Filistin Dışişleri Bakanı Maliki, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Kudüs olmadan seçimleri yapmak İsrail işgalini meşrulaştırmaktır’

Riyad el-Maliki (solda), son turu kapsamında 6 Mayıs’ta ziyarette bulunduğunu Roma’da İtalyan mevkidaşıyla birlikte (EPA)
Riyad el-Maliki (solda), son turu kapsamında 6 Mayıs’ta ziyarette bulunduğunu Roma’da İtalyan mevkidaşıyla birlikte (EPA)
TT

Filistin Dışişleri Bakanı Maliki, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Kudüs olmadan seçimleri yapmak İsrail işgalini meşrulaştırmaktır’

Riyad el-Maliki (solda), son turu kapsamında 6 Mayıs’ta ziyarette bulunduğunu Roma’da İtalyan mevkidaşıyla birlikte (EPA)
Riyad el-Maliki (solda), son turu kapsamında 6 Mayıs’ta ziyarette bulunduğunu Roma’da İtalyan mevkidaşıyla birlikte (EPA)

Riyad el-Maliki, Filistin liderliğinin seçimleri düzenlemeye kararlı olduğunu ve Dörtlü’nün genişlemesini değil, yeniden canlandırılmasını desteklediğini belirtti.
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Filistinlilerin yasama seçimlerinin ertelenmesi konusundaki anlaşmazlıkların üstesinden gelme kabiliyetine olan inancını dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Maliki, söz konusu meselenin ‘tüm Filistinli gruplar açısından öncelik’ olan Kudüs savaşının başlamasını hızlandırdığını söyledi. Avrupa turunun bir parçası olarak Moskova’ya ziyarette bulunan Bakan, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın ulusal birlik hükümeti kurma önerisine dikkati çekti. Siyasi çözüm hususunda, Filistin liderliğinin Washington’un siyasi sürecin garantörlük tekelini bir kez daha kabul etmeyeceğini vurgulayan Maliki, çözüm sürecini denetlemek üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları uyarınca atanan bir taraf olarak, uluslararası ‘Dörtlü Komite’nin rolünü canlandırmak için, Moskova da dahil olmak üzere devam eden çabaların önemine işaret etti.

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;

-Moskova’yla başlayan bir Avrupa turundasınız. Rus tarafından ne talep ediyorsunuz?
Gündemimizde bir dizi konu var. Bu koşullarda iki ülke arasındaki iletişimin, özellikle Rus tarafının İsrail’in savaş suçu niteliğindeki ihlalleri başta olmak üzere tüm detaylarıyla sahadaki güncel gelişmelere ilişkin pozisyonu çerçevesinde, oldukça önemli olduğuna inanıyoruz. Kudüs’te Mescid-i Aksa ve kiliselere yönelik saldırılar devam ediyor. Kutsal Cumartesi günü Kıyamet Kilisesi’ne neler olduğunu gördük. Ayrıca farklı bölgelerde Filistinli vatandaşlara yönelik saldırılar da sürüyor.
Rus liderliğinin gelişmelerden haberdar olmasıyla birlikte Moskova’nın, İsrail tarafına bu sürekli ihlalleri durdurması için baskı yapacağına güveniyoruz. Ayrıca Kudüs’ü de kapsayan C grubu altındakiler de dahil, tüm topraklarda Filistin seçimlerinin yapılmasını güvence altına alan anlaşmalara uyması için İsrail’e baskı uygulayacağına inanıyoruz. Aynı şekilde siyasi sürecin ilerlemesi hususunda Rus rolünün İsrail’i etkileyeceğine güveniyoruz. Uluslararası Dörtlü’nün çalışmalarını yeniden canlandırma ve bakanlar düzeyinde bir uluslararası grup toplantısı düzenlemek için Bakan Sergey Lavrov tarafından yapılan çağrı çerçevesinde, Rusya’nın çabalarını destekliyoruz. Bu hususta bazı fikirlerimiz var.

-Uluslararası Dörtlü’nün yeniden canlandırılmasından bahsettiniz. Moskova’nın grubu genişletme ve Arap ülkelerini de dahil ederek 4+4’e dönüştürme fikrinin artık uygulanabilir olduğunu düşünüyor musunuz?
Dörtlü’yü yeniden canlandırma çabalarını destekliyoruz, ancak grubu genişletme konusunda Rus dostlarımızla aynı fikirde olmayabiliriz. Grubun net ve uzlaşılmış bir vizyon belirlemesinden sonra genişlemenin sağlıklı ve faydalı olabileceğine inanıyoruz. Çünkü mevcut bileşenleri (Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)) ile Dörtlü, henüz ortak bir eylem planı üzerinde anlaşmaya varamadı. Dört yeni üye eklenerek grup genişletilirse anlaşma nasıl garanti edilebilir? Mantık, önce mevcut çerçevede anlaşmamızı, ardından grup içerisinde fikir birliği için uygulama mekanizmalarını sağlayarak bu çerçeveyi genişletecek bir mekanizma hakkında konuşmamızı söylüyor. Davet edilen ülkelerin belirlenen vizyonun tercüme edilmesine ve uygulanmasına nasıl katkıda bulunabileceği belirlenmeli.

-Bu çabaları geliştirme potansiyeli konusunda iyimser misiniz?
Biden iktidara geldikten sonra ABD’nin pozisyonu değişti. Dörtlü heyet düzeyinde biri ABD talebi üzerine olmak üzere iki toplantı düzenledi. Şu an Bakan Lavrov, bakanlık düzeyinde bir toplantı yapmaktan bahsediyor ve bu önemli. Fikirlerin olgunlaşması ve taraflar arasında güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. BMGK’nın 1515 sayılı kararında kabul edilen resmi çerçeve olduğu için bizim açımızdan bu çerçevenin bir alternatifi yok. Bu çerçevenin başka bir mekanizma ile değiştirilmesini istemiyoruz. Başkanın Beyaz Saray’daki kimliği ne olursa olsun, Washington’un siyasi sürecin garantörlüğünü tekeline almasını bir kez daha kabul etmeyeceğiz. Sadece Dörtlü tarafından temsil edilen uluslararası garantörlüğü kabul edeceğiz.

-Bu zor koşullarda, seçimleri erteleme kararı Filistin’in iç düzeyinde nasıl anlaşılabilir?
Seçim düzenlemenin önemi konusunda anlaşmazlık bulunmuyor ve bu, tüm gruplarla ortak bir tutumdur. Bu, uyulması gereken temel bir gerekliliktir ve bunu başarılı kılmak için çalışmaya devam edeceğiz. Grupların Kahire’deki görüşmelerinde, Kudüs’ün çizgi olduğu ve Kudüs olmadan seçim yapılamayacağı konusunda uzlaşı sağladık. Açık olmalıyız. Seçim süreci, Kudüs’te çatışmaların başlamasını hızlandırdı ve onu önceliklerin en üstüne yerleştirdi. Bu çatışmanın önemi göz ardı edilemez. Bununla ciddi bir şekilde ilgilenmeli ve kapsamlı hazırlıklar yapmalıyız. Çünkü Kudüs mücadelesinde başarılı olmak zorundayız bunun hiçbir alternatifi yok.
Kudüs’ün kırmızı çizgi olduğunu söyleyip onsuz seçimlere gittiğimizde, bu bizi tehlikeli bir durumun önüne koyuyor. Başkan Donald Trump, Kudüs’ün İsrail’in ve Yahudi halkının ebedi başkenti olacağına söz verdi. Bu bizi eşi benzeri görülmemiş bir meydan okumanın önüne koyuyor. Eğer Kudüs olmadan seçimleri yaparsak, 22 Mayıs’tan sonra kendimizi, ABD- İsrail vizyonunu onaylamış ve Trump’ın vizyonunu siyasi gerçekliğe çevirmiş olarak bulacağız. Kudüs olmadan seçimleri yapmak İsrail işgalini meşrulaştırmaktır.
Bu durum, hiçbir şekilde kabul edilemez.

-Ama İsrail’in tavrı önceden bekleniyordu. Ve Kahire toplantılarında Kudüs’ün katılımını sağlamak için alternatifler önerildi. Peki bunlar neden uygulanmadı?
İsrail’in reddi gerçekten bekleniyordu, ancak uluslararası toplumdan ve özellikle AB’den açık ve belirli vaatlerimiz vardı. 2006 olduğu gibi İsrail'in baskılara cevap vermesini ve bizimle imzalanan anlaşmalara göre tüm Filistin topraklarında seçim yapmamız için taahhütlerini yerine getirmesini bekliyorduk. Seçimlerin yapılması için başkanlık kararnamesi imzalandığında, bu konuda net taahhütlerimiz vardı, bu yüzden seçim tarihi belirlendi. Ama 22 Mayıs’ın kutsal bir tarih olmadığını unutmamalıyız, başka herhangi bir tarih de belirleyebiliriz. Ve gerekli güvencelere ulaşır ulaşmaz bunu yapacağız. Kudüs mücadelesi kutsaldır, göz ardı edilemez veya ertelenemez.

-İsrail’e baskı yapmak için uluslararası açıdan harekete geçmeye yönelik açık bir planınız var mı?
Hareket devam ediyor. Uluslararası toplum İsrail’in itirazını yok sayıp onu sözlerini uygulamaya mecbur bıraktığı anda, seçimler için yeni bir tarih belirlemek üzere derhal harekete geçeceğiz. Bu haktan kaçınmıyoruz. 2017 yılında BM Genel Kurulu önünde öneri yapan Mahmud Abbas’tı. Bu Filistin talebi, uluslararası bir taleptir. Aynı zamanda İsrail’in tavrıyla mücadele etmek için ikinci bir seçeneğimiz var. Bu seçenek, Abbas tarafından Kurtuluş Örgütü ilkelerine dayalı bir ulusal birlik hükümeti kurulması çağrısıyla ifade edildi. İki yol üzerinde çalışılıyor. İlk olarak Filistin hareketini güçlendirmek, seçimler ve siyasi mesele hususunda İsrail üzerindeki artan baskıyı desteklemek için uluslararası bir duruşun harekete geçirilmesini sağlama çalışmalarını sürdürmek, ikinci olarak da bölünmenin temellerini, kurumlarını ve unsurlarını ortadan kaldırmaya çalışmak. Bu şekilde geniş bir ulusal çerçeve, her iki yolda da başarı için gerekli bileşenlere sahip olacaktır.

-Ama gruplar seçimlerin ertelenmesine itiraz ettiler. Bu öneriye bir yanıt bekliyor musunuz?
Tüm gruplar, Kudüs’ün kırmızı bir çizgi olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bölünmenin bitmemesi için bahaneler aramak isteyenler bu bahaneleri bulacaktır. Önemli olanın, ‘duruma iyi niyetle yaklaşmak, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki iki Filistin evini birleştirmek ve İsrail’in ihlallerini tırmandırmak için bölünmemizden faydalandığı Kudüs’ü korumak’ olduğuna inanıyoruz.
Ulusal Birlik Hükümeti kurarak mevcut tüm sorunların üstesinden gelebiliriz. Tüm gruplar ve şu anda boş olan seçim listeleri, aynı pozisyonda buluşmayabilir. Bazıları liderliği ve onun meşruiyetini sorgulamak için durumdan yararlanma hususunda çok ileri gidebilir. Filistinlileri açlıktan öldürmek için AB’yi yardımları durdurmaya çağıran bazı listeler var, bunlar ulusal listeler değildir.
Öte yandan iyi bir tavır beklediğimiz taraflar da var. Bunların arasında İstanbul ve Kahire görüşmelerinde birleşme ve bölünmeyi sona erdirme arzusunu kanıtlayan Hamas Hareketi de bulunuyor. Fetih ve Hamas arasında diyalog durumu vardı. Ama ne yazık ki iki taraf, anlayışları genişletmek için zaman hususunda yardımcı olmadı. İyi hazırlanmadan önce en kısa yoldan, yani seçimlerin yapılmasını tercih ettiler. Kudüs çevresindeki durum başta olmak üzere birçok sorunun ortaya çıktığı yer burasıdır.

-Biraz da çok önem verdiğiniz Ceza Mahkemesi’nin gidişatından bahsedelim. Mevcut başsavcının görev süresinin sona ermesiyle oluşan mevcut durum nedir?
Durumu açıklığa kavuşturmak için, Başsavcı Fato Bensuda’nın görev süresi, gelecek ayın ortasında sona eriyor. Ancak mahkeme devam ediyor ve hiçbir şey değişmeyecek. Yeni Başsavcı Kerim Han, bu sorumluluğu üstlenecek. Bu noktada iki taraf arasında yalnızca yöntem ve uygulama farklılık gösterebilir. Bu durum, her iki tarafla da iletişimimizi sürdürmemizi gerektiriyor. Yedi yıl boyunca devam eden kontrol sürecinden sonra mahkemenin faaliyete başlaması için resmi bir karar verildi. Mahkeme siyasi, askeri, güvenlik, istihbarat ve yerleşim düzeylerinde İsrailli yetkililerin hepsinin savaş suçu niteliğindeki suçlara karıştıklarına dair kesin bir kanıya ulaştı.
Filistin Devleti ile soruşturma mekanizmalarını tanımlayan ikili anlaşmanın imzalanması çerçevesinde, görev süresi sona eren savcı ile ulaştığımız noktadan itibaren çabaları devam ettirmek için yeni savcıyla birlikte çalışıyoruz. Mahkemeye tahsis edilecek insani ve mali kaynakları da bilmemiz gerekiyor. Bu, önemli ve acil bir meseledir. Bunun üzerinde çok çalışıyoruz. Savcı ile son görüşmemiz, üç gün önce Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesinde yaşanan olaylar hakkında bir açıklama talep ettiğimiz bir mektup aracılığıyla gerçekleşti. Bu konu, ceza mahkemesinin gelecekteki çalışmalarının bir parçası olacak.

-ABD Başkanı’nın Devlet Başkanı Abbas ile temasa geçmemesini nasıl yorumluyorsunuz?
ABD Başkanı, eski yönetimden devraldığı birçok karmaşık konuya sahip. Koronavirüs sorunu, aşılama ve küresel olarak ağırlığını kaybedebileceği zor ekonomik durumla karşı karşıya. İran nükleer meselesin, Çin ve Rusya ile ilişkiler meselesiyle uğraşıyor, ayrıca ABD ve NATO ile. Filistin meselesi, onun için bir öncelik olacağı konusunda netliğe sahip değildi.
Ancak liderlerle olan bağlantılarına bakarsak Washington, müttefikleri ve yakın dostlarıyla bile iletişime geç kalıyor. Bu, ihmal olduğu anlamına gelmez. Açık bir taahhüt aldık, bu söylemin yakında hayata geçirileceğine dair bir söz aldık. Bu durumu, memnuniyetle karşılayacağız. Ama hızlı olmaması da dünyanın sonu değil. Planlarımıza ve Filistin liderliğinin direktiflerine göre eylemlerimizi sürdüreceğiz.



Mısır medyasına göre İsrail saldırısında ölen yabancı yardım çalışanlarının naaşları Refah Sınır Kapısına ulaştı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Mısır medyasına göre İsrail saldırısında ölen yabancı yardım çalışanlarının naaşları Refah Sınır Kapısına ulaştı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusunun Gazze'ye saldırısında hayatını kaybeden uluslararası yardım kuruluşu Dünya Merkezi Mutfağı'nın (WCK) çalışanlarından bazılarının naaşlarının Refah Sınır Kapısı'nın Mısır tarafına ulaştığı bildirildi.

Mısır’ın Al-Qahera News televizyon kanalının haberinde konuya ilişkin bilgi verildi.

Habere göre, yardım çalışanlarının naaşlarını taşıyan ambulanslar, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı'nın Mısır tarafına ulaştı.

- WCK çalışanlarının öldürülmesi

İsrail'in 1 Nisan'da Gazze'deki Deyr el-Belah bölgesine düzenlediği saldırıda, uluslararası yardım kuruluşu WCK çalışanları hayatını kaybetmişti.

Merkezi ABD'nin başkenti Washington'da bulunan WCK'den yapılan açıklamada, Gazze'de İsrail'in saldırısında 7 çalışanının öldüğü bildirilmişti.

Hayatını kaybeden çalışanların Avustralya, Polonya, Birleşik Krallık, ABD-Kanada ve Filistin uyruklu olduğu belirtilen açıklamada, ekibin saldırı sırasında çatışmasızlık bölgesinde kuruluş logosu taşıyan 2 zırhlı araçta bulunduğu kaydedilmişti.

Açıklamada, "Bu bir trajedi. İnsani yardım çalışanları ve siviller asla ve asla hedef olmamalı." ifadesi kullanılmıştı.

İsrail ordusundan da "Ordu, bu trajik olayın koşullarını anlamak için en üst düzeyde kapsamlı inceleme yürütüyor." açıklaması yapılmıştı.

- Netanyahu'dan "savaşlarda bu tür olaylar olur" açıklaması

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, ordunun Gazze Şeridi'nde uluslararası yardım konvoyuna düzenlediği saldırıda çoğu Batı uyruklu 7 kişinin öldürülmesine ilişkin, "Savaşlarda bu tür olaylar olur, bunu sonuna kadar araştıracağız. İlgili hükümetlerle iletişim halindeyiz. Bunun yeniden olmaması için her şeyi yapacağız." ifadesini kullanmıştı.


İran, İsrail'in Şam'daki konsolosluğuna saldırısıyla ilgili ‘gerekli kararları aldı’

İsrail'in hava saldırısında vurulan Şam'daki İran Konsolosluğu'nun kalıntıları (Reuters)
İsrail'in hava saldırısında vurulan Şam'daki İran Konsolosluğu'nun kalıntıları (Reuters)
TT

İran, İsrail'in Şam'daki konsolosluğuna saldırısıyla ilgili ‘gerekli kararları aldı’

İsrail'in hava saldırısında vurulan Şam'daki İran Konsolosluğu'nun kalıntıları (Reuters)
İsrail'in hava saldırısında vurulan Şam'daki İran Konsolosluğu'nun kalıntıları (Reuters)

Resmi el-Alem TV bugün (salı) yaptığı açıklamada, İran Ulusal Güvenlik Konseyi'nin dün (pazartesi) toplandığını ve Şam'daki Tahran Konsolosluğu’na düzenlenen saldırıyla ilgili ‘gerekli kararları aldığını’ bildirdi.

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) göre televizyon daha fazla ayrıntı vermedi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) pazartesi akşamı yaptığı açıklamada Suriye ve Lübnan'daki Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi, yardımcısı Muhammed Hadi Rahimi ve beraberindeki beş yetkilinin İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırıda öldürülğünü duyurdu.

Suriye Savunma Bakanlığı, İsrail'in İran'ın konsolosluk binasını hedef alan hava saldırısı düzenlediğini, içerideki herkesi öldürüp yaraladığını ve binayı tamamen tahrip ettiğini bildirdi.

İran'ın Suriye Büyükelçisi Hüseyin Ekberi konsolosluğa yapılan saldırıda muhtemelen beş ila yedi kişinin öldürüldüğünü söyledi.


İsrail’in Lübnan’ın güneyinde düzenlediği saldırıda 1 kişi öldü

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde düzenlediği saldırıda 1 kişi öldü

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde bir aracı hedef alan hava saldırısında 1 kişinin öldüğü belirtildi.

Lübnan resmi ajansı NNA’da yer alan habere göre, İsrail’e ait insansız hava araçları Sur kentinin Bazuriye beldesi yolu üzerinde bir araca saldırı düzenledi.

Saldırı sonucu hayatını kaybeden kişi, sivil savunma ekiplerince araçtan çıkarıldı.

İsrail’in hedef aldığı kişinin kimlik bilgileri hakkında henüz açıklama yapılmadı.

- Hizbullah’tan saldırı açıklaması

Hizbullah ise yaptığı açıklamayla Lübnan’ın güneyinden İsrail’in sınırda yer alan askeri noktasına füzelerle saldırı düzenlendiğini duyurdu.

Açıklamada, Lübnan’a ait ve İsrail’in işgali altındaki Şebaa Çiftliklerinde bulunan Zibdin askeri mevzisinin füze ve uygun silahlarla hedef alındığı kaydedildi.


İsrailli yetkili: ABD’nin çözüm önerisini kabul ettik ve Hamas’ın yanıtını bekliyoruz

Filistinli kadınlar, Refah’ta İsrail bombardımanında yıkılan evinin enkazını inceliyor (Reuters)
Filistinli kadınlar, Refah’ta İsrail bombardımanında yıkılan evinin enkazını inceliyor (Reuters)
TT

İsrailli yetkili: ABD’nin çözüm önerisini kabul ettik ve Hamas’ın yanıtını bekliyoruz

Filistinli kadınlar, Refah’ta İsrail bombardımanında yıkılan evinin enkazını inceliyor (Reuters)
Filistinli kadınlar, Refah’ta İsrail bombardımanında yıkılan evinin enkazını inceliyor (Reuters)

İsrailli üst düzey bir yetkili, ülkesinin ABD tarafından öne sürülen çözüm önerisini kabul ettiğini ve Hamas’ın yanıtını beklediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Yayın Kurumu’ndan aktardığı habere göre İsrail’in Katar’daki müzakere heyetinin başında olan Mossad Başkanı David Barnea, Hamas’la yürütülen müzakerelerin gidişatı hakkında yetkilileri bilgilendirmek üzere dün gece İsrail’e döndü.

Bilgili kaynaklar, profesyonel düzeyde anlaşmanın ayrıntılarıyla ilgilenilirken, Hamas’ın anlaşmaya varmaya hazır olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları bulunduğunu söyledi.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı William J. Burns de ülkesine döndü ve Washington’da Savunma Bakanı Yoav Galant ile görüşmesi bekleniyor.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in daveti üzerine Washington’a giden Savunma Bakanı Yoav Galant başkanlığındaki güvenlik heyeti, Refah kentindeki çatışma ve saldırıların devamı, insani yardım çalışmaları, havadan yardım, deniz iskelesinin inşaatındaki ilerleme ve İsrail’e askeri mühimmat sağlanması konularını ele alacak.


Netanyahu'nun Refah'a girmeden önceki siyasi ve stratejik hesapları

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
TT

Netanyahu'nun Refah'a girmeden önceki siyasi ve stratejik hesapları

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan, mümkün olduğuna inandığı büyük hedeflere odaklanarak yoluna devam edecek. (AFP)

Tarık Fehmi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tüm açıklamaları, askeri operasyonun tam olarak tamamlanması için Refah'a girişin teyit edilmesi bağlamında geldi. Netanyahu, kendince Refah'a girilmeden, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kaderini belirleyebileceği kapsamlı bir askeri operasyon yapamayacağını düşünüyor. Bu da Refah’a giriş süreciyle ilgili bazı gelişmelere rağmen işlerin belirli ve kontrollü tercihler çerçevesinde ilerlediğini yineliyor. Aslında Netanyahu, İsrail hükümetinin hesapları ve Gazze Şeridi'nin nasıl yönetileceğine ilişkin meydana gelebilecek gelişmelerin sonuçlarını bekliyor. Netanyahu, askeri operasyonun tamamlandığının, Gazze'deki güvenlik ve stratejik düzenlemelerin yönetilmesinde yeni bir aşamanın başlangıcının ilan edilmesini bekliyor. Bütün bunlar aslında Netzarim Koridoru’nun inşasıyla başladı.

Yeni hedefler

İsrail istihbarat servisleri, özellikle de İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) liderleri, Refah operasyonunun sonuçlarının, İsrail'in güvenliği ve başta Mısır olmak üzere komşu ülkelerle ilişkiler üzerinde yol açabileceği olumsuz yansımalarla ilgili sürekli uyarıda bulundu. Buna rağmen Netanyahu, Genelkurmay Başkanlığı'ndan bazı generaller ve Savunma Bakanlığı'ndan bazı danışmanlar bu yolda ilerlemeye devam ediyor. ABD ve İngiltere'nin operasyonun tamamlanmaması yönündeki uyarıları devam etse de Netanyahu ve ekibi, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad ve Genelkurmay Başkanı tarafından onaylanan belirli bir zamanda gerçekleşebilecek operasyona hazırlık amacıyla siyasi ve güvenlik seviyelerinde daha yüksek düzenlemeler yapmak için çalışıyor. Zira bu düzenlemelerle Refah'ı işgal edecekler. Bu işgal gerçekleşene kadar İsrail hükümeti söz konusu hedefe ulaşmak için çeşitli idari tedbirler alacaktır. Bunlardan ilki Han Yunus ve Gazze şehrinden Refah'a doğru istihbarat ve lojistik tespit operasyonları ve askeri malzeme sevkiyatı gerçekleştirmektir. Şu anda da yaptıkları şey budur. Öyle ki güney tümenlerinden istihbarat ve güvenlik unsurları, Golani Tugayı ve güney yönetiminden ileri birlikler Refah'ın derinliklerine konuşlandırıldı.

İkincisi ise doğrudan sızma yöntemiyle Refah'ın derinliklerinde niteliksel operasyonlar yürütmek olacaktır. Çünkü İsrail, direnişin Han Yunus ve Gazze şehrinde yaşananlardan tamamen farklı çatışmalar düzenleyeceğini bekliyor. Bu yüzden İsrail, Filistinli direnişçileri ve ekipmanlarını izliyor. İsrail güçleri Refah'a en az kayıpla girmek için farklı yönlerde ve temas seviyelerinde hareket edecektir.

Üçüncüsü ise gerçek bir kısıtlama olmaksızın İsrail güçlerinin önünü açmaktır. Aslında şu an bunu da yapmaya çalışıyorlar. İsrail güçlerinin her yöne hareketini kolaylaştırmak için ana ve tali yollar inşa ediyorlar. Böylece İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nin tümünü orta ve batı yönünde ikiye bölerek çeşitli yollardan ve doğrudan hareket edebilecek. Bu da özel topografik karakteriyle Refah şehrine ilerlemek için fırsatlar sunuyor.

Dördüncüsü, ateşkesin ilk aşamasının tamamlanarak yürürlüğe girmesidir. Kuşkusuz bu, İsrail ve askeri operasyonu azami sınırlarına ulaştırmaya hevesli Netanyahu'nun kişisel planlarıyla çelişmeyecektir. Söz konusu durum, önerilen ateşkesle ilgili herhangi bir yetkiyi uygulamaya başlarken bile İsrail hükümetinin önündeki seçeneklerin genişlediğini doğruluyor.

Belirli yollar

Netanyahu, Refah'a girerek gerçekten ulaşılabileceğine inandığı başlıca hedeflere odaklandığı için siyasi yansımaların tehlikelerine kulak asmadan yoluna devam ediyor. İstihbarat servisleri, Muhammed ed-Dayf, Yahya Sinvar, Mervan İsa ve diğerlerinin başını çektiği Filistin direnişi liderlerinin ya da birinci dereceden kadroların Refah'ta bulunmayacağı ihtimali hakkında konuşsa da bu seslere pek kulak verilmiyor. Dolayısıyla Netanyahu’nun ana hedeflerden bahsetmesi kolay olmayacaktır. Gerçekten de Refah'taki askeri operasyonun tamamlanması hayal edildiği gibi sonlanmayacak. İsrail şu anda Gazze Şeridi'nde olanları başarmak için sınırlı bir zaman çerçevesi belirlese de bu daha fazla zaman alacak.

Netanyahu'nun önerisi ve Refah'a girme kararlılığı sadece Gazze direnişi ve direnişin İsrail güçleriyle çatışma ihtimaliyle ilgili sorunlarla karşı karşıya değil. Aynı zamanda dış pozisyonla da ilgili. ABD ve İsrail arasında bir yaklaşım farkı var. Biden yönetimi kongre kararıyla Amerikan silahlarını kullanmamak ya da sivillere zarar vermemek gibi diğer siyasi prosedürler dışında başka önlem alamayacak. Yoğun nüfuslu bir şehirde sivilleri korumak ve onlara yaklaşmamak zor olduğundan bu önlemlerin sembolik olduğu görülecek.

Bu bağlamda İsrail hükümeti, Mısır sınırı boyunca binlerce vatandaşı iç bölgelere, el-Muvasi bölgesine, merkeze ve batı yönüne doğru nakletmeyi hedefliyor. Yani Refah'taki Filistinlilerin mevcut varlığını güvenli bölgelere taşımak istiyor. Ancak asıl soru şu: Bu eylem nasıl gerçekleşiyor? Peki bunu kim yapıyor? İsrail ordusu Gazze Şeridi’nin derinliklerine girerse ne olur?

Ortada uluslararası müdahaleyi gerektiren onlarca sorun var. Üstelik İsrail hükümeti ve Netanyahu'nun bizzat aşiret üyelerini ve üst düzey aşiret liderlerini bulmaya çalışmasına rağmen henüz tespit edilemeyenler var. Bu da aşiret kesiminin kendi içinde daha fazla bölünmesine yol açtı. Aşiretler, İsrail planını reddeden peş peşe açıklamalar yayınladılar. Bu nedenle Filistinlilerin alternatif yerlere nakli büyük zorluklarla karşılaşmaya devam ediyor. Hükümetin atabileceği herhangi bir adımın sonuçlarıyla yüzleşmek için gerçek bir çözüm bulmak zor gözüküyor.

Alternatifler mevcut

İsrail hükümetinin elinde ufukta görünen bazı alternatifler var. Bir deniz ve hava limanının açılması da bu alternatifler arasında. Bu, Gazze Şeridi sakinlerine yardım aktarmaya başlamak için bekleyen ilgili kurumlarda stratejik düzeyde tartışılan bir öneri. Gönüllü veya zorunlu göç olarak bilinen çerçevede Filistinlilerin yurtdışına taşınmasında hiçbir sakınca yok. Ancak bu durum siyasi, güvenlik ve stratejik değerlendirmeler ışığında dikkate alınmalı. Özellikle de bu bölgede görev yapacak Amerikan güçlerinin varlığı göz önüne alındığında iskele ve limanı devre dışı bırakmak çok fazla çaba gerektirmiyor. Belki de Washington ve Tel Aviv yönetimleri arasında başka amaçlarla ayarlamalar yapılıyor.

Biden yönetimi ile Netanyahu arasında görüş ayrılıkları olduğu yönündeki tüm haberlere rağmen bundan sonra gerçekleşecek ortak koordinasyonun gerçekliğini ortaya koyan bir adım olarak Biden yönetimi, Amerikan karar tasarısının son taslağının ateşkesin derhal uygulanmaya başlanması için diplomatik bir çaba sarf edilmesini işaret etmesiyle Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne başvurdu.

İsrail'in tahminlerine göre ABD, İsrail için açıkça olumsuz bir nitelik taşıyacak başka bir rakip karar tasarısı sunma endişesiyle BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamayı mümkün olduğunca hızlandırarak karar tasarısı üzerinde bir oylama yapmaya çalışacak.

Her halükârda, kuzeydeki eylem, güvenlik ya da stratejik önceliklerin tek taraflı olarak yeniden düzenlenmesi, Refah operasyonunun tamamen tamamlanmasına hazırlık için sonraki diğer adımları dayatacaktır ki Netanyahu'nun planladığı da bu. İsrail, Mısır'la bir çatışmaya girmekten büyük korku duyuyor. Çünkü İsrail’in ana planı Philadelphia (Selahaddin) Koridoru’nu tamamen işgal etmek. Kahire ile Tel Aviv arasındaki mesajlar ve güvenlik toplantıları Kahire'yi Netanyahu’nun planladığı şey konusunda ikna etmiyor. Dolayısıyla bu tür önlemler aslında Mısır'la güvenlik protokolünü dondurmaya ve resmi barış yolunu tehlikeye atmaya yol açabilir.

Hareket yolları

Buna rağmen Netanyahu askeri ve siyasi yoluna devam edecek. Zira İsrail içişleri onunla birlikte çalışıyor. Gerçekleşen ve halen devam eden büyük protestolara rağmen onu destekliyor. ‘Bölgede devletin bekası ve devamı’ sloganını söyleyip duran Netanyahu, bunu destekleyen medya aracılığıyla da bir korku ve panik iklimi yayıyor. Netanyahu, ‘her şeyden önce İsrail'in güvenliği’ seçeneğini ve sürecin bu noktada durdurulamayacağını vurgulayarak, tüm hedeflere ulaşmaya devam etmek ve Hamas hareketinin egemenliğine son vermek gerektiğini ifade ediyor. Bunu engelleyen şey ise tutukluların, Filistinli direniş üyelerinin ve büyük grupların liderlerinin varlığıdır. Bu nedenle, bazı direniş cephelerinin devam edeceği beklentisiyle, direniş tugaylarının ve Gazze Şeridi’nin derinliklerindeki tugayların varlığı sona erene kadar Netanyahu mücadeleye devam edecek. Bu, İsrail'in güvenlik seçenekleri aracılığıyla ele alacağı doğal bir konudur. Direnişin Refah'taki varlığı, askeri operasyonu sona erdirmeyecek olsa bile Netanyahu, Refah'a girip meseleyi çözmek için belirli ve doğrudan bir seçenek üzerinde çalışacaktır. Direniş unsurlarının, özellikle de Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin liderleri yakalanmazsa mevcut ve olası koşullar değişecek. Bu, istihbarat servislerinin liderlerinin daha önce sonuçları konusunda Netanyahu'yu uyardığı bir durum.

Sonuç

Bu çerçevede Netanyahu’nun üzerinde çalıştığı belirli hesaplar var. Netanyahu, sahnede kalmaya devam ederek kişisel hedefleri olduğunu ya da yargılanmaktan korktuğunu teyit etse de İsrail'in yeni parlamento seçimlerine tanıklık edecek. Oldu bitti stratejisinin empoze edilmesi ve kalıcı bir işgal temelinde, Gazze Şeridi’nde veya dışında henüz netlik kazanmamış uluslararası bir ortaklık üzerinden durumun yönetilmesi, Gazze Şeridi'nde askerî harekâta devam edilmesi ve Refah'a girilmesi an meselesi. Bu durum, İsrail'in iç merkezler ve düşünce kuruluşları ile uluslararası muadilleri tarafından yayınlanan fikirlerinin kesişmesinin bir sonucu. Bunlardan bazıları, mevcut koalisyonun bileşenleri içinde herhangi bir gelişme ya da eylem için güçlü bir zemin bulunmamasına rağmen teorik çerçevelere girmektedir. Bütün bunlar esasen Netanyahu'nun çıkarına. Dolayısıyla Netanyahu, onun yönelimlerini destekleyen, Benny Gantz ve Yair Lapid’in temsil ettiği milliyetçi sağ alternatifine güvenoyu verilmesini şimdilik kabul etmeyecek. Savaşın sürdürülmesi ve Gazze Şeridi'ndeki Hamas varlığının bertaraf edilmesi fikrini destekleyen son kamuoyu yoklamalarına göre, her ikisi de savaşı veya çatışmayı yöneterek zafere ulaşamıyor. İsrail halkının çoğunluğu gösterilerde bunu doğrulasa da Netanyahu'nun atacağı adımları destekliyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan tercüme edilmiştir.


İsrail'in 167 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 32 bine yaklaştı

İsrail'in Gazze Şeridi'ni  bombalamasından kaynaklanan yıkımın bir kısmı (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'ni bombalamasından kaynaklanan yıkımın bir kısmı (EPA)
TT

İsrail'in 167 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 32 bine yaklaştı

İsrail'in Gazze Şeridi'ni  bombalamasından kaynaklanan yıkımın bir kısmı (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'ni bombalamasından kaynaklanan yıkımın bir kısmı (EPA)

İsrail ordusunun, halkı aç ve susuz bırakıp yardımların ulaşmasını engelleyerek insani bir felakete yol açtığı Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 32 bine dayandı.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 167 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verdi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında 65 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 92 Filistinlinin yaralandığı belirtildi.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 31 bin 988'e, yaralı sayısının da 74 bin 188'e ulaştığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Kudra, hala enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğunu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığını vurguladı.

İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'den bu yana sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini de engelleyerek halkı açlığa mahkum ettiği 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde büyük bir insani felaket yaşanıyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.


İsrail ordusu: Şifa Tıp Kompleksi’ne düzenlenen operasyonda 140’tan fazla kişiyi öldürdük

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

İsrail ordusu: Şifa Tıp Kompleksi’ne düzenlenen operasyonda 140’tan fazla kişiyi öldürdük

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Şifa Tıp Kompleksi bölgesinde üç gündür sürdürdüğü operasyonda ‘silahlı kişiler’ olarak tanımladığı 140’tan fazla Filistinlinin öldürüldüğünü açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre ordu tarafından bugün yapılan açıklamada, son 24 saat içinde sağlık kompleksinde yaşanan çatışmada 50’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.

Filistin medyasından bugün erken saatlerde yer alan haberlerde, İsrail güçlerinin kuşattığı ve içerideki yerinden edilmiş kişilerin derhal tahliye edilmesini istediği Şifa Tıp Kompleksi yakınlarında şiddetli bir patlama meydana geldiği ifade edildi.

Filistinli gruplardan kaynakların Şarku’l-Avsat’a yaptıkları açıklamada, İsrail’in Şifa Tıp Kompleksi’ne saldırarak, Gazze’de ‘Hamas’ın kontrolü yeniden ele geçirme’ ve şehre yardım getirme konusunda rol oynama girişimlerini baltalamayı amaçladığını bildirdi.

İsrail ordusu Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Şifa Tıp Merkezi’ne düzenlenen saldırıda, Hamas İç Güvenlik Servisi Operasyon Dairesi Başkanı olduğunu iddia ettiği Tuğgeneral Faik El-Mebhuh’un öldürüldüğünü duyurdu.

Açıklamada, “Şin Bet ve Askeri İstihbarat Servisi’nden, bir dizi Hamas yetkilisinin Şifa Tıp Kompleksi’nde bulunduğuna dair istihbarat bilgisi aldıktan sonra, ordu güçleri ve Şin Bet’in düzenlediği baskında, Hamas İç Güvenlik Servisi Operasyon Dairesi Başkanı Faik el-Mebhuh etkisiz hale getirildi” denildi.


İsrail’in Gazze Şeridi’ne dün gece düzenlediği saldırıda düzinelerce kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin Deyr El Balah kentindeki Mescid-i Aksa Hastanesi’nde bulunan yaralılar (Reuters)
Gazze’nin Deyr El Balah kentindeki Mescid-i Aksa Hastanesi’nde bulunan yaralılar (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze Şeridi’ne dün gece düzenlediği saldırıda düzinelerce kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin Deyr El Balah kentindeki Mescid-i Aksa Hastanesi’nde bulunan yaralılar (Reuters)
Gazze’nin Deyr El Balah kentindeki Mescid-i Aksa Hastanesi’nde bulunan yaralılar (Reuters)

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik dün gece devam eden saldırıları çok sayıda kişinin daha hayatını kaybetmesine neden oldu.

Filistin’in Sesi Radyosu’nda bugün yer alan haberde, İsrail’in Gazze şehrinin batısını hedef alan saldırısında 20 kişinin öldüğü bilgisi verildi.

Filistin medyası, İsrail’in Gazze Şeridi’nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan hava saldırısında yaşanan can kaybının 27’ye yükseldiğini duyurdu.

El Aksa TV’de dün geç saatlerde yer alan haberde, Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan saldırıda en az 15 kişi öldüğü ifade edilmişti.

Haberde ayrıca, bazı kurbanların üç katlı binanın enkazı altında kaldığına inanıldığından, kurtarma çalışmalarının devam ettiği bilgisi de verilmişti.

El Aksa TV ayrıca, İsrail’in Gazze’nin güneydoğusundaki Kuveyt Kavşağı yakınında yardımlara eşlik eden yerel ekipleri hedef aldığı saldırısında en az 30 kişinin öldüğünü bildirdi.

Filistin merkezli Şehab haber ajansı da, İsrail’in Gazze Şeridi’nin ortasındaki Bureyc Mülteci Kampı’nı hedef aldığını duyurdu.

Filistin medyasına göre, İsrail bugün Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahya kasabasının batı bölgelerini hedef aldı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamaya göre, İsrail'in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta ölenlerin sayısı 31 bin 819’a, yaralılar ise 73 bin 934’e yükseldi.


İsrail’in Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan saldırısında en az 27 kişi öldü

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sonucu yaşanan yıkım (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sonucu yaşanan yıkım (AFP)
TT

İsrail’in Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan saldırısında en az 27 kişi öldü

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sonucu yaşanan yıkım (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları sonucu yaşanan yıkım (AFP)

İsrail’in Gazze Şeridi’nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi hedef alan hava saldırısında 27 kişi öldü.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre sağlık görevlileri, bazı kurbanların üç katlı binanın enkazı altında kaldığına inanıldığından, kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

El Aksa TV’de kısa bir süre önce yer alan haberde ise İsrail’in Gazze’nin güneydoğusundaki Kuveyt Kavşağı yakınında yardımlara eşlik eden yerel ekipleri hedef aldığı saldırısında en az 30 kişinin öldüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından dün  yapılan açıklamaya göre İsrail'in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta ölenlerin sayısı 31 bin 819 kişiye, yaralılar ise 73 bin 934 kişiye yükseldi.


İsrail Gazze’de yine onlarca can kaybına neden olurken uluslararası toplum Refah’a kara saldırısı başlatmaması için uyardı

İsrail'in Gazze'deki er-Rimal Mahallesi’ni hedef alan hava saldırılarında yıkılan bir evin enkazı üzerinde duran Filistinli çocuklar, (AFP)
İsrail'in Gazze'deki er-Rimal Mahallesi’ni hedef alan hava saldırılarında yıkılan bir evin enkazı üzerinde duran Filistinli çocuklar, (AFP)
TT

İsrail Gazze’de yine onlarca can kaybına neden olurken uluslararası toplum Refah’a kara saldırısı başlatmaması için uyardı

İsrail'in Gazze'deki er-Rimal Mahallesi’ni hedef alan hava saldırılarında yıkılan bir evin enkazı üzerinde duran Filistinli çocuklar, (AFP)
İsrail'in Gazze'deki er-Rimal Mahallesi’ni hedef alan hava saldırılarında yıkılan bir evin enkazı üzerinde duran Filistinli çocuklar, (AFP)

İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Savaş Hükümeti’nin Gazze’de ateşkes için yapılan müzakerelerin ele alınması planlanan toplantısına saatler kala Gazze Şeridi'ne gece boyu düzenlediği hava saldırılarında, 12'si aynı aileden olmak üzere 90'dan fazla Filistinliyi öldürdü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 31 bin 645'e, yaralı sayısı ise 73 bin 676'ya yükseldi.

İsrail ile Hamas Hareketi arasında Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği ve daha önce eşi ve benzeri görülmemiş saldırının ardından Gazze’de savaşın başlamasının üzerinden beş aydan fazla bir süre geçerken Gazze'de ölü sayısı da her geçen gün artmaya devam ediyor. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler (BM), kuşatma altındaki Gazze’nin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'ne gece boyu düzenlenen onlarca hava saldırısında aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu en az 92 kişinin öldüğü bildirildi. Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Beleh şehrinin el-Bişara ilçesindeki evleri hedef alınan Sabit ailesinin 12 ferdi de aynı saldırıda hayatını kaybetti.

Görgü tanıklarının ifadesine göre Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yer alan Deyr el-Beleh ve Gazze şehirleriyle güneyinde bulunan Han Yunus ve Refah şehirleri İsrail savaş uçakları tarafından yoğun şekilde bombalandı. Han Yunus ve Gazze şehirlerinde İsrail askerleri ile Filistinli savaşçılar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Ateşkes çabaları

Öte yandan ABD, Katar ve Mısır, bu yıkıcı savaş karşısında geçtiğimiz kasım ayı sonlarında çatışmalara ara verilmesini öngören ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından yeni bir insani ateşkes anlaşmasına varılması için çabalarını sürdürseler de henüz bir sonuç alınamadı.

Diğer taraftan İsrail Savaş Hükümeti, ateşkes müzakerelerine katılmak için Katar’ın başkenti Doha'ya gidecek olan heyetin ‘görevini’ belirlemek üzere bugün toplandı.

Ancak Savaş Hükümeti’nin aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, heyetin gönderilmesine karşı çıkıyor. Smotrich, ‘Başbakan Netanyahu'nun ordunun derhal Refah'a kara saldırısı başlatması emrini vermesi ve Hamas yok edilene kadar askeri baskıyı yoğunlaştırması gerektiğini’ söyledi.

Netanyahu, 7 Ekim saldırısının ardından Hamas Hareketi’ni yok edeceğine söz vermişti.

brfr
Gazze'ye insani yardım götüren Open Arms’a ait gemi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Larnaka Limanı'na girmeye hazırlanırken (AP)

İsrail’in Gazze’yi hedef alan saldırıları sonucu 1,5 milyondan fazla Filistinli, Gazze Şeridi’nin Mısır sınırında yer alan Refah şehrine yerinden edildi. Her gün İsrail'in hava saldırıları düzenlediği Refah’ta çok zor koşullarda yaşıyorlar. Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Refah'a kara saldırısı için ‘sivillerin tahliyesi’ de dahil olmak üzere ‘eylem planlarının’ onaylandığı belirtildi, ancak daha fazla detay verilmedi.

Uluslararası toplumdan İsrail’e “insanlık adına” çağrı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail’in Refah'a kara saldırısı başlatma planıyla ilgili yaptığı açıklamada, “İnsanlık adına İsrail'e Refah'a kara saldırısı düzenlememesi ve bunun yerine barış için çalışması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

İnsani yardımlar yeterli değil

Öte yandan Hamas Hareketi, cuma günü bir açıklama yaparak, Filistinli mahkumlar için rehine takasını öngören altı haftalık geçici bir ateşkes anlaşması önerdi. Daha önce Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını öngören bir anlaşma karşılığında kalıcı ateşkes talebinde bulunan Hamas’ın bu yeni önerisi üzerine hareketin daha esnek bir tutum sergilemeye başladığı yorumları yapıldı.

Hamas Hareketi’nin Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan liderlerinden biri, Hamas’ın aralarında kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastaların olduğu 42 İsrailli rehineyi serbest bırakmaya hazırlandığını belirterek, “İsrail’in rehine başına 20 ila 30 Filistinli tutukluyu serbest bırakması gerek” ifadelerini kullandı.

sdve
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği bombardımanlardan birinde yıkılan evin enkazından kurtarılan yaralı bir Filistinli (Reuters)

Gazze’de tutulan rehineler arasındaki her İsrailli askerin serbest bırakılması karşılığında 30 ila 50 Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyen Hamas Hareketi, ilk kez kadın askerleri serbest bırakmaya hazır olduğunu ifade etti. İsrail, 7 Ekim’deki saldırı sırasında kaçırılan yaklaşık 250 rehineden 130’unun halen Gazze'de tutulduğunu teyit etti. Rehinelerden 32'sinin ise öldüğü düşünülüyor.

Hamas Hareketi’nin önerisi ayrıca İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'ndeki tüm şehirlerden ve insanların olduğu bölgelerden geri çekilmesini, yerinden edilen Gazzelilerin hiçbir kısıtlama olmasısın evlerine geri dönmesini ve günde en az 500 insani yardım tırın Gazze’ye girişine izin verilmesini öngörüyor.

BM’nin verilerine göre büyük bölümünün açıklık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu 2,4 milyonluk nüfusun büyük ve acil ihtiyaçları karşısında karadan yapılan ve İsrail tarafından denetlenen insani yardımlar yetersiz kalıyor.

Diğer taraftan İspanyol sivil toplum kuruluşu Open Arms'a ait bir gemi, World Central Kitchen organizasyonunun sağladığı 200 ton gıda malzemesini Gazze sahiline boşalttı. Götürülen yardım paketleri, insani durumun felaket boyutuna ulaştığı Gazze Şeridi'nin kuzeyine nakledilecek.

GKRY yetkililerince yapılan açıklamaya göre bir yardım gemisi daha yola çıkmaya hazırlanıyor.

Bazı Arap ve Batılı ülkeler, Gazze Şeridi’ne havadan yardımda bulunmaya devam etse de BM’ye göre insani yardımların Gazze’ye karadan ulaştırılması hayati önem taşıyor.