ABD, İran’ın insansız hava araçlarına yaptırım uygulayacak

İran’a ait bir insansız hava aracının geçen nisan ayında çektiği uçak gemisinin görüntüleri yayınlandı. (Tesnim)
İran’a ait bir insansız hava aracının geçen nisan ayında çektiği uçak gemisinin görüntüleri yayınlandı. (Tesnim)
TT

ABD, İran’ın insansız hava araçlarına yaptırım uygulayacak

İran’a ait bir insansız hava aracının geçen nisan ayında çektiği uçak gemisinin görüntüleri yayınlandı. (Tesnim)
İran’a ait bir insansız hava aracının geçen nisan ayında çektiği uçak gemisinin görüntüleri yayınlandı. (Tesnim)

ABD’nin İran’a ait insansız hava araçlarına (İHA) yönelik endişesi artıyor. Tahran ve bölgedeki vekillerinin saldırıları sürerken bir grup Demokrat ve Cumhuriyetçi temsilci, İran’ın insansız hava aracı programına ve tedarikçilerine karşı yaptırım çağrısında bulunan bir yasa tasarısı sundu.
Yasa koyucular, yaptırımların Kongre tarafından onaylanan ABD’nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası’na (CAATSA) dahil olduğunu belirterek ‘İran Uçak Programını Durdurma’ başlığı verilen yasayı sundu. CAATSA, ‘ABD’ye veya müttefiklerine karşı saldırılarda kullanılabilecek, İran’a veya İran’dan savaş uçağı tedarik eden, satan veya nakleden herkese’ yönelik yaptırımları kapsıyor.
Projeyi sunan ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Gregory Meeks konuya dair şunları söyledi:
“Dünyanın en büyük terör kaynağı olan İran’ın elindeki savaş uçakları, ABD’nin güvenliğini ve bölgedeki barışı tehdit ediyor. İran’ın ABD kuvvetlerine, ticaret gemilerine ve bölgedeki müttefiklerine yönelik son saldırıları ve çatışma bölgelerine İHA teknolojisi ihraç etmesi, büyük bir tehlike oluşturuyor.”
Demokrat temsilci tasarının amacının, yaptırımlar getirmenin yanı sıra uluslararası topluma ABD’nin İran İHA programına herhangi bir desteğe müsamaha göstermeyeceği yönünde güçlü bir mesaj göndermek olduğunu vurguladı.
Diğer yandan Komite’nin kıdemli üyesi Cumhuriyetçi Michael McCaul, İHA’ların ABD ve Ortadoğu’daki müttefikleri için tehlike arz ettiği konusunda uyarırken ‘İran, Husiler veya İran destekli milisler ve gruplar’ tarafından yapılan saldırıları ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdi. Ortadoğu’da yaşayanların İran’a ait İHA’ların saldırısına uğrarken özgürlük, istikrar ve refah içinde yaşayamayacaklarını vurgulayan McCaul, önerilen projenin, ABD’nin ‘İran’ın İHA sağlamasına son vermek ve yıkıcı etkilerine rağmen Tahran’a İHA sağlamaya devam edenleri cezalandırmak’ için gerekli tüm araçları kullanacağını açıkça gösterdiğine dikkat çekti.
Her iki partiden de yasa koyucular, İHA saldırılarının artmasından ve İran’ın bu programı geliştirmesinden derin endişe duyduklarını bildirdiler. Söz konusu endişelerin bölgedeki ABD’lilerin hedef alınması ve can kaybı riskinin artması nedeniyle arttığını ifade ettiler.
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz iki hafta önce, İran’ın güneyindeki Çabahar Limanı’nda (Umman Körfezi açıklarında) ve Keşm Adası’nda (Hürmüz Boğazı’nın batısında) deniz hedeflerine yönelik saldırıların başlatıldığı iki merkezi üssün kurulduğunu açıkladı.
İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Amikam Norkin, İran’ın insansız hava aracı tehdidine karşı bölgesel ortaklarla iş birliği yapmayı önerdi.
ABD, İngiltere ve İsrail geçen ağustos ayında, Umman Körfezi’ndeki ‘Mercer Street’ isimli petrol tankerine düzenlenen ve iki İngiliz ve bir Romanyalı mürettebatın öldüğü saldırıdan İran’ı sorumlu tuttu. Beşinci Filo Merkez Komutanlığı, saldırıda ‘İran yapımı’ İHA’ların kullanıldığına dair ‘kanıtlar’ yayınladı.
ABD Hazine Bakanlığı geçen ekim ayının sonunda İran’ın İHA programına yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar, İHA programının beyni olan ve başka bir ABD kara listesinde bulunan Said Ağacani’yi ve Devrim Muhafızları’nda üst düzey yetkili Genral Abdullah Mahrabi’yi de hedef aldı.
Yaptırımlar, ABD’li yetkililerin İran’ı Suriye’deki bir ABD üssüne İHA saldırısı düzenlemekle suçlamasından bir hafta sonra geldi. Yetkililer, söz konusu dönemde ABD’nin  Tahran’ın saldırıya yataklık ettiğine inandığını ancak İHA’ların İran’dan fırlatılmadığını bildirdiler.



Mali kritik bir kavşakta: Üç korkunç senaryo

Mali'nin Bamako şehrinde düzenlenen BAMEX 25 savunma fuarı sırasında nöbet tutan bir asker, 11 Kasım 2025 (Reuters)
Mali'nin Bamako şehrinde düzenlenen BAMEX 25 savunma fuarı sırasında nöbet tutan bir asker, 11 Kasım 2025 (Reuters)
TT

Mali kritik bir kavşakta: Üç korkunç senaryo

Mali'nin Bamako şehrinde düzenlenen BAMEX 25 savunma fuarı sırasında nöbet tutan bir asker, 11 Kasım 2025 (Reuters)
Mali'nin Bamako şehrinde düzenlenen BAMEX 25 savunma fuarı sırasında nöbet tutan bir asker, 11 Kasım 2025 (Reuters)

Rabia Abdusselam

Bamako'ya hâkim olan yeni atmosfer hissedilir bir karamsarlık ve korku yayıyor. Mali'deki güvenlik ve siyasi durum bir gecede beklenmedik bir şekilde kötüleşti. Azavad Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLA) sözcüsü Mahmud Muhammed Ramazan'a göre MNLA, el-Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) ile koordineli olarak, Mali'nin kuzeyindeki Kidal şehrini ve Gao şehrinin bazı bölgelerini ele geçirdi. Buna ilave olarak, Kati gibi bölgelerdeki Mali ordusuna ait stratejik askeri üsleri de hedef aldı.

Bu olaylar, özellikle ülkedeki aktif örgütlerin düzenlediği saldırıların yöntem ve taktikleri açısından güvenlik durumunda tehlikeli bir tırmanışı temsil ediyor. Mali, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin örgütünün Kayes bölgesini (Batı Mali'de Senegal Nehri kıyısındaki bir şehir) ve Nioro bölgesini (Moritanya'nın güney sınırına bitişik) ele geçirmesinin ardından aylardır boğucu ve kapsamlı bir kuşatma altında bulunuyor. Bu bölgeler, Batı ve Güney Mali'yi Moritanya ve Senegal’e bağlayan hayati bir jeopolitik, ekonomik ve ticari koridor oluşturuyor. Buna ek olarak, yakıt tedarikine uygulanan abluka, yakıtın normal fiyatının yedi kat artmasına neden oldu. Eskiden 700 veya 800 CFA frangı (Çad, Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali'nin para birimi) olan bir litre benzin şimdi 4 bin CFA frangına satılıyor.

Mali'deki bu çarpıcı güvenlik gelişmeleri, ülkede faaliyet gösteren örgütlerin doğası, iktidardaki askeri konseyin geleceği ve olası gelecek senaryoları hakkında birçok soruyu gündeme getiriyor.

Önemli bir taktik gelişme

Silahlı örgütlerin düzenlediği saldırılar, el-Kaide bağlantılı CNIM ile MNLA tarafından benimsenen stratejinin doğasında, sürpriz ve pusu unsurlarının damga vurduğu açık ve net bir değişimi gösteriyor. Cezayir-3 Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Nebile Bin Yahya yaptığı açıklamada, “bu gelişme sadece geçici bir olay olarak görülmemeli, kendisini derinlemesine anlamak için birkaç seviyeye ayrılması gerekir” diyor.

Bugün, silahlı örgütlerin, birden fazla noktaya eş zamanlı saldırılar, basit insansız hava araçlarının kullanımı ve saldırıdan önce el yapımı patlayıcıların yerleştirilmesi de dahil olmak üzere karmaşık ve çok yönlü eylemleri benimsediğini gözlemliyoruz

Profesör Nebile’ye göre bu seviyelerin en önemlisi, “geleneksel saldırılardan karmaşık operasyonlara geçişe” odaklanmaktadır. Daha önce, çoğu saldırı basit pusular veya izole askeri mevzilere doğrudan saldırılar şeklindeydi. Ancak bugün, silahlı örgütlerin birden fazla noktaya eş zamanlı saldırılar, basit insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı, saldırıdan önce el yapımı patlayıcıların yerleştirilmesi, tedarik ve iletişim hatlarının hedef alınması ve düzenli orduların istihbarat zaaflarından yararlanılması da dahil olmak üzere karmaşık ve çok yönlü eylemleri benimsediğini görüyoruz. Bu, daha sofistike bir ön planlama seviyesini gösteriyor.

dsvfdv
Mali'nin Kati şehrinde, el-Kaide’nin Batı Afrika’daki kolu tarafından düzenlenen koordineli saldırıların ardından, öldürülen Mali Savunma Bakanı Sadio Camara'nın evinin çevresini gösteren bir uydu görüntüsü, 26 Nisan 2026 (Reuters)

Bamako çevresindeki operasyon alanında birden fazla cephede çatışmalar yaşandı. Mali'nin kuzey ve orta kesimlerindeki farklı bölgelerdeki birçok şehir, bir dizi koordineli ve eş zamanlı saldırıya maruz kaldı. Başkent Bamako'ya sadece 15 kilometre uzaklıkta bulunan, Mali ordusunun ana askeri üslerinden birine ev sahipliği yapan Kati de bu şehirlerden biriydi. Kati'deki askeri üssün içindeki konutuna patlayıcı yüklü araç ile düzenlenen saldırıda, Savunma Bakanı General Sadio Camara ve ailesinin birçok üyesi hayatını kaybederken, bina tamamen yıkıldı.

Bazı saldırılar sadece askeri kayıplara yol açmayı değil, aynı zamanda iktidardaki otoritenin zayıflığını göstermeyi ve halkın askeri kuruma olan güvenini sarsmayı da amaçlıyor

Geçtiğimiz yıl kasım ayında dağıldığını ve birleşik bir siyasi ve askeri yapı oluşturduğunu açıklayan dört Azavad hareketini içeren Azavad Kurtuluş Cephesi ve el-Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, nüfuzlarını pekiştirmek ve erişim alanlarını genişletmek için çeşitli stratejik ve güvenlik zaaflarından yararlanıyorlar. Bin Yahya, bunlar arasında şunları sıralıyor: “Sahra'nın coğrafi genişliği, merkezi hükümetin kontrolünün zayıflığı, askeri kurumların kırılganlığı, etnik ve kabile gerilimleri. Buna ilave olarak, Fransa başta olmak üzere bazı yabancı güçlerin çekilmesinin ardından bazı uluslararası güvenlik ortaklıklarının etkinliğinin azalması da söz konusu. Fransa’nın çekilmesinden ve Rusya'nın (eski adıyla Wagner Grubu aracılığıyla) rolü gibi yeni aktörlerin öne çıkmasının ardından, terör örgütleri taktiklerini yeni ortama uyarladılar ve hedef seçimlerinde ve zamanlamalarında daha esnek hale geldiler.”

Saldırıların ötesinde

Saldırıların, özellikle Bamako'da iktidardaki askeri cuntaya yönelik olarak silahlı örgütler tarafından kasıtlı olarak gönderilen siyasi mesajlar ve sembolik işaretler taşıdığını belirtmekte fayda var. Profesör Nebile, “Bazı saldırılar sadece askeri kayıplara yol açmayı değil, aynı zamanda iktidardaki otoritenin zayıflığını göstermeyi ve halkın askeri kuruma olan güvenini sarsmayı, dolayısıyla meşruiyetini azaltmayı amaçlıyor. Bu durum, halkın öfkesinin artmasına, terör örgütlerinin etkilerini güçlendirmelerine, erişim alanlarını genişletmelerine ve Sahel bölgesindeki uluslararası güç dengesini etkilemelerine elverişli bir ortam oluşturuyor. Başka bir deyişle, saldırılar askeri bir araç olduğu kadar siyasi araca da dönüştü” değerlendirmesinde bulunuyor.

scfdvd
Bamako'da bir simge olan Afrika Kulesi yakınındaki binaların üzerinde yükselen siyah duman, 26 Nisan 2026 (AFP)

Hedef alınan yerler kesinlikle rastgele seçilmemişti. Çatışmalar, başkent Bamako'ya sadece 15 kilometre uzaklıkta, ülkenin en büyük ve en önemli askeri üslerinden birine ev sahipliği yapan askeri bir merkez olan Kati’ye de ulaştı. Burası özellikle stratejik askeri tesisler, eğitim tesisleri ve operasyonel birimler içerdiği için büyük önem taşıyor. Ayrıca, Mali'nin geçiş hükümeti lideri Albay Assimi Goïta ve savunma bakanı Sadio Camara da dahil olmak üzere birçok üst düzey yetkilinin ikametgahı olarak da hizmet veriyor. Saldırıda yararlanan Camara’nın daha sonra öldüğü hükümet tarafından resmen açıklandı. Mali devlet güvenlik servisinin başkanı General Modibo Koné de saldırıda hayatını kaybedenler arasındaydı.

Saldırılar sadece Kati ile sınırlı kalmadı, aynı zamanda MNLA’nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurduğu, valilik binasına baskın düzenlediği kuzeydeki Gao ve Kidal şehirlerine de uzandı. Kidal şehrini, mevcut Mali makamları 2023 yılında Wagner Grubu'ndan Rus paralı askerlerin desteğiyle ele geçirdiklerini açıklamışlardı. Bugün ise Afrika Lejyonu Tuareglerle yapılan bir anlaşma uyarınca Kati'den çekildiğini duyurdu. Saldırılar ayrıca, ülkenin kuzeyi ve güneyi arasında karayoluyla hayati bağlantı görevi gören Sévaré ve Mopti kasabalarını da hedef aldı.

Bundan önce, CNIM örgütü, kuzey Nijer'den başlayarak Timbuktu gibi kuzey ve orta şehirleri ve çevresindeki köyleri, ayrıca Gao, Boni ve Hombori bölgelerini kapsayan hassas bir coğrafi alanı ele geçirmişti. Bu köyler yıllardır sürekli saldırılar, baskınlar ve büyük ölçüde haber yapılmayan boğucu, kapsamlı bir kuşatma altında yaşıyor. Bu durum, Sahel bölgesindeki mevcut durumun genişlediğini ve krizin etnik çatışma, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ve terörizm de dahil olmak üzere karmaşık ve çok yönlü olduğunu teyit ediyor.

Üç senaryo

Bu gelişmeler ve Bamako'daki verilerin birleşimi, Mali'nin şu anda kritik ve son derece hassas bir dönüm noktasında olduğunu doğrulayan bir dizi kasvetli gelecek senaryosunun kapısını aralıyor. Yaşananlar artık sadece bir iç güvenlik krizi değil, tüm Sahel bölgesindeki güç dengesinin yeniden şekillenmesinin parçası haline geldi.

Bu kasvetli senaryolar göz önüne alındığında, Mali'nin kritik bir yol ayrımında olduğu, geleceğinin istikrarsız bir otorite ve zayıf kurumsal yapılar arasında sallantıda olduğu açıkça görülüyor

Profesör Bin Yahya'ya göre, olası senaryolardan biri de “güvenlik alanındaki gerilemenin artması ve kaosun genişlemesi, silahlı örgütlerin sürpriz ve pusu unsurlarına dayanan sofistike saldırılar gerçekleştirme konusunda giderek daha yetenekli hale gelmesidir. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu da Mali'nin sadece yorgun bir devlet değil, zayıf güvenlik kurumları ve geniş coğrafi alanı kontrol etmenin zorluğuyla birlikte çökmüş bir devlet aşamasına gireceği anlamına geliyor.”

İkinci senaryo ise uluslararası yeniden yapılanmaya dayanıyor. Fransız nüfuzunun gerilemesi ve Rusya'nın (eskiden Wagner Grubu aracılığıyla) varlığının artmasının ardından, Mali şimdi Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa (dolaylı olarak), Türkiye ve Çin arasında yeni bir güç mücadelesine tanık oluyor. Bin Yahya “bu senaryonun, Mali'yi sadece terörizme karşı bir savaş alanı değil, jeostratejik rekabet arenasına dönüştürdüğünü, başka bir deyişle, oradaki çatışmanın artık sadece bir güvenlik meselesi değil, nüfuz ve egemenlik savaşı olduğunu” vurguluyor.

sdfe
Mali'nin Bamako şehrinde, el-Kaide bağlantılı isyancıların eylül ayı başlarında uyguladığı abluka nedeniyle yaşanan yakıt kıtlığı ortasında bir benzin istasyonunda toplanmış insanlar, 1 Kasım 2025 (Reuters)

Üçüncü senaryo ise koşullu bir siyasi uzlaşmadır. Bu, en zor ancak aynı zamanda en sürdürülebilir senaryo ve gerçek bir ulusal uzlaşmaya dayanıyor. Krizin temel nedenlerini; yoksulluk, marjinalleşme, kimlik, kalkınma ve adaleti ele almak için kilit paydaşların dahil edilmesini gerektiriyor. Ancak bu senaryo, güçlü bir siyasi irade ve gerçek bölgesel desteğe ihtiyaç duyuyor.

Bu kasvetli senaryolar göz önüne alındığında, Mali'nin kritik bir yol ayrımında olduğu, geleceğinin istikrarsız bir otorite ve zayıf kurumsal yapılar yahut başka bir darbeyle rejimin yeniden yapılandırılması veya silahlı örgütlerin MNLA ve el-Kaide bağlantılı CNIM örgütü bayrağı altında ilerlediği daha tehlikeli bir aşamaya doğru gidişat arasında sallantıda olduğu açıkça görülüyor. Bu arada, güvenlik durumu ve devletin kontrol altına alma gücü, krizin gidişatını belirleyen başlıca faktörler olmaya devam ediyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İran, ABD’nin önerisini değerlendiriyor... Trump ise ‘çok iyi görüşmeler’ yapıldığını ima ediyor

İran, ABD’nin önerisini değerlendiriyor... Trump ise ‘çok iyi görüşmeler’ yapıldığını ima ediyor
TT

İran, ABD’nin önerisini değerlendiriyor... Trump ise ‘çok iyi görüşmeler’ yapıldığını ima ediyor

İran, ABD’nin önerisini değerlendiriyor... Trump ise ‘çok iyi görüşmeler’ yapıldığını ima ediyor

İran, savaşı resmen sona erdirmesi öngörülen ancak ABD’nin temel talepleri olan nükleer programın 
askıya alınması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konularını çözümsüz bırakan bir Amerikan 
barış teklifini değerlendirdiğini açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre, İran Dışişleri Bakanlığı 
Sözcüsü, Tahran’ın yanıtını kısa süre içinde Pakistan üzerinden ileteceğini bildirdi. Pakistan, savaş 
sırasında gerçekleştirilen barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı ve o tarihten bu yana iki taraf arasında 
mesaj trafiğinin yürütüldüğü ana arabuluculuk kanalı konumunda bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın bir anlaşmaya varmak istediğine inandığını söyledi. Beyaz 
Saray’da basın mensuplarına konuşan Trump, “Onlar bir anlaşma yapmak istiyor. Son 24 saatte çok iyi 
görüşmeler yaptık ve bir anlaşmaya varmamız oldukça mümkün” ifadelerini kullandı.


Çin Dışişleri Bakanı: ‘Çalkantılara’ rağmen ABD ile ilişkiler istikrarlı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
TT

Çin Dışişleri Bakanı: ‘Çalkantılara’ rağmen ABD ile ilişkiler istikrarlı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bugün yaptığı açıklamada, Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin ‘çeşitli dalgalanma ve çalkantılara rağmen genel olarak istikrarlı’ olduğunu söyledi. Wang Yi, iki ülkenin küresel barışa katkı sağlayacak yollar bulması gerektiğini ifade etti. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın planlanan ziyaretinden yaklaşık bir hafta önce geldi.

Wang Yi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın, ikili ilişkilerin kritik dönemlerinde sürecin yönlendirilmesine katkı sağladığını belirterek her iki lidere de övgüde bulundu.

Açıklamalar, iki partili ABD Kongre heyetiyle yapılan görüşmede dile getirildi. Senatör Steve Daines başkanlığındaki heyetle bir araya gelen Wang Yi, “Geçtiğimiz yıl Çin-ABD ilişkileri birçok dalgalanma ve çalkantı yaşadı, ancak buna rağmen genel istikrarı korumayı başardık” ifadesini kullandı.

fdbgfbgf
Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda ABD Kongresi heyeti ve Çin heyetinin toplu fotoğraf çekimi (Reuters)

Daines, Wang Yi ile aynı görüşü paylaştığını belirterek iki ülkenin istikrarı hedeflemesi gerektiğini söyledi.

Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın önemli destekçilerinden biri olan Daines, “Gerilimi artırmak değil azaltmak istiyoruz. Ayrışma değil istikrar, karşılıklı saygı istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Daines ayrıca, iki liderin gelecek hafta yapacağı görüşmenin ardından Çin’in daha fazla Boeing uçağı satın almasının gündeme gelebileceğini belirterek, bunun herkesin arzu ettiği bir gelişme olduğunu söyledi.

grtgtrg
ABD’li Senatör Steve Daines (soldan ikinci) Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen ikili görüşme sırasında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (sağdan beşinci) ile konuşuyor. (EPA)

ABD’li senatör, Çin’in Ortadoğu’daki gerilimlerin azaltılmasında ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik süreçte oynadığı rolü de övdü. Senatör, Wang Yi’nin dün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmenin, Pekin’in diplomatik çabalara aktif şekilde dahil olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin’e yapması planlanan ziyaret öncesinde, Washington yönetiminin Pekin’e İran üzerindeki etkisini kullanarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için baskı yaptığı belirtiliyor. Söz konusu boğazdan dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği biliniyor.