ABD ve BM yetkilileri Filistin topraklarındaki gerilimi düşürmek için temaslarını yoğunlaştırdı  

Washington, ‘derin endişe’ duyuyor ve Mescid-i Aksa’nın statükosunun korunmasını istiyor  

Yasadışı yerleşimcilerin protesto gösterilerine müdahalelerini önlemek amacıyla oluşturulan barikatların önünden geçen bir Filistinli. (AFP)  
Yasadışı yerleşimcilerin protesto gösterilerine müdahalelerini önlemek amacıyla oluşturulan barikatların önünden geçen bir Filistinli. (AFP)  
TT

ABD ve BM yetkilileri Filistin topraklarındaki gerilimi düşürmek için temaslarını yoğunlaştırdı  

Yasadışı yerleşimcilerin protesto gösterilerine müdahalelerini önlemek amacıyla oluşturulan barikatların önünden geçen bir Filistinli. (AFP)  
Yasadışı yerleşimcilerin protesto gösterilerine müdahalelerini önlemek amacıyla oluşturulan barikatların önünden geçen bir Filistinli. (AFP)  

Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler'deki üst düzey yetkililer, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan olayların önüne geçmek ve Kudüs kentinde sükûnetin sağlanması amacıyla temaslarını yoğunlaştırdı.  
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek, Kudüs’teki gerginliğin son bulması ve sükunetin sağlanması için temasta bulundu. ABD’li üst düzey yetkililer Filistinli ve Arap yetkilileri arayarak, mevcut gelişmelere hakkında ‘endişelerini’ dile getirdi. Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Norveç, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, İrlanda ve Çin'in talebi ile toplandı. BMGK, İsrail ile Filistin arasında son günlerde artan gerginliği ve şiddet olaylarını ‘Filistin dahil olmak üzere Ortadoğu’daki durum’ başlığı altında, kapalı oturumda gerçekleşen istişare toplantısında görüştü. BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, konsey üyelerine Filistin ve Kudüs’te yaşanan son gelişmeler hakkında brifing verdi. Wennesland’ın, 15 Nisan sabahı Mescid-i Aksa’ya baskın yapan İsrail güvenlik güçleri ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalara dair ayrıntılı bir sunum yaptığı öğrenildi. BM yetkilisi, çıkan olaylarda en az 152 Filistinlinin yaralandığını belirtti, 1967 Altı Gün Savaşlarının ardından yapılan anlaşma uyarınca, Mescid-i Aksa’da sadece Müslümanların ibadet edebileceğini, buna karşılık bazı fanatik grupların ‘Heykel Dağı’nın’ burada olduğu iddiasıyla bölgeye giriş yapmak istediklerini ifade etti. Wennesland ayrıca önceki gün Gazze Şeridi’nden İsrail’e bir roket fırlatıldığını söyledi. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından imha edilen roket dört aydan bu yana Gazze’den fırlatılan ilk roket olma özelliğini taşıyor.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, konsey üyelerinin çoğu, Hamursuz, Fısıh ve Ramazan bayramlarının iç içe olduğu bu ayda gerilimin daha da tırmanmasına yönelik endişelerini dile getirdi. Birleşik Arap Emirlikleri temsilcisi Abu Dabi’nin tutumunu yineledi. İsrail’in Mescid-i Aksa’ya baskın yapması nedeniyle olayların geliştiğini belirten temsilci, Filistinlilerin ibadet hakkına saygı duyulması gerektiğini ve Mescid-i Aksa’nın kutsallığını ihlal edecek davranışlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Çin temsilcisi ise, son olayların, Filistin meselesinin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattığını belirterek, barış görüşmelerinin iki devletli çözüm çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Toplantının ardından, Fransa, Norveç, İrlanda ve Arnavutluk ortak bir açıklama yaptı. Çatışmaların yaşandığı kutsal alanlarda gerilimin artmasından ‘derin endişe duyulduğu’ belirtilen açıklamada, şiddete son verilmesi, sivillerin zarar görmesinin engellenmesi ve kutsal mekanların statükosuna saygı gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca tüm taraflara itidal çağrısı yapıldı. 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres Ürdün Kralı 2. Abdullah ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Guterres ve Ürdün Kralı Abdullah’ın, Kudüs'teki durum dahil olmak üzere Ortadoğu barış sürecindeki gelişmeleri görüştüklerini kaydetti. Guterres, "Kudüs'teki kutsal mekanların statükosunun korunması ve sükûnetin sağlanması’’ çağrısını yineledi. Filistin halkına ‘umudun yeniden kazandırılması gerektiğini’ belirten Guterres, iki devletli çözümü desteklemek için barış sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini ifade etti. Ürdün Krallık Divanı'ndan yapılan açıklamaya göre, Kral Abdullah, İsrail'in, Filistin’de iki devletli çözümü ve kapsamlı barışa ulaşma şansını baltalayacak tek taraflı uygulamalarını eleştirdi. Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsüne zarar verilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti ve Mescid-i Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünmesine yönelik her türlü girişimi kınadı. Kral 2. Abdullah, Kudüs'te artan gerginliği önlemek için uluslararası çabaların yoğunlaştırılması gerektiğini de vurguladı. 
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kuveyt Başbakanı Şeyh Sabah Halid el-Hamed es-Sabah ile görüştü. Görüşmede Kudüs’teki son gelişmelerin yanı sıra, Körfez ülkelerinin Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) daha fazla nasıl destek verebileceği ve Filistinlilere Doğu Ürdün’de iş olanaklar sağlanması konuları ele alındı. Guterres ‘her türlü provokasyondan kaçınmanın’ önemini vurguladı, Mescid-i Aksa bölgesindeki yıkımların durması gerektiğini ifade ederek, Kudüs’teki kutsal mekanların ‘tarihi statükosunun’ korunmasının zorunlu olduğunu belirtti.  
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen Safadi ile İsrail ve Filistin'de tırmanan gerilimi ve Kudüs'teki olayları görüştü. Dışişleri Sözcüsü Ned Price, yaptığı açıklamada, Blinken ve Safadi'nin, Batı Şeria ile Küdüs'te İsrail ve Filistin arasında tırmanan gerilimi ve Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Harem-i Şerif'teki şiddet olaylarını ele aldığını belirtti. Görüşmede, İsraillilerin ve Filistinlilerin gerilimi tırmandıran eylem ve söylemlerden kaçınarak şiddet döngüsünü sona erdirmeye çalışmasının önemine işaret edildiğini aktardı. Price; "Bakan Blinken, Harem-i Şerif/Tapınak Dağı'ndaki tarihi statükoyu korumanın önemini vurguladı ve Ürdün Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki Müslüman kutsal mekanların hamisi olarak özel rolünü takdir etti. Bakan, ABD'nin bölgede istikrar taahhüdünü ve İsrail-Filistin ihtilafına iki devletli çözüme desteğini yeniden teyit etti" ifadelerini kullandı.  
 Price daha önceki bir açıklamasında, ‘"Kudüs'te, Harem-i Şerif ve Tapınak Dağı'ndaki şiddet olaylarından derin endişe duyuyoruz. Herkesi itidale ve Harem-i Şerif ile Tapınak Dağı’ndaki tarihi statükoyu korumaya davet ediyoruz. Biden yönetimi gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerilimin tırmanmasının önüne geçmek için, İsrail ve Filistinli yetkililer ile temaslarını sürdürüyor’’ demişti. 



Ukrayna savaşından iki yıl sonra Batılı liderler Kiev’de

Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
TT

Ukrayna savaşından iki yıl sonra Batılı liderler Kiev’de

Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)

Kanada, Belçika ve İtalya başbakanlarının da aralarında bulunduğu dört Batılı lider, Rus işgalinin ikinci yıldönümünde Ukrayna ile dayanışma içinde olduklarını göstermek için bugün Kiev'e gitti.

İtalyan hükümeti yaptığı açıklamada, Başbakan Georgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Belçikalı mevkidaşı Alexander De Croo ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Polonya'dan trenle Ukrayna'nın başkentine gittiğini belirtti.

De Croo Kiev tren istasyonuna varırken (DPA)
De Croo Kiev tren istasyonuna varırken (DPA)

Kiev’e vardığı sırada Ukrayna’nın olağanüstü direnişini öven Leyen sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının ikinci yıldönümünde ve Ukrayna halkının olağanüstü direnişini kutlamak için Kiev'de olduğunu" söyledi.

Leyen, “Her zamankinden daha güçlü bir şekilde Ukrayna'nın yanındayız. Mali olarak, ekonomik olarak, askeri olarak, ahlaki olarak. Ta ki ülke nihayet özgürleşene kadar” dedi.

Meloni'nin bugün ilerleyen saatlerde Kiev'den, G7 grubunun liderlerinin yanı sıra çok sayıda yetkili ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin katılımıyla bir video konferansa ev sahipliği yapması planlanıyor.

AFP’nin haberine göre, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ise Ukrayna’da Rus güçleri tarafından işgal edilen bölgelerdeki birlikleri denetledi.

Şoygu, “Bugün, güçlerin oranı açısından avantaja sahibiz” dedi.

Ordudan yapılan açıklamada, Şoygu’ya, Rus kuvvetlerinin stratejik sanayi şehri Avdiyivka'nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından saldırı modunda olduğu konusunda bilgi verildiği belirtildi.


Google'dan "Gmail kapatılıyor" söylentilerine yanıt

AFP
AFP
TT

Google'dan "Gmail kapatılıyor" söylentilerine yanıt

AFP
AFP

Google, sahte bir e-postanın kullanıcıları arasında paniğe yol açması üzerine Gmail'in kapatıldığını yalanlamak zorunda kaldı.

Eskiden Twitter diye bilinen X'te yayımlanan gönderide hizmetin "kullanımdan kaldırıldığı" iddia ediliyordu. İlk gönderi bunun bir şaka olduğunu açıkça ortaya koyuyordu (Google'ın Gemini AI hizmetiyle ilgili bir karışıklık nedeniyle kazara gerçekleştiğini iddia ediyordu) ancak hizmetin kapatıldığına dair gerçek gibi görünen bir mesaj içeriyordu.

Ancak bu mesaj, Google'ın temel HTML görünümünü ortadan kaldırmasıyla ilgili gerçek bir e-postaya dayanıyordu. Gmail'in tamamen hizmetten kaldırıldığı izlenimini vermek için yeniden düzenlenmişti.

Viral gönderide "Gmail'le ilgili önemli bir güncellemeyi paylaşmak üzere sizlere ulaşıyoruz" deniyor.

Yıllarca dünya çapında milyonları birbirine bağlayan, kesintisiz iletişim sağlayan ve sayısız bağlantıyı teşvik eden Gmail'in yolculuğu sona eriyor.

Duyuru kısmen gerçek gibi görünmüş olabilir çünkü Google, popüler olsalar bile hizmetlerini kapatmakta bir üne sahip. O kadar çok Google ürünü kaldırıldı ki bunlar artık "Killed by Google" (Google Tarafından Kaldırıldı) diye bilinen ve toplam 293 uygulama, hizmet ve donanımın listelendiği özel bir internet sitesinde takip ediliyor.

Ancak bu mesaj sahteydi. Google e-posta hizmetinden kurtulacak gibi görünmüyor.

Şirket X'te "Gmail kalıcı" diye yazdı.

Gmail 2004'te, 1 Nisan'da kullanıma sunulmuş ve pek çok kişi tarafından bir aldatmaca olduğu sonucuna varılmıştı. Ancak çok daha fazla özellik ve kullanıcı kazanmaya devam etti.

Google hizmeti kaç kişinin kullandığına dair bilgi vermiyor fakat tahminler yaklaşık 2 milyar aktif kullanıcı olduğunu gösteriyor. Bu da onu kolayca dünyanın en büyük e-posta hizmeti haline getirecektir.

Independent Türkçe


Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
TT

Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)

Japonya'nın başkenti Tokyo'daki "Hello Kitty" karakterli tema park, "terör tehdidi" şeklinde tanımlanan uyarı almasının ardından geçici olarak kapatıldı.

Resmi Kyodo ajansının haberine göre, başkentin batısında bulunan Tama bölgesindeki "Sanrio Puroland" tema park yönetimi, "tehlikeli" başlıklı e-posta aldı.

"Terör tehdidi" şeklinde tanımlanan e-postada, tema park sahasına "tehlikeli nesnenin yerleştirildiği" uyarısı yapıldı.

Söz konusu e-posta, park yönetimince, emniyet güçlerine ihbar edildi. İhbarda, "terör tehdidinden" şüphelenildiği aktarıldı.

Sanrio Puroland'ın internet sitesinde "Müşterilerin, oyuncuların ve sahadaki personelin güvenliğini tam olarak sağlayamadığımız için geçici olarak kapalıyız." ifadesi kullanıldı.

Bölgeye sevk edilen polislerin tema parkta yaptığı aramada, şüpheli bir nesne saptanmadığı açıklandı.

Devlet televizyonu NHK'ye göre, emniyet güçleri, "tehlikeli nesne" uyarısı yapılan e-postanın kaynağını araştırıyor.

Hem çocuk hem yetişkinlere yönelik "Hello Kitty" dahil Sanrio marka birçok çizgi dizi karakterinin yer aldığı iç mekan tema parkı, Aralık 1990'da hizmete açılmıştı.


Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
TT

Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)

Çin'in Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Yerel yönetimden yapılan açıklamaya göre, Yuhuatay merkez ilçesindeki çok katlı konut kompleksinde dün sabah yangın çıktı.

Yangında 15 kişi hayatını kaybetti, 44 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi.

Sosyal medyada yer alan videolarda, alt kattan çıkan alevlerin binanın cephesini sararak üst katlara yükseldiği görüldü.

İtfaiye ekipleri 25 araçla yangına müdahale ederken, söndürme ve kurtarma çalışmaları 8 saate yakın sürdü.

Olayla ilgili soruşturmada, ilk belirlemelere göre yangının, apartmanın zemin katında elektrikli bisikletlerin park edildiği bölümde başladığı belirlendi.

Çin'de bu yılın başında meydana gelen ölümlü yangın vakalarının ardından merkezi hükümet, yerel yönetimlerden güvenlik tedbirlerini artırmalarını istemişti.

Hınan eyaletinde 20 Ocak'ta kır yatılı ilköğretim okulundaki yangında 13 öğrenci, 24 Ocak'ta Ciangşi Cuang Özerk Bölgesi'nin merkezi Şinyü şehrinde apartmanda çıkan yangında ise 39 kişi yaşamını yitirmişti.


‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
TT

‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)

Londra Temyiz Mahkemesi, bugün itibarıyla, öğrenci olduğu dönemde Suriye'ye giderek DEAŞ’a katılmak amacıyla ülkesini terk eden İngiltere doğumlu Şamima Begüm'ün, vatandaşlığının iptaline yönelik karara yönelik itirazı reddetti.

İngiliz hükümeti, ulusal güvenlik gerekçesiyle Begüm'ün vatandaşlığını 2019 yılında, Suriye'deki bir gözaltı kampında bulunmasının ardından iptal etmişti. Şu an 24 yaşında olan Begüm, alınan kararın yasa dışı olduğunu savunarak İngiliz yetkililerin kendisini insan ticareti mağduru olup olmadığını doğru bir şekilde değerlendirmediğini iddia etti. Bu argüman, Şubat 2023 yılının şubat ayında gerçekleşen alt mahkeme tarafından reddedilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre ekim ayında yapılan temyiz başvurusu üzerine mahkeme bugün yaptığı açıklamada, Begüm'ün durumuna ilişkin kararın zorlu olduğunu kabul etmekle birlikte, durumdan kendisinin sorumlu olduğunu belirtti. Yargıç Sue Carr, mahkemenin görevinin kararı yasal açıdan değerlendirmek olduğunu, bu bağlamda yapılan inceleme sonucunda vatandaşlıktan mahrumiyet kararının yasa dışı olmayıp temyizin reddedildiğine karar verdiğini ifade etti.

Hükümet, mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, İngiltere’nin ve halkının güvenliğinin önceliği kapsamında bu yönde alınan her kararın güçlü bir şekilde savunulacağını belirtti.

Begüm'ün avukatları, onun ve Suriye'de kalmış diğer kişilerin İngiltere'ye geri dönüşü için çağrıda bulundu ve bu talebin reddedilmesini ‘utanç verici’ olarak niteledi.

Begüm'ün avukatı Gareth Peirce, gazetecilere şun açıklamayı yaptı:

"Fransa, Almanya, Belçika, ABD, Kanada ve Avustralya gibi diğer tüm ülkeler, vatandaşlarını geri getirdi. Benzer durumda olan her ülke, vatandaşlarını geri almak dışında bir çözüm olmadığını kabul etti. Şimdi İngiltere neredeyse yalnız kaldı."

Begüm'ün durumu, onun terör örgütüne kendi iradesiyle katıldığını iddia edenlerle, henüz bir çocukken ayrıldığı ve iddia edilen suçlar için İngiltere'de yargılanması gerektiğini savunanlar arasında tartışma konusu oldu

Begüm, 2015 yılında 15 yaşındayken iki okul arkadaşıyla birlikte Londra'dan ayrılarak Suriye'ye gitmiş, orada DEAŞ mensubu biriyle evlenmişti. Doğurduğu üç çocuk henüz bebekken yaşamını yitirmişlerdi.

Genç kadın, 2019 yılından bu yana Suriye'de, Roj Kampı'nda, diğer yabancı kadın ve çocuklarla birlikte yaşıyor.


UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA
TT

UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, savaş nedeniyle Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'sinin sınıf içi eğitim verebildiğini bildirdi.

Elder ile Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Delegasyonu'nun Ukrayna'daki Başkanı David Fisher, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında 24 Şubat 2022'den bu yana devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son 2 yılda savaşın yıktığı Ukrayna'daki çocukların aylarca zorunlu olarak yer altındaki sığınaklarda kaldığını hatırlatan Elder, çok sayıda çocuğun bu nedenle derin psikolojik sıkıntılar yaşadığını söyledi.

Sözcü Elder, "Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor. Bu durum, diğer sonuçlarının yanı sıra sosyalleşmenin engellenmesine yol açıyor." dedi.

Fisher, çevrim içi katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Ukrayna'daki insanların zorluklara rağmen çabaladığını ancak bombardımanlar ve belirsizlik nedeniyle toparlanmalarının mümkün olmadığını kaydetti.

Savaş nedeniyle en ağır yıkımın olduğu bölgelerde temel hizmetlere erişim sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Fisher, sahadaki ortaklarıyla Ukrayna halkına destek olmayı sürdürdüklerini ifade etti.

Fisher, ayrıca Ukrayna'da en fazla ihtiyacın ve zor erişimin doğu bölgesindeki temas hattında olduğuna dikkati çekti.


Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA
TT

Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." dedi.

Guterres, BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen Ukrayna oturumunda konuştu.

BM Şartı ve uluslararası hukukun dünyayı savaştan korumak için yol haritası sunduğunu aktaran Guterres, "Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı topyekün işgali ikisini de ihlal etti." diye konuştu.

Guterres, adil bir barışın artık sağlanması gerektiğini belirtti.

Mevcut dünya düzenini "kaotik" olarak tanımlayan Guterres, güç ilişkilerinin net olmadığını ve bu nedenle istikrarsızlık ve "dokunulmazlık" hislerinin yaygınlaştığını söyledi.

Guterres, savaşlarda herkesin acı çektiğine dikkati çekerek, Ukrayna halkının savaş nedeniyle çok büyük acılara maruz kaldığının altını çizdi.

10 binden fazla sivilin öldürüldüğünü, hastaneler, okullar, sağlık tesisleri ve sivil altyapıların yok edildiğini dile getiren Guterres, BM'nin yaygınlaşan şiddeti kayıt altına aldığını ifade etti.

Guterres, Rus ordusunun siviller ve esirlere işkence ile cinsel şiddet uyguladığının belgelendiğini belirterek, "Tüm sorumlular hesap vermelidir." şeklinde konuştu.

Ukraynalı ailelerin çocuklarını kaybetme korkusu yaşadığını kaydeden Guterres, Ukrayna dışına çıkarılan tüm çocukların aileleriyle tekrar bir araya getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Guterres, yaklaşık 4 milyon Ukraynalının yerinden edildiğini, bunlardan 1 milyonunun çocuklardan oluştuğunu söyleyerek, ülkede 14 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakının da üzerinden 10 yıl geçtiğini anımsatan Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Guterres, savaşın Rus halkına da zarar verdiğini, binlerce genç Rus'un cephede öldüğünü, çatışmanın yayılma riskinin de yüksek olduğunu belirtti.

Savaşın dünya genelinde ise jeopolitik bölünmüşlükleri derinleştirdiğini aktaran Guterres, diğer acil küresel sorunlara da odaklanılmasını engellediğini kaydetti.

Guterres, savaşın yarattığı acı ve küresel gerginliğin üzerinden iki yıl geçtiğini anımsatarak, "Artık yeter. BM Şartı'nı küçümsemek büyük sorun, ona saygı duymak ise çözüm yaratır." dedi.


ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)
TT

ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)

ABD yetkililerin, ülkenin batı bölgesinde yüksek irtifada uçan, aidiyeti ve amacı bilinmeyen bir balon tespit ettikleri ve takibe aldıkları belirtildi.

CBS’in haberine göre, bir askeri uçak tarafından tespit edilen balonun ilk incelemeler sonucu bir tehdit oluşturmadığı kaydedildi.

Colorado eyaleti üzerinde yaklaşık 12 bin metre irtifada uçan balonun kime ait olduğu ve hangi amaçla bırakıldığının henüz bilinmediği, balonun hava akımıyla doğuya, Georgia eyaletine doğru sürüklendiği ifade edildi.

Balonun yetkililer tarafından takibinin yapıldığı bildirildi.

ABD semalarında geçen yıl şubatta da tespit edilen ve Çin'e ait olduğu ortaya çıkan benzeri bir yüksek irtifa balonu, ülkede uzun süre gündem olmuştu.

ABD ile Çin arasındaki "casus balon" krizi

ABD Savunma Bakanlığı, 3 Şubat 2023'te Çin'e ait yüksek irtifa istihbarat balonunun ABD ana kıtası üzerinde uçuş yaptığının ve Montana eyaletinde aralarında nükleer başlık ve uzun menzilli füze depolarının olduğu bazı hassas askeri tesislerin üzerinden geçtiğinin tespit edildiğini bildirmişti.

Çin, balonun ülkeye ait sivil bir hava aracı olduğunu, meteorolojik araştırma için kullanıldığını, kontrol kabiliyeti sınırlı olduğundan rüzgarlarla sürüklenerek yanlışlıkla ABD hava sahasına girdiğini ileri sürmüştü.

Çin'in açıklaması Washington'ı tatmin etmemiş; balon, 4 Şubat'ta, Başkan Joe Biden'in emriyle Atlantik Okyanusu üzerine çıktığında, ABD kara sularında Amerikan ordusuna ait savaş uçağı tarafından vurularak düşürülmüştü.

Pekin yönetimi, "sivil insansız hava aracına güç kullanarak müdahale ettiği" gerekçesiyle ABD'yi protesto etmişti.


Navalni’nin ekibi: “Rus yetkililer onu hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit ediyor

Aleksey Navalni (AP)
Aleksey Navalni (AP)
TT

Navalni’nin ekibi: “Rus yetkililer onu hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit ediyor

Aleksey Navalni (AP)
Aleksey Navalni (AP)

AFP’nin önde gelen Rus muhalefet ekibinden aktardığına göre Rus müfettişler, dün (23 Şubat Cuma) ailesinin halka kapalı bir cenaze töreni düzenlemeyi kabul etmemesi halinde Aleksey Navalni’yi Arktik bölgesindeki hapishane yerleşkesine gömmekle tehdit etti.

Navalni, Kremlin’e karşı kampanyasına yönelik suçlamalar nedeniyle üç yıl hapis yattıktan sonra 16 Şubat’ta öldü.

Yetkililer şimdiye kadar cesedini geçtiğimiz Cumartesi günü kuzey Sibirya’daki hapishane yerleşkesine gelen annesine teslim etmeyi reddetti.

Rus muhalif Navalni’nin annesi (Reuters)
Rus muhalif Navalni’nin annesi (Reuters)

Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, X üzerinden yaptığı açıklamada “Bir saat önce müfettişler Alesey’in annesini aradılar ve ona bir süre verdiler. Halka açık bir veda olmadan gizli bir cenaze törenini kabul etmek için üç saati var, yoksa Aleksey yerleşkeye gömülecek” dedi.

Annesi Lyudmila Navalnaya’nın pazarlık etmeyi reddettiğini, çünkü oğlunu nasıl ve nereye gömeceğine karar verme yetkisine sahip olmadıklarını belirtti.

Navalni’nin ekibi, Kremlin’in Navalni’nin ölümünden sonra bile korktuğunu, onu desteklemek ve Putin’e karşı bir gösteriye dönüşebilecek popüler bir cenaze törenine izin vermediğini söyledi.

Ekip, daha önce Putin’i Navalni’nin cesedinin bağımsız bir adli tıp analizine izin vermeyerek eylemlerini örtbas etmeye çalışan bir ‘katil’ olarak tanımlamıştı.

Rus polisi, geçen hafta Navalni için düzenlenen anma törenlerinde yüzlerce kişiyi gözaltına aldı.

Putin, Navalni’nin ölümüyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.


Beyaz Saray, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nı İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı

Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
TT

Beyaz Saray, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nı İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı

Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)
Johnson geçtiğimiz Aralık ayında Zelenskiy ile görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenliyor (AFP)

Beyaz Saray, dün ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Başkanı Mike Johnson'a yönelik eleştirisini artırdı ve onu Ukrayna'ya yardım göndermeyi amaçlayan bir ulusal güvenlik tasarısının oylanmasını engelleyerek İran ve Rusya'ya yardım etmekle suçladı.

Reuters'e konuşan altı kaynak, İran'ın Rusya'ya çok sayıda güçlü ‘karadan karaya’ balistik füze sağladığını ve bunun ABD yaptırımlarına tabi iki ülke arasındaki askeri işbirliğini güçlendirdiğini söyledi. Beyaz Saray Basın Sekreteri Yardımcısı Andrew Bates, İran’ın Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşındaki ve Ukrayna şehirlerine yönelik saldırılarındaki yeteneklerini artırmak için çok çalıştığını söyledi. Bates, “Başkan Biden İran'a karşı çıkıyor, ancak tüm bunların içinde Meclis Başkanı Johnson'dan 'İran'ı memnun etmeme' taahhüdü nerede bekleniyor? Başarılamadı. Bunun yerine onun eylemsizliği Putin ve Hamaney'e fayda sağlıyor” dedi.

Geçtiğimiz hafta Senato çoğu yasayı onaylayan Demokratlara katılan 22 Cumhuriyetçi de dahil olmak üzere 70'e 30'luk ezici tarafın Ukrayna, İsrail ve Tayvan için 95 milyar dolar değerinde bir yardım tasarısını onayladı. Johnson, kararı oylamaya sunmadan Temsilciler Meclisi'ne iki haftalık bir tatil vererek, “Senato bizi harekete geçmeye zorlamayacak” dedi. Johnson, herhangi bir uluslararası askeri ve insani yardım paketinin, ABD'nin Meksika sınırındaki güvenliği ele alacak önlemleri de içermesi gerektiğini söyledi.