ABD Dışişleri Bakanlığı Baş Müfettişi Suudi Arabistan’la silah anlaşmasının yasal uygunluğunu doğruladı

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı Baş Müfettişi Suudi Arabistan’la silah anlaşmasının yasal uygunluğunu doğruladı

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

ABD Dışişleri Bakanlığı, bakanlığın baş müfettişinin nihai raporuna göre Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’le yapılan silah anlaşmalarında hukuki prosedürlere uygunluğun tespit edildiğini bildirdi. Raporda ayrıca, Dışişleri Bakanı'nın acil durumlarda kullandığı yetkilere dayanarak kararın ABD yasalarına uygun olduğunu ve Silahların Kontrolü ve İhracatı Yasası’nda herhangi bir ihlal bulunmadığını doğruladı. Böylece Bakanlık, bu anlaşmaların sahiplerine yönelik  bir yıl boyunca süren tartışmalara son verdi.
Bakanlık’tan üst düzey bir yetkili ile dün telefonla yapılan basın toplantısındaki açıklamada, raporlarda elde edilen esas bulgunun Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun geçen yılın Mayıs ayında, söz konusu satışlar ve ABD savunma teçhizatı malzemelerinin 22 teklifle Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün'e sevk edilmesi ve satışlarıyla alakalı Mayıs 2019’da olağanüstü yetkilerini kullanımına ilişkin onayı olduğu belirtildi. Toplam 8 milyar 100 milyon dolarlık anlaşma satışlarının, tüm yasal gereklilikler ve bakanın yetkileri dahilinde tamamen tutarlı olduğu kaydedildi.
Yetkili açıklamasında, baş müfettişin nihai raporunun acil durum operasyonuna ve dışişleri bakanına verilen yetkilere atıfta bulunduğunu ve bakanın bunu kötüye kullanmadığını belirtti. Buna delil olarak, eski ABD Başkanı Ronald Reagan'ın Suudi Arabistan'a, İran’ın altyapısına yönelik tehditlerine karşılık vermesi için Stinger füzeleri sağlamaya çalıştığı 1984 yılındaki bu olay da dahil olmak üzere geçmişte yaşanan olaylara dikkat çekti. Ardından 1990'da Başkan George W. Bush döneminde yaşananlara atıfta bulunarak, dönemin Dışişleri Bakanı’nın, Körfez Savaşı'ndan ve Saddam Hüseyin rejiminin Kuveyt'i işgalinden önce askeri teçhizatının Suudi Arabistan'a gelişini hızlandırmaya çalıştığını belirtti. Açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Bu tarihi olaylara ve ABD hükümetinin aldığı yasal önlemlere bakacak olursak, bu alıntıların tümü son raporlarda yer aldı. Başmüfettişlik Ofisi, acil durum yetkilerinin uygulanmasına ilişkin söz konusu tarihsel olaylara atıfta bulundu ve bunu delil gösterdi. Müfettişlik Ofisi, bakanın bu yetkilerini yasaya uygun olarak kullandığına ve onayının Dışişleri Bakanlığı tarafından uygun şekilde yerine getirildiğine karar verdi.”
Üst düzey yetkili açıklamasının devamında, eski baş müfettişin bu konudan çekilip sorumluluğu kendisine devrettiği Baş Müfettiş Yardımcısı Diana Shaw'ın onayının  ardından raporun yayınlanacağını belirtti. Ayrıca raporun, Kontrol yasasına göre Pompeo'nun onayının ve silah ihracatına yönelik gereksinimlerin uygunluğunu doğruladığını kaydetti.
Dışişleri bakanının satış anlaşmasını hızlandırmak için kullandığı acil durum yetkisinin Körfez'de bölgedeki sıkıntılar ve sorunlar nedeniyle olduğunu belirten yetkili, geçen yıl İran'ın kötü niyetli faaliyetleri ve vekilleri tarafından gelen saldırıların doğrudan bir sonucu olduğunu, bu kararların uygun önlemlerin alınması gerektiği için uygulandığını belirtti.  Aynı zamanda, “Bakanlık ve ortak kurumları, devletin sivillere zarar vermeyerek ABD savunma mekanizmalarının risklerini azaltmak için ek hafifletme önlemleri uygulaması ve böylece sivillere zarar verme riskini de azaltacağı rapor üzerinde zaten çalışıyorlardı” dedi. Ayrıca, müttefiklerle güvenlik alanlarında işbirliği konusunda çok sayıda katılım sağlamanın yanı sıra daha iyi ekipman sağlayarak koalisyona ek eğitim sunmayı hedeflediğini kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı basın açıklamasında, Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Kongre üyelerini, asılsız bulduğu beyan ve medya açıklamalarını geri çekmeye çağırdı. Ayrıca bu iddiaları ve açıklamaları destekleyen ABD medyasına da, rapor yayınlanmadan önce raporla ilgili suçlamalarda bulunan yasama üyelerinin isimleri de dahil olmak üzere söz konusu medya açıklamalarını geri çekmesi için  çağrıda bulundu. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Temsilci Eliot Engel, yönetimin İran acil durumuyla ilgili yalan söylediğini, bunun "yasanın ihlali" olduğunu iddia ederken, Temsilci Bob Menendez de "yasayı görmezden geldiği için” Pompeo'nun hatalı olduğunu vurguladı. Baş Müfettişlik Ofisi, bakanın Kongre tarafından kendisine verilen yetkileri kullandığını kanıtladı. The New York Times gazetesi Haziran 2020'de Baş Müfettişin incelemesi henüz tamamlanmadı halde Pompeo'nun "yasadışı hareket etmiş olabileceğini" beklediklerini belirtti. Bu yanlış ifadelerden çekilmeleri gerekiyor.”



Suudi Arabistan, Kolombiya’nın işgal altındaki Kudüs’te “büyükelçilik” açmasını kınadı

Kudüs’teki Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa’nın havadan görünümü (Reuters).
Kudüs’teki Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa’nın havadan görünümü (Reuters).
TT

Suudi Arabistan, Kolombiya’nın işgal altındaki Kudüs’te “büyükelçilik” açmasını kınadı

Kudüs’teki Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa’nın havadan görünümü (Reuters).
Kudüs’teki Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa’nın havadan görünümü (Reuters).

Suudi Arabistan dün yaptığı açıklamada, Kolombiya hükümetinin işgal altındaki Kudüs’te “büyükelçilik” açmasını kınadığını ve söz konusu adımı reddettiğini bildirdi. Riyad yönetimi, bu girişimin uluslararası hukuka ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına aykırı olduğunu, ayrıca kentin hukuki ve tarihî statüsüne zarar verdiğini ifade etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, söz konusu adımın işgal altındaki Kudüs’ün hukuki ve tarihî statüsüne ilişkin uluslararası toplumun yerleşik tutumuyla çeliştiği kaydedildi.

Suudi Arabistan ayrıca uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne ve ilgili bütün taraflara hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme çağrısını yineledi. Açıklamada, güç kullanarak yeni bir fiilî durum oluşturmaya ve adil, kalıcı bir barışın sağlanması ihtimalini zayıflatmaya yönelik yasa dışı İsrail politikalarının durdurulması için acil adım atılması gerektiği vurgulandı.


Suudi Arabistan ve Polonya, savunma ve askerî iş birliğini görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan ve Polonya, savunma ve askerî iş birliğini görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Polonyalı mevkidaşı Władysław Kosiniak-Kamysz ile iki ülke arasındaki askerî ve savunma iş birliğini görüştü. 

Prens Halid bin Selman’ın dün Polonyalı bakanla gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bölgenin güvenliğini ve istikrarını desteklemenin yolları ele alındı.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre bakanlar ayrıca, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik terör saldırılarını kınadı.


Suudi hava savunma sistemleri, Riyad’a yönelik saldırı girişimini engelledi

Pazar akşamı yayımlanan bir videodan alınan görüntü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırının gerçekleştiği anı gösteriyor. (Reuters)
Pazar akşamı yayımlanan bir videodan alınan görüntü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırının gerçekleştiği anı gösteriyor. (Reuters)
TT

Suudi hava savunma sistemleri, Riyad’a yönelik saldırı girişimini engelledi

Pazar akşamı yayımlanan bir videodan alınan görüntü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırının gerçekleştiği anı gösteriyor. (Reuters)
Pazar akşamı yayımlanan bir videodan alınan görüntü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırının gerçekleştiği anı gösteriyor. (Reuters)

Yemen’deki Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, dün yaptığı açıklamada, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husiler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füzenin önlendiğini ve imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi ise tesislerin güvenliğini ve operasyonel hazırlık durumunu doğrulamaya yönelik gerekli işlemlerin tamamlanması amacıyla Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda operasyonel faaliyetlerin askıya alınması kararını uzattı. Kararın, Husilerin daha önce düzenlediği; can kayıpları, yaralanmalar ve maddi hasara yol açan saldırının ardından alındığı belirtildi. Saldırının sonuçlarının giderilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan Başmüftüsü ve Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Abdülaziz Âl eş-Şeyh, Husilerin sivil tesisleri ve İslam’ın kutsal mekânlarını, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’yi ziyaret edenler de dâhil olmak üzere, hedef almasının en ağır suçlardan biri olduğunu vurguladı. Âl eş-Şeyh, “Tarih boyunca kutsal mekânları ve bu mekânları ziyaret edenleri hedef alma konusunda bu suçlu çetenin izlediği yolu izleyen hiç kimse olmadı ki sonu helak ve ağır bir akıbet olmasın” ifadelerini kullandı.

Riyad Bölgesi Valisi Prens Faysal bin Bender, Husilerin saldırısı sonucu yaralananları başkentteki hastanelerde ziyaret etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bin Bender ziyaret sırasında Suudi Arabistan yönetiminin selamlarını ve acil şifa dileklerini yaralılara ileten Prens Bender, yönetimin bütün imkânlarıyla yaralıların yanında olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Duseri ise düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin hava saldırıları, füze tehditleri ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı koyabilecek gelişmiş kapasitelere sahip olduğunu vurguladı. Ed-Duseri, Suudi Arabistan’ın ülkenin, vatandaşların ve ülkede ikamet edenlerin güvenliğine öncelik verdiğini yineledi. Tehditlere karşı hazırlık seviyesinin yükseltilmesinin endişe duyulduğu anlamına gelmediğini belirten Bakan, bunun devletin farklı senaryolara karşı hazırlıklı olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan, dünyanın 70’ten fazla ülkesinden 176 bakan, âlim, müftü, dernek, üniversite ve İslami kuruluş başkanı, Husilerin saldırılarını şiddetle kınadı. Yapılan açıklamada, masum insanların hayatlarını kasten tehlikeye atmanın ve siviller arasında korku yaratmanın, söz konusu milislerin insan hayatının dokunulmazlığını hiçe saydığını ortaya koyduğu belirtildi. Bu tür eylemlerin uluslararası hukuk ve teamüllerin ağır bir ihlali olduğu vurgulandı.