NEOM CEO’su Nasr: Modern projeler ve şehirler için bir model olacağız

Belediye Yatırım Forumu’ndan Riyad’daki açık hava reklamcılığı sektörüne ilişkin açıklama yapıldı.

NEOM CEO'su Mühendis Nazmi en-Nasr dün Riyad’da düzenlenen Fırsatlar Forumu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
NEOM CEO'su Mühendis Nazmi en-Nasr dün Riyad’da düzenlenen Fırsatlar Forumu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

NEOM CEO’su Nasr: Modern projeler ve şehirler için bir model olacağız

NEOM CEO'su Mühendis Nazmi en-Nasr dün Riyad’da düzenlenen Fırsatlar Forumu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)
NEOM CEO'su Mühendis Nazmi en-Nasr dün Riyad’da düzenlenen Fırsatlar Forumu’na katıldı. (Şarku’l Avsat)

NEOM CEO’su Mühendis Nazmi en-Nasr, NEOM projesinin yeni ekonomik hedefler doğrultusunda modern projeler ve şehirler için bir model olacağını zira projenin yabancı ve çeşitli yatırımları çekerken aynı zamanda iş ve sosyal yaşamı entegre etme amacıyla çalışarak, birçok farklı şirketi ve sektörü kapsayacağını belirtti.
Mühendis Nasr, projenin, döngüsel bir ekonomiye sahip olma yolundaki çabalarına dikkat çekti. Bu döngüsel ekonominin temellerinin, üretim sektörleri düzeyinde ve yaşam standartlarında değişiklikler yapan bir gelecek modelinin yanı sıra proje şehirlerinin GSYİH’ya katkısını artıran yüksek yaşam kalitesini sürdürme fikrine dayandığını vurguladı.  
Projenin, sıfır karbon emisyonu seviyesine ulaşmak amacıyla, enerji ihtiyacı düzeyini karşılayacak düzeyde, yüzde 100 temiz enerji üreteceğini belirten Nasr, NEOM’un amacının, doğayı ve insanları düşünmeden arabalar ve sokaklar için inşa edilen geleneksel şehir kavramını değiştirerek insan odaklı şehirler inşa etmek olduğunun altını çizdi.
Nasr, Belediye Yatırım Formu’nun dün düzenlediği Fırsatlar Formun’da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bu zorlukları göz önüne aldık. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve NEOM Yönetim Kurulu Başkanı Prens Muhammed bin Selman’ın dünyayı yeni bir noktaya taşıma ve insanlığın geleceğini çizmeye yönelik iddialı vizyonundan yola çıktık. Bu vizyon, NEOM aracılığıyla çeşitli zorluklara yeni çözümler bulunmasının yanı sıra insan, refah ve sağlığına odaklanan, iş dünyası ve nüfus ile uyumlu etkileşim içinde olmak için veriler ve yapay zeka, en son teknolojileri ile beslenen, sakinlerine olağanüstü bir yaşam sunmak için alanının yüzde 95’ini doğaya ayıran ve kalkınmış bir iş ortamı sağlayan benzersiz bir şehir modeli sunmayı amaçlıyor. Tüm bu özellikler sürdürülebilirliğin merkezinde yer alıyor.” 
Nasr dün, projenin dokuz milyon insanı kucaklayarak şehrin kaynaklarını kullanarak ve çevre dostu yeni bir turizm konsepti yaratarak, şehir konseptini yeniden tanımladığını sözlerine ekledi. Projenin birçok yatırım fırsatı ve farklı büyüklüklerde çeşitli projeler sağlayacağını vurguladı. NEOM CEO’su Mühendis Nazmi en-Nasr, NEOM şehrinin Suudi Arabistan halkına bir armağanı ve sürdürülebilirliği dikkate alan ilkelere göre tasarlanmış dünyanın en büyük kalkınma projesi olduğunu belirtti.
Forumda açık hava reklamcılığı sektöründeki en büyük yatırım fırsatının, Suudi başkenti Riyad’da özel sektör ortaklığıyla sunulduğu duyurusu yapıldı. Projenin belediye yatırım portalı ‘Furas’ aracılığıyla yürütüleceği, ayrıca bu adımın kentsel peyzajı iyileştirmeyi ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçladığı kaydedildi.
Riyad Belediye Başkanı ve Remat Al-Riyadh Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Prens Faysal bin Ayyaf dün, fırsat büyüklüğü, yenilikçi iş modeli, ekonomik ve kalkınma etkisi açısından bir yatırım modeli olan açık hava reklamcılığının şu ana kadarki en büyük lansmanını yaptı.
Yatırım fırsatı, farklı modellerde reklam panolarının kurulması, işletilmesini ve bakımının yanı sıra Riyad’ın gelişimine ayak uyduracak şekilde şehrin dijital dönüşümünün hızlanmasına ve akıllı şehir unsurlarının etkinleştirilmesine katkıda bulunan, reklam ekranları gibi bir dizi dijital aracın geliştirilmesini içeriyor.
Bu bağlamda projeyi kalite ve verimlilikle yönetmek ve işletmek için sektörde izlenen en iyi uluslararası uygulamalara göre başvuru sahiplerinin uzmanlık ve yeteneklerini ölçmek için kapsamlı değerlendirme kriterlerine ek olarak en yüksek teknik, çevre, güvenlik standartlarını ve gerekliliklerini yerine getirme yoluyla operasyonel mükemmelik sağlanması hedefleniyor.
Bu adım, Riyad şehri için reklam planının bir parçası olarak geliyor. Söz konusu plan daha önce Vizyon 2030 hedeflerine ulaşmak için Belediye, Köy İşleri ve Konut Bakanlığı’nın girişimleri kapsamında Suudi şehirlerinde dış reklamlar geliştirme stratejisi kapsamında duyurulmuştu.
Bu, Remat Al-Riyadh Şirketi tarafından başlatılacak bir dizi yatırım fırsatının ilki olarak kabul ediliyor. Şirket bu yatırımlarının lansmanında, bölgedeki imkanları artırma, kentsel peyzajı iyileştirme, yaşayanların ve ziyaretçilerin yaşam kalitesini yükseltmenin yanı sıra kentsel gelişimde sürdürülebilirliği sağlamayı amaçlayan belediye hizmetlerinin ve projelerinin düzeyini arttırmaya katkıda bulunmak için özel sektörle birçok yatırım fırsatı olduğunu bildirmişti.
Diğer yandan, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakan Yardımcısı Dr. Rumaih el-Rumaih, Cidde İslam Limanı’nın Kızıldeniz’in en büyük limanı olduğunu ve ithal ve aktarmalı mallar açısından payını artırma hedefi kapsamında çok büyük niteliksel yatırımlar bulunduğunu söyledi.
Cidde’deki el-Humre’yi lojistik bölge olarak geliştirmek için yatırım fırsatının yanı sıra Taif Havalimanı’na yönelik başka projeler de olduğunu açıkladı. Rumaih, Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ve Kargo Köyü’nün buradaki hava trafiğini karşılayacak şekilde genişletilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirtti.
Lojistik sektöründe ve ulaşımla ilgili diğer faaliyetlerde gelecek vaat eden fırsatlar olduğunu ayrıca denizcilik alanının ziyaretçi ve turistlerin deneyimlerini zenginleştirmeye katkıda bulunacak turizm yatırımlarına sahne olacağını da sözlerine ekledi.
Mukatafa Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Prens Velid bin Nasır el-Suud, Forum oturumlarından birinde yaptığı açıklamada Vizyon 2030’un özel sektörü ekonomiye yüzde 70 oranında katkıda bulunmasını sağladığını bildirdi. Ülkenin içinden geçmekte olduğu dönemin, mevzuat geliştirmede hızlanmaya tanık olduğunu ve bunun da yatırım ortamına yansıdığını vurguladı.
Prens Velid bin Nasır el-Suud, özel sektörün açık bir mevzuata sahip olmasının ve uyumluluk derecesinin artmasına katkıda bulunan farkındalık derecesinin artırılmasının önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
Prens Faysal bin Ayyaf da Riyad Belediyesi ile Turizm Geliştirme Fonu arasında, bölge sakinleri ve ziyaretçileri için nitelikli destinasyonlar sağlamak amacıyla turizm projelerine yönelik gayrimenkul yatırımına ilişkin hazırlanan iş birliği anlaşmasının imza törenine katıldı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.