Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ekonomimiz krizlere dayanıklı

Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, Şarku’l Avsat’a konuştu: Zorluklar karşısında ekonomimizin sağlamlığından eminiz

Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim (Şarku’l Avsat)
Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ekonomimiz krizlere dayanıklı

Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim (Şarku’l Avsat)
Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, Davos Zirvesi’nde küresel ekonomideki yavaşlama yönündeki beklentilerin ve durgunluğa dair endişelerin konuşulması ardından Suudi Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim ile Dünya Ekonomik Forumu’ndaki (WEF) Suudi Arabistan genel merkezinde bir araya geldi. Bakan, küresel ekonomik göstergelerdeki düşüşün tersine, 2023'te yüzde 3,1 oranında büyümesi beklenen Suudi ekonomisinin zorluklar karşısındaki sağlamlığından emin olduklarını teyit etti.
Geleneksel ekonomik sektörlerdeki büyüme, özel sektörün güçlü performansı ve 2030 Vizyonu'na eşlik eden etkili politikalar ve yapısal reformlar olmak üzere ekonomiyi destekleyen üç temele değinen Suudi Bakan, diğer yandan ise Suudi kadınların işgücü piyasasına katılım oranının yüzde 37'ye ulaştığını açıkladı. Aynı zamanda herkes için adil ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru enerji geçişinde ülkesinin istikrar ve sorumluluğa yönelik kararlı duruşunu vurguladı.
Suudi Arabistan’da enflasyon düzeyinde yüzde 3,3 artış kaydedildiği bilinirken, Bakan İbrahim ise tüketiciyi korumak için adımlar attıklarını doğruladı.

Tüketicinin korunması
Suudi Arabistan’da 2022 Aralık tüketici fiyatları endeksinde 2021'in aynı ayına göre yüzde 3,3 oranında artış kaydedildi. Euro bölgesindeki 9,2, ABD’deki 8,5 ortalama enflasyon oranları ile karşılaştırıldığında bu rakam düşük kalıyor.
Bakan İbrahim ise bu hususta “Maliye Bakanlığı tahminlerine göre 2023’te enflasyon oranının yüzde 2,1'i geçmeyeceği beklentisindeyiz. Enflasyonu ve yükselen fiyatları kontrol etme gücümüzün nedenlerinden biri Suudi riyali ile doları birbirine bağlayan maliye ve para politikasıdır. Bir süre önce enerji zamlarının durdurulmasını, toplumun çeşitli kesimlerinin kırılganlık düzeylerinin araştırılmasını ve vatandaşın hesabı üzerinden destek sağlanmasına yönelik kraliyet direktifleri içeren proaktif bir vizyon benimsedik. Bakanlığın durumu sürekli olarak incelemesi, enflasyon seviyelerini kontrol altında tutmaya ve gerektiğinde müdahale etmeye olanak tanıyor” ifadelerine başvurdu.

Yüksek büyüme
Davos uzmanları, küresel ekonomide yavaşlama uyarısında bulunurken Suudi ekonomisi ise 2022’de yüzde 8,5 oranında büyüme seviyelerine ulaştı. Suudi tahminleri, bu yıl küresel ekonominin ortalama büyümesinin üzerinde yüzde 3,1 ile yüzde 3,7 (bu rakam Uluslararası Para Fonu beklentilerinde yer alıyor) arasında rekor bir büyüme kaydedileceği yönünde.
Bakan İbrahim, şöyle söylüyor:
“Aslında Suudi ekonomisi, tek bir ekonomide nadiren bir araya gelen güç unsurlarına sahip. Bu unsurlar, Suudi Arabistan ekonomisinin kaydettiği ekonomik büyüme seviyelerine büyük katkı sağladı. İlk husus olan geleneksel ekonomik sektörlerin başında, fiyatları ile ihracat ve ithalatı artıran petrol geliyor. İkinci husus ise hızlı büyüme kaydeden özel sektör. 2022'nin üçüncü çeyreğinin sonuna kadar petrol dışı faaliyetler, yüzde 5,9 oranında büyüme kaydetti. Bu, yıllardır kaydedilen en yüksek seviye. Orta vadede büyümenin devam edeceği bekleniyor. Özel sektörün güçlü performansının önemi, şahit olduğumuz yüksek büyüme hızına ulaşılmasında geleneksel olmayan faaliyetlerin rolünde kendini gösteriyor. Bu bağlamda, Suudi Arabistan ekonomisindeki diğer tüm güç faktörlerine ek olarak, sürekli doğrudan yabancı yatırım akışının yanı sıra turizm, ulaşım, lojistik, sanayi ve teknoloji sektörlerinin sonuçlarına atıfta bulunuyoruz. Enerji kaynaklarının, hammaddelerin, stratejik konumun ve insan sermayesinin mevcudiyeti de bunlardan bazıları. Suudi ekonomisinin gücündeki en önemli unsur, gelir kaynaklarını çeşitlendirmeye, yeni ve gelecek vaat eden sektörler için daha fazla alan açmaya, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için fırsatlar yaratmaya yönelik etkili ekonomi politikalarıdır. Krallığın birkaç yıldır üzerinde çalıştığı ekonomik politikalar ve yapısal reformlar, ekonomik büyümede niteliksel bir değişim sağlamayı başarmıştır.”

Küresel ekonomide yavaşlama
Küresel ekonomideki yavaşlama ve yüksek enflasyon seviyeleri, 53. WEF Zirvesi’ne damgasını vuruyor. Ancak Suudi ekonomisinin gücü ve yüksek büyüme seviyelerine ulaşmaya devam etme yeteneği konusunda iyimser ifadelerde bulunan Bakan İbrahim, şöyle ekliyor:
“Dünyanın bir parçası olan Suudi Arabistan, olumsuz küresel koşullardan elbette ki etkilenecektir. Ancak biz, Suudi ekonomisinin dayandığı sağlam temellere, büyümeye devam etmesine izin veren ekonomik politikaların uygulanabilirliğine güveniyoruz. Suudi Arabistan ekonomisi; enflasyon, gıda ve temel emtia fiyatlarında artış, tedarik zincirlerinde aksama ve küresel jeopolitik çalkantılar başta olmak üzere küresel büyümeyi olumsuz etkileyen pek çok soruna sahne olan 2022'de güçlü bir büyüme kaydetmeyi başardı. Suudi Arabistan ekonomisindeki büyümeyi destekleyen unsurların çoğu, önümüzdeki yıllarda olumlu etki yaratmaya devam edecek. Örneğin özel sektörün ekonomiye katkısının 2030 yılına kadar yüzde 65'e çıkması bekleniyor. Aynı zamanda 2030 yılına kadar beklenen harcama planlarına ek olarak projeler ve dönüşüm planlarına da değinebiliriz. Bunlar ekonomik büyümenin sürdürülmesini, küresel ekonomik baskıların etkisinin azaltılmasını sağlayacak.”

Eşsiz dönüşüm modeli
Bakan İbrahim aynı zamanda, “Özel sektör, şeffaf kurumsal ortam ve politikalarda netlik peşinde. Suudi Arabistan ekonomisinin tanık olduğu büyük ve hızlı dönüşümle birlikte, yedi yılın ardından yön ve önceliklerimiz konusunda eskisinden çok daha büyük bir netliğe ulaştığımıza inanıyorum. Tüm stratejiler, Suudi Vizyon 2030 hedefleri çerçevesinde özel sektörün katılımını yükseltmeyi ve 2030 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 65'ine katkısını artırmayı hedefliyor” ifadelerine başvurdu.
Suudi Arabistan'daki dönüşüm modeli; yeni sektörlerin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin etkinleştirilmesi, iş ortamının geliştirilmesi ve ürün ve hizmetlerde yerel içeriğin artırılması amacıyla kamu ve özel sektör ortaklığına dayanıyor. Bakan İbrahim bu hususta şöyle belirtiyor:
“Etkinliğini kanıtlayan bu model, ülkenin 2022’de tanık olduğu güçlü büyüme seviyeleri için ana etken oldu. Suudi Arabistan, dönüştürücü çözümlerde kamu ve özel sektör arasında katılımcı yatırımlar için kapsamlı bir model geliştiriyor. Eşsiz fırsatlar açısından zengin bir yatırım ortamı yaratılmasını ağlayan ardışık yatırımlar amaçlanıyor. Suudi Arabistan, bilgi ve yeniliğe dayalı bir ekonomiye ulaşmak amacıyla yerel yeteneklerini geliştirerek ve gelecek vaat eden fırsatları ortaya çıkararak hayati sektörlere yaptığı yatırımları artırmaya çalışıyor. Önümüzdeki dönemde, yapısal düzenleme ve politika reformları, kilit sektörler için hayati altyapı yatırımları ve önemli ekonomik etkiye sahip yeni sektörlerin etkinleştirilmesi yoluyla ekonomik çeşitlendirme sürecini hızlandırmaya devam edeceğiz. Suudi Arabistan, üç kıta arasında yer alan stratejik coğrafi konumu sayesinde, küresel ekonomiler için daha yüksek dayanıklılık elde etmek amacıyla ana küresel tedarik zinciri yollarının istikrarını ve güvenliğini sağlamada hayati ve son derece önemli bir rol oynuyor.”
Suudi Arabistan'ın küresel istikrarı korumanın ve dayanıklılığı desteklemenin tek yolunun uluslararası iş birliği olduğuna inandığını belirten Bakan İbrahim, aynı zamanda karşılıklı ticari çıkarlara ulaşıldığı ve geçmişteki zorlukların üstesinden gelindiği sırada sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için küresel ortaklığın önemine, kapsamlı tedarik güvenliğini artırmak için tedarik zincirlerinin bölgesel ve küresel olarak geliştirilmesi gerektiğine değiniyor.

Enerji dönüşümü
İklim değişikliği ile mücadele ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi meseleleri bu yıl Davos’ta çok konuşuluyor. Bu konular, Kovid-19 salgını ve Ukrayna'daki savaşı takiben küresel ekonomik toparlanma planının ayrılmaz bir parçası sayılıyor. Sorumlu ve kapsamlı bir enerji geçişini destekleyen ve ekonomiyi çeşitlendirmeye çalışan Suudi Arabistan, Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Orta Doğu girişimleri aracılığıyla çevreyi korumak için iddialı programlar yürütüyor.
Bakan İbrahim, “Herkes için sürdürülebilir bir geleceğe doğru enerji geçişinde istikrarı ve sorumluluğu vurgulayan Suudi Arabistan, iklim eyleminde ilerleyiş arayışı ve geleceğin enerjisine yatırım ile bağlantılı olarak günümüzde enerji güvenliğini ve istikrarını sağlayarak kapsamlı bir enerji dönüşümünü gerçekleştirmek istiyor. 2060 yılına kadar sıfır emisyon hedefine ulaşmak için çalışan Suudi Arabistan, yenilenebilir enerjinin enerji karışımındaki payını 2030 yılına kadar yüzde 50'ye çıkarmak istiyor. Yeşil bir ekonomi elde etmek ve modern yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek için uğraşan Suudi Arabistan, bu kapsamda en az 186 milyar dolar tahsis ediyor. Suudi Arabistan, emisyonları azaltmak ve enerji geçişini hızlandırmak için yenilikçi çözümler tasarlamak üzere yatırım yapmaya, dünyanın dört bir yanındaki ortaklarıyla işbirliğinde bulunmaya devam ediyor. Ülkemiz, Şarm eş-Şeyh’teki COP27 Konferansı’nda kaydedilen ilerlemeye katkı sağlamıştı. Bu doğrultuda istikrarlı bir şekilde çalışıyoruz. İklim değişikliği ile mücadele, bir lüks değil, bir zorunluluktur. Suudi Arabistan'ın enerji güvenliğinin korunması, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkeler için adil ekonomik büyüme sağlama yeteneğinin pekiştirilmesi sayesinde iklim değişikliğiyle mücadeleyi mümkün kılacak enerji geçiş çabalarına öncülük edeceğine inanıyoruz.

Kadınların katılımı
Suudi Ekonomi Bakanı, kadınların katılım oranının 2022'nin ikinci çeyreğinde kaydedilen yüzde 35,6'dan belirgin bir artışla üçüncü çeyreğinde yüzde 37'ye ulaştığını açıkladı. Kadınların küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki toplam girişimci sayısının yüzde 40 ila 50'sini teşkil ettiğine değinen Bakan İbrahim, Suudi Arabistan'ın üzerinde çalıştığı ekonomi politikalarının, esnek ve sürdürülebilir yaklaşımının, büyük şirketler ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin rolünün pekiştirilmesini sağladığını, dolayısıyla işsizlik oranını düşürmeye destek verdiğini ifade etti. Farklı beceri ve yeteneklerin önemli olduğu iş gücünün sağlanmasının, daha fazla iş olanağının kaydedilmesinin, sanayi, turizm ve lojistik hizmetlerde yeni ekonomik sektörlerin başlatılmasının önemine değinen Suudi Ekonomi Bakanı, ülkesinin bilhassa her düzeyde fırsat sağlayacak ve gelecek vadeden sektörlerde genç Suudi erkek ve kadınların enerjilerine yatırım yapmayı, bu yönde beceri ve yetenekleri geliştirmeyi öncelikleri arasına aldığından bahsetti.

Nüfus ve Kalkınma Arap Konseyi
Suudi Arabistan, Arap ülkelerinin ortak eylemi yönündeki en önemli kurumlardan olan, nüfus ve kalkınma alanındaki araştırma ve verilerde gelişme kaydetmeyi amaçlayan Nüfus ve Kalkınma Arap Konseyi yürütme kurulu başkanlığına seçilmişti. Tüm Arap ülkelerindeki demografik değişimin ekonomik büyümeye etkisi göz önüne alındığında nüfus ve kalkınmanın sürdürülebilir kalkınma politikaları ve çabaları için temel mesele teşkil ettiğine değinen Bakan İbrahim, şöyle ekliyor:
“Bugün hızlı küresel değişimler ve Arap toplumlarındaki gençlerin yüksek yüzdesi ışığında, nüfus geliştirme politikalarını beşeri sermaye politikalarından ve kurumsal dayanıklılıktan ayırmamak gerekiyor. Bu konsey kapsamında, Arap ülkelerinin deneyimlerden yararlanabilmesi ve mevcut zorluklara yenilikçi çözümler bulma çabalarının ortak hale getirilmesi amaçlanıyor. Suudi Arabistan, Konsey'de ve yeni başkanlığı aracılığıyla, birçok ders ve gelişmiş çözümler sunmuştu. Bu çözümler, nüfus profilini, demografik dönüşümü ve kapsamlı kalkınma planlarını mümkün kılan nüfus politikalarının nasıl geliştirileceğini anlamak için son yıllarda uygulanıyor. İnsan sermayesini artırmaya, esnek kurumlar oluşturmaya, karar verme sürecini desteklemeye, güvenilir veriler sağlayarak politikalar belirlemeye, vatandaşların refahını ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla sivil kayıtları ve istatistikleri birleştirmeye odaklanan Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu kapsamında zaten bunlar için uğraşıyor.”



Ahmed eş-Şera: Irak'taki deneyimim bana mezhep savaşı yapmamayı öğretti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
TT

Ahmed eş-Şera: Irak'taki deneyimim bana mezhep savaşı yapmamayı öğretti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Irak hapishanelerinden salıverildikten sonra Suriye'ye döndüğünde kendisine iki şart koyduğunu söyledi: ‘Irak'ın mezhep savaşı deneyimini tekrarlamamak ve sadece rejimle mücadeleye odaklanmak.’

Bu ifadeler, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart'ın geçtiğimiz günlerde Şam'da eş-Şera ile bir araya gelerek gerçekleştirdikleri ve ‘Ahmed eş-Şera hapisteki bir El Kaide savaşçısından Suriye'nin liderine nasıl dönüştü?’ başlığıyla yayınlanan podcastte yer aldı.

Eş-Şera, “El Kaide'nin Irak'ta yaptıklarını tekrarlamak istediler ama ben bunu şiddetle reddettim. Bu durum aramızda bin 200'den fazla savaşçımızın öldürüldüğü ve benim de kuvvetlerimin yüzde 70'ini kaybettiğim büyük bir çatışmaya yol açtı. Ancak yeniden toparlandık ve rejimle savaşmaya odaklandık. Aynı zamanda DEAŞ ve benzeri gruplar gibi diğer taraflardan gelen tehditlerle de başa çıkmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

Eş-Şera, “Bir savaşçıydınız, bir mahkumdunuz, bir liderdiniz ve şimdi bir cumhurbaşkanısınız… Bu dönüşüm hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Şu anda Esed'in eskiden bulunduğu bu saraydayım. Ben bir savaşçıydım, savaşmak istediğim için değil. Bugün cumhurbaşkanıyım ama cumhurbaşkanı olmak istediğim için değil.”

Irak savaşı deneyimi

Suriye Cumhurbaşkanı, üniversitenin ilk dönemlerinde genç bir adam olarak, Suriyelilerin 60 yıl boyunca maruz kaldığı acımasız baskıdan, Suriye toplumunun sistematik olarak yok edilmesinden ve Irak'ta savaş patlak verdiğinde oraya gitmesi gerektiğini hissetmesinden duyduğu öfkeden bahsetti.

Eş-Şera Irak'ta üç yıl savaşmış, ardından beş yılını hapiste geçirmiş. İngilizler ona hapishanenin onu nasıl değiştirdiğini, bundan ne öğrendiğini ve çeşitli grupların saflarında nasıl hızlı bir şekilde yükselebildiğini sordu.

cdfrgthy
Suriyeli sanatçı Tamara Bessam Ebu Alvan, Şam'da Devlet Başkanı Beşşar Esed'in devrilmesini kutlayan bir duvar resmi çiziyor. (Reuters)

Eş-Şera bu soruya şu cevabı verdi: “Suriye'de var olan baskının boyutlarını fark etmeye başladığımda yaklaşık 19 yaşındaydım. Ülkenin kötüye giden durumunu ve önceki rejimin ülkeyi nasıl korkunç bir şekilde yönettiğini görebiliyordum. Şam'ın taşıdığı yük ve rejimin Suriye toplumunu ve bu kadim şehri nasıl istismar ettiği konusunda derin bir acı hissettim.”

Sözlerine şöyle devam etti: “Bu rejimin düşmesi gerektiğine ikna olmuştum ama bunu gerçekleştirecek araçlarımız ya da uzmanlığımız yoktu. Bu yüzden deneyim kazanabileceğim her yere gitmeye karar verdim. O sırada Amerikalılar Irak'a girmeye hazırlanıyordu ve ABD'nin yaptıklarına karşı güçlü bir Arap ve İslami tepki vardı. Unutmamalısınız ki o zamanlar gençtim ve farklı bir düşünce tarzım vardı. Bu yüzden Irak'a gittim ve farklı gruplarla çalıştım. Zaman içinde bu gruplar yavaş yavaş küçülmeye ve El Kaide örgütüyle birleşmeye başladı. Bu şekilde kendimi El Kaide saflarında buldum.”

sxcdfrgt
Yaklaşan Ramazan Ayı için hazırlanan ‘Benatu’l Başa’ adlı dizinin çekimleri Eski Şam'da yapılıyor. (AFP)

22 yıllık bu yolculuk sırasında eş-Şera, Irak'taki deneyimlerinden öğrendiği en önemli şeyin, aynı hataları tekrarlamaktan kaçınmak istiyorsak politikaların sürekli olarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiği olduğunu söyledi. O dönemde Batı'nın Ortadoğu'ya yönelik politikalarını eleştiren eş-Şera, “Bunlar yanlıştı ve değiştirilmeleri gerekiyordu. Bölge halkının her 10 yılda bir kötü kararların bedelini ödemesini istemiyoruz” dedi.

Bir barış adamı!

Kendisini dünyaya bir barış adamı olarak tanıtmak isteyip istemediği ve kendisine halen şüpheyle yaklaşan ülkelerle nasıl ilişkiler kurmayı planladığı sorusuna eş-Şera şu yanıtı verdi: “Bölgemizde, özellikle Suriye'de savaşlardan bıktık. İnsanlık barış ve güvenlik olmadan yaşayamaz, insanların aradığı şey bu, savaş değil. İnsanları bir araya getirebilecek ve savaşa başvurmadan barışçıl çözümlere götürebilecek pek çok şey var. Barış içinde insan olarak bizi birleştiren şeyler, savaş içinde bizi bölen şeylerden çok daha büyüktür.”

scdfvgbth
Yeni Suriye yönetimi geçtiğimiz aralık ayında muhalif grupları birleşik bir Suriye ordusuna entegre etmeye çalıştı. (SANA)

HTŞ grupları

Podcastte eş-Şera’ya bazıları daha radikal olan birçok hareketten oluşan Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) içindeki pratik bir zorluk soruldu: “Burada bizimle birlikte oturmanıza kızanlar olabilir. Şimdi cumhurbaşkanı olduğunuza göre, en radikal olanlar da dahil olmak üzere tüm bu eski gruplarla nasıl başa çıkacaksınız?”

Ahmed eş-Şera şöyle yanıtladı: “Burada sizinle birlikte oturmama izin verilmediğini söylemek büyük bir abartı olur. O kadar da kötü değil. Bir arada yaşamamızı ve birbirimizle savaşmaya gerek kalmadan devrimin hedeflerine ulaşmamızı sağlayacak uygun ve kabul edilebilir bir formüle ulaşana kadar tüm bu taraflarla ikna ve diyalog yöntemlerini kullandım... Pek çok kişi bu yaklaşıma katıldı.”

scdfvgrth
Halep kırsalından Humus şehrine dönen yerinden edilmiş Suriyelileri taşıyan bir otobüsün penceresinden bakan bir çocuk, elinde Suriye bağımsızlık bayrağı tutuyor, 10 Şubat. (AFP)

Anayasa ve seçimler

“Peki ya ‘ulusal konferans’ ve anayasa ile seçimlerin belli bir zaman dilimi içinde yapılmasının garanti edilmesi hakkında ne söylersiniz?”

Eş-Şera, Suriye'nin çeşitli aşamalardan geçtiğini ve önceliğin hükümeti istikrara kavuşturmak ve devlet kurumlarının çöküşünü önlemek olduğunu söyledi.

Eş-Şera sözlerini şöyle sürdürdü: “İdlib hükümetini Şam'ın kontrolünü ele geçirdiğimizde iktidarı devralmaya hazır olacak şekilde hazırladık. Bu aşama için üç ay ayırdık. Daha sonra anayasal deklarasyon, ulusal konferansın toplanması ve cumhurbaşkanının atanmasını içeren bir sonraki aşamaya geçeceğiz. Uluslararası sözleşmelere uygun olarak bir cumhurbaşkanı atadık. Anayasa uzmanlarına danıştıktan sonra muzaffer güçler cumhurbaşkanını atadı, önceki anayasayı iptal etti ve eski parlamentoyu feshetti. Şimdi, yeni bir anayasanın ilan edilmesinin önünü açacak öneriler geliştirmek amacıyla çok çeşitli tarafların yer alacağı ulusal diyalog sürecine geçeceğiz. Geçici bir parlamento oluşturulacak ve bu parlamento yeni anayasayı hazırlamak üzere bir anayasa komitesi kurmakla sorumlu olacak.”

Trump ve Gazze

Eş-Şera, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün'e taşınmasına ilişkin açıklamalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “İnsanları topraklarını terk etmeye zorlayabilecek hiçbir güç olmadığına inanıyorum. Birçok ülke bunu yapmaya çalıştı ama hepsi başarısız oldu, özellikle de Gazze Şeridi'ne yönelik son savaş sırasında. Geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca Filistin halkı acıya, ölümlere ve yıkıma katlandı ama yine de topraklarını terk etmeyi reddetti. 80 yılı aşkın süredir devam eden bu çatışmada, Filistinlileri zorla yerlerinden etmeye yönelik tüm girişimler başarısız oldu. Terk edenler kararlarından pişman oldular. Birbirini izleyen Filistinli nesillerin aldığı ders, topraklarına bağlı kalmanın ve onu terk etmemenin önemidir.”

scdfvrgty
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün Silikon Vadisi'nden Suriye asıllı Amerikalı uzmanlardan oluşan bir heyetle bir araya geldi. (SANA)

Ekonomik model

Kendisini en çok ilgilendiren küresel ekonomik model ve ekonomi yönetimi açısından ilham aldığı belirli bir ülke ismi sorulan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Singapur, Suudi Arabistan, bazı dönemlerde Brezilya ve kalkınma yolunda büyük zorlukların üstesinden gelen Ruanda gibi ekonomik büyümeye tanık olan birçok ülkeyi incelediğini söyledi. Her ülkenin kendi zorlukları ve kalkınma aşamasıyla şekillenen kendi bağlamına sahip olduğunu belirtti. “Bu örneklerden değerli dersler çıkarılabilecek olsa da bunları körü körüne taklit etmemeliyiz. Bunun yerine, Suriye'nin kendine özgü durumuna uygun bir yaklaşım geliştirmek için bu dersleri uyarlamalı ve entegre etmeliyiz” dedi.

Ordu ve polisin lağvedilmesi

Eş-Şera'ya, Baas'tan arındırma sonrasında Irak'ta yaşananları anımsatan polis ve ordunun lağvedilmesi ve bu konunun nasıl ele alınacağı sorulduğunda, Suriye ve Irak'taki durum arasında büyük farklar olduğunu ve karşılaştırmaların her zaman büyük farklılıklar gösterdiğini söyledi. Suriye ordusunu ‘bir alternatif hazırlamadan’ dağıtmadığını belirtti.

Eski rejimin ordusunun Irak ordusu gibi olmadığını vurgulayan eş-Şera, “Çok sayıda milis ile İran ve Rusya'dan gelen dış müdahalelerle parçalanmıştı. Ordu dağılmış ve çökmüştü. Birçok genç erkek askere gitmemek için Suriye'den kaçıyordu. Dolayısıyla ordunun Suriyeliler için büyük bir önemi yoktu. Bugün Suriye'de zorunlu askerlik uygulamadım. Gönüllü askerliği tercih ettim. Bugün binlerce kişi yeni Suriye ordusuna katılıyor” ifadelerini kullandı.

Devrimci zihniyet bir devlet inşa edemez

Kendisini halen bir devrimci olarak görüp görmediği sorulan eş-Şera, devrimci zihniyetin bir devlet inşa edemeyeceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Rory Stewart'ın röportajından aktardığına göre Eş-Şera, “Bir devlet inşa etmek ve bütün bir toplumu yönetmek söz konusu olduğunda farklı bir zihniyete ihtiyaç duyarsınız. Benim için devrim, rejimin devrilmesiyle sona erdi” dedi.

Eş-Şera sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün ülkenin yeniden inşası, ekonomik kalkınma, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması, komşu ülkelere güvence verilmesi ve Suriye ile Batı ülkeleri ve bölge ülkeleri arasında stratejik ilişkiler kurulmasını içeren yeni bir aşamaya geçtik.”

sdfgrt
Ahmed eş-Şera'nın geçen ay yaptığı bir konuşmayı Şam'daki er-Ravza kafede takip eden Suriyeliler (Şarku’l Avsat)

Batı medyasının kendisi hakkında söylediklerine ilişkin tutumu sorulan Ahmed eş-Şera, Suriye'nin küresel etkiye sahip stratejik bir ülke olduğunu söyledi. Eş-Şera, “Geçmişte rejim kasıtlı olarak Suriyelileri Avrupa'ya göç ettirmeyi ve Captagon'u Avrupa'ya ve bölgeye kaçırmayı amaçlıyordu. Şam ayrıca, Suriye içindeki bazı ülkelerin oynadığı son derece olumsuz rol nedeniyle bölgede daha fazla istikrarsızlık tohumları ekmek için bir üs olarak kullanıldı” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'nin durumunun kökten değiştiğini ve gelecek vaat eden yeni bir ülke haline geldiğini vurgulayan eş-Şera, “Suriye ekonomik kalkınma yoluyla bölgenin istikrara kavuşmasında önemli bir rol oynayacaktır” dedi. Eş-Şera, tarım, sanayi ve ticaret gibi sektörlerde önemli bir merkez olacak olan Suriye'nin tarihi İpek Yolu üzerinde yer aldığını ve Doğu ile Batı arasındaki ticaretin yeniden gelişmesinin beklendiğini belirtti.

Eş-Şera, Batı'nın Suriye'ye bakışını bu açıdan yeniden gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.