İtalya, Berlin saldırısı ile bağlantılı bir Tunusluyu sınır dışı etti

2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
TT

İtalya, Berlin saldırısı ile bağlantılı bir Tunusluyu sınır dışı etti

2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)
2016'da Berlin'de Noel pazarı’na yönelik saldırının faili Anis Amri (EPA)

İtalya yönetimi yaptığı açıklamada, 2016’da Berlin'deki bir Noel pazarına saldıran Anis Amri ile bağlantısı olan bir Tunus vatandaşının güvenlik nedeniyle sınır dışı edildiğini bildirdi.
İtalya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Muntasar Yakubi'nin, İtalya'dan Almanya'ya taşınmadan önce terörist Amri’yi evinde ağırladığı iddia edildi. Bakanlık, Yakubi'nin İtalya'daki koronavirüs salgınından bu yana güvenlik nedeniyle ülkeden sürülen ilk kişi olduğunu söyledi.
2011 yılında İtalya'ya göçmenlere ait bir tekneyle gelen Amri, bu başarısız girişimin ardından tutuklandı.
Amri’nin Almanya'ya gitmeden önce İtalyan hapishanelerinde aşırı düşüncelerle dolduğuna inanılıyor. 19 Aralık 2016'da Almanya’nın başkenti Berlin'de kalabalık bir Noel pazarına ürün satmak için kamyonla gelen Amri, bir dizi Avrupa ülkesine kaçmadan önce 12 kişiyi öldürdü. Saldırıdan 4 gün sonra İtalya'nın Milano şehrine bağlı Sesto San Giovanni'ye gelen Amri, bir polis devriyesinin yakalarken yanlışlıkla ateş etmesi sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Saldırıdan bu yana İtalya hükümeti Amri ile bağlantısı olan birçok kişiyi tutukladı veya sınır dışı etti. Geçen mayıs ayında polis, kendisine sahte bir kimlik sunan bir şüpheliyi tutukladı.
Tunus Yüksek Mahkemesi Medya Bürosu Başkanı Muhsin ed-Dali, AFP’ye yaptığı açıklamada, Muntasar Yakubi’nin Terörizmle Mücadele Birimi tarafından Tunus'a gelir gelmez soruşturmaya alındığını, Berlin saldırısına karıştığı konusunda delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldığını belirtti. Bakanlık, Yakubi’nin Amri’yi 2015 yılında Almanya'ya taşınmadan önce İtalya'daki evinde ağırladığını duyurmuştu. 19 Aralık 2016'da, başvurusu reddedilen ve radikal kimliği ile bilinen Tunuslu bir göçmen olan Amri, Berlin'in merkezindeki kalabalık bir Noel pazarında bir kamyonu kaçırdı ve 12 kişiyi öldürdü. 24 yaşındaki Amri saldırıdan sonra Almanya'dan kaçmayı başardı, ancak 4 gün sonra Milano'da polis mermileriyle öldürüldü. Son beş yılda, İtalya güvenlik nedeniyle 21'i 2020'de olmak üzere 482 yabancıyı sınır dışı etti.



Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)

Ömer Önhon

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, küresel enerji güvenliğini ve alternatif transit yolları uluslararası gündemin ön saflarına taşıdı. Kafkasya bölgesi bu bağlamda kilit bölgelerden biri. Enerji kaynaklarına sahip olan ve/veya hayati ulaşım yolları üzerinde bulunan üç Kafkas ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabetin yanı sıra, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölgesel güçlerin rekabetinden, ek olarak, bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinden pay almak isteyen Batılı ülkeler ile diğer güçler arasındaki rekabetten doğrudan etkilenmektedir.

Gürcistan, büyük ölçüde Batı ile mi yoksa Rusya ile mi daha yakın ilişkiler konusunda yaşanan ciddi bir siyasi krizle mücadele etmeye devam ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, her iki ülkenin de 1990 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından şiddetli bir şekilde yeniden su yüzüne çıktı.

Ermenistan, 2020'deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından tamamen sona ermeden önce, yaklaşık 35 yıl boyunca Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal etti. Bu savaşı, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirilen bir günlük askeri operasyonu izledi.

Bu durum, Azerbaycan ve Ermenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünü açtı. Ne var ki halen çözülmesi gereken birçok hassas konu mevcut.

Seçimler öncesi durum

Ermenistan'da 7 Haziran'da seçimler yapılacak. Geçen hafta Erivan'a yaptığım bir gezi sırasında, bu seçimlere giden süreçte ülkedeki durumu bizzat gözlemleme fırsatım oldu.

Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ermenistan'daki ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, Başbakan Nikol Paşinyan ve Sivil Sözleşme Partisi'ne destekte düşüşe neden oldu. Paşinyan'a destek oranının yaklaşık yüzde 25-30'a düştüğü söyleniyor. Bununla birlikte, artık ona sempati duymayan seçmenler bile diğer adaylara daha fazla karşı oldukları için, Paşinyan hâlâ önde gelen aday konumunda.

Türkiye, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle Ermenistan'da ve genel olarak Kafkasya'da önemli bir konuma sahiptir

Paşinyan'ın en öne çıkan potansiyel rakipleri arasında, eski cumhurbaşkanı ve aşırı milliyetçi Taşnaktsutyun Partisi (Ermeni Devrimci Federasyonu) tarafından desteklenen Ermeni İttifakı'nın adayı Robert Koçaryan, Ermeni-Rus işadamı ve Güçlü Ermenistan Partisinin adayı Samvel Karapetyan yer alıyor.

Eski Ermenistan dışişleri bakanı, Paşinyan karşıtı cephenin ana dayanaklarını “Rusya, Kilise ve Taşnaklar” olarak tanımladı.

Paşinyan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi, Batı ile bağları güçlendirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ediyor. Ancak rakiplerinin politikaları, komşu ülkelerle devam eden çatışma ve Rusya ile daha yakın ilişkilerle dolu bir geleceğe işaret ediyor.

vfvbfb
Erivan'da, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan ile çatışmayı sona erdirme anlaşmasını protesto eden bir halk gösterisi 12 Kasım 2020 (AFP)

Paşinyan, kazanma olasılığı en yüksek aday olmaya devam ediyor. Ancak soru şu: Eğer kazanırsa, yönetebilecek mi, yoksa ona karşı olan güçler ülkeyi krize sürükleyecek şekilde yönetime dahil mi olacaklar?

Türkiye'nin konumu ve rolü

Türkiye, hem Ermenistan'da hem de genel olarak Kafkasya'da, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle bu denklemde önemli bir konumda yer alıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşu Kafkasya'da yeni bir dönemi başlattı" dedi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin başladığını belirtti.

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor

Bu yaklaşım -Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türkiye'nin önce Ermeni soykırımını tanıması şartını kaldırma kararıyla birlikte- yenilenmiş diplomasiye zemin hazırladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Ermenistan tarafından atanan özel temsilciler düzenli görüşmeler yapmaya devam ediyor.

Buna paralel olarak, Türk Hava Yolları ve Türkiye'nin en büyük özel havayolu şirketi Pegasus Havayolları, İstanbul ile Erivan arasında günlük direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu uçuşlar her iki yönde de tamamen dolu olup, yolcuların büyük çoğunluğu Ermeni vatandaşlardan oluşuyor.

İki ülke arasında şu anda doğrudan ticaret bulunmuyor, ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan'a yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde Türk malı ihraç ediliyor.

35 yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican/Margara sınır kapısından insan ve araç geçişine izin verecek altyapı mevcut olmasına rağmen, sistemi aktif hale getirmek için gerekli siyasi karar henüz alınmadı.

Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini, diplomatik bağların kurulmasını ve iki ülke arasındaki sınırın tamamen açılmasını istiyor. Bu yönde olumlu gelişmeler olduğunu belirtiyor ancak aynı zamanda yavaş ilerlemeden de şikayetçi.

frbgfbgfb
Türkiye’nin doğusunda Türk-Ermeni sınırına yakın Kars Kalesi, 9 Ocak 2022 (AFP)

Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor.

Öte yandan Türkiye, 2009'da Türkiye ve Ermenistan'ın Zürih Protokollerini imzalamasıyla yaşanan gerilimlerin tekrarını önlemek için Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile koordine etmeye ve senkronize etmeye önem veriyor.

Azerbaycan ise, barış anlaşması imzalanmadan önce Ermenistan'dan anayasasında Karabağ'ın Ermenistan'ın bir parçası olduğunu öngören maddeleri kaldırmasını bekliyor.

Paşinyan bu adımı atmaya hazır olduğunu açıkladı, ancak önce seçimleri kazanması gerekiyor. Daha sonra anayasa değişikliğinin parlamento tarafından onaylanması ve ardından halk referandumuna sunulması gerekiyor.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki son önemli ve olumlu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Forumu toplantısına katılması oldu. Erivan'da bulunduğu süre boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ermeni mevkidaşıyla ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmenin iyi geçtiği belirtildi.

Rusya da Ermenistan için büyük bir endişe kaynağı

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor.

Paşinyan, Ermenistan'ın geleceğini Batı ile iş birliği ve entegrasyonda gören bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesini destekliyor ve ülkesinin tekrar Rus egemenliğine girmesini istemiyor.

Eski bir üst düzey Ermeni diplomat, “daha fazla Batı” ve “daha fazla Türkiye”nin Ermenistan için “daha az Rusya” anlamına geldiğini söyledi.

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor

Paşinyan iktidara geldiğinden beri, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzu ve varlığı belirgin şekilde azaldı. Elektrik şebekesi artık Ermeni devletinin kontrolünde ve sınır kontrolü Ruslardan Ermeni sınır muhafızlarına devredildi.

Ancak, doğalgaz, bankacılık ve demiryolları gibi ülkedeki diğer stratejik sektörler kısmen veya büyük ölçüde Rus kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Gümrü'deki Rus 102. Askeri Üssü de varlığını sürdürüyor.

Trump'ın iş ve kâr odaklı politikası

Yaklaşık 1800 çalışanıyla Erivan'daki ABD Büyükelçiliği'nin büyüklüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan'a ve daha geniş çapta bölgeye olan ilgisinin açık bir göstergesi.

vgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen üçlü anlaşma imza töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile el sıkışıyor, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Başkan Trump, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmanın, dünyada sona erdirdiği dokuz savaştan biri olduğunu defalarca dillendirdi. Trump, adını taşıyan Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi aracılığıyla barış anlaşmasından faydalanma yönünde adımlar attı.

Bu proje, 43 kilometrelik bir ulaşım ve enerji koridoru üzerinden Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne ve oradan da Türkiye'ye bağlayacaktır. Yol Ermenistan'ın Sünik bölgesinden de geçiyor.

Türkiye ve Azerbaycan, uzun zamandır Zangezur Koridoru olarak adlandırdıkları bu projeyi güçlü bir şekilde destekliyorlar. Bu proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'nin Orta Asya ve genel olarak Asya ile bağları güçlenecektir.

Ancak İran, sınırlarındaki olası bir Amerikan varlığından endişe duyduğu ve bunu bölgesel bir merkez olma hırsıyla rekabet edebilecek bir girişim olarak gördüğü için projeden memnun değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Rusya'nın da benzer çekinceleri var.

Peki Ermeni diasporası nerede duruyor?

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor.

Erivan'da görüştüğüm, çok çeşitli görüşleri temsil eden Ermeni politikacılar ve kanaat önderleri, Ermeni diasporasının ve sertlik yanlısı Taşnakların hâlâ bir güce sahip olduğunu, ancak eskiden sahip olduğu kadar güç ve nüfuza sahip olmadığını söylediler.

Birinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan ve Ermenistan'ın soykırım olarak nitelendirdiği, Türkiye'nin ise o dönemin şartlarında her iki tarafın da kayıplar verdiği trajik olaylar olarak tanımladığı ölümler, on yıllardır Türkler ve Ermeniler arasında büyük bir gerilim kaynağı oldu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Türkiye, geçmişteki trajik olayların iki ülke arasındaki ilişkileri gölgelemesini önlemeyi ve gelecekte karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan bir politika izliyor.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni kökenli birçok Osmanlı vatandaşının büyük acılar çektiğini, Ermenilerin acısını paylaştığını ve hayatını kaybeden tüm Osmanlı vatandaşlarını bir kez daha saygıyla andığını ifade etti.

Bu adımlar, iki ülke arasındaki acı hatıraların üstesinden gelme, düşmanca politikaları terk etme ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği fikrini benimseme umuduyla atılıyor.

Sonuç olarak, genel izlenimim şu ki, bazı görüş ayrılıkları olsa da, Türkiye ve Ermenistan arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı, ortak bir gelecek inşa etmek için gerekenlerin büyük bir kısmı zaten mevcut durumda; yeter ki siyaset bu yönde ilerlemeye devam etsin ve çeşitli üçüncü taraflar olayların seyrini olumsuz yönde etkilemesin.


Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir
TT

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

Trump Özgürlük Projesi’ni askıya aldı… Tek sayfalık mutabakat savaşı bitirebilir

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edilmesini öngören “Özgürlük Projesi”ni geçici olarak durduracağını açıkladı. Trump, İran ile kapsamlı bir anlaşmaya varılması yönünde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerken, savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın yakın olduğuna dair haberler gündeme geldi.

Trump, salı günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ablukanın tamamen yürürlükte kalmaya devam etmesi konusunda anlaştık. Ancak bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için ‘Özgürlük Projesi’ kısa bir süreliğine askıya alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı, Pekin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Tahran’ın yalnızca “adil ve kapsamlı bir anlaşma” istediğini vurguladı.

Daha sonra Axios haber sitesi, yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran’ın “savaşı sona erdirmek için tek sayfalık bir mutabakata yaklaşmakta olduğunu” aktardı. Söz konusu anlaşmanın, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya almasını, ABD’nin ise yaptırımları kaldırmasını ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakmasını içerdiği belirtildi. Ayrıca iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere yönelik kısıtlamaları kaldırması öngörülüyor.


Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
TT

Hydra 70... İran’ın Şahid İHA’larını düşürmek için tasarlanmış küçük bir füze

13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)
13 Mart 2024 tarihinde Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen askeri tatbikat sırasında bir ABD askeri, Apache helikopterine Hydra 70 füzesini yüklerken (Arşiv – ABD ordusu)

İran’daki savaş, ABD ordusu ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin hava savunma yetenekleri için ciddi bir sınav oldu. Çatışmalar sırasında pahalı Patriot füzelerinden binlercesi kullanılırken, İran’ın daha düşük maliyetli Şahid tipi kamikaze insansız hava araçları (İHA) ve orta menzilli balistik füzelerle saldırılar düzenlemesi dikkat çekti.

Bir Patriot füzesinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olmasına karşın, düşürülen İHA’ların maliyetinin 25 bin dolar civarında olması, ABD Savunma Bakanlığı’nı daha düşük maliyetli alternatifler geliştirmeye yöneltti. Bu kapsamda, hem havadan hem de karadan ateşlenebilen ve Patriot sistemlerinin kapsayamadığı üsleri koruyabilecek yeni çözümler üzerinde çalışıldığı belirtildi.

ABD ordusu, başlangıçta uçak ve helikopterlerden kara hedeflerine karşı kullanılmak üzere tasarlanmış küçük, lazer güdümlü bir füzeyi bu ihtiyaca uyarladı. ‘Advanced Precision Kill Weapon System’ (Gelişmiş Hassas Vuruş Silah Sistemi) olarak bilinen sistem, 2000’li yılların başında düşman savaşçı grupları ve zırhsız araçları hedef almak üzere geliştirilmişti.

feefv
(foto altı) 18 Temmuz 2023 tarihinde Kaliforniya’daki Camp Pendleton’da gerçekleştirilen gerçek mühimmatlı tatbikat öncesinde, ABD Deniz Piyadeleri mensupları bir AH-1Z Viper helikopterine Hydra 70 füzeleri yüklüyor. (Arşiv – ABD ordusu)

ABD Dışişleri Bakanlığı cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, söz konusu sistemin İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satılacağını duyurdu. Açıklamada, satışın toplam değerinin 8,6 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Bu füzeler nereden geldi?

Söz konusu sistem, ABD güçlerinin Kore Savaşı sırasında kullandığı ve ‘Mighty Mouse’ olarak bilinen küçük, güdümsüz bir hava füzesine dayanıyor.

Çapı 2,75 inç ve uzunluğu yaklaşık 1,2 metre olan bu füze, oldukça basit bir yapıya sahipti: bir fünyeden, bir savaş başlığından ve bir roket motorundan oluşuyordu. Tüm parçalar, uçağa yüklenmeden önce bir araya getiriliyordu.

Her bir roketin ağırlığı yaklaşık 25 pounddu (yaklaşık 11 kg).

Vietnam Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri pilotlarının bu türden yaklaşık 6,2 milyon roket kullandığı resmi kayıtlara yansıdı.

Bu roketler, ‘pod’ olarak adlandırılan harici lançerlerde gruplar halinde taşınıyor ve tek tek ya da seri atışlar halinde fırlatılabiliyordu.

Roketin modern versiyonu ise metrik ölçüye göre 70 milimetrelik çapına atıfla Hydra 70 adıyla biliniyor.

Nasıl çalışıyor?

Yeni sistemde, savaş başlığı ile roket motoru arasına yerleştirilen yaklaşık 1,5 fit uzunluğunda ve 2,75 inç çapında tüp biçimli bir parça bulunuyor. Genellikle ‘güdüm kiti’ olarak adlandırılan bu bölüm, roket ateşlendikten sonra açılan dört hareketli kanat içeriyor. Her kanatta, hedefe yöneltilen lazer ışığını algılayan küçük sensörler yer alıyor. Kitin içindeki mini bilgisayar ise bu kanatları hareket ettirerek roketin hedefe yönelmesini sağlıyor.

Güdüm kitinin eklenmesiyle birlikte roketin toplam uzunluğu 6 fitin biraz üzerine çıkarken, ağırlığı da yaklaşık 35 pounda (yaklaşık 16 kg) ulaşıyor.

Maliyeti ne kadar?

Füze başına yaklaşık 40 bin dolar.

ABD ordusunda bunlardan kaç tane var?

Üretici şirket BAE Systems, ABD Savunma Bakanlığı’na 100 bin adet güdüm kiti teslim ettiğini açıkladı. Şirket ayrıca yılda yaklaşık 20 bin adet daha üretim kapasitesine sahip olduğunu bildirdi.

Ordu bunu nasıl kullanıyor?

ABD Donanması bu tür roketleri 2011 yılından itibaren kullanmaya başladı. Sistem, havadan atılan birçok bombaya kıyasla çok daha küçük bir savaş başlığıyla yüksek hassasiyetli hedef vurma imkânı sağladı.

İlk versiyonlarda, yıllar öncesine dayanan ve çarpma anında patlayan klasik fünye sistemleri kullanılıyordu. Ancak İHA’lara karşı kullanımda, daha gelişmiş bir fünyenin devreye girdiği ve hedefe yakın bir cisim algılandığında savaş başlığını patlattığı belirtildi. Bu özellik, özellikle Şahid tipi gibi hareketli hedeflere karşı etkinlik sağlıyor.

dsf
4 Ağustos 2025’te Michigan’da düzenlenen bir tatbikat sırasında, ABD Deniz Piyadeleri’nden bir çavuş, UH-1Y Venom helikopterine yüklenmek üzere Hydra 70 füzesini hazırlıyor. (Arşiv – ABD ordusu)

2025 yılına gelindiğinde, ABD Hava Kuvvetleri’nin bu sistemi Kızıldeniz üzerinde Husi İHA’larını düşürmek için kullandığı ifade edildi.

Söz konusu roketler, savaş uçakları ve helikopterlerin yanı sıra kara konuşlu mobil lançerlerden de ateşlenebiliyor.

Ayrıca İsrail, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de bu roketi kullanabilecek kapasitede uçaklara sahip olduğu bildirildi.