Azerbaycan – İran gerginliği: Gerginlikler daha büyük sorunlara dönüşmemeli

İran’ın Azerbaycan sınırında düzenlediği tatbikatta kullanılan tanklar iki ülke arasındaki gerilimi artırdı. (Reuters)
İran’ın Azerbaycan sınırında düzenlediği tatbikatta kullanılan tanklar iki ülke arasındaki gerilimi artırdı. (Reuters)
TT

Azerbaycan – İran gerginliği: Gerginlikler daha büyük sorunlara dönüşmemeli

İran’ın Azerbaycan sınırında düzenlediği tatbikatta kullanılan tanklar iki ülke arasındaki gerilimi artırdı. (Reuters)
İran’ın Azerbaycan sınırında düzenlediği tatbikatta kullanılan tanklar iki ülke arasındaki gerilimi artırdı. (Reuters)

Azerbaycan ve İran derin tarihi ve kültürel ilişkilere sahip iki ülke. İki devlet yaklaşık 760 kilometre mesafe uzunluğundaki sınırı paylaşıyor. Azerbaycan’ın 1991’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana Bakü ve Tahran arasındaki ilişkiler dostluk ilişkileri olarak devam etti. Ancak bu ilişkiler bazen zordu.
1992’de savaş patlak verdi. Ardından Ermenistan Azerbaycan’ın kontrolündeki toprakları yaklaşık 30 yıl boyunca işgal etti. Bununla birlikte bir Müslüman devlete ait topraklarının işgal edilmesi, Ermenistan’a daha yakın bir pozisyon aldığı görülen İran’ı rahatsız etmedi. İran’ın tavrı bu süre zarfında Azerbaycan tarafından hoş karşılanmadı.
Azerbaycan, 2020 sonbaharında geniş kapsamlı çatışmalar başladığında Ermenistan’ı yenerek bir darbe vurdu. Topraklarından daha büyük bir kısmını geri aldı. Bu arada İran sessiz kaldı ve çatışmanın sonlarına doğru ihtilaflı toprakların Azerbaycan’a ait olduğunu ilan etmesi dışında çok fazla net bir pozisyon almadı. Bu savaş, İran’ı rahatsız eden çok sayıda meselenin gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Hatırlanacağı üzere Azerbaycan’ın Ermenistan ile mücadelesinde aldığı zafer, İran-Ermenistan sınırının kapatılması taleplerinin yanı sıra Azerbaycan’a desteklerini ifade etmek için birçok şehirde gösteriler düzenleyen İran’daki Azeri kökenli nüfus tarafından kutlamalarla karşılandı.
Öte yandan İran’ın yaklaşık toplam 85 milyona yaklaşan nüfusu içinde Azerilerin sayılarıyla ilgili tahminler 15 ila 25 milyon arasında oldukları yönünde. Çoğu, ülkenin kuzeybatı bölümlerinde yoğunlaşıyorlar. Tebriz ve Urumiye, en büyük Azeri şehirleri arasında gösteriliyor. Hatta öyle ki bazıları bu bölgeyi İran’ın kuzeyi olarak değil, Azerbaycan’ın güneyi olarak konumlandırıyor. Bu bağlam göz önüne alındığında İranlı yetkililer, Azeriler arasında milliyetçi duyguların kabarmasından hoşnut olmadı.
Bu noktada Türkiye’nin Azerbaycan’ın yürüttüğü savaşa verdiği katkıya işaret etmekte fayda var. Türkiye son zaferde büyük bir rol oynadı. Savaş, iki Türk devleti arasındaki dostluğu daha da pekiştirdi. Çoğu kez bu iki devlet için “Tek millet iki devlet” nitelemesi yapılır. Elbette Bakü’de iki ülke lideri platformda yan yana dururken Türk ordu birliklerinin katılımıyla yapılan zafer geçitleri Tahran’ın pek hoşuna gitmedi.
İsrail de Bakü’nün zaferine katkı sunan diğer devletler arasında yer alıyordu. Azerbaycan ve İsrail yıllar içinde yakın ilişkiler kurdu. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev daha önce ülkesinin İsrail ile ilişkilerinin, özellikle savunma alanında çok çeşitli ve güçlü olduğunu duyurdu. Bu ilişkiler Tahran’ı endişelendirdi. Bunun yanı sıra savaşın İran ticari faaliyetlerine yansımaları da oldu. Dağlık Karabağ’ın işgali süresince İran gıda, yakıt ve diğer malzemeleri, işgal altındaki Azerbaycan topraklarında kendisine herhangi bir engel olmadan Dağlık Karabağ’a, Ermenistan’a ve Batı Asya’nın diğer bölümlerine taşımaya alıştı. Ancak Azerbaycan’ın bu toprakların kontrolünü yeniden ele geçirmesiyle durum tümüyle değişti. Bunun sebebi İran ulaşım yollarının zarar görmesi. İran’ın hiçbir şey olmamış gibi devam etme arzusuna rağmen Azerbaycan ona koşulların şimdi değiştiğini hatırlatmak istedi. Ancak İranlılar meseleyi umursamadı. Aksine eski faaliyetlerine devam etmek için İran araçlarına Ermenistan plakaları takarak sahtekarlık ve dolandırıcılık yapmaya çalıştıkları yönünde bazı söylentiler var.
Buna karşılık Azerbaycan, egemen bir devlet olarak toprakları üzerinden geçen İran tırlarına uyguladığı ‘geçiş vergisine’ ek olarak kısıtlamalar getirmeye devam etti. Bu uygulamaları hayata geçirdiği sırada bazı İranlı tır şoförlerini tutukladı. Bölgede uyuşturucuya el konuldu. Azerbaycanlı yetkililer ise askeri malzeme taşıdıklarından endişe ettiklerini duyurmuştu.
Fakat İran birçok cephede, özellikle de içerde ve aynı zamanda kendi deyimiyle ‘arka bahçesinde’ baskılar hissetmiş olmalı. Sessizliğini bozdu ve harekete geçmeye hazır olduğunu gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdüllahiyan, İran sınırları yakınında ‘Siyonist yapının’ varlığına itiraz etti.
İran Dışişleri Bakanlığı, Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan’ın eylül ayında, Bakü’nün ev sahipliğinde “Üç Kardeş 2021” adı altında düzenlediği üçlü askeri tatbikatlara atıf yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu askeri tatbikatlar, Kazvin (Hazar) Denizi’ne kıyısı olan beş ülke dışındaki ülkelerin askeri varlığını yasaklayan uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor.”
İran Ekim’de Azerbaycan ile olan sınırında askeri tatbikatlara başladı. İran Kara Kuvvetleri Komutanı, ülkesinin, sınırları yakınında ‘Siyonist Devlet’in (İsrail)’ varlığını’ kabul etmediğini söyledi. Ayrıca savaş sırasında Karabağ çevresinde Azerbaycan’ın yanında savaştıklarını iddia ettiği Suriyeli savaşçıların varlığından duyduğu endişeyi de dile getirdi.
Azerbaycan’ın tepkisi ise sakin oldu. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Anadolu Ajansı ile gerçekleştirdiği röportajda, İran’ın tepkileri ve uygulamaları karşısında dehşete düştüğünü ifade etti.
Buna karşılık başta Türkiye ve Rusya olmak üzere diğer büyük bölgesel güçler ise sessiz kaldı. Görünüşe göre bu iki ülke, İran ve Azerbaycan arasındaki gerginliği izliyor ve tansiyonun zamanla, kendiliğinden düşmesini bekliyor.
Görünen o ki, sahadaki sorunların değerlendirmesinde biraz abartıya kaçılıyor. Ulaşım meselesiyle ilgili olarak, durum sadece sahadaki yeni koşullara uyum sağlamayı ve egemen bir devletin kararlarına saygı göstermeyi gerektiriyor. İran'ın içerdeki tehditlerle ilgili algısı daha karmaşık olmakla birlikte çözüm diplomasi, iyi niyet ve iş birliğinde yatıyor. Bölgedeki bu son gelişmeler herkese bölgesel iş birliğinin önemini bir kez daha hatırlattı. Çünkü Dağlık Karabağ yakın zamana kadar bölgedeki çeşit ülkeler arasındaki iş birliği çabalarının çoğunun önünde engel olarak kalmaya devam etti. Bugün bu engel sürüyor ve siyasi atmosfer bu çeşit bir iş birliği için uygun.
Türkiye, birkaç yıldır bölgesel iş birliği için platformlar yaratmaya çalışıyor. Bu kapsamda 2010 yılında “Türkiye-İran-Azerbaycan Dışişleri Bakanları düzeyinde üçlü görüşmeler” mekanizması kuruldu. Tarihi henüz netleştirilmemekle beraber bir sonraki toplantının Tahran’da yapılması kararlaştırıldı. Bu ihtilaf konusu meselelerin ele alınması için güzel bir fırsat oluşturacak.
Türkiye yakın süreçte, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya ve İran dahil olmak üzere 6 taraf arasında işbirliği çerçevesi oluşturma fikrini önerdi. Öneri sunulmakla birlikte uygulama yoluna herhangi bir ilerleme kaydedilmedi.
Her hâlükârda söz konusu ülkelere, ikili ve çok taraflı meselelerde görüş alışverişinde bulunmaları ve çeşitli alanlar üzerinden ortaklık imkanlarını keşfetmeleri için iyi bir fırsat sunduğu göz önüne alındığında, iş birliğine dayalı bu tür girişimler üzerinde çalışılması teşvik edilmeli. Aynı şekilde Azerbaycan ve İran arasındaki son durumda olduğu gibi, mevcut sorunların üstesinden gelmek için bölgesel mekanizmaları desteklemek ve ikili çabaları tamamlamak gerekir.
Şarku'l Avsat Özel
Azerbaycan – İran gerginliği: İran'ın askeri tatbikatları ile nükleer anlaşma müzakereleri arasındaki ilişki
Askeri tatbikatlar Bakü-Tahran arasındaki gerginliği artırırken, İran basını Türkiye’yi İran’a karşı su savaşı başlatmakla suçladı
Azerbaycan, İran’ı uluslararası ve bölgesel güçlerle tehdit etti
İran’dan Azerbaycan’a uyarı: Güvenliğimizi nasıl koruyacağımızı biliyoruz

Azerbaycan – İran gerginliği: Rusya ve arabuluculuk rolünü sürdürmenin güçlüğü



Biden'ın oğlundan Trump'ın çocuklarına kafes dövüşü daveti

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
TT

Biden'ın oğlundan Trump'ın çocuklarına kafes dövüşü daveti

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)

Eski ABD Başkanı Joe Biden'ın oğlu Hunter Biden, Başkan Donald Trump'ın en büyük oğulları Don Jr. ve Eric'e kafes dövüşü için meydan okudu.

Bağımsız gazeteci ve sosyal medya fenomeni Andrew Callaghan'ın yürüttüğü medya şirketi Channel 5, perşembe günü Instagram'ında Biden'ın, Trump'ın oğullarına meydan okuduğu bir video paylaştı.

Biden'a göre Callaghan bu dövüşü "Channel 5 Karnavalı" için organize edeceğini söyledi.

Biden "Yapacağımı söyledim. Eğer bunu ayarlayabilirse kesinlikle varım. Ayarlayamazsa yine de geleceğim" dedi.

Trump'ın oğullarından herhangi biri bu meydan okumayı kabul ederse dövüşün ne zaman ve nerede gerçekleşeceği, Biden'ın onlarla handikapla mı karşılaşacağı yoksa yanına bir takım arkadaşı verilip verilmeyeceği henüz belli değil.

Eğer gerçekleşirse muhtemelen 2026'nın en tuhaf kafes dövüşü unvanını, ABD Başkanı'nın Beyaz Saray bahçesinde düzenlemeyi planladığı UFC 250 etkinliğinden alacak. 14 Haziran'da yapılması planlanan bu etkinlikle, sadece ABD'nin 250. yıldönümü değil, aynı zamanda başkanın 80. doğum günü de kutlanacak.

Trump'ın doğum günü etkinliğinde, halihazırda UFC Hafifsıklet Şampiyonu olan Ilia Topuria ve Geçici Hafifsıklet Şampiyonu Justin Gaethje'nin, tek unvanı elde etmek üzere karşılaşması bekleniyor.

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi.

Instagram videosunda Biden, "Merhaba millet, ben Hunter Biden. Az önce Andrew Callaghan'dan bir telefon aldım. Benden ay sonunda Channel 5 karnaval turnesine katılmamı istedi" dedi.

Tarihleri açıkladıktan sonra Callaghan'ın, "Biden'la Eric ve Don Jr. arasında bir kafes dövüşü düzenlemeye çalıştığını" söyledi.

Callaghan'ın "elinin altında başka birçok sürpriz" olduğunu düşündüğünü belirtse de bunların neler olabileceğine dair ayrıntı vermedi.

devfdev
Donald Trump Jr. (solda) ve Eric Trump (sağda), nisan sonlarında düzenlenecek "Channel 5 Karnavalı" kapsamında Hunter Biden'la dövüşmeye davet edildi (AP)

Trump'ın oğulları gerçekten dövüşürse, Biden yaşı nedeniyle muhtemelen biraz dezavantajlı durumda kalacak. 56 yaşındaki Biden, 48 yaşındaki Don Jr.'dan neredeyse 10, 42 yaşındaki Eric'ten ise 14 yaş büyük.

Bu kişilerden herhangi birinin resmi dövüş sporları eğitimi aldığına dair bir kanıt yok.

Dövüş sporları dünyasının dışından gelen rakiplerin, aralarındaki anlaşmazlıkları kafeste çözmeyi düşündüğü ilk olay bu değil.

X CEO'su Elon Musk ve Meta CEO'su Mark Zuckerberg 2023'te bir kavgaya hazırlanıyordu ancak teknoloji devlerinin savaşı hiç gerçekleşmedi.

The Independent cevap hakkı için Beyaz Saray ve Trump Organization'la temasa geçti.

Independent Türkçe


Melania Trump tarihin en az sevilen First Lady'si

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
TT

Melania Trump tarihin en az sevilen First Lady'si

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor.

CNN'in analizine göre FLOTUS'un (ABD First Lady'si) onay oranı halihazırda -12 ve bu oran bir yıl önce, Ocak 2025'te +3'tü.

Anket sonuçları, Melania'nın Beyaz Saray'da perşembe günü yaptığı dikkat çekici ulusa sesleniş konuşmasından önce açıklandı. First Lady bu konuşmada adı skandallara karışmış cinsel suçlu Jeffrey Epstein'le herhangi bir bağlantısı olduğunu inkar etti. Anket sonuçlarının bu açıklamayla veya Epstein'le ilgisi yok.

Melania'nın şaşırtıcı açıklamasından önce CNN News Central'da konuşan CNN Kıdemli Veri Analisti Harry Enten, "Amerikan halkının Melania Trump'ı gerçekten sevmediğini söyleyebilirim" dedi.

Bu, bir başkanlık döneminin bu aşaması için de en kötü sonuç. Melania Trump, kimsenin kırmak istemeyeceği türden rekorlar kırıyor. Tarihsel olarak berbat... Amerikan halkı onu gerçekten sevmiyor.

Enten daha sonra Melania'yı, anketlerde net pozitif puanlar elde eden Michelle Obama, Jill Biden, Hillary Clinton ve Laura Bush gibi diğer First Lady'lerle karşılaştırdı. En yüksek puanı alan FLOTUS'un, yüzde 50'lik pozitif onay oranına sahip Nancy Reagan olduğunu söyledi.

Uzun süredir kamuoyunun merceği altındaki Melania'nın genellikle ABD Başkanı eşinin gölgesinde kalmayı tercih ettiği biliniyor.

2018'de Trump'ın ilk döneminde Melania, Teksas'ın McAllen kentindeki çocuk gözaltı merkezlerini ziyaret ederken ve Washington DC'ye dönerken giydiği tartışma yaratan ceketle manşetlere çıkmıştı.

Perakendeci Zara'nın 39 dolarlık ceketinin üzerinde "I Really Don't Care. Do U?" (Gerçekten umrumda değil. Ya senin?) yazması, First Lady'nin bunu neden giydiğine dair çeşitli yorum yazılarının çıkmasına yol açmıştı.

defde
Trump'ın ilk dönemine denk gelen 2018'de Melania, Teksas'ın McAllen kentindeki çocuk gözaltı merkezlerini ziyaret ederken ve Washington DC'ye dönerken giydiği tartışma yaratan ceketle manşetlere çıkmıştı. Perakendeci Zara'nın 39 dolarlık ceketinin üzerinde "I Really Don't Care. Do U?"yazması, First Lady'nin bunu neden giydiğine dair çeşitli yorum yazılarının çıkmasına yol açmıştı (Reuters)

CNN'in perşembe günkü programında Enten, Melania'nın tartışmalı belgeseli Melania: Twenty Days To History'ye değindi. Ocak ayında Amazon'da gösterime giren ve eleştirmenler tarafından neredeyse dünya çapında yerden yere vurulan belgeselin, First Lady'nin popülaritesini doğrudan etkilediğini öne sürdü.

Enten, "Bence pek çok kişi, o istemese de bunu siyasi bir iş olarak gördü ve bunu burada açıkça görebilirsiniz" dedi. 

Bunlar gerçek dünya verileri. Bunlar, onun First Lady'ler arasında tarihi bir sevimsizliğe sahip olduğunu gösteren anket verileri değil.

Filmi "fiyasko" diye niteleyen Enten, "özetle, harcanan paranın karşılığının alınamadığı" gerçeğine işaret etti.

Enten "Bu durum anket verileriyle birleşince Melania Trump'ın bir First Lady için tarihsel açıdan ne kadar az popüler olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe


UFC 327: Hafif ağırsıklette kemer kimin olacak?

Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
TT

UFC 327: Hafif ağırsıklette kemer kimin olacak?

Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta UFC 327'deki hafif ağırsıklet kemer mücadelesini inceliyoruz.

UFC'de hafif ağırsıklette yeni bir sayfa açılıyor. UFC 327, sadece bir kemer maçı değil, aynı zamanda bir dönemin kapanıp yenisinin başlamasını temsil ediyor. Eski şampiyon Jiří Procházka ve yükselişini adım adım sürdüren Carlos Ulberg, boşta olan kemer için Miami'de karşı karşıya geliyor.

Bu hikayeyi asıl güçlü kılansa sadece istatistikler değil; iki dövüşçünün kafasından geçenler.

Jiří Procházka'nın kariyeri inişli çıkışlı ama hiçbir zaman sıradan olmadı. Glover Teixeira karşısında kazandığı kemer, ardından gelen sakatlık ve Alex Pereira karşısında yaşadığı iki mağlubiyet… Bunların hepsi onu bu noktaya taşıyan sürecin parçaları.

Ama bu kez farkı yaratan şey fiziksel değil, tamamen zihinsel:

Bebeğimiz olacak. Bu, yaptığım her şeyde beni ileri iten büyük bir enerji oldu, özellikle de hazırlık sürecinde.

Procházka bu sürecin başında ciddi bir tereddüt yaşadığını da saklamıyor:

İlk başta bunun gücümü alacağını düşündüm. Hazırlığımı zayıflatacağını düşündüm. Ama hissettiğim şey tamamen farklıydı. Yaptığım her şeyde daha güçlü bir odak geliştirdim. Her görüntülü konuşmamızda daha güçlü olmak için yeni bir sebep vardı. Ailem için kral olmak istiyorum, gerçek bir erkek olmak istiyorum. Bu benim hayatımdaki büyük temalardan biri.

Onun hayat tarzı her zaman sınırda oldu. Risk almak, korkuyu zorlamak, konfor alanını yok etmek… Bunlar Procházka'nın kimliğinin bir parçasıydı. Meksika'da halatsız tırmanış yapması bunun en uç örneklerinden biri.

Ama artık o tarafını kontrol altına alıyor:

Meksika'da yaptığım şey… Evet, biraz tehlikeliydi. Bu tür şeyleri bırakmam gerekiyor. Kendime güvenimi böyle şeylerle beslemeyi bırakıp, şu ana ve önümdeki dövüşe odaklanmam lazım. Evde beni bekleyen bir aile olduğunu unutmamam gerekiyor.

Bu değişim, onun antrenman yaklaşımını da kökten değiştirmiş:

Her şey daha ciddi. Her antrenman, her nefes, her hareket… Hepsine daha fazla odaklanıyorum. Bu hazırlık sürecindeki en önemli şey bu olabilir. Hayatı biraz daha ciddiye almak.

Procházka'nın belki de en çarpıcı dönüşümüyse dövüşe bakışında:

Bu artık sadece eğlence değil. Antrenman sadece gücümü göstermek için değil. Bu bir iş. Bir sanatçı gibi her gün işimi yapıyorum. Sanat sadece keyif değil; profesyonellik gerektirir. Ben de her gün o sanatçı olmak zorundayım.

Rakibiyle ilgili sözleriyse onun zihnindeki savaşı net şekilde ortaya koyuyor:

Bu tam olarak ihtiyacım olan rakip. Hızlı, ayaklarıyla çok iyi hareket ediyor, sol elini iyi kullanıyor. Böyle rakipleri seviyorum. Onu tehlikeli bir hayvan gibi görüyorum. Ve bu benim doğamda var… Avlamak istiyorum. Ama çok dikkatli olmalıyım. Sabırlı olmalıyım. Her hareketine yüzde 200 dikkat etmeliyim. Onu asla küçümsememeliyim.

Dövüşün nasıl geçebileceğine dair de oldukça açık:

Eğer kaosa dönerse, bu benim oyunum. Ama bu kez daha profesyonel bir performans göstermek istiyorum. Daha iyi olmak beni en çok motive eden şey. Daha iyi hareket, daha iyi zamanlama, daha net vuruşlar… Ve daha iyi savunma, umarım bunu unutmam!

Carlos Ulberg cephesindeyse tamamen farklı bir atmosfer var. Gürültü yok, acele yok, panik yok.

Miami'ye gelişlerini anlatırken bile bu fark hissediliyor:

Takımla birlikte bir buçuk haftadır buradayız. Aynı evde kaldık. Kendi kültürümüzü yaşadık. Hatta bir noktada Küba'daymışız gibi hissettik. Bayside'da yürüyüş yaptım, ortamı hissetmek istedim. Burada ne yaptığımızı anlamak istedim. Çünkü bu büyük bir şey. Dünya şampiyonluğu için dövüşüyorum.

Onun hazırlık yaklaşımı neredeyse meditasyon gibi:

Bu zaman benim için kutsal. Yalnız kalıp her şeyi sindiriyorum. Olan biteni hissediyorum ama kendimi kaptırmıyorum. Çünkü orası tehlikeli. Her şeyi basit tutuyorum. Tekerleği yeniden icat etmeye çalışmıyorum.

Kickboksta 19-2'lik profesyonel kariyer, ardından hızlı bir UFC yükselişi… Ama Kennedy Nzechukwu karşısında aldığı yenilgi onun için bir dönüm noktası oluyor:

Bu yenilgi bana büyük resmi gösterdi. MMA çok zor bir spor. Her şeyde iyi olmak, oyunu anlamak gerekiyor. Bu sporun affı yok. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da zor. Bunların hepsini bir araya getirmek zorundasın ki sadece şampiyon değil, iyi bir şampiyon olabilesin.

Bu farkındalıktan sonra geri dönüyor ve bir daha kaybetmiyor. 9 maçlık galibiyet serisiyle bu noktaya geliyor.

Son kampını anlatırken özgüveni çok net:

Her kamp farklı ama bu kamp özeldi. Kısa sürede bu fırsatı almak, aileme yakın olmak… Hepsi bana ekstra bir ateş verdi. Şimdi yaptığımız şey aynı: Gidip işi bitirmek.

Procházka gibi öngörülemez bir rakibe hazırlanmak konusunda da dürüst:

Jiří gibi birine hazırlanmanın tam bir yolu yok. Çok öngörülemez. Ama bize gereken görüntüyü verebilecek çalışmalar yaptık. Bu dövüş kısa sürede geldi ama biz yıllardır buna hazırlanıyoruz. Onun bir noktada karşımıza çıkacağını biliyorduk.

Ve son noktayı çok net koyuyor:

Hazırız. Geriye içeri girip işi bitirmek kaldı.

Dövüşe bakışıysa tamamen emeğe dayanıyor:

Yapmam gereken her şeyi yaptım. Bu sadece bu kamp değil. Yılların emeği, yılların fedakarlığı. Kendine karşı dürüst olduğunda ve gerçekten çalıştığını bildiğinde, o zaman o an geldiğinde kimse seni inkar edemez.

UFC 327'nin hikayesi işte böyle. Bir tarafta kaosu kontrol altına almayı öğrenen bir savaşçı, diğer tarafta zaten kontrol üzerine kurulu bir sistem.

Ama bu basitlik, işin içindeki detayları daha da keskin hale getiriyor.

Procházka artık sadece içgüdüleriyle dövüşmek istemiyor; onları disipline etmeye çalışıyor. Ulberg ise zaten disiplinin içinde, sadece onu uygulamaya hazırlanıyor.

İki farklı yol, tek bir noktada kesişiyor.

Ve o noktada, sadece biri ayakta kalacak.

12 Nisan Pazar günü S Sport+ üzerinden izlenebilecek UFC 327'de alt kart 02.00, ana kartsa 04.00'da başlayacak. 

Kaynaklar: UFC, ESPN