İsrail, konsolosluk ve yerleşim yerleri başlıklarında ABD ile uzlaşmak istiyor

Biden, Bennett’a Filistinlilere verdiği sözleri yerine getireceğini iletti.

El Halil'in güneyinde İsrailli yerleşimcilerin topraklarına el koymasını protesto eden bir Filistinli tutuklandı. (AFP)
El Halil'in güneyinde İsrailli yerleşimcilerin topraklarına el koymasını protesto eden bir Filistinli tutuklandı. (AFP)
TT

İsrail, konsolosluk ve yerleşim yerleri başlıklarında ABD ile uzlaşmak istiyor

El Halil'in güneyinde İsrailli yerleşimcilerin topraklarına el koymasını protesto eden bir Filistinli tutuklandı. (AFP)
El Halil'in güneyinde İsrailli yerleşimcilerin topraklarına el koymasını protesto eden bir Filistinli tutuklandı. (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Naftali Bennett'a Filistin meselesiyle ilgili seçim vaatlerini yerine getirmek konusunda, özellikle de yerleşimlerin genişletilmesi gibi tek taraflı adımlardan vazgeçilmesi ve Kudüs'teki ABD Konsolosluğu’nun Filistinlilere vermesi için yeniden açılması ile ilgili mesajlarının ardından İsrail siyasetinde tartışmalar hız kazandı. Tel Aviv'den siyasi kaynaklar, tartışmalı konularda hükümetin istikrarı ve siyasi dengeleri dikkate alarak uzlaşmacı çözümlere ulaşmaya çalıştığını, Binyamin Netanyahu liderliğindeki muhalefetin ise bu kazanımların elde edilmesine karşı çıktığını aktardılar.
Kaynaklar, Bennett'ıin İsrail-ABD farklılıklarını anlayış, koordinasyon ve ortak çıkar vizyonu ile çözmek istediğini ve Biden'ın İsrail hükümetinin düşmesini istemediğinden emin olduğunu açıkça belirttiğini aktardılar. ABD’li siyasi kaynakların aktardığına göre Biden, Bennett ile geçen ayın sonunda Beyaz Saray'da ilki baş başa, ikincisi de yardımcıların da katılımıyla gerçekleşen görüşmeler sırasında ‘Kudüs'teki konsolosluğun yeniden açılmasından vazgeçmeyeceğini ve Batı Şeria'da yerleşimlerin genişletmesi de dahil olmak üzere atılacak tek taraflı adımlara sessiz kalmayacağını söyledi.
Biden bu tutumunun ABD seçim yarışı sırasında belirginleştiğini ve Ortadoğu'daki barışın çıkarlarına hizmet etmek amacıyla Trump zamanında önüne çıkan engelleri kaldırmak için seçim vaadi olarak açıkladığını vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın geçtiğimiz mayıs ayında Ortadoğu'ya yaptığı ziyarette de kamuoyuna konuya dair net açıklamalarda bulunduğunu vurguladı.
Kaynakların aktardığına göre Bennett konsolosluğun yeniden açılmasına karşı olduğunu ve yerleşimcilerin doğal ihtiyaçlarına uygun yerleşim projelerini onaylamak istediğini açıkça belirtti. Daha sonra bu görüşünde düzeltme yapan Bennett ‘her iki taraf için de kabul edilebilir bir çözüm bulmak için tüm tartışmalı konuların konuşulmasını’ önerdi.
İsrailli bir yetkili dün, konsolosluk konusunu ‘kurulmuş hükümetin istikrarını baltalayabilecek bir ateş’ olarak nitelendirdi. Konsolosluğun yeniden açılmasının tamamen ABD’nin kararı olduğunu ancak bunun İsrail hükümetinin resmi onayına ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Bennett’ın partisinden İçişleri Bakanı Ayelet Şaked, Adalet Bakanı Gideon Saar ve Devlet Bakanı Zeev Elkin gibi sağ kanattan bir dizi bakan ve Netanyahu liderliğindeki muhalefet partileri Bennett’e karşı çıkıyorlar.
Hükümetin liberal kanadının başındaki Dışişleri Bakanı Yair Lapid dahi ‘Kudüs'teki Amerikan konsolosluğunun yeniden açılmasının kötü bir fikir olduğunu ve sadece bölgeye ve Filistinlilere değil, diğer ülkelere de yanlış mesaj verdiğini ve bunu istemediklerini’ belirtti. Lapid “Konsolosluğu tekrar açmak koalisyon hükümetimize de zarar verecek. Eminim ki ABD’nin istediği bu değildir” ifadesini kullandı.
Batı Şeria'daki Yahudi Yerleşimleri Konseyi'nden üst düzey bir yetkili de Bennett’ın dün gece kendilerini ziyaret ettiğini, yerleşim projesine dokunmamaya söz verdiğini ve yakında bunların geliştirilmesi ve yerleşim konseyinin güçlendirilmesi ile ilgili birçok projeyi onaylayacağını aktardı.



Trump: Venezuela Amerika'ya yaklaşık 50 milyon varil petrol teslim edecek... ve biz bunu kendi çıkarımız için satacağız

Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
TT

Trump: Venezuela Amerika'ya yaklaşık 50 milyon varil petrol teslim edecek... ve biz bunu kendi çıkarımız için satacağız

Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'nın yaptırımlara tabi 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD'ye teslim edeceğini söyledi. Bu karar, hafta başında ülkesinde ABD güçleri tarafından tutuklanan Nicolas Maduro'nun devrilmesinin ardından alındı.

Trump, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Bu petrol piyasa fiyatından satılacak ve ben, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak, bu fonların Venezuela ve Amerika Birleşik Devletleri halkının yararına kullanıldığından emin olmak için bu fonları kontrol edeceğim!” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, konuyla ilgili bilgi sahibi üç kişinin bildirdiğine göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela İçişleri Bakanı'nı, geçici Başkan Delcy Rodriguez'in ABD taleplerini karşılamasına ve Maduro'nun devrilmesinden sonra düzeni sağlamasına yardımcı olmadığı takdirde hedef listesinin başına koymuş durumda.

ABD yönetiminin düşünce tarzını bilen bir kaynak, yaygın insan hakları ihlalleriyle suçlanan güvenlik güçlerini kontrol eden Diosdado Cabello'nun, Trump'ın geçiş döneminde istikrarı sağlamak için geçici yöneticiler olarak güvenmeye karar verdiği Maduro’ya sadık birkaç biri olduğunu söyledi.


ABD’nin Venezuela operasyonu, Tayvan işgali senaryolarını nasıl etkileyecek?

Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
TT

ABD’nin Venezuela operasyonu, Tayvan işgali senaryolarını nasıl etkileyecek?

Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)

ABD'nin Venezuela'ya cumartesi kara harekatı düzenleyip ülkenin lideri Nicolas Maduro ve eşini kaçırmasının yankıları sürerken, analistler bunun olası Tayvan işgalinde Çin'in elini güçlendirebileceğine dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Emily Thornberry, pazartesi günkü açıklamasında, Venezuela'ya askeri müdahalenin Çin ve Rusya'yı cesaretlendirebileceği uyarısında bulundu.

Çin yönetimi, ABD'nin askeri müdahalesinin ardından yaptığı açıklamada, Washington'ın egemen bir devlete ve liderine yönelik güç kullanımını kınamış, Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılması talebinde bulunmuştu.

Reuters'ın analizinde, Çin'in kınamalarının uluslararası arenada ABD karşıtı bir koalisyon oluşturulmasında önemli olacağına işaret ediliyor.

Düşünce kuruluşu Çin-Küresel Güney Projesi'den Eric Olander, şunları söylüyor:

Çin şu anda Venezuela'ya çok fazla maddi destek sunamaz. Ancak Pekin, BM'de diğer gelişmekte olan ülkelerle ABD'ye karşı görüş birliği oluşturma çabalarına öncülük ederek önemli bir rol oynayacak.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, Venezuela'da durum ne olursa olsun Latin Amerika ülkesiyle ekonomik işbirliğinin süreceğini de duyurmuştu.

Pekin yönetimi, Venezuela'nın petrol rafinerilerine ve altyapısına yatırımlarıyla, ABD'nin 2017'de devreye soktuğu ambargoda Karakas yönetimine önemli destek verdi. Çin, 2024'te Venezuela'dan yaklaşık 1,6 milyar dolar değerinde mal satın aldı, bunların yaklaşık yarısı petrol ürünlerinden oluşuyor.

Maduro'nun ABD tarafından ülkeden kaçırılmadan önce son görüşmesini Çin heyetiyle yaptığı da ortaya çıkmıştı. Başkentteki Miraflores Sarayı'nda Çin'in özel temsilcisi Çiu Şiaoçi başkanlığındaki heyetle yapılan görüşmede iki ülke arasındaki işbirliği ele alınmıştı.

Haberde, Maduro'ya yönelik operasyon neticesinde Çin'in önemli bir müttefikini kaybettiğine dikkat çekiliyor. Pekin yönetiminden bir kişi, "Bu Çin'e büyük bir darbe oldu" diyor.

Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Çin'in Tayvan üzerindeki hak iddiasını uluslararası hukuk kapsamında değil bir iç mesele olarak gördüğüne işaret ediliyor. Bu yüzden Pekin'e yakın isimlerin, Venezuela operasyonuyla Tayvan meselesi arasında paralellik kurulmasından rahatsız olduğu yazılıyor.

Belçika merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan William Yang da ABD'nin Venezuela'ya yönelik hamlesinin, Çin'in Tayvan'ı işgal etme olasılığı üzerinde "doğrudan ve önemli bir etki" yaratmayacağını savunuyor.

Yang, Pekin'in Tayvan hamlesinin, Çin'in ekonomik gidişatı, ordunun hazırlık seviyesi, Tayvan'ın iç siyasi durumu ve Washington'ın Taipei politikası gibi etkenlerle şekilleneceğini belirtiyor.

Independent Türkçe, Guardian, Reuters, CNN


"Zorlama" bulunan popüler dizinin yeni sezonuna yeşil ışık

Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
TT

"Zorlama" bulunan popüler dizinin yeni sezonuna yeşil ışık

Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)

Fransa ve İtalya arasında bölünen bir sezonun ardından Emily in Paris yeniden "evine" dönüyor.

Netflix, Lily Collins'in başrolünde yer aldığı romantik komedi dizisine 6. sezon onayını verdiğini duyurdu. 

Onay haberi, 5. sezonun beklentileri karşılayan izlenme rakamlarıyla prömiyer yapmasından yaklaşık üç hafta sonra açıklandı. Sezon, ilk 11 günde dünya genelinde 26,8 milyon izlenmeye ulaşmıştı.

5. sezonda Collins'in hayat verdiği Emily, İtalya'ya giderek çalıştığı pazarlama ajansının Roma'daki ofisini açıyor. Burada yeni bir romantik ilişkiye de başlıyor ancak sonunda Paris'e dönmeyi tercih ediyor.

Dizinin yaratıcısı Darren Star, Emily'nin bu kararını geçen ay Hollywood Reporter'a şöyle değerlendirmişti:

Paris'teki kendi hayatını ve işini, uğruna bu kadar emek verdiği şeyi seçiyor. Sanırım kalbinin asıl olduğu yer de orasıydı ve bu, onun için şunu netleştirdi: Paris'te olmak istiyor, orada yaşamak istiyor. Bunun geçici bir şey olmadığını anlıyor.

Star ayrıca 6. sezonda Emily ve Lucas Bravo'nun canlandırdığı Gabriel'in "gelgitli" ilişkisinin yeniden gündeme gelebileceğini ima etmişti:

Bunun anında bir ilişkiye dönüşeceğini sanmıyorum ama insanların yeniden birbirlerinin kalbine giden yolu bulabileceğine inanıyorum. Bu, Emily ve Gabriel için de mümkün.

Star, aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan, ülkenin en yüksek dereceli sivil nişanı Légion d'Honneur'un Şövalye rütbesini almıştı.

5. sezonun oyuncu kadrosunda Collins ve Bravo'nun yanı sıra Philippine Leroy-Beaulieu, Ashley Park, Samuel Arnold, Bruno Gouery, William Abadie, Lucien Laviscount ve Minnie Driver gibi isimler yer alıyor.

Yayın hayatına 2020'de başlayan dizinin 5. sezonu, ne eleştirmenlerden ne de izleyiciden beklenen karşılığı aldı.

Bazı izleyiciler, 5. sezon için "zorlama" ifadesini kullanmış ve "tekrar eden" hikayelerden oluştuğunu savunmuştu. Bir kullanıcı, "Bu, dizinin şimdiye kadar yapılmış en kötü sezonu" diye yazarken, bir diğeri "Yapımcıların anlatacak hikayesi yokmuş gibi görünüyor" yorumunda bulunmuştu.

Eleştirmenler ise 5. sezonun, dizinin şimdiye kadarki en zayıf halkası olduğunu yazmıştı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TechRadar, HELLO!, Variety