​Türkiye İdlib’deki gözlem noktalarını 56'ya çıkardı

Suriye'nin kuzeyindeki Kamışlı’da gezen bir Rus askeri aracı (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Kamışlı’da gezen bir Rus askeri aracı (AFP)
TT

​Türkiye İdlib’deki gözlem noktalarını 56'ya çıkardı

Suriye'nin kuzeyindeki Kamışlı’da gezen bir Rus askeri aracı (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Kamışlı’da gezen bir Rus askeri aracı (AFP)

Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısındaki askeri gözlem noktalarını artırmaya devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) dün İdlib kırsalında dördüncü gözlem noktasını kurdu. Böylece Türkiye’nin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki (İGAB) gözlem noktası sayısı 56’ya yükseldi. Bununla birlikte Türkiye, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle Suriye'nin kuzeyindeki birliklerinin hareketlerini kısıtladığını açıklarken, Rusya ile yapılan anlaşma uyarınca İdlib'deki ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
TSK dün, İdlib'in batısındaki Cisr eş-Şuğur kırsalındaki ez-Zaniya, Bukserya ve el-Farika köylerinde yeni gözlem noktaları kurduktan sonra İdlib'in batı kırsalındaki el-Barnas bölgesinde de yeni bir askeri nokta oluşturdu.
Türkiye, Pazar günü İdlib'e yeni askeri sevkiyatlar göndermişti. Çok sayıda askerin de yer aldığı konvoy, Kefer Lusin Sınır Kapısı’ndan geçerek Türk gözlem noktalarının bulunduğu yerlere ilerledi. Öte yandan Türk ve Rus birlikleri, Fırat’ın doğusunda, Ayn el-Arab (Kobani) kırsalındaki Aşme köyünden başlayan ve batısındaki köyleri kapsayan yeni bir ortak devriye gerçekleştirdiler.

39’uncu ortak devriye
Türk ve Rus birlikleri geçtiğimiz Perşembe günü, Derbesiye kırsalında ortak bir devriye düzenlemiş ve bölgedeki bir dizi köyü gezmişlerdi. Dünkü devriye 22 Ekim 2019'da Soçi Anlaşması'nın imzalanmasından bu yana gerçekleştirilen 39’uncu devriye oldu.
Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Plan Koordinasyon ve Analiz Şube Müdürü Albay Olcay Denizer Pazar günü yaptığı açıklamada, 22 Ekim 2019'da Soçi Anlaşması'nın imzalanmasından bu yana, sonuncusu geçtiğimiz Perşembe günü olmak üzere Rusya ile toplam 38 ortak devriye gerçekleştirildiğini bildirdi.
Türkiye ile Rusya arasında İdlib'de ateşkes ilan etmek için 5 Mart'ta imzalanan Moskova Mutabakatı kapsamında yürütülen Halep-Lazkiye uluslararası karayolundaki (M4) ortak devriyelerin askıya alındığını belirten Albay Denizer, Türkiye ile Rusya arasındaki üçüncü ortak askeri devriyenin uygun hava koşulları oluştuğunda gerçekleştirileceğini kaydetti.
Albay Denizer, Türkiye’nin Rusya ile yapılan anlaşma çerçevesinde İdlib'deki ateşkesin uygulanmasını yakından takip ettiğini de sözlerine ekledi.

43 YPG’li etkisiz hale getirildi
Öte yandan Albay Denizer, TSK’nın geçtiğimiz ay boyunca Barış Pınarı Harekât bölgesine sızmaya çalışan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı Halk Koruma Birliği’nin (YPG) 43 üyesini etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Denizer ayrıca YPG’nin geçtiğimiz ay Tel Rıfat, Zeytin Dalı Harekât bölgesi ve Fırat Kalkanı Harekât bölgesinde 70 başarısız saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. TSK’nın ‘kendini savunma hakkı çerçevesinde’ bu saldırılara derhal karşılık verdiğini belirten Albay Denizer, Türkiye'nin kontrolü altındaki Fırat Kalkanı Harekât bölgesinde ve Halep'teki Türkiye ile birlikte hareket eden gruplara yapılan saldırıda 16 YPG üyesinin etkisiz hale getirildiğini söyledi.
Koronavirüs salgını nedeniyle birliklerin harekatları kısıtlandı
Albay Denizer ayrıca Milli Savunma Bakanlığı'nın Suriye'deki askeri harekat (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı) bölgelerindeki TSK birliklerinin hareketlerine, koronavirüs salgını nedeniyle bir takım yeni kısıtlamalar getirdiğini açıkladı.
Denizer, Suriye’deki askeri harekât bölgelerinde konuşlandırılan tüm askerlerin, sadece komutanlarının özel izni ile bölgeden çıkabileceğini veya girebileceğini, bireysel kadroların ve genel olarak silahlı kuvvetlerin hareketlerinin, mümkün olan en düşük seviyeye indirilebileceğini de sözlerine ekledi.

TSK’da ‘Koronavirüs ile Mücadele Merkezi’ oluşturuldu
Milli Savunma Bakanlığı'nın, koronavirüs salgını ile mücadele çerçevesinde ilgili makamların tüüyle koordinasyon içinde ve katı önlemler aldığına dikkat çeken Albay Denizer, ayrıca Bakanlık bünyesinde oluşturulan Koronavirüs ile Mücadele Merkezi’nin (COMMER) takip, planlama, koordinasyon ve yönetim görevlerini yerine getireceğini aktardı.
Albay Denizer, başta Türkiye dışında faaliyet gösterenler olmak üzere Türk birlikleri arasında Kovid-19 salgınının yayılmasını önlemek için hareketlerin kısıtlanması ve sosyal mesafe uygulaması gibi bir takım önlemlerin alındığını açıkladı.



Çin perspektifinden İslamabad Mutabakat Zaptı: Hangi İran daha faydalı; izole edilmiş yoksa pragmatik mi?

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, Pekin, 2 Eylül 2025 (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, Pekin, 2 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Çin perspektifinden İslamabad Mutabakat Zaptı: Hangi İran daha faydalı; izole edilmiş yoksa pragmatik mi?

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, Pekin, 2 Eylül 2025 (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping, Pekin, 2 Eylül 2025 (Reuters)

Şerbil Berakat

Mao Zedong'un 1960'ların sonlarında söylediği ünlü “Gökyüzünün altında büyük bir kaos var; durum mükemmel” sözünün üzerinden uzun zaman geçti. Mao, o dönemde dünyayı her yönden saran kriz ve kargaşanın Çin için yeni siyasi ve stratejik fırsatlar yarattığına işaret ediyordu.

Bugün, Mao'nun bu sözünün üzerinden geçen yaklaşık 60 yılın ardından, Çin'in konumu temelden değişti. Ekonomik açıdan birinci sıra için doğrudan rakip haline geldi ve onu neredeyse ABD'nin tek rakibi yapan askeri, teknolojik ve diplomatik güçlere sahip. Çin şimdi kendisini uluslararası düzenin istikrarına yatırım yapan “sorumlu bir büyük güç” olarak sunmaya önem veriyor. Bazı diplomatları belki de haklı olarak, son dönemde uzun bir dizi askeri müdahale geçmişine sahip olan ABD ve son on yıllarda peş peşe Çeçenistan'dan Gürcistan ve Suriye, şimdi de Ukrayna'ya uzanan bölgesel çatışmalara karışan Rusya'nın aksine, Pekin'in son on yıllar boyunca hiçbir savaşa girişmediğini belirtmekten çekinmiyorlar.

Yine de Mao'nun bu sözünün İran savaşı bağlamında bir önemi yok değil. ABD Başkanı Donald Trump'ın 28 Şubat'ta net bir strateji ile müttefiklerinin desteği ve onayı olmadan, İran'a karşı İsrail ile ortak savaş başlatma kararı sonucunda ABD'nin içine düştüğü kaos durumu, bazı üst düzey Çinli yetkilileri Mao'nun bu ünlü sözünü hatırlatmaya teşvik etmiş olabilir. Zira savaş bazı stratejik analiz çevrelerinde, Panama Kanalı'ndan başlayıp, Nijerya ve Venezuela petrolünden geçerek İran ve Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan ABD ile arasındaki stratejik rekabette, Çin'e belirli yönlerde göreceli avantaj sağlayan güç noktalarını, deniz koridorlarını hedef alan daha geniş bir modelin parçası olarak tasvir edildi.

Birçok uzman, çatışma Pekin'in stratejik direncini güçlendirdiği ve enerji dosyasında manevra alanını genişlettiği için daha erken bir dönemde Çin'in açık kazanımlarından bahsetmeye başladı

Erken kazanımlar

Savaşın tozu dumanı henüz dinmeden bile birçok uzman, çatışma Pekin'in stratejik direncini güçlendirdiği, enerji dosyasında manevra alanını genişlettiği ve aynı zamanda petrol rezervlerini riskten korunma aracı olarak maksimize etmeye dayalı yaklaşımının doğruluğunu pekiştirmesi nedeniyle Çin'in açık kazanımlarından bahsetmeye başladı. Ayrıca, tüm taraflarla tek sesle konuşabilen bir taraf olarak Çin'in, uluslararası sahnede ve bölgede kilit bir oyuncu olarak diplomatik konumu da güçlendi. Bu durum, Pakistanlı arabulucu ile olan derin ilişkisi göz önüne alındığında, özellikle 8 Nisan’daki ateşkesin korunmasında ve ardından 17 Haziran'da ABD-İran Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasında oynadığı kritik rol ile yansıma buldu.

Savaş, ABD’nin güvenlik garantilerinin sağlamlığı ve sınırları konusunda birçok Körfez ülkesinde ciddi soruların ortaya çıktığı bir dönemde, bölgesel güvenlik denklemlerinde Çin'in daha belirgin rol oynaması için daha geniş bir alan yarattı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının yankıları, alternatif enerji kaynaklarına ve yeşil dönüşüm süreçlerine olan ilgiyi yeniden canlandırdı. Bu da Çin’in temiz enerji pazarlarını ve özellikle de en önemli rekabet araçlarından biri haline gelen güneş enerjisi sektörünü genişletiyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Ortadoğu savaşını sona erdiren anlaşmanın imzalanması sırasında, 18 Haziran 2026 (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Ortadoğu savaşını sona erdiren anlaşmanın imzalanması sırasında, 18 Haziran 2026 (AFP)

Çatışma ayrıca, ister hızlı çözümler ve yüksek kaliteli hizmet altyapısı gerektiren bazı Körfez ülkelerinde isterse Pekin'in ekonomisini uluslararası ticaret ve finans sistemine yeniden entegre etme yolunda en yetkin ülke olduğu İran'da olsun, yeniden inşa ve ekonomik rehabilitasyon projelerinde Çinli şirketler için ek fırsatlar sağladı.

Çin hangi İran'ı tercih ediyor?  

Anlaşmanın kırılganlığı, kendisini çevreleyen karmaşıklıklar ve beklenen müzakereler göz önüne alındığında, Çin, ateşkesi iki ay daha uzatan, Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine yeniden açan ve bazı İran limanlarına yönelik ABD kısıtlamalarını hafifleten, ABD-İran mutabakat zaptının imzalanmasını ihtiyatlı bir şekilde memnuniyetle karşıladı. Belge, Tahran ve Washington arasında nükleer mesele ve diğer konularda derinlemesine müzakerelerin önünü de açıyor.

Ancak, analistlerin Tahran için (bazıları hemen, bazıları ise müzakerelerin sonucuna bağlı olan), somut kazanımlar ve ekonomik teşvikler içerdiği konusunda hemfikir olduğu 14 maddelik belge, Çin'in İran içindeki siyasi ve ekonomik konumunu etkileyip etkilemeyeceği ile ilgili soruları da gündeme getirdi. Bu konum, esas olarak siyasi izolasyon ve yaptırımlar altında belirginleşti ve birikti. Başka bir deyişle, mutabakat zaptı, Çin'in hangi İran'ı tercih ettiği sorusunu gündeme getirdi: Pragmatik, açık bir İran mı, yoksa izole edilmiş devrimci bir İran mı?

Büyük olasılıkla Pekin, iki aylık ve yenilenebilir mutabakat zaptı boyunca İran petrolü alımlarında fiyat indirimlerinden yararlanmaya devam edecektir. Bu da Çin'e olası arz eksiklerini telafi etme fırsatı verecektir

Bu soruyu cevaplamak için öncelikle mutabakat zaptının Çin üzerindeki doğrudan etkisini değerlendirmek gerekir. Görüşlerine başvurduğumuz Çin Sosyal Bilimler Akademisi Siyasi Çalışmalar Bölümü Direktörü, Çin Ortadoğu Çalışmaları Derneği Genel Sekreteri ve Başkan Yardımcısı Dr. Tang Zhizhao şunları söyledi: “Gerginliğin azaltılması, Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi kolaylaştırır ve Çin'in enerji ithalatının güvenliğini artırır; bu da Pekin'in temel çıkarlarıyla örtüşüyor.”

Büyük olasılıkla Pekin, iki aylık ve yenilenebilir mutabakat zaptı boyunca İran petrolü alımlarında fiyat indirimlerinden yararlanmaya devam edecektir. Bu da Çin'e olası arz eksiklerini telafi etme ve belki de kısa vadede stratejik ham petrol rezervlerini güçlendirme fırsatı verecektir.

Dahası, Wall Street Journal'ın aktardığı tahminlere göre, mutabakat zaptında belirtildiği gibi dondurulmuş İran mali varlıklarının tamamen serbest bırakılması, Çin'e kendi bankalarındaki dondurulmuş ve tahmini 20 ila 50 milyar dolar olan İran mali varlığı üzerinde önemli bir etki alanı sağlayabilir.

Venezuela zincirini kırmak

Öte yandan analistler, “İslamabad Mutabakatı” veya “İslamabad Deklarasyonu” olarak adlandırılan mutabakat zaptının metninin, ABD'nin çatışmadaki hedeflerine ulaşamadığını açıkça yansıttığına inanıyor. Batı Asya ve Afrika Çalışmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı ve Çin Sosyal Bilimler Akademisi Siyasal Çalışmalar Bölümü Direktörü Dr. Tang Zhizhao, bu konuda şunları söyledi: “Mutabakat özünde, Washington'a koşullar tarafından dayatılan bir zararları yönetme vakasını temsil ediyor.”

 ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi, 30 Ekim 2025 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi, 30 Ekim 2025 (Reuters)

Daha geniş bir stratejik perspektiften bakıldığında, bu Amerikan başarısızlığı, Venezuela'dan sonra Washington'un Çin'in ekonomik veya siyasi nüfuz alanları içinde doğrudan veya dolaylı olarak yer alan bölgelere karşı “ardışık” kazanımlar elde etme potansiyelini kırmış olabilir. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu durum, muhtemelen Çin’in çıkarlarını daha açık olarak hedef alan gelecekteki herhangi bir düşmanca Amerikan eyleminin maliyetini artırabilir, ikinci Trump yönetiminin askeri güce başvurma isteğini sınırlayabilir.

Amerikan dönüşü

Başka bir düzeyde, mutabakat zaptı, 40 yılı aşkın süredir Batı yörüngesinin dışında kalan bir alana sınırlı Amerikan dönüşüne yönelik ön bir adım olarak yorumlanabilir. Bu gelişme, dış politikası tarihsel olarak “ne Doğu ne de Batı” sloganına dayanan ve Amerika Birleşik Devletleri ile derin bir kopukluk yaşayan İran'ı daha karmaşık bir denklemin önüne koyuyor. Bu durum, İran'ı dengeyi yeniden sağlama aracı olarak Çin ve Rusya ile iş birliğini derinleştirmeye itebilir.

Zorunlu bağımlılık ortaklığının ortadan kalkması

Başka bir cephede ise, mutabakat zaptı İran için ekonomik, mali ve ticari teşviklerin yanı sıra yaptırımların kademeli ve koşullu olarak kaldırılması taahhüdünü de içeriyor. Haberler ayrıca, görüşmelerin Amerikan şirketlerinin İran pazarına girmesi olasılığını da ele aldığından bahsediyor. Teorik olarak, tüm bunlar Tahran'ın Çin'e olan bağımlılığının azalmasına yol açabilir; bu bağımlılık öncelikle ambargo ve yaptırımlar altında oluşmuş, daha sonra Çin'in artan ekonomik gücüyle pekişmişti. Bu durum, İran'ı ortaklıklarını çeşitlendirmeye yönlendirebilir.

Pekin Üniversitesi’nden Ekonomi Profesörü Dr. Xu Mingzhi, bu bağımlılığın azalma olasılığını inkar etmedi, ancak bunu “ikincil önemde” diye nitelendirdi. Mingzhi, “Çin'in İran'daki konumu yalnızca yaptırımlara değil, aynı zamanda Çin ekonomisinin büyüklüğüne, uzun vadeli talebe, altyapı ve finans alanındaki kabiliyetlerine ve daha geniş diplomatik ilişkilere de dayanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mesele sadece İran'ın daha fazla potansiyel ortağa sahip olup olmaması değil, bu ortakların ölçek, süreklilik ve sektörler arası entegrasyon açısından Çin’e denk olup olmamasıdır

Xu'ya göre Çin sadece İran petrolünün alıcısı değil, aynı zamanda büyük ve istikrarlı enerji pazarı, önemli bir sanayi malları tedarikçisi ve altyapı, lojistik, imalat, petrokimya ve ulaşım projelerine aynı anda katılabilecek bir ortaktır. Batılı şirketler İran pazarına geri dönmek ile ilgilense de Xu, birçok şirketin yeniden yaptırım olasılığı, devam eden siyasi belirsizlik ve uyumluluk riskleri nedeniyle temkinli davranacağına işaret ediyor. Buna karşılık Çin karmaşık ortamlarda faaliyet göstermek için gerekli ticaret ağlarını, enerji kanallarını ve siyasi güven düzeyini zaten geliştirmiş durumda.

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Ordu Günü'nü kutlayan askerî geçit töreninde, 18 Nisan 2025 (AFP)İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Ordu Günü'nü kutlayan askerî geçit töreninde, 18 Nisan 2025 (AFP)

Çinli akademisyen, Çin nüfuzunun “zorunlu bağımlılık” aşamasından daha yerleşik bir kurumsal ortaklığa geçebileceğini düşünüyor. Pekin'in kendisini sadece kriz zamanlarında petrol alıcısı olarak değil, uzun vadeli bir ekonomik ortak olarak sunmaya devam etmesi halinde, yaptırımlar sonrası dönemde bile İran içinde önemli bir nüfuza sahip olmayı sürdüreceğini belirtiyor.

Ucuz petrol

Mutabakat zaptı İran'a petrolünü kayda değer kısıtlamalar olmadan satmasına izin verirken, Çin'in İran petrolünü indirimli fiyatlarla satın alma avantajını kaybedebileceğini öne süren analizler de yapılmaya başlandı. Xu, İran petrolünün alıcı tabanının genişlemesinin, Pekin'in daha önce sahip olduğu fiyat avantajını gerçekten azaltabileceğini söylüyor. Ancak, yaptırımların kendilerinin Çin'e artan nakliye riskleri, sigorta karmaşıklıkları, ödeme zorlukları, şirketler için itibar riskleri ve uygulama mekanizmalarına ilişkin belirsizlik gibi somut maliyetler getirdiğini de ifade ediyor. Bu nedenle Xu, uzlaşının daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ticaret ortamı sağlaması durumunda, özellikle Çin gibi büyük bir enerji ithalatçısı için tedarik güvenliği ve güvenilirliğinin en az fiyatın kendisi kadar önemli olduğu göz önüne alındığında, indirimlerdeki azalmanın mutlaka olumsuz bir sonuç anlamına gelmediğini düeğerlendiriyor.

İpek Yolu ve artan yatırımlar

Öte yandan, gözlemciler, Tahran'ın son yıllardaki izolasyonunun birçok Kuşak ve Yol Girişimi projesinin ilerlemesini engelleyen bir faktör olduğu göz önüne alındığında, mutabakat zaptının kendi başına İran'daki Çin altyapı yatırımlarında önemli artışa neden olmasını uzak bir ihtimal olarak görüyorlar.

Xu, anlaşmanın kırılgan veya çökmeye meyilli kalması durumunda Çinli şirketlerin siyasi riskleri dikkatlice fiyatlandırarak ihtiyatlı bir şekilde hareket etmeye devam edeceğini söylüyor. Pekin'in, net ticari getirileri, yönetilebilir riskleri ve bağlantı açısından yüksek bölgesel değeri olan projelere öncelik vereceğini öngörüyor.

 Umman'ın Musandam şehrinden görülen Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler, 19 Haziran 2026 (Reuters)Umman'ın Musandam şehrinden görülen Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler, 19 Haziran 2026 (Reuters)

Bu senaryoya göre en olası sonuç geniş çaplı bir yatırım akışı değil, ulaşım koridorları, liman lojistiği, demiryolları, enerji altyapısı, petrokimya ve sanayi bölgeleri de dahil olmak üzere belirli sektörlerde seçici ilerleme olacaktır.

İslamabad Mutabakatı, müzakereler aşamasına geçişle birlikte Washington ve Tahran arasındaki ilişkinin geleceği için gerçek bir turnusol kâğıdı olacak en zorlu sınavına girerken, mutabakat zaptının imzalanmasının, şu anda en önde gelen İranlı yetkili olan Muhammed Bakır Kalibaf'ın İran Ticaret Odası’nda yaptığı konuşmayla eş zamanlı olması dikkat çekiciydi. Kalibaf konuşmasında, Pekin'i İran'ın sadece bir petrol satıcısı veya geçici ticaret ortağı değil, dostlarını tanıyan ve ittifaklarının sınırlarını anlayan stratejik bir ortak olduğuna ikna etmenin gerekliliğini vurguladı. Kalibaf'ın konuşması, büyük ölçüde bir sonraki aşamanın özelliklerini ve Çin'in İran içindeki konumundaki değişimin sınırlarını, yaptırımlarla kurulan bir ortaklıktan, açılım anıyla sınanabilecek bir ortaklığa geçişi özetliyor.

* "Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."


Londra'nın kuzeyinde meydana gelen tren kazasında bir kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
TT

Londra'nın kuzeyinde meydana gelen tren kazasında bir kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)

Londra'nın yaklaşık 100 kilometre kuzeyindeki bölgede dün öğleden sonra meydana gelen kazada, iki yolcu treninin çarpışması sonucu bir makinist hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

Bugün yapılan açıklamada, Londra yönünde sefer yapan ve kazaya karışan iki treni işleten East Midlands Railway, trenlerden birinin makinistinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Sosyal medyada bir yolcu tarafından paylaşılan görüntülerde, bir trenin ön kısmının diğer trenin arka bölümüne çarptığı görülürken, her iki trenin vagonlarının da raylar üzerinde kaldığı dikkat çekti.

Kaza bölgesinden yayımlanan görüntülerde acil durum ekiplerinin olay yerinde yoğun şekilde çalıştığı görüldü.

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının olay yerinde acil servis ekipleri toplandı (Reuters)İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının olay yerinde acil servis ekipleri toplandı (Reuters)

Doğu İngiltere Ambulans Servisi tarafından yapılan açıklamada, olay yerinde bir kişinin hayatını kaybettiği, 11 kişinin kritik derecede ağır, 22 kişinin ciddi şekilde yaralandığı ve 56 kişinin hafif yaralar aldığı bildirildi.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer yaptığı açıklamada, “Duygularım hayatını kaybeden kişinin ailesi ve ağır yaralananlarla birlikte” ifadelerini kullandı.

Kazanın nedeni henüz belirlenemezken, Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander olayın tüm yönleriyle soruşturulduğunu açıkladı.

Kazaya karışan trenlerden birinde bulunan Doktor Peter Knapp ise sosyal medya platformu BlueSky'da yaptığı paylaşımda, “Ani bir çarpışma yaşandı” ifadelerini kullandı. Knapp, çarpmanın ardından vagonlardan birinin raydan çıktığını ve kendisinin de hafif yaralandığını belirtti.


Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından Witkoff, İran ile görüşmeler yapmak üzere İsviçre’ye gidiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
TT

Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından Witkoff, İran ile görüşmeler yapmak üzere İsviçre’ye gidiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, olası bir nükleer anlaşmaya ilişkin İran ile yapılacak müzakerelerin ilk turuna katılmak üzere İsviçre’ye gidecek. Şarku’l Avsat’ın Axios internet sitesinden aktardığı haberde, bu gelişmenin İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan’da varılan ateşkesin ardından geldiği belirtildi. Bölgedeki çatışmaların tırmanmasının, İran’la yürütülen ve Ortadoğu’da kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi hedeflenen geçici mutabakat sürecini riske attığı ifade edildi.

Söz konusu gelişmenin, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in müzakerelere katılma planlarını iptal etmesinden bir gün sonra yaşandığı aktarıldı. Görüşmelerin, Lübnan’daki çatışmaların yeniden tırmanması nedeniyle iptal edildiği ve bunun da küresel deniz ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik müzakereler hakkında yeni soru işaretleri yarattığı bildirildi.

ABD Başkanı Donald Trump, NBC News kanalına yaptığı açıklamada, İsrail ile görüştüğünü ve ateşkesin kabul edilmesini istediğini söyledi.

İsrailli bir muhabirin X platformu üzerinden yaptığı paylaşıma göre Trump, “Bazen sakinleşip aklını kullanman gerekir” ifadesini kullandı. Haberde, muhabirin, Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile doğrudan konuşup konuşmadığına ilişkin soruya ise yanıt vermediği belirtildi.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, ateşkesin Lübnan yerel saatiyle 16.00’da yürürlüğe girdiğini, bunun taraflar arasında gerçekleşen karşılıklı çatışmaların ardından sağlandığını açıkladı. Yetkili ayrıca, ABD ve Katar’dan müzakerecilerin, İran’ın da dolaylı katkısıyla anlaşmaya ulaştığını ifade etti.

Hizbullah’tan iki kaynak ve üst düzey bir İsrailli yetkili, Reuters’a ateşkesin yürürlüğe girdiğini doğruladı. İsrailli yetkili, “Eğer Hizbullah bize saldırmazsa, bizim için savaş dönemi olmayacak” dedi. Aynı yetkili, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde, kuzey sınırı boyunca bazı bölgelerde askeri varlığını sürdüreceğini de belirtti.

Lübnanlı iki güvenlik kaynağı, ateşkesin ilk saatinde İsrail’in yaklaşık 12 hava saldırısı düzenlediğini, ancak saat 17.00’den sonra herhangi bir saldırı kaydedilmediğini aktardı. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise gece yarısından bu yana Güney ve Doğu Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırılarında 47 kişinin yaşamını yitirdiğini, 79 kişinin yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, Lübnan’da yaşanan bir olayda 4 askerinin öldüğünü açıklarken, ayrıntı paylaşmadı.

Yetkililer, Lübnan’daki gerilimin İran ile yürütülen daha geniş kapsamlı müzakereleri olumsuz etkileyebileceğini, zira Lübnan’daki çatışmaların sona ermesinin ABD-İran anlaşma sürecinin önemli şartlarından biri olduğunu ifade etti.