İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)
TT

İranlı yetkililer 'benzin devrimi' protestolarının iki gün içinde sona ereceği görüşünde

(AFP)
(AFP)

İranlı yetkililerin dün de ülkenin internet erişimini engellemeye devam etmesi hükümetin akaryakıt fiyatlarına zam yapıldığı açıklamasının ardından cuma günü başlayan kanlı protestoları denetim altına almaya çalıştığını gösterdi. Yetkililer dün yaptıkları açıklamalarda ‘halk ayaklanmalarının’ tamamen durmadığını kabul etseler de durumun ‘daha sakin’ olduğunu vurguladı.
Fransız Haber Ajansı (AFP) bazı göstericilerin protestoları ‘benzin devrimi’ olarak isimlendirdiklerini ve protestolar sırasında bankaların yakıldığını, dükkanların yağmalandığını ve ana caddelerin kapatıldığını aktardı. Ajans, protestoların biri sivil, biri polis olmak üzere ‘en az iki kişinin ölümüne’ neden olduğunu kaydetti. Ancak protestolar sırasında ölenlerin sayısıyla ilgili 12 ile 25 arasında değişen rakamlar mevcut. Buna onlarca hatta yüzlerce yaralı sayısı eşlik ediyor. İran otoritelerinin medyaya getirdiği kısıtlamalar nedeniyle eylemcilerin sosyal medya sitelerinden aktardıkları rakamların doğrulanması ise zorlaşıyor.
İran devlet televizyonu, maskeli gençlerin moloz yığınlarıyla dolu sokaklarda göründüğü şiddet sahneleri yayınladı. Devlet televizyonunun ülkedeki muhaliflerin eylemlerine dair görüntüleri nadiren yayınladığına dikkati çeken AFP, görüntülerde maskeli kişilerin binaları ateşe verdiklerinin görüldüğünü bildirdi.
İran'ın yarı resmi ajansı İSNA’ya göre paramiliter Besiç güçleri yağmalama olaylarına müdahale etti. Besiç komutanı Tuğgeneral Gulam Rıza Süleymani, yetkililerin protestoların arkasında ABD'nin olduğu iddialarına atıfta bulunarak ‘Amerikan planının başarısız olduğunu’ belirtmişti.
Protestolar, devlet tarafından sübvanse edilen araç başına aylık 60 litreye kadar benzin fiyatlarında yüzde 50, sonrasında alınacak her litre için ise yüzde 200’lük artış yapıldığı açıklamanın ardından patlak vermişti.
İranlı yetkililer, protestolar sırasında 200'den fazla kişinin gözaltına alındığını ve internet erişimine kısıtlamalar getirdiklerini duyurdu. Bununla birlikte ülkedeki farklı kurumlara ait internet sitelerinde, gözaltına alınanların sayısının bine yaklaştığını bildiren haberler de yer aldı.
Twitter hareketlerini izleyen NetBlocks sitesi, “İran'da internetin neredeyse tamamen kapatılmasının üzerinden 40 saat geçtikten sonra dış dünyayla iletişim oranları normal seviyelerin ancak yüzde 5'ine ulaşabiliyor” açıklamasında bulundu.
İnternet ile birlikte sosyal medyadaki video ve haber akışının da kesilmesi nedeniyle dün sabahtan bu yana İran sokaklarındaki durum belirsizliğini koruyor. Ancak AFP’nin haberine göre İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii dün durumun ‘daha sakin’ olduğunu söyledi. Tahran’da bir basın toplantısı düzenleyen Rebii, “Halen bazı küçük sorunlar var. Ama yarın ya da sonraki gün halk ayaklanmasıyla ilgili bir sorunumuz olmayacak” ifadesini kullandı.
Bazı şehirlerde ve bölgelerde halen toplananların olduğunu kabul eden Rebii, protestolar sırasında yaşanan kayıplarla ilgili rakam vermesi istendiğinde, “Bugün söyleyebileceğim tek şey, protestolarda toplananların sayısının bir önceki güne göre yüzde 80’in altında olduğudur” dedi.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Rebii, basın toplantısında ülkenin benzeri görülmemiş yaptırımlara ve baskılara maruz kaldığı bir dönemde ‘akaryakıt fiyatlarında düzenlemeye gidilmesinin’ bir zorunluluk olduğunu belirtti. Reuters’ın haberine göre hükümetin kararı açıklamadan önce İran Rejim Lideri Ali Hamaney ve diğer iki otoritenin (yasama ve yargı) onayını aldığını belirten Rebii, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin bu kararı alarak ‘ülkenin ve halkın çıkarı için kendisini feda ettiğini’ söyledi.
İranlı yetkililer, düşük gelirli vatandaşlara yardım amacıyla kullanılan fonların artırılmasına yönelik bir hamleyle akaryakıt fiyatlarını artırmaya yönelik sürpriz bir karar açıkladı. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı’ndan oluşan Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyi (EKYK) kararı, şubat ayında yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde hassas bir döneme denk geldi.
Diğer yandan Hamaney pazar günü yaptığı açıklamayla kararı desteklediğini duyurdu. Reuters’ın aktardığına göre Hamaney, devlet televizyonundan yayınlanan konuşmasında şunları söyledi:
“Ben uzman değilim. Farklı görüşler var. Ama Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı bir karar almışsa bunu destekleyeceğimi söyledim. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı uzman görüşlerine dayalı bir karar almışlar. Tabii ki uygulanmalı. Bazılarının bu karara karşı çıkmaları kaçınılmaz. Fakat sabotaj ve kundaklama eylemleri bizim halkımızın değil, bozguncuların yaptığı eylemlerdir. Devrim karşıtları ve İran düşmanları bu tür tahribatları ve güvenliği bozucu eylemleri desteklemiştir. Ne yazık ki bazı sorunlar yaşandı. Çok sayıda insan öldü ve bazı merkezler de yok edildi.”
Hameney’in konuşması sonrası milletvekilllerinden geri adım
Reuters’ın haberine göre IRNA, hükümetin zam kararını geri almaya zorlamak için kararı meclise taşımayı düşünen bazı milletvekillerinin Hamaney’in yaptığı açıklamanın ardından bundan vazgeçtiklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Ruhani, akaryakıt fiyatları artışından elde edilecek gelirlerin yıllık 2,55 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini ve bu ek gelirle 18 milyon düşük gelirli aileye (yaklaşık 60 milyon kişi) yardım edilmesinin planlandığını söyledi. Hükümet toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Ruhani, 20 milyon kişiye yapılacak ilk ödemelerin derhal başlayacağını da duyurdu. İran Planlama ve Bütçe Teşkilatı resmi internet sitesinden benzin zammından elde edilen gelirle yardım ödemelerinin bugünden itibaren başlaması talimatının verildiği yönündeki açıklamaya dikkat çeken Ruhani, İran’da ‘güvensiz bir ortam yaratılmasına’ izin vermeyeceklerini vurguladı. Ruhani, AFP’nin aktardığı açıklamalarında “Protesto etmek  tüm vatandaşlara verilmiş bir haktır. Ancak sorun çıkaranların toplumun güvenliğini istikrarsızlaştırmalarına da izin vermeyeceğiz” dedi.
ISNA,  pazar günü yayınladığı haberde Yezd şehir merkezinde 40 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. IRNA’nın dün yayınladığı habere göre de İran’ın güneyindeki Huzistan bölgesinde son üç günde 180 kişi gözaltına alındı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen Fars haber ajansı da hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberde internete erişim kısıtlamalarının ne zaman sona ereceğinin henüz belli olmadığını aktardı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’in aktardığı İstihbarat Bakanlık açıklamasında protesto gösterilerinin başındaki kişilerin kimliklerinin tespit edildiği ve ‘gerekli önlemlerin’ alındığı belirtildi.
Reuters’ın haberine göre ülkeyi yöneten mollalar (din adamları) 2017 yılı sonlarında kötü hayat şartları nedeniyle, mollaları iktidardan ayrılmaya çağıran ve ülkenin 80 iline yayılan protestoların engellemek istiyor gibi görünüyor. İranlı yetkililer önceki protestolarda toplam 22 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Hükümetin aylık benzin alımlarında ilk 60 litreye yüzde 50, bu kotayı aşan alımlara ise yüzde 200 zam yapmasına rağmen ülkedeki yakıt fiyatları dünyanın en ucuzları arasında yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan geçtiğimiz yıl tek taraflı olarak çekilmesinin ardından Tahran'a sert yaptırımlar uygulamaya başladığı Mayıs 2018’den bu yana İran ekonomisi kriz yaşıyor.
ABD’den İran'a kınama ve gösterilere destek
ABD’den pazar günü yapılan açıklamada, İran’da barışçıl göstericilere karşı ‘ölümcül güç’ kullanılması kınandı. Beyaz Saray Sözcüsü Stephanie Grisham, “Göstericilere karşı öldürücü derecede orantısız güç kullanılması ve iletişim kanallarına kısıtlamalar getirilmesini kınıyoruz” dedi.
Bununla birlikte İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Twitter hesabından cumartesi günü göstericilere yönelik yayınladığı “ABD yanınızda” mesajını kınadı.
Bakanlık pazar akşamı geç saatlerde yayınladığı açıklamada “İran'ın bazı şehirlerinden bir grup bozguncu tarafından gerçekleştirilen ayaklanmalara yönelik bu tür destek ve girişimleri müdahale olarak görüyor ve kınıyoruz” ifadeleri yer aldı. Bakanlık Sözcüsü Abbas Musevi tarafından yapılan açıklamada “İran halkı, bu tür iki yüzlü ifadelerin herhangi bir gerçeklik taşımadığının ve samimiyetten uzak olduğunun farkında” denildi. AFP’nin haberine göre Washington’ın nükleer anlaşmadan çekildikten sonra Tahran’a yaptırımlar uygulayarak ‘kötü niyetli olduğunu’ ortaya koyduğunu belirten Musevi, “Pompeo gibiler tarafından desteklenen bazı anarşistlerin ve vandalların uygulamaları İran halkının genelinin tutumunu yansıtmıyor” diye konuştu.
Ali Laricani: ABD’nin amacı kaosu yaymak
IRNA’nın dün açıklamalarını aktardığı İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani de ABD’nin ülkesinde ‘kaosu yaymak ve halkın çıkarlarını yok etmekten’ başka bir amacı olmadığını söyledi. Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre söz konusu ‘entrikanın’ özellikle ABD Dışişleri Bakanı’nın Twitter mesajının ardından daha da belirginleştiğini belirten Laricani, “Onun (Pompeo) İran halkını savunma adına kamu mallarının ateşe verilmesini desteklemesi, ABD’nin İran'da kaos ortamı yaratma peşinde olduğunu ve İranlılara karşı aldatıcı ve ikiyüzlü davrandığını gösteriyor” dedi.
Almanya dün İran'da hükümet ile ‘meşru’ protestocular arasında diyalog çağrısında bulundu. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Sözcüsü Ulrike Demmer açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran'da şu an olduğu gibi halkın cesurca ekonomik ve siyasi sıkıntısını ifade etmesi meşrudur ve saygı duymamızı hak ediyor. İran hükümeti, mevcut protestolara diyalog kurma isteğini göstererek karşılık vermeli.”



James Gunn'dan DC itirafı: Önce teklifi reddettim

DC Stüdyoları Eş Başkanı ve Eş CEO'su James Gunn, "Marvel'ı bıraktığım için hiç pişman değilim" diyor (Reuters)
DC Stüdyoları Eş Başkanı ve Eş CEO'su James Gunn, "Marvel'ı bıraktığım için hiç pişman değilim" diyor (Reuters)
TT

James Gunn'dan DC itirafı: Önce teklifi reddettim

DC Stüdyoları Eş Başkanı ve Eş CEO'su James Gunn, "Marvel'ı bıraktığım için hiç pişman değilim" diyor (Reuters)
DC Stüdyoları Eş Başkanı ve Eş CEO'su James Gunn, "Marvel'ı bıraktığım için hiç pişman değilim" diyor (Reuters)

James Gunn, hem DC Stüdyoları'nın eş CEO'su olarak hem de geçen yazın gişe canavarı Superman'in yönetmen koltuğunda oturarak şimdiden büyük ses getirdi. Oysa Gunn, bu görevi neredeyse hiç kabul etmeyecekti; üstelik hem önemli bir yönetmen hem de stüdyo yöneticisi olmanın sonsuza dek sürdürülebilir olduğundan da hâlâ emin değil.

Variety'ye konuşan Gunn, "Bunun daha önce gerçekten yapıldığını sanmıyorum. Walt Disney bile yönetmenden çok yapımcı gibiydi. Bu bir deney. Evet, bazen kulağa çılgınlık gibi geliyor; özellikle de ben çok 'konvansiyonel' filmler yapmadığım için" dedi. 

Gunn sözlerini şöyle sürdürdü: 

Görkemli, büyük prodüksiyonları seviyorum, olayım bu. Önce teklife hayır dedim. Kevin Feige'in yaptığı işi yapmak istemiyordum. Fakat bunu Peter Safran'la birlikte yapacağımızı fark edince iş heyecan verici hale geldi. Yine de bunun uzun vadede sürdürülebilir olup olmadığından emin değilim. Günün saatleri yetmiyor.

DC hayranları içinse rahatlatıcı bir tablo var: Gunn'ın sinema ve dizi tarafındaki planları yıllar sonrasına uzandığı için, yakın zamanda koltuğu bırakması olası görünmüyor. Ancak Gunn, bir süre yönetmenliği ikinci plana atıp yöneticilik görevlerine odaklanabilir.

Gunn'ın yönetmen koltuğundaki bir sonraki projesi, şu sıralar yapım aşamasında olan ve 2027'de vizyona girmesi planlanan devam halkası Man of Tomorrow. Bu filmde Superman, Brainiac'a karşı koyabilmek için ezeli düşmanı Lex Luthor'la güçlerini birleştirmek zorunda kalıyor. 

Brainiac karakterini Alman oyuncu Lars Eidinger'in canlandıracağı da kısa süre önce açıklanmıştı. Özellikle beğeni toplayan Alman dizisi Babylon Berlin'deki performansıyla öne çıkan 49 yaşındaki Eidinger, ayrıca Shawn Levy'yle Netflix mini dizisi Göremediğimiz Tüm Işıklar'da (All the Light We Cannot See) ve Noah Baumbach'la Beyaz Gürültü'de (White Noise) çalışmıştı. 

DC Stüdyoları'nın sıradaki filmi Supergirl, 26 Haziran'da vizyona girecek. Ardından Clayface, 11 Eylül'de sinemaseverlerle buluşacak.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar


New York Belediye Başkanı Mamdani, Maduro operasyonuna itiraz etmek için Trump'ı aramış

(Donald Trump/Truth Social)
(Donald Trump/Truth Social)
TT

New York Belediye Başkanı Mamdani, Maduro operasyonuna itiraz etmek için Trump'ı aramış

(Donald Trump/Truth Social)
(Donald Trump/Truth Social)

Zohran Mamdani, ABD'nin Venezuela'daki askeri harekatına itiraz etmek için Donald Trump'ı bizzat aradı ve Güney Amerika'daki operasyonların "New Yorkluları doğrudan etkileyeceğini" söyledi.

Cumartesi günü düzenlediği basın toplantısında Mamdani, "Başkanı aradım ve bu eyleme itirazımı iletmek için doğrudan kendisiyle konuştum" dedi ve başkana "rejim değişikliği arayışına [ve] federal ve uluslararası hukukun ihlaline karşı olduğunu" söylediğini ekledi.

Perşembe günü resmen göreve başlayan New York Belediye Başkanı, görüşmeyle ilgili daha fazla bilgi paylaşmadı ancak yardımcıları, "kısa" diye nitelendirilen görüşmeyi başlatanın kendisi olduğunu söyledi.

Mamdani, "Karşıtlığımı belirttim, açıkça ifade ettim ve konu orada kaldı" dedi.

Bir zamanlar başkanı "faşist" diye nitelendiren Mamdani, cumartesi günü operasyonlardan duyduğu hayal kırıklığını internette de dile getirdi ve yönetimin yakalanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu Brooklyn'deki bir gözaltı merkezinde tutma niyetini eleştirdi.

dvf
Zohran Mamdani, ABD'nin Venezuela'daki askeri harekatına itiraz etmek için Donald Trump'ı bizzat aradığını söyledi (AP)

Mamdani, X'te, "Bu sabah ABD ordusunun Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini yakalaması ve New York'ta federal gözaltında tutulmalarının planlanması konusunda bilgilendirildim" diye yazdı.

Egemen bir ulusa tek taraflı saldırmak bir savaş eylemi ve federal ve uluslararası hukukun ihlalidir. Bu aleni rejim değişikliği arayışı sadece yurt dışındakileri etkilemiyor, aynı zamanda bu şehri ev olarak gören onbinlerce Venezuelalı da dahil New Yorkluları doğrudan etkiliyor. Benim odak noktam onların ve her New Yorklunun güvenliği ve yönetimim durumu izleyip ilgili yönergeleri yayımlamaya devam edecek.

Independent, Beyaz Saray'dan Mamdani'nin açıklamasıyla ilgili yorum almak için iletişime geçti.

cdfgth
Bir zamanlar başkanı "faşist" diye nitelendiren Mamdani, cumartesi günü çevrimiçi olarak operasyonlardan ve yönetimin yakalanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu Brooklyn'deki bir gözaltı merkezinde tutma niyetinden duyduğu hayal kırıklığını da dile getirdi (AP)

Belediye başkanıyla başkan arasındaki çatışma, göreve gelmesinden bu yana ilki ancak muhtemelen son olmayacak. Maduro halihazırda Metropolitan Gözaltı Merkezi'nde tutuluyor ve Manhattan'da kendisine federal uyuşturucu ve silah suçlamaları isnat edilecek.

Haberlere göre, pazartesi günü bile mahkemeye çıkabilir.

Mamdani, cumartesi günü gazetecilere, "Başkan ve ben, anlaşmazlık noktaları konusunda birbirimize her zaman dürüst ve açık olduk" dedi.

New Yorklular beni dürüst ve açık sözlü olmam için, bunu her zaman görevimin bu şehri yuva olarak gören insanlara hizmet etmek olduğu anlayışıyla yapmam için seçtiler.

Belediye başkanı, Maduro'nun gözaltında tutulduğu süre boyunca başına gelenler üzerinde çok az etkisi olacağını kabul edercesine şunları ekledi:

Federal hükümetin her türlü eyleminin New Yorkluların günlük yaşamları üzerinde minimum düzeyde etki yaratması benim sorumluluğum.

Belediye başkanlığı kampanyası sırasında Mamdani, ABD dış politikasının diğer yönlerini, özellikle de Ortadoğu'da İsrail'e verilen desteği sert bir şekilde eleştirmiş ancak Latin Amerika'daki olaylarla pek ilgilenmemişti.

Independent Türkçe


Zubeydi, iş işten geçmeden Maduro'nun son mesajını okuyacak mı?

‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
TT

Zubeydi, iş işten geçmeden Maduro'nun son mesajını okuyacak mı?

‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)

Mustafa el-Ensari

Delta uçakları Karakas semalarının sessizliğini bozarak Nicolas Maduro'nun ‘devrimci direniş’ döneminin sonunu ilan ettiğinde, uçakların yankıları Aden ve Mukalla'daki sarayların koridorlarında yankılandı.

Karakas’ın düşüşü, Latin Amerika'da popülist bir rejimin çöküşü değil, jeopolitik açıdan sert bir ders oldu. Bu ders, ‘statükonun’ ‘yakınlık ve güç mantığına’ uzun süre dayanabileceğini düşünenlere yönelikti.

Venezuela'nın büyük komşusu Washington, Yemen'in büyük komşusu ise Riyad ve Maskat’tı. Mesaj ise aynıydı: “Coğrafya siyasi günahları affetmez.”

“İdeolojik illüzyon” ortakları

İki adam arasındaki binlerce kilometrelik mesafeye rağmen, onları ‘popülist solculuk’ adlı kalın bir ip birbirine bağlıyordu. Tutkulu konuşmaların ve yoksullara verilen sözlerin kurumsal devletin yokluğunu telafi edebileceğine inanan Chávez'in varisi olan Maduro, eski Yemen Sosyalist Partisi'nin ‘hayaletlerini’ çağıran ve ‘güney milliyetçiliği’ kisvesi altında, ayrılıkçı bir gerçekliği zorla dayatan Güney Geçiş Konseyi (GGK) Başkanı Ayderus ez-Zubeydi’de kendisini görmüştü.

thy7ujk
Trump, Nicolas Maduro'nun tutuklu haldeki fotoğrafını paylaştı (Ajanslar)

Her ikisi de adeta intihar edercesine ‘coğrafyayı görmezden gelme’ oyununu oynadılar. Maduro, Venezuela'yı ABD’nin ‘arka bahçesinde’ Rusya ve İran için gelişmiş bir platform haline getirmeye çalıştı. Uzak Moskova'nın onu yakın Washington'dan koruyacağına kendini inandırmıştı.

Öte yandan Zubeydi dün ‘1 Numaralı Açıklama’ ile kamuoyu karşısına çıktı ve Hadramut, el-Mahra, Sokotra ve kardeş bölgelerini Suudi Arabistan ve Umman'a rakip bir etki alanına çekmeye çalıştı, kâh bölgesel güçlere ulaşmaya çalıştı kâh Riyad'ın bileğini bükmek için çaresizce ‘İsrail kartını’ oynadı. ‘Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin’ varoluşsal bir doktrin ve Suudi Arabistan liderliği için mürekkeple değil, kan ve ateşle çizilmiş bir ‘kırmızı çizgi’ olduğu gerçeğini göz ardı etti.

Kaybeden bahisler oyunu

Siyaset biliminde, ‘bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar. Maduro, Trump'ı ve ülkesinin komşusu olan Latin Amerika ülkelerinin baskısını hafife alınca, kendi sarayında tutuklandı ve yanında sadece eşi ve kırık anılarının bulunduğu bir çanta kaldı.

Zubeydi şimdi aynı ip üzerinde yürüyor. Hadramut ve el-Mehra'daki ‘coğrafi şoku’ görmezden gelme girişimi ve Suudi Arabistan'ın güney sınırlarını güvence altına alma konusundaki hayati çıkarlarını göz ardı etmesi, onu ‘siyasi kibir’ tuzağına düşürdü.

O, bunu reddeden bir halka (Hadramutluların GGK'nın otoritesini reddetmesi gibi) yabancı güçlere dayanarak fiili bir durum dayatmanın, açlık çeken bir halka demir ve ateşle kendini dayatan Maduro'nun deneyiminin bir tekrarı olduğunu unuttu, ta ki kader ünlü ‘Delta Gecesi’nde kapısını çalana kadar.

Siyasi mezardan bir mesaj

İki lider arasında bir diyalog hayal eden şakacı yaklaşım, acı bir stratejik gerçeği ifade ediyor. Maduro, Zubeydi'ye “Coğrafya, siyasetteki tek sabit unsurdur” dediğinde hem Maduro hem de Zubeydi'nin destekçilerinin sorgulamaya çalıştığı yüzlerce yıllık tarih derslerini de özetliyordu.

Bundan birkaç gün önce, deneyimli Suudi yazar Abdurrahman er-Raşid, coğrafyayı Yemen dosyasında en etkili faktör olarak nitelendirdi. Ancak hem Maduro hem de Zubeydi, bu gerçeği hafife aldılar. Ardından bu durum saraylarında ve karargahlarında bir yangın gibi onları yakalayıp etraflarını sardı. Maduro, ABD’nin coğrafi yakınlığının kaçınılmazlığından kaçmaya çalıştı, ancak kader onu Trump ve ünlü Delta Gücü şeklinde yakaladı. Benzer şekilde, Zubeydi de Suudi Arabistan ve Umman’ın coğrafi yakınlığının kaçınılmazlığından kaçmaya çalıştı. Mukalla ve Hadramut'un bölgesel anlaşmalardan uzak, ‘uzaktan kumanda’ ile yönetilebileceğini düşünerek kendini kandırdı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Maduro, ‘denenmiş ve test edilmiş’ olanın test edilmemesi gerektiğini ve güçlü bir komşunun uzun süre sabırlı olabileceğini, ancak harekete geçtiğinde ‘kahramanın değil, kardeşinin gücünü kullan’ mantığıyla hareket edeceğini fark etmediği için düştü.

Bugün, GGK'nın Yemen'in doğusundaki mevzilerini boşaltması için baskı artarken, Zubeydi’nin önünde biri, Maduro'nun meajını dikkatlice okuyup Yemen Başkanlık Konseyi'nin çatısı altında ulusal uzlaşma ortamına geri dönmek, diğeri kendi inancının aksine, coğrafyanın ‘gerçeklerden daha güçlü konuştuğunu’ çok geç fark ettiği anı beklemek olan iki seçeneği var gibi görünüyor.

scdfg
GGK Başkanı Ayderus ez-Zubeydi (GGK resmi internet sitesi)

Lübnanlı yazar Gassan Şerbil, Maduro’nun Karakas’tan kaçırılmasıyla ilgili yorumunda, olayı X'teki sloganlardan ziyade zorlu coğrafya açısından yorumlamış gibi görünüyor. Delta Gücü’nün Maduro'nun sarayını basıp onu tutukladığı olay, ancak coğrafyanın ve çıplak gücün bir mesajı olarak anlaşılabileceğini düşünen Şerbil, “Putin kıskançlık duyabilir, çünkü James Bond Kremlin'in çarı değil, Beyaz Saray'ın efendisidir” değerlendirmesinde bulundu.

Böylece Donald Trump, Messi, Ronaldo ve Muhammed Salah'ın kıskanacağı ‘tarihi bir köşe vuruşu’ yaparken bize, Kasım Süleymani'nin öldürülmesini emreden adamın Maduro'yu kaçırmaktan çekinmediğini ve haritaların anahtarlarını elinde tutan birinin sözlerle manevra yapmadığını hatırlattı. Şerbil'in de belirttiği gibi, bu olayın özeti her gün tekrarlanan “Trump'a karşı oynamayın ve coğrafya konuştuğunda sloganlara güvenmeyin” şeklindeki bilgece sözü gözler önüne seriyor.

Peki, Delta Gücü Aden'de görünecek mi?

Gözlemcilere göre tüm siyasi hilelerini tüketerek yalnız kalan Maduro'nun kaderi, Arap Yarımadası'nın dengesini bozmaya çalışan herkesin bakması gereken bir ‘ayna’ niteliğinde.

Yemen'in coğrafyası sadece bir araziden ibaret değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Umman, Körfez ve uluslararası ve bölgesel Arap suları ile paylaşılan bir ‘kimlik ve ulusal güvenlik’ meselesidir. Zubeydi, tüm bu faktörleri hafife almaya devam ederse, yakında Maduro gibi kendini Delta Gücü’yle burun buruna gelmiş bulabilir.

Maduro, artık manevra alanı kalmayan bir gerçekliğe uyandı. Peki ya Zubeydi Aden'de ‘kader’ kapısını çalmadan önce uyanacak mı?