Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hedefin Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği olduğunu belirterek, "Bundan sonraki süreç bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 22'nci Devlet Başkanları Zirvesi için Özbekistan'a gerçekleştirdiği ziyaretin sonunda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in davetine icabetle, Şanghay İşbirliği Zirvesi'ne ilk kez "özel misafir" olarak katıldığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin 2012'den bu yana teşkilatın "diyalog ortağı" olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, teşkilatın Enerji Kulübü Üst Düzey Grubunun Dönem Başkanlığını da üstlendiğini, 2017'de Grubun Üçüncü Yüksek Düzeyli Grup Toplantısı'na Ankara'da ev sahipliği yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatla Türkiye arasında belli bir müktesebatın oluştuğunu belirtti.
Şanghay İşbirliği Teşkilatının kuruluşundan itibaren gerek güvenlik, gerekse ekonomi ve ticaret alanlarında ciddi mesafeler katettiğini ve bu çerçevede genişlemesini sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, "Küresel ekonomide Asya kıtasının oynadığı belirleyici rol zaten ortadadır. Avrasya coğrafyasının yüzde 60'ını kapsayan teşkilat coğrafyasında 3,2 milyar insan yaşıyor. Teşkilat üyeleri 20 trilyon dolara ulaşan bir ekonomik büyüklükle küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 30'dan fazlasını üretiyor." dedi.

"Birlikte atabileceğimiz adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunduk"
Türkiye'nin, Yeniden Asya Girişimi kapsamında kıta ülkeleriyle iş birliğini ikili ve çok taraflı düzeyde daha da geliştirme iradesinin kati olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Zirvedeki hitabımda tarihi, kültürel, insani bağlara sahip olduğumuz ata yurdu Asya'nın güvenlik, istikrar ve refahının teminini, dış politika önceliklerimiz arasında telakki ettiğimizi belirttik. Bölgemizde ve ötesinde güvenlik ve istikrarın sağlanması için iş birliğine verdiğimiz önemin altını çizdik. Zirvede salgın sonrası iyileşme döneminde ekonomilerimizin dayanıklılığını artırmak amacıyla birlikte atabileceğimiz adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.
Görüşmelerde ayrıca küresel ekonomik gelişmeleri de ele aldık. Küresel enflasyonla mücadelede iş birliğinin önemine değindik. Teşkilat bünyesinde ülkemizle iş birliğinin daha da geliştirilmesi yönünde irade ve istek bulunduğunu memnuniyetle müşahede ettik. Bu Zirve, ülkemizin önceliklerini vurgulamak ve teşkilatı ilgilendiren temel konularda sağlayabileceğimiz katkıları dile getirmek bakımından önemli bir vesile teşkil etti."
Zirve marjında Azerbaycan, Çin, Moğolistan, Özbekistan, Rusya ve İran'ın cumhurbaşkanları ile Pakistan ve Hindistan'ın başbakanlarıyla verimli ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Erdoğan, görüşmelerinde ikili ilişkilerin yanı sıra güncel küresel meselelere dair fikir teatisinde bulunduklarını söyledi, istişarelerin ve temasların hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

"Rusya-Ukrayna savaşında oynadığımız rol sebebiyle bize teşekkür ettiler"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütünün içerisindeki yeri, gelecek vizyonu ve örgütten Türkiye'ye üyelik çağrısı veya daveti olup olmadığına ilişkin soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Her şeyden önce bu teşkilat, 'Şanghay Beşlisi' diye başladı ama artık beşli olmaktan çıkmış vaziyette. Şu an üye sayısı 9'a ulaşmış durumda. 3 gözlemci üyesi bulunuyor. Ayrıca bizim gibi diyalog ortağı olan 9 ülke var. Görüştüğüm liderlerin hemen hemen hepsi de özellikle Rusya-Ukrayna savaşında tansiyonu düşürmek için oynadığımız rol sebebiyle bize teşekkür ettiler. 'Burada aldığınız rolden dolayı gerçekten sizleri takdir ve tebrik ederiz.' dediler.
Hepsi ikili görüşmelerimizde gelip işi buraya bağladılar çünkü Rusya-Ukrayna savaşında dünyadaki bu görünen güçler içerisinde 'Ne yapabiliriz, bu işi nasıl çözeriz?' gibi bir durum yok maalesef. Biz ise başından itibaren sürdürdüğümüz o denge politikasıyla gerek Batı'ya gerekse başta Amerika olmak üzere hepsine gereken cevabı, yaptığımız girişimlerle vermiş olduk. Tabii en önemlisi bu tahıl koridoru meselesi."
Tahıl koridoru ile ilgili atılan adımlar hakkında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Zirve'de yaptıkları görüşmede de konuştuklarını belirten Erdoğan, "Malum, tahıl koridorunun gelişmekte olan ülkelerden ziyade az gelişmiş ülkelere yönelik çalıştırılması gerekiyor. Bizim burada oynadığımız asıl rol bu. Burada da onu yine konuştuk, 'Biz az gelişmiş ülkelere bu tahıl koridorunu kullandırtalım, onlara ulaşalım, bunun gayreti içerisinde olalım.' dedik. Tabii Sayın Putin de onun üzerinde özenle duruyor." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan sonraki süreçte de biz bunu inşallah en ideal şekilde çalıştırarak az gelişmiş ülkelere bu koridoru nasıl kullandırtacağız, buralara nasıl ulaşacağız, buralara ne yapabiliriz, bunun takipçisi olacağız." ifadesini kullanarak, şöyle devam etti:
"Bütün bu ülkeler bunun üzerinde de durdular, duruyorlar. Tabii biz de aynı şekilde bunun üzerinde durduk, duruyoruz. Tabii biz Şanghay Beşlisi içerisinde üye konumunda değiliz. Biz şu anda buraya ev sahibi Özbekistan'ın davetiyle özel konuk olarak katıldık. Tabii Şevket Bey ile bizim özel bir hukukumuz var. Bu özel hukukumuz dolayısıyla beni ve İlham Bey'i buraya özel olarak davet etmiş oldu. Şimdi bundan sonraki süreç ise bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır. Bu adım da tabii önümüzdeki dönemin ev sahibi olacak Hindistan'daki görüşmelerde belki gündeme daha ileri seviyede gelecek. Üye olmak-olmamak hepsi ayrı ama bizim bu ülkelerle olan münasebetlerimiz, bu atılan adımla çok daha farklı bir konuma taşınmış olacaktır."
Kastettiğinin, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyelik olup olmadığı sorulan Erdoğan, "Tabii. Hedef o." dedi.

"Ermenistan'ın barış ve iş birliğine odaklanması önem taşıyor"
Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarına yeniden başladığı ve Şuşa Mutabakatı'na göre Türkiye'nin bölgeye askeri birlik göndermesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Ermenistan'ın provokasyonları karşılığında Azerbaycan başlattığı operasyonu tamamladığını söylüyor. Operasyonu bitirdiğine göre de bunu şimdi dalgalandırmanın bir anlamı yok. İlham Bey'den aldığım bilgilere göre Azerbaycanlı kardeşlerimiz şu anda kendilerini güvenli bir konuma taşımış oldular. Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik provokasyonlarından vazgeçmesi, evvelce verdiği taahhütlere uygun davranarak bir an önce barış ve iş birliğine odaklanması burada önem taşıyor. Bizim dileğimiz, bölgemizde yürütülen normalleşme süreçlerinin başarıyla nihayete erdirilmesi ve bölgesel barış ve istikrarın kalıcı olarak sağlanmasıdır."
Tahıl koridoruyla ilgili olarak Rus gemilerine hem garanti verilmemesi hem el konulmasından dolayı Rusya'nın kendi tahıllarını ve gübreyi de çıkartamadığı hatırlatılarak, "Avrupa Birliği yasaklamış, ambargo koymuş ama gübre meselesinde özellikle kendilerine alıyorlar. Asya, Afrika, Latin Amerika ülkelerine hala yasak devam ediyor. Bu kapsamda Rusya'yla özellikle bu gönderilemeyen bölgelere tahıldan bahsettiniz ama gübrenin de gönderilmesi söz konusu olabilecek mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları kaydetti:
"Tabii gerek Rusya'dan gerek Ukrayna'dan gelen her türlü ürün, bu tahıl ürünü olabilir, gübre olabilir, bunların hepsi için biz ilgili ülkeyle muhakkak müzakereleri, görüşmeleri yapıyoruz. Gerek Dışişleri gerek ilgili bakanlar olsun, hepsi muhataplarıyla da görüşmek suretiyle adımlarımızı buna göre atıyoruz. Şu ana kadar adımları böyle karşılıklı müzakereyle, istişareyle attığımız için de henüz böyle ciddi bir falso ortaya çıkmadı. Sayın Putin'le burada yaptığımız görüşmede de bu sürecin aynı ihtiyatla sürdürülmesi konusunda mutabık kaldık."

"2023 içerisinde Akkuyu birinci güç ünitesinin açılışını yapabileceğiz"
"Rusya Federasyonu'nun, KKTC'yi tanıyabileceğine dair bazı yorumlar yapılıyordu, bu konu gündeme geldi mi? Türkiye ile Rusya'nın mevcut iş birliği alanlarını Doğu Akdeniz'de daha da genişletmeleri gibi ilave birtakım adımlar söz konusu olabilir mi? Akkuyu'nun gecikmemesi yönünde sizin de takip ettiğiniz bir süreç vardı. Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz detay var mı?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Kuzey Kıbrıs konusundaki tutumumuzu sadece Rusya'ya değil, tüm uluslararası topluma anlatıyoruz, beklentilerimizi gerekçeleriyle izah ediyoruz. Akkuyu ile ilgili olarak da mutabakat sağlandı. Bu mutabakatla birlikte de şu anda oradaki Türk firması IC ile mutabık kaldılar. Bundan sonraki süreci hızla devam ettirerek 2023 içerisinde de birinci üniteyi inşallah bitirip birinci ünitenin açılışını yapabileceğiz."
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüşmesinde Türkiye'nin, Karabağ ya da Zengezur Koridoru konusundaki tutumu ve Suriye'deki pozisyonunun gündeme gelip gelmediği ve Zirve'de Astana Süreci'ne ilişkin herhangi bir temasın olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Doğrusu Astana Süreci'ni Zirve'de görüşmedik ama muhataplarımla Suriye meselesinin kalıcı çözümüne dair meseleleri ayrıca ele alıyoruz. Karabağ konusunda da tüm bölge ülkelerinin Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne koşulsuz ve güçlü destek vermeleri önemli. 20 Ekim'de Zengilan Havalimanı'nın açılışını yapacağız. İlham Bey bu havalimanının açılışına özellikle zaten bizden tarih aldı ve biz de tarihi verdik. 'Zengilan'ın açılışını yaptıktan sonra da Cebrail'e geçer, inşallah töreni de orada yaparız.' dedi. Mutabık kaldık. Belki bazı liderleri de oraya ayrıca kendisi çağıracak." ifadelerini kullandı.
Liderlerle sohbet ederken çekilen bir fotoğrafın kamuoyunda çok konuşulduğu hatırlatılarak fotoğrafın nasıl oluştuğu sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlham Bey o koltuğu bana bıraktı, kendisi yandaki koltuğa geçti. Çoğu Rusça bildiği için tercüman da konuştuklarımızı Rusçaya çeviriyordu. Oradaki sohbetimiz tabii hepsinin bayağı hoşuna gitti. Güzel bir anı oldu." dedi.
Bir gazetecinin, söz konusu fotoğrafın, "Masa böyle kurulur" ya da "Diğer masadakiler dağılabilir" şeklinde yansımalarının olduğunu belirtmesi üzerine Erdoğan, "Ama biliyorsunuz bizimki altı kişilik masa değil." dedi.



Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi için "korkunç, acımasız, iğrenç" demesinden sadece birkaç hafta sonra, Trump'ın kendisine karşı uzun süredir devam eden çıkışları nedeniyle onu "zorba" diye niteledi.

Sör Sadiq Khan ayrıca, Trump'ı Birleşik Krallık'a (BK) "kin" kusmakla suçladı. Trump, Müslüman siyasetçinin şehirde "çok fazla" göçmen bulunduğu için başarılı olduğunu iddia etmişti.

Başkan Trump'ın kendisine "takıntılı" olduğunu da iddia eden Sör Sadiq, "ister oyun alanında ister Beyaz Saray'da olsun, bir zorbayla başa çıkmanın en iyi yolunun ona karşı durmak olduğunu" 9 yaşındayken öğrendiğini söyledi:

Bir zorbanın karşısında sinecek olursanız daha fazla saygı kazanamazsınız.

Politico'ya verdiği röportajda, "Ve birisi şehrime, vatandaşlarımıza, değerlerimize, yaşam tarzımıza saldırdığında, birisi bir inancın mensupları hakkında belirli genellemeler yaptığında, bence onlara karşı durmak zorunludur" dedi.

Ayrıca Zohran Mamdani, New York belediye başkanı seçildiğinde Trump'ın odağını ona çevireceğini düşündüğünü de şaka yollu söyledi.

Seçim öncesinde Trump onu "komünist" diye nitelendirirken, Mamdani de başkanın faşist olduğunu öne sürmüştü.

Ancak Oval Ofis'teki olağanüstü bir görüşmede, iki politikacı hakaretleri gülerek geçiştirmiş ve bir tür yakınlık geliştirmiş gibi görünmüştü.

axscdfvgt
Sör Sadiq, Trump'ın odağını New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani'ye çevireceğini düşündüğünü şaka yollu söyledi (AP)

Sör Sadiq şaka yollu şöyle dedi:

Başkan Trump'ın bana karşı duyduğu düşmanlığı, nefreti ve kini göz önünde bulundurduğunuzda, Zohran seçildiğinde Başkan Trump'ın benim yerine onu hedef alacağını varsaymıştım.

Ancak Khan, ilk görüşmelerinin gerçek bir fikir birliğinden ziyade bir tür "taktik diplomasi" olduğunu öne sürdü.

Trump'ın BK'deki göç politikasına yönelik eleştirilerine gelince, yorumlarını "sadece bana değil, aynı zamanda göçmen politikası ve seçimlerin nasıl yapıldığı ve kazanıldığı konusunda ülke hakkında genellemeler içeren bir nefret" diye nitelendirdi.

Gerçekten de takıntılı olduğunu düşünüyorum. Ve korkunç şeyler söylediği birçok dönem oldu ve ben de cevap vermedim çünkü dedikoduya ve bu zavallı isim takma işine karışacak kadar vaktim yok.

Geçen ay Trump, Sör Sadiq'le uzun süredir devam eden çekişmesini yeniden alevlendirmiş ve şehrin, ebeveynleri Pakistan'dan gelen ilk Müslüman belediye başkanı hakkında şunları söylemişti:

Çok sayıda insan [BK'ye] geldiği için seçiliyor. Şimdi ona oy veriyorlar.

Ayrıca onu "korkunç, acımasız, iğrenç bir belediye başkanı" diye nitelemiş ve "berbat bir iş" yaptığını söylemişti.

Mayısta Galler, İskoçya ve İngiliz belediye meclislerinde yapılacak seçimlerde İşçi Partisi'nin ağır kayıplar yaşayacağı öngörülürken, Sör Sadiq, partisinin Londra'daki başarısından ders çıkarabileceğini belirterek, "Önderlik etmekten ve onların beni takip etmesinden oldukça memnunum" dedi.

Ancak Keir Starmer'ın geleceğiyle ilgili spekülasyonlar artarken, İşçi Partisi lideri olmak istemediğini ısrarla vurguladı. "Hayır, hayır, hayır, hayır. Hiçbir niyetim, planım yok, İşçi Partisi lideri veya başbakan olmak da istemem" dedi.

Independent Türkçe


ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
TT

ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)

Ahmed Abdulhekim

ABD’nin Venezuela'da askeri operasyon başlatmasıyla birlikte, Başkan Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini tutuklayarak Venezuela'dan sınır dışı ettiğini’ duyurdu. ABD basınında yer alan haberlerde koşulları hala belirsiz olan tutuklamayı gerçekleştiren ve ABD özel askeri grubu Delta Gücü’nün (Delta Force) adı bir kez daha ortaya çıktı.

Karakas, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez aracılığıyla, hükümetin Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores'in nerede olduklarını bilmediğini doğruladı. Rodríguez, devlet televizyonunda yayınlanan bir ses kaydında “Başkan Maduro ve First Lady Cilia Flores'in hayatta olduklarına dair acil kanıt talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Peki, 1977 yılında kurulan, ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan ve özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmış, terörle mücadele ve rehine kurtarma operasyonlarına uzun yıllardır katılan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz? Bu birim, son on yıllarda çok ses getiren cinayetlerde ve tutuklamalarda rol aldı.

Delta Gücü ve tehlikeli görevler

1977 yılının kasım ayında, dünya genelinde artan terör tehdidine yanıt olarak ABD ordusu bünyesinde Delta Gücü kuruldu. Çünkü dönemin ABD’li liderleri, orduda ‘küçük ve uyarlanabilir’ bir hassas saldırı gücü ihtiyacı olduğunu düşündüler. Bu birim, hava indirme ve çatışma operasyonlarına dayanan doğrudan eylem ve terörle mücadele görevleri için çok çeşitli özel becerilere sahipti ve üyeleri son derece yetkin kişilerdi.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli raporlardan aktardığına göre kod adı “The Unit” olan Delta Gücü’nün kurulması fikri 1970'lerde sona eren Vietnam Savaşı'ndaki deneyimin ardından, ABD'nin terörle mücadele birimini geliştirmek için askeri değişim programı kapsamında İngiliz Özel Hava Servisi (SAS) ile çalıştıktan sonra, bu birimin deneyimlerinden yararlanmak isteyen ABD ordusu Özel Kuvvetleri subayı Charlie Beckwith'in talebiyle ortaya çıktı.

csdfrgthy
Delta Gücü üyesi Amerikan askerleri (ABD ordusu)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) resmi internet sitesine göre, Delta Gücü ‘gizlilik örtüsü’ altında faaliyet gösteriyor. Örgütsel olarak ABD ordusu Özel Harekat Komutanlığı'na (USAOC) bağlı olan Delta Gücü, Ortak Özel Harekat Komutanlığı (JSOC) tarafından kontrol ediliyor. Ana görevi, ‘terörist hücreleri’ çökertmek, stratejik keşif yapmak ve savaş operasyonlarına hazırlanmak, ayrıca Merkezi İstihbarat Teşkilatı ile rehine kurtarma operasyonlarına ve gizli görevlere katılmak olarak tanımlanıyor ve karargahı Kuzey Carolina'daki Fort Bragg'da bulunuyor.

ABD’nin seçkin askerleri, Delta Gücü’ne kayıt olduklarında, koruma prosedürleri, casusluk teknikleri, nişancılık, patlayıcı üretim, rehine kurtarma simülasyonları ve binalarda ve kaçırılan uçaklarda teröristlerle çatışma konularında özel eğitim alırlar. Ayrıca Delta Gücü üyelerine alçak irtifa paraşütle atlama ve dalış ekipmanlarıyla derin deniz dalışı gibi serbest senaryolar konusunda da eğitim verilir.

Pentagon, Delta Gücü’nün yapısının ABD Özel Harekat Birimi, Ortak Özel Harekat Birimi ve ABD Kara Kuvvetleri Özel Harekat Birimi olmak üzere üç ana birimden oluştuğunu açıklarken, ABD merkezli raporlara göre ABD Ordusu'ndaki bu birimin üyelerinin çoğu, 75. Ranger Alayı, SEALs ve Deniz Piyadeleri başta olmak üzere diğer Amerikan özel kuvvetler gruplarından geliyor. Çünkü bu güce katılım şartları, başvuru sahiplerinin erkek olması gerektiğini şart koşuyor. Üyeleri özel bir komite tarafından kabul edildikten sonra, tehlikeli senaryolarla başa çıkma becerisini geliştirmeye odaklanan altı aylık fiziksel, savaş ve lojistik eğitimden geçiyorlar. Üyeler ayrıca bir yabancı dil bilmek zorundalar.

xcdfvgh
ABD’nin Venezuela'ya düzenlediği hava saldırılarından sonra geride kalan yıkımdan bir kare (AFP)

Delta Gücü ve Navy SEALs, son birkaç on yılda, ABD ordusu içinde en önde gelen iki özel kuvvet birimi haline gelirken üyelerinin ileri düzeydeki yetkinlikleri ve görev yürütme kabiliyetleri nedeniyle en karmaşık ve tehlikeli askeri görevlerin emanet edildiği iki birim oldu. Sean Naylor'un Delta Gücü hakkındaki kitabına göre birim yaklaşık bin askerden oluşuyor.

Delta Gücü’nün başlıca operasyonları

Delta Gücü, 1977 yılındaki kuruluşundan bu yana, dünyanın dört bir yanında bazı gizli ve özel operasyonlar gerçekleştirdi. Bunların başında, 1989 yılında Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanması, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i tutuklamak için yürütülen Kızıl Şafak Operasyonu ve ondan önce, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesi geliyor. Ayrıca 2019 yılında DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ortadan kaldırılması da bu operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak Delta Gücü’nün tarihinde birkaç başarısız operasyon da bulunuyor. Bunların başında, 1980 yılında ABD’nin Tahran'daki Büyükelçiliğinden rehinelerin kurtarılması operasyonu geliyor. Jimmy Carter'ın başkanlığı döneminde gerçekleştirilen ve kod adı ‘Eagle Claw’ (Kartal Pençesi) olan bu operasyon başarısızlıkla sonuçlandı.

Delta Gücü’nün kuruluşundan bu yana tarihine bakıldığında, İran'daki rehineleri kurtarmadaki başarısızlığının ardından bazı başarılı operasyonlar gerçekleştirdiği görülüyor. Bunlardan biri ABD’nin 1983 yılında Grenada'ya gerçekleştirdiği askeri işgaliydi. Delta Gücü ayrıca, 1989 yılında ABD'nin Panama'yı işgalinde ve Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanmasında rol aldı. 1993 yılında ise Kolombiya güçlerine Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın tutuklanmasına yardım etti.

dfvgt
ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan Delta Gücü, özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmıştır (ABD ordusu)

Delta Gücü, Ortadoğu'da da bazı askeri operasyonlara katıldı veya gerçekleştirdi. Bunların başında, 1982 yılında Güney Sudan'da, Güney Sudan Kurtuluş Cephesi'nin (SPLA) silahlı unsurları tarafından alıkoyulan ve aralarında Amerikalıların da olduğu beş rehinenin kurtarılmasıydı.

Delta Gücü, 1991 yılında Irak ordusunu Kuveyt'ten çıkarmak için ‘Çöl Fırtınası’ operasyonuna katıldı ve bu operasyonda başarılı oldu.

Ancak Somali'deki bir sonraki operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Bu, 1993 yılında ABD ordusunun Somali Ulusal Ordusu'nun lideri General Muhammed Ferah Aidid'i tutuklamaya çalıştığı, ancak başarısız olduğu ünlü operasyondu.

ABD merkezli Military.com internet sitesine göre bu operasyon sırasında Delta Gücü’nün çabaları, 18 üyesinin öldürülmesi ve 73 üyesinin yaralanmasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Somali'deki silahlı gruplar, Delta Gücü’nün en önemli başarısızlığı olarak kabul edilen bir üyesini ele geçirmeyi de başardı.

ABD’nin, 11 Eylül 2001 olaylarının ardından, aynı yıl Afganistan'ı ve 2003 yılında Irak'ı işgal ederek terörle mücadeleyi başlatmasının ardından Delta Gücü, ABD ordusunun bir parçası olarak bu savaşa katıldı.

En dikkat çekici operasyonu, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i, oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesinden birkaç hafta sonra yakaladığı ‘Kızıl Şafak’ operasyonuydu.

Delta Gücü, 2005 eylülünde 311 gün süren esaretin ardından Irak'ta tutulan ABD’li müteahhit Roy Helmets'i kurtarmayı başardı.

Delta Gücü, 2011 yılında birçok Arap ülkesinde yaşanan Arap Baharı olaylarının ardından 2012 yılında Libya’nın Bingazi şehrindeki saldırısı sırasında ABD Büyükelçiliği’nin tahliyesine müdahale etti ve bu saldırı, dönemin ABD Libya Büyükelçisi Christopher Stevens'ın ölümüne yol açtı.

Ardından, 2013 ekiminde ABD’li yetkililer, Libya'daki El Kaide liderlerinden biri olarak gördüğü Ebu Enes el-Libi'yi tutuklamayı başardı.

2016 yılında Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo'nun tutuklanmasına katkıda bulunan Delta Gücü, 2019 yılında Suriye'de DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'yi öldüren ABD güçleri arasında yer alırken 2020 yılında Irak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürdü.

ABD merkezli bazı raporlarda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş sırasında, Washington'ın Delta Gücü’nü İsrail'e göndererek Hamas'ın 7 Ekim 2023’te kaçırdığı ‘rehineleri’, özellikle de ABD vatandaşlarını kurtarmaya yardım ettiği belirtildi.


SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
TT

SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)

Ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bugün (pazar) yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle “askerî entegrasyon sürecini” görüştüğünü bildirdi.

SDG’nin açıklamasına göre heyette, SDG lideri Mazlum Abdi ile Genel Komutanlık üyeleri Suzdar Derik ve Sipan Hemo bulunuyor. Kuzeydoğu Suriye’de geniş bir alanı kontrol eden SDG, görüşmelerin askerî alandaki entegrasyonun çerçevesine odaklandığını kaydetti.

SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile imzalanan anlaşma kapsamında, kendisine bağlı tüm sivil ve askerî kurumların 2025 yılı sonuna kadar Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini kabul etmişti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 10 Mart tarihli anlaşmaya tam uyulması ve eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgularken, anlaşma maddelerinin sahada hayata geçirilmesi için diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi çağrısında bulundu.

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki temaslar, Halep’te iki taraf arasında günler önce patlak veren ve onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan kanlı çatışmaların ardından gerçekleşti.

Suriye hükümeti, SDG’yi Halep’te hükümete bağlı iç güvenlik güçlerinin noktalarına saldırmakla suçlarken; SDG ise Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını ileri sürdü.