Ukrayna’dan uyarı: Savaş uluslararası barışı ve demokrasiyi tehdit ediyor

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının durdurulması gündemiyle toplandı.

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
TT

Ukrayna’dan uyarı: Savaş uluslararası barışı ve demokrasiyi tehdit ediyor

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa, ülkesinin Rusya'nın işgalinden kurtulamaması durumunda uluslararası barış ve demokrasinin ayakta kalamayacağı konusunda uyardı. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise Kiev’in Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk bölgelerine saldırarak çatışmayı başlattığını savundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de konuşmasında Ukrayna’daki savaşın ‘son derece endişe verici’ olduğunu ve bir an önce durması gerektiğini vurguladı.
Söz konusu açıklamalar, Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle Rusya’yı ‘dizginleme çabasında olan’ onlarca devletin çağrısıyla, olağanüstü gündemle toplanan BM Genel Kurul toplantısında geldi. Birleşmiş Milletler 1940’larda kurulduğu tarihten bu yana 11’inci kez olağanüstü genel kurul toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı kararı Rusya’nın dönem başkanlığındaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) alındı. Rusya’nın BM toplantı kararlarını veto hakkı bulunmuyor. Barış İçin Birlik Kararı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1950 tarihinde, sistemin veto kaynaklı tıkanması dolayısıyla alınmıştı. Karara göre uluslararası barışı tehdit eden bir gelişme yaşanır ve BMGK’da sorun veto nedeniyle çözülemezse Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olağanüstü toplanabiliyor.
Oturumun açılışını yapan BM Genel Kurulu Başkanı Abdullah Şahid  katılımcıları ‘savaşta yaşamını yitirenler’ için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Şahid Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bu ülkenin ‘egemenliğine ve toprak bütünlüğüne’ yönelik kabul edilemez bir eylem olduğunu belirterek bu durumun Birleşmiş Milletler tüzüğü ile çeliştiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ukrayna’daki savaşın bir an önce durması gerektiğini yineledi. Rusya’nın Ukrayna şehirlerini gece gündüz füzelerle hedef aldığını belirten Guterres şu ifadeleri kullandı:
“Başkent Kiev her taraftan kuşatılmış durumda. 500 milyon Ukraynalı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ölümüyle sonuçlanan bu artan şiddet kesinlikle kabul edilemez. Artık yeter. Askerlerin kışlalarına geri dönmeleri gerekiyor. Liderlerin barışa gitmesi gerekiyor.”
İnsan hakları kanunlarına uyulması gerektiğini vurgulayan Genel Sekreter sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna’da bir trajedi ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda hepimiz için potansiyel olarak feci sonuçları olabilecek büyük bir bölgesel krizle yüz yüzeyiz. Ukrayna’nın sınırlarına, egemenliğine ve bölgesel güvenliğine saygı duyulmalıdır. Her dakika artan mültecilerle, kolayca Avrupa'nın on yıllardır en kötü insani krizi haline gelebilecek bir durumla yüzleşiyoruz.”
Guterres, güvenlik arayışı içindeki Ukraynalılara kapılarını açan komşu ülkelere minnettar olduğunu belirterek BM’nin Ukrayna halkını terk etmeyeceğini ve insani yardımları artırma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Şimdiye kadar atılan adımlara ek olarak salı günü Ukrayna içinde yerinden edilenlerin ve sınırları geçenlerin ihtiyaçlarını kapsayacak iki yeni eşgüdümlü durum çağrısı başlatacaklarını bildirdi.

Kislitsa: Putin intihar mı ediyor?
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa yaptığı konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i üstü kapalı bir şekilde Nazi lideri Adolf Hitler'e benzeterek, "İntihar etmek istiyorsa nükleer cephane kullanmasına gerek yoktu. Hitler’in Mayıs 1945'te Berlin'de bir sığınakta yaptığının aynısını uygulasaydı” dedi. Genel Kurul’un Rusya Federasyonu'na Ukrayna'ya yönelik saldırısını durdurması yönünde baskı yapması gerektiğini ifade eden Kislitsa; "Genel Kurul, Rusya'nın eylemlerini bağımsız ve egemen bir devlete karşı bir saldırganlık eylemi olarak tanımlamalı ve Rusya'ya kuvvetlerini koşulsuz olarak topraklarımızdan çekmesi yönünde derhal çağrıda bulunmalıdır" dedi. Ukrayna temsilcisi ayrıca ‘Belarus’un Rusya’nın saldırganlığına iştirak eden hain rolünün’ netleştirilmesi ve kınanması gerektiğini vurguladı.

Nebenzia: Saldırgan olan Ukrayna’dır
‘Mevcut krizin sebebinin Ukrayna'nın eylemleri olduğunu’ vurgulayan Rus temsilci Vassily Nebenzia ise unları söyledi:
“Saldırgan olan Ukrayna’dır. Ukrayna yönetimi uzun yıllar boyunca Minsk Anlaşması’ndaki yükümlüklerini yerine getirmedi. Üstelik saldırganlığını sürdürdü ve anlaşmalara istihzayla yaklaştı. Kısa bir süre önce Kiev’in 2015’teki anlaşmalara uymayı düşüneceği yönünde bir umut oluştu. Ancak Batı’nın desteğine olan güvenleri nedeniyle bunu yapmadılar.”
Rus ordusunun Ukrayna'daki siviller için bir tehdit oluşturmadığını iddia eden Nebenzia sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna nüfusuna yönelik tehdit şu an halkı etkin bir şekilde rehin alan, onları canlı kalkan olarak kullanan ve insanların arkasına saklanan Ukraynalı milliyetçiler tarafından temsil edilmektedir. Rusya savaşı sonlandırmak istiyor. Kiev yönetimi hem Donbass sakinlerine hem de tüm muhaliflere karşı kin ve düşmanlık besliyor.”

Karar taslağı
Ukrayna ve Rusya temsilcilerinin ardından üye ülkelerin temsilcileri de söz aldı. Genel Kurul toplantısının bugün akşam saatlerinde sona ermesi bekleniyor. Genel Kurul toplantısının sonunda, Rusya’nın ‘Ukrayna'nın egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası kabul görmüş sınırlarına’ saygılı olmaya çağıran tavsiyeleri içeren bir karar taslağının oylanması bekleniyor. Karar taslağında Rusya’nın Ukrayna'ya karşı saldırganlığının en şiddetli biçimde kınanması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ikinci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar” ifadeleri yer alıyor. Karar taslağında, bu madde uyarınca açık bir ihlale imza atan Rusya’nın askeri güçlerini koşulsuz olarak derhal Ukrayna’dan çekmesinin isteneceği belirtiliyor. Rusya’nın ‘Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlığını tanıma kararını da iptal etmesi isteniyor. Karar taslağında ayrıca taraflardan Minsk Anlaşması’na uymaları ve ilgili uluslararası çevrelerle yapıcı bir şekilde çalışmaları talep ediliyor.  Tüm taraflar, Ukrayna'daki insani yardımların koordinasyonuna ve organizasyonuna destek olmaya çağrılıyor. İnsani yardım çalışanları da dahil olmak üzere sivillerin ve çocukların korunması taahhüdünde bulunulması isteniyor.
Diğer yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Ukrayna'da Rusya'nın saldırganlığından kaynaklanan insan hakları durumuna dair Ukrayna tarafından yapılan acil toplantı çağrısını kabul etti. Konsey'in 49'uncu oturumu, İsviçre'deki BM Cenevre Ofisi'nde başladı. Oturumun 1 Nisan’a kadar devam etmesi bekleniyor.



Squid Game'in yaratıcısından Netflix'e yeni dizi

2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
TT

Squid Game'in yaratıcısından Netflix'e yeni dizi

2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)

Squid Game'in yaratıcısı Hwang Dong-hyuk, fenomen dizinin final yapmasının ardından yeni projesini duyurdu.

Netflix, yapımcılığını Hwang'ın üstlendiği kumarhane temalı suç draması The Dealer'a yeşil ışık yaktı ve ana kadroyu duyurdu.

Dizinin odağında, yetenekli krupiye Geonhwa var. Evlilik hazırlıkları yapan Geonhwa'nın hayatı, bir konut dolandırıcılığı planının kurbanı olmasıyla altüst oluyor. Geonhwa, geride bıraktığını sandığı dünyaya geri çekilerek kumarın tehlikeli yeraltına sürükleniyor; kontrolü yeniden ele almak için uzun süredir sakladığı yeteneklerini kullanmak zorunda kalıyor. 

Senaryo Ohnooy ve Lee Tae-young imzası taşıyor.

Alchemy of Souls'la (Hwan Hon) tanınan Jung So-min, oyun masalarında kendisine olağanüstü bir avantaj sağlayan yeteneklerini yıllardır bastıran krupiye Geonhwa'yı canlandırıyor.

Ryoo Seung-bum ise geçimini riskli bahislerle sağlamaya çalışan ve Geonhwa'nın tehlikeli planına sürüklenen maddi sıkıntıdaki kumarbaz Hwang Chisu rolünde.

Lee Soo-hyuk, içgüdüleri ve esrarengiz tavrıyla öngörülemez bir figüre dönüşen güçlü rakip krupiye Jo Jun'u oynuyor.

Telefon'la (Kol) tanınan Ryu Kyung-soo, Geonhwa'nın nişanlısı Choi Wooseung rolünde izleyici karşısına çıkacak. Karakter, "sakin" görünen hayatının yanında dedektif kimliğiyle de dikkat çekiyor.

Dizi, görüntü yönetmeni Choi Young-hwan'ın yönetmenlikteki ilk işi olacak.

Squid Game'in arkasındaki Firstman Studio, The Dealer'ın da yapımını üstleniyor.    

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Gazze savaşı: BAE, İsrail’e tam destek taahhüdü vermiş

BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
TT

Gazze savaşı: BAE, İsrail’e tam destek taahhüdü vermiş

BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Gazze savaşında İsrail'i Hamas'a karşı destekleme taahhüdü verdiği bir belge sızdırıldı.

Emirates Leaks'in incelediği Ekim 2023 tarihli belgede, "kardeş devlet İsrail'e karşı düzenlenen terör saldırılarına karşı" işbirliği vurgulanıyor.

BAE Kızılayı Başkanı ve Ez-Zafra Bölgesi Temsilcisi Hamdan bin Zayed Al Nahyan'ın, BAE ordusunun Ortak Operasyonlar Komutanlığı'na hitaben yazdığı belgede, Yemen'in batı kıyısındaki Muha, Eritre'deki Massava ve Assab, Somali'deki Berbera ve Bassa'da yer alan askeri üsler aracılığıyla İsrail'e askeri ve lojistik destek sağlanacağı belirtiliyor.

Kızıldeniz kıyısındaki bu üsler aracılığıyla "İsrail Devleti'ni desteklemek için gerekli olan her şeyin" yapılacağı ifade ediliyor.

BAE'nin "Filistin'deki teröristlere karşı savaşında İsrail'i güçlendirmesi" ve bu desteğin "teröristler yenilgiye uğratılana kadar" devam etmesi gerektiği yazılıyor.

"Yemen üzerinden İsrail'e destek"

Belgeye göre Yemen'de BAE destekli Ulusal Direniş Güçleri (NRF) üzerinden de İsrail'e destek verileceği belirtiliyor. NRF, Husiler'in 2017'de öldürdüğü eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in yeğeni Tarık Muhammed Abdullah Salih tarafından idare ediliyor.

Yemen'deki BAE kuvvetlerinin birinci komutanının yardımcısı Tuğgeneral Said el-Merzuki, Muha'daki üste NRF lideri Salih'le 19 Ekim 2023'te bir araya gelmiş.

Görüşmede NRF'yle İsrail arasında iletişim kanalı açılmasının kararlaştırıldığı, "tüm hafif ve orta makineli silahların" İsrail'e transferi için hazırlık yapılmasının istendiği belirtiliyor.

Ayrıca üsten 27 tankın yanı sıra füze mühimmatının Tel Aviv'e nakledileceği yazılıyor.

"Hamas-Katar ilişkileriyle ilgili inceleme"

Belgeye göre BAE, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısıyla patlak veren Gazze savaşında, Katar'ın Hamas'a sağladığı destekle ilgili detaylı inceleme başlatmış.

Katar'ın örgüte mali ve lojistik desteğinin "ciddi boyutta" olduğu yazılıyor. Buna ek olarak Kuveyt'in de BAE'nin Kızıldeniz'in güneyindeki manevralarını engellemeye yetecek kadar Hamas'a destek sağladığı ileri sürülüyor.

BAE ve İsrail, ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında ilişkilerini normalleştirmişti. Anlaşmanın ardından BAE, Tel Aviv'de elçilik açmış, ülkede diplomatik temsilcilik oluşturan ilk Körfez ülkesi olmuştu.

Trump'ın ilk döneminde gerçekleştirilen bu anlaşmalara BAE'nin yanı sıra Bahreyn, Fas ve Sudan da katıldı. Kazakistan da anlaşmalara katılacağını geçen yıl kasımda duyurmuştu.

BAE yönetimi, belgeye ilişkin iddialar hakkında henüz açıklama yapmadı. 

Independent Türkçe, Emirati Leaks, The Cradle, Jerusalem Post, Siasat


Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)
TT

Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)

Türkiye, İran'daki durumdan endişe duyduğunu ifade etti ve yabancı müdahale korkusu nedeniyle bölgedeki gerilimi azaltmak için diyalogun gerekliliğini vurguladı.

Doğu komşusundaki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye, gerilimi azaltmak ve İran'daki protestoları daha fazla can kaybı yaşanmadan ve bölgesel istikrarı tehdit etmeden barışçıl bir şekilde çözmek için yoğun çabalar başlattı.

Yoğun iletişim

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 24 saat içinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'yi iki kez telefonla aradı. Bu görüşmelerin arasında, Ankara'daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir görüşme gerçekleştirdi.

 Fidan, bu akşam Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)Fidan, Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Fidan'ın bugün Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'daki son gelişmeleri ele aldığını ve görüşmenin ardından Barrack ile İran'daki gergin durum ve bölgesel meseleleri ele alan görüşmeler yaptığını bildirdi.

Kaynaklar, Fidan'ın Arakçi'yi ikinci kez aradığını ve görüşmede mevcut bölgesel gerginliklerin çözümü için müzakerelerin gerekliliğini vurguladığını belirtti.

Türkiye'nin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Başkan Donald Trump'ın "yardım geliyor" açıklamasının ardından olası bir ABD askeri müdahalesi konusunda diplomatik kanallar aracılığıyla ABD ile temas halinde olduğunu ifade etti.

İsrail'in manipülasyonu

Cuma günü yaptığı açıklamalarda Fidan, İran'ın bölgedeki ülkelerle “gerçek bir uzlaşma ve iş birliği” içinde olması gerektiğini vurguladı ve bölgede yaşanan protestoların çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti.

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

30 Kasım'da iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgedeki gelişmeleri görüşmek üzere Tahran'ı ziyaret eden Fidan, “Gerçek nedenlerden ve yapısal sorunlardan kaynaklanan bu protestolar, İran'ın dış düşmanları tarafından manipüle ediliyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, bölgenin istikrarı buna bağlı olduğu için her iki tarafa, öncelikle Amerikalılara fayda sağlayacak bir anlaşmayı desteklemek.”

Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)

Fidan, İsrail'in Mossad'ının protestoları manipüle etme girişimlerini gizlemediğini ve sosyal medya hesapları üzerinden İran halkını açıkça isyana çağırdığını belirterek, geçmişte de benzer çağrılar yapıldığını, ancak o dönemde İran halkının farklılıklarını bir kenara bırakarak düşmanın saldırısı karşısında birleştiğini kaydetti.

Protestoların bu seferki niteliğinin farklı olduğunu, savaşın yokluğunda ve tepkilere yol açan diğer gerçek sorunların varlığında gerçekleştiğini açıklayan yetkili şunları ifade etti: "İsrail'in bu durumu istismar etmeye çalıştığını görüyoruz ve bu elbette rejime çok güçlü bir mesaj gönderiyor ve eminim ki rejim bunu dikkate alacaktır."

Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da bu konuda açıklamalarda bulunduğunu belirterek, “Ancak İran halkı sorunun ne olduğunu, kime yaradığını ve nasıl tepki vereceğini çok iyi bildiği için İsrail'in umduğu sonucun gerçekleşmeyeceğine kesin olarak inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Yabancı müdahaleye karşı uyarı

Türkiye, İran'a yönelik herhangi bir dış müdahalenin ülkede ve bölgedeki krizleri daha da kötüleştireceği uyarısında bulunarak, mevcut sorunların çözümü için ABD ile İran arasında müzakereler yapılması çağrısında bulundu.

Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Ömer Çelik, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olan Türkiye'nin, “İran toplumu ve hükümeti içindeki bazı sorunlara” rağmen, İran'da kaos görmek istemediğini söyledi.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, pazartesi gecesi yapılan partinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında Çelik, “İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da söylediği gibi, bu sorunlar İran toplumu içindeki iç etkileşimler ve İran ulusal iradesi yoluyla çözülmelidir” dedi.

Çelik, “Yabancı müdahalenin daha kötü sonuçlara yol açacağına ve özellikle İsrail'in kışkırttığı müdahalenin daha büyük krizlere yol açacağına inanıyoruz” diye devam etti.

 Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)

Milliyetçi Hareket Partisi lideri ve Cumhur İttifakı'nda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ortağı olan Devlet Bahçeli, İran'ın siyasi ve bölgesel güvenliği ve istikrarının "Türkiye için ölüm kalım meselesi" olduğuna inanıyor.

Bahçeli dün partisinin parlamento grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail'in İran'a karşı “saldırgan tutumunu” “konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmak” olarak nitelendirerek, İran'daki protestolar ile 2013 yılında İstanbul'da başlayan ve daha sonra Türkiye geneline yayılan, Erdoğan hükümeti devirmeyi amaçlayan “Gezi Parkı” olayları arasındaki benzerliklerin dikkatle değerlendirilmesi çağrısında bulundu. İran'daki “Azerbaycanlı Türklere” bu olaylardan uzak durmaları ve İran'a yabancı müdahaleye yol açabilecek meselelere karışmamaları yönünde dolaylı bir mesaj gönderdi.

Bahçeli, uluslararası hukuku hiçe sayan mevcut politikalarıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni "hasta bir adama" benzeterek şunları söyledi: "19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu 'hasta adam' olarak tanımlanmıştı ve günümüz dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İnsanlığını büyük ölçüde yitirmiş, içten içe yozlaşmış toplumuyla, kristal bir vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler çok uzak değil."