Ukrayna’dan uyarı: Savaş uluslararası barışı ve demokrasiyi tehdit ediyor

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının durdurulması gündemiyle toplandı.

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
TT

Ukrayna’dan uyarı: Savaş uluslararası barışı ve demokrasiyi tehdit ediyor

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda üyelere hitaben bir konuşma yaptı. (Reuters)

Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa, ülkesinin Rusya'nın işgalinden kurtulamaması durumunda uluslararası barış ve demokrasinin ayakta kalamayacağı konusunda uyardı. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise Kiev’in Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk bölgelerine saldırarak çatışmayı başlattığını savundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de konuşmasında Ukrayna’daki savaşın ‘son derece endişe verici’ olduğunu ve bir an önce durması gerektiğini vurguladı.
Söz konusu açıklamalar, Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle Rusya’yı ‘dizginleme çabasında olan’ onlarca devletin çağrısıyla, olağanüstü gündemle toplanan BM Genel Kurul toplantısında geldi. Birleşmiş Milletler 1940’larda kurulduğu tarihten bu yana 11’inci kez olağanüstü genel kurul toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı kararı Rusya’nın dönem başkanlığındaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) alındı. Rusya’nın BM toplantı kararlarını veto hakkı bulunmuyor. Barış İçin Birlik Kararı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1950 tarihinde, sistemin veto kaynaklı tıkanması dolayısıyla alınmıştı. Karara göre uluslararası barışı tehdit eden bir gelişme yaşanır ve BMGK’da sorun veto nedeniyle çözülemezse Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olağanüstü toplanabiliyor.
Oturumun açılışını yapan BM Genel Kurulu Başkanı Abdullah Şahid  katılımcıları ‘savaşta yaşamını yitirenler’ için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Şahid Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bu ülkenin ‘egemenliğine ve toprak bütünlüğüne’ yönelik kabul edilemez bir eylem olduğunu belirterek bu durumun Birleşmiş Milletler tüzüğü ile çeliştiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ukrayna’daki savaşın bir an önce durması gerektiğini yineledi. Rusya’nın Ukrayna şehirlerini gece gündüz füzelerle hedef aldığını belirten Guterres şu ifadeleri kullandı:
“Başkent Kiev her taraftan kuşatılmış durumda. 500 milyon Ukraynalı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ölümüyle sonuçlanan bu artan şiddet kesinlikle kabul edilemez. Artık yeter. Askerlerin kışlalarına geri dönmeleri gerekiyor. Liderlerin barışa gitmesi gerekiyor.”
İnsan hakları kanunlarına uyulması gerektiğini vurgulayan Genel Sekreter sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna’da bir trajedi ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda hepimiz için potansiyel olarak feci sonuçları olabilecek büyük bir bölgesel krizle yüz yüzeyiz. Ukrayna’nın sınırlarına, egemenliğine ve bölgesel güvenliğine saygı duyulmalıdır. Her dakika artan mültecilerle, kolayca Avrupa'nın on yıllardır en kötü insani krizi haline gelebilecek bir durumla yüzleşiyoruz.”
Guterres, güvenlik arayışı içindeki Ukraynalılara kapılarını açan komşu ülkelere minnettar olduğunu belirterek BM’nin Ukrayna halkını terk etmeyeceğini ve insani yardımları artırma konusunda kararlı olduklarını belirtti. Şimdiye kadar atılan adımlara ek olarak salı günü Ukrayna içinde yerinden edilenlerin ve sınırları geçenlerin ihtiyaçlarını kapsayacak iki yeni eşgüdümlü durum çağrısı başlatacaklarını bildirdi.

Kislitsa: Putin intihar mı ediyor?
Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Sergey Kislitsa yaptığı konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i üstü kapalı bir şekilde Nazi lideri Adolf Hitler'e benzeterek, "İntihar etmek istiyorsa nükleer cephane kullanmasına gerek yoktu. Hitler’in Mayıs 1945'te Berlin'de bir sığınakta yaptığının aynısını uygulasaydı” dedi. Genel Kurul’un Rusya Federasyonu'na Ukrayna'ya yönelik saldırısını durdurması yönünde baskı yapması gerektiğini ifade eden Kislitsa; "Genel Kurul, Rusya'nın eylemlerini bağımsız ve egemen bir devlete karşı bir saldırganlık eylemi olarak tanımlamalı ve Rusya'ya kuvvetlerini koşulsuz olarak topraklarımızdan çekmesi yönünde derhal çağrıda bulunmalıdır" dedi. Ukrayna temsilcisi ayrıca ‘Belarus’un Rusya’nın saldırganlığına iştirak eden hain rolünün’ netleştirilmesi ve kınanması gerektiğini vurguladı.

Nebenzia: Saldırgan olan Ukrayna’dır
‘Mevcut krizin sebebinin Ukrayna'nın eylemleri olduğunu’ vurgulayan Rus temsilci Vassily Nebenzia ise unları söyledi:
“Saldırgan olan Ukrayna’dır. Ukrayna yönetimi uzun yıllar boyunca Minsk Anlaşması’ndaki yükümlüklerini yerine getirmedi. Üstelik saldırganlığını sürdürdü ve anlaşmalara istihzayla yaklaştı. Kısa bir süre önce Kiev’in 2015’teki anlaşmalara uymayı düşüneceği yönünde bir umut oluştu. Ancak Batı’nın desteğine olan güvenleri nedeniyle bunu yapmadılar.”
Rus ordusunun Ukrayna'daki siviller için bir tehdit oluşturmadığını iddia eden Nebenzia sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna nüfusuna yönelik tehdit şu an halkı etkin bir şekilde rehin alan, onları canlı kalkan olarak kullanan ve insanların arkasına saklanan Ukraynalı milliyetçiler tarafından temsil edilmektedir. Rusya savaşı sonlandırmak istiyor. Kiev yönetimi hem Donbass sakinlerine hem de tüm muhaliflere karşı kin ve düşmanlık besliyor.”

Karar taslağı
Ukrayna ve Rusya temsilcilerinin ardından üye ülkelerin temsilcileri de söz aldı. Genel Kurul toplantısının bugün akşam saatlerinde sona ermesi bekleniyor. Genel Kurul toplantısının sonunda, Rusya’nın ‘Ukrayna'nın egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası kabul görmüş sınırlarına’ saygılı olmaya çağıran tavsiyeleri içeren bir karar taslağının oylanması bekleniyor. Karar taslağında Rusya’nın Ukrayna'ya karşı saldırganlığının en şiddetli biçimde kınanması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ikinci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar” ifadeleri yer alıyor. Karar taslağında, bu madde uyarınca açık bir ihlale imza atan Rusya’nın askeri güçlerini koşulsuz olarak derhal Ukrayna’dan çekmesinin isteneceği belirtiliyor. Rusya’nın ‘Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlığını tanıma kararını da iptal etmesi isteniyor. Karar taslağında ayrıca taraflardan Minsk Anlaşması’na uymaları ve ilgili uluslararası çevrelerle yapıcı bir şekilde çalışmaları talep ediliyor.  Tüm taraflar, Ukrayna'daki insani yardımların koordinasyonuna ve organizasyonuna destek olmaya çağrılıyor. İnsani yardım çalışanları da dahil olmak üzere sivillerin ve çocukların korunması taahhüdünde bulunulması isteniyor.
Diğer yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Ukrayna'da Rusya'nın saldırganlığından kaynaklanan insan hakları durumuna dair Ukrayna tarafından yapılan acil toplantı çağrısını kabul etti. Konsey'in 49'uncu oturumu, İsviçre'deki BM Cenevre Ofisi'nde başladı. Oturumun 1 Nisan’a kadar devam etmesi bekleniyor.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe