ABD Dışişleri Bakanlığı Baş Müfettişi Suudi Arabistan’la silah anlaşmasının yasal uygunluğunu doğruladıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/2444431/abd-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-ba%C5%9F-m%C3%BCfetti%C5%9Fi-suudi-arabistan%E2%80%99la-silah-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n
ABD Dışişleri Bakanlığı Baş Müfettişi Suudi Arabistan’la silah anlaşmasının yasal uygunluğunu doğruladı
Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
Washington / Muaz el-Umri
TT
TT
ABD Dışişleri Bakanlığı Baş Müfettişi Suudi Arabistan’la silah anlaşmasının yasal uygunluğunu doğruladı
Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
ABD Dışişleri Bakanlığı, bakanlığın baş müfettişinin nihai raporuna göre Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’le yapılan silah anlaşmalarında hukuki prosedürlere uygunluğun tespit edildiğini bildirdi. Raporda ayrıca, Dışişleri Bakanı'nın acil durumlarda kullandığı yetkilere dayanarak kararın ABD yasalarına uygun olduğunu ve Silahların Kontrolü ve İhracatı Yasası’nda herhangi bir ihlal bulunmadığını doğruladı. Böylece Bakanlık, bu anlaşmaların sahiplerine yönelik bir yıl boyunca süren tartışmalara son verdi.
Bakanlık’tan üst düzey bir yetkili ile dün telefonla yapılan basın toplantısındaki açıklamada, raporlarda elde edilen esas bulgunun Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun geçen yılın Mayıs ayında, söz konusu satışlar ve ABD savunma teçhizatı malzemelerinin 22 teklifle Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün'e sevk edilmesi ve satışlarıyla alakalı Mayıs 2019’da olağanüstü yetkilerini kullanımına ilişkin onayı olduğu belirtildi. Toplam 8 milyar 100 milyon dolarlık anlaşma satışlarının, tüm yasal gereklilikler ve bakanın yetkileri dahilinde tamamen tutarlı olduğu kaydedildi.
Yetkili açıklamasında, baş müfettişin nihai raporunun acil durum operasyonuna ve dışişleri bakanına verilen yetkilere atıfta bulunduğunu ve bakanın bunu kötüye kullanmadığını belirtti. Buna delil olarak, eski ABD Başkanı Ronald Reagan'ın Suudi Arabistan'a, İran’ın altyapısına yönelik tehditlerine karşılık vermesi için Stinger füzeleri sağlamaya çalıştığı 1984 yılındaki bu olay da dahil olmak üzere geçmişte yaşanan olaylara dikkat çekti. Ardından 1990'da Başkan George W. Bush döneminde yaşananlara atıfta bulunarak, dönemin Dışişleri Bakanı’nın, Körfez Savaşı'ndan ve Saddam Hüseyin rejiminin Kuveyt'i işgalinden önce askeri teçhizatının Suudi Arabistan'a gelişini hızlandırmaya çalıştığını belirtti. Açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Bu tarihi olaylara ve ABD hükümetinin aldığı yasal önlemlere bakacak olursak, bu alıntıların tümü son raporlarda yer aldı. Başmüfettişlik Ofisi, acil durum yetkilerinin uygulanmasına ilişkin söz konusu tarihsel olaylara atıfta bulundu ve bunu delil gösterdi. Müfettişlik Ofisi, bakanın bu yetkilerini yasaya uygun olarak kullandığına ve onayının Dışişleri Bakanlığı tarafından uygun şekilde yerine getirildiğine karar verdi.”
Üst düzey yetkili açıklamasının devamında, eski baş müfettişin bu konudan çekilip sorumluluğu kendisine devrettiği Baş Müfettiş Yardımcısı Diana Shaw'ın onayının ardından raporun yayınlanacağını belirtti. Ayrıca raporun, Kontrol yasasına göre Pompeo'nun onayının ve silah ihracatına yönelik gereksinimlerin uygunluğunu doğruladığını kaydetti.
Dışişleri bakanının satış anlaşmasını hızlandırmak için kullandığı acil durum yetkisinin Körfez'de bölgedeki sıkıntılar ve sorunlar nedeniyle olduğunu belirten yetkili, geçen yıl İran'ın kötü niyetli faaliyetleri ve vekilleri tarafından gelen saldırıların doğrudan bir sonucu olduğunu, bu kararların uygun önlemlerin alınması gerektiği için uygulandığını belirtti. Aynı zamanda, “Bakanlık ve ortak kurumları, devletin sivillere zarar vermeyerek ABD savunma mekanizmalarının risklerini azaltmak için ek hafifletme önlemleri uygulaması ve böylece sivillere zarar verme riskini de azaltacağı rapor üzerinde zaten çalışıyorlardı” dedi. Ayrıca, müttefiklerle güvenlik alanlarında işbirliği konusunda çok sayıda katılım sağlamanın yanı sıra daha iyi ekipman sağlayarak koalisyona ek eğitim sunmayı hedeflediğini kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı basın açıklamasında, Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Kongre üyelerini, asılsız bulduğu beyan ve medya açıklamalarını geri çekmeye çağırdı. Ayrıca bu iddiaları ve açıklamaları destekleyen ABD medyasına da, rapor yayınlanmadan önce raporla ilgili suçlamalarda bulunan yasama üyelerinin isimleri de dahil olmak üzere söz konusu medya açıklamalarını geri çekmesi için çağrıda bulundu. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Temsilci Eliot Engel, yönetimin İran acil durumuyla ilgili yalan söylediğini, bunun "yasanın ihlali" olduğunu iddia ederken, Temsilci Bob Menendez de "yasayı görmezden geldiği için” Pompeo'nun hatalı olduğunu vurguladı. Baş Müfettişlik Ofisi, bakanın Kongre tarafından kendisine verilen yetkileri kullandığını kanıtladı. The New York Times gazetesi Haziran 2020'de Baş Müfettişin incelemesi henüz tamamlanmadı halde Pompeo'nun "yasadışı hareket etmiş olabileceğini" beklediklerini belirtti. Bu yanlış ifadelerden çekilmeleri gerekiyor.”
Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5338951-k%C3%B6rfez-demiryolu-uygulama-a%C5%9Famas%C4%B1na-ge%C3%A7iyor-2030-y%C4%B1l%C4%B1na-kadar-alt%C4%B1-%C3%BClkeyi-kapsayan
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağ
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımında yaşanan aksaklıkların ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı zorluklar sürerken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, altı ülke arasındaki ulaşım sistemlerinin entegrasyonunu güçlendirmek ve demiryolu ağının inşası ile işletilmesine yönelik ortak bir çerçeve oluşturmak amacıyla pazar günü Manama’da Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nı imzaladı.
Anlaşma, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz koridorlarında yaşanan aksaklıkların, bölgesel gerilimlerin yük taşımacılığı üzerindeki etkisini, buna bağlı olarak navlun ve sigorta maliyetlerinde yaşanan artışı ve alternatif güzergâhlara duyulan ihtiyacı ortaya koyduğu bir dönemde imzalandı. Bu gelişmeler, ulaşım ve tedarik seçeneklerinin çeşitlendirilmesinin önemini artırdı. Bu çerçevede Körfez Demiryolu Projesi, uluslararası ticarette temel unsurlardan biri olmayı sürdüren deniz taşımacılığının alternatifi olarak değil, daha geniş kapsamlı bir lojistik entegrasyon sisteminin parçası olarak öne çıkıyor.
Anlaşma, Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Selman bin Hamed Al Halife’nin himayesinde ve katılımıyla; KİK üyesi ülkelerin Ulaştırma ve İletişim bakanları ile KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin iştirakiyle imzalandı. Anlaşma, üye ülkeler arasında yaklaşık 2 bin 117 kilometre uzunluğundaki demiryolu ağının hayata geçirilmesine yönelik iş birliğinin kurumsal temelini oluşturuyor. Kuveyt’ten başlayarak Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden Umman’a kadar uzanacak hattın tamamının Aralık 2030’a kadar faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.
Anlaşma, üye ülkelerin yükümlülüklerini, aralarındaki çalışma ve koordinasyon mekanizmalarını, ayrıca teknik ve operasyonel çerçeveler ile güvenlik gerekliliklerini belirleyerek Körfez Demiryolu ağının ulusal demiryolu hatlarıyla bütünleşmesini güvence altına alıyor.
Bahreyn Ulaştırma ve Telekomünikasyon Bakanı Şeyh Abdullah bin Ahmed Al Halife, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, her ülkenin kendi toprakları içerisinde kalan bölümün finansmanını ve inşasını üstleneceğini belirtti. Ülkelerin projenin finansmanı veya hayata geçirilmesi için uluslararası ortaklarla önceden herhangi bir anlaşma imzalamadığını kaydeden Al Halife, uluslararası şirketlerin katılımının ise her ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda teknik ve teknolojik hizmetler ile uzmanlık desteği sunmakla sınırlı kalabileceğini ifade etti.
Projenin tamamlanma ve devreye alınma tarihi
Projenin ilerleme kaydettiğinin göstergesi olarak Budeyvi, Körfez Demiryolu Projesi’nde tamamlanma oranının yüzde 55,9’a ulaştığını açıkladı. Budeyvi, anlaşmanın projenin bütünleşik bir şekilde hayata geçirilmesi ve işletilmesi konusunda üye ülkelerin yükümlülüklerini düzenleyen, çalışma mekanizmalarını ve tamamlanma takvimini belirleyen ortak bir çerçeve oluşturduğunu vurguladı.
Toplam uzunluğunun yaklaşık 2 bin 117 kilometre olması öngörülen projenin, Aralık 2030’da tümüyle faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Kuveyt’i Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve BAE üzerinden Umman’a bağlayacak ağ kapsamında üye ülkeler, ulusal hatların ve bağlantı unsurlarının tamamlanması için çalışmalarını sürdürüyor. Gerekli koşulların sağlanmasının ardından komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, tüm ağın tamamlanması beklenmeden aşamalı olarak hizmete açılması da mümkün olacak.
Tahminlere göre ağ, 2030 yılında yaklaşık 6 milyon yolcu ve 200 milyon ton yük taşıyacak. 2045 yılına kadar ise yolcu sayısının 8 milyonu, taşınacak yük miktarının da 271 milyon tonu aşması bekleniyor. Yolcu trenlerinin saatte 200 kilometreye, yük trenlerinin ise saatte 80 ila 120 kilometreye ulaşması öngörülüyor.
Planlanan güzergâhı doğrultusunda Körfez ülkelerindeki ekonomi ve sanayi merkezlerini, limanları ve lojistik merkezlerini birbirine bağlayacak olan ağ, ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlayacak, yolcu ve yük taşımacılığını kolaylaştıracak. Ayrıca ulaşım ve bağlantılı hizmet sektörlerinde yeni yatırım fırsatlarının ve istihdam olanaklarının önünü açacak.
Ulusal finansman ve olası ortaklıklar
Projenin maliyetine ilişkin olarak, temel altyapı yatırımlarının daha önceki tahminlerde 15,4 ila 16 milyar dolar arasında olacağı öngörülmüştü. Ancak Al Halife, inşaat malzemeleri, hizmetler ve yapım işlerinin maliyetlerindeki artış nedeniyle bu tahminlerin yeniden gözden geçirildiğini, toplam maliyete ilişkin güncel bir rakamın ise henüz açıklanmadığını belirtti.
Her ülkenin kendi topraklarında kalan bölümün finansmanını üstlenmesinin, bazı proje bileşenlerinde özel sektörün yer almasına engel olmadığını kaydeden Al Halife, gerekli mali fizibilite çalışmalarının tamamlanmasının ardından özel sektörün projeye katılabileceğini ifade etti. Olası ortaklıkların niteliğinin projenin her bir bölümüne göre farklılık göstereceğini belirten Al Halife, demiryolu ağının tamamında uygulanması öngörülen tek bir modelin bulunmadığına dikkat çekti.
Bahreyn’de projenin hayata geçirilmesi, Suudi Arabistan ile Kral Hamad Köprüsü üzerinden kurulacak bağlantı planlarıyla yakından ilişkili. Karayolu güzergâhının yanı sıra demiryolu hattını da içermesi öngörülen köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması planlanıyor. Bu bağlantı, Bahreyn’in Körfez Demiryolu ağına entegrasyonunun tamamlanmasındaki temel unsurlardan birini oluşturuyor.
Nakliye sektöründeki aksaklıklar, lojistik entegrasyonun önemini artırıyor
Anlaşma, son dönemde bölgede yük taşımacılığının karşı karşıya kaldığı zorluklar nedeniyle daha da büyük önem kazanıyor. Özellikle Bahreyn’deki Halife bin Selman Limanı’nda gemi trafiğinin azalması, karayolu taşımacılığına ve komşu ülkelerdeki alternatif limanlara bağımlılığın artmasına yol açtı.
Bu çerçevede Budeyvi, İran saldırıları sırasında Suudi Arabistan, BAE ve Umman’ın sağladığı iş birliğini övdü. Söz konusu ülkelerin kolaylıklar, koordinasyon ve alternatif yük taşımacılığı güzergâhları sunarak diğer KİK ülkelerine yönelik tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine katkıda bulunduğunu belirtti. Önümüzdeki dönemin ulaşım sistemleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesini, tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesini ve krizlerle mücadele için hazırlık düzeyi ile ortak koordinasyonun artırılmasını gerektirdiğini vurgulayan Budeyvi, KİK ülkelerinde ulaştırma ve depolama sektörünün 2025 yılında yüzde 5,7 oranında reel büyüme kaydettiğini ve petrol dışı ekonomik faaliyetler arasında en yüksek büyüme gösteren sektörlerden biri olduğunu ifade etti.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, KİK ülkelerini demiryolu projesine bağlayacak anlaşmanın imza töreninde konuştu. (KİK)
KİK ülkelerinin liderleri, 28 Nisan 2026’da Cidde’de düzenlenen istişare toplantısında, üye ülkeler arasındaki lojistik entegrasyonun güçlendirilmesine yönelik bir çalışma hazırlanması talimatı vermişti. Bu adım, ulaşım sisteminin geliştirilmesi ve ticaret ile tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesine yönelik daha kapsamlı çabaların bir parçası olarak değerlendirilmişti.
Faaliyete geçme, ağın tamamlanmasını beklemeyecek
Proje planının önemli unsurlarından biri, komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, gerekli bileşenlerin tamamlanmasının ardından Körfez Demiryolu ağının tamamının bitirilmesi beklenmeden hizmete açılabilmesi. Bu yaklaşım, altı ülkenin tamamındaki güzergâhların tamamlanmasını beklemek yerine hazır olan bölümlerin aşamalı olarak kullanılmasına imkân tanıyor.
Bahreyn’de Körfez Demiryolu Projesi, Kral Hamad Köprüsü üzerinden Suudi Arabistan’la kurulacak bağlantıyla ilişkili. Kara yolu güzergâhının yanı sıra demir yolu bağlantısını da içermesi planlanan köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması öngörülüyor.
Bu bağlantı, Bahreyn ile Körfez Demiryolu ağının geri kalanı arasında doğrudan ulaşımın sağlanmasının temel unsurlarından birini oluşturuyor. Ada ülkesi, halihazırda Suudi Arabistan’la kara yolu ulaşımında Kral Fahd Köprüsü’ne bağımlı durumda. İki ülke arasındaki demiryolu bağlantısının tamamlanmasına yönelik gerekliliklerin bir parçası olarak, Kral Hamad Köprüsü Projesi ve demiryolu hattı da dahil olmak üzere bileşenlerine ilişkin inceleme ve hazırlık süreçleri devam ediyor.
Deniz taşımacılığıyla rakipsiz bir entegrasyon
Deniz ulaşımında yaşanan aksaklıklar demiryollarının önemini yeniden gündeme getirmiş olsa da proje, karayolu taşımacılığının deniz taşımacılığının yerini almasını değil, iki ulaşım türünün birbirini tamamlamasını hedefliyor. Trenler, yükleri limanlardan sanayi merkezlerine ve iç pazarlara taşıyabilecek, ülkeler arasında dağıtım için ilave bir güzergâh sunabilecek. Buna karşılık gemiler, uzun mesafelerde büyük miktarlardaki uluslararası ticaret yüklerinin taşınmasında temel araç olmayı sürdürecek.
Demiryolu ağının daha geniş uluslararası lojistik koridorlarının bir parçası haline getirilmesi ise yalnızca KİK ülkelerinin kendi sınırları içindeki demiryolu hatlarının tamamlanmasını değil, ülkeler ve ilgili kurumlar arasında ek incelemeler, mutabakatlar ve koordinasyonu da gerektiriyor.
Ekonomik açıdan projenin, ülkeler arasındaki ticareti desteklemesi, üretim ve tüketim bölgeleri arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi, ulaştırma, lojistik ve bunlarla bağlantılı sanayi alanlarında yatırımların önünü açması bekleniyor. Projenin ayrıca inşaat, işletme, bakım ve destek hizmetleri alanlarında istihdam olanakları yaratacağı öngörülüyor.
Proje fikrinin, Aralık 2009’da KİK Yüksek Konseyi’nin üye ülkeleri birbirine bağlayacak bir demiryolu hattı kurulmasını onaylamasına dayandığı belirtiliyor. Bu karar, projenin ticari hareketliliği ve vatandaşlarla ülkelerde ikamet edenlerin ulaşımını kolaylaştırması, bölge ülkeleri arasındaki ekonomik bağları güçlendirmesi yönündeki beklentiler doğrultusunda alındı.
Projedeki çalışmaların ilerlemesiyle birlikte Yüksek Konsey, ülkeler arasındaki çabaları koordine etmek, bağlantı ve işletme gerekliliklerini takip etmek ve demiryolu sektöründe ortak çalışmalar için kurumsal bir çerçeve oluşturmak amacıyla Aralık 2021’de Körfez Demiryolları Kurumu’nun kurulmasını onayladı.
Üye ülkelerdeki uygulama çalışmalarında ilerleme kaydedilen projede, Mayıs 2026’da yapılan açıklamaya göre tamamlanma oranı yüzde 50’yi aştı. Bu oran, ulusal projeler düzeyinde sağlanan ilerlemeyi yansıtırken ağın bütünleşik biçimde işletilebilmesi için sınır ötesi bağlantıların tamamlanması ve gerekli teknik ve operasyonel standartların uyumlaştırılması ihtiyacı devam ediyor.
Suudi yetkili, Husilerin taleplerine ilişkin iddiaları yalanladıhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5338146-suudi-yetkili-husilerin-taleplerine-ili%C5%9Fkin-iddialar%C4%B1-yalanlad%C4%B1
Suudi yetkili, Husilerin taleplerine ilişkin iddiaları yalanladı
Dr. Raid Karmali (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Dr. Raid Karmali, Wall Street Journal gazetesinde ülkesine Husiler tarafından iletildiği öne sürülen taleplere ilişkin yayımlanan iddiaları kesin bir dille yalanladı.
Karmali, sosyal medya platformu X'teki hesabından yaptığı açıklamada, haberde yer alan bütün bilgilerin asılsız olduğunu belirterek, bunların haberi kaleme alan yazarların veya sözde kaynaklarının hayal ürünü olduğunu ifade etti.
Suudi yetkili, Husilerin Yemen hükümetine karşı darbe yaptığını, Yemen halkını açlığa sürüklediğini ve ülkeyi halkın çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmaların ve gündemlerin içine soktuğunu kaydetti.
Karmali ayrıca Husilerin Kızıldeniz'deki deniz geçiş yollarında ticari gemilere, sivil ve ekonomik tesislere saldırdığını ve bütün barış girişimlerini reddettiğini belirtti.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Karmali, söz konusu haberin yazarlarına Yemen'in uluslararası alanda tanınan bir hükümeti bulunduğunu da hatırlattı.
Suudi Arabistan ile Suriye arasında savunma iş birliği anlaşmasıhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5337793-suudi-arabistan-ile-suriye-aras%C4%B1nda-savunma-i%C5%9F-birli%C4%9Fi-anla%C5%9Fmas%C4%B1
Suudi Arabistan ile Suriye arasında savunma iş birliği anlaşması
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, dün Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’yı kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Riyad’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında iş birliği anlaşmasının imza törenine katıldı.
Görüşmede taraflar, bölgedeki son gelişmeleri ve olası bir askerî gerilimin bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar, uluslararası deniz ulaşımının güvenliği, enerji arzının sürdürülebilirliği ve küresel ekonominin istikrarı üzerindeki ciddi etkilerini ele aldı.
Muhammed bin Selman ve Ahmed eş-Şara, ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası meselelerde iki ülkenin tutum ve görüşlerinin büyük ölçüde örtüştüğünü vurguladı. Bu durumun, iki ülke arasındaki koordinasyon ve istişarenin derinliğini yansıttığı ifade edildi.
İki lider, gerilimin düşürülmesi ve krizlerin kontrol altına alınmasına yönelik bölgesel ve uluslararası çabaların güçlendirilmesinin, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesinin ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinin önemine dikkat çekti.
Taraflar ayrıca Kızıldeniz, Babülmendeb Boğazı ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımının ve su yollarının güvenliğini tehdit eden bütün faaliyetlerin derhâl durdurulması gerektiğini vurguladı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة