Biden, Amerika Zirvesi'nde zorluklarla karşı karşıya

ABD Başkanı Joe Biden, dün Los Angeles'ta Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdi (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, dün Los Angeles'ta Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdi (AFP)
TT

Biden, Amerika Zirvesi'nde zorluklarla karşı karşıya

ABD Başkanı Joe Biden, dün Los Angeles'ta Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdi (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, dün Los Angeles'ta Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdi (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden, Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles şehrinde Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin düzenlendiği bu dönemde ciddi zorluklarla karşı karşıya. ABD hükümeti bu zirve ile aslında nüfuzunu pekiştirmek için Latin Amerika ülkeleri liderleriyle yeni bir aşama kaydetmeyi, bilhassa Çin’in güney yarımküredeki artan etkisi karşısında göç, ticaret ve yoksulluk konularını ele almayı hedefliyor.
Zirvede önemli ülkelerden bazı liderlerin yokluğu ve bazı liderlerle gergin ilişkiler kaynaklı eleştiri ve tartışmalara rağmen Biden yönetimi, ekonomik kalkınmanın sağlanması, iklim değişikliği ve göçle mücadelede bölgesel ilerleme kaydedilmesi amacıyla birçok girişimin başlatılacağını duyurdu.
Beyaz Saray yetkilileri, girişimlerin iklim krizinin ele alınmasına ve istihdam için ekonomik fırsatların, aynı zamanda kalkınmanın sağlanmasına, dirençli toplumlar inşa edilmesine ve temiz enerji alternatifleri geliştirilmesine yardımcı olacağını ifade etti.
Beyaz Saray, temiz enerji alanında ticaret ve yatırımın teşvik edilmesi yönünde 15 ülkeyi kapsayan girişime beş yeni ülkenin daha dahil olduğunu bildirdi. Biden, ülkesinin karbon emisyonlarını azaltma yönünde Brezilya, Kolombiya ve Peru'daki Amazon yağmur ormanlarını koruma çabalarını desteklemek için 12 milyon dolar sağladığını duyurdu.
Dün gerçekleştirilen görüşmelerde Biden, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile istişarelerde bulundu. Başkan Yardımcısı Kamala Harris, temiz enerji ve iklim konularını görüşmek üzere Karayip Devletleri Topluluğu liderleriyle bir görüşme düzenledi.
Medya ve analistler, Biden'ın eski Başkan Donald Trump'a yakınlığı ile bilinen Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro ile ilk kez bir araya gelişini yakından izledi.
Brezilya’da Ekim 2022'de düzenlenecek seçimlerin güvenilirliği ve dürüstlüğünden şüphe duyuluyor. Bolsonaro, sağcı yönetiminin zayıf ekonomik performans gösterdiği eleştirileri ile karşı karşıya iken solcu eski lider Lula da Silva'nın geri dönmesi çağrıları kaydediliyor. Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, Trump'ın Biden'ın kazandığı 2020 ABD seçimlerinde hile yapıldığı yönündeki iddialarını açıkça desteklemesi ardından iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik yaşanmıştı. Ancak Brezilya Devlet Başkanı ile ilişkileri geliştirmek, Biden'ın kıta liderliğini kanıtlama hesaplarının önemli bir parçası sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı ise zirvede yer almadı.
Biden, Çarşamba akşamı Amerika Ülkeleri Zirvesi’nin açılışını demokrasinin ‘bölgenin ayırt edici bir özelliği’ olması çağrısı ile gerçekleştirdi. Biden’ın ABD'nin otoriter olarak nitelediği bazı liderleri davetliler listesine almama kararının yarattığı gerilimi yatıştırmaya çalıştığı gözlemlendi. Söz konusu karar bazı ülkelerin zirveyi boykot etmesine neden olmuştu.  
Biden zirvenin açılışında yaptığı 15 dakikalık konuşmasında, “Bugün, demokrasinin dünya çapında saldırı altında olduğu bir zamanda bir araya geliyoruz. Gelin bir kez daha birleşelim, demokrasinin yalnızca Amerikan tarihinin belirgin özelliği değil, aynı zamanda geleceğinin temel bileşeni olduğuna dair inancımızı tazeleyelim. Büyük ve çeşitliliğin olduğu bir bölgede yaşıyoruz. Her zaman her konuda anlaşamıyoruz; ancak demokrasi devletleri olduğumuz için farklılıklarımızı karşılıklı saygı ve diyalog yoluyla aşabiliyoruz” ifadelerine başvurdu.
Biden, Çarşamba akşamı, Latin Amerika'da daha kapsamlı büyümeyi teşvik etme yönünde "Ekonomik Refah için Amerika Ortaklığı” girişiminin başlatıldığını duyurdu. Bu girişimin bölgesel ticareti daha sürdürülebilir kılacak, tedarik zincirlerini pekiştirecek, temiz enerji alanında iş fırsatları yaratacak ve iklim kriziyle mücadeleyi sağlayacak bir ekonomik eylem çerçevesi içereceğini açıkladı.
Bugün göçün düzenlenmesi yönündeki planını açıklaması beklenen Biden, bu planı ‘göçü yönetmeye yönelik yeni ve entegre bir yaklaşım ve yarımküre genelindeki ortak sorumluluk’ olarak nitelendirdi. “Güvenli ve düzenli göç, ABD dahil tüm ekonomilerimiz için faydalıdır” ifadelerini kullanan Biden, bu hususun sürdürülebilir büyüme için katalizör niteliğinde olduğunu, ancak yasa dışı göçün kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Geçtiğimiz yıldan bu yana Biden yönetimi, ABD-Meksika sınırında, özellikle Orta Amerika ülkeleri, Venezuela ve Haiti'den benzeri görülmemiş bir göçmen akınını ele almaya çalışıyor.
Başkan Yardımcısı Harris, Salı gecesi yaptığı açıklamada, göçün sınırlı hale getirilmesi umuduyla Orta Amerika'daki iş fırsatlarını desteklemek için 1,9 milyar dolar tahsis edileceğini açıkladı.
Biden, Kanada, Brezilya ve Arjantin liderleri dahil olmak üzere en az 20 devlet liderini ağırladı. Ancak 1994 yılında Miami'de gerçekleştirilen açılış toplantısından bu yana ABD'de ilk kez düzenlenen zirveye Küba, Nikaragua ve Venezuela liderleri davet edilmedi.
Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, zirveye katılmayarak yerine Dışişleri Bakanı’nı gönderdi. Bolivya, Guatemala ve Honduras liderlerinin de zirvede yer almaması, Biden'ın ekonomik işbirliği, göç ve iklim değişikliği konularında ABD’nin bölgede liderliğini yeniden dayatma çabalarına darbe vurdu.
Latin Amerika ve Karayipler bölgesi, Kovid-19 salgınından ciddi şekilde etkilendi; zirâ bu bölgede kaydedilen ölümler, tüm dünyada kaydedilen can kayıplarının en az yüzde 40’ını temsil ediyor. Bölge ekonomik çöküşün yanı sıra çevresel felaketler ve siyasi istikrarsızlıktan da muzdarip.
Biden bu zorlukların üstesinden gelinmesi için Amerikalılar Arası Kalkınma Bankası’nda (IDB) köklü bir değişikliğe gidilmesi önerisinde bulundu. Aynı zamanda dijital bağlantı, yenilenebilir enerji ve sağlık alanlarının pekiştirilmesi için bankanın özel sektör finansman kolunu ABD sermayesi ile destekleme sözü verdi.
Biden, bölgedeki 500 bin halk sağlığı ve tıp uzmanının beş yıl süreyle eğitimi yönünde yeni bir ABD sağlık ekibinin kurulduğunu, aynı zamanda ihracata yönelik gıda üretimini ve gübre üretimini artırmak için yarım kürenin önde gelen gıda ihracatçıları ABD, Arjantin, Brezilya, Kanada, Şili ve Meksika arasında yeni bir ortaklığın kaydedildiğini duyurdu. 
Amerika Ülkeleri Zirvesi, Çin bölgeye yoğun yatırımlarda bulunduğu sırada Biden yönetiminin ise Latin Amerika ülkeleriyle ilişkileri canlandırma ve yenileme arzusunu temsil ediyor.
Amerikan Araştırma Enstitüsü verilerine göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping göreve geldiği 2013 yılından bu yana Latin Amerika'yı 11 kez ziyaret ederken Biden ise göreve geldiği Ocak 2021'den bu yana henüz herhangi bir ziyaret gerçekleştirmedi.



Çin ordusunun üst kademelerindeki tasfiye, orduyu ve Tayvan'ın geleceğini nasıl etkileyebilir?

General Cang Youşia (Reuters)
General Cang Youşia (Reuters)
TT

Çin ordusunun üst kademelerindeki tasfiye, orduyu ve Tayvan'ın geleceğini nasıl etkileyebilir?

General Cang Youşia (Reuters)
General Cang Youşia (Reuters)

Çin geçtiğimiz hafta, ordunun en üst düzey generalini "disiplin ve hukukun ciddi ihlalleri" şüphesiyle soruşturduğunu açıklayarak önemli bir adım attığını duyurdu. Ayrıntılar açıklanmadı, ancak bu adım son derece önemli kabul ediliyor çünkü general, Cumhurbaşkanı Şi Cinping'den sonra en yüksek rütbeli askeri yetkiliydi.

Savunma Bakanlığı, önceki gün yaptığı açıklamada, yetkililerin iki generali soruşturduğunu belirtti: Çin'in en yüksek askeri organı olan güçlü Merkezi Askeri Komisyon'un en üst düzey başkan yardımcısı General Cang Youşia ve komisyonun kıdemli olmayan bir üyesi olup ordunun müşterek kurmaylığını yönetmekten sorumlu General Liu Cinli.

Bu hamle, altı üyesinden beşi görevden alınmış veya soruşturma altına alınmış olan Şi başkanlığındaki “komite”nin tüm yapısını etkili bir şekilde sarstı.

Asia Society Policy Institute'un Çin Analiz Merkezi'nde araştırmacı olan Neil Thomas, “Şi Cinping, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana Çin askeri liderliğinin tarihindeki en büyük tasfiyelerden birini gerçekleştirdi” değerlendirmesinde bulundu.

Ordu ve genel olarak Çin için bu değişikliklerin tam etkisi henüz belirsizliğini koruyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bazı uzmanlar, bu hamlelerin Pekin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü özerk ada Tayvan'a yönelik bir sonraki adımına da yansıyabileceği görüşünde.

General Cang'ın görevden alınmasının önemini anlamak için bazı unsurlar aşağıda belirtilmiştir.

Ordudaki son tasfiyenin arkasında kim var?

Savunma Bakanlığı önlemleri açıkladı, ancak iddia edilen ihlallerle ilgili herhangi bir ayrıntı vermedi. Ertesi gün, Halk Kurtuluş Ordusu Gazetesi, somut nedenleri açıklamayan bir başyazı yayınladı ve sadece “disiplin ve hukukun ciddi şekilde ihlal edildiği şüphesi” olduğunu ve Şi'nin başkanlığının ilk günlerinden beri yapmaya çalıştığı yolsuzluğu cezalandırma konusundaki kararlılığını gösterdiğini belirtti.

Sosyal medyada söylentiler dolaştı ve bazı medya kuruluşları bu değişikliklerle ilgili haberler yayınladı, ancak resmi bir doğrulama yapılmadı.

Pasifik Forumu'nun misafir araştırmacısı K. Tristan Tang, “Çinli yetkililer tarafından kamuoyuna açıklanan veya seçici bir şekilde sızdırılan hiçbir kanıtın, Cang'ın görevden alınmasının temel nedenini yansıttığını düşünmüyorum” dedi. "Önemli olan nokta, Şi Cinping'in Cang'a karşı harekete geçmeye karar vermiş olmasıdır. Soruşturma başlatıldığında, sorunların ortaya çıkması neredeyse kaçınılmazdır."

Analistler, tasfiyelerin ordunun reformu ve Şi Cinping'e sadakatinin sağlanmasını amaçladığını ve Çin liderinin 2012'de iktidara gelmesinden bu yana 200 binden fazla memurun cezalandırıldığı daha geniş çaplı bir yolsuzlukla mücadele kampanyasının parçası olduğunu ifade ettiler.

ervfe
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 3 Eylül 2025'te Pekin'de II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümünü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreni sırasında bir arabanın içinde duruyor (Reuters)

Cang ve Liu'nun görevden alınmasından önce, Komünist Parti geçen ekim ayında komitenin diğer başkan yardımcısı Hı Weydong'u da görevden almış ve yerine Cang Şıngmin'i getirmişti; Cang Şıngmin şu anda komitenin tek kalan üyesidir.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre askeri veriler ve resmi medya raporları, 2012'den bu yana Halk Kurtuluş Ordusu'ndan en az 17 general askeri görevlerinden uzaklaştırıldı; bunların arasında en üst düzey askeri organın sekiz eski üyesi de bulunuyor.

Bu durum Tayvan'a yönelik adımları nasıl etkileyecek?

Bazı gözlemciler, bu görevden almaların Çin'in Tayvan ile ilgili kararlarına yansıyabileceğini düşünüyor, ancak konu hala belirsizliğini koruyor.

Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor ve gerekirse adayı zorla ele geçireceği tehdidinde bulunuyor. Pekin, ABD hükümetinin Tayvan ile büyük bir silah anlaşması yaptığını açıklamasının ardından, geçen ay Tayvan çevresinde iki gün süren büyük çaplı askeri tatbikatlar düzenleyerek baskısını da artırdı.

Asia Society Policy Institute'tan Neil Thomas, son baskının “Çin'in Tayvan'a yönelik tehdidini kısa vadede zayıflattığını, ancak uzun vadede güçlendirdiğini” söyledi.

Bunun, “kargaşa içindeki üst düzey liderlik” nedeniyle kısa vadede adaya karşı herhangi bir askeri gerilimin daha az tehlikeli hale geldiğini, ancak uzun vadede ordunun daha sadık, daha az yozlaşmış ve daha yetenekli bir liderliğe sahip olacağı anlamına geldiğini belirtti.

Pasifik Forumu'ndan Tang'ın, üst düzey askeri liderlerin görevden alınmasının Çin'in savaşa hazır olmadığı anlamına geldiği fikrini pekiştirip pekiştirmediğini sorması üzerine, “bu, değerlendirmeyi temelden değiştirmez” dedi. Şöyle devam etti: “Ancak, Halk Kurtuluş Ordusu'nun savaşa hazırlık durumunun önemli ölçüde zarar gördüğünü de düşünmüyorum.”

Askeri Komite"nin geleceği belirsiz

Son değişikliklerle birlikte Askeri Komisyon, başkanı ve cumhurbaşkanı Şi Cinping'in yanı sıra altı üyeden sadece biri ile faaliyet gösterecek.

Halk Kurtuluş Ordusu gazetesindeki bir başyazıda, Cang ve Liu'ya karşı alınan önlemlerin ardından, partinin “Halk Kurtuluş Ordusu'nun gençleşmesini teşvik etmek ve güçlü bir askeri güç oluşturmaya bir ivme kazandırmak” için harekete geçtiği belirtildi.

Ancak, beş boş pozisyonun yakında doldurulup doldurulmayacağı veya Şi'nin, yeni Askeri Komisyon üyelerini atamaktan da sorumlu olan Komünist Parti Merkez Komitesi'nin seçileceği 2027 yılına kadar mı bekleyeceği belirsizdir. Tang, Şi'nin bu pozisyonları yakın vadede doldurması konusunda herhangi bir baskı görmüyor. “Hedef, komitenin şu anki tek üyesi olan Cang Sıengmin'e karşı bir iç denge unsuru yaratmak değilse” dedi.


İsrail havayolları, İran'la ilgili gerilimler nedeniyle uygulanan uçuş iptali kısıtlamalarını hafifletti

Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
TT

İsrail havayolları, İran'la ilgili gerilimler nedeniyle uygulanan uçuş iptali kısıtlamalarını hafifletti

Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)

İsrail havayolları el Al, Israir ve Arkia bugün yaptıkları açıklamada, bölgedeki sisli hava koşulları nedeniyle bazı uçuşların iptal edilmesine izin vereceklerini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta bir “deniz filosunun” İran'a doğru ilerlediğini söyledi, ancak bunu kullanmak zorunda kalmayacağını umduğunu belirterek, Tahran'a protestocuları öldürmemesi ve nükleer programını yeniden başlatmaması konusunda uyarılarını yineledi.

Ancak, İran'da gerginliğin askeri harekâta dönüşme ve İsrail'e misilleme saldırılarına yol açma olasılığına ilişkin belirsizlik göz önüne alındığında, Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre havayolları, bugünden itibaren yeni bilet satın alan müşterilerin biletlerini iptal etmelerine veya gelecekteki bir seyahat için seyahat çeki almalarına olanak tanıyacak.

Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren çatışma sırasında, İran'ın füze saldırıları ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları nedeniyle İsrail hava sahası büyük ölçüde kapatıldı.

El Al, önümüzdeki iki hafta içinde ve 17 Mart'a kadar satın alınan uçuşlar için kalkıştan 48 saat öncesine kadar herhangi bir nedenle iptal edilebileceğini ve ek ücret alınmayacağını açıkladı.

Daha küçük bir havayolu şirketi olan Israir de “mevcut durum göz önüne alındığında” önümüzdeki ay ve 2026 sonuna kadar rezerve edilen uçuşlar için 35 dolar karşılığında uçuş koruması sunacağını açıkladı.

Bu arada rakip şirket Arkia, “her türlü olası gerilime hazırlıklı” olduğunu ve 9 Şubat'a kadar ve kalkıştan 48 saat öncesine kadar rezerve edilen uçuşlar için ücretsiz iptal ve yolcular için kupon düzenleyeceğini açıkladı.

Arkia CEO'su Oz Perlowitz, Gazze'deki savaşın yanı sıra İran ve Lübnan'daki Hizbullah ile çatışmalara atıfta bulunarak, “İki yıllık karmaşık güvenlik olaylarından kapsamlı bir deneyim kazandık” dedi. Bu olaylar, birçok yabancı havayolunun Tel Aviv'e uçuşlarını askıya almasına neden olmuştu.

Arkia, her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu da belirtti. Şu aşamada uçuş programı değişmeden devam ediyor ve gerektiğinde ilave uçuşlarla destinasyonları güçlendireceğiz. İsrail havacılık sektörünün her zaman hazır olduğunu unutmamak önemlidir.

7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından, Ekim 2025'te ABD arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşmasına kadar, İsrail havayolları İsrail'e uçuş düzenleyen az sayıdaki havayolundan biriydi.


İnsan hakları örgütleri, resmi makamların inkârlarına rağmen İran'daki protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısını artırdı

Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
TT

İnsan hakları örgütleri, resmi makamların inkârlarına rağmen İran'daki protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısını artırdı

Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) bugün yaptığı açıklamada, İran’daki yoğun baskı altında gerçekleşen protesto dalgasında 5 bin 848 kişinin hayatını kaybettiğini doğruladığını duyurdu. HRANA ayrıca, binlerce potansiyel kurbanla ilgili bilgileri halen teyit etmekte olduğunu belirtti.

Protestolar, ekonomik krizin derinleşmesi üzerine Aralık 2025’in sonlarında başlamış, kısa sürede hükümete karşı geniş katılımlı bir hareket halini almıştı. Gösteriler, özellikle 8-9 Ocak tarihlerinde gerçekleşen kitlesel yürüyüşlerle doruk noktasına ulaştı.

İnsan hakları kuruluşları, yetkilileri eşi görülmemiş bir baskı kampanyası yürütmekle suçladı; bu kampanya kapsamında protestoculara doğrudan ateş açıldığı belirtiliyor. Son dönemde ise yoğun güvenlik operasyonları nedeniyle gösterilerin ivmesi azalmış durumda.

HRANA ve diğer gözlemciler, internetin 18 gündür kesik olmasının doğrulama sürecini ciddi şekilde engellediğini ve gerçek ölü sayısının şu ana kadar belgelenen rakamların çok üzerinde olabileceğini kaydetti.

HRANA, 5 bin 848 kişinin öldüğünü doğruladı; bunların 5 bin 520’si gösterici, 77’si 18 yaş altı, 209’u güvenlik güçleri mensubu ve 42’si sivil. HRANA ayrıca halen 17 bin 91 vakayı araştırdıklarını ve en az 41 bin 283 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Veriler, tanıklar, kurban aileleri, yerel kayıtlar vee İran’daki resmi olmayan adli ve tıbbi kaynaklardan toplanıyor ve çok aşamalı iç doğrulama süreçlerinden geçiriliyor.

HRANA’nın geçmişteki protesto dalgalarında sağladığı doğruluk oranı, onu uluslararası medya için güvenilir bir referans haline getirmişti. Mevcut ölü sayısının, İran’da son on yıllarda görülen herhangi bir protesto veya karışıklıktan daha yüksek olduğu ve kaos açısından 1979’daki İslam Devrimi dönemini anımsattığı ifade ediliyor.

Öte yandan internet özgürlüğünü izleyen NetBlocks, İran’da kesintinin devam etmesinin, ‘sivil halka yönelik kanlı baskı kampanyasının boyutunu doğrulamayı’ zorlaştırdığını belirtti. NetBlocks, iletişim üzerindeki kısıtlamaların sıkı tutulduğunu ve hükümet hesaplarının resmi otoritenin anlatısını yaymaya devam ettiğini kaydetti.

İranlı yetkililer geçtiğimiz hafta, ilk resmi bilanço olarak 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İran Şehitler ve Gaziler Vakfı, ölenleri ‘şehitler’ ve ‘isyancılar’ olarak ayırdı; şehitler, güvenlik güçleri mensupları veya sivillerden oluşurken, isyancıların ABD bağlantılı oldukları iddia edildi. Vakıf, ölenlerin 2 bin 427’sinin ‘şehit’ kategorisinde olduğunu belirtti.

ABD’nin Time dergisi dün İran’daki tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, özellikle 8-9 Ocak tarihlerinde ölenlerin sayısının yaklaşık 30 bin kişi olabileceğini aktardı; bu rakam hem resmi hem de insan hakları kuruluşlarının açıklamalarını önemli ölçüde aşıyor.

Buna ek olarak, İran dışında yayın yapan Iran International televizyonu, 8-9 Ocak tarihlerinde güvenlik güçleri tarafından öldürülen İranlı sayısını 36 bin 500’den fazla olarak verdi. Kanal bu bilgiyi raporlar, belgeler ve kaynaklarıyla doğruladığını iddia etti, ancak bağımsız teyit sağlanamadı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bu yüksek tahminlere yanıt vererek, açıklamaları ‘Hitler tarzı büyük bir yalan’ olarak nitelendirdi.

Bekayi dün X platformunda yaptığı paylaşımda söz konusu iddiaları reddederek, “Bu, İran sokaklarında öldürmeyi planladıkları sayı değil mi? Başarısız oldular, şimdi medyada bunu çarpıtıyorlar” dedi ve dolaşıma giren rakamları ‘kötü niyetli bir medya dezenformasyonu kampanyası’ olarak nitelendirdi.

Bu arada Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), güvenlik güçleri tarafından öldürülen en az 3 bin 428 göstericiyi belgelediğini açıkladı. Örgüt, nihai ölü sayısının 25 bine kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.