Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Şarku’l Avsat’a konuştu: Libyalı liderler ülkelerini yüzüstü bıraktı… Paralı askerler hızla sınır dışı edilmeli

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
TT

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Şarku’l Avsat’a konuştu: Libyalı liderler ülkelerini yüzüstü bıraktı… Paralı askerler hızla sınır dışı edilmeli

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Libya Temsilciler Meclisi (TM) ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında yapılan görüşmelerin ‘başarısı için daha fazla siyasi oluşumun katımlıyla’ kapsamının genişletilmesi çağrısında bulundu. Bunun siyasi ve yasal engellere odaklanılmasıyla yapılması gerektiğine dikkati çeken Büyükelçi Hurndall, “Artık Libyalı liderlerin ülkelerini yüzüstü bıraktıkları ortada. Kendi çıkarları yerine Libya’nın çıkarlarını öncelediklerini gösteren gerçek bir eyleme imza attıklarını görmek isterim” ifadelerini kullandı. İngiliz Büyükelçi, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Abdullah Bathiliy’in de Libya’nın Bağımsızlık Günü kutlamaları sırasında Libyalı liderleri ülkelerinin çıkarlarını öncelemeye çağırdığını hatırlattı.
Büyükelçi Hurndall, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, mevcut ilerlemeyi engelleyen temel sorunları ele almanın önemini vurgulayarak, “Bu ancak tüm tarafların beklenen seçimlerin sonuçlarını kabul etmeye ne ölçüde kararlı olduklarıyla ve kaynakların nasıl dağıtılıp kullanılacağıyla ilgili bazı sorular yanıtlanarak yapılabilir” ifadelerini kullandı.
Büyükelçi Hurndall, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Libyalı liderler ilerleme kaydedemedikçe Libya halkı kaybediyor. Halk devriminin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçti. Libya artık imrenilecek doğal ve insan kaynaklarından yararlanarak gelişmeli, eğitim ve sağlık alanlarında küresel bir rakip olmalıdır. Siyasi bir çözüm bu potansiyeli açığa çıkaracaktır.”
Birleşik Krallık ve Batılı müttefiklerinin, Abdulhamid ed-Dibeybe başbakanlığındaki geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH) görevden alınması gerektiği anlamına gelen; Libya'da seçimlerin yapılmasını sağlayacak yeni bir hükümet kurulması gerektiğine dair söylemlerine değinen İngiliz Büyükelçi, “Şu anda herhangi bir tutum değişikliğinin bu sorunları çözmesi pek olası değil. Libya’nın sadece bugününe değil, geleceğine odaklanarak tüm tarafların bir uzlaşıya varması öneriliyor” dedi.
Bunun bölünmelerin ve güvensiz bir ortam yaratan çatışmaların gölgesinde zor olduğunu bildiğini söyleyen Büyükelçi Hurndall, “Ama sonuçta imkansız değil. Libya’daki siyasi çıkmaz da aşılamaz değil. Libyalı liderlere birçok kez söylediğim gibi istedikleri takdirde seçimlerde aday olacak isimlerde aranan kriterler de dahil olmak üzere tüm sorunlara çözüm bulabilirler” şeklinde konuştu.
Büyükelçi Hurndall, İngiltere ve Batılı müttefiklerinin Libya’daki ‘siyasi süreci engelleyenlere’ baskı yapmak için yaptırım silahını kullanmada başarısız olması konusunda, Libya'da son yıllarda yaşanan istikrarsızlığın uluslararası aktörler tarafından kullanıldığını ve Libya’nın başkalarının çıkarları için kullanılan bir sahaya dönüştürüldüğünü belirterek, “Ama bence uluslararası toplum artık, daha istikrarlı, uyumlu ve refah için bir Libya'nın herkesin çıkarına olacağının farkında” ifadelerini kullandı.
İngiliz Büyükelçi, şunları söyledi:
“Libya'nın Birleşik Krallık ile güvenlik, iklim değişikliği ve yasadışı göç gibi ortak sorunlar üzerinde birlikte çalışabileceğimiz bir müttefik olmasını istiyoruz. Diğer ülkelerin büyükelçilerinden birçoğunun da bunu istediğine inanıyorum.”
BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2571 sayılı kararı çerçevesinde Libya'daki siyasi geçiş sürecini engellediği tespit edilecek kişilere yaptırımlar uygulanabileceğine işaret eden Büyükelçi Hurndall, “Gerekirse bu seçenekleri araştırmaya hazırız” dedi.
İngiliz Büyükelçi, “Ayrıca, tüm tarafları, ülke genelinde her yaştan ve kesimden Libyalılar ile yapacağım görüşmelerle barışçıl bir şekilde siyasi diyalog sürecine girerek kazanacakları bir şeyler olduğunu görmeye cesaretlendirmek için olumlu bir yaklaşım benimsemek istiyorum. Bence onlar da bunu görmek istiyorlar” diye konuştu.
Büyükelçi Hurndall, uluslararası toplumun Daha istikrarlı ve barışçıl bir Libya'yı desteklemek için elinden gelenin en iyisini yaptığını, ancak bunun Libyalı liderlerin ülkenin karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadele etme ve egemenliğini geri kazanma konularındaki sorumluluklarını ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Hurndall, Libya tarafından ülkedeki silahlı taraflara silah tedarikinin durdurulmaması konusunda Londra ve başta Washington olmak üzere Batılı müttefiklerine yapılan eleştirilerle ilgili bir soruya, “Silah ambargosunu uygulamak BM’ye üye olan tüm ülkelerin sorumluluğu. Biz de tüm BM üyelerinin bunu yapmasını bekliyoruz” yanıtını verdi.
Aynı şeyin Libya’daki yabancı unsurların ve paralı askerler için de geçerli olduğunu söyleyen İngiliz Büyükelçi, “Yabancı unsurların ve paralı askerlerin Libya’daki varlığı da silah ambargosunun ihlalidir ve hızla ülkeden sınır dışı edilmelerini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık’ın sadece Libya'da değil, bölgede de siyasal İslam'a karşı önyargılı olduğu eleştirilerini reddeden Büyükelçi Hurndall, “Bu doğru değil” dedi. Ülkesinin Libya'da belirli bir ideoloji yayma gibi çabası olmadığını söyleyen İngiliz Büyükelçi, aksine ülkesinin mevcut krizden bir çıkış yolu bulmak için tüm tarafları siyasi diyaloga girmeye teşvik ettiğini belirtti.
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile yaptığı görüşmelerin arka planında İngiltere’nin ‘çıkarları ve hedefleri’ olduğuyla suçlamaları da reddeden Büyükelçi Hurndall, “Merkez Bankası, ülkenin istikrarı ve refahı konularında hayati bir rol oynayan önemli bir kurumdur. Bu yüzden İngiltere Büyükelçiliği Merkez Bankası ile iyi ilişkilerini sürdürmektedir” yorumunda bulundu.
İngiliz Büyükelçi, sözlerine şöyle devam etti:
“Ülkenin kurumlarıyla ilgileniyoruz, şahıslarla hiçbir çıkarımız söz konusu değil. Onlarla Libya’daki diğer kurumlardan ne daha fazla ne de daha az ilgileniyoruz.”
Öte yandan, mali yolsuzluk vakalarını araştırmak, bu tür olaylara karışan bazı kişiler hakkında soruşturma başlatmak ve kaçırdıkları paranın ülkeye geri getirilmesi için Libya Denetim Bürosu gibi kurumlarla birlikte çalıştıklarını söyleyen Büyükelçi Hurndall, “İngiltere’de bir mahkeme, geçtiğimiz Aralık ayında, yedi yıllık bir soruşturmanın ardından Libya Varlık Fonu’nu 8,45 milyon dolar zarar uğratan ve dolandırıcılıkla suçlanan üç fon yöneticisi hakkında hapis kararı verdi” dedi.
Rusya’nın Ukrayna’ya işgal etmesinden kaynaklanan küresel kıtlık nedeniyle Libya'nın küresel enerji piyasalarındaki rolünün çok önemli hale geldiğine dikkati çeken İngiliz Büyükelçi, son dönemde Libya’daki aşiretlerin liderleriyle yaptığı görüşmeleri savunmuş ve bu görüşmeleri görevi gereği yaptığını söylemişti. Büyükelçi Hurndall, “Büyükelçi olarak görevim, mümkün olduğu kadar çok Libyalıyı dinlemek ve onların bakış açılarını, umutlarını ve karşılaştıkları zorlukları anlamak. Ancak bu şekilde onların özlemlerini karşılayan bir siyasi süreci ve istikrarı destekleyebiliriz. Görüştüğüm taraflara aşiret liderlerinin yanı sıra sivil toplum örgütlerinin ve gençlik hareketlerinin temsilcileri de dahil ve bu görüşmeleri yapmaktan gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Londra’nın yasadışı göç ve terörizm gibi önemli ortak sorunlar ve zorluklar konusunda Libyalılarla omuz omuza daha fazla çalışmayı sabırsızlıkla beklediğini belirten Büyükelçi Hurndall, iki ülke arasında terör eylemleriyle ve organize suçlarla mücadelede ortak çalışma programlarının uygulandığını, bunun yanında patlayıcı maddelerin ya da savaş kalıntılarının imhası ile ilgili kuruluşlara ve gerginliği ve çatışmayı önlemek için çalışan sivil toplum kuruluşlarına destek verildiğini söyledi.



Ahmed eş-Şera: Irak'taki deneyimim bana mezhep savaşı yapmamayı öğretti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
TT

Ahmed eş-Şera: Irak'taki deneyimim bana mezhep savaşı yapmamayı öğretti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Şam'da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart ile diyaloğu (podcast hesabı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Irak hapishanelerinden salıverildikten sonra Suriye'ye döndüğünde kendisine iki şart koyduğunu söyledi: ‘Irak'ın mezhep savaşı deneyimini tekrarlamamak ve sadece rejimle mücadeleye odaklanmak.’

Bu ifadeler, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eski sözcüsü Alistair Campbell ve eski İngiliz Muhafazakâr bakan Rory Stewart'ın geçtiğimiz günlerde Şam'da eş-Şera ile bir araya gelerek gerçekleştirdikleri ve ‘Ahmed eş-Şera hapisteki bir El Kaide savaşçısından Suriye'nin liderine nasıl dönüştü?’ başlığıyla yayınlanan podcastte yer aldı.

Eş-Şera, “El Kaide'nin Irak'ta yaptıklarını tekrarlamak istediler ama ben bunu şiddetle reddettim. Bu durum aramızda bin 200'den fazla savaşçımızın öldürüldüğü ve benim de kuvvetlerimin yüzde 70'ini kaybettiğim büyük bir çatışmaya yol açtı. Ancak yeniden toparlandık ve rejimle savaşmaya odaklandık. Aynı zamanda DEAŞ ve benzeri gruplar gibi diğer taraflardan gelen tehditlerle de başa çıkmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

Eş-Şera, “Bir savaşçıydınız, bir mahkumdunuz, bir liderdiniz ve şimdi bir cumhurbaşkanısınız… Bu dönüşüm hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Şu anda Esed'in eskiden bulunduğu bu saraydayım. Ben bir savaşçıydım, savaşmak istediğim için değil. Bugün cumhurbaşkanıyım ama cumhurbaşkanı olmak istediğim için değil.”

Irak savaşı deneyimi

Suriye Cumhurbaşkanı, üniversitenin ilk dönemlerinde genç bir adam olarak, Suriyelilerin 60 yıl boyunca maruz kaldığı acımasız baskıdan, Suriye toplumunun sistematik olarak yok edilmesinden ve Irak'ta savaş patlak verdiğinde oraya gitmesi gerektiğini hissetmesinden duyduğu öfkeden bahsetti.

Eş-Şera Irak'ta üç yıl savaşmış, ardından beş yılını hapiste geçirmiş. İngilizler ona hapishanenin onu nasıl değiştirdiğini, bundan ne öğrendiğini ve çeşitli grupların saflarında nasıl hızlı bir şekilde yükselebildiğini sordu.

cdfrgthy
Suriyeli sanatçı Tamara Bessam Ebu Alvan, Şam'da Devlet Başkanı Beşşar Esed'in devrilmesini kutlayan bir duvar resmi çiziyor. (Reuters)

Eş-Şera bu soruya şu cevabı verdi: “Suriye'de var olan baskının boyutlarını fark etmeye başladığımda yaklaşık 19 yaşındaydım. Ülkenin kötüye giden durumunu ve önceki rejimin ülkeyi nasıl korkunç bir şekilde yönettiğini görebiliyordum. Şam'ın taşıdığı yük ve rejimin Suriye toplumunu ve bu kadim şehri nasıl istismar ettiği konusunda derin bir acı hissettim.”

Sözlerine şöyle devam etti: “Bu rejimin düşmesi gerektiğine ikna olmuştum ama bunu gerçekleştirecek araçlarımız ya da uzmanlığımız yoktu. Bu yüzden deneyim kazanabileceğim her yere gitmeye karar verdim. O sırada Amerikalılar Irak'a girmeye hazırlanıyordu ve ABD'nin yaptıklarına karşı güçlü bir Arap ve İslami tepki vardı. Unutmamalısınız ki o zamanlar gençtim ve farklı bir düşünce tarzım vardı. Bu yüzden Irak'a gittim ve farklı gruplarla çalıştım. Zaman içinde bu gruplar yavaş yavaş küçülmeye ve El Kaide örgütüyle birleşmeye başladı. Bu şekilde kendimi El Kaide saflarında buldum.”

sxcdfrgt
Yaklaşan Ramazan Ayı için hazırlanan ‘Benatu’l Başa’ adlı dizinin çekimleri Eski Şam'da yapılıyor. (AFP)

22 yıllık bu yolculuk sırasında eş-Şera, Irak'taki deneyimlerinden öğrendiği en önemli şeyin, aynı hataları tekrarlamaktan kaçınmak istiyorsak politikaların sürekli olarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiği olduğunu söyledi. O dönemde Batı'nın Ortadoğu'ya yönelik politikalarını eleştiren eş-Şera, “Bunlar yanlıştı ve değiştirilmeleri gerekiyordu. Bölge halkının her 10 yılda bir kötü kararların bedelini ödemesini istemiyoruz” dedi.

Bir barış adamı!

Kendisini dünyaya bir barış adamı olarak tanıtmak isteyip istemediği ve kendisine halen şüpheyle yaklaşan ülkelerle nasıl ilişkiler kurmayı planladığı sorusuna eş-Şera şu yanıtı verdi: “Bölgemizde, özellikle Suriye'de savaşlardan bıktık. İnsanlık barış ve güvenlik olmadan yaşayamaz, insanların aradığı şey bu, savaş değil. İnsanları bir araya getirebilecek ve savaşa başvurmadan barışçıl çözümlere götürebilecek pek çok şey var. Barış içinde insan olarak bizi birleştiren şeyler, savaş içinde bizi bölen şeylerden çok daha büyüktür.”

scdfvgbth
Yeni Suriye yönetimi geçtiğimiz aralık ayında muhalif grupları birleşik bir Suriye ordusuna entegre etmeye çalıştı. (SANA)

HTŞ grupları

Podcastte eş-Şera’ya bazıları daha radikal olan birçok hareketten oluşan Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) içindeki pratik bir zorluk soruldu: “Burada bizimle birlikte oturmanıza kızanlar olabilir. Şimdi cumhurbaşkanı olduğunuza göre, en radikal olanlar da dahil olmak üzere tüm bu eski gruplarla nasıl başa çıkacaksınız?”

Ahmed eş-Şera şöyle yanıtladı: “Burada sizinle birlikte oturmama izin verilmediğini söylemek büyük bir abartı olur. O kadar da kötü değil. Bir arada yaşamamızı ve birbirimizle savaşmaya gerek kalmadan devrimin hedeflerine ulaşmamızı sağlayacak uygun ve kabul edilebilir bir formüle ulaşana kadar tüm bu taraflarla ikna ve diyalog yöntemlerini kullandım... Pek çok kişi bu yaklaşıma katıldı.”

scdfvgrth
Halep kırsalından Humus şehrine dönen yerinden edilmiş Suriyelileri taşıyan bir otobüsün penceresinden bakan bir çocuk, elinde Suriye bağımsızlık bayrağı tutuyor, 10 Şubat. (AFP)

Anayasa ve seçimler

“Peki ya ‘ulusal konferans’ ve anayasa ile seçimlerin belli bir zaman dilimi içinde yapılmasının garanti edilmesi hakkında ne söylersiniz?”

Eş-Şera, Suriye'nin çeşitli aşamalardan geçtiğini ve önceliğin hükümeti istikrara kavuşturmak ve devlet kurumlarının çöküşünü önlemek olduğunu söyledi.

Eş-Şera sözlerini şöyle sürdürdü: “İdlib hükümetini Şam'ın kontrolünü ele geçirdiğimizde iktidarı devralmaya hazır olacak şekilde hazırladık. Bu aşama için üç ay ayırdık. Daha sonra anayasal deklarasyon, ulusal konferansın toplanması ve cumhurbaşkanının atanmasını içeren bir sonraki aşamaya geçeceğiz. Uluslararası sözleşmelere uygun olarak bir cumhurbaşkanı atadık. Anayasa uzmanlarına danıştıktan sonra muzaffer güçler cumhurbaşkanını atadı, önceki anayasayı iptal etti ve eski parlamentoyu feshetti. Şimdi, yeni bir anayasanın ilan edilmesinin önünü açacak öneriler geliştirmek amacıyla çok çeşitli tarafların yer alacağı ulusal diyalog sürecine geçeceğiz. Geçici bir parlamento oluşturulacak ve bu parlamento yeni anayasayı hazırlamak üzere bir anayasa komitesi kurmakla sorumlu olacak.”

Trump ve Gazze

Eş-Şera, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün'e taşınmasına ilişkin açıklamalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “İnsanları topraklarını terk etmeye zorlayabilecek hiçbir güç olmadığına inanıyorum. Birçok ülke bunu yapmaya çalıştı ama hepsi başarısız oldu, özellikle de Gazze Şeridi'ne yönelik son savaş sırasında. Geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca Filistin halkı acıya, ölümlere ve yıkıma katlandı ama yine de topraklarını terk etmeyi reddetti. 80 yılı aşkın süredir devam eden bu çatışmada, Filistinlileri zorla yerlerinden etmeye yönelik tüm girişimler başarısız oldu. Terk edenler kararlarından pişman oldular. Birbirini izleyen Filistinli nesillerin aldığı ders, topraklarına bağlı kalmanın ve onu terk etmemenin önemidir.”

scdfvrgty
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün Silikon Vadisi'nden Suriye asıllı Amerikalı uzmanlardan oluşan bir heyetle bir araya geldi. (SANA)

Ekonomik model

Kendisini en çok ilgilendiren küresel ekonomik model ve ekonomi yönetimi açısından ilham aldığı belirli bir ülke ismi sorulan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Singapur, Suudi Arabistan, bazı dönemlerde Brezilya ve kalkınma yolunda büyük zorlukların üstesinden gelen Ruanda gibi ekonomik büyümeye tanık olan birçok ülkeyi incelediğini söyledi. Her ülkenin kendi zorlukları ve kalkınma aşamasıyla şekillenen kendi bağlamına sahip olduğunu belirtti. “Bu örneklerden değerli dersler çıkarılabilecek olsa da bunları körü körüne taklit etmemeliyiz. Bunun yerine, Suriye'nin kendine özgü durumuna uygun bir yaklaşım geliştirmek için bu dersleri uyarlamalı ve entegre etmeliyiz” dedi.

Ordu ve polisin lağvedilmesi

Eş-Şera'ya, Baas'tan arındırma sonrasında Irak'ta yaşananları anımsatan polis ve ordunun lağvedilmesi ve bu konunun nasıl ele alınacağı sorulduğunda, Suriye ve Irak'taki durum arasında büyük farklar olduğunu ve karşılaştırmaların her zaman büyük farklılıklar gösterdiğini söyledi. Suriye ordusunu ‘bir alternatif hazırlamadan’ dağıtmadığını belirtti.

Eski rejimin ordusunun Irak ordusu gibi olmadığını vurgulayan eş-Şera, “Çok sayıda milis ile İran ve Rusya'dan gelen dış müdahalelerle parçalanmıştı. Ordu dağılmış ve çökmüştü. Birçok genç erkek askere gitmemek için Suriye'den kaçıyordu. Dolayısıyla ordunun Suriyeliler için büyük bir önemi yoktu. Bugün Suriye'de zorunlu askerlik uygulamadım. Gönüllü askerliği tercih ettim. Bugün binlerce kişi yeni Suriye ordusuna katılıyor” ifadelerini kullandı.

Devrimci zihniyet bir devlet inşa edemez

Kendisini halen bir devrimci olarak görüp görmediği sorulan eş-Şera, devrimci zihniyetin bir devlet inşa edemeyeceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Rory Stewart'ın röportajından aktardığına göre Eş-Şera, “Bir devlet inşa etmek ve bütün bir toplumu yönetmek söz konusu olduğunda farklı bir zihniyete ihtiyaç duyarsınız. Benim için devrim, rejimin devrilmesiyle sona erdi” dedi.

Eş-Şera sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün ülkenin yeniden inşası, ekonomik kalkınma, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması, komşu ülkelere güvence verilmesi ve Suriye ile Batı ülkeleri ve bölge ülkeleri arasında stratejik ilişkiler kurulmasını içeren yeni bir aşamaya geçtik.”

sdfgrt
Ahmed eş-Şera'nın geçen ay yaptığı bir konuşmayı Şam'daki er-Ravza kafede takip eden Suriyeliler (Şarku’l Avsat)

Batı medyasının kendisi hakkında söylediklerine ilişkin tutumu sorulan Ahmed eş-Şera, Suriye'nin küresel etkiye sahip stratejik bir ülke olduğunu söyledi. Eş-Şera, “Geçmişte rejim kasıtlı olarak Suriyelileri Avrupa'ya göç ettirmeyi ve Captagon'u Avrupa'ya ve bölgeye kaçırmayı amaçlıyordu. Şam ayrıca, Suriye içindeki bazı ülkelerin oynadığı son derece olumsuz rol nedeniyle bölgede daha fazla istikrarsızlık tohumları ekmek için bir üs olarak kullanıldı” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'nin durumunun kökten değiştiğini ve gelecek vaat eden yeni bir ülke haline geldiğini vurgulayan eş-Şera, “Suriye ekonomik kalkınma yoluyla bölgenin istikrara kavuşmasında önemli bir rol oynayacaktır” dedi. Eş-Şera, tarım, sanayi ve ticaret gibi sektörlerde önemli bir merkez olacak olan Suriye'nin tarihi İpek Yolu üzerinde yer aldığını ve Doğu ile Batı arasındaki ticaretin yeniden gelişmesinin beklendiğini belirtti.

Eş-Şera, Batı'nın Suriye'ye bakışını bu açıdan yeniden gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.