G7'nin ana gündemi iklim krizi yerine savaş, enerji güvenliği ve yüksek fiyatlar olacak

Savaş ve ekonomik sorunların yanı sıra Rusya'ya yaptırımlar, iklim krizi ve jeopolitik gerilimlerin de masaya yatırılacağı G7 Zirvesi'nde yeni rotalar belirlenecek.

Dünya Gıda Programı muhtemelen bu yıl ihtiyacı olan miktarın yarısından fazlasını alamayacak (AP)
Dünya Gıda Programı muhtemelen bu yıl ihtiyacı olan miktarın yarısından fazlasını alamayacak (AP)
TT

G7'nin ana gündemi iklim krizi yerine savaş, enerji güvenliği ve yüksek fiyatlar olacak

Dünya Gıda Programı muhtemelen bu yıl ihtiyacı olan miktarın yarısından fazlasını alamayacak (AP)
Dünya Gıda Programı muhtemelen bu yıl ihtiyacı olan miktarın yarısından fazlasını alamayacak (AP)

Dünyanın en büyük 7 ekonomisini bir araya getiren G7 Liderler Zirvesi'nde, Rusya-Ukrayna savaşı ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar, enerji fiyatları ve güvenliği, Çin ve yüksek enflasyon gündemde olacak.
Küresel ekonomik ve siyasi sorunların çözümünde önemli platformlardan biri sayılan G7 Liderler Zirvesi, 26-28 Haziran'da Almanya'nın Bavyera eyaletindeki Elmau Sarayı'nda yapılacak.
Zamanlamasıyla dikkati çeken G7 Liderler Zirvesi, NATO üyesi devletlerin ittifakın yeniden yapılanmasını müzakere edeceği, İspanya'nın başkenti Madrid'de 28-30 Haziran'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin hemen öncesinde gerçekleşecek.
G7 Liderler Zirvesi'nin ana gündemi Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi ve ardından gelen Batı yaptırımlarını takip eden ekonomik şoklar olacak.

Almanya zirvenin "dönüm noktası" olmasını hedefliyor
Bu yılki G7 Liderler Zirvesi'nde enerji güvenliği, altyapının geliştirilmesi, aşı eşitliği, gıda güvenliği gibi konulara odaklanması ve yeni taahhütlerde bulunulması bekleniyor.
G7 Dönem Başkanlığı'nı 1 Ocak'ta İngiltere’den alarak iklim krizi gibi küresel sorunlar konusunda çalışmaya başlayan Almanya, "sürdürülebilir dünya", "ekonomik istikrar ve dönüşüm", "sağlıklı yaşam", "daha iyi bir geleceğe yatırım" ve "çok taraflılık" olmak üzere 5 ana başlıktan oluşan gündemlerle dünyanın büyük ekonomilerini ağırlamaya hazırlanıyor.
G7 zirvesinde gündemin ilk sırasında Ukrayna’nın olması beklenirken, zirvede ülkenin orta ve uzun vadede yeniden inşası müzakere edilmesi öngörülüyor.
Almanya bu yılın başlarında G7 dönem başkanlığını devraldığında, "iklim krizi" en büyük önceliğiydi. Fakat şimdi, Rusya-Ukrayna savaşı, pazar günü başlayacak G7 Liderler Zirvesi'nde enerji güvenliği ve enerji fiyatlarını iklim krizini kenara iterek gündemin en üst sıralarında yer aldırdı.
Çok taraflı iş birliği konusunda G7 Elmau Zirvesi'nin dönüm noktası olmasını isteyen Almanya, zirvede "uluslararası ortaklarıyla" ciddi adımlar atarak ortak zorluklar konusunda ortamın değişmesini hedefliyor.
Almanya, G7 dönem başkanlığında bir dizi girişim başlatırken, gıda güvenliği için küresel bir ittifak, gelecekteki Kovid-19 gibi salgınlarla mücadele için bir anlaşma ve iklim dostu olarak çalışan şirketleri teşvik eden ve rekabet dezavantajlarını azaltan bir iklim kulübü kurulmasını da G7 Liderler Zirvesi'nde hedefliyor.

Küresel sorunlara çözümler bulunması amaçlanıyor
Zirvede petrol ve doğal gaz üzerinde Rusya'ya yönelik yatırımların nasıl ilerleyeceğinin de liderler tarafından müzakere edilmesi planlanırken, küresel ekonomik durum, temiz enerji dönüşümü, karbon fiyatlandırması ve enflasyon da masaya acil olarak yatırılması gereken konu başlıkları arasında yer alıyor.
Küresel sorunlara çözümler bulunması hedeflenen G7 zirvesinde, siyasi, ekonomik ve finansal sorunların yanı sıra özellikle ikili görüşmelerde mülteci krizi, küresel ekonomiyi tehdit eden belirsizliklerin kaynakları arasında gösterilen jeopolitik gerilimler, ham madde kıtlığı ve gıda güvenliği konularının da görüşülmesi bekleniyor.
Zirvede, Çin'in son yıllarda Batı ekonomilerini zorlayan ticaret ve ekonomik uygulamalarının da masaya yatırılması öngörülüyor.
Ayrıca, G7 liderlerinin Çin'in "Modern İpek Yolu" olarak tanımladığı ve bütçesinin 10 trilyon dolara ulaşacağı öngörülen Kuşak ve Yol Projesi’ne karşı düşük ve orta gelirli ülkelere yönelik yeni bir altyapı girişimi açıklamaları da bekleniyor.
Analistler, G7’nin geçmiş kararlarının bazılarının küresel etkileri olduğunu hatırlatarak, Ukrayna'da bir çözüm bulunması konusunda G7 liderlerinin Rusya'ya karşı kendi ekonomilerine de zarar verecek daha sert adımlar atmaya hazır olup olmadığının önemli olduğunu belirtiyor.

G7, "modası geçmiş ülkeler grubu” olmakla eleştiriliyor
1970'lerin enerji krizi, resesyon ve yüksek enflasyon gibi makroekonomik sorunlarına cevap olarak oluşturulan G7'de, ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya yer alıyor.
"Modası geçmiş ülkeler grubu” olmakla da eleştirilen G7’nin ajandasında sadece ekonomik sorunlar yer almıyor. Dış politika, jeopolitik çatışmalar ve güvenlik de grubun ajandasında önemli yer tutuyor.
G7, 1975'ten bu yana ekonomik politikaları ve güncel konuları ele almak için her yıl bir ülkenin ev sahipliğinde toplanırken, zirvenin gündemi o yılın koşullarına göre belirleniyor.
Dünya nüfusunun yüzde 10'u (yaklaşık 800 milyon) G7 ülkelerinde yaşarken, G7 ülkeleri küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu ülkelerin küresel ticarete ve uluslararası finans sistemine hakim olması dikkati çekiyor.
Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra G7’ye düzenli olarak katılan Rusya ise 1998’de resmi üye olmasıyla birlikte G8'i oluşturuldu ancak bu uzun ömürlü olmadı. Rusya, 2014’de Ukrayna'ya ait olan Kırım Yarımadası'nı ilhak ettikten sonra G8 grubundan çıkarılmıştı.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisine ve dünyanın en büyük nüfusuna sahip olan Çin'in ve dünyanın ikinci büyük nüfusuna sahip olan Hindistan'ın ise G7 üyesi olmaması dikkati çekiyor.
Öte yandan ev sahibi ülke grup içinde olmayan ülkeleri, bölgesel organizasyonları ve diğer uluslararası organizasyonları zirveye davet edebiliyor.

G7 liderler zirvesine kimler katılıyor?
Avrupa Birliği G7 üyesi olmamasına rağmen yıllık liderler zirvesine katılırken, Almanya'nın dönem başkanı olarak gelecekte küresel zorlukları gidermede ilerleme sağlamak için Güney Afrika, Senegal, Hindistan, Endonezya ve Arjantin'i zirveye davet ettiği biliniyor.
ABD Başkanı Joe Biden, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmenuel Macron, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, İtalya Başbakanı Mario Draghi, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yanı sıra, zirveye Hindistan Başbakanı Narendra Modi gibi Almanya tarafından davet edilen ülkelerin hükümet başkanlarının da katılması bekleniyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in de G7 Zirvesine video konferans aracılığıyla katılması planlanıyor.
G7 Zirvesi’nin sonunda liderler tarafından kabul edilenleri özetleyen bir “Elmau Sonuç Bildirgesi”nin yayımlanması bekleniyor. Sonuç bildirgesi yasal olarak bağlayıcı değil. Yasa ve yönetmeliklerde kendi değişikliklerini uygulamak, gerekli finansmanı bulmak ve yeni taahhütleri yerine getirmek G7 ülkelerine bağlı olacak.

Yoğun güvenlik önlemleri alındı
G7 Zirvesi’nin düzenleneceği bölge çerçevesinde G7 ve küreselleşme karşıtları çok sayıda gösteri yapmayı planlanıyor.
Alman polisi ise gösterilerde çıkacak muhtemel olaylara hazırlıklarını tamamladı. G7’nin güvenliği için 20 binden fazla polis görev yapacak.
Zirvenin düzenleneceği Elmau Sarayı çevresindeki 4 kilometrelik alan kapatıldı. Devlet ve hükümet başkanlarının geçecekleri güzergahlarda bomba araması yapılırken, çevredeki rögar kapakları mühürlendi.
Liderlerin, havalimanından zirvenin düzenleneceği Elmau Sarayı’na helikopterle taşınması planlanıyor. Garmisch-Partenkirchen kaymakamı Anton Speer, 17 gösterinin yapılması için başvuru yapıldığını belirtti.
Göstericilerin Elmau Sarayı yakınlarında gösteriyi yapmak istediğini, ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda henüz bir karar alınmadığını aktardı. Göstericiler Garmisch-Partenkirchen’de bir protesto kampı da açacak. Yaklaşık 750 kişinin katılması beklenen kampta çadırlar kurulacak.
Kentteki Olimpiyat Kayak Stadı’nda 260 konteyner kuruldu. Polis, savcı ve hakimlerin 24 saat vardiyalı bir şekilde görev yapacağı bu alanda gösterilerde göz altına alınacak kişilerin yargılanması bu konteynerlerde yapılacak.
Olası gözaltı ve tutuklamalar için 50 konteyner ayrıldı. Klimalı olan bir konteynerde 3 kişi kalabilecek.
Almanya G7 Zirvesi’nden dolayı serbest dolaşımı öngören Schengen uygulamasını güvenlik sebebiyle de geçici olarak askıya aldı. Almanya İçişleri Bakanlığı 13 Haziran-3 Temmuz 2022 tarihlerinde Almanya sınırlarında geçici olarak kontroller yapılmaya başlandı.
Potansiyel şiddet yanlılarının Almanya'ya girişlerini önlenmesi amacıyla ülkenin kara, hava ve deniz sınırlarında “duruma bağlı” olarak sınır kontrolleri uygulanıyor.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.