Gazze'ye yönelik saldırılar İsrail ve ABD'li Yahudiler arasındaki “krizi derinleştirdi”

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği baskınlar sonucu yıkılan binaların enkazını kaldırmak için dün yapılan operasyonlardan bir kare (DPA)
İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği baskınlar sonucu yıkılan binaların enkazını kaldırmak için dün yapılan operasyonlardan bir kare (DPA)
TT

Gazze'ye yönelik saldırılar İsrail ve ABD'li Yahudiler arasındaki “krizi derinleştirdi”

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği baskınlar sonucu yıkılan binaların enkazını kaldırmak için dün yapılan operasyonlardan bir kare (DPA)
İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği baskınlar sonucu yıkılan binaların enkazını kaldırmak için dün yapılan operasyonlardan bir kare (DPA)

ABD Başkanı Joe Biden, Gazze Şeridi’ndeki son çatışmada “İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu” söyleyerek İsrail’i desteklese de, ABD’deki Yahudi heyetleri daha fazla Yahudi asıllı ABD’linin İsrail’den uzaklaştığını ve özellikle de genç kesimin İsrail’in izlediği politikaları savunmakta güçlük çektiğini gösteren çok sayıda endişe verici göstergenin olduğunu ortaya koydular.
Atlantik Konseyi'nde araştırmacı olan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Ofisi'nde kıdemli danışman olarak görev yapan Prof. Dr. Shalom Lipner konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Yapılan korkunç hata, Biden’ın duruşuna güvenip ABD’deki Yahudi kamuoyunda meydana gelen değişikliklerin gözden kaçırılması. Yahudi asıllı ABD'lilerin oylarının yüzde 70'ini alan Demokrat Parti'nin içinde, İsrail siyasetine muhalif tavırlar sergileyen ve gittikçe büyüyen güçlü bir akım var. Bu da İsrail-ABD ilişkileri için pek hayra alamet değil” ifadelerini kullandı.
Bir kongre üyesinin yardımcısı olarak çalışan genç Yahudi Jeremy Sullivan, çatışma sırasında İsrail’in eylemlerinin ve liderlerinin binaları ve insanların bulunduğu büyük kuleleri bombalamakla övünmesinin kendisini ve pek çok kişiyi Yahudi olmaktan utandırdığını, İsrail’den tamamen uzaklaştırdığını ve partinin içerisinde İsrail'in hesap vermesini, cezalandırılmasını ve kendisine yapılan yardımların durdurulmasını talep eden radikal sol akımın yanında yer almaya ittiğini söyledi. Sullivan “Bir dayanışma gezisi kapsamında İsrail'i ziyaret etmiştim. Bir noktada, çatışma hakkında daha fazla şey öğrendikçe ve İsrail’in eylemlerinin arkasındaki gerçeği öğrendikçe daha önceden beynimin yıkanmış olduğunu hissettim. İsrail kendini tehdit altında hissettiğinde, kendimi onu desteklerken buluyordum. Ancak bugün binaları nasıl yıktıklarını ve onlarca masum çocuğun ölümüne neden olduklarını gördükten sonra, İsrail politikasına karşı durmak ve Filistinlileri desteklemek için açık bir şekilde bir şeyler yapmanın üzerime vazife olduğunu hissediyorum” şeklinde konuştu.
California Üniversitesi İsrail Araştırmaları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dov Waxman, Gazze çatışmasından sonra “İsrail’e karşı gözlerinin açıldığını” söyleyen pek çok Yahudi ile karşılaştığını söyledi. Waxman sadece Yahudi gençlerin arasında değil, aynı zamanda İsrail'in en yakın savunucuları arasında da İsrail'e yönelik eleştiriler duyduğunu söyledi. Waxman bu sözleri ile, Demokrat Parti’nin içerisinde sağ kanadın sembolü olarak görülen ve Netanyahu ile olan anlaşmazlığında Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın karşısında durup İsrail’in tutumuna sıcak bakarak İran ile Nükleer Anlaşma’nın imzalanmaması yönünde oy kullanan Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı New Jersey Senatörü Bob Menendez’e atıfta bulunuyordu. Nitekim Menendez son çatışma sırasında Gazze’deki kulelerin bombalanmasına karşı olduğuna dair alenen açıklamalarda bulundu. Aynı şekilde Waxman, son yıllarda İsrail lehine kampanya yürüten New York’tan Temsilciler Meclisi üyesi Jerry Nadler’ı kastediyordu. Nadler “Netanyahu, Yahudi asıllı ABD’lilerin ilkelerini değiştirmesini ve kendisini desteklemek için bu ilkelere karşı çıkmasını istiyor ancak yanılıyor. Çünkü Netanyahu'nun terörist Kach partisinden Itamar Ben-Gvir liderliğindeki aşırı sağı, iktidar koalisyonuna nasıl getirdiğini gözlerimizle gördük. Netanyahu hükümeti zalim. Ancak Netanyahu yüzünden İsrail'in tümüne karşı bir tavır sergileyemeyiz. Sadece İsrail'in liderliğini değiştirmesi ve daha mantıklı, sorumlu ve ferasetli liderleri başa getirmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.
Waxman Yahudilerden daha fazla İsrail’i destekleyen Evangelist gençler arasında bile, son çatışma nedeniyle İsrail'e verilen desteğin azaldığını, bu gençlerin babalarından farklı olduğunu ve şu anda İsrail’i her geçen gün daha fazla eleştirdiklerini kaydetti. Waxman “ABD’nin tamamı bir değişimden geçiyor. İsrail, Filistinlilere yönelik politikasının artık kabul edilemez olduğunu ve hiç vakit kaybetmeden keskin bir şekilde bunları değiştirmesi gerektiğini fark etmezse, yandaşlarının kendisini savunması zor olacak” şeklinde sözlerini sonlandırdı.



Değişim bloğu liderleri Eisenkot üzerinde uzlaştı, Arap partileri ise dışladı

Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
TT

Değişim bloğu liderleri Eisenkot üzerinde uzlaştı, Arap partileri ise dışladı

Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)

İsrail'deki “Değişim Bloğu” liderleri, Binyamin Netanyahu hükümetinin yerine “Siyonist Acil Durum Hükümeti” kurmak üzere Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un görevlendirilmesi konusunda uzlaştı. Ancak hükümetin nasıl kurulacağı konusunda net bir yol haritası üzerinde anlaşamadılar. Parti liderlerinin çoğunun Arap partileriyle iş birliğine karşı çıkması nedeniyle bu konudaki görüş ayrılıkları sürerken, Arap partilerinin yerine geçebilecek bir seçenek olarak ultra-Ortodoks (Haredi) partilerin desteğini kazanma girişimi öne çıkıyor.

İsrail Meclisi'nde (Knesset) 48 sandalye kazanan Değişim Bloğu'nun hükümeti kurabilmek için 61 milletvekilinin desteğine ulaşması, yani 13 sandalye daha kazanması gerekiyor. Arap partileri 19, Haredi partileri ise 13 sandalyeye sahip.

Değişim Bloğu'nun beş lideri, Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot, Birlikte Partisi lideri Naftali Bennett, İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman, Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ve Birlikte Partisi'nin ikinci ismi Yair Lapid, salı günü Tel Aviv'in banliyölerinden Herzliya'daki bir otelde bir araya geldi. Görüşme, hükümetin kurulmasına ilişkin istişarelerin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ofisinde başlamasından bir gün önce gerçekleştirildi.

xc cd
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim 2026'da Tel Aviv'deki parti merkezinde sandık çıkış anketlerinin sonuçlarının açıklanmasının ardından İsrail bayrağını sallarken (Reuters)

Toplantıda Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesine destek açıklayan liderler, yalnızca “7 Ekim hükümetinin değiştirilmesi” konusunda net bir uzlaşmaya vardı.

Lapid, toplantının başında yaptığı açıklamada, “Başbakan Binyamin Netanyahu'yu makamından göndereceğiz” dedi. Toplantının ardından konuşan Bennett ise “Zamanımız yok. Önce görevlendirmeyi alacağız, ardından Siyonist bir ıslahat hükümeti kurmak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Toplantıdan yalnızca bir saat sonra parti liderleri tarafından yayımlanan ortak açıklamada, “mümkün olan en kısa sürede Siyonist bir hükümet kurulması gerektiği” konusunda uzlaşıldığı bildirildi. Açıklamada, mevcut hükümetin (7 Ekim hükümeti) yerine ulusal acil durum hükümeti kurulması konusunda tam mutabakat sağlandığı belirtildi.

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Parti liderleri arasındaki mutabakat doğrultusunda bütün partiler, Gadi Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi için ilk yetkinin kendisine verilmesini tavsiye edecek. Amaç, hükümeti mümkün olan en kısa sürede kurmak ve İsrail'in yeniden seçime gitmesini önlemek.”

Ancak Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi ve cumhurbaşkanından bu yönde yetki alması konusunda anlaşan Değişim Bloğu liderleri, Arap partilerinin desteğine başvurmadan hükümeti nasıl kuracaklarına ilişkin herhangi bir işaret vermedi.

İsrail seçimlerinde iki ana rakipten hiçbiri, hükümeti tek başına kurabilmek için gerekli olan 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamadı. Oy sayımının kesin sonuçlarına göre Netanyahu'nun liderliğindeki blok 53, Eisenkot'un Değişim Bloğu ise 48 sandalye kazandı. Arap partileri ise 19 sandalye elde ederek “tarihi” olarak nitelendirilen bir sonuçla dikkat çekti.

Görüş ayrılıkları sürüyor

İsrail basını, Değişim Bloğu liderlerinin hükümet kurma konusunda uzlaştığını ancak hükümetin nasıl şekilleneceği konusunda anlaşmazlık yaşadığını yazdı.

Yediot Ahronot gazetesi, bir saat 10 dakika süren toplantının ardından parti liderlerinin Netanyahu'yu başbakanlık makamından ve Knesset Başkanı Amir Ohana'yı görevinden uzaklaştırma konusunda anlaştığını, ancak Netanyahu'nun nasıl görevden uzaklaştırılacağı ve yeni meclis başkanının kim olacağı konusunda uzlaşamadığını bildirdi.

Maariv gazetesi ise Arap partileriyle iş birliği yapılması ve Knesset başkanının kim olacağı konularının anlaşmazlığın merkezinde yer aldığını yazdı. Golan'ın Arap partileriyle ittifak kurulmasını desteklediği ancak toplantıda bu yöndeki girişiminin reddedildiği belirtildi.

Yediot Ahronot'un kaynaklarına göre Golan, toplantıda Arap partileriyle iş birliği konusunu gündeme getirerek bu partilerle çalışmama kararının kesin olup olmadığını sordu. Lieberman, kararın kesin olduğunu belirtirken Eisenkot ve Bennett de başlarını sallayarak bu görüşe katıldıklarını gösterdi.

Golan, Değişim Bloğu liderleriyle görüşmesinden önce sabah saatlerinde Arap partilerinin temsilcileriyle bir araya gelmişti. Golan'ın Yusuf Cabbarin ve Ahmed Tibi ile yaptığı görüşmede, “Netanyahu hükümetini değiştirmek ve bir değişim hükümeti kurmak için atılması gereken adımlar” ele alınmıştı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığı habere göre parti liderlerinin, muhalefetteki Yahudi partilerinin çoğunun koalisyon ortağı olarak görmeyi reddettiği Arap partileri olmadan hükümeti nasıl kuracaklarına ilişkin herhangi bir işaret vermedi.

Buna karşılık Yediot Ahronot ve Maariv'in haberlerine göre Lieberman, Haredi partilerinin de yer alacağı bir hükümet kurulması için girişimde bulunuyor. Lieberman, Arap partilerine ihtiyaç duyulmadan işlevsel ve istikrarlı bir hükümetin kısa sürede kurulabileceğini savunuyor.

Haredi partilerinin katılımıyla kurulacak bir hükümet, Arap partilerinin dışarıdan desteklediği ancak içinde yer almadığı bir azınlık hükümeti yerine açık bir çoğunluğa sahip olacak.

Yediot Ahronot, Eisenkot'un da diğer konuların yanı sıra Haredi partilerine odaklanmaya karar verdiğini ancak Arap partilerinin desteğine başvurmayı kesin olarak dışladığını kamuoyuna açıklamadığını belirtti.

Bennett de Lieberman gibi Arap partilerinin oylarına güvenmenin mümkün olmadığı görüşünde. Bennett'e göre Eisenkot bu yönde bir adım atarsa kurulacak hükümet uzun ömürlü olmayacak ve tekrarlanacak seçimler sonucunda Netanyahu uzun vadede daha güçlü biçimde iktidara dönebilecek.

Knesset'te kontrol mücadelesi

Anlaşmazlıklar yalnızca hükümetin nasıl şekilleneceğiyle sınırlı değil. Knesset başkanının kim olacağı da liderler arasındaki görüş ayrılıklarının başlıca konularından biri.

Lieberman ve Bennett, bu görevin muhalefet lideri Yair Lapid'e verilmesini isterken Eisenkot, kendisinin veya partisinden bir ismin Knesset başkanı olmasını tercih ediyor.

Toplantıya katılanlardan birinin aktardığına göre, görüşmede Lapid'in Knesset başkanlığına getirilmesi önerildi ancak Eisenkot kararın ertelenmesini istedi.

vbhn
İsrail Meclis Başkanı Amir Ohana, geçen haziran ayında Fas'ın başkenti Rabat'ta (AP)

Değişim Bloğu'ndan üst düzey kaynaklar, gündemdeki ilk konunun “Knesset'in kontrolünü ele geçirmek” olduğunu belirtti. Bu kapsamda Knesset Başkanı Amir Ohana'nın değiştirilmesi, bir düzenleme komitesi kurulması ve önceki yasama döneminde koalisyon tarafından yürütülen tartışmalı yasal düzenlemelerin iptal edilmesi planlanıyor.

Bunun yanı sıra geçiş döneminde hangi yasal düzenlemelerin gündeme getirileceği konusunda da taraflar arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.

Eisenkot'un başbakanlık görevine getirilmesine destek verilmesi yönündeki uzlaşma, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun pazartesi akşamı yaptığı açıklamadan saatler sonra geldi. Netanyahu, Arap partilerine dayanmayan ve kendi liderliğinde kurulacak geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümetinin oluşturulması ihtimalini görüşmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Ancak İsrail devlet televizyonu KAN, Eisenkot'un böyle bir birlik hükümetine katılmayacağını bildirdi.

KAN'ın haberine göre Eisenkot, kapalı toplantılarda ABD Başkanı Donald Trump'ın devreye girmesi halinde bile Netanyahu liderliğindeki bir hükümete katılmayacağını söyledi.

Eisenkot'un, “Trump beni davet ederse başkana saygımdan dolayı görüşmeye giderim. Ancak bunun İsrail'in iç meseleleriyle ilgili olduğunu vurgular ve herhangi bir müdahaleyi engellerim” dediği aktarıldı.


Liberman safını seçti, Eisenkot'un hükümet yolu açıldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
TT

Liberman safını seçti, Eisenkot'un hükümet yolu açıldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)

İsrail'de seçim sonuçlarının kesin bir tablo ortaya koymamasının ardından yaşanan siyasi tıkanıklıkta dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi artık büyük ölçüde kesinleşti. Rus Yahudilerinin partisi İsrail Evimiz'in lideri Avigdor Liberman, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceğini duyurdu.

Liberman'ın partisi, geçen hafta yapılan İsrail parlamento (Knesset) seçimlerinde yarışılan 120 sandalyeden yalnızca 7'sini kazanmıştı. Ancak mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ ittifak, Eisenkot'a yönelik sert eleştirileri nedeniyle Liberman'ı kendi saflarına çekmeyi ve muhalefetin 48 sandalyelik bloğundan iktidar ittifakına geçmesini sağlamayı umuyordu.

İsrail seçimleri, iki ana rakip olan Netanyahu ve Eisenkot'tan hiçbirine 61 sandalyelik çoğunluğu kazandıramadı. Oy sayımının kesinleşen sonuçlarına göre Netanyahu'nun bloku 53 sandalyeyle ilk sırada yer alırken, Liberman'ın partisini de içeren Eisenkot liderliğindeki blok 48 sandalye elde etti. Arap partileri ise 19 sandalye kazanarak "tarihi" olarak nitelendirilen bir başarıya imza attı.

gthyjukı
İsrail vatandaşı Filistinli bir kadın, Umm el-Fahm kentindeki seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)

Liberman, pazartesi günü yaptığı açıklamada Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını kesin bir dille ifade etti. Herzog'un çarşamba günü başlatacağı istişarelerde, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesini tavsiye edeceğini bildirdi.

Liberman'ın Netanyahu ile ittifak kurmayacağını açıklamasıyla Eisenkot, muhalefetin 48 sandalyesine Arap partilerinin 19 sandalyesinden gelen desteğin eklenmesiyle toplam 67 milletvekilinin tavsiyesini almayı garantiledi. Böylece Herzog'un hükümeti kurma görevini Netanyahu'ya değil, Eisenkot'a vermesi neredeyse kesinleşti.

Ancak iki devletli çözüm seçeneğini reddeden Eisenkot ve Demokratlar Partisi (8 sandalye) dışındaki muhalefet partileri, Siyonist destekçi blokları kışkırtmamak amacıyla Arap partileriyle ittifak kurmayacaklarını taahhüt etti.

Arap partileri ise ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceklerini duyurdu. Ancak bu partilerin hükümete katılıp katılmaması konusunda kendi içlerinde görüş ayrılığı bulunuyor. Siyasi İslam çizgisine yakın Mansur Abbas'ın liderliğindeki parti daha önce hükümette yer alırken, sol ve Arap milliyetçisi çizgideki Ortak Liste partileri hükümete katılmayı kesin biçimde reddediyor.

Netanyahu ekibinden yayılan söylentiler

Liberman, Netanyahu'nun yardımcıları tarafından ortaya atılan, kendisini sağ koalisyona katmak için müzakereler yürütüldüğü ve Netanyahu'nun hükümetin dört yıllık görev süresinin ilk iki yılında başbakanlığı Liberman'a bırakmayı kabul ettiği yönündeki söylentilere son verdi.

Liberman, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, başbakanlığın dönüşümlü olarak paylaşılması, hatta Netanyahu'nun ilk iki yıl için başbakanlık görevini kendisine bırakması durumunda bile Netanyahu liderliğindeki bir hükümete katılmayacağını söyledi.

Liberman, muhalefet bloğunda Knesset'in yeni başkanının seçilmesi konusunda varılan adımlara bağlı olduğunu da belirtti. Bu makamın kendi partisine verilmesini istemediğini, Yair Lapid'in Birlikte Listesi'nin adayını destekleyeceğini açıkladı.

Liberman ayrıca hükümet sistemi ve yargı düzenini değiştirmeyi amaçlayan yasaların iptal edilmesi başta olmak üzere muhalefetin üzerinde uzlaştığı diğer adımları da destekleyeceğini belirterek muhalefet cephesine bir ölçüde güvence verdi.

dvfgbhyj
İsrail'in eski Maliye Bakanı Avigdor Liberman (X hesabı)

Liberman, Eisenkot'a yönelik eleştirilerinden ise vazgeçmedi. Eisenkot'tan da seçim sonuçlarından da memnun olmadığını belirten Liberman, sonuçların Siyonist muhalefet partileri açısından "büyük bir başarısızlık" olduğunu söyledi.

Liberman, "Birlikte 41 sandalye kazandık. İki devletli çözümü destekleyen sol Demokratlar Partisi'ni bu hesaba dahil etmedik. 48 sandalyeden daha fazlasını elde etmeyi beklediğimizi kabul etmeliyiz" dedi.

Seçim başarısızlığının en büyük sorumluluğunu doğrudan Eisenkot'a yükleyen Liberman, onun "bencil bir seçim kampanyası yürüttüğünü ve bu nedenle 7-8 sandalye kaybettiklerini" savundu.

Buna rağmen Netanyahu'nun istediği gibi ülkenin yeniden seçime gitmesini önlemek için muhalefet bloğunun yanında duracağını belirten Liberman, "İran'la savaş çıksa bile Netanyahu hükümetine katılmayacağız ancak elbette dışarıdan destek vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Mevcut siyasi tablonun görünümü

Beyahad / B'Yachad  (Birlikte Partisi) lideri Naftali Bennett ile Arap partilerinin temsilcileri, çarşamba gününden itibaren Herzog ile yapacakları görüşmelerde hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceklerini resmen açıklamıştı.

Liberman'ın da bu karara katılmasıyla Eisenkot'un toplam 67 milletvekilinin desteğini alması kesinleşti. Bu destek; kendi partisinden 21, Bennett-Lapid ittifakından 12, Demokratlar Partisi'nden 8, Arap partilerinden 19 ve Liberman'ın partisinden 7 milletvekilinden oluşuyor.

Netanyahu'nun hükümeti kurmasını tavsiye edecek milletvekillerinin sayısı ise Aşkenaz Haredi partisi Birleşik Tevrat Yahudiliği'nin (7 milletvekili) adaylardan hiçbirini desteklememe kararı almasının ardından 53'ten 46'ya geriledi.

Muhalefet liderlerine yakın kaynaklara göre, muhalefet cephesinin öncelikli hedefi Knesset'te yönetim değişikliğini sağlayacak bir hükümet kurmak. Bu kapsamda Netanyahu'nun partisi Likud'dan mevcut Meclis Başkanı Amir Ohana'nın değiştirilmesi ve komisyon başkanlıklarının yeniden düzenlenmesi planlanıyor.

Yeni yönetimin öncelikli ve acil görevleri arasında 7 Ekim 2023'teki başarısızlıkları soruşturacak bir komisyon kurulması ve Knesset'in yönetim sisteminde köklü değişiklikler öngören düzenlemelerinin iptal edilmesi bulunuyor. Söz konusu yasaların 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu nedenle düzenlemelerin bu tarihten önce kaldırılması gerekiyor.

İsrail'de hükümet kurma sürecinin bundan sonraki aşamasında Cumhurbaşkanı Herzog'un, 11 Kasım'da hükümeti kurmakla görevlendireceği kişinin adını açıklaması gerekiyor. Knesset'in ilk oturumunun ise bu ayın 10'unda yapılması bekleniyor.

Hükümeti kurmakla görevlendirilecek başbakana kabineyi oluşturması için 28 gün süre verilecek. Bu süre 14 gün daha uzatılabilecek. Eisenkot'un başarısız olması halinde Herzog, görevi başka bir milletvekiline verebilecek. Netanyahu ise Liberman'a ortaklık teklif etmeyi planlıyordu.

İran savaşı ve "Nazi söylemi" yeniden gündemde

Eisenkot'un Netanyahu yönetimini sona erdirme konusundaki kararlılığı ve kamuoyunun geniş kesimleriyle devletin bazı kurumlarından aldığı destek karşısında Netanyahu'nun Likud Partisi, "kıyamet silahı" olarak nitelendirilen İran savaşı ve diğer cephelerdeki çatışmaları yeniden gündeme taşımaya çalışıyor.

Netanyahu, bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump'ı en güçlü destekçisi haline getirmeyi hedefliyor. Savaşın İsrail'de bir ulusal birlik hükümetini zorunlu kılacağını savunan Netanyahu, Washington'dan ortak ya da tek taraflı bir askeri operasyon düzenlemesini istiyor. Eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot'un da böyle bir durumda savaşın gerekliliklerine uymak zorunda kalacağı değerlendiriliyor.

Bu arada Likud, Eisenkot'u Arap partileriyle hükümet kurmaktan vazgeçirmek ve korkutmak amacıyla baskılarını sürdürüyor.

Pazar akşamı Eisenkot'un evinin önünde düzenlenen sağcı gösteride bir protestocu, mikrofon aracılığıyla Eisenkot'un eşine yönelik ağır ifadeler kullandı.

Gösterici, "Kocan bir katil, acımasız bir cani. Oğlunu öldüren de o (Eisenkot'un Gazze'deki çatışmalarda hayatını kaybeden oğluna atıfta bulunuyor). Kardeşlerinin iki oğlunu da o öldürdü (onlar da Gazze savaşında hayatını kaybetmişti). Oğlunun katiliyle, bütün çocuklarımızın katiliyle ve devleti terörist Araplara satan biriyle aynı yatakta nasıl yaşayabiliyorsun?" diye bağırdı.

xhjk
Kudüs'te Likud Partisi'nin seçim afişinde Netanyahu ve Trump, İbranice "Kazanmak için tek bir şansımız var" sloganıyla birlikte yer alıyor (AP).

Bu provokatif gösteriden önce, cumartesi akşamı onlarca protestocuyla birlikte Eisenkot'un evinin önüne gelen başka bir sağcı aktivist de mikrofon aracılığıyla Nazi söylemi kullandı.

Eisenkot'u destekleyen Yahudi göstericilere seslenen aktivist, "Sizi yeniden Auschwitz'in barakalarına göndermeliyiz" dedi. İsrail anlatısına göre İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya'daki Nazi imha kampında 1,5 milyon Yahudi öldürülmüştü.

Aktivist sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir Filistin devleti kurmadan önce sizi ezeceğiz. Tamamen sağcı bir hükümet kuracağız. Size Auschwitz'dekiler gibi mezbahalar kuracağımıza söz veriyorum. Çünkü bizim en büyük düşmanlarımız sizsiniz."

Yashar Partisi, bu kanlı kışkırtıcı söylemin 1995 yılına, yani Netanyahu'nun dönemin Başbakanı İzak Rabin'e karşı gösterilere öncülük ettiği döneme dönüş anlamına geldiğini belirtti.

O dönemde Rabin'in Nazi subayı üniformasıyla gösterildiği fotoğraflar yayımlanmış, göstericiler "Hain, hain" sloganları atmıştı. Bu kışkırtıcı atmosferin ardından aşırı sağcı Yahudi bir öğrenci, Rabin'e suikast düzenleyerek onu öldürmüştü.


Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a, Hizbullah'ın İran, ABD ve İsrail arasında çıkabilecek olası bir çatışmaya dahil olmasının “yıkıcı sonuçlar doğuracağı” uyarısında bulundu. Üçüncü bir savaş ihtimalinden endişe duyan Avn, Hizbullah'ın yeni bir çatışmaya girmeyeceği yönündeki güvencelerine rağmen müzakere seçeneğinde ısrar ediyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkede yaşanan krizin çözümü için müzakere yolunu “alternatifi olmayan tek seçenek” olarak görüyor. Hizbullah'ın İsrail'le iki kez savaşa girmesinin ardından üçüncü bir savaş ihtimali Beyrut yönetimini endişelendirirken, örgütten İran, ABD ve İsrail arasında patlak verebilecek yeni bir çatışmaya katılmayacağı yönünde yeni güvenceler geldi.

Ancak Avn'ın bu güvencelere ihtiyatla yaklaşmasının önemli bir nedeni var. Hizbullah, mart ayında yaşanan ikinci savaş öncesinde de benzer güvenceler vermiş, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından ise bu tutumundan geri adım atmıştı.

Lübnan'da “Denenmişi yeniden denememek gerekir” anlayışıyla hareket eden Avn, hem Hizbullah'ın yeni güvencelerini hem de örgütle arasında kısa süre önce başlayan temkinli diyaloğu dikkatle değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı, üçüncü bir savaş turunun özellikle Lübnan'ın güneyinde ve Şii toplumunun yaşadığı bölgelerde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinin farkında. Rubio'nun telefon görüşmesinde yaptığı uyarı da Beyrut yönetiminin bu konudaki kaygılarını artırdı.

ABD seçimleri ve İsrail'deki siyasi belirsizlik müzakereleri durdurdu

Lübnan ile İsrail arasındaki müzakereler, ABD ve İsrail'de gerçekleştirilen seçimlerin yarattığı siyasi belirsizlik nedeniyle durgunluk dönemine girdi.

İsrail'le müzakerelerin resmi ve tek hamisi konumundaki ABD'de seçim süreci, Washington'ın yeni müzakere takvimini belirlemesini geciktirdi. Tel Aviv'deki seçimlerin kesin bir sonuç ortaya koymaması da İsrail tarafının siyasi karar alma sürecini zorlaştırdı. Bu tablonun Lübnan'la yürütülen görüşmelerdeki belirsizliği daha da uzatabileceği değerlendiriliyor.

sdcvfbn
Lübnan-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Roma'daki ABD Büyükelçiliği girişinde güvenlik görevlileri (Arşiv – AP)

ABD, Tel Aviv'deki siyasi tablonun netleşmesini beklerken müzakerelerin siyasi veya askeri düzeydeki yeni turu için henüz tarih belirlemedi.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı Avn, müzakerelerin başarısız olduğu görüşüne katılmıyor. Tercihini eleştirenlere “Alternatif ne?” sorusuyla karşılık veren Avn, müzakere yolunun Lübnan'ı koruyabilecek ve halkına yaşadığı büyük felaketi aşma umudu verebilecek tek seçenek olduğunu savunuyor.

ABD'de askeri düzeyde gerçekleştirilen son müzakere turunda da somut bir ilerleme sağlanamadı. İsrail heyeti, Lübnan tarafının sunduğu çeşitli önerilere yanıt vermekten kaçınarak bunları siyasi makamlara iletmesi gerektiğini belirtti.

Lübnanlı bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu durumun müzakerelerin başarısız olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Yetkili, ABD tarafının Lübnan askeri heyetinin ordunun sahadaki çalışmalarına ilişkin sunumundan memnuniyet duyduğunu belirtti.

ABD'li General Joseph Clearfield'ın da toplantıda yaptığı konuşmada Lübnan ordusunun çalışmalarını açıkça takdir ettiğini aktaran kaynak, ordunun İsrail güçlerinin çekildiği Batı Zutar'da bin 200'den fazla silah, mühimmat ve askeri altyapıyı ortadan kaldırmaya yönelik operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi.

Silahsızlandırma denetiminde anlaşmazlık

Lübnanlı resmi kaynak, müzakerelerin pilot bölgelerin silahlardan arındırıldığının doğrulanması konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle durduğunu belirtti.

Bu konuda iki seçenek bulunuyor. İsrail, denetim görevinin bir sivil toplum kuruluşuna (STK) verilmesini önerirken Lübnan bu öneriyi reddediyor. Beyrut yönetimi, bunun yerine 1949'dan bu yana ülkede görev yapan Ateşkes Denetleme Gücü'nün (UNTSO) görevlendirilmesini istiyor. Ancak İsrail, Lübnan'ın bu önerisine de karşı çıkıyor.

Avn'dan orduya yönelik eleştirilere tepki

Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan ordusunun performansını överek askeri kurumu hedef alan kampanyalara tepki gösteriyor. Orduyu “ulusal ve güvenlik açısından bir güvence” olarak nitelendiren Avn, kuruma yönelik saldırıların ülkenin iç güvenliğini güçlendirmeye katkı sağlamadığını belirtiyor.

cgbhyjuvfd
ABD'li General Joseph Clearfield, geçen ağustos ayında Lübnan Genelkurmay Başkanı General Rudolf Haykal ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Ordusu Komutanlığı)

Avn, “Ordunun bağımsız bir siyasi tutumu veya kendine ait özel bir gündemi yok. Ordu, siyasi otoritenin talimatlarını yerine getiriyor” diyor.

Lübnan ordusunun İsrail ordusuyla doğrudan iletişim kurmayı reddetmesinin de kendi talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini belirten Avn, böyle bir temas için henüz erken olduğunu vurguluyor.

“Mevcut koşullarda doğrudan iletişim kurulması mümkün değil. İsrail ordusu topraklarımızı işgal etmeyi sürdürüyor ve her gün bu topraklara saldırıyor” ifadelerini kullanıyor.

Hizbullah'ın patlayıcıları gündemde

Lübnanlı resmi kaynak, güvenlik güçlerinin Hizbullah mensuplarıyla birlikte ele geçirdiği patlayıcılarla ilgili tartışmaların abartıldığını savundu.

Söz konusu patlayıcılarla ilgili sürecin hukuki çerçevede ilerlediğini belirten kaynak, “Soruşturmalar tamamlandıktan sonra başka adımlar atılması gerekiyorsa bunları atacağız” dedi. Bu açıklamanın, dosyanın Yüksek Yargı Konseyi'ne sevk edilmesi ihtimaline dolaylı bir gönderme olduğu değerlendiriliyor.

Ele geçirilen patlayıcıların ilk olmadığını belirten kaynak, Lübnan ordusunun aynı hafta içinde iki ayrı operasyon gerçekleştirdiğini, bunların ardından dördüncü bir operasyonun daha yapıldığını söyledi. Daha önce de Bekaa Vadisi, güney bölgeleri ve Beyrut'ta benzer operasyonlar düzenlendiğini ancak bunların büyük tartışmalara yol açmadığını hatırlattı.

Lübnan devletinin silahların yalnızca devletin kontrolünde bulunması yönündeki taahhüdü doğrultusunda operasyonların devam edeceğini belirten kaynak, ABD'nin bu konuda Lübnan'a baskı yaptığı yönündeki iddiaları da reddetti.

Kaynağa göre Rubio, Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde yalnızca ele geçirilen patlayıcıların Hizbullah'a geri verileceği yönündeki iddiaların doğruluğunu sordu. ABD'li bakan, bu konunun dışında herhangi bir ayrıntıya değinmedi ve Lübnan'dan ek bir adım atmasını istemedi.