Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

1973’teki savaşın belgeleri İsrail’in yenilme korkusunu gözler önüne serdi

1973’teki savaşın belgeleri İsrail’in yenilme korkusunu gözler önüne serdi

Kissinger, İsrail’e “Kazanmaktan başka çareniz yok” diye seslendi.
Cuma, 22 Ocak, 2021 - 08:45
1973 Ekim Savaşı sırasında Sina’da imha edilen bir tank. (Getty Images)

İsrail Savunma Bakanlığı’nın dün açıklanmasına izin verdiği belgeler, 1973 Ekim Savaşı sırasında hükümetin yaptığı istişareleri ortaya çıkardı. Syasi ve askeri liderlerin kaybetme duygusuna kapıldığını gösterdi. Belgelere göre Şam’a ulaşmak için Suriye güçlerine sızmak ya da Şam’daki sivil yerleşim yerlerini bombalamak gibi çaresizce adımlar atmayı düşünmeye başlamışlardı. Söz konusu belgelerde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in gidişattan korkarak İsrail’in Washington’daki Büyükelçisi’yle Tel Aviv hükümetine bir mektup gönderdiği ve mektupta “Kazanmak zorundasınız” ifadelerini kullandığı ortaya çıktı.

Dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir söz konusu mesajın önemini anladı ve bunu bir uyarı olarak değerlendirdi. Suriye güçlerinin Golan Tepeleri’nin büyük bir bölümünü kurtardığı ve ABD’lilerin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) ateşkes yapılmasına yönelik bir karar çıkarılmasının gerekli olduğunu konuşmaya başladığı bir sırada, savaşın dördüncü günü 10 Ekim 1973 akşamı yapılan istişarelerde Meir şunları söyledi:

“Şimdi bir ateşkes kararı alınırsa Mısır ile kanalın arkasındaki durum mu gerçek olacak? ( Mısır ordusu topraklarının çoğunu kurtararak Bar-Lev hattını kırıp Sina’nın içerisine doğru ilerlemişti) Öylece kalacak mı?”

Meir, Kissinger’in “Kazanmak zorundasınız. Bunda korkunç bir işaret var. Kazanmazsak biteriz” ifadelerini kullanması karşısında aynı gün geç bir saatte yapılan toplantıdaki konuşmasında “Dünyanın ‘İsrail ve ordusu hakkında düşündüklerimiz doğru değilmiş’ diyecekleri bir duruma düşmemizin yasak olduğunu hissediyorum” dedi.

Dönemin Genelkurmay Başkan Yardımcısı Israel Tal, Meir’in görüşüne destek verdiği açıklamasında şunları söyledi:

“Evet kazanmamak bize yasak. Dünyadaki güvenilirliğimiz tamamen yıkılacak. Savaşın gidişatını değiştirmezsek sadece düşmanlarımız değil dostlarımız da İsrail’in zayıf bir devlet olduğunu düşünecekler. İşte o zaman Araplar her şeyi isteyecek.”

1973 Ekim Savaşı hakkında araştırmalar yapan Profesör Uri Bar-Joseph dün ortaya çıkarılan belgelerin savaşın en dramatik dönemini gösterdiğini belirterek “Şimdiye kadar hükümet koridorlarında ne söylendiğini biliyorduk. Ancak bugün bunların nasıl söylendiğini öğrendik. Bu farklı bir şey” dedi.

Belgelerden anlaşıldığı üzere İsrail’in askeri komutanlarından Moşe Dayan karamsar ve umutsuzluğa kapılmış bir durumdaydı. Bu yüzden ateşkes yapılması ya da Şam’ın bombalanması ve hatta işgal edilmesi gibi umutsuzca saldırı eylemleri gerçekleştirmeyi talep etmeye başlamıştı. Ancak kendisini sakinleştirmeye çalışan dönemin Genelkurmay Başkanı David Elazar gerçekçi olmayan büyük hedeflere gidilmesine karşı çıkarak şunları söyledi:

“Savaşta dördüncü güne girdiğimiz bugün belirleyicidir. Geçtiğimiz dört gün boyunca belli bir anlayışa göre çalıştık. Suriye’ye saldıracağız. Ateşkes hattına (işgal altındaki Golan Tepeleri’nde) ulaşacağız ve karşı atağa geçeceğiz. Bu esnada Mısırlılar duracak. Soru şu: Sahada bir çözüme ulaşabilecek miyiz? Ya da yarın saldırırsak Şam’ın eteklerine yaklaşıp ardından ateşkese mi ulaşacağız? Suriye’ye saldırma fikrini destekliyorum ancak şehir merkezini bombalamayı reddediyorum. Onlar bizim şehirlerimizi bombalamadı. Bizim de aynı durumu korumamız gerekir.”

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Benny Peled de görüşlerini şöyle ifade etti:

“Suriye’ye değil Mısır’a saldırmalıyız. Tam aksine Suriye'nin yenilemeyeceği ve mağlup bir Mısır'ın Ürdün'ün Suriyelilere yardım etmesini engelleyeceği varsayımına katılmıyorum. Daha iyi hissetmek için kaç uçağa ihtiyacın var?”

Bu soruya cevap olarak “Onlar için yedek pilotlarım olmasa da 20 tane alabilirim” cevabı verildi. Tuğgeneral Rehavam Zeevi ise“Sadece Suriye cephesini yok etme gücümüz, Mısır cephesini değil. Askerler bitik vaziyette ve tanklarımız da yok” dedi.

Askeri İstihbarat Birimi Başkanı Eli Zeira konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kremlin’in Ortadoğu’da kendisine sadık olan devletlerden birinin rejiminin ortadan kaldırılmasını kolayca kabul edeceğinden şüpheliyim. Hesaplar sadece Suriye, İsrail ve Mısır ile sınırlı değil, aksine Sovyetler Birliği ve ABD arasında da pek çok hesap var. Ateşkesin Suriye’nin hissinin bir göstergesi olduğunu ve rejim için bir tehdit olduğunu düşünüyorum. Ateşkes ancak Şam'a doğru ilerlediğimizde söz konusu olacak.”


Meir toplantıda konuşulanları şöyle özetledi:

“İsrail ordusunun yarın Suriye odaklı bir saldırı gerçekleştirmesi, ordu birliklerini imha etmesi ve Suriye’nin eylemlerini durduracak sonu gerçekleştirmesi konusunda hemfikiriz. Ancak Şam’ın işgal edilmesine yönelik bir karar yok.”

Belgeler, savaşın ikinci gününde bir hükümet toplantısı gerçekleştirildiğini ve Genelkurmay Başkanı David Elazar’ın  şu konuşmayı yaptığını ortaya çıkardı:

“Kötü bir gece geçirdik. Tek seferde çok sayıda tankla Golan Tepeleri’ne saldırdılar. Şu ana kadar (İsrail tarafından) 81 ölü var. Hermon Dağı mevzisi buna dahil değil.”

Dönemin Başbakan Yardımcısı Yigal Allon ise “Etkisiz cephelerden kuvvetleri sevk etme konusunda endişeliyim. Şam’ı bombalasak?” diye sordu.  Elazar “Teknik olarak bombalamak zor değil. Ancak pratikte şehirleri bombalamıyorlar. Bu yüzden bunu başlatmak istemiyorum” cevabını verdi. Meir “Golan Tepeleri’ndeki gençlerin durumunun nasıl olduğunu” sordu.  Elazar da soruyu “Onlar için zor. Çok sayıda tankı yok ettiklerini söylüyorlar ama bunun bir sonu yok” diye yanıtladı.

Savaşın üçüncü gününün akşamı, 9 Ocak’ta, Başbakanlık ofisinde yapılan görüşmelerde Savunma Bakanı Moşe Dayan İsrail merkezli gazetelerin editörlerinin Süveyş Kanalı’ndaki durumu “bir deprem” olarak nitelendirdiğini söyledi. Dayan “Şu an kanaldan dört kilometre uzaklıktayız. Bu bölgeyi de boşlatmamız gerekebilir” dedi. Dayan Mısırlıların tanksavar atışları yaptığını ve Eric (Ariel Şaron) ve Bren (Avraham Adan) güçleri ile aralarında çatışmalar çıktığını ancak dirençli olduklarını kaydetti.  Meir “Kissinger’ın (ABD Dışişleri Bakanı Henry) tepkisini gördün mü?” diye sordu. Dayan da “Evet. (Mısırlılar) çekilmeden ateşkes çağrısında bulunmayı kabul ederse kendimi öldürmeyeceğim. Onlar savaşmaya devam etmek istiyorlar” dedi.

Ancak kayıtlar Dayan’ın Şam Uluslararası Havalimanı’nın bombalanmasına karşı çıkmasının kendisiyle çeliştiğini gösteriyor. Dayan “Askeri bir havaalanından bahsettiğinizi mi düşünüyorsunuz? Burada duran sivil uçak vurulabilir” dedikten sonra tam tersi bir şekilde bunu destekleyerek “Şam’a doğru ilerlediğimizi bağırmaları gerekiyor” dedi. Meir “Pazarlık yapmamız için bu gerekli. Dirençlerini kırmak için bunun olması gerekiyor” ifadesini kullandı.

Ancak Dayan geri dönüp “Yere çakılıp kalan 40 uçağımızın yanı sıra 56 uçağımızı yitirdik. Sadece dün 13 uçak kaybettik. Durum bu hızla giderse hiç iyi olmaz. Benny hava kuvvetlerinin üç ya da dört gün sonra tükeneceğini belirterek “Bu endişe verici” dedi. Meir ise şunları söyledi:

“BM Güvenlik Konseyi’nde oybirliği ile 1967 sınırlarına kadar çekilme çağrısında bulunan bir karar çıkacağını tahmin ediyorum. ABD bunu veto edecektir. Şu an veto ederlerse bunu ateşkese karşı kullanmak zor olacak.”


Dayan’ın açıklaması ise şöyle oldu:

“Sadece ekipmanla ilgili değil. Pilotlar ya da benzeri konularda sorunlarımız var. Sayı bakımından sıkıntımız bulunuyor. Kanalı yarın ele geçirebiliriz ancak çok sayıda askerimizi kaybedebiliriz.”

Bunun ardından Meir “Elimizde Rusların onlara (Mısırlılara) daha fazla teçhizat sağlayacağına dair bir işaret var mı?” diye sordu. Dayan’ın cevabı ise “Kesinlikle. Bunun olacağını düşünüyorum. Füzeleri bitti” oldu.


Editörün Seçimi

Multimedya