ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı: Riyad ile askeri iş birliğimize bağlıyız

Komutanı General Michael Korella, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran'ın bölgesel güvenlik ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı Michael Korella (Şarkul Avsat)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı Michael Korella (Şarkul Avsat)
TT

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı: Riyad ile askeri iş birliğimize bağlıyız

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı Michael Korella (Şarkul Avsat)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Genel Komutanı Michael Korella (Şarkul Avsat)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Genel Komutanı General Michael Korella, bölgedeki ortaklarıyla iş birliği içinde insansız hava uçuklarına karşı yenilikçi girişimleri test etmek amacıyla bir merkez geliştirmeye yönelik ABD-Suudi ortak planını açıkladı General Michael Korella, ABD Merkez Komutanlığı ve bölgedeki tüm ortakları arasındaki iş birliği ve koordinasyonu derinleştirerek, İran-Husi ortak tehdidiyle mücadele etmek noktasındaki kararlılıklarını ifade etti.
Michael Korella, Şarkul Avsat'a verdiği özel röportajda şunları söyledi: "Husi terörünü desteklemek amacıyla deniz yoluyla gelişmiş konvansiyonel mühimmat sevkiyatını durdurmak için Suudi Kraliyet Donanması ile operasyonlara devam edeceğiz. Yakın zamanda İran'dan bölgeye patlayıcı maddelerin girişini engellemeyi başardık” diyerek, bölgenin güvenlik ve istikrarını artırmak için Riyad ile Washington arasında askeri iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Korella sözlerine şöyle devam etti: “8 Kasım'da güçlerimiz, Umman Körfezi'nde İran'dan Yemen'e büyük miktarda patlayıcı madde kaçakçılığı yapan "vatansız gemi statüdeki" bir gemiyi durdurdu. Gemide patlayıcılarda kullanılan 360 bin libre (yaklaşık 165 bin kg) üre nitrat ve balistik füzeler için yakıt olarak kullanılan amonyum klorat ele geçirildi.”
ABD Merkez Komutanlığı Genel Komutanı, Suudi-Amerikan askeri iş birliği stratejisinin boyutuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Suudi Silahlı Kuvvetleri, Merkez Komutanlığın en güvenilir ve yetenekli ortakları arasındadır. Askeri iş birliğimiz, bölgede güvenlik ve istikrarın artırılması için kritik öneme sahiptir. Bu, tüm uluslara ve Ortadoğu'ya hizmet eden stratejik bir iş birliğidir.”
Gözlemcilerin, ABD askeri iş birliğinin Yemen'deki Husileri durdurmak için yeterli olmadığı şeklindeki yorumlarına yanıt olarak Korella şunları vurguladı: “Entegre hava savunma sistemleri ve Husilere verilen mühimmatlar da dahil olmak üzere İran'da üretilen gelişmiş konvansiyonel silahların kesintiye uğratılması işlevsel bir önceliktir.”
Michael Korella, Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Korgeneral Fayyad bin Hamid Al-Ruwaili'nin ev sahipliğinde 16 Kasım'da düzenlenen Ortak Askeri Planlama Komitesi toplantısında; “Bu fırsatlar, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ikili askeri iş birliğini geliştirmekte ve bölgede güvenlik ve istikrarı artırmaktadır” dedi.
Korella, ABD ve Suudi Arabistan'ın Yemen'den gelen, askeri güçlerin ve yerel halkın yaşamlarını tehdit eden İHA'larla başa çıkma planıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Merkezi komutanlık, Suudi Arabistan'ın topraklarını ve sınır ötesi Husi saldırılarına karşı halkını savunmasını destekliyor. İnsansız hava aracı tehdidiyle mücadele etmek için ABD Merkez Komutanlığı ile bölgedeki tüm ortaklarımız arasındaki iş birliği ve koordinasyonu derinleştirme taahhüdümüzü sürdürüyoruz. Yenilikçi teknolojik yöntemler ve hava savunma sistemlerinin güçlü entegrasyonu, giderek daha da gelişen insansız hava araçlarına karşı koymak için kritik öneme sahiptir.”
ABD Merkez Kuvvetler Genel Komutanı, İran'ın genel olarak uluslararası barış ve güvenliğe, özel olarak da bölgeye tehdit oluşturduğunu kabul ederek, Tahran'ın bölgede istikrarı bozan ana aktör olarak kabul edildiğini kaydedetti ve bu konuda net ve tutarlı olduklarını ifade etti.
Michael Korella, "İran'ı hala bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik en büyük tehdit olarak görüyoruz. İran rejimi, ülkenin çıkarlarını ilerletmek için terör eylemlerine karışan, yerel yönetimleri deviren kişilere silah, para, destek ve rehberlik sağlıyor. Hepsi bölgenin istikrarı ve güvenliğine karşı çalışıyor. Şu anda bölgedeki tehdit akışlarının izlenmesini sürekli olarak geliştirmek için çalışıyoruz ve ortaklarımızla sürekli iletişim halindeyiz. Gerektiğinde bölgedeki güçlerimizi veya ortaklarımızı savunmak için harekete geçmekten çekinmeyeceğiz. ABD Merkez Komutanlığının bölgeye olan bağlılığı kesindir.” ifadelerini kullandı.



Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Hamaney'e Kral Selman bin Abdülaziz'in yazılı mesajını iletti

TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Hamaney'e Kral Selman bin Abdülaziz'in yazılı mesajını iletti

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Hamaney'e Kral Selman bin Abdülaziz'in yazılı mesajını iletti

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, İran'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Perşembe günü Tahran'da İran Lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi.

Suudi yönetiminin direktifleri doğrultusunda Hamaney ile görüştüğünü ve kendisine İki Kutsal Caminin Hamisi Kral Selman bin Abdülaziz'in yazılı mesajını ilettiğini belirten Suudi Savunma Bakanı, “X” platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda liderle ortak ilgi alanlarına giren konuları ele aldıklarını ve iki ülke arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirdiklerini ifade etti.

İran'ın Tasnim haber ajansı Hamaney'in görüşme sırasında “Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz her iki ülke için de faydalı ve birbirimizi tamamlayabiliriz” dediğini aktardı.

Ajans, Hamaney ile yapılan görüşmeye İranGenelkurmay Başkanı General Muhammed Bakıri'nin de katıldığını belirtti.

Dün Tahran'da General Bakıri ile bir araya gelen Prens Halid bin Selman, İran haber ajanslarının aktardığına göre Pekin Anlaşması'nın imzalanmasından bu yana Suudi Arabistan'la ilişkilerin giderek güçlendiğini ve geliştiğini söyledi. Bakıri, Tahran ve Riyad'ın bölgesel güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynayabileceğini belirterek ülkesinin Suudi Arabistan'la savunma ilişkilerini geliştirmeye hazır olduğunu ifade etti. Tasnim'e göre İran, Suudi Arabistan'ın Gazze ve Filistin konusundaki tutumunu memnuniyetle karşılıyor.

sdfgrthyu
Prens Halid bin Selman Perşembe günü İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ile görüşmek üzere Tahran'a vardığında İran tarafından resmi törenle karşılandı (AP)

Ziyareti değerlendiren siyasi çevrelere göre Suudi bakanın ziyareti her iki ülkeyi de ilgilendiren bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yaşandığı bir döneme denk geliyor.

Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Prens Halid bin Selman'ın resmi bir ziyaret için geldiği ve bu ziyaret sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ve ortak ilgi alanlarına giren konuların ele alınacağı bir dizi görüşme gerçekleştireceği belirtildi.

Suudi siyasi analist Abdüllatif el-Melhem, Suudi Savunma Bakanının İran ziyaretinin, Suudi yönetiminin Pekin anlaşmasına bağlılık çerçevesinde iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme ve geliştirme, ortak çıkarlarını gerçekleştirmek ve iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin pekiştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla Riyad ve Tahran arasındaki koordinasyon ve işbirliği düzeyini yükseltme isteğini yansıttığını düşünüyor.

sxcdfrgt
Prens Halid bin Salman dün (Perşembe) Tahran'da İran Cumhurbaşkanı ile bir araya geldi. (EPA)

Suudi liderliğinin bölgede barış ve refahı sağlamayı ve bölgeyi çatışmalar aşamasından istikrar ve güvenlik aşamasına taşımayı ve bölge halklarının daha iyi bir refah, zenginlik ve ekonomik entegrasyon geleceğine yönelik özlemlerini gerçekleştirmeye odaklanmayı amaçladığını belirten Melhem, Suudi Arabistan ile İran arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesinin, Suudi Veliaht Prensi'nin “bölgede barış, güvenlik, istikrar ve refahı sağlama ve halklarının özlemlerini karşılama” çabalarının meyvelerinden biri olduğunu kaydetti. Melhem, ziyaretin Suudi Arabistan ile İran arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik devam eden diplomatik çabaların bir parçası olduğunu belirtti.

Bir dizi toplantı

Ziyaret, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman ile bölgedeki gelişmeleri ele aldıkları ve ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu gözden geçirdikleri bir telefon görüşmesi gerçekleştirmesinin üzerinden iki haftadan kısa bir süre geçmesinin yanı sıra Suudi Dışişleri Bakanı'nın Pazartesi günü İranlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde bölgedeki gelişmeleri ve sarf edilen çabaları gözden geçirdikleri ikili istişarelerin ardından gerçekleşti.

dfgthy
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Aref arasında Kasım 2024'te düzenlenecek Arap-İslam Zirvesi çerçevesinde gerçekleşen görüşme (SPA)

Suudi Savunma Bakanı'nın Tahran ziyaretinde bölgedeki son gelişmelerin ele alınması ve bölgesel ve uluslararası gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor. Resmi haber ajansı IRNA'ya göre ziyaret öncesinde, geçtiğimiz Cumartesi günü Umman'ın başkenti Muskat'ta gerçekleştirilen ABD-İran görüşmelerinin ilk turu ve 48 saat önce yine Cumartesi günü Muskat'ta yapılacak bir sonraki turun yanı sıra Suudi ve ABD taraflarının geçtiğimiz hafta beş istasyonda gerçekleştirdikleri bir dizi siyasi ve güvenlik istişaresi gibi bir dizi gelişme yaşandı.

Ziyaret, merhum Prens Sultan bin Abdülaziz'in Mayıs 1999 başında Tahran'a yaptığı ve dört gün süren ve üst düzey İranlı yetkililerle bir araya geldiği ilk ziyaretin ardından, 1979'dan bu yana bir Suudi savunma bakanının İran'a yaptığı ikinci ziyaret olması bakımından tarihi bir önem taşıyor.

Suudi Savunma Bakanı, “Pekin Anlaşması” ve 10 Mart'ta iki ülke arasındaki tarihi uzlaşı ve ilişkilerin Çin himayesinde yeniden başlatılmasının duyurulmasının ardından İran'ı ziyaret eden en önemli Suudi yetkililerden biri.

dfgt
Prens Halid bin Selman Perşembe günü Tahran'da General Bakıri ile bir araya geldi (AP)

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Tahran'a ilk ziyaretini Haziran 2023'te gerçekleştirmiş ve bu ziyaret sırasında iki ülke arasındaki ilişkilerin normal olduğunu ve iki ülkenin İslami kardeşlik ve iyi komşuluk bağlarıyla birleşmiş, bölgenin önemli ülkeleri olduğunu vurgulayarak bağımsızlık ve egemenliğe tam ve karşılıklı saygı, içişlerine karışmama, uluslararası hukuk ilkeleri, Birleşmiş Milletler Şartı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi açık bir temele dayandığını belirtmiştir.

Eski Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, dönemin Dışişleri Bakanı adayı Ali Bakıri Kani ve şimdiki Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yanı sıra Kasım 2023'teki Ortak Arap-İslam Zirvesi'ne katılmak üzere eski İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve 2024 Ortak Arap-İslam Takip Zirvesi'ne katılmak üzere Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Aref de dâhil olmak üzere bir dizi İranlı yetkili Pekin Anlaşması'nın ardından Suudi Arabistan'a benzer ziyaretlerde bulundu.

“Pekin Anlaşması” Taahhütleri

Pekin Anlaşmasını takip etmek üzere kurulan Suudi-Çin-İran Üçlü Ortak Komitesi, ilki Aralık 2023'te Çin'in başkenti Pekin'de, diğeri ise Kasım 2024'te Riyad'da olmak üzere iki toplantı gerçekleştirmiş ve bu toplantılarda iki ülke Pekin Anlaşmasını tüm maddeleriyle uygulama kararlılıklarını ve Birleşmiş Milletler Şartı, İİT Şartı ve devletlerin egemenliği, bağımsızlığı ve güvenliğine saygı da dâhil olmak üzere uluslararası hukuka bağlılık yoluyla ülkeleri arasında iyi komşuluk ilişkilerini teşvik etme çabalarını sürdürdüklerini vurgularken, Çin de Suudi Arabistan ve İran'ın Pekin Anlaşmasını geliştirme yönünde attıkları adımları desteklemeye ve teşvik etmeye devam etmeye hazır olduğunu açıklamıştır.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte İran ve Suudi Arabistan'ın büyüyen ve istikrarlı bir bölgede barış ve huzuru tesis etme niyetinde olduğunu, bunun da “mevcut tehditlerin üstesinden gelmeyi amaçlayan ikili ve bölgesel işbirliğinin sürdürülmesini ve geliştirilmesini” gerektirdiğini belirterek “İran-Suudi eylemlerinin kalkınma, barış, bölgesel ve uluslararası güvenlik çerçevesinde başarılı bir uluslararası ikili ve çok taraflı işbirliği modelini taçlandırdığını” ve iki tarafın tarihi bağlara dayanarak çeşitli siyasi, güvenlik, ekonomik, ticari ve konsolosluk alanlarında işbirliğini geliştirmeye devam ettiğini söyledi.