ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı ve ABD 5’inci Filo komutanı Amiral Brad Cooper, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Bölgenin güvenliğine yönelik taahhütlerimizden geri adım atmayacağız’

Brad Cooper, Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliğinin deniz güvenliğini geliştirdiğini vurguladı.

ABD 5’inci Filo komutanı Brad Cooper.  (ABD Donanması)
ABD 5’inci Filo komutanı Brad Cooper. (ABD Donanması)
TT

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı ve ABD 5’inci Filo komutanı Amiral Brad Cooper, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Bölgenin güvenliğine yönelik taahhütlerimizden geri adım atmayacağız’

ABD 5’inci Filo komutanı Brad Cooper.  (ABD Donanması)
ABD 5’inci Filo komutanı Brad Cooper. (ABD Donanması)

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı (NAVCENT) ve ABD 5’inci Filo komutanı Amiral Brad Cooper, dünyanın ilk deniz drone kuvvetinin kurulmasında önemli ilerlemeler olduğunu vurguladığı açıklamasında bölgedeki tüm müttefiklerle çeşitli düzeylerde görüşmeler yapıldığını belirtti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Cooper, bölgedeki deniz güvenliğini artırmak için ortaklık, teknoloji ve inovasyona bel bağladıklarını dile getirdi. Amiral Brad Cooper, 2023 yazına kadar 100 platform içerecek yeni deniz drone filosunun yalnızca bir yıl önce tanıtılan bir teknolojiye dayandığını belirtirken deniz seviyesinin üstündeki ve altındaki tehditlerin takip menzilini ve doğruluğunu artırarak, Körfez sularının güvenliğini benzeri görülmemiş bir şekilde artırmaya katkıda bulunacağını vurguladı.
Cooper, ABD’nin Ortadoğu’nun güvenliğine olan bağlılığını dile getirirken, bu yılın ağustos ayına kadar 50 ortak askeri tatbikatın düzenlendiğini ve geçen yıla göre belirgin bir artış kaydedildiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliğine övgüde bulunan Cooper, bu adımı ikili ilişkiler, caydırıcılık ve deniz güvenliği çalışmalarına ortak bağlılığın pekiştirilmesi olarak değerlendirdi.

İngiliz Kraliyet Donanması tarafından yayınlanan, el konulan bir silah sevkiyatının fotoğrafı.
ABD 5’inci Filo komutanı, kaçakçılıkla mücadele için ortak çabalar devam ederken bu yılın başlarında karadan havaya füzeler ve seyir füzesi bileşenleri de dahil olmak üzere kaçak silah sevkiyatlarına ek olarak son 18 ay içerisinde 700 milyon dolar değerinde uyuşturucu ele geçirildiğini söyledi. Kaçakçılıkla mücadele amacıyla filo tarafından başlatılan ödül programına da yanıt verildiğini kaydeden yetkili, girişimin geçen ay başlatılmasından bu yana 250 bilgi alındığını ifade etti.

İnsansız Yüzey Araçları
ABD’li Komutan’ın Şarku’l Avat ile gerçekleştirdiği röportaj boyunca bıkmadan usanmadan tekrarladığı iki kelime ‘ortalık’ ve ‘yenilik’ oldu. Bu tekrar bir tesadüf değil, Cooper’in iletmeyi amaçladığı bir mesajdı.
5’inci Filo’nun Bahreyn’deki askeri üsteki toplantı odasından konuşan Cooper, “Görevimiz iki ana temele dayanıyor: Bölgesel ortaklıkları güçlendirme, inovasyonu ve teknolojiyi hızlandırma” dedi.
Amiral Brad Cooper’a göre bunlar yalnızca vaatler değil, eylemle desteklenen gerçekler. ABD’li yetkili, inovasyonla ilgili olarak, İnsansız Yüzey Araçları (Unmanned Surface Vehicle) filosunun dünyada türünün ilk örneği olacağını söyledi. “İnsansız hava araçları, 20 yıldır, su altı araçları 10 yıldır ve su üstü araçları ise sadece yaklaşık 1 yıldır kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
Cooper, çalışma biçimleriyle ilgili olarak bu araçların radarlar, olağandışı herhangi bir hareketi veya şüpheli etkinliği tespit etmelerini sağlayan yapay zeka ve her saniye fotoğraf çekebilen 360 derecelik kameralarla donatıldığını söyledi. Cooper’a göre bu araçlar, uydu aracılığıyla ülkelerin komuta merkezlerine veri göndererek onları uyarmakta ve uygun kararı vermelerini sağlıyor.
Cooper, iki tür insansız deniz aracına değinirken, “Birincisi, arka arkaya 200 gün boyunca deniz seviyesinin üzerinde kalma yeteneğiyle, diğeri ise yaklaşık 100 deniz miline ulaşan yüksek hızlı tepki ile karakterize ediliyor” dedi.
Bölgedeki ülkelerin bu yeni teknolojiye ne ölçüde ilgi gösterdiği hakkında “Bölgedeki tüm ortaklarımızla farklı seviyelerde görüşmeler yapıyoruz” diyerek, herkesin bununla ilgilendiğini dile getirdi. Aynı şekilde bu insansız platformların bölgedeki ikili ve toplu manevralara katıldığını söylerken, “Ortaklarımızla yakın şekilde çalışarak önemli ilerleme kaydettik” ifadesini kullandı.
Cooper’a göre bu araçlar, bölgenin uçsuz bucaksız deniz ve yoğun nakliye trafiğinin yarattığı zorluğu da çözüyor. “Normalde bir ülke, mevcut sensörleri kullanarak kıyılarından 30 kilometreye kadar etkin bir şekilde keşif yapabilir” diyen Cooper, “Günümüzde insansız deniz araçları sayesinde görüş mesafesi 60 veya 90 km’ye çıkarılmıştır” dedi. Amiral Brad Cooper, bu alanda bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin önemine dikkati çekerken, “Bu araçları konuşlandıran birkaç ülke çabalarını koordine ederse keşif mesafesi birkaç kez artırılabilir” dedi.

Bölgesel ortaklıkların güçlendirilmesi
Cooper, inovasyon ve teknolojiye ek olarak, bölgenin güvenliğini artırmak için bölgesel ve uluslararası ortaklıklara da güvenirken, 33 ortak tatbikata tanık olan geçen yıla göre gözle görülür bir artışla bu yılın ağustos ayına kadar 50 ortak tatbikat düzenlendiğine vurgu yaptı.
Bu tatbikatlardan en öne çıkanı, bu yılın Şubat ayında 60 ülkenin katıldığı ve 80 insansız aracın kullanıldığı, Ortadoğu’daki en büyük ortak uluslararası deniz tatbikatı oldu.
ABD’nin odak noktasını Çin ve Rusya’nın kurulmasına yardımcı oldukları dünya düzenine yönelik tehditlere yönelttiği bir dönemde birçok kesim, Ortadoğu’ya olan bağlılığının azalmaya başladığını söyledi.
Amiral Brad Cooper, geçen temmuz ayında Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi sırasında ABD Başkanı Joe Biden’ın ülkesinin bölgenin güvenliği ve istikrarına bağlılığını teyit ettiğini hatırlattı.

21 Nisan 2022’de Kızıldeniz’de düzenlenen deniz tatbikatı kapsamında konuşlandırılan insansız deniz aracı. (ABD Donanması)
Cooper, ABD ve Ortadoğu’daki müttefikleri arasındaki deniz ortaklığının yönlerine ilişkin şunları söyledi:
“İki büyük ortaklığımız var. İlki, 20 yıl önce kurulan Birleşik Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (CMF). Dünyanın en büyük denizcilik ortaklığıdır ve dört ortak görev kuvvetini içerir; Ticaretin serbest akışını sağlamaya yardımcı olmak için Umman Körfezi ve kuzey Arap Denizi’nde devriye gezen 150 CTF, özellikle Aden Körfezi ve Somali Havzası’na odaklanarak bölgesel düzeyde korsanlıkla mücadele eden 151CTF, çabalarını Arap Körfezi’nde deniz güvenliğine odaklayan 152 CTF, 17 Nisan’da kurulan ve Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde deniz güvenliğine odaklanan 153 CTF.”
Uluslararası Deniz Güvenliği Konsorsiyumu, Ortadoğu’da uluslararası sularda seyreden ticari gemilerin seyrüsefer özgürlüğüne yönelik artan tehditlere yanıt olarak 2019 yılında kuruldu. Bu kurum, esas olarak caydırıcılık ve güvenceye odaklanıyor.
Her iki kuruluşta da yer alan ülke sayısının arttığını söyleyen Cooper, “Sadece son iki hafta içinde, bu deniz ortaklıklarında farklı ülkelerin liderlik rolleri üstlendiğini gördük” dedi.
Amiral Brad Cooper, bölgesel konuma ilişkin “29’a yakın ülkeden yüzlerce ortağımız her gün üssümüzde bizi ziyaret ediyor ve ortak operasyonlarımızı mümkün kılıyor” ifadesini kullandı. ABD’li yetkili, Bahreyn’in bu büyük ve çok taraflı ortaklıkları mümkün kılmakta oynadığı ‘önemli role’ de övgüde bulundu.

Kaçakçılıkla mücadele
5’inci Filo Komutanı, Körfez sularında kaçakçılıkla mücadele için geçen ay başlatılan ödül programına geniş bir yanıt verildiğini belirtirken, “Bu girişim başlamadan önce ayda bir veya iki bilgi alıyorduk. Bugün, gözle görülür bir artışla yaklaşık 250 bilgi aldık” dedi.
ABD’li yetkili, istihbarat hassasiyeti nedeniyle bu bilgilerin niteliği konusunda temkinli davranırken daha doğru bilgiler sayesinde gelecekte kaçak sevkiyat yakalama faaliyetlerinin artacağı yönündeki iyimserliğini dile getirdi. Cooper “Programı duyururken taahhüt ettiğimiz gibi, bu bilgiler kaçakçıların ele geçirilmesine yol açarsa, yüz bin dolara kadar verilecek” ifadelerini kullandı.
Cooper, uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla mücadele çabalarının son derece olumlu sonuçlar verdiğini belirttiği açıklamasında “Son 18 ayda piyasa değeri 700 milyon dolar olan uyuşturucuya el koymayı başardık” dedi. ABD’li yetkili, uyuşturucu sevkiyatlarının genellikle, Ortak Görev Gücü 150’nin çabalarının odaklandığı kuzey Umman Denizi ve Umman Körfezi’nde engellendiğini kaydetti.
Cooper silahlar konusunda yaptığı açıklamada ABD ve müttefikleri, 2021’de, 2020’de ele geçirilenlerden üç kat daha fazla, yaklaşık 9 bin silaha el koyduğu bilgisini verdi.
Ordu komutanı, belgelere göre, el konulan silahların çoğunun İran’dan kaçakçılık için kullanılan koridorlarda ele geçirildiğini belirtirken bu yıl ele geçirilen sevkiyatlar arasında karadan havaya füzeler ve seyir füzelerinin parçalarının bulunduğunu vurguladı.
Geçen Temmuz İngiliz Kraliyet Donanması, ABD desteğiyle Umman Körfezi’nde gelişmiş silah bileşenlerine el koyduğunu duyurdu.
İngiliz Donanması’ndan şu açıklamada bulunuldu:
“HMS Montrose gemisi, rutin deniz güvenliği operasyonlarındayken, İran’ın güneyindeki uluslararası sularda kaçakçılar tarafından işletilen sürat teknelerindeki İran silahlarına el koydu. Ele geçirilen silahlar arasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararına aykırı olarak, karadan havaya füzeler ve kara saldırı amaçlı seyir füzeleri için motorlar vardı.”
Aynı şekilde ele geçirilen füzelerin bileşenlerinin, bin kilometre menzile sahip olan ve Husiler tarafından Suudi Arabistan'daki hedefleri vurmak için kullanılan 351 ‘Cruise’ füzesinde kullanıldığına da değinildi. Ayrıca bu tür silahın 17 Ocak 2022’de Abu Dabi’ye düzenlenen ve üç sivilin ölümüne neden olan bir saldırı başlatmak için kullanıldığına dikkat çekti.

Suudi Arabistan’ın Birleşik Görev Gücü CTF 150’deki liderliği
Suudi Arabistan Kraliyet Donanması temmuz ayında Birleşik Görev Gücü CTF 150’nin komutasını üçüncü kez devraldı. Suudi Arabistan Kraliyet Donanması Komutanı Tuğamiral Abdullah Mutayri, Bahreyn’deki ABD Deniz Üssü’nde düzenlenen özel bir törenle, gücün komutasını Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Vakar Muhammed’den aldı.
Bu adımı Washington ve Riyad arasındaki ortaklık gücünün doğal bir yansıması olarak nitelendiren Cooper konuya dair şunları söyledi:
“Suudi Arabistan Kraliyet Donanması ile çok yakın bir çalışma ilişkimiz var. Tuğamiral Mutayri’nin deniz güvenliği ve (kaçakçılık girişimlerinin) engellenmesi alanındaki çabalarımızı güçlendirmemize yardımcı olacağı konusunda iyimserim.”
Cooper, Suudi Arabistan’ın CTF 150 liderliğinin caydırıcılık çabalarının güçlendirilmesine ve tehditler karşısında bölge ülkelerinin güvenliğine katkıda bulunduğunu vurgularken, “Bu, hem ikili ilişkimizin hem de genel olarak caydırıcılık ve deniz güvenliğine olan ortak bağlılığımızın somut bir yansımasıdır” dedi.
ABD’li yetkili ayrıca şunları söyledi:
“İki ülke arasında denizcilik alanındaki iş birliği, özellikle ortak tatbikatlar, operasyonel ve istihbarat seviyelerindeki unsurların değişimi ve deniz devriyelerinin koordinasyonu olmak üzere çeşitli yönleri içeriyor.”

İran nükleer görüşmeleri
İran ve destek verdiği milislerin faaliyetleri, Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarı için en önemli tehdidi oluşturuyor. ABD ve Avrupalı müttefikleri, İran ile ‘geliştirilmiş’ bir nükleer anlaşmayı yeniden başlatmaya çalışırken, bölgedeki birçok kişi zayıf bir anlaşmanın sonuçları konusunda uyarıyor.
Amiral Brad Cooper’ın konuya dair değerlendirmesi şöyle oldu:
“Diplomatik kanallar aracılığıyla ele alınan nükleer anlaşma görüşmelerin ayrıntıları hakkında doğrudan konuşmayacağım. Ancak genel olarak, herhangi bir istikrarsızlaştırıcı faaliyetten endişe duyuyoruz. Kuvvetlerimiz, İran’dan bölgedeki vekillerine kadar, balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarının kaçakçılık girişimlerine özel dikkat veriyor.”

İsrail’in rolü
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), geçen yıl İsrail’i Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’nın (EUCOM) yetki alanından çıkarıp, Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetki alanına dahil ettiğini açıkladı. 
Bu adım, Tel Aviv’in ABD eski Başkanı Donald Trump yönetiminin İbrahim Anlaşmaları sonucunda bölgedeki bazı ülkelerle ilişkilerini normalleştirmesinden aylar sonra atıldı. 
Bu adımın İsrail ile yakın şekilde çalışmalarına izin verdiğini belirten Cooper “İsrail donanması sofistike ve yüksek yeteneklere sahip. Onlarla iş birliği yaparak kolektif yeteneklerimiz daha iyi olacak ve bölge daha güvenli hale gelecek” dedi.
ABD’li yetkili ayrıca, bu ortaklığın sonuçlarının görülmeye başladığını vurguladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Geçen kasım ayında ABD, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’i içeren taraflı bir tatbikat gerçekleştirdik. O zamandan beri, Intrinsic Defender de dahil olmak üzere bir dizi tatbikat yaptık. Ayrıca yakın zamanda Kızıldeniz’de Noble Rose adı altında başka bir tatbikat daha düzenledik.”



Suudi Arabistan ve Bahreyn, ABD-İran müzakerelerinin seyrini görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, başkent Riyad'da Dr. Abdul Latif al-Zeyani ile yaptığı görüşmede, (SPA)
Prens Faysal bin Ferhan, başkent Riyad'da Dr. Abdul Latif al-Zeyani ile yaptığı görüşmede, (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Bahreyn, ABD-İran müzakerelerinin seyrini görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, başkent Riyad'da Dr. Abdul Latif al-Zeyani ile yaptığı görüşmede, (SPA)
Prens Faysal bin Ferhan, başkent Riyad'da Dr. Abdul Latif al-Zeyani ile yaptığı görüşmede, (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif ez-Zeyani ile bölgesel gelişmeler ve ABD-İran müzakere sürecindeki son durumu görüştü. Bakanlar ayrıca iki ülkenin bölgesel güvenlik ve istikrarın desteklenmesine yönelik çabalarını ele aldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Riyad’da dün gerçekleştirilen ikili görüşmede taraflar, Basra Körfezi’nde deniz seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınmasının önemini vurguladı. Görüşmede Suudi Arabistan ile Bahreyn arasındaki yakın ilişkiler de gözden geçirilerek ortak ilgi alanlarına giren konularda fikir alışverişinde bulunuldu.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyani, dün resmî bir ziyaret kapsamında Suudi Arabistan’a geldi. Zeyani, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Suudi Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci tarafından karşılandı.


Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
TT

Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)

Suudi Arabistan emlak piyasasının 2026'nın ilk altı ayında resmi verilere yansıyan yavaşlaması, sektör gözlemcileri açısından sürpriz olmadı. Aksine bu gelişme, işaretleri 2025'te ortaya çıkmaya başlayan "yeniden dengelenme" sürecinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. "Ayni tescil" sisteminin yürürlüğe girmesi gibi önemli düzenleyici değişikliklerle birlikte yatırımcılar ve gayrimenkul geliştiricileri, yılın ikinci yarısında gerçek talebin yön vereceği yeni bir döneme hazırlanırken yeniden değerlendirme ve temkinli bekleyiş sürecine girdi.

Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı'na bağlı Gayrimenkul Borsası'nın (mülkiyet devri kategorisi) verilerine göre, 2026'nın ilk yarısında gayrimenkul işlemlerinin toplam değeri 82,2 milyar riyale (21,9 milyar dolar) geriledi. Bu rakam, 2025'in aynı dönemindeki 169,4 milyar riyallik (45,1 milyar dolar) işlem hacmine kıyasla yüzde 51,5'lik düşüşe işaret ederek göstergeler arasındaki en sert gerilemeyi oluşturdu.

İşlem hacmindeki bu düşüş, piyasa hareketliliğine de yansıdı. Gayrimenkul işlem sayısı, geçen yılın ilk yarısındaki 220 bin seviyesinden 161 bin 900'e gerileyerek yüzde 26,4 azaldı. Bu durum, piyasadaki alım satım faaliyetlerinde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.

dfrftbgrtf
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki karayolu ağı (SPA)

Gerileme yalnızca işlem değeri ve sayısıyla sınırlı kalmadı. El değiştiren gayrimenkul sayısı 204 bin 900'den 138 bin 600'e düşerek yüzde 32,4 azaldı. Toplam işlem gören alan da 2,088 milyar metrekareden 1,625 milyar metrekareye gerileyerek yüzde 22,2 küçüldü.

Fiyat cephesinde ise işlem hacmindeki sert düşüşe kıyasla daha sınırlı bir gerileme görüldü. Ortalama metrekare fiyatı geçen yılın aynı dönemindeki 2 bin 217 riyalden 1.965 riyale inerek yüzde 11,4 düştü. İşlemlerde kaydedilen en yüksek metrekare fiyatı da 453 bin 124 riyalden 330 bin 578 riyale gerileyerek yaklaşık yüzde 27 azaldı.

"Temkinli bekleyiş" döneminin nedenleri

Gayrimenkul uzmanı ve değerleme uzmanı Mühendis Ahmed El-Fakih, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem sayısı ve değerindeki düşüşün son aylarda öne çıkan iki temel gelişme nedeniyle "oldukça doğal" olduğunu söyledi.

El-Fakih'e göre bunlardan ilki, ABD ile İran arasındaki savaşın yarattığı bölgesel jeopolitik gelişmeler; ikincisi ise hükümetin piyasayı yeniden dengelemeye yönelik düzenlemelerinin fiili etkisi oldu. Bu iki unsurun piyasa işlemlerini hem nicelik hem de nitelik açısından etkilediğini belirtti.

dfrtbtrf
Riyad'ın havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)

Yatırımcıların işlem gören ve işlem görmeyen varlıklar arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan El-Fakih, Gayrimenkul Borsası verilerinin birçok yatırımcının piyasa koşullarını değerlendirmek ve yeniden pozisyon almak amacıyla varlıklarını "işlem görmeyen" kategorisine taşıdığını gösterdiğini ifade etti.

Faiz oranları ve finansman maliyetleri gibi ekonomik faktörleri ise jeopolitik ve düzenleyici gelişmelere kıyasla "ikincil unsurlar" olarak nitelendiren El-Fakih, şunları söyledi:

"Özellikle spekülatif yatırımcılar, hükümetin sektörü geliştirme ve piyasa uygulamalarını düzeltme yönündeki açık politikası nedeniyle ciddi bir yeniden değerlendirme sürecinden geçiyor. Bu yaklaşım, büyük miktardaki sermayenin gerçek gayrimenkul geliştirme projelerine yönelmesini ve konut arzının artmasını sağlayacaktır."

İşlem hacmindeki düşüş fiyat düzeltmesi anlamına gelmiyor

Gayrimenkul uzmanı Abdullah El-Musa da Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem hacmindeki yüzde 51'i aşan düşüşün fiyatlarda aynı oranda gerileme yaşandığı şeklinde yorumlanamayacağını söyledi.

El-Musa'ya göre piyasanın doğru okunabilmesi için daha derin bir analiz gerekiyor. 2026'nın ilk yarısında "ayni tescil" uygulamasının genişletilmesi ve özellikle başkent Riyad olmak üzere birçok bölgede gayrimenkul işlemlerinin Tapu Sicili Sistemi üzerinden yürütülmeye başlanmasının yıllık karşılaştırmalarda dikkate alınması gereken temel bir yapısal değişiklik olduğunu vurguladı.

Ortalama metrekare fiyatının yalnızca yüzde 11 gerilemesine karşın işlem hacminin yarıdan fazla düşmesini, piyasanın güçlü kaldığının göstergesi olarak değerlendiren El-Musa, bunun sert bir fiyat düzeltmesinden ziyade işlem kompozisyonunun değiştiğini gösterdiğini ifade etti.

fbfr
Ulusal Konut Şirketi'nin (NHC) projelerinden biri (SPA)

Buna göre, milyarlarca riyal değerindeki büyük ölçekli işlemler ile yüksek değerli varlık satışlarının azalması, buna karşılık gerçek talebin bulunduğu bölgelerde fiyatların istikrarını koruması piyasadaki yeni yapıyı ortaya koyuyor.

El-Musa, bu nedenle piyasanın genel bir fiyat düzeltmesinden değil, "yeniden ayrışma ve seçici yapılanma" döneminden geçtiğini belirterek, likiditenin artık daha seçici davrandığını ve yatırımcıların yüksek kaliteli, yatırım getirisi daha güçlü varlıklara yöneldiğini söyledi.

2026'nın ikinci yarısı

El-Musa, 2026'nın ikinci yarısında gayrimenkul piyasasında kademeli ve nitelikli bir canlanma beklediğini, ancak önceki yıllardaki rekor işlem hacimlerine kısa sürede dönülmesini öngörmediğini ifade etti.

Sektörün, düzenleyici reformlar, şeffaflığın artırılması ve hukuki altyapının güçlendirilmesiyle şekillenen bir geçiş döneminden geçtiğini belirten El-Musa, bu gelişmelerin orta vadede yatırımcı güvenini artıracağını, ancak etkilerinin tam olarak hissedilmesinin zaman alacağını söyledi.

El-Musa'ya göre önümüzdeki dönemde büyümeye, gerçek talebi karşılayan entegre konut projeleri ile ekonomik büyüme ve mega projelerden destek alan lojistik ve sanayi sektörleri öncülük edecek.

Başarının artık yalnızca işlem hacmiyle ölçülmeyeceğini vurgulayan El-Musa, gelecek dönemde piyasanın performansının nitelikli yatırımları çekme, varlık kullanım verimliliğini artırma ve arz-talep dengesini sürdürülebilir şekilde sağlama kapasitesiyle değerlendirileceğini sözlerine ekledi.


Abdülaziz bin Suud, Suudi Arabistan'ın Suriye'nin güvenliği ve istikrarına verdiği desteği vurguladı

Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı (SPA)
Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı (SPA)
TT

Abdülaziz bin Suud, Suudi Arabistan'ın Suriye'nin güvenliği ve istikrarına verdiği desteği vurguladı

Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı (SPA)
Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, dün Suriyeli mevkidaşı Enes Hattab ile yaptığı telefon görüşmesinde, Şam'da kısa süre önce meydana gelen terör saldırısını sert bir dille kınadıklarını belirterek, Suriye'nin şiddet, aşırılık ve terörün her türüyle mücadelesinde tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

Prens Abdülaziz bin Suud, görüşmede Suudi Arabistan'ın Suriye'nin güvenliği ve istikrarına verdiği desteğin değişmez olduğunu ifade etti. Taraflar, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve Suriye'de güvenlik alanındaki son gelişmeleri, özellikle de Şam'da gerçekleşen terör saldırısını ele aldı.

Görüşmede ayrıca iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasındaki güvenlik iş birliği ve koordinasyonunun geliştirilmesi yolları değerlendirildi; ortak ilgi alanına giren çeşitli konular masaya yatırıldı.