Suudi Arabistan nükleer enerjinin barışçıl kullanımına örnek ülke

Elektriğin üretileceği Suudi nükleer santralinin ruhsat alma süreci devam ediyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, UAEA Genel Konferansı’nda (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, UAEA Genel Konferansı’nda (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan nükleer enerjinin barışçıl kullanımına örnek ülke

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, UAEA Genel Konferansı’nda (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, UAEA Genel Konferansı’nda (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı ve Nükleer ve Radyolojik Düzenleme Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prens Abdulaziz bin Selman, nükleer enerjinin barışçıl kullanımını artırmak, bilim ve teknolojiyi yaymak amacıyla Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) verdiği desteği vurguladı. Aynı zamanda elektriğin üretileceği Suudi nükleer santraline ruhsat verilmesinin talep edildiğini, rekabet için teknik belgelerin gözden geçirildiğini açıkladı.
Prens Abdulaziz, Krallığın UAEA’nın laboratuvarların modernizasyonu yönündeki kapsamlı ReNuAL 2 projesi çerçevesinde nükleer ve radyolojik laboratuvarlarına verdiği desteğe dikkat çekti.

Suudi desteği
Suudi Arabistan Enerji Bakanı, ülkesinin bazı zoonotik hastalıklar ile mücadele ve bu hastalıklara karşı hazırlık ve müdahaleyi geliştirme yönünde nükleer teknolojilerin niteliksel gelişimi için entegre çalışmalarda UAEA’ya verdiği desteği vurguladı. Suudi Arabistan’ın gelişmiş ülkelerin katkılarını, UAEA’yı programlarına destek vermek için uzmanlık ve yeteneklerini paylaşmalarını dört gözle beklediğini belirtti.

Enerji kaynakları
UAEA’nın Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirilen 66'ncı Genel Kurul Toplantısı'nda söz alan Enerji Bakanı, Suudi Arabistan'ın enerji kaynaklarını çeşitlendirme stratejisine, elektrik üretmek için bir nükleer santral inşa etme yönündeki ulusal projesine değindi. Nükleer santral sahasına ruhsat verilmesi yönündeki başvurunun, santral için uluslararası bir rekabet kapsamında düzenlenen teknik şartname belgelerinin hazırlanması ardından incelenmekte olduğunu açıkladı.
Suudi Arabistan’ın ulusal kararlarına uygun olarak, UAEA’nın nükleer güvenlik standartlarını asgari düzeyde sağlama taahhüdünü teyit eden Enerji Bakanı, Suudi Arabistan'ın anlaşmayı uygulama yönündeki ortak uluslararası çabaların önemini vurguladığını, nükleer silahların yayılmasını önleme hususlarını siyasallaştırmamanın öneminin altını çizdiğini de sözlerine ekledi. Aynı zamanda ülkelerin barışçıl nükleer teknolojiden yararlanma hakkını vurguladı.

Suudi sergisi
Prens Abdulaziz bin Selman, UAEA Direktörü Rafael Grossi ve katılımcı ülkelerin bazı misyon başkanları huzurunda Suudi Arabistan'ın nükleer ve radyolojik kontrol alanındaki faaliyetlerinin gösterildiği Suudi sergisinin açılışını yaptı. Şarku’l Avsat muhabirinin bildirdiğine göre söz konusu sergide Suudi Arabistan’ın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme çabaları, nükleer güvenlik önlemleri ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ile ilgili çalışmaları sunuluyor.

Arıtma tesisleri
Suudi Limanlar İdaresi, dün, ülkede fotovoltaik (PV) güneş enerji sistemi uygulanırken Cidde İslam Limanı’nın 10 küresel limana bağlayacak yeni bir nakliye hattına eklendiğini bildirdi. Söz konusu sistem ile tuzdan arındırma endüstrisinde yenilenebilir enerji uygulamalarının teşvik edilmesi, şebeke için kullanılan enerji tüketiminin metreküp başına 2,7 kilovata denk düşen ana hat enerji tüketiminin yüzde 20’sinden fazlası olacak şekilde metreküp başına 2,16 kilovatın altına düşürülmesi amacıyla 110 megavatlık üretim kapasitesinin sağlanması planlanıyor.
Suudi Arabistan’daki The Saline Water Conversion Corporation (SWCC / Tuzlu Su Dönüşüm Şirketi), dün, günde 1 milyon metreküpü aşan üretim kapasitesiyle Cubeyl’de yürütülen tuzdan arıtma organizasyonu projesinden bahsetti. Dünya çapındaki en kapsamlı ters ozmoz tesisi olacak olan bu projenin büyük üretim kapasitelerine sahip tesisler arasında en az elektrik enerjisi tüketecek tesis olacağını vurguladı.

Standart birimler
Proje, kurumun 2024 yılı sonuna kadar yıllık 10 milyon tona ulaşacak sıvı yakıtların ekarte edilmesine ek olarak doğal gaz tüketiminden 300 milyon termal standart birim (MMBtu) sağlamak amacıyla üzerinde çalıştığı çeşitli projeler kapsamında bulunuyor. Bu projelerin Yeşil Suudi Girişimi’ne uygun olarak çevre standartlarını sağlayacak şekilde işletim maliyetlerini azaltacağı, yaklaşık 34 milyon ton değerinde karbon emisyonu sağlayacağı öngörülüyor.
Güneş enerjisi ile çalışan, tüketimi metreküp başına 2,27 kilovat'ı geçmeyen mobil istasyonlar tasarlayıp üreterek bu kategoride yeni bir dünya rekoru kıran SWCC, mevcut çalışmaları kapsamında bu mobil istasyonlarda enerji tüketiminin maliyetini düşürmeyi ve 2 kilovata ulaşmayı hedefliyor.

Yeni hat
Suudi Arabistan Limanlar Otoritesi (Mawani), Cenevre merkezli Mediterranean Shipping Co.’nun (MSC) Cidde İslam Limanı’nı 10 küresel limana bağlayacak yeni bir nakliye hattına eklediğini bildirdi. Küresel taşımacılık ve lojistik firması, bu adımın Suudi pazarına hizmet etme ve Krallık limanlarındaki ithalat ve ihracat operasyonlarını genişletme taahhüdünün bir parçası olduğunu vurguladı.
Yapılan açıklamaya göre, yeni nakliye hattı Cidde İslam Limanı’nı Kolombo, Nhava Sheva, Mundra, Salalah, Kral Abdullah Limanı, Valencia, Felixstowe, Rotterdam, Hamburg ve Antwerp limanlarına bağlayacak. Hizmet, her gemi için 14 bin TEU kapasiteli 11 ana gemiyi içerecek.  Hindistan’dan kalkan ilk geminin 23 Ekim’de Cidde’ye, Avrupa’dan gelecek ilk geminin ise 26 Ekim 2022’de Cidde’ye varması bekleniyor.
Suudi Arabistan’ın ilk ihracat ve ithalat limanı niteliğindeki Cidde İslam Limanı’ndaki yoğun ticari hareketlilik neticesinde kaydedilen bu gelişmenin performanstaki kaliteye ve verimliliğe yansıyacağı, Krallık ve dünya arasındaki seyir bağlantısını güçlendirerek yararlanıcılara doğrudan hizmet sunulmasını sağlayacağı düşünülüyor. Böylece ulusal taşımacılık ve lojistik stratejisi doğrultusunda ülkenin küresel bir lojistik merkez ve üç kıtayı birbirine bağlayan bir hat konumu pekiştirilmiş olacak.
Birçok avantajı dolayısıyla bölge ve dünyadaki en önemli limanlardan sayılan Cidde İslam Limanı, Kızıldeniz limanları arasında ilk sırada yer alıyor. Dünya Bankası tarafından geçen yıl yayınlanan Konteyner Limanı Performans Endeksi'nde (CPPI) sekizinci sırada yer almıştı.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sisi, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sisi, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi,  bugün (Perşembe) bölgedeki son gelişmeleri, gerilimin düşürülmesine yönelik yürütülen çabaları ve bölgede güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesi konularını ele aldı.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki iş birliğinin çeşitli alanlarda desteklenmesi ve güçlendirilmesine yönelik çabalarda değerlendirildi.


Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: Sidr tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
TT

Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: Sidr tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)

Suudi Arabistan, bugün İran tarafından Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında Suudi Arabistan'a ait Sidr tankerinin hedef alınmasını ve saldırıda mürettebatın hayatını kaybetmesini kınadı. Riyad, gerilimin durdurulması ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile emniyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarının da kınandığı belirtildi. Açıklamada, Riyad'ın söz konusu üç ülkeyle tam dayanışma içinde olduğu ve ülkelerin güvenlik ve egemenliklerini her türlü tehdide karşı korumak amacıyla attıkları adımları desteklediği ifade edildi.

Suudi Arabistan, gerilimin düşürülmesi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile küresel enerji arzının emniyetinin yanı sıra iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine, Birleşmiş Milletler Şartı'na ve uluslararası hukuk ile teamüllere saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Riyad ayrıca tüm taraflara gerilimi yatıştırma, tırmanışı durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparak müzakerelere ve barışçıl çözüm yollarına dönülmesini istedi.

Körfez ve Arap ülkelerinden kınamalar

Öte yandan Körfez ve Arap ülkelerinden, bugün erken saatlerde İran tarafından Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına yönelik kınamalar art arda geldi. Açıklamalarda gerilimin durdurulması ve diplomasiye dönülmesi çağrıları öne çıktı.

Kuveyt, İran'ın ülke genelindeki bazı noktaları, aralarında bir konut kompleksinin de bulunduğu bölgeleri füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan saldırılarını şiddetle kınadı ve saldırıları egemenliğinin açık bir ihlali, güvenlik ve istikrarına yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, saldırıların devam etmesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ağır şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğunu ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden, gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaları baltalayan tehlikeli bir tırmanış oluşturduğunu kaydetti.

Kuveyt, egemenliğini korumak, güvenliğini ve çıkarlarını güvence altına almak, ülkesindeki vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını bir kez daha teyit etti.

Katar da İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt topraklarına yönelik saldırılarının yeniden başlamasını “en güçlü ifadelerle” kınadı. Doha, saldırıları üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı bir eylem olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıların ve bunların yol açacağı sonuçların tüm hukuki sorumluluğunu İran'a yükledi. Bakanlık, hedef alınan ülkelerle tam dayanışma içinde olduklarını ve bu ülkelerin egemenlik ve güvenliklerini korumak amacıyla attıkları meşru adımları desteklediklerini bildirdi.

Katar, bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden askeri faaliyetlerin ve saldırıların derhal ve tamamen durdurulması, gerilimin daha geniş bir alana yayılmaması, diyaloğa ve müzakerelere dönülmesi ve diplomatik çabalarla varılan mutabakatlara bağlı kalınması çağrısında bulundu.

Mısır'dan itidal çağrısı

Kahire ise  İran'ın Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert şekilde kınadı. Mısır, saldırıların üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu ve bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire'nin üç Arap ülkesiyle tam dayanışma içinde olduğunu ve bu ülkelerin güvenlik ve egemenliklerine yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini açıkladı. Bakanlık, yeniden başlayan çatışmaların devletlerin güvenliği ve uluslararası deniz taşımacılığının serbestisi açısından doğurabileceği sonuçlar konusunda daha önce defalarca uyarıda bulunulduğunu hatırlattı.

Mısır, askeri gerilimin derhal durdurulması, tarafların azami itidal göstermesi, uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine uyulması ve devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Kahire ayrıca diyalog ve diplomasi kanallarının önceliklendirilmesini istedi.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi'nden kınama

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de İran'ın Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'e balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk ile iyi komşuluk ilkelerinin açık bir ihlali olduğu ifade edildi.

Genel Sekreterlik, saldırıların İran'ın bölgenin güvenlik ve istikrarını bozma ve uluslararası güvenlik ile barışı tehdit etme yönündeki “süregelen düşmanca politikasının” devamı olduğunu kaydetti.

Açıklamada, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'in yanı sıra tüm Arap ülkeleriyle tam dayanışma içinde olunduğu ve söz konusu ülkelerin güvenliklerini, egemenliklerini, toprak bütünlüklerini, vatandaşlarını ve ülkelerinde yaşayanları korumak amacıyla aldıkları tüm tedbirlerin desteklendiği bildirildi.


Suudi Arabistan ve Güney Kore deniz savunma iş birliğinin geliştirilmesini görüştü

Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Güney Kore deniz savunma iş birliğinin geliştirilmesini görüştü

Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Görüşmelerde iki ülke arasındaki deniz askeri iş birliğinin çeşitli yönleri ele alındı ​​(Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed el-Gureybi ile Güney Kore Deniz Harekâtları Komutanı Orgeneral Kim Kyung-ryul, dün deniz ulaşım hatlarının karşı karşıya olduğu tehdit ve zorlukları ele aldı. İki komutan, deniz taşımacılığının güvenliğinin ve emniyetinin sağlanması amacıyla ortak iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

Korgeneral el-Gureybi’nin Riyad’da Orgeneral Kim Kyung-ryul ve beraberindeki heyeti kabulüyle gerçekleşen görüşmede, iki ülke arasındaki deniz savunma iş birliğinin mevcut durumu ve bu iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yöntemler değerlendirildi.

Taraflar ayrıca, deniz güvenliğinin güçlendirilmesi ve deniz ulaşım koridorlarının korunmasında “Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı”nın önemine dikkat çekti. İki komutan, ittifakın karşılaşılan tehditlere karşı uluslararası çabaların koordinasyonu ve bütünleştirilmesindeki rolünün, seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması ve küresel ticaret akışının sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından önem taşıdığını belirtti.