İtalya, Berlin saldırısı ile bağlantılı bir Tunusluyu sınır dışı etti

2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
TT

İtalya, Berlin saldırısı ile bağlantılı bir Tunusluyu sınır dışı etti

2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)

İtalya yönetimi yaptığı açıklamada, 2016’da Berlin'deki bir Noel pazarına saldıran Anis Amri ile bağlantısı olan bir Tunus vatandaşının güvenlik nedeniyle sınır dışı edildiğini bildirdi.
İtalya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Muntasar Yakubi'nin, İtalya'dan Almanya'ya taşınmadan önce terörist Amri’yi evinde ağırladığı iddia edildi. Bakanlık, Yakubi'nin İtalya'daki koronavirüs salgınından bu yana güvenlik nedeniyle ülkeden sürülen ilk kişi olduğunu söyledi.
2011 yılında İtalya'ya göçmenlere ait bir tekneyle gelen Amri, bu başarısız girişimin ardından tutuklandı.
Amri’nin Almanya'ya gitmeden önce İtalyan hapishanelerinde aşırı düşüncelerle dolduğuna inanılıyor. 19 Aralık 2016'da Almanya’nın başkenti Berlin'de kalabalık bir Noel pazarına ürün satmak için kamyonla gelen Amri, bir dizi Avrupa ülkesine kaçmadan önce 12 kişiyi öldürdü. Saldırıdan 4 gün sonra İtalya'nın Milano şehrine bağlı Sesto San Giovanni'ye gelen Amri, bir polis devriyesinin yakalarken yanlışlıkla ateş etmesi sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Saldırıdan bu yana İtalya hükümeti Amri ile bağlantısı olan birçok kişiyi tutukladı veya sınır dışı etti. Geçen mayıs ayında polis, kendisine sahte bir kimlik sunan bir şüpheliyi tutukladı.
Tunus Yüksek Mahkemesi Medya Bürosu Başkanı Muhsin ed-Dali, AFP’ye yaptığı açıklamada, Muntasar Yakubi’nin Terörizmle Mücadele Birimi tarafından Tunus'a gelir gelmez soruşturmaya alındığını, Berlin saldırısına karıştığı konusunda delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldığını belirtti. Bakanlık, Yakubi’nin Amri’yi 2015 yılında Almanya'ya taşınmadan önce İtalya'daki evinde ağırladığını duyurmuştu. 19 Aralık 2016'da, başvurusu reddedilen ve radikal kimliği ile bilinen Tunuslu bir göçmen olan Amri, Berlin'in merkezindeki kalabalık bir Noel pazarında bir kamyonu kaçırdı ve 12 kişiyi öldürdü. 24 yaşındaki Amri saldırıdan sonra Almanya'dan kaçmayı başardı, ancak 4 gün sonra Milano'da polis mermileriyle öldürüldü. Son beş yılda, İtalya güvenlik nedeniyle 21'i 2020'de olmak üzere 482 yabancıyı sınır dışı etti.



ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
TT

ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)

ABD'nin Meksikalı bir valiyi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlaması, iktidardaki Ulusal Yenilenme Hareketi'nde (Morena) ihtilaf yarattı.

New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı'nın geçen hafta açıkladığı iddianamede, aralarında Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya'nın da bulunduğu 10 mevcut ve eski yetkili "uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle" suçlanmıştı.

Sözkonusu kişilerin Sinaloa Karteli'nin Meksika'dan ABD'ye fentanil, eroin, kokain ve metamfetamin sokmasını sağladığı öne sürülmüştü. Ayrıca bazı isimlerin, kartelin şiddet eylemlerine bizzat katıldığı, "El Chapo" lakaplı Joaquin Guzman'ın destekçilerinin kontrolündeki çeteyle bağlantıları olduğu iddia edilmişti.

76 yaşındaki Meksikalı vali, hakkındaki iddiaları reddederek suçlamalara savunmasını hazırlamak için görevinden geçici olarak ayrılacağını duyurmuştu.

Meksika lideri Claudia Sheinbaum, suçlamalar hakkında kanıt bulunması halinde gerekli adımların atılacağını söylemişti. Ancak ABD'nin iade talebi ve iddialarla ilgili henüz bir kanıt sunmadığını belirtmişti.

Reuters'ın analizinde, ABD'nin suçlamalarının Morena'da ihtilaf yarattığı yazılıyor. Adlarının paylaşılmaması şartıyla ajansa konuşan Morenalı yetkililer, Beyaz Saray'ın baskısına nasıl yanıt verileceği ve Moya'nın geleceği hakkında parti içinde "hararetli tartışmalar" yaşandığını söylüyor.

Kaynaklara göre, Morena'nın kurucusu olan eski Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador'a sadık kanat, ABD'nin baskısına boyun eğilmesine yönelik her türlü adıma karşı çıkıyor.

Obrador'a yakın kesimler, Rocha'nın istifasını da eleştiriyor. Ayrıca valinin ABD'ye iadesinin gündeme getirilmesini "Meksika'nın egemenliğine ihanet" olarak görüyorlar.

Morena'nın yeni lideri Ariadna Montiel'in tarafındaki genç siyasetçilerse Rocha'ya yönelik suçlamayı, partideki yolsuzluk iddialarıyla mücadele etmek için fırsat olarak görüyor. Bu kanat, Obrador'un mirasına saygı duyarken ilk gruba kıyasla Sheinbaum'a daha yakın.

Siyasi analistler, iç çatışmaların Morena için "dönüm noktası" niteliğinde olduğunu belirtiyor. Morena'nın İşçi Partisi (PT) ve Yeşiller'le kurduğu koalisyonla Kongre'de elde ettiği üstünlük de tehlikede. Bölünme sinyallerinin Morena'nın anket ve sandık performansını ciddi şekilde etkileyebileceği vurgulanıyor.

Sheinbaum ise zor seçimlerle karşı karşıya. 1994-2000'de Meksika'yı yöneten Ernesto Zedillo'nun danışmanı Antonio Ocaranza şunları söylüyor:

ABD'yi memnun etmenin siyasi bedeli yüksek. Sheinbaum, Moya'nın iadesine ilişkin talebi kabul etmese bile hükümeti içindeki yolsuzluğa karşı mücadele verdiğini kanıtlamak için daha büyük bir baskı altında olacak.

Independent Türkçe, Reuters, El Pais


Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin lideri Şi Cinping'in görüşmesi yaklaşırken, Pekin'in barış anlaşması için Tahran'a baskı yapıp yapmayacağı merak ediliyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Çinli mevkidaşı Vang Yi'yle Pekin'de görüştü. Toplantının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı "hukuk dışı" diye nitelenirken, saldırıların sonlandırılması çağrısında bulunuldu.

Pekin yönetimi, ABD ve İran arasında 7 Nisan'da varılan ateşkes anlaşmasında Pakistan'la birlikte arabuluculuk da yapmıştı.

Trump, nisanda yapılması planlanan toplantıyı savaş nedeniyle mayısa ertelemişti. 14-15 Mayıs'ta gerçekleşecek görüşme öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'e özellikle Hürmüz Boğazı'nı açması için Tahran yönetimine baskı yapma çağrısında bulunmuştu.

CNN'in analizinde, Pekin'in kısa süre içinde hem Arakçi hem de Trump'ı ağırlamasının "Çin'in küresel bir güç olarak rolünü pekiştirmeyi hedefleyen Şi için zafer niteliğinde olduğu" yazılıyor.

Diğer yandan Çin'in Tahran'a baskı yapmaya ne kadar istekli olduğu ayrı bir tartışma konusu. Zira Şi, savaşın yarattığı ekonomik krizin getirdiği risklerle ülkesini "ABD'ye alternatif bir küresel güç" olarak konumlandırmaya yönelik uzun vadeli hedefi arasında bir denge kurmaya çalışıyor.

New York Times'ın analizinde de Hürmüz krizinin enerji piyasalarında yarattığı şok etkisinin Çin'in Asya'daki nüfuzunun artmasını sağladığına işaret ediliyor.

Vietnam uçak yakıtı satın almak için Çin'le görüşürken Filipinler de gübre ihracatını kısıtlamaması için Pekin yönetimiyle müzakere ediyor. Avustralya da uçak yakıtı sevkıyatı için Çin'le işbirliği peşinde.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olmasına rağmen Çin, devasa rezervleri ve temiz enerjiye yatırımlarıyla güçlü pozisyonunu koruyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ın analizinde, Pekin'in İran savaşındaki yoğun diplomatik trafiğiyle şu mesajı vermek istediği ifade ediliyor:

Bölgesel güvenliğin ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğu bu dönemde Çin, güvenilir bir stratejik ortaktır.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Global Times 


Uzayan Ukrayna savaşı Putin’in “güçlü lider” imajını sarstı mı?

Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
TT

Uzayan Ukrayna savaşı Putin’in “güçlü lider” imajını sarstı mı?

Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)
Putin ve Trump arasında geçen yıl yürütülen müzakerelerde Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes hakkında anlaşmaya varılamamıştı (Reuters)

Dört yıldır süren Ukrayna savaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "güçlü lider" imajını sarsmaya başlıyor.

Putin, Sovyetler Birliği'nin II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin kutlandığı Zafer Günü vesilesiyle 8-9 Mayıs'ta Ukrayna'da ateşkes ilan etmişti.

Wall Street Journal'ın analizinde Ukrayna ordusunun, başkent Moskova dahil Rusya'nın çeşitli bölgelerine saldırılarını sürdürdüğü bir ortamda Putin'in "kutlayacak bir zaferinin olmadığı" yorumu yapılıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu hafta başında Ukrayna'ya ait 300 drone'un Moskova semalarında vurulduğunu bildirmişti. Bazı insansız hava araçlarının çeşitli binalara isabet ettiği aktarılmıştı.

ABD ve Avrupa basınında çıkan haberlerde, Kremlin'de suikast ve darbe endişeleri nedeniyle Putin'in etrafındaki güvenlik önlemlerinin son dönemde ciddi şekilde artırıldığı da yazılmıştı.

Avrupalı istihbarat ajanslarının raporlarına dayandırılan iddialara göre Putin, bazen haftalarca özel korunaklı sığınaklarda kalıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Zafer Günü etkinliklerinde güvenlik gerekçesiyle internet ve telekomünikasyon hizmetlerine kısıtlamalar getirileceğini de duyurmuştu.

Diğer yandan analizde, 2012'den beri iktidardaki liderin, "Rus takvimindeki en kutsal gün olan 9 Mayıs'ı merkezine alan yeni bir devlet dini oluşturduğu" yorumu paylaşılıyor.

Diğer yandan Putin'in Ukrayna'ya yönelik askeri harekatının bu ocak ayı itibarıyla Sovyetler Birliği'nin Nazilere karşı savaşından daha uzun sürdüğüne dikkat çekiliyor.

Eskiden Putin'in konuşmalarını yazan, artık Rusya dışında yaşayan muhalif siyasetçi Abbas Gallyamov, şunları söylüyor:

Geçen her gün, dedelerimizin anısına layık olmadığımız hissi daha da pekişiyor. Putin bu ‘ecdat kültünü' yarattı, şimdiyse bu ona geri tepiyor.

Telegram'daki savaş yanlısı bazı hesaplarda da "Dedelerimiz şimdiye kadar Berlin'e çoktan ulaşmıştı" paylaşımlarıyla Kremlin'e tepki gösteriliyor.

Ukrayna'nın Rus petrol tesisleri ve rafinerilerine son dönemdeki saldırıları da savaşın gidişatını değiştirdi. Analize göre Ukrayna'nın elindeki drone ve füze kapasitesiyle Rus topraklarının yüzde 70'i sürekli saldırı tehdidi altında.

Eski televizyon yıldızı ve fenomen Viktorya Bonya'nın Putin'e yönelik eleştirileri de ses getirmişti. Monako'da yaşayan Bonya, milyonlarca kez görüntülenen Instagram videosunda, çevresindeki bürokratlar gerçekleri söylemediği için Putin'in ülkenin sorunlarından bihaber olduğunu belirtmişti. Kremlin ise geçen ay paylaşılan videodaki eleştirileri "dikkate aldıklarını" bildirmişti.

Peskov, şubattaki açıklamasında savaşın ve yarattığı ekonomik yükün Rus toplumunu yıprattığına dair eleştirileri reddederek şunları söylemişti:

Hem Rusya hem de Ruslar son 4 yılda gerçekten çok değişti. Toplum, Putin'in etrafında olağanüstü şekilde kenetlendi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Izvestia, CNN