İsrail, Golan’da İran-Hizbullah okulunu bombaladı

İsrail ordusunun Golan’a attığı uyarı
İsrail ordusunun Golan’a attığı uyarı
TT

İsrail, Golan’da İran-Hizbullah okulunu bombaladı

İsrail ordusunun Golan’a attığı uyarı
İsrail ordusunun Golan’a attığı uyarı

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, İran ve Hizbullah terör unsurlarının amaçlarını gerçekleştirmelerine izin verilmeyeceğini bildirdiği açıklamasının ardından dün Golan Tepeleri’nde, Kuneytra’daki İran ve Hizbullah yanlısı bir okulu bombalandı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) dün yapılan açıklamada İsrail'in Kuneytra kırsalında gerçekleştirdiği saldırının, bölgenin kuzeyindeki el-Hurriya köyündeki Lübnan ve İran’a bağlı grupların bulunduğu bir okulu hedef aldığı bildirildi. Salı gecesi gerçekleşen bombalamada can kaybı yaşanıp yaşanmadığı ise bilinmiyor.
SANA’nın yaptığı açıklamaya göre İsrail ordusu Salı gecesi Suriye'nin güneyindeki Kuneytra'daki bir füze attı. Haberde "Düşman İsrail gece yarısı Kuneytra’nın kuzey kırsalındaki bir okula füzeyle saldırdı. Bombalamada el-Hurriya köyündeki bir okul hedef alındı. Yalnızca maddi hasar meydana geldi” ifadelerine yer verildi.
SOHR, İsrail’in hedef aldığı bölgede İran ve Hizbullah milislerinin bulunduğu ve bölgenin daha önce de birçok kez hedef alındığını belirtti.
Gözlemevi geçtiğimiz ayın 14'ünde yayınlanan bir raporunda Deyrizor kırsalındaki Ebu Kemal’de sabah saatlerinde 6 güçlü patlama duyulduğunu bildirmişti. Söz konusu patlamaların Suriye-Irak sınırına yakın Ebu Kemal’in güney bölgesinde konuşlanmış olan İranlı milislere yönelik gerçekleşen saldırılardan kaynaklandığı kaydedilmişti. Saldırıda 10 İranlı milis öldürülmüş, milislerin cephaneleri ve depoları da imha edilmişti. Olay yerine ambulanlar gönderildiği bildirilmişti. 
İsrail, son yıllarda Suriye'deki İran ve Hizbullah unsurlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Tel Aviv yönetimi bombardımanları nadiren üstleniyor. Ancak İran'ın Suriye'deki askeri varlığını artırma ve Hizbullah’a gelişmiş silahlar gönderme girişimlerine karşı çıkmaya devam edeceğini tekrarlıyor.
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz bombalamanın ardından yaptığı açıklamada Suriye’de, özel olarak da sınır bölgelerinde İran-Hizbullah varlığının konuşlandırılması girişimlerinin engelleneceğini ve İsrail’in bunun için elinden gelen her şeyi yapacağını belirtti.
Gantz, dün Gazze sınırına gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gezerken devlet radyosu Kan’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Güçlerimizin İran veya Hizbullah tarafından gönderilen terör unsurlarının Golan’daki sınır bölgelerinde konuşlandırılmasına izin vermeyeceğini temin ederim. Her zaman yaptığımız gibi onları bölgede yenmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”
Baskınları İsrail ordusunun yapıp yapmadığı sorusuna cevap veren Gantz “Her cephede operasyon yapıyoruz. Bu gece bombalamayı kimin gerçekleştirdiği konusuna girmeyeceğim” dedi.
Geçtiğimiz hafta İsrail ordusunun eylül ayında bir kara operasyonu düzenleyerek iki Hizbullah üssünü imha ettiği duyurulmuştu.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee  söz konusu dönemde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “imha edilen mevzilerin Suriye ordusu tarafından keşif ve rutin güvenlik amacıyla kullanıldığını” belirtmişti. İsrail ordusu 21 Eylül gecesi Suriye ordusunun tampon bölgede konuşlanmasını yasaklayan anlaşmayı ihlal etmesi üzerine baskın düzenleyerek mevzileri imha etmişti.
İsrail bu saldırıyla Suriye rejimine karşı izlediği "görmezden gelme" politikasına son verdi. İsrail savaşın başlangıcından bu yana Suriye ile arasında 31 Mayıs 1974'te Cenevre'de imzalanan anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerin ihlal edilmesine göz yummuyordu. Anlaşma İsrail’in Golan’ın bir kısmında kalmasını öngörüyor, bölgenin 20-25 km doğusundaki bir alanda Suriye’ye karşı askeri anlamda hareketliliği yasaklıyordu. Suriye savaş çıkana kadar bu anlaşmaya sıkı sıkıya bağlı kaldı. Rejim güçleri, özellikle HTŞ ve DEAŞ güçlerinin bölgedeki kasabaların bir kısmını ele geçirmesinin ardından siyasi ve askeri kanattaki muhalif sesleri bastırmak için ağır silahlarla bu bölgeye girdi. İsrail, geçtiğimiz yıllarda bu faaliyete "göz yumma" politikası izlemişti. Geçen ay yapılan saldırı ile dün Kuneytra’da düzenlenen operasyondan anlaşılıyor ki İsrail, politikasını değiştirmeye ve Suriye ordusunun Golan'ın doğusundaki faaliyetlerine yeni kısıtlamalar getirmeye karar vermiş durumda.



Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
TT

Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da rejim değişikliği planladığı öne sürülüyor. 

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın protestolardan sorumlu tuttuğu İranlı güvenlik kurumları ve komutanlara saldırı planladığını iddia ediyor. 

Bu saldırılarla protestoları kışkırtarak İran'da "rejim değişikliğinin önünü açacak koşulların oluşturulmasının" hedeflendiği savunuluyor. 

Yetkililer, İran'ın misilleme kapasitesini azaltmak için balistik füze tesislerine geniş çaplı saldırıların da masadaki seçenekler arasında yer aldığını söylüyor. Buna ek olarak uranyum zenginleştirilen nükleer tesislerin hedef alınabileceği aktarılıyor.

Diğer yandan kaynaklar, Beyaz Saray'ın askeri harekat da dahil henüz bir eylem planında karar kılmadığını belirtiyor. 

Trump, dünkü açıklamasında Tahran yönetimine nükleer anlaşma için müzakere çağrısı yapmış, herhangi bir saldırının hazirandaki askeri harekattan daha şiddetli olacağı tehdidinde bulunmuştu.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İranlı bir üst düzey yetkili, Tahran yönetiminin "hem çatışmaya hazırlandığını hem de diplomatik diyaloğu sürdürdüğünü" söylüyor.

Diğer yandan İsrailli bir üst düzey yetkiliyse Tahran yönetiminin sadece hava saldırılarıyla devrilemeyeceğine dikkat çekiyor: 

Rejimi devirmek istiyorsanız, asker göndermeniz gerekir.

Kaynak, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi durumunda Tahran yönetiminin onun yerine birini geçireceğini belirtiliyor. Yalnızca dış baskı ve ülke içinde örgütlenmiş bir muhalefetin birlikte hareket ederek rejimi yıkabileceğini savunuyor.

"İran hâlâ ölümcül bir güç"

Wall Street Journal'ın analizinde, olası bir saldırıya karşı İran'ın kuvvetli misilleme yapabileceği yazılıyor. 

Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtiliyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'nın İran programının kıdemli direktörü Behnam Ben Taleblu, "Tahran zayıf olabilir ancak füze gücü sayesinde hâlâ ölümcül bir güç" diyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

BBC'nin aktardığına göre eylemlerde yakalananlar, polis tarafından gözaltına alınma endişesiyle hastanelere tedavi olmaya bile gidemiyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Times of Israel, BBC