televizyonunun ülkedeki muhaliflerin eylemlerine dair görüntüleri nadiren yayınladığına dikkati çeken AFP, görüntülerde maskeli kişilerin binaları ateşe verdiklerinin görüldüğünü bildirdi.
İran'ın yarı resmi ajansı İSNA’ya göre paramiliter Besiç güçleri yağmalama olaylarına müdahale etti. Besiç komutanı Tuğgeneral Gulam Rıza Süleymani, yetkililerin protestoların arkasında ABD'nin olduğu iddialarına atıfta bulunarak ‘Amerikan planının başarısız olduğunu’ belirtmişti.
Protestolar, devlet tarafından sübvanse edilen araç başına aylık 60 litreye kadar benzin fiyatlarında yüzde 50, sonrasında alınacak her litre için ise yüzde 200’lük artış yapıldığı açıklamanın ardından patlak vermişti.
İranlı yetkililer, protestolar sırasında 200'den fazla kişinin gözaltına alındığını ve internet erişimine kısıtlamalar getirdiklerini duyurdu. Bununla birlikte ülkedeki farklı kurumlara ait internet sitelerinde, gözaltına alınanların sayısının bine yaklaştığını bildiren haberler de yer aldı.
Twitter hareketlerini izleyen NetBlocks sitesi, “İran'da internetin neredeyse tamamen kapatılmasının üzerinden 40 saat geçtikten sonra dış dünyayla iletişim oranları normal seviyelerin ancak yüzde 5'ine ulaşabiliyor” açıklamasında bulundu.
İnternet ile birlikte sosyal medyadaki video ve haber akışının da kesilmesi nedeniyle dün sabahtan bu yana İran sokaklarındaki durum belirsizliğini koruyor. Ancak AFP’nin haberine göre İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii dün durumun ‘daha sakin’ olduğunu söyledi. Tahran’da bir basın toplantısı düzenleyen Rebii, “Halen bazı küçük sorunlar var. Ama yarın ya da sonraki gün halk ayaklanmasıyla ilgili bir sorunumuz olmayacak” ifadesini kullandı.
Bazı şehirlerde ve bölgelerde halen toplananların olduğunu kabul eden Rebii, protestolar sırasında yaşanan kayıplarla ilgili rakam vermesi istendiğinde, “Bugün söyleyebileceğim tek şey, protestolarda toplananların sayısının bir önceki güne göre yüzde 80’in altında olduğudur” dedi.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Rebii, basın toplantısında ülkenin benzeri görülmemiş yaptırımlara ve baskılara maruz kaldığı bir dönemde ‘akaryakıt fiyatlarında düzenlemeye gidilmesinin’ bir zorunluluk olduğunu belirtti. Reuters’ın haberine göre hükümetin kararı açıklamadan önce İran Rejim Lideri Ali Hamaney ve diğer iki otoritenin (yasama ve yargı) onayını aldığını belirten Rebii, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin bu kararı alarak ‘ülkenin ve halkın çıkarı için kendisini feda ettiğini’ söyledi.
İranlı yetkililer, düşük gelirli vatandaşlara yardım amacıyla kullanılan fonların artırılmasına yönelik bir hamleyle akaryakıt fiyatlarını artırmaya yönelik sürpriz bir karar açıkladı. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı’ndan oluşan Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyi (EKYK) kararı, şubat ayında yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde hassas bir döneme denk geldi.
Diğer yandan Hamaney pazar günü yaptığı açıklamayla kararı desteklediğini duyurdu. Reuters’ın aktardığına göre Hamaney, devlet televizyonundan yayınlanan konuşmasında şunları söyledi:
“Ben uzman değilim. Farklı görüşler var. Ama Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı bir karar almışsa bunu destekleyeceğimi söyledim. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı uzman görüşlerine dayalı bir karar almışlar. Tabii ki uygulanmalı. Bazılarının bu karara karşı çıkmaları kaçınılmaz. Fakat sabotaj ve kundaklama eylemleri bizim halkımızın değil, bozguncuların yaptığı eylemlerdir. Devrim karşıtları ve İran düşmanları bu tür tahribatları ve güvenliği bozucu eylemleri desteklemiştir. Ne yazık ki bazı sorunlar yaşandı. Çok sayıda insan öldü ve bazı merkezler de yok edildi.”
Hameney’in konuşması sonrası milletvekilllerinden geri adım
Reuters’ın haberine göre IRNA, hükümetin zam kararını geri almaya zorlamak için kararı meclise taşımayı düşünen bazı milletvekillerinin Hamaney’in yaptığı açıklamanın ardından bundan vazgeçtiklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Ruhani, akaryakıt fiyatları artışından elde edilecek gelirlerin yıllık 2,55 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini ve bu ek gelirle 18 milyon düşük gelirli aileye (yaklaşık 60 milyon kişi) yardım edilmesinin planlandığını söyledi. Hükümet toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Ruhani, 20 milyon kişiye yapılacak ilk ödemelerin derhal başlayacağını da duyurdu. İran Planlama ve Bütçe Teşkilatı resmi internet sitesinden benzin zammından elde edilen gelirle yardım ödemelerinin bugünden itibaren başlaması talimatının verildiği yönündeki açıklamaya dikkat çeken Ruhani, İran’da ‘güvensiz bir ortam yaratılmasına’ izin vermeyeceklerini vurguladı. Ruhani, AFP’nin aktardığı açıklamalarında “Protesto etmek  tüm vatandaşlara verilmiş bir haktır. Ancak sorun çıkaranların toplumun güvenliğini istikrarsızlaştırmalarına da izin vermeyeceğiz” dedi.
ISNA,  pazar günü yayınladığı haberde Yezd şehir merkezinde 40 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. IRNA’nın dün yayınladığı habere göre de İran’ın güneyindeki Huzistan bölgesinde son üç günde 180 kişi gözaltına alındı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen Fars haber ajansı da hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberde internete erişim kısıtlamalarının ne zaman sona ereceğinin henüz belli olmadığını aktardı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’in aktardığı İstihbarat Bakanlık açıklamasında protesto gösterilerinin başındaki kişilerin kimliklerinin tespit edildiği ve ‘gerekli önlemlerin’ alındığı belirtildi.
Reuters’ın haberine göre ülkeyi yöneten mollalar (din adamları) 2017 yılı sonlarında kötü hayat şartları nedeniyle, mollaları iktidardan ayrılmaya çağıran ve ülkenin 80 iline yayılan protestoların engellemek istiyor gibi görünüyor. İranlı yetkililer önceki protestolarda toplam 22 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Hükümetin aylık benzin alımlarında ilk 60 litreye yüzde 50, bu kotayı aşan alımlara ise yüzde 200 zam yapmasına rağmen ülkedeki yakıt fiyatları dünyanın en ucuzları arasında yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan geçtiğimiz yıl tek taraflı olarak çekilmesinin ardından Tahran'a sert yaptırımlar uygulamaya başladığı Mayıs 2018’den bu yana İran ekonomisi kriz yaşıyor.
ABD’den İran'a kınama ve gösterilere destek
ABD’den pazar günü yapılan açıklamada, İran’da barışçıl göstericilere karşı ‘ölümcül güç’ kullanılması kınandı. Beyaz Saray Sözcüsü Stephanie Grisham, “Göstericilere karşı öldürücü derecede orantısız güç kullanılması ve iletişim kanallarına kısıtlamalar getirilmesini kınıyoruz” dedi.
Bununla birlikte İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Twitter hesabından cumartesi günü göstericilere yönelik yayınladığı “ABD yanınızda” mesajını kınadı.
Bakanlık pazar akşamı geç saatlerde yayınladığı açıklamada “İran'ın bazı şehirlerinden bir grup bozguncu tarafından gerçekleştirilen ayaklanmalara yönelik bu tür destek ve girişimleri müdahale olarak görüyor ve kınıyoruz” ifadeleri yer aldı. Bakanlık Sözcüsü Abbas Musevi tarafından yapılan açıklamada “İran halkı, bu tür iki yüzlü ifadelerin herhangi bir gerçeklik taşımadığının ve samimiyetten uzak olduğunun farkında” denildi. AFP’nin haberine göre Washington’ın nükleer anlaşmadan çekildikten sonra Tahran’a yaptırımlar uygulayarak ‘kötü niyetli olduğunu’ ortaya koyduğunu belirten Musevi, “Pompeo gibiler tarafından desteklenen bazı anarşistlerin ve vandalların uygulamaları İran halkının genelinin tutumunu yansıtmıyor” diye konuştu.
Ali Laricani: ABD’nin amacı kaosu yaymak
IRNA’nın dün açıklamalarını aktardığı İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani de ABD’nin ülkesinde ‘kaosu yaymak ve halkın çıkarlarını yok etmekten’ başka bir amacı olmadığını söyledi. Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre söz konusu ‘entrikanın’ özellikle ABD Dışişleri Bakanı’nın Twitter mesajının ardından daha da belirginleştiğini belirten Laricani, “Onun (Pompeo) İran halkını savunma adına kamu mallarının ateşe verilmesini desteklemesi, ABD’nin İran'da kaos ortamı yaratma peşinde olduğunu ve İranlılara karşı aldatıcı ve ikiyüzlü davrandığını gösteriyor” dedi.
Almanya dün İran'da hükümet ile ‘meşru’ protestocular arasında diyalog çağrısında bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Sözcüsü Ulrike Demmer açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran'da şu an olduğu gibi halkın cesurca ekonomik ve siyasi sıkıntısını ifade etmesi meşrudur ve saygı duymamızı hak ediyor. İran hükümeti, mevcut protestolara diyalog kurma isteğini göstererek karşılık vermeli.”



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe