Fas, İsrail ile güvenlik iş birliğinden ne ölçüde yararlanıyor?

Benny Gantz’ın üç gün sürecek Rabat ziyaretinde birçok alanda anlaşmalar imzalanması bekleniyor.

Fas, İsrail ile güvenlik iş birliğinden ne ölçüde yararlanıyor?
TT

Fas, İsrail ile güvenlik iş birliğinden ne ölçüde yararlanıyor?

Fas, İsrail ile güvenlik iş birliğinden ne ölçüde yararlanıyor?

Naoufel Cherkaoui
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, 23 Kasım’da Fas’ı ziyaret etti. İlk kez Fas’a giden Gantz üç gün sürmesi planlanan ziyareti kapsamında güvenlik iş birliği çerçevesinde Fas ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, Rabat’ın yüksek teknolojiye sahip ekipman edinmesine ve güvenlik alanındaki iş birliğinden faydalanmasına olanak tanıyacak.

Güvenlik iş birliği
Gantz’ın ziyareti, Ulusal Güvenlik Danışmanı Fas asıllı Meir Ben-Shabbat’ın Aralık 2020’nin sonunda ve Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in geçen Ağustos’taki ziyaretinden sonra üst düzey bir İsrailli yetkili tarafından yapılan üçüncü Rabat ziyareti oldu.
Uluslararası ilişkiler alanında çalışmalar yürüten Falı Profesör İssam Laroussi, Gantz’ın ziyaretinin güvenlik iş birliği alanını da kapsayan, 2020 yılında imzalanan anlaşma doğrultusunda gerçekleştiğini söyledi. Ziyaret, özellikle Cezayir Cumhurbaşkanlığı’nın Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesme kararının ardından Fas’ın bölgesel komşuluk ilişkilerinde tanık olduğu köklü değişim ve dönüşümlerin ortasında gelişti. Laroussi, İsrail ile istihbarat ve askeri alanlardaki koordinasyona dikkat çekerken, Fas Krallığı’nın Tel Aviv açısından hayati önem taşıyan silahlardan yararlandığını vurguladı.

Güvenlik ve istihbarat alanları
İsrail tarafı, Gantz ile Fas Ulusal Savunma İdaresinden Sorumlu Bakan Abdullatif Ludi tarafından imzalanan anlaşmanın ayrıntılarını açıklamadı. İsrail Savunma Bakanı, anlaşmanın yalnızca güvenlik ve istihbarat alanlarını kapsadığını söylerken bunun ‘güvenlik anlaşmalarının yapılmasına, Fas’a güvenlik ve askeri teçhizat satışına ve Fas ile ortak askeri tatbikatların düzenlenmesine’ olanak sağladığını bildirdi. Medyada çıkan haberlere göre mutabakat zaptı, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğini kapsıyor. Ayrıca Fas’ın son derece gelişmiş İsrail güvenlik teçhizatı edinmesine de olanak sağlıyor. Gantz, operasyonel planlama, araştırma ve geliştirme alanındaki iş birliğine ek olarak anlaşmayı ‘görüş alışverişinde bulunmak, ortak projeler başlatmak ve İsrail’i Fas’a ihracat yapmaya teşvik edecek olanakları sağlamak açısından çok önemli’ olarak nitelendirdi.
Fas Kraliyet Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada ziyaretin, Fas Krallığı ve İsrail Devleti arasındaki iş birliği ilişkileri çerçevesinde gerçekleştiği belirtildi. Süreç, Kral 6. Muhammed’in başkanlığında, 2020 yılında diplomatik ilişkilerinin yeniden başlamasıyla sonuçlanan ‘Fas- İsrail- ABD’ üçlü bildirgenin imzalanmasından bu yana somut bir ilerlemeye tanık oldu. İki bakan daha önce savunma alanındaki bilgilerin korunmasına ilişkin bir anlaşma ve siber güvenlik alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Yaptıkları açıklamalarda savunma alanında kaydedilen ilerlemeye övgüde bulunuldu.
Güney Bölgesi Komutanı Kraliyet Silahlı Kuvvetleri Genel Müfettişi Belhayr el-Faruk, İsrailli Bakan ile bir araya geldi. Taraflar, iki ülke arasındaki iş birliğinin boyutunu dikkat çekti. İş birliğinin, ‘özellikle eğitim ve savunma yeteneklerinin güçlendirilmesi ve teknoloji transferi alanlarında sürdürülen deneyim alışverişinin umut verici olduğu vurgulandı.

İnsansız hava araçları
İssam Laroussi, iki taraf arasındaki iş birliği çerçevesinde İsrail’in Fas’a insansız hava araçları sağladığına ve iki ülke arasındaki askeri iş birliği alanının Fas’ın güneyindeki illerde genişletildiğine dikkat çekti. Profesör, özellikle ayrılıkçı Polisario Cephesi’nden veya Rabat ile diplomatik ilişkilerini kesen Cezayir askeri rejiminden yöneltilen tacizlerle mücadele için askeri cephaneliği ve ülkenin savunma sistemlerini güçlendirmeyi amaçlayan diğer projeler de olduğunu belirtti. Laroussi ayrıca Fas’ın ‘çıkarlarını, özellikle de Sahra’daki egemenliğini’ korumak için İsrail Savunma Bakanı’nın ziyaretinden faydalanacağını kaydetti.

Mutabakat zaptı
‘The Time of Israel’ gazetesi ziyarete ilişkin haberinde şu ifadelere yer verdi:
“Bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla iki ülkenin savunma bakanlıkları ve ordusu, birbirleriyle daha kolay ve daha fazla iş birliği yapabilir ve istihbarat bilgilerini paylaşabilir. Geçmişte bu iletişim ancak her iki tarafın istihbarat servisleri aracılığıyla mümkün olmuştur.”

Gazeteye göre İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili şu açıklamalarda bulundu:
“İsrail, barış anlaşmaları da imzalanan Ürdün ve Mısır ile yakın güvenlik ilişkilerini sürdürüyor. Ancak onlarla imzalanan herhangi bir savunma mutabakat zaptı yok. Bu da Fas ile varılan bu mutabakatı emsalsiz kılıyor.”
Yetkili ayrıca Fas ile askeri iş birliği anlaşması imzalanmasını ‘ortak projeler oluşturulmasını ve İsrail savunma ihracatının Fas’a kolaylıkla ulaşmasını sağlayacak çok önemli bir olay’ olarak nitelendirdi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde değerlendirmelerde bulunan, jeostratejik alanda çalışmalar yürüten Faslı uzman Şarkavi er-Ravdani şunları söyledi:
“Son Fas- İsrail iş birliği, altı anlaşmanın imzalandığı, Fas- ABD- İsrail üçlü anlaşması ile eşdeğerdir. Fas’ın Tel Aviv ile ilişkileri sadece silah satışı değil, Rabat’ın önemli jeopolitik dönüşümler yaşayan  bölge ile ilişkisini güçlendirmeyi de kapsıyor.”

Niyetlerden şüphe etmek
Fas- ABD- İsrail üçlü bildirgesinden yaklaşık bir yıl sonra, Fas’ın ‘herhangi bir kazanım elde etmeden İsrail’le ilişkiler kurmakta acele etme ‘suçlaması yöneltilmesine neden olan bu anlaşmanın ciddiyeti konusunda şüpheler mevcut. Üçlü bildirge, Rabat’ın Sahra meselesindeki tutumunu ‘Sahra bölgesine özerklik verme önerisini’ kabul ederek desteklemenin yanı sıra Krallığa büyük düzeyde ekonomik ve güvenlik imtiyazı sağlamayı da vaat ediyordu. Zira mevcut ABD yönetimi, eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından ABD-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)- İsrail fonlarıyla kurulan ve üç milyar doları geçmesi beklenen İbrahim Fonu’nu dondurma kararı aldı. ABD ayrıca Sahra sorunundaki tavrını belirleme konusunda isteksiz davranıyor.

Strateji ve güvenlik alanlarında uzman olan Faslı Muhammed et-Tayyar, Fas-İsrail ilişkilerine dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Normalleşmeden söz edemeyiz. Ama durum, yaşanan kesintiden sonra diplomatik ilişkileri yeniden başlatmakla ilgili. Bu noktada Fas’la ilişkilerin son derece sağlamlaştırılması için sert bir baskı yapan, çok önemli bir seçim bloğu oluşturan ve yaklaşık bir milyon kişi olduğu tahmin edilen bir Faslı Yahudi cemaatinin varlığını hatırlatmak zorundayız.”
İsrail Savunma Bakanı’nın ziyaretinin ve ‘güvenlik, askeri ve ekonomik alanları kapsayan’ mutabakat zaptının süreçte sadece bir durak olduğuna dikkat çeken uzman, iki ülkede de büyükelçilik açma prosedürlerinin tamamlanmasının ardından diplomatik ilişkilerin hızlanacağına dikkat çekti. Tel Aviv’in güney Fas illerinde konsolosluk açacağını duyurmasının beklendiğini belirtti.

Muhammed et-Tayyar Washington’ın tavrına ilişkin de şunları söyledi:
“Tavır gayet netti. Herhangi bir değişiklik olmadı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Fas Dışişleri Bakanı ile yaptığı son görüşmede ABD yönetiminin özerklik önerisine bağlılığını ve Fas’ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanıma taahhüdünü iletti.”



Gazze'de Uluslararası İstikrar Gücü oluşturulmasının gecikmesinin ardındaki üç neden

Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
TT

Gazze'de Uluslararası İstikrar Gücü oluşturulmasının gecikmesinin ardındaki üç neden

Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)

Bu ayın ortalarında Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının başlatılmasıyla ana yürütme organları oluşturulurken, Gazze için ‘Uluslararası İstikrar Gücü’nün katılımcılarının açıklanmasının gecikmesinin nedenleri konusunda soru işaretleri devam ediyor.

Washington’ın geçtiğimiz eylül ayında planının uygulamaya konulmasıyla barışı sağlamayı amaçlayan bu güç, barış gücü haline getirildi. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre açıklama, üç ana nedenden dolayı gecikti. Bunlardan birincisi, güce dahil olacak ülkelerin katılımına ilişkin bir karar alınmaması, ikincisi gücün komutanı konusunda anlaşmaya varılmasının gecikmesi ve üçüncüsü de İsrail'in Türk ve Katar güçlerinin bu güce katılmasına karşı çıkmasının yanı sıra arabulucuların bu konuda bir anlaşmaya varmalarından sonra uluslararası çatışmaları önlemek amacıyla Gazze Şeridi'ni silahsızlandırmaktan sorumlu olan ve son aylarda Mısır ve Ürdün'de eğitilen Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmasından sonra göreve başlayacak olmaları.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, pazar günü Kahire'de Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede, ‘ateşkesin uygulanmasını izlemek, İsrail'in geri çekilmesini sağlamak ve erken iyileşme ve yeniden yapılanmanın önünü açmak için uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırılmasının önemini’ vurguladı.

Bu son açıklamadan önce Beyaz Saray, geçtiğimiz cuma günü ‘Barış Konseyi’nin kurulduğunu ve Gazze Şeridi'ndeki geçiş dönemini yönetmek için dört yapıdan biri olarak ‘Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kabul edildiğini duyurdu. Söz konusu yapılar arasında Barış Konseyi, Gazze Yürütme Konseyi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ve Uluslararası İstikrar Gücü bulunuyor. Ayrıca katılımcı ülkeler açıklanmadan Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücü'nün komutanlığına Jasper Jeffers atandı.

Özellikle, son haftalarda Amerikan ve İsrail basında yer alan haberlere göre, İsrail'in çekinceleri olmasına rağmen ABD’nin kabul ettiği Türkiye'nin Gazze’de konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılımı konusunda daha önce yaşanan anlaşmazlık açısından başta ABD olmak üzere arabuluculuk yapan ülkeler, katılımcı ülkelerin ayrıntılarının açıklanmasındaki gecikmenin nedenine değinmedi.

Askeri ve strateji uzmanı Tuğgeneral Samir Ragib, katılımcı ülkelerin açıklanmasının gecikmesinin üç ana nedeni olduğunu düşünüyor. Tuğgeneral Ragib’e göre bunların başında katılımcı ülkeler konusundaki anlaşmazlık geliyor. Ardından İsrail'in Türkiye ve Katar'ın katılımına karşı çıkması ve güvenliği sağlamakla görevli Filistin polis güçlerinin henüz konuşlandırılmamış olması geliyor. Dördüncü neden ise Uluslararası İstikrar Gücü komutanı ile ilgili bir anlaşmazlıktı, ancak bu sorun cuma günü ABD’li bir generalin seçilmesiyle çözüldü. Arap Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Vakfı'nın başkanı olan Ragib, katılımcı ülkelerin ocak ve şubat aylarında açıklanmasını ve gücün mart ayında sahada operasyonlara başlamasını bekliyor.

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli aileleri barındıran çadırlar (AFP)Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli aileleri barındıran çadırlar (AFP)

Askeri ve stratejik analist Tümgeneral Samir Ferec Şarku'l Avsat'a, uluslararası güçlerin konuşlandırılmasındaki gecikmenin, İsrail'in Türkiye'nin katılımına veto etmesi ve uluslararası güçlerin girişine yol açması ve içerdeki direniş unsurlarıyla çatışmaması için konuşlandırılması gereken Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmaması nedeniyle olduğunu söyledi.

Ferec, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Türkiye'nin şu anda Hamas liderlerini barındırdığı ve onlar üzerinde etkisi olduğu için Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılması gerektiğinden emin olduğunu, bu yüzden İsrail'e bunu kabul etmesi için baskı yapacağını ve Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmasından sonra önümüzdeki dönemde katılımcıları açıklayacağını düşünüyor.

Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Uluslararası İstikrar Gücü’nün görevleri arasında, güvenlik operasyonlarını yönetmek ve silahsızlanmayı desteklemek, insani yardım ve yeniden inşa malzemelerinin teslimatını sağlamak, Barış Konseyi'ne ateşkesin uygulanmasını izlemede yardımcı olmak ve bağışçıların katkılarıyla kapsamlı planın hedeflerine ulaşmak için gerekli operasyonları yürütmek yer alıyor.

Ragib’e göre Uluslararası İstikrar Gücü, bu görevler çerçevesinde Gazze içindeki geçiş noktalarına ve sınır yollarına yakın, Philadelphia Koridoru'na bitişik ve İsrail güçleri çekilene kadar İsrail'in kontrolündeki Sarı Hat'ta istikrarı sağlayacak bir güç olacak.

Ferec ise silahsızlanma konusunda ciddi ve samimi bir mutabakat sağlanmadığı ve silahsızlanma konusu özellikle Filistin polisine emanet edildiği sürece hiçbir görevin başarıya ulaşmasının beklenemeyeceğini belirtti.

Ferec’e göre Gazze Şeridi Yönetim Komitesi'nin kalan sorunları çözüldükten ve Hamas'tan görevlerini devraldıktan sonra Filistin polis güçlerinin önümüzdeki iki hafta içinde görevlerine başlayabilir. Böylece önümüzdeki iki ay içinde uluslararası güçlerin girişine daha fazla yaklaşmış olacağız.


Suriye ordusu: PKK ve eski rejimin kalıntılarından oluşan gruplar anlaşmayı bozmaya çalışıyor… Üç asker öldürüldü

Stratejik öneme sahip Tabka şehrini ele geçiren Suriye ordusuna ait birlikler (Reuters)
Stratejik öneme sahip Tabka şehrini ele geçiren Suriye ordusuna ait birlikler (Reuters)
TT

Suriye ordusu: PKK ve eski rejimin kalıntılarından oluşan gruplar anlaşmayı bozmaya çalışıyor… Üç asker öldürüldü

Stratejik öneme sahip Tabka şehrini ele geçiren Suriye ordusuna ait birlikler (Reuters)
Stratejik öneme sahip Tabka şehrini ele geçiren Suriye ordusuna ait birlikler (Reuters)

Suriye Ordusu Operasyonlar Dairesi bugün yaptığı açıklamada, Suriye güçlerini hedef alan iki ayrı saldırıda üç askerin hayatını kaybettiğini, bazı askerlerin de yaralandığını duyurdu.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığı açıklamada, “Terör örgütü PKK’ya bağlı bazı terörist gruplar ile devrik rejim kalıntılarının, anlaşmanın uygulanmasını engellemek amacıyla Suriye ordusu unsurlarını hedef almaya çalıştığı” ifade edildi.

Öte yandan Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye hükümetini Ayn İsa, eş-Şedade ve Rakka bölgelerinde kendi güçlerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçladı.

SDG tarafından yapılan açıklamada, “Rakka’da DEAŞ mensuplarının tutulduğu el-Aktan Cezaevi çevresinde güçlerimiz ile söz konusu gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bu durum son derece tehlikeli bir gelişme” denildi.

Suriye ordusu el-Cezire bölgesine konuşlanıyor

SANA, Suriye ordusunun bugün erken saatlerde, Suriye devleti ile SDG arasındaki anlaşma kapsamında ülkenin kuzeydoğusundaki el-Cezire bölgesine konuşlanmaya başladığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığı haberde, Tişrin Barajı ile Rakka’nın kuzey kırsalının güvence altına alındığı, ayrıca Haseke’nin batı kırsalının da kontrol altına alındığı bildirildi.

Suriye Ordusu Operasyonlar Dairesi, sivil halka, ordu birimlerinin talimatlarına uymaları ve bölgeye yalnızca gerekli hallerde hareket etmeleri çağrısında bulundu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün, SDG lideri Mazlum Abdi ile yeni bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, ateşkesin sağlanmasını ve SDG’nin tam entegrasyonunu öngörüyor.

Yeni anlaşmaya göre, ‘tüm cephelerde ve temas noktalarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes’ uygulanacak, aynı zamanda SDG’ye bağlı tüm askeri birlikler, yeniden konuşlanmanın hazırlık adımı olarak Fırat’ın doğusuna çekilecek.

Anlaşma metninde, Suriye hükümetine Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin hem idari hem de askeri kontrolünün derhal teslim edileceği, tüm petrol sahaları ve sınır kapılarının devredileceği belirtiliyor. Ayrıca Haseke’ye bir vali atamak ve Haseke’deki tüm sivil kurumları Suriye devleti çatısı altında toplamak için bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılacağı ifade ediliyor.

Suriye ordusu mensupları, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından Rakka’ya girişlerini kutluyor. (Reuters)Suriye ordusu mensupları, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından Rakka’ya girişlerini kutluyor. (Reuters)

Anlaşma, SDG’nin tüm askeri ve güvenlik personelinin, gerekli güvenlik denetimlerinden geçtikten sonra bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesine entegre edilmesini ve Kürt bölgelerinin korunmasını öngörüyor.

Anlaşma ayrıca, Ayn el-Arab (Kobani) kentinin ağır askeri unsurlardan arındırılmasını ve kentte sivil bir gücün kurulmasını içeriyor. Bunun yanı sıra, DEAŞ mensuplarının tutulduğu cezaevleri dosyasından sorumlu idari yapının Suriye hükümeti kurumlarına entegre edilerek, hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen devlete devredilmesi kararlaştırıldı.

Anlaşma metni, SDG’yi, ‘komşuluk ilişkilerinde istikrarı sağlamak için Suriye sınırlarından tüm Suriyeli olmayan liderleri ve PKK üyelerini uzaklaştırmaya’ mecbur kılıyor.


SDG: Rakka'da DEAŞ tutuklularının bulunduğu hapishane yakınlarında çatışmalar çıktı

Suriye hükümeti güçleri, Suriye hükümeti ile Kürt güçleri arasında varılan anlaşmadan bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)
Suriye hükümeti güçleri, Suriye hükümeti ile Kürt güçleri arasında varılan anlaşmadan bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)
TT

SDG: Rakka'da DEAŞ tutuklularının bulunduğu hapishane yakınlarında çatışmalar çıktı

Suriye hükümeti güçleri, Suriye hükümeti ile Kürt güçleri arasında varılan anlaşmadan bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)
Suriye hükümeti güçleri, Suriye hükümeti ile Kürt güçleri arasında varılan anlaşmadan bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bugün yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeydoğusundaki Rakka'da DEAŞ tutuklularının bulunduğu hapishane çevresinde SDG savaşçıları ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmaların çıktığını bildirdi.

SDG’nin bugün yayınladığı basın açıklamasında, "İlan edilen ateşkes anlaşmasına ve bu konuda yapılan resmi açıklamalara rağmen, Şam hükümetine bağlı gruplar Ayn İsa, Şeddadi ve Rakka'daki güçlerimize yönelik saldırılarına devam ediyor" ifadeleri yer aldı.

Açıklamada, "Şu anda, DEAŞ terör örgütü mensuplarının tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesi civarında güçlerimiz ile bu gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor ve bu çok tehlikeli bir gelişme" diye belirtildi.

Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandıkları sırada (AFP)Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandıkları sırada (AFP)

SDG, "bu grupların cezaevine ulaşma ve ele geçirme girişimleri nedeniyle tehdit seviyesinin önemli ölçüde arttığını" vurgulayarak, "bu tür eylemlerin istikrarı tehdit eden ve kaos ile terörizmin geri dönüşüne kapı açan ciddi güvenlik sonuçlarına yol açabileceğini" ifade etti.

SDG, bu saldırıların devam etmesinden kaynaklanabilecek her türlü felaket sonucundan saldırgan tarafları tamamen sorumlu tuttu.

Suriye ordusu bugün, PKK'yı (Kürdistan İşçi Partisi) hedef alan iki operasyonda üç askerinin öldüğünü ve birçok askerin yaralandığını açıkladı.

Dün gece Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ile ateşkes anlaşması imzaladı ve SDG'nin Suriye ordusuna tam entegrasyonunu sağladı.