Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hedefin Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği olduğunu belirterek, "Bundan sonraki süreç bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 22'nci Devlet Başkanları Zirvesi için Özbekistan'a gerçekleştirdiği ziyaretin sonunda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in davetine icabetle, Şanghay İşbirliği Zirvesi'ne ilk kez "özel misafir" olarak katıldığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin 2012'den bu yana teşkilatın "diyalog ortağı" olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, teşkilatın Enerji Kulübü Üst Düzey Grubunun Dönem Başkanlığını da üstlendiğini, 2017'de Grubun Üçüncü Yüksek Düzeyli Grup Toplantısı'na Ankara'da ev sahipliği yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatla Türkiye arasında belli bir müktesebatın oluştuğunu belirtti.
Şanghay İşbirliği Teşkilatının kuruluşundan itibaren gerek güvenlik, gerekse ekonomi ve ticaret alanlarında ciddi mesafeler katettiğini ve bu çerçevede genişlemesini sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, "Küresel ekonomide Asya kıtasının oynadığı belirleyici rol zaten ortadadır. Avrasya coğrafyasının yüzde 60'ını kapsayan teşkilat coğrafyasında 3,2 milyar insan yaşıyor. Teşkilat üyeleri 20 trilyon dolara ulaşan bir ekonomik büyüklükle küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 30'dan fazlasını üretiyor." dedi.

"Birlikte atabileceğimiz adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunduk"
Türkiye'nin, Yeniden Asya Girişimi kapsamında kıta ülkeleriyle iş birliğini ikili ve çok taraflı düzeyde daha da geliştirme iradesinin kati olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Zirvedeki hitabımda tarihi, kültürel, insani bağlara sahip olduğumuz ata yurdu Asya'nın güvenlik, istikrar ve refahının teminini, dış politika önceliklerimiz arasında telakki ettiğimizi belirttik. Bölgemizde ve ötesinde güvenlik ve istikrarın sağlanması için iş birliğine verdiğimiz önemin altını çizdik. Zirvede salgın sonrası iyileşme döneminde ekonomilerimizin dayanıklılığını artırmak amacıyla birlikte atabileceğimiz adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.
Görüşmelerde ayrıca küresel ekonomik gelişmeleri de ele aldık. Küresel enflasyonla mücadelede iş birliğinin önemine değindik. Teşkilat bünyesinde ülkemizle iş birliğinin daha da geliştirilmesi yönünde irade ve istek bulunduğunu memnuniyetle müşahede ettik. Bu Zirve, ülkemizin önceliklerini vurgulamak ve teşkilatı ilgilendiren temel konularda sağlayabileceğimiz katkıları dile getirmek bakımından önemli bir vesile teşkil etti."
Zirve marjında Azerbaycan, Çin, Moğolistan, Özbekistan, Rusya ve İran'ın cumhurbaşkanları ile Pakistan ve Hindistan'ın başbakanlarıyla verimli ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Erdoğan, görüşmelerinde ikili ilişkilerin yanı sıra güncel küresel meselelere dair fikir teatisinde bulunduklarını söyledi, istişarelerin ve temasların hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

"Rusya-Ukrayna savaşında oynadığımız rol sebebiyle bize teşekkür ettiler"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütünün içerisindeki yeri, gelecek vizyonu ve örgütten Türkiye'ye üyelik çağrısı veya daveti olup olmadığına ilişkin soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Her şeyden önce bu teşkilat, 'Şanghay Beşlisi' diye başladı ama artık beşli olmaktan çıkmış vaziyette. Şu an üye sayısı 9'a ulaşmış durumda. 3 gözlemci üyesi bulunuyor. Ayrıca bizim gibi diyalog ortağı olan 9 ülke var. Görüştüğüm liderlerin hemen hemen hepsi de özellikle Rusya-Ukrayna savaşında tansiyonu düşürmek için oynadığımız rol sebebiyle bize teşekkür ettiler. 'Burada aldığınız rolden dolayı gerçekten sizleri takdir ve tebrik ederiz.' dediler.
Hepsi ikili görüşmelerimizde gelip işi buraya bağladılar çünkü Rusya-Ukrayna savaşında dünyadaki bu görünen güçler içerisinde 'Ne yapabiliriz, bu işi nasıl çözeriz?' gibi bir durum yok maalesef. Biz ise başından itibaren sürdürdüğümüz o denge politikasıyla gerek Batı'ya gerekse başta Amerika olmak üzere hepsine gereken cevabı, yaptığımız girişimlerle vermiş olduk. Tabii en önemlisi bu tahıl koridoru meselesi."
Tahıl koridoru ile ilgili atılan adımlar hakkında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Zirve'de yaptıkları görüşmede de konuştuklarını belirten Erdoğan, "Malum, tahıl koridorunun gelişmekte olan ülkelerden ziyade az gelişmiş ülkelere yönelik çalıştırılması gerekiyor. Bizim burada oynadığımız asıl rol bu. Burada da onu yine konuştuk, 'Biz az gelişmiş ülkelere bu tahıl koridorunu kullandırtalım, onlara ulaşalım, bunun gayreti içerisinde olalım.' dedik. Tabii Sayın Putin de onun üzerinde özenle duruyor." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan sonraki süreçte de biz bunu inşallah en ideal şekilde çalıştırarak az gelişmiş ülkelere bu koridoru nasıl kullandırtacağız, buralara nasıl ulaşacağız, buralara ne yapabiliriz, bunun takipçisi olacağız." ifadesini kullanarak, şöyle devam etti:
"Bütün bu ülkeler bunun üzerinde de durdular, duruyorlar. Tabii biz de aynı şekilde bunun üzerinde durduk, duruyoruz. Tabii biz Şanghay Beşlisi içerisinde üye konumunda değiliz. Biz şu anda buraya ev sahibi Özbekistan'ın davetiyle özel konuk olarak katıldık. Tabii Şevket Bey ile bizim özel bir hukukumuz var. Bu özel hukukumuz dolayısıyla beni ve İlham Bey'i buraya özel olarak davet etmiş oldu. Şimdi bundan sonraki süreç ise bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır. Bu adım da tabii önümüzdeki dönemin ev sahibi olacak Hindistan'daki görüşmelerde belki gündeme daha ileri seviyede gelecek. Üye olmak-olmamak hepsi ayrı ama bizim bu ülkelerle olan münasebetlerimiz, bu atılan adımla çok daha farklı bir konuma taşınmış olacaktır."
Kastettiğinin, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyelik olup olmadığı sorulan Erdoğan, "Tabii. Hedef o." dedi.

"Ermenistan'ın barış ve iş birliğine odaklanması önem taşıyor"
Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarına yeniden başladığı ve Şuşa Mutabakatı'na göre Türkiye'nin bölgeye askeri birlik göndermesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Ermenistan'ın provokasyonları karşılığında Azerbaycan başlattığı operasyonu tamamladığını söylüyor. Operasyonu bitirdiğine göre de bunu şimdi dalgalandırmanın bir anlamı yok. İlham Bey'den aldığım bilgilere göre Azerbaycanlı kardeşlerimiz şu anda kendilerini güvenli bir konuma taşımış oldular. Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik provokasyonlarından vazgeçmesi, evvelce verdiği taahhütlere uygun davranarak bir an önce barış ve iş birliğine odaklanması burada önem taşıyor. Bizim dileğimiz, bölgemizde yürütülen normalleşme süreçlerinin başarıyla nihayete erdirilmesi ve bölgesel barış ve istikrarın kalıcı olarak sağlanmasıdır."
Tahıl koridoruyla ilgili olarak Rus gemilerine hem garanti verilmemesi hem el konulmasından dolayı Rusya'nın kendi tahıllarını ve gübreyi de çıkartamadığı hatırlatılarak, "Avrupa Birliği yasaklamış, ambargo koymuş ama gübre meselesinde özellikle kendilerine alıyorlar. Asya, Afrika, Latin Amerika ülkelerine hala yasak devam ediyor. Bu kapsamda Rusya'yla özellikle bu gönderilemeyen bölgelere tahıldan bahsettiniz ama gübrenin de gönderilmesi söz konusu olabilecek mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları kaydetti:
"Tabii gerek Rusya'dan gerek Ukrayna'dan gelen her türlü ürün, bu tahıl ürünü olabilir, gübre olabilir, bunların hepsi için biz ilgili ülkeyle muhakkak müzakereleri, görüşmeleri yapıyoruz. Gerek Dışişleri gerek ilgili bakanlar olsun, hepsi muhataplarıyla da görüşmek suretiyle adımlarımızı buna göre atıyoruz. Şu ana kadar adımları böyle karşılıklı müzakereyle, istişareyle attığımız için de henüz böyle ciddi bir falso ortaya çıkmadı. Sayın Putin'le burada yaptığımız görüşmede de bu sürecin aynı ihtiyatla sürdürülmesi konusunda mutabık kaldık."

"2023 içerisinde Akkuyu birinci güç ünitesinin açılışını yapabileceğiz"
"Rusya Federasyonu'nun, KKTC'yi tanıyabileceğine dair bazı yorumlar yapılıyordu, bu konu gündeme geldi mi? Türkiye ile Rusya'nın mevcut iş birliği alanlarını Doğu Akdeniz'de daha da genişletmeleri gibi ilave birtakım adımlar söz konusu olabilir mi? Akkuyu'nun gecikmemesi yönünde sizin de takip ettiğiniz bir süreç vardı. Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz detay var mı?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Kuzey Kıbrıs konusundaki tutumumuzu sadece Rusya'ya değil, tüm uluslararası topluma anlatıyoruz, beklentilerimizi gerekçeleriyle izah ediyoruz. Akkuyu ile ilgili olarak da mutabakat sağlandı. Bu mutabakatla birlikte de şu anda oradaki Türk firması IC ile mutabık kaldılar. Bundan sonraki süreci hızla devam ettirerek 2023 içerisinde de birinci üniteyi inşallah bitirip birinci ünitenin açılışını yapabileceğiz."
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüşmesinde Türkiye'nin, Karabağ ya da Zengezur Koridoru konusundaki tutumu ve Suriye'deki pozisyonunun gündeme gelip gelmediği ve Zirve'de Astana Süreci'ne ilişkin herhangi bir temasın olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Doğrusu Astana Süreci'ni Zirve'de görüşmedik ama muhataplarımla Suriye meselesinin kalıcı çözümüne dair meseleleri ayrıca ele alıyoruz. Karabağ konusunda da tüm bölge ülkelerinin Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne koşulsuz ve güçlü destek vermeleri önemli. 20 Ekim'de Zengilan Havalimanı'nın açılışını yapacağız. İlham Bey bu havalimanının açılışına özellikle zaten bizden tarih aldı ve biz de tarihi verdik. 'Zengilan'ın açılışını yaptıktan sonra da Cebrail'e geçer, inşallah töreni de orada yaparız.' dedi. Mutabık kaldık. Belki bazı liderleri de oraya ayrıca kendisi çağıracak." ifadelerini kullandı.
Liderlerle sohbet ederken çekilen bir fotoğrafın kamuoyunda çok konuşulduğu hatırlatılarak fotoğrafın nasıl oluştuğu sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlham Bey o koltuğu bana bıraktı, kendisi yandaki koltuğa geçti. Çoğu Rusça bildiği için tercüman da konuştuklarımızı Rusçaya çeviriyordu. Oradaki sohbetimiz tabii hepsinin bayağı hoşuna gitti. Güzel bir anı oldu." dedi.
Bir gazetecinin, söz konusu fotoğrafın, "Masa böyle kurulur" ya da "Diğer masadakiler dağılabilir" şeklinde yansımalarının olduğunu belirtmesi üzerine Erdoğan, "Ama biliyorsunuz bizimki altı kişilik masa değil." dedi.



Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
TT

Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)

Brian Katulis

Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki haftalarda İran konusunda ne karar vereceğini tahmin etmek zor ve hatta kendisi bile pozisyonunu henüz kesinleştirmemiş olabilir. Hem rakiplerini hem de müttefiklerini kasıtlı olarak diken üstünde tutan bir başkan için dış politikasının bugüne kadarki sonucu muğlaklık oldu. Göreve geri döndüğü ilk yılda uluslararası sahnede bazı kazanımlar elde etti, ancak aynı zamanda açık gerilemeler de yaşadı. Ukrayna'daki savaştan küresel ticaret savaşına kadar, genel yaklaşımının başarısını değerlendirmek için henüz çok erken.

Trump'ın İran ile mücadelesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Tam teşekküllü bir savaşa girme olasılığı veya “baş kesme”yi hedefleyen taktiksel bir saldırıyla yetinme olasılığı değerlendirmelere ve spekülasyonlara tabi. Ancak, Trump'ın birkaç hafta önce İranlı protestoculara “kurumlarınızı ele geçirin” çağrısında bulunup “yardım yolda” sözü vererek yaptığı tehditlerden geri adım atıyor gibi görünmesine rağmen, Washington bazı adımlar atmaya hazır görünüyor.

dfvgthy
Arap bölgesine varmadan önce Hint Okyanusu'nda seyreden USS Abraham Lincoln uçak gemisinde bir ABD askeri bakım çalışması yapıyor, 26 Ocak 2026 (CENTCOM)

O zamandan beri Trump, İran meselesini ele alırken seçeneklerini genişletti. Diplomasiye kapıyı açık tutarken, aynı zamanda USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri de dahil olmak üzere Ortadoğu'ya askeri takviye gönderdi. Trump, askeri danışmanlarından “kesin ve kati seçenekleri” incelemelerini isterken, Ortadoğu’daki baş temsilcisi Steve Witkoff ise bu ayın başlarında İsviçre'deki Davos Forumu'nda ABD'nin Tahran ile diplomatik bir yol arayışında olmaya devam ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump'ın İran'a yönelik izleyeceği yolu belirleyebilecek veya etkileyebilecek temel faktörler aşağıda verilmektedir.

Birincisi: Bölgedeki ABD askeri yığınağı

Trump'ın Ortadoğu'ya daha fazla askeri güç konuşlandırması, yönetiminin bölgedeki ABD kaynaklarını ve taahhütlerini azaltmayı, Batı Yarımküre'ye odaklanmayı öngören “Ulusal Güvenlik Stratejisi” ve “Ulusal Savunma Stratejisi” belgelerini yayınlamasıyla eş zamanlı olarak geliyor. Bu durum, İran'a karşı bir saldırının yakın olduğu tahminlerini destekliyor.

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor

Bu ay Ortadoğu'ya ilave güç sevk edilmesi, sadece bir pazarlık kozu olabilir veya ABD özel kuvvetlerinin bu ayın başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasına benzer şekilde, yakın bir askeri harekatın göstergesi olabilir. Ancak, ABD bir saldırı başlatırsa, Irak ve Afganistan'da olduğu gibi yeniden uzun süreli bir kara harekatı beklenmemelidir.

Bölge genelinde, İsrail, Suriye, Irak ve bazı Körfez ülkeleri gibi çeşitli ülkelerde konuşlandırılmış ABD personelinin ve askeri yeteneklerinin savunmasızlığı göz önüne alındığında, olası bir saldırının kapsamının sınırlı kalması muhtemel. Buna karşılık İran, geçen yıl yaşanan 12 günlük savaş sırasında saldırıları büyük ölçüde İsrail ile sınırlı kalırken, bu kez sert bir misilleme sözü verdi.

İkinci faktör: ABD'nin İran ile diplomatik kanalları

Amerikalı müzakereciler, geçen bahar Umman'ın ev sahipliğinde Maskat ve Roma'da düzenlenen birkaç tur görüşmede İranlı yetkililerle doğrudan bir araya gelerek, 12 günlük savaşın başlamasından önce ana anlaşmazlık noktası haline gelen İran'ın nükleer programını görüşmüşlerdi. Ancak İsrail, bu müzakerelerin ortasında İran'a bir saldırı düzenleyerek Tahran'ın ABD'nin diplomatik süreç konusundaki ciddiyetine olan güvensizliğini derinleştirdi.

sdfryj
ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kabul ediyor, 29 Eylül 2025 (AFP)

Diplomatik kanalların bu kez aktif olup olmadığı belirsizliğini koruyor, ancak iletişim olduğuna dair herhangi bir açık göstergenin yokluğu endişe verici. Diplomasi ancak bir devlet sadece konuşmakla yetinmeyip, ciddi bir şekilde kendisini yürüttüğünde başarılı olur.

Üçüncü faktör: ABD'nin bölgesel müttefikleri

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de bu hafta, herhangi bir tarafın İran'a saldırı düzenlemek için hava sahasını kullanmasına karşı olduğunu açıkladı. Körfez müttefiklerinden gelen baskı, Trump'ın olası bir saldırının kapsamını daraltmasına ve hatta tamamen vazgeçmesine katkıda bulunabilir.

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Göçmenlik Dairesi’nin düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir

Dördüncü faktör: İran halkı

İranlıların rejimlerine karşı durma cesaretini göstermelerine rağmen, Trump'ın “yardım yolda” dedikten sonra geri adım atması, özellikle yaşadıkları acımasız baskı göz önüne alındığında, birçok kişinin sokaklara geri dönme coşkusunu azaltabilir.

gthyrth
İran'da bir binaya çizilmiş Amerikan karşıtı bir duvar resmi, Tahran, 24 Ocak 2026 (Reuters)

Buna ek olarak, ABD'nin Venezuela'da izlediği yol, İranlıların korkularını güçlendirebilir. Zira orada Maduro gözaltına alınırken, Chavez rejiminin yapısına dokunulmadı, bu da Trump'ın İran halkının pahasına Tahran ile bir anlaşma yapması gibi benzer bir senaryo hakkındaki endişeleri artırıyor.

Beşinci faktör: İran rejimi

Tahran'ın Trump'ın baskı ve tehditleri ile olası diplomatik girişimlere vereceği yanıt, bir sonraki aşama hakkında çok şey ortaya koyacaktır. Gözlemciler, rejim içindeki ve özellikle de güvenlik aygıtının başındakiler arasındaki bölünmelere ve çatlaklara dair herhangi bir işareti yakından takip edeceklerdir.

Altıncı faktör: Amerikan kamuoyu

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Eğer İran'a bir saldırı düzenlemenin, Maduro'nun tutuklanmasının ardından destek oranlarında görülen ani yükselişe benzer şekilde, kendisine iç kamuoyunda bir yükseliş sağlayacağına inanıyorsa, bu, seçeceği eylem biçimini etkileyebilir. Ayrıca, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir.

Sonuç olarak, Trump, kendisini dizginleyebilecek tek gücün kendi ahlakı olduğunu açıkça ifade etti. Bundan sonra ne olacağı henüz belirsizliğini koruyor, ancak göstergeler İran'a yönelik bir saldırının yakın olabileceğini gösteriyor.


Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
TT

Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington ile müzakere talebinde bulunmadığını, ancak ‘tehditlerin durması’ şartıyla diplomasinin yeniden canlandırılmasına kapıyı açık bıraktığını söyledi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki protestoların bastırılmasına karşı askeri müdahalenin bir seçenek olmaya devam ettiğini dile getirmesinin ardından geldi.

Bölgede gerilimi kontrol altına alma amacıyla diplomatik temaslar sürüyor. Bölgedeki etkili başkentleri kapsayan bir dizi görüşme yoluyla arabuluculuk kanallarının devreye sokulması ve Tahran ile Washington arasında siyasi diyaloğun yeniden başlatılması hedefleniyor. Bu çabalar, bölgesel tansiyonun arttığı son dönemde yoğunlaştı.

Bu çerçevede, ABD Donanması’na bağlı bir taarruz gücü dün Ortadoğu’da konuşlandırıldı. İran ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini yineledi. Trump, Washington’un İran’a doğru ‘büyük bir savaş filosu’ gönderdiğini belirtirken, bunu kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu ifade etti. Trump ayrıca, Tahran’ın hâlâ diyalog arayışında olduğunu savundu ve göstericilerin öldürülmesi ya da nükleer programın yeniden başlatılması konusunda uyarılarını yineledi.

dfrt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (EPA)

Tahran yönetimi, hükümet karşıtı protestoları sert biçimde bastırdı. Olaylarda binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve on binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İranlı yetkililer, yaşananlardan ABD ve İsrail’le bağlantılı olduklarını öne sürdükleri ‘silahlı teröristler ve kışkırtıcıları’ sorumlu tutarken, insan hakları örgütleri protestoları 1979 İslam Devrimi’nden bu yana görülen en büyük gösteriler olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına yanıt veren Arakçi, bugün düzenlenen kabine toplantısı kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, son günlerde ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile herhangi bir temasın gerçekleşmediğini söyledi. Arakçi, İran’ın müzakere talebinde bulunmadığını vurgulayarak, “Arabuluculuk yürüten bazı ülkeler var ve onlarla temas halindeyiz” dedi.

Arakçi, tehdit ortamında müzakerenin mümkün olmadığını belirterek, “Müzakerenin kendine özgü ilkeleri vardır; eşitlik temelinde ve karşılıklı saygı çerçevesinde yürütülmelidir. Eğer müzakerelerin sonuç vermesini istiyorlarsa, tehditlere ve aşırı taleplere son vermeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Arakçi’nin açıklamaları, bölgesel diplomatik temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin hem Witkoff hem de Arakçi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmelerde, ‘diplomatik sürece bağlı kalınmasının önemi ve Washington ile Tahran arasında diyaloğun yeniden başlatılması için uygun koşulların hazırlanması’ üzerinde durulduğu belirtildi.

rgty
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Doha yönetimi de Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin, Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınırken, ‘bölgesel istikrarın korunması ve gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesinin gerekliliği’ vurgulandı.

Aynı çerçevede Katar Başbakanı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile de telefon görüşmesi yaptı. Tahran’daki Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, ‘mevcut aşamadaki son gelişmeler ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesine yönelik yollar’ ele alındı.

Ankara’da ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ile yaşanan ihtilaflı konuları kapsamlı bir anlaşma yerine ‘tek tek’ çözme çağrısında bulundu. Fidan, Tahran’ın nükleer programı konusunda görüşmelere açık olduğunu da ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Fidan, basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin İran’a yönelik herhangi bir yabancı müdahaleye ya da saldırıya karşı olduğunu belirterek, bunun “savaşı yeniden başlatmak anlamına geleceğini ve yanlış olacağını” söyledi.

Fidan, “Amerikalı dostlarıma her zaman tavsiyem, İranlılarla meseleleri birer birer çözmeleridir. Nükleer dosyayla başlayın ve kapatın, ardından diğer başlığa geçin” dedi. Tüm konuların tek bir paket halinde sunulmasının, İran açısından süreci zorlaştıracağını ve zaman zaman aşağılayıcı algılanabileceğini belirten Fidan, bunun yalnızca kamuoyuna değil, İran liderliğine de anlatılmasının güç olacağını vurguladı.

Geçtiğimiz haziran ayında ABD, Gazze savaşı nedeniyle İsrail ile bölgede artan gerilim ortamında İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. İran’ın barışçıl amaçlarla yürüttüğünü savunduğu nükleer programına ilişkin müzakerelerde ise kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.

NATO üyesi ve İran’ın komşusu olan Türkiye, ABD ve İranlı yetkililerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Tahran’a iç sorunlarını kendi başına çözmesi için fırsat tanınması gerektiğini ifade etti. Ankara ayrıca, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın mevcut koşullarda bölgenin taşıyabileceği sınırları aşacağı uyarısında bulundu. Fidan, İsrail’in İran’a yönelik saldırı arayışını sürdürdüğünü de dile getirdi.


Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
TT

Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)

Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, bugün Moskova’da yapacakları görüşmede Suriye’deki Rus askeri varlığını ele alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, iki liderin ayrıca, ekonomik iş birliği ile Ortadoğu’daki durumu da görüşeceğini söyledi.

Peskov, Reuters’ın Beşşar Esed’in geleceğine ilişkin sorusuna, “Bu konu hakkında yorum yapmayacağız” yanıtını verdi.

Kremlin, Putin’in Şera ile ekonomik iş birliği ve bölgesel gelişmeleri masaya yatıracağını bildirdi.

Rus basını dün, Kremlin kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Putin ile Şera’nın ‘ikili ilişkilerin farklı alanlardaki durumu ve geleceği ile Ortadoğu’daki gelişmeleri’ ele alacaklarını bildirmişti.

Geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirilen ilk görüşmede iki lider uzlaşıcı bir dil kullanmıştı. Söz konusu ziyaret, Şera’nın Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelmesinden sonra Moskova’ya yaptığı ilk ziyaret olmuştu. Rusya, Esed yönetiminin en güçlü destekçileri arasında yer alıyordu.

Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve kendisine yakın bazı yetkililerle birlikte, iktidarının 8 Aralık 2024’te sona ermesinin ardından Moskova’ya kaçmıştı. Şam’daki yeni yönetim, söz konusu isimlerin yargılanmak üzere iadesini talep ediyor.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump dün Şera’yı övdü. Trump, Şera ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Kendisine büyük saygı duyuyorum… İşler çok iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.

Esed’in devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki nüfuzu zayıflayan Putin, bölgede Rus askeri varlığını korumayı hedefliyor. Moskova, yeni yönetim döneminde Tartus’taki deniz üssü ile Hmeymim’deki hava üssünün geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu iki üs, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışında sahip olduğu tek askeri tesis olma özelliğini taşıyor. Öte yandan Rusya, 2019’dan bu yana kuzeydoğu Suriye’de Kürt güçlerinin nüfuz alanlarında askeri üs olarak kullandığı Kamışlı Havalimanı’ndan askeri teçhizat ve birliklerini ise dün çekti.

Rusya, Esed’in en önemli müttefiklerinden biri olmuş ve 2015’te çatışmaların başlamasının ardından askeri müdahalede bulunmuştu. Bu müdahale, sahadaki dengelerin rejim güçleri lehine değişmesinde belirleyici rol oynadı. Ancak Esed’in devrilmesi, Rusya’nın bölgedeki etkisine ağır bir darbe niteliği taşıdı ve Ukrayna savaşı sürerken Moskova’nın askeri kapasitesinin sınırlarını da ortaya koydu.

Buna karşılık, Esed’in düşüşünü memnuniyetle karşılayan Washington, Şera ile ilişkilerini güçlendirdi. ABD, 2014’ten bu yana Suriye ve komşu Irak’ta aşırılık yanlısı gruplara karşı uluslararası bir koalisyona liderlik ediyor.

Öte yandan Fransa, Birleşik Krallık, Almanya ve ABD, dün yayımladıkları ortak bildiride, ateşkesin sağlanmasının ardından Suriye ordusu ile Kürt savaşçıları, binlerce militanı ve aile fertleri kuzeydoğu Suriye’deki cezaevleri ve kamplarda tutulan DEAŞ’ın güvenlik boşluğundan yararlanmasını önlemek amacıyla ‘her türlü güvenlik boşluğundan kaçınmaya’ çağırdı.