Azerbaycan – İran gerginliği: Rusya ve arabuluculuk rolünü sürdürmenin güçlüğü

İran, Azerbaycan sınırı yakınlarında tatbikatlar düzenliyor. (DPA)
İran, Azerbaycan sınırı yakınlarında tatbikatlar düzenliyor. (DPA)
TT

Azerbaycan – İran gerginliği: Rusya ve arabuluculuk rolünü sürdürmenin güçlüğü

İran, Azerbaycan sınırı yakınlarında tatbikatlar düzenliyor. (DPA)
İran, Azerbaycan sınırı yakınlarında tatbikatlar düzenliyor. (DPA)

Moskova’ya bağlı Rusya’da hükümete bağlı Rus Kamuoyu Araştırma Merkezi (VTSIOM) tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir anket Rusya’da her iki kişiden birinin nükleer savaş çıkmasından korktuğunu ortaya koydu. Anket, Ukrayna ile olası bir bölgesel çatışmaya veya Suriye’de batı ülkeleriyle potansiyel bir savaşa ilişkin endişelerin, Ruslar arasında Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkması ihtimaline yönelik kalıcı korkulara yol açtığını gösteriyor.
Bu nedenle Rusya'nın uçsuz bucaksız sınırlarına yakın herhangi bir gerilim, federal ve bölgesel basın kuruluşları için merkezi bir öneme sahip. Dağlık Karabağ bölgesindeki durum, yalnızca Rusya'nın 1990’lı yılların başlarında dağılan Sovyetler Birliği’nin topraklarındaki uzun yıllar sonra ortaya çıkan ilk silahlı çatışma olması nedeniyle değil, aynı zamanda bölgede birkaç bin Rus barış gücü askerinin görev yapıyor olması nedeniyle de büyük önem taşıyor. Ayrıca Ermeni asıllı gazeteciler Rus basınıyla sıkı bir koordinasyon içerisindeler ve görüşleri kamuoyunu etkiliyor.
Tahran ve Bakü arasında, Dağlık Karabağ bölgesindeki Stepanakert şehrine İran mallarının tedarik edilmesi meselesiyle başlayan anlaşmazlık yeni boyutlara ulaştı. Tahran, Azerbaycan sınırına asker yerleştirirken İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutan Yardımcısı Ali Fedevi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i doğrudan eleştirdi. Fedevi, Azerbaycan yönetimini İran’ın askeri tatbikatlarına verdiği tepkiyi ‘küçük bir çocuğun davranışı’olarak niteledi. Ancak bu kriz, Ermenistan Ulusal Meclisi’nde hararetli tartışmalara konu olmasına rağmen medyada yeterince yer bulmadı.
İran'ın, ‘Hayber Fatihleri’ adını verdiği askeri tatbikat kapsamında, 2020 yılında Dağlık Karabağ Savaşı’nın en yoğun günlerinde sınırda konuşlandırılan DMO’nun kara birlikleri daha önce eşi-benzeri görülmemiş askeri eğitimler gerçekleştirseler de Rus ve hatta Ermeni basınında tatbikattan oldukça az söz edildi. Ancak istisnalar da yok değildi. Telegram, Messenger ve sosyal medya gibi kanallardan, İran ve Azerbaycan ordusu arasında olası bir silahlı çatışma ve Moskova'nın içine çekilebileceği yaklaşan bir savaşa dair gerçek dışı haberler yayıldı.
Askeri yönden bakıldığında, Tahran'ın ince hesaplanmış adımlar attığı görülüyor. Bölgedeki mevcut durum değiştiğinden (kısa vadede gerçekleşmesi neredeyse asla mümkün olmasa da) İran kendisini, her an her şeyin olabileceği bir çatışmaya hazırlanmak zorunda hissediyor. İranlılar, Azerbaycan sınırına öyle bir askeri teçhizat taşıyorlar. Bunun kapsamı açıklanmayan tatbikatlar çerçevesinde mi yoksa daha büyük amaçlar için mi yapıldığını anlamak ise mümkün değil. İranlı yetkililerden, tatbikatların zamanlaması ve özel hedefleri ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu yöntem, belirli bir askeri operasyonu gerçekleştirmek için yeterli sayıda askeri ve askeri aracı seferber etmek ve takviyeleri yoğunlaştırmak için gereken süreyi gizlemeye olanak sağlıyor. Azerbaycan, 2020 yılında, Rusya ve Ermenistan'daki birçok askeri uzmanı yanılttı. Çünkü Bakü, Dağlık Karabağ savaşından önce askeri birliklerini harekete geçirmeyi ve gizlice konuşlandırmayı başardı. Daha sonra saldırının başlıca hedefine yönelik dikkatleri dağıtmak için keşif gücünü kullandı.
İran attığı adımlarla siyasi açıdan, belki de kasıtlı olarak eylemlerinin yorumlanmasına alan açabilir. Buna ek olarak Dağlık Karabağ'daki durum, etnik faktör nedeniyle İran için hassas bir konu. Zira İran’ın kuzeybatı illerinde milyonlarca Azerbaycanlı yaşıyor ve açıkça Bakü yönetiminin görüşlerini destekliyorlar. Buna karşın İran'da yaşayan 100 binden fazla Ermeni, Erivan yönetimine sempati duyuyorlar. Aynı zamanda tutumlarına destek kazanma fırsatına sahipler.
Dolayısıyla Tahran, Ermenistan’a giden İran tırlarının Goris-Kapan uluslararası karayolunun bir bölümün Azerbaycanlılar tarafından denetlenmeye başlaması karşısında öfkeli. Söz konusu tırlar Dağlık Karabağ'a uyuşturucu sevkiyatı yapıldığına dair şüpheler nedeniyle aranıyorlar.
İranlılar, Ankara ile Bakü arasında artan askeri iş birliğinden de memnun sayılmazlar. Bunun yanı sıra Pakistan da Azerbaycan ve İsrail arasındaki geleneksel askeri-teknik iş birliğine katıldı. Geçen ağustos ayında Azerbaycan'ın diplomatik statüsü ve resmi temsilcisi olan bir ticaret heyeti İsrail'de turizmi geliştirmek için göreve başladı. Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirildi. Aslında bu sadece, İsrail-Azerbaycan ilişkilerindeki iniş-çıkışları ortadan kaldıran ilk adımdı. Çünkü Bakü, Azerbaycan’ın 1994 yılında kurmasına rağmen İsrail'de diplomatik bir misyon edinmedi. Tahran, tüm gelişmeleri ihtiyatlı bir şekilde takip ediyor. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesiyle İran, İsrail'in Azerbaycan ve BAE'deki askeri varlığının kendisini tehdit edebileceğini düşünebilir. Ancak bunun olma ihtimali aslında oldukça düşük.
Azerbaycan sınırı yakınlarında gerçekleştirilen tatbikatlar, Tahran'ın kuzey komşusunun politikasına verdiği tek tepki olsa da Dağlık Karabağ'da yaşanan gerilimin ardından mevcut durum istikrarsızlaştı. Aslında, bir zamanlar izole bir jeopolitik bölge olan Güney Kafkasya, şimdi Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile daha yakından bağlantılı bir hale geldi. Ortadoğulu aktörler, Azerbaycan ve Ermenistan'da olup bitenleri gün geçtikçe daha fazla etkilemeye başladılar. Dolayısıyla Moskova'nın çatışma bölgesinin ortasında ılımlı bir arabulucu rolünü sürdürmesi güç olacaktır.
Rusya’nın Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi topraklarının geri kalanı üzerindeki vesayeti ise Rus barış güçlerinin beş yıllık görev süresi ile sınırlı. Moskova, Rus barış güçlerinin görev süresinin hoşnutlukla uzatılmasını beklemiyor. Çünkü Bakü ve Ankara, bölgenin tamamının kontrolünü, burayı ekonomik bölge olarak gören Azerbaycan'a geri verilmesinde ısrar edecekler. Bakü'nün bu topraklar üzerindeki yarım kontrolü, Karabağ’daki Ermenilerin bağımsızlık kazanabilecekleri yanılgısına düşmelerine yol açıyor. Bunu da Azerbaycan ordusuyla yaşanan çatışmalarda periyodik olarak ifade ediyorlar.
Ermenistan ve Rusya, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesindeki yükümlülükleri ile bir birlerine karşı sorumlular.  Rus barış gücü askerleri de lojistik olarak Ermenistan'daki üsse ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle Moskova, Ermeni birliklerin silahsızlandırılmasına açıkça soğuk bakıyor.
Son tahlilde Azerbaycan ve İran, genel olarak, askeri çözüme yönelik geniş kanallara sahipler. Bununla birlikte her iki ülke de müzakere grupları ve üst düzey toplantılar çerçevesinde çelişkilerin bir kısmını giderebiliyorlar. Ancak mevcut güç dengesi, İran'ı Ermenileri daha aktif bir şekilde desteklemeye zorlayabilir. Bu da, bölgede savaş sonrası net ve sürdürülebilir bir statükoya ulaşılması yönünde durumu büyük ölçüde karmaşık hale getirebilir.
Şarku'l Avsat Özel
Azerbaycan – İran gerginliği: İran'ın askeri tatbikatları ile nükleer anlaşma müzakereleri arasındaki ilişki
Askeri tatbikatlar Bakü-Tahran arasındaki gerginliği artırırken, İran basını Türkiye’yi İran’a karşı su savaşı başlatmakla suçladı
Azerbaycan, İran’ı uluslararası ve bölgesel güçlerle tehdit etti
İran’dan Azerbaycan’a uyarı: Güvenliğimizi nasıl koruyacağımızı biliyoruz
Gerginlikler daha büyük sorunlara dönüşmemeli



Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
TT

Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın savaşta yeni bir tırmanış başlatmaya karar vermesi halinde İran’ı elindeki en güçlü nükleer olmayan bombayla vurmayı değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın çıkmaza girmesi üzerine Washington yeni askeri seçenekleri masaya yatırıyor.

CNN’e konuşan bilgi sahibi kaynaklar, ABD ordusunun tüm bombaların anası olarak bilinen GBU-43/B tipi bombanın İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef almak için olası kullanımını değerlendirdiğini aktardı.

Donald Trump, geçen hafta 3 Kasım’da yapılması planlanan ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamış ve Tahran’la verimli görüşmeler yürütüldüğünü söylemişti.

Bu açıklama, İran’a karşı yürütülen savaşın ve bunun emtia ile akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin Trump’ın kamuoyu desteğini düşürdüğü bir dönemde geldi. ABD Başkanı’nın seçimlere kısa süre kala anketlerde gerilemesi dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail, saldırıların amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran ise nükleer silah geliştirdiği iddiasını reddederek barışçıl nükleer program yürütme hakkını vurguluyor.

Washington ile Tahran, Pakistan’ın arabuluculuğunda geçen haziranda bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak İran’ın temmuzda Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a askeri saldırılarla karşılık vermesinin ardından mutabakat çöktü. O tarihten bu yana müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor.

Buna rağmen çok sayıda medya kuruluşu, Beyaz Saray’ın Pentagon’dan seçimler öncesinde İran’daki hedeflere yönelik saldırı seçenekleri hazırlamasını istediğini bildirdi.

CNN’e konuşan kaynaklardan biri, Trump’ın askeri planlamanın geniş çaplı enerji altyapısının hedef alınmasını ve tüm bombaların anası olarak bilinen mühimmatın kullanılma ihtimalini de kapsaması yönünde talimat verdiğini söyledi.

Ancak bazı yetkililer, söz konusu bombanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Özellikle İran’ın yer altındaki nükleer tesislerini imha etme kapasitesi tartışma konusu.

Planlara ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, CNN’e yaptığı açıklamada, bombanın geniş alanları tahrip etmede etkili olduğunu ancak bunun ötesinde bir kapasite sunmadığını belirtti. Kaynak, mühimmatın tahkim edilmiş hedefleri delmek üzere tasarlanmadığına dikkat çekti.

Bu tür bombaların kullanılması, siviller arasında can kaybı yaşanması riskini de beraberinde getiriyor.

ABD ordusu, Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2017’de tüm bombaların anasını ilk kez kullanarak Afganistan’da terör örgütü DEAŞ’a ait sığınakları ve tünelleri hedef almıştı. Saldırıda 90’dan fazla örgüt mensubu öldürülmüştü.


Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
TT

Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fort Hood askeri üssüne düzenlenen saldırının faili Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayımlanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararı, idamın canlı yayınlanacağının duyurulmasının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında tepki çekmesinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in infazı izlemeyeceğini söylemesinin ardından geldi.

Trump, perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, idamın kamuoyuna açık şekilde yayımlanmasının “dünyaya güçlü bir caydırıcılık mesajı verebileceğini ve Amerika’nın Hasan gibilerinden, teröristlerden ve aşağılık kişilerden nasıl hesap sorduğunu gösterebileceğini” belirtti. Ancak Trump, “Çok sayıda iyi niyetli ve düzgün insan, onun ölümünü ister canlı yayında ister başka bir görsel yolla olsun, izlememeyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığı, Hasan’ın idamının gelecek 3 Aralık’ta gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Trump, kurbanların yakın aile üyelerinin istemeleri halinde infazı bizzat izleyebileceklerini de belirtti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu ayın başında Hasan’ın idamının kamuya açık şekilde gerçekleştirileceğini duyurması, ardından Pentagon’un infazın canlı yayımlanacağını açıklaması, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geniş çaplı eleştirilere yol açmıştı. Çok sayıda isim, idam görüntülerinin aşırılığı ve radikalleşmeyi körüklemek amacıyla kullanılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Başkan Yardımcısı JD Vance’e bu ayın başında kamuya açık bir infazın Hristiyan inancıyla ne ölçüde bağdaştığı sorulmuştu. Vance, “Bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum” yanıtını vermişti.

fvgbhj
Nidal Hasan, 29 Haziran 2012 (Reuters)

Vance, infaz yöntemine ilişkin tartışmalardan bağımsız olarak, “İnsanların bu adamın çok sayıda masum insanı vahşice öldürdüğünü unutmamasını umuyorum” demişti. Associated Press’in aktardığına göre Vance, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bununla birlikte, infaz sonunda canlı yayımlanırsa ben izlemeyeceğim.”

ABD ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapan psikiyatrist Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009’da Fort Hood askeri üssündeki bir sağlık binasına girmişti. O sırada askerler, yurt dışındaki görevlere gönderilmeden önce aşı olmak ve gerekli sağlık onaylarını almak için uzun kuyruklarda bekliyordu.

Hasan, lazer nişangâhıyla donatılmış bir tabancayla ateş açmış, otoparka doğru kaçmaya çalışan askerleri arkalarından vurmuştu.

Hasan, saldırıyı Afganistan’a giderek kendi dininden Müslümanları öldürmelerini önlemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. Ancak 2013’teki yargılaması sırasında askeri mahkeme, bu gerekçeyi savunmasında kullanmasına izin vermemişti.

Bir kolluk görevlisinin sırtından vurması sonucu vücudunun alt kısmı felç olan Hasan, bugün tekerlekli sandalye kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre Hasan, idam cezasının infazını uzun süre erteletmek için hukuki yollara başvurabilir. Ancak yargılama sırasındaki tutumu, böyle bir erteleme istemeyebileceğine işaret ediyor.


Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında denizde karşılıklı adımların atıldığı ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığı bir dönemde Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayılıyor.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir gemiyi imha ettiğini açıklarken Tahran, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askeri yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askeri çatışmayla sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar tarımsal ürünleri tehdit ederken küresel gıda fiyatlarında artış riskini de yükseltiyor.

İran’la bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askeri operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran’la bağlantılı bir geminin ABD güçleri tarafından vurularak imha edildiğini açıkladı. CENTCOM’un X platformundaki açıklamasına göre gemi, ABD donanmasına ait gemileri hedef almıştı. Açıklamada, saldırıdan önce gemi mürettebatının güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

cdfvghj
İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasında denizde tırmanan gerilimin ortasında geldi. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitte deniz trafiğinin neredeyse durmasına yol açtı. ABD güçleri de iki ülke arasında tırmanan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın

İran ordusu ise perşembe günü, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını duyurdu. Haberi İran devlet televizyonu aktardı.

Televizyonun askeri bir açıklamaya dayandırdığı habere göre, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekipleri, olayın duyurulmasından birkaç saat önce alev alan ve kuralları ihlal ettiği belirtilen bir petrol tankerini tespit etti.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı belirtildi. Yangının nedeni veya gemide meydana gelen hasarın boyutu hakkında ise ayrıntı paylaşılmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçiş sırasında seyir sistemlerini devre dışı bırakan her geminin “düşman” kabul edileceği ve bu gemilere karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

dfvgh
Mesud Pezeşkiyan

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birinde deniz ticaretini tehdit eden risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlaması gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın resmî haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede yüzde 100 kontrol ve gözetim sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında güçlü bir varlık gösterdiğini, İran ordusunun ise boğazın doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede konuşlandığını ifade etti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapılmasının gemileri, ayrıntıları zaman içinde haberlerde ortaya çıkan önlemlerle karşı karşıya bırakacağını söyleyen Seyyari, ABD’de ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’na karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan ablukanın ağırlığını kabul etti

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak halkın öfkesini körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Devrimden sonraki onlarca yıl boyunca İran’ın benzer düzeyde bir abluka, savaş ve zorluk yaşamadığını belirten Pezeşkiyan, Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla vatandaşların hayatını zorlaştırarak onları protestolara yöneltmeye çalıştığını öne sürdü.

Tahran, ABD ve İsrail’i ülke içindeki huzursuzluğu körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ekonomik baskının giderek arttığı ve ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestoların daha sonra hükûmet karşıtı bir harekete dönüştüğü bir dönemde geldi.