ABD’de Kovid-19 Delta vakalarındaki artış maskeyi geri getiriyor

CDC kapalı alanlarda maske kullanılmasını tavsiye ediyor… Biden yönetimi aşıları zorunlu tutulmasını görüşüyor

Kongre üyeleri geçen ay ABD koronavirüs sebebiyle hayatını kaybeden 600 bin kişiyi anarken (Reuters)
Kongre üyeleri geçen ay ABD koronavirüs sebebiyle hayatını kaybeden 600 bin kişiyi anarken (Reuters)
TT

ABD’de Kovid-19 Delta vakalarındaki artış maskeyi geri getiriyor

Kongre üyeleri geçen ay ABD koronavirüs sebebiyle hayatını kaybeden 600 bin kişiyi anarken (Reuters)
Kongre üyeleri geçen ay ABD koronavirüs sebebiyle hayatını kaybeden 600 bin kişiyi anarken (Reuters)

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) Delta varyantının ABD’de yayılmasının ardından, kongre binası içerisinde koruyucu maske kullanımı geri döndü. Kongre doktoru Brian Monahan, Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki temsilcilere ve personele kapalı alanlarda maske takmaları talimatını veren bir bildiri yayınladı. Söz konusu bildiride “Açık olacağım, Kongre’nin yetki alanında olan kapalı bir alanda düzenlenecek herhangi bir toplantıda maske kullanımı zorunludur” ifadelerine yer verdi.
Kongre üyelerinin ülke çapında seyahat ettiklerini ve enfekte olup virüsü yayma ihtimali karşısında savunmasız olduklarına dikkat çeken Monahan, “Kongre, salgının farklı yayılma oranlarına sahip olan çeşitli bölgelerden haftalık olarak seyahatler gerçekleştirilen bir gruptan oluşuyor. Dolayısı ile kapalı alanlarda bulunan herkesin tıbbi maske takması zorunludur.” dedi.
Bu talimatlar duyurulur duyurulmaz, Kongre medya ofisleri tarafından gönderilen talimatlar değiştirildi. Bu değişiklikler, basın toplantıları, brifingler ve diğer etkinlikler katılan tüm katılımcıların aşılı olup olmadıklarına bakılmaksızın maske takma zorunluluğunun açık bir şekilde bildirilmesini içeriyordu.
Monahan’ın talimatları ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) aşılı olanlar kişiler de dahil olmak üzere herkesin kapalı kamu alanlarında maske kullanmalarına yönelik yayınladığı yeni tavsiyelerin ardından geldi. Söz konusu tavsiyelere göre CDC, özellikle Delta varyantının ülke genelinde yayılmasının ardından yüksek düzeyde enfeksiyonun görüldüğü bölgelerde maske kullanılmasını tavsiye etti. CDC Başkanı Dr. Rochelle Walensky, “Güncel bilimsel bilgiler endişe verici ve maalesef önceki tavsiyelerinizi değiştirmek zorundayız” dedi. Walensky’nin belirttiğine göre,  Mayıs ayında aşı olan kişilerin maske kullanmaması ile ilgili önceki tavsiyeler, aşı olan kişilere bulaşmadığı kanıtlanan Alfa varyantına dayanıyordu. Ancak bu durum Delta varyantı ile değişti zira aşı olan kişiler söz konusu varyant ile enfekte olduklarında ciddi semptom göstermese de, aşı olmayan kişilerde enfekte olma ve tedavi için hastaneye kaldırılma ve bazı enfeksiyonlarda ölüm riski ile karşı karşıya kalıyor. Walensky “Verilerin, şiddetli semptomların olduğu vakaların, hastanelere başvuranların ve ölümlerin büyük çoğunluğunun aşı olmamış kişiler arasında meydana geldiğini göstermesi sebebiyle, salgın aşı olmayanlar arasında bir salgın.” ifadelerini kullandı.
CDC’nin tavsiyeleri aynı zamanda, virüsün yayılmasına engel olmak için aşı olmuş olsalar bile öğrencilere ve profesörlere maske takma çağrısında bulunuyor. Verilere göre, vaka oranı son haftalarda önemli bir artış gösterdi, son iki haftada günlük vaka oranını ikiye katladı ve Haziran başındaki vaka oranının 5 katına yükseldi.
Delta varyantı ile enfekte olan vakalar, son iki haftada kaydedilen vakaların yüzde 83’ünü oluştururken, ABD’de aşılanmış kişilerin oranı hala nüfusun yüzde 50’den daha azına denk geliyor. Sağlık uzmanları, aşıyı olmayı reddeden kişilerin, 12 yaşın altındaki çocuklar ve bağışıklık hastalığı olanlar gibi aşı olamayan kişileri riske attığını belirtiyor.
Tüm bunlar nedeniyle Beyaz Saray, ABD’lilere aşıyı olma çağrılarını güçlendirmekte kararlı.  Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki “Herkese açık bir mesajımız var, kendinizi, hayatınızı ve çevrenizdekilerin hayatlarını korumak için aşı olmanız gerekiyor” dedi.
Biden yönetimi, geçen yıl tanık olunan salgına benzer bir duruma girmekten kaçınmak için ABD’lilere aşı olmaya yönlendirmeye çalışıyor. Bu kapsamda devlete bağlı ve sözleşmeli çalışanlar için aşıları zorunlu hale getirme çabalarını genişletiliyor, aşı olmayı reddedenler, çevrelerindekileri korumak üzere periyodik olarak Kovid-19 testlerine ve diğer önlemlere tabi olacak. ABD Gazi İşleri Bakanlığı, haftanın başlarında bu şartları çalışanlarına uygulamaya başlamıştı.
Diğer yandan, ABD Başkanı Biden aşı olmayı reddedenlere sert sözler söyledi ve onları virüsü yeniden yaymakla itham etti. Biden şunları söyledi:
“Aşı olsaydınız bugün farklı bir dünyada olurduk. Salgın aşı olmayanlar yüzünden yayıldı virüsün yanında büyük bir kafa karışıklığı yayıldı. Virüs ve Delta varyant hakkında ne kadar çok bilgiye ulaşırsak o kadar çok endişeleniyoruz. Ancak bir şeyden eminiz. Aşı olmayan 100 milyon kişi aşıyı almış olsaydı, bugün çok farklı bir dünyada olurduk.”
Bu verilere rağmen, aşı konusu ve federal hükümetin çalışanlar için aşıyı zorunlu tutma çabaları, maske kullanımına geri dönülmesi tavsiyelerinin ardından kararı eleştirmeye başlayan Cumhuriyetçilerden eleştiri almaya devam ediyor. Meclis Azınlık Lideri Kevin McCarthy Twitter’da yaptığı bir paylaşımda “Maske kullanımının geri getirilmesi tehdidi bilime dayalı bir karar değil, aksine devam eden bir salgınla yaşamamızı isteyen liberal hükümet yetkililerin yönlendirdiği bir karar.” ifadelerini kullandı.
Kamuoyu yoklamalarında, aşı yönelik şüpheleri olan Cumhuriyetçilerin sayısı, şüphelere sahip olan Demokratlardan çok daha fazla olduğu belirlendi. Kamuoyu araştırma şirketi Morning Consult’ın bir anketi, Cumhuriyetçilerin yaklaşık yüzde 40’ının aşı olma konusunda şüphe duyduğunu veya reddettiğini, Demokratların ise yüzde 16’sının şüpheli olduğunu gösterdi.
Eski ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta yaptığı bir açıklamada, “ABD’liler Biden yönetimine ve seçimlerin sonucuna güvenmedikleri için aşıyı almayı reddediyorlar.” ifadelerini kullandı.



Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump, İran'a yönelik olarak savaş gemilerini kullanmak zorunda kalmayacağını umuyor

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump, İran'a yönelik olarak savaş gemilerini kullanmak zorunda kalmayacağını umuyor

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'a karşı askeri harekatın önlenebileceği umudunu dile getirirken, Tahran ile olası bir nükleer anlaşma konusunda daha fazla görüşme yapma olasılığını dışlamadığını belirtti.

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin galasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "İlk dönemimde orduyu güçlendirdim ve şimdi İran denen yere doğru giden bir grup savaş gemimiz var ve umarım onları kullanmak zorunda kalmayız" dedi.

Tahran ile görüşme olasılığına ilişkin olarak ise "Bunu daha önce de yaptım ve yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran'a doğru seyreden çok sayıda çok büyük ve çok güçlü gemimiz var ve bunları kullanmak zorunda kalmasak harika olurdu" ifadelerini kullandı.


İranlı reformist lider Mir-Hüseyin Musevi siyasi değişim istedi

Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
TT

İranlı reformist lider Mir-Hüseyin Musevi siyasi değişim istedi

Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.

2011'den beri ev hapsinde bulunan İranlı reformcu lider Mir Hüseyin Musevi, İslam Cumhuriyeti'ndeki mevcut yetkililere iktidardan çekilmeleri çağrısında bulunarak, son protestoların yaygın bir şekilde bastırılmasını "büyük bir suç" ve İran tarihinin "kara bir sayfası" olarak nitelendirdi. Musevi, kapsamlı bir anayasa referandumu yoluyla ve herhangi bir yabancı müdahale olmaksızın siyasi değişim talep etti.

Musevi, resmi internet sitesinde yayınladığı sert açıklamada, “İran milletinin uzun tarihine karanlık bir sayfa daha eklendi” diyerek, “yaşananların boyutları her geçen gün daha da korkunç hale geliyor” ve yaşananları “halkımıza karşı bir ihanet ve büyük bir suç” olarak nitelendirdi. “Evler yas içinde, sokaklar yas içinde, şehirler ve köyler yas içinde” diyen Musevi, yaşananların “on yıllarca, hatta yüzyıllarca hatırlanacak bir felaket” olduğunu ifade etti.

Musevi, İranlı yetkililere hitaben, “İnsanlar bu rejimi istemediklerini ve yalanlarınıza inanmadıklarını hangi dilde söyleyecekler? Yeter artık. Oyun bitti” dedi. Rejimi politikalarıyla “yabancı müdahaleye zemin hazırlamakla” suçlayan Musevi, sözlerine şöyle devam etti: “Siz halka sadık olanları ezerken ve insan haklarını savunmak için en ufak bir doğru sözü bile engellerken, yabancı müdahaleye kırmızı halı seriyordunuz.”

Mousevi, yetkililerin "ülkenin krizlerinin hiçbirine çözüm bulamadığını" vurgulayarak, "halkın talepleri karşılanana kadar tekrar protesto etmekten başka seçeneği olmadığını" belirtti. "8 ve 9 Ocak trajedisini tekrarlayamazsınız," diyen Musevi, "ordu ve güvenlik güçlerinin er ya da geç, belki de daha da erken, baskı yükünü taşımaya devam etmeyi reddedeceğini" öngördü.

Musevi, silahlı ve güvenlik güçlerine “silahlarını bırakmaları” ve “iktidardan çekilmeleri” çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Silahlarınızı bırakın ve iktidardan çekilin ki, milletin kendisi bu ülkeyi özgürlüğe ve refaha doğru yönlendirebilsin.”

Krizden çıkış yolu konusunda Musevi, üç ilkeye dayalı olarak tüm siyasi yönelimleri kapsayan geniş bir ulusal cephe oluşturarak anayasa konusunda referandum yapılmasını önerdi: yabancı güçlerin müdahale etmemesi, iç baskının reddedilmesi ve barışçıl demokratik geçiş. Kalıcı barış ve güvenliğin sağlanmasının ve ülkenin iktidardaki baskının kötülüklerinden kurtarılmasının ancak halkın iradesiyle ve herhangi bir yabancı müdahale olmaksızın mümkün olabileceğini vurguladı.

Musevi, açıklamasını "özgür ve müreffeh bir İran" için dua ederek sonlandırdı ve "özellikle yükselen yeni nesli için İran'ın şan ve esenliği" umudunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Musevi, Humeyni'nin ölümünden sonra Yüksek Lider olan Ali Hamaney'in başkanlığı döneminde 1981'den 1989'a kadar başbakanlık yaptı.

Musevi, aday olduğu 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yaşanan protesto hareketinde önemli bir rol oynadı. Daha sonra eşi Zehra Rahneverd ile birlikte ev hapsine alındı; bu karar, yaygın insan hakları eleştirilerine konu olmaya devam ediyor.

İnsan hakları örgütleri, bu protestolar sırasında binlerce kişinin öldürüldüğünü doğruladı, ancak toplam sayının on binlerce kişiye ulaşmış olabileceği ihtimalini de göz ardı etmiyorlar.