Yemen’de sıtma hastalığı, 3 ay içinde Husilerin kontrolündeki bölgelerde 110 bin kişiye bulaştı

Şiddetli yağmurlar, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde sıtma salgınını şiddetlendiriyor. (EPA)
Şiddetli yağmurlar, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde sıtma salgınını şiddetlendiriyor. (EPA)
TT

Yemen’de sıtma hastalığı, 3 ay içinde Husilerin kontrolündeki bölgelerde 110 bin kişiye bulaştı

Şiddetli yağmurlar, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde sıtma salgınını şiddetlendiriyor. (EPA)
Şiddetli yağmurlar, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde sıtma salgınını şiddetlendiriyor. (EPA)

Husi milislerin kontrolündeki sağlık sektöründeki kaynaklar, sıtma hastalığının yine milislerin kontrolündeki şehirlerde her yaştan Yemenli arasında hızlı bir şekilde yayıldığını aktardılar. Salgının ülke nüfusunun üçte ikisinin hayatını tehdit etmeye devam etmeye dair art arda gelen yerel ve uluslararası uyarılar ile beraber bir grup lider de kontrol programlarına tahsis edilen ödenekleri zimmetlerine geçirmekle suçlanıyor.
Bu yılın Nisan ayından Haziran ayının başlarına kadar geçen süre içinde milislerin kontrolündeki yedi şehirde, hamile kadınlardan ve 5-6 yaşlarındaki çocuklardan oluşan 3 bin 200 kişinin ölümü dahil 110 bin sıtma vakası tespit edildi.
Milislerin kontrol ettiği bölgelerdeki sağlık çalışanlarının tespit ettiği verilere göre sıtma hastalığının yanı sıra, aynı dönemde milislerin bölgelerinde yayılan dang humması, kolera ve benzeri birçok salgın hastalık bulunuyor.
Sana’daki tıbbi kaynaklar, Husi bölgelerindeki yüksek sıtma vakasının nedenlerini, yetkililerin yokluğu ve salgın hastalıklarla mücadelede Husi liderlerinin rollerini oynamamaları sebebiyle birkaç şehirde atıkların yayılmasına ve yağışların gelmesiyle hastalık taşıyan sivrisineklerin çoğalmasına bağlıyorlar.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, sıtma verilerinin hastalığın erken dönemde teşhisi için kullanılan elektronik gözetim raporlarıyla tespit etmesi halinde vaka sayısının bugün ilkel şartlarda tespit edilen vaka sayısından çok daha fazla olabileceğini aktarıyorlar.
İbb, Hacca, Amran, el-Muhit kentleri, Sana kırsalı, Dhamar ve Hudeyde’de grubun kontrolü altındaki köylerde salgının yeniden canlanmasının milislerin, kontrollerindeki bölgeleri açık bir arenaya ve salgınların patlak vermesi için büyük bir bataklığa dönüştürme ısrarından kaynaklandığı aktarılıyor.
Yerel sakinler, milislerin bölgelerinde salgın hastalıkların patlak vermesini, Husi liderlerinin, su kurumları ve salgın kontrol programları için ayrılan ödenekleri ve hastaneler ve sağlık tesisleri için ayrılan maaş ve ödenekleri askıya alarak zimmetlerine geçirmelerine bağlıyorlar. Bunun yanı sıra Husi liderler, kendi projelerine ve Yemenliler ile olan savaşlarına hizmet etmek ve kendilerini de zenginleştirmek için gümrük, vergi ve diğer harçları da kullanıyorlar.
Tıbbi raporlara göre her yıl olduğu gibi bu yıl da Hudeyde şehri bu dönemde vaka sayısında ilk sırada yer alıyor. İkinci olarak İbb şehri onu takip ederken Amran ve Hacca şehirleri ise üçüncü ve dördüncü sırada bulunuyor. Diğer şehirler ise bu dört şehrin arkasında sıralanıyor.
Sana’daki doktorlar ve sağlık çalışanları, milislerin kontrol ettiği bölgelerde, özellikle de yerlerinden edilmiş ve daha fazla yardıma ihtiyaç duyan kimselerin yaşadığı kesimlerde sıtma enfeksiyonu riskinin artması konusundaki endişelerini dile getiriyorlar.
Sağlık çalışanlarından bazıları, milislerin yarattığı darbe ve savaşın, örgütlü yolsuzluk, yağma ve bozgunculuk politikalarının son yıllarda salgınlarla mücadele ve epidemiyolojik hizmet sağlama programlarına zorluklar çıkarttığını ve engel olduğunu ifade ediyorlar.
Sana’daki sağlık sektöründe çalışan kaynaklar, daha önce sıtmanın yol açtığı tropikal salgın hastalıkların, özellikle yağışlı mevsimin devam etmesi ve hastalık taşıyan sivrisineklerin yayılmasıyla birlikte Yemenlilerin yaşamları için gerçek bir tehdit oluşturmaya devam ettiği konusunda uyarılarda bulunmuşlardı. Sağlık sisteminin hızlıca çöküşünün ve nüfusun artan ıstırabının Husi yolsuzluklarının sonuçlarından bir olduğunu aktarmışlardı.
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a geçen yılın ilk altı ayında, İbb, Amran, Dhamar, Sana ve Hudeyde’nin ayrı bölgelerinde ve Hacca’nın komşu sahillerinde yaklaşık 260 bin sıtma vakasının kaydedildiğini bildirdi.
Yetersiz beslenme oranlarının yüksek olmasının, özellikle bağışıklık sistemlerinin zayıf olması sebebiyle 5-6 yaşlarındaki çocuklar ve hamile kadınlar arasında sıtma riskini artırdığı düşünülüyor. Ayrıca, kaydedilen bu vakalar 5-6 yaşındaki çocuklar ve hamile kadınlardan oluşan 20 bin kişinin öldüğünü gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü, daha önceki bir açıklamasında, sivrisinek kaynaklı hastalıklar mücadele çabalarının işe yaramaması nedeniyle sıtmanın her yıl milyonlarca kişiye bulaştığını ve çoğu çocuk olmak üzere 400 binden fazla kişini ölümüne neden olduğunu doğrulamıştı.
Dünya Sağlık Örgütü, her iki dakika bir çocuğun ölümüne neden olan bu hastalıkla mücadele için ayrılan kaynakların yetersiz olduğu ve sivrisinekler tarafından bulaştığı için dünyanın yarısının hastalık riski altında olduğu konusunda uyarılarda bulundu. Bağışçı ülkelerin ve hastalığın yayıldığı ülkelerin hükümetlerini de bu hastalıkla mücadele çabalarını yoğunlaştırmaya davet etti.
Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, daha önce, ülkede devam eden savaşın bir neticesi olarak zayıf bir sağlık sistemi sonucunda sıtmanın binlerce Yemen vatandaşını etkilemeye devam ettiğini aktarmıştı. Örgüt, sadece 2017 yılında 10 binden fazla sıtma hastasını tedavi ettiğini açıklamıştı.



Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
TT

Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.

Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.

Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.

Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.

LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.

Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.

Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.

LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.

Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.

sdgs
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.

Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.


İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
TT

İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)

İsrail, Batı Şeria’da dördüncü haftasına giren tırmanışı sürdürürken, ordu dün çok sayıda bölgeye baskın düzenledi. Baskınlarda aramalar ve saha soruşturmaları gerçekleştirilirken, çok sayıda Filistinli gözaltına alındı, çok sayıda ev ve yapı yıkıldı. Yahudi yerleşimciler de farklı bölgelerde saldırılarını sürdürdü.

İsrail ordusu, geçen ayın sonlarından bu yana kuşatma altında bulunan Nablus’a baskın düzenleyerek kentin doğu kesimi ile Balata Mülteci Kampı’na girdi. Baskınlar çatışmalara ve gözaltılara yol açtı. Ordu ayrıca Cenin’e bağlı el-Yamun, Sile el-Harisiyye ve Arrabe beldelerine baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Bölgedeki başka köyler de baskınların hedefi oldu.

Cenin ve Nablus’un yanı sıra İsrail ordusu Ramallah ve el-Bire kentlerine de baskın düzenledi ve aralarında bir gazetecinin de bulunduğu üç Filistinliyi gözaltına aldı. Beytüllahim, El-Halil ve Tulkerim de baskınlardan etkilendi.

İsrail ordusu, Batı Şeria kentlerine neredeyse her gün baskın düzenliyor. Ancak geçen ayın 24’ünde bölgede operasyon başlatmasının ardından baskınların yoğunluğu arttı. Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesinde yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırının ardından çıkan çatışmaların sonrasında başlatılmıştı. Söz konusu çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

sdfrgth
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinin batısındaki Tel kasabasında bir evin yıkılmasının ardından yükselen duman, 11 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geniş çaplı operasyon düzenlenmesi talimatı verdi. Ordu, Batı Şeria’nın bağlantısını keserek kentleri, beldeleri ve köyleri kontrol noktaları, bariyerler ve çeşitli kısıtlayıcı uygulamalarla kuşatmasının ardından bir dizi baskın gerçekleştirdi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve çok sayıda evi yıktı.

Cenin’de 27 yapı yıkıldı

Kentlere, mülteci kamplarına ve köylere yönelik baskınlarını ve Filistinlilerin gözaltına alınmasını sürdüren İsrail ordusu dün ev ve yapı yıkımlarını da yoğunlaştırdı. Ordu, Cenin’in doğusundaki bölgeye baskın düzenleyip bölgeye ulaşan yolları kapattıktan sonra 27 yapıyı yıktı.

Aba Köy Meclisi Başkanı Burhan Azmuti, Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıma başladığını söyledi. Azmuti, söz konusu yapıların bulunduğu arazilerin tapu kayıtlarıyla sahiplerine ait olduğunu belirtti.

vdfghyj
Filistinli bir adam, salı günü Nablus yakınlarındaki Tel kasabasında İsrail güçleri tarafından yıkılan bir eve bakıyor. (Reuters)

İsrail ordusu yaklaşık 10 gün önce bölgede bulunan 40’a yakın yapının yıkılacağına dair tebligatta bulunmuştu. Bu durum, bölgede yeni yıkımlar gerçekleştirilebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Ev ve yapıların yıkılması, İsrail’in Batı Şeria’da uzun süredir uyguladığı cezalandırma politikalarının bir parçasını oluşturuyor. Uygulama, İsrail içinde dahi etkinliği konusunda tartışmalara yol açıyor. Yıkımlar genellikle saldırı düzenleyen Filistinlilere veya ailelerine misilleme amacıyla ya da ruhsatsız ve yasa dışı yapılaşma gerekçesiyle gerçekleştiriliyor. Bazı yıkımlar ise arazilerin niteliği ve sınıflandırmasına ilişkin gerekçelere dayandırılıyor.

Smotrich: Gerekli bir adım

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzeyindeki yıkım operasyonlarının bölgede yerleşim faaliyetlerini yeniden başlatmayı amaçladığını söyledi. Smotrich, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşimleri tehdit eden yasa dışı yapıların yıkılması, yerleşim faaliyetlerini ve İsrail devleti için koruyucu bir duvar oluşturan güvenliği güçlendirmek açısından gerekli bir adımdır” ifadesini kullandı.

fgthy
Aşırı sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini gösteren bir haritayı inceliyor. (Arşiv – AFP)

Yıkım operasyonları dün Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinde içinde insanların yaşadığı bir evi de kapsadı.

Evin sahibi Hikem ez-Zuru, 300 metrekarelik iki katlı evinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan yıkıldığını söyledi. Zuru, 70 yılı aşkın süredir ayakta olan evin yıkılacağını, ekiplerin çalışmaya başlamasıyla öğrendiğini belirtti.

İsrail ordusu ayrıca Beytüllahim’in güneyindeki el-Masara köyünde üç katlı bir evi yıktı.

Yıkım operasyonları son birkaç haftada yoğunlaştı.

Resmi bir kurum olan Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu’nun verilerine göre, İsrail güçleri temmuz ayında 80 yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonlarda 165 yapı yıkılırken bunların 80’ini içinde insanların yaşadığı evler, 8’ini boş evler, 63’ünü tarımsal yapılar ve 11’ini geçim kaynakları oluşturan işletmeler oluşturdu.

Yıkım sürecinden sorumlu Sivil İdare’nin başındaki Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Filistin yönetiminin varlığını zayıflatmak istediğini belirtiyor.

BM uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun ‘tehlikeli bir dönüm noktasına’ ulaştığı uyarısında bulundu.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, İsrail işgalinin derinleşmesinin “Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getirdiğini, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını” söyledi.

dfghjuk
Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında bir binanın yıkılması sonucu ortaya çıkan yıkımı inceleyen Filistinliler, 12 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail merkezli Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ise Netanyahu hükümetini, Batı Şeria’da Filistin yönetimini devirmek ve 33 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması’ndan kurtulmak amacıyla sistematik bir politika yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail hükümetinin ateşle oynadığını, Filistin yönetimini fiilen dağıtmaya ve Batı Şeria’yı resmen ilan etmeksizin ilhak etmeye başladığını belirtti.

İsrail medyasının salı günü ayrıntılarını yayımladığı rapora Smotrich’ten de yanıt geldi. Smotrich, söz konusu raporun ‘İsrail hükümetinin başarılarının bir kanıtı’ olduğunu savunarak, “Ülkenin kalbinde bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için öncülük ettiğim yerleşim devrimiyle gurur duyuyorum. Bu sadece başlangıç” ifadelerini kullandı.


Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var
TT

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin sergilediği tutumun ‘Yemen’i, halkının çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini, bölgenin ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı. Dr. Zube, ‘saldırıların hiçbir bedel ödenmeden devam etmesine izin veren bir zeminden sürdürülebilir bir çözüme ulaşılamayacağına’ dikkati çekerek, ‘bedel ödenmeyen her ihlalin bir sonrakini cesaretlendirdiğini’ belirtti.

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, göreve gelmesinden bu yana verdiği bu ilk röportajda, Husilerin çıkarlarının, ‘İran'ın nüfuzunu genişletmeye ve emrivakiler dayatmaya hizmet ettiği her noktada İran projesiyle kesiştiğini’ söyledi. Yemenli Bakan, ülkesini ve coğrafi konumunu komşu ülkeleri, gemileri, limanları ve deniz koridorlarını tehdit eden bir platforma dönüştürme girişimlerine işaret ederek, bu durumun Muha Limanı'nın hedef alınmasına, Kızıldeniz, Bab’ul-mendep ve Aden Körfezi'nin birer baskı ve şantaj sahasına dönüştürülmesine kadar vardığını ifade etti.

Husilerin Marib ve Hadramevt'te konuşlu ordu güçlerini, sığınmacı kamplarını, Marib ve Muha'daki sivil hedefleri vurarak gerilimi tırmandırmasının, (Suudi Arabistan'ın güneyindeki) Necran'a yönelik saldırılarının, Kızıldeniz ve Babülmendep'teki gemilere ve deniz koridorlarına yönelik tehditlerinin, ‘siyasi çabaların, bilhassa Suudi Arabistan'ın siyasi sürece dönme girişimlerinin halen devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini’ açıkladı.

Dr. Zuba’nın açıklamalarına göre Yemen hükümeti, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Çok Uluslu Savunma Odaklı Deniz Koalisyonu’nu ‘önemli bir adım’ olarak değerlendiriyor. Zira bu hamle, deniz taşımacılığının korunmasını ‘dağınık tepkiler verilmesinden çıkarıp kurumsal bir iş birliğine’ taşıyor. Bu kurumsal iş birliği, gemilerin korunmasını, bilgi paylaşımını, denizcilik farkındalığının artırılmasını, eğitimi ve tehditlerle başa çıkma kapasitesinin güçlendirilmesini kapsıyor.