Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Al Cabir ve Lenderking, Husilerin uzlaşmazlığını ve limanlara yönelik saldırılarını görüştü

Husiler Marib’te gerilimi artırıyor.

Al Cabir ve Lenderking cuma günü Riyad’da bir araya geldiler. (Twitter)
Al Cabir ve Lenderking cuma günü Riyad’da bir araya geldiler. (Twitter)
TT

Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Al Cabir ve Lenderking, Husilerin uzlaşmazlığını ve limanlara yönelik saldırılarını görüştü

Al Cabir ve Lenderking cuma günü Riyad’da bir araya geldiler. (Twitter)
Al Cabir ve Lenderking cuma günü Riyad’da bir araya geldiler. (Twitter)

Husi milislerin Marib’e yönelik saldırıları artarken ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’nin ateşkesi yenileme ve iyileştirme çabalarına destek olmak için bölgedeki çalışmalarını sürdürüyor. Lenderking, Ummanlı yetkililerle Maskat'ta yaptığı görüşmelerin ardından, cuma günü Riyad’da Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir ile bir araya gelerek son gelişmeleri görüştü.
Suudi Büyükelçi Muhammed Al Cabir, Lenderking ile görüşmesinde, Husi milislerinin uzlaşmazlığını, BM’nin Yemenlilerin hayatlarını iyileştirmeye katkıda bulunacak olan ateşkesi uzatma teklifini reddetmeye devam etmesini ve limanlara, sivil ekonomik tesislere, enerji santrallerine ve uluslararası seyrüsefere karşı terör saldırıları gerçekleştirme konusundaki ısrarını ele aldı.
Suudi Büyükelçi’nin Twitter’dan görüşmeye ilişkin şunları söyledi:
“Barış çabalarını desteklemek, Yemen halkının insani acılarını hafifletmek, BM Yemen elçisinin çabalarının yanı sıra Yemen’de kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak ve ülkenin kalkınma ve yeniden inşa sürecini başlatmak üzere ateşkesin uzatılmasına yönelik önerisini desteklemek amacıyla, Krallık ve ABD’nin çabaları ele alındı.”
Suudi Arabistan-ABD görüşmesi, İran tarafından desteklenen Husi milislerinin, Marib ve Taiz’deki saldırılarını artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Diğer yandan Yemen hükümeti, grubun liderlerini ve onları destekleyen kuruluşları, insani yardım çalışmalarına zarar vermeyecek şekilde cezalandırmak için adımlar atmaya devam ettiğini belirtti.
Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’in son açıklamasına göre Roma’da düzenlenen 8. Akdeniz Diyaloğu Forumu’na katılımının oturum aralarında Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran insansız hava araçları aracılığıyla ekonomik tesislere ve petrol ihraç limanlarına düzenlenen Husi saldırılarının, bölgedeki güvenlik ve barış için bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Bunun, ülkesinde barışı tesis etmek için gösterilen çabalara yeni bir meydan okumayı teşkil ettiğini vurguladı.
Mübarek ülkesindeki hükümetin ‘Ulusal Savunma Konseyi'nin Husi milislerini terör örgütü olarak sınıflandırmasıyla orantılı olarak, Yemen halkının imkanlarını korumak için caydırıcı önlemler almaya devam ettiğini’ kaydetti.
Yemenli Bakan ‘Husi milislerinin terörist doğasının anlaşılmansın ve grubun, saldırılardan caydırmak için azami baskı uygulamanın ve temel referanslara dayalı siyasi süreci kabul etmeye zorlamayı içeren gerçekçi bir yaklaşımla ele alınmasının önemini’ vurguladı.
Mübarek, Avrupa’nın Yemen büyükelçileriyle yaptığı görüşmede, uluslararası toplumun, Ulusal Savunma Konseyi’nin Husi milislerini terör örgütü olarak sınıflandırma ve petrol limanlarına yönelik terör saldırılarını reddetme kararını destekleyen bir pozisyon benimsemesi gerektiğini bildirdi.
Yemen resmi haber ajansı SABA’nın aktardığına göre görüşmede ‘Yemen’deki durum, barışı sağlamak için gösterilen çabalar ve hükümetin çeşitli zorluklarla yüzleşme çabaları ve en önemlisi de terörist Husi milislerin Yemen limanlarına düzenlediği terör saldırıları ve hükümetin bu saldırıların ekonomik ve insani etkilerini hafifletme çabalarının ele alındığını’ belirtti.
Sahada ise çatışmalar sürüyor. Yemen ordu medyası Marib cephelerinde Husi saldırılarına karşılık verildiği sırada çok sayıda ordu ve direniş savaşçısının yaşamını yitirdiğini bildirdi. Ayrıca bir dizi milis üyesinin öldürüldüğünü ve birçoğunun da yaralandığını, Husilerin ağır teçhizat kaybı verdiğini vurguladı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Ofisi’ne göre Yemen ordusu, Marib’in güney cephesinde Husi milislerin düzenlediği saldırı operasyonunu durdurmayı başardı.
Yemen Ulusal Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Abdo Macali daha önce yaptığı bir açıklamada, Husi milislerinin, İran Devrim Muhafızları’nın desteğiyle, uluslararası insan hakları hukukunu açıkça ihlal ederek limanlara, petrol tesislerine ve gemilere yeni saldırılar başlatmaya hazırlandığını açıklamıştı.
Macali, hava savunma sistemlerinin üç düşman uçağını düşürdüğünü belirtti. Bu operasyonlar sırasında İHA’lardan biri limandaki petrol ihracat platformuna isabet ederek maddi hasara neden oldu. Şebve’deki hava savunma sistemleri, Kena ve en-Neşime limanlarını hedef almak üzere fırlatılan ü. insansız hava aracını da düşürmeyi başardı.
Güçlerin, Husi milislerinin el-Fuliyha bölgesi ve Marib'in güneyindeki el-Cuba’daki el-Umud, el-Garikat ve el-Aarif bölgelerine sızmasının engellediği belirtilirken milislerin Ragvan bölgesinde ve Mas bölgesinde yaptığı diğer sızmaların durdurulduğu ve altı insansız hava aracının düşürülmesinin yanı sıra çok sayıda silah ve savaş ekipmanın imha edildiği kaydedildi.
Husiler ateşkesi yenilemeye ve genişletmeye yönelik BM’nin ve uluslararası arenanın çabalarına karşı çıkarken petrol ihracat limanlarını tehdit etmeye de devam ediyor.
Yemen hükümeti güvenlik ve askeri hazırlığın artırılmasını vurguladı ve halka, Husi terörüne yanıt olarak ‘zor seçimlerin’ yapılması imasında bulunarak destek verme çağrısında bulundu.
Başbakan Muin Abdulmelik, Husilerin petrol limanlarına ve tesislerine yönelik saldırılarını ‘açık bir savaş ilanı’ olarak nitelendirdi. Bunun etkileri hakkında unları söyledi:
“Sadece ulusal ekonomik kurumlara ve vatandaşların yaşam ve geçimlerini değil, bölgede barış çabalarını, güvenliği ve istikrarı, enerji arzını, uluslararası seyrüsefer serbestliğini ve dünya ticaretini etkileyecektir.”
Abdulmelik hükümetinin ‘ulusal egemenlik çıkarlarını ve tesislerini savunma ve temel hizmetleri ve geçim kaynaklarını güvence altına almanın yanı sıra petrol sektörünü ve sivil tesisleri hedef alan sistematik terör saldırılarının yansımalarını sınırlama’ taahhüdünü de yineledi.



Suudi Arabistan'dan deniz yollarının korunması için uluslararası seferberlik çağrısı... Yemen güçleri Husilere ağır darbeler indirdi

Suudi Arabistan'dan deniz yollarının korunması için uluslararası seferberlik çağrısı... Yemen güçleri Husilere ağır darbeler indirdi
TT

Suudi Arabistan'dan deniz yollarının korunması için uluslararası seferberlik çağrısı... Yemen güçleri Husilere ağır darbeler indirdi

Suudi Arabistan'dan deniz yollarının korunması için uluslararası seferberlik çağrısı... Yemen güçleri Husilere ağır darbeler indirdi

Suudi Arabistan, pazar günü deniz ulaşım yollarının korunması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için ortak uluslararası harekete geçilmesi çağrısında bulundu. Riyad yönetimi, uluslararası ticaret ve gemi trafiğinin karşı karşıya olduğu tehditler ile bölgede artan gerilimler karşısında, boğazların siyasi ve askeri baskı aracı olarak kullanılmaması ve çatışma ve rekabet alanlarına dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fehd bin Abdullah el-Gufeyli, Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen 2026 Manama Diyaloğu Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Kritik Bir Dönüm Noktasında Deniz Güvenliği” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, söz konusu deniz yollarını tehdit eden gelişmelerin tüm ülkelerin çıkarlarını etkilediğini ve etkili, ortak bir müdahaleyi zorunlu kıldığını vurguladı.

Sahadaki gelişmelere ilişkin açıklamada bulunan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nüzeyli ise Taiz'de Husilere bağlı milislerin hareketliliği ve takviye birliklerine hava ve topçu desteğiyle “etkili” saldırılar düzenlendiğini duyurdu.

En-Nüzeyli, Husilere yönelik operasyonların sahada ilerleme sağlanmasına ve Cevf cephelerinde bazı stratejik mevziler ile hâkim noktaların kontrol altına alınmasına katkıda bulunduğunu belirtti.


Suudi Arabistan, deniz trafiğinin güvence altına alınması için uluslararası bir adım atılması çağrısı yaptı ve Husi saldırılarının doğuracağı sonuçlara karşı uyardı

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Manama Diyaloğu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Manama Diyaloğu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, deniz trafiğinin güvence altına alınması için uluslararası bir adım atılması çağrısı yaptı ve Husi saldırılarının doğuracağı sonuçlara karşı uyardı

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Manama Diyaloğu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Manama Diyaloğu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, deniz geçiş yollarının korunması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için uluslararası ortak bir adım atılması çağrısı yaptı. Bölgedeki gerilimlerin artması ve gemi trafiği ile uluslararası ticaretin karşı karşıya olduğu tehditler nedeniyle boğazların siyasi ve askerî baskı aracı olarak kullanılmaması, çatışma ve rekabet alanlarına dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen Manama Diyaloğu kapsamında gerçekleştirilen ‘Kritik Bir Dönüm Noktasında Deniz Güvenliği’ başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, deniz geçiş yollarının güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Bu güzergâhların karşı karşıya olduğu tehditlerin tüm ülkelerin çıkarlarını etkilediğini vurgulayan el-Gufeyli, söz konusu tehditlere karşı etkili ve kolektif bir yanıt verilmesi gerektiğini ifade etti.

El-Gufeyli, boğazların baskı veya gerilimi artırma aracı haline getirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Deniz güvenliği tek bir ülkenin sorumluluğunda değildir ve güç, hukukun yerini alamaz” dedi.

Suudi Arabistan’ın deniz güvenliğine ilişkin yaklaşımının ülkelerin egemenliğine ve haklarına saygı gösterilmesi, seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanması, sivil ve askerî gemilere yönelik saldırıların reddedilmesi ve anlaşmazlıkların çözümüyle çatışmaların önlenmesinde temel dayanak olarak uluslararası hukuka bağlı kalınması esaslarına dayandığını belirtti.

Ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıkların uluslararası deniz ulaşımı ve ticareti için tehdide dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulunan el-Gufeyli, deniz geçiş yollarının korunmasının yalnızca askerî kapasiteyle sağlanamayacağını kaydetti. Bunun şeffaflığı, uluslararası kurallara bağlılığı, iletişim kanallarının açık tutulmasını ve kriz dönemlerinde gerilimi düşürecek mekanizmaların oluşturulmasını gerektirdiğine işaret etti.

El-Gufeyli, deniz güvenliğine ilişkin tehditlerin önlenmesi ve erken tespit edilmesini esas alan kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi çağrısında bulundu. Risklerin bölge güvenliğini ve uluslararası çıkarları tehdit eden krizlere dönüşmeden önce ele alınabilmesi için ülkeler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, istihbarat bilgilerinin ve deneyimlerin paylaşılması gerektiğini vurguladı.

Gemi ve limanların korunması ile deniz ulaşım hatlarının güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken el-Gufeyli, bunun savunma kapasitesini uluslararası hukuka bağlılıkla birleştiren ve deniz geçiş yollarının siyasi ve askerî anlaşmazlıklarda kullanılmasını önleyen uluslararası iş birliğiyle mümkün olabileceğini belirtti.

El-Gufeyli, boğazların ve deniz geçiş yollarının öneminin kıyıdaş ülkelerin sınırlarını aştığını, bu güzergâhların küresel ticaret ve tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Bu nedenle söz konusu bölgelerin çatışma ve askerî rekabetten uzak tutularak ülkeler arasında iş birliği ve koordinasyon alanları olarak kalması gerektiğini vurguladı.

El-Gufeyli, açıklamasını çatışma yerine diyaloğa öncelik verilmesi, denizlerin güvenliğinin ve istikrarının korunması için ortak hareket edilmesi, ülkelerin çıkarlarının gözetilmesi ve uluslararası deniz ulaşımı ile ticaretin kesintisiz sürdürülmesinin sağlanması gerektiğini belirterek tamamladı.


Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
TT

Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)

Suudi Arabistan, yapay zekâ yatırımları ve kapasitelerinin büyük bir kısmını HUMAIN şirketi altında birleştirmeye hazırlanıyor. Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Aramco arasındaki ortaklık, 2025 yılındaki genel iş birliği çerçevesi anlaşmasından daha detaylı yatırım düzenlemelerine evrilirken; bu kapsamda Aramco şirkette yüzde 49 hisse alacak, PIF ise yüzde 51’lik çoğunluk hissesini elinde tutacak. Bu adım, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmayı ve veri merkezleri ile bilgi işlem altyapısından gelişmiş modellere, uygulama ve endüstriyel çözümlere kadar uzanan entegre bir yapay zekâ şirketi inşa etmeyi amaçlıyor.

9,9 milyar riyal nakit yatırım

Açıklanan düzenlemeler kapsamında Aramco, 2026 yılı boyunca yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) nakdi katkı sağlarken, yapay zekâ, bilgi işlem ve dijital varlıklar alanındaki temel varlıklarını HUMAIN’e devrederek şirketin operasyonel kapasitesini artıracak ve büyüme planlarını destekleyecek. Şirketin büyüme planlarının ve iş geliştirme faaliyetlerinin denetimi ise PIF ve Aramco tarafından müştereken yürütülecek.

İş birliği süreci, PIF ile Aramco’nun, Aramco’nun HUMAIN’de etkin bir azınlık hissesi almasının ana hatlarını belirleyen bağlayıcı olmayan bir niyet mektubu imzaladıklarını duyurduğu Ekim 2025’te başlamıştı. Bu anlaşma, tarafların yapay zekâ alanındaki varlıklarını, kabiliyetlerini ve yeteneklerini şirkete katkı sağlama yönündeki eğilimlerini içeriyordu. Bu adımın amacı, temel varlıkları birleştirmek, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmak ve Suudi Arabistan’ın bu teknolojilerde küresel bir merkez olmasını güçlendirmekti.

Her iki tarafça yayımlanan açıklamaya göre anlaşma; veri merkezleri ve yüksek performanslı bilgi işlemden gelişmiş yapay zekâ modellerine, uygulama ve uzmanlaşmış çözümlere kadar teknolojik seviyelerin tamamını kapsayan entegre ve rekabetçi bir yapay zekâ ekosistemi inşa etme konusunda HUMAIN’in hedeflerini destekleyecek.

Hedef, 3 gigawatt kapasiteye ulaşmak

Ayrıca anlaşma, yapay zekâ uygulamalarını çalıştırmak için gereken bilgi işlem kapasitesine yönelik artan bölgesel ve küresel talep doğrultusunda, 2030 yılına kadar yapay zekâ veri merkezlerinde 3 gigawattlık kapasiteye ulaşmayı hedefleyerek şirketin veri merkezi altyapısını genişletme planlarını destekleyecek.

Bu işlem, Suudi Arabistan’ın en son veri ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesini ve kullanılmasını sağlama çabalarının yanı sıra bu alanda yetenekleri ve yatırım fırsatlarını çekme adımlarıyla da uyum sağlıyor.

Söz konusu ortaklık, PIF’ın 2026-2030 dönemini kapsayan stratejisiyle tam bir uyum gösteriyor. Bu strateji; ekonomik ekosistemler arasındaki entegrasyonu güçlendirmeyi, özel sektör fırsatlarını genişletmeyi, ulusal şirketlerin büyümesini hızlandırmayı ve kendi sektörlerinde küresel bir konuma ulaşmaları için rekabet güçlerini artırmayı hedefliyor. PIF’ın yapay zekâ ve dijital ekonomi yaklaşımı ise yenilikçilik ve kapasite inşası yoluyla Suudi Arabistan’ın bu alanlarda küresel ve rekabetçi bir merkez olarak konumunu güçlendirmeye dayanıyor.

Aramco tarafı ise HUMAIN tarafından geliştirilen yapay zekâ altyapısından faydalanarak gelişmiş teknolojilerin potansiyelini sanayi uygulamalarına dönüştürmeyi ve böylece küresel ölçekteki iş ekosistemini ve operasyonlarını güçlendirmeyi bekliyor. Hissedar ve stratejik ortak sıfatıyla Aramco ve iştirakleri; şirketin sunduğu altyapı, çözüm ve hizmetlerden yararlanacak.

Gelir artışı fırsatları

Açıklamaya göre bu ortaklık; gelir artışı ve kâr marjlarında iyileşme fırsatları sunmanın yanı sıra Aramco’nun bünyesindeki yapay zekâ ve dijital teknoloji varlıklarına yaptığı yatırımları güçlendirecek, şirketin genel stratejisini ve enerji sektöründeki ana faaliyetleriyle entegrasyonunu destekleyecek.

PIF’ın Ortadoğu ile Kuzey Afrika Yatırımları Dairesi Başkanı Yezid bin Abdurrahman el-Humeyd, PIF ve Aramco’ya ait yapay zekâ varlıklarının HUMAIN çatısı altında birleştirilmesinin, bu alandaki ulusal yeteneklerin, yenilikçiliğin ve fikri mülkiyetin gelişimini artıracak bir entegrasyon sağladığını belirtti.

El-Humeyd, anlaşmanın PIF’ın stratejik hedefleriyle örtüştüğünü, HUMAIN’in yapay zekâ alanında küresel bir lidere dönüşmesini hızlandırdığını, söz konusu teknolojilerin PIF’ın son dönemde açıkladığı altı ekonomik ekosistemdeki kolaylaştırıcı rolünü pekiştirdiğini, özel sektörle ortaklık fırsatlarını genişlettiğini ve Suudi Arabistan’da gelişmiş teknolojilerin geliştirilmesini desteklediğini ifade etti.

Aramco CEO’su Emin en-Nasır ise HUMAIN’in inovasyon ve teknoloji geçmişi göz önüne alındığında, bu işlemin şirket için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak Aramco’nun petrol ve gaz sektörlerindeki performansını artırmak amacıyla dijital teknolojiler ile yapay zekâyı geliştirme ve kullanma konusunda kaydettiği ilerlemeye dikkat çekti.

Nasır, Aramco’da teknoloji kullanımından elde edilen değerin 2023 yılından bu yana 42,4 milyar riyale ulaştığını, bunun önemli bir kısmının teknolojik çözümlerden ve özellikle yapay zekâ uygulamalarından kaynaklandığını açıkladı.

PIF ile yapılan ortaklığın Aramco’nun teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki konumunu pekiştirdiğini belirten Nasır, bu sektörün yerlileştirilmesi ile yapay zekâ sistemlerinin daha entegre ve ölçeklenebilir şekilde kullanımının hızlandırılmasına zemin hazırladığını ve bu teknolojilerin gelecekteki iş dünyasında kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin ise PIF ve Aramco’nun şirkette hissedar olarak yer almasının büyük bir avantaj ve şirketin misyonuna yönelik güçlü bir güvenoyu olduğunu belirterek, hedeflerinin yalnızca veri merkezleri kurmak veya bilgi işlem kapasitesi sağlamakla sınırlı olmadığını, yapay zekânın tüm değer zinciri boyunca faaliyet gösteren küresel bir şirket kurmayı kapsadığını dile getirdi.

Bu hedefin gelişmiş altyapı ve bilgi işlemden üst düzey modellere, platformlara ve uygulamalara kadar uzandığını açıklayan Emin; PIF ve Aramco’nun stratejik gücü, sanayi deneyimi ve küresel erişiminin birleşmesinin şirketin büyümesini hızlandıracak bir taban oluşturduğunu belirtti. Emin, bu ortaklığın Suudi Arabistan’ın küresel yapay zekâ ekonomisindeki konumunu pekiştirmeye yönelik uzun vadeli bir taahhüdü temsil ettiğini kaydetti.

Mayıs 2025’te kurulan HUMAIN, yeni nesil veri merkezleri, yüksek performanslı bilgi işlem altyapısı, bulut bilişim ve gelişmiş yapay zekâ modellerinin yanı sıra yenilikçi çözüm ve uygulamalar olmak üzere dört ana alanda entegre yapay zekâ kapasitesi geliştirme üzerine çalışıyor.

Şirketin geliştirdiği modeller arasında, açıklamada dünyadaki en güçlü çok modlu Arapça büyük dil modellerinden biri olarak tanımlanan ALLAM da yer alıyor. HUMAIN, 2030 yılına kadar toplam 3 gigawatt kapasiteli veri merkezleri kurma planlarıyla yapay zekâ bilgi işlemine yönelik artan talebi karşılamak üzere faaliyetlerini genişletiyor ve küresel ölçekte en önde gelen yapay zekâ çözümleri ihracatçılarından biri olma hedefini destekliyor.