Steven Spielberg hangi filmini "epey mükemmel" bulduğunu açıkladı

Yönetmen, "Bu, çektiklerim arasında gerçekten tekrar tekrar izleyebildiğim birkaç filmden biri" dedi

AFP
AFP
TT

Steven Spielberg hangi filmini "epey mükemmel" bulduğunu açıkladı

AFP
AFP

Steven Spielberg bile filmlerinden birinin "epey mükemmel" olduğunu itiraf etmek zorunda.
Yönetmen 1971'den bu yana çoğu klasik kabul edilen 34 film yaptı. Jaws, Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of the Third Kind) ve Kutsal Hazine Avcıları (Raiders of the Lost Ark) bunlardan bazıları.
Bununla beraber Spielberg, filmlerini yeniden izlemeyi zor bulduğunu söylüyor. Ama inkar edilemez derecede mükemmel olduğunu bilerek tekrar izlediği bir filmi var.
The Independent'ın haberine göre, The Late Show with Stephen Colbert'e katılan Spielberg, "Filmlerimi yaptıktan sonra onlara çok fazla bakmam" dedi ve ekledi:

"Geriye çok sık bakmam ama ara sıra çocuklarımla bir film izlerim."

Spielberg, "E.T.'yi ilk kez izlediklerinde çocuklarını rahatlatmak" istediğini açıkladı.

"Babaları orada oturmadan E.T.'yi izlemelerini istemiyorum; özellikle de başlangıçta korkutucu kısımları."

Spielberg, filmlerinden birini yeniden izleme deneyimini yorucu buluyor olabilir ama tam adı E.T.: The Extra-Terrestrial olan 1982 tarihli filmini izlemekten gerçekten hoşlanıyor.
"Bazen yapmayı planladığım ama yapmadığım şeyleri görüyorum ve bazen bunca yıllar sonra gördüğümden daha iyi bir fikir olacak şeyler görüyorum. Ama birçok kısmıyla E.T. epey mükemmel bir film. Bu, çektiklerim arasında gerçekten tekrar tekrar izleyebildiğim birkaç filmden biri."
Yönetmen, "bir kereden fazla izleyebildiği sadece bir avuç film" yaptığını açıkladı.

"34 film falan yaptım ve hangilerinin E.T.'nin ötesine geçtiğini söylemeyeceğim ama tekrar izleyebileceğim yaklaşık 5 veya 6 film var, ki genellikle bunu yapmıyorum."



ABD'li yetişkin filmleri yıldızı İran’ı ziyaret etti

Tahran'da ABD karşıtı müzeye dönüştürülen eski ABD büyükelçiliği içinde bir ziyaretçi (AP)
Tahran'da ABD karşıtı müzeye dönüştürülen eski ABD büyükelçiliği içinde bir ziyaretçi (AP)
TT

ABD'li yetişkin filmleri yıldızı İran’ı ziyaret etti

Tahran'da ABD karşıtı müzeye dönüştürülen eski ABD büyükelçiliği içinde bir ziyaretçi (AP)
Tahran'da ABD karşıtı müzeye dönüştürülen eski ABD büyükelçiliği içinde bir ziyaretçi (AP)

ABD'li yetişkin filmleri yıldızı Whitney Wright, İran'a giderek, 1979 yılında yaşanan rehine krizinden sonra Devrim Muhafızları'nın propaganda ve bilgi departmanı merkezi haline getirilen Tahran'daki eski ABD büyükelçiliği binasını ziyaret etti.

İran’ın Nobel Barış Ödülü sahibi kadın hakları aktivisti Nergis Muhammedî’yi gözaltına aldığı bir dönemde Whitney Wright'ın ziyareti tartışmalara yol açtı. AFP’nin haberine göre, Mahsa Amini'nin 2022'de karakolda gözaltındayken öldürülmesi ve ülke genelinde protestoların patlak vermesinden bu yana İran’da kadına yönelik istismar sebebiyle şiddetli gösteriler yaşanıyor.

Wright, pornografik filmlerde rol alması onu ölüm cezası gerektiren suçlamalara maruz bırakacağını bilmesine rağmen Tahran sokaklarında video çekmeyi ihmal etmedi.

AP, Wright’ın yorum taleplerine cevap vermediğini bildirdi.

Wright, sosyal medyada paylaştığı notlarda ABD Büyükelçiliği'nin eski binasını ‘ziyaret etmesinin gereken’ bir yer olarak tanımladı. İran Devrim Muhafızları'nın Propaganda ve Enformasyon Dairesi şu anda burayı müze olarak yönetiyor.

İranlı militanlar, 1979 Devrimi’nden aylar sonra büyükelçilik binasına baskın düzenleyerek, büyükelçilik çalışanlarını 444 gün boyunca rehin tuttu.

İki ülke arasındaki ilişkilerin o krizden bu yana hala kopuk olması, İran ile ABD arasındaki gerilimin tablosunu da özetliyor.

Wright, Instagram hesabında, “Daha önce kimsenin görmediği bir müzedeki sergileri paylaşıyorum. Bu hükümete destek değil” dedi.

Aktris daha önce İsrail'e yönelik silahlı saldırıyı destekleyen materyaller de dahil olmak üzere internette Filistin yanlısı gönderiler paylaşmıştı.

Oklahoma City'de doğmuş bir ABD vatandaşı olan Wright'ın İran'ı ziyaret etmek için vizeye ihtiyacı var. İran’ın Birleşmiş Milletler heyeti, oyuncunun gezisine ilişkin sorulara yanıt vermedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani dün düzenlediği basın toplantısında bu konuda herhangi bir bilgisinin olmadığını söyledi.

Tesnim haber ajansı, adı açıklanmayan bir yetkilinin, hükümetin Wright'a ‘etik olmayan çalışmasının niteliğini bilmeden’ vize verdiğini iddia ettiğini aktardı.

ABD porno endüstrisinde çalışan bir oyuncunun İran ziyareti dikkat çekti.

cdf vdb
İranlı bir kadın, Tahran'daki eski ABD büyükelçiliğinin duvarındaki ABD karşıtı duvar resminin önünden geçiyor ( AP)

İranlı aktris Setareh Bassiani, başörtüsü yasağını sıkılaştıran katı İran hükümetine yönelik eleştirisinde Wright'ın ziyaretine değindi.

Bassiani, Instagram hesabından yaptığı açıklamada, “Bu ülkenin insanını başörtüsünü açtığı için birçok şekilde cezalandırıyorsunuz ama bir porno oyuncusunun turizm için buraya gelmesine izin veriyorsunuz” dedi.

İran'ın suikast ve kaçırma girişimlerine maruz kalan aktivist Masih Alinejad da Wright'ın ziyaretini kınadı. Alinejad, ABD'nin sivil haklar ikonuna atıfta bulunarak, "İran'daki biz kadınlar Whitney Wright değil, Rosa Parks gibi olmak istiyoruz. Gerçek savaş çığırtkanları, eğer kendinize karşı dürüst olursanız sizi idam edecek olan İslam Cumhuriyeti ajanları” ifadelerini kullandı.

Candy Charms olarak bilinen İngiliz porno aktörünün 2016 yılında İran'a seyahat etmesi eleştirilere yol açmıştı. Ancak Wright'ın İran ziyareti medyada yer almadı ve bu muhtemelen 2022 protestolarından sonra gazetecilerin özgürlüğünün ne ölçüde kısıtlandığının bir göstergesi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'na Wright'ın ziyareti sorulduğunda ise bakanlık, ABD’lileri İran'a seyahat etmemeleri konusunda uyardığı ve ‘haksız ve keyfi gözaltılara maruz kalma riski nedeniyle dikkatli olmalarını tavsiye ettiği’ belirtildi.

Bakanlık, “İran İslam Cumhuriyeti, Ortadoğu'daki istikrarsızlığın ana itici gücüdür ve 1979'dan bu yana da öyle. Eğer İran, Ortadoğu'da barış ve istikrarı ya da bölge halkının refahını gerçekten önemsiyor olsaydı, terör örgütlerine verdiği desteği durdururdu” dedi.

 


Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
TT

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli: Kötülüğe kim arka çıkar?

Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli
Netflix'teki Jeffrey Epstein belgeseli

Areej Jamal

Netflix'in Jeffrey Epstein'ı konu alan belgesel dizisi ‘Filthy Rich’ veya ‘Korkunç Zengin’, 2020 yılında yayınlandı. Öfke dolu kızarmış bir yüz ve ürkütücü buz gibi bir bakışla başlayan dizi, Amerikalı milyoner Jeffrey Epstein'ın soruşturmalarıyla açılan kapıları aralayan belgesel, 2019 yılında hapishanede ölümünden bir yıl sonra gösterime girmişti. Dizi, bugün yeniden ‘trend’ listesinin başında yer alıyor. İzleyiciler şu anda dünya medyasında sıkça adı geçen bir adamın hikayesini bilmek istiyor. Çünkü ismi sıkça medyada anılan bu adamın çevresindekilerin ve ‘Little St. James’ adasını ziyaret edenlerin isimlerini içeren bir liste sızdırıldı. Bazıları tarafından ‘Şeytan Adası’ olarak nitelendirilen bu ada, olayın arka planını daha fazla aydınlatmaya yönelik bir ilgi uyandırdı. Listede ünlülerin, aktörlerin, politikacıların isimlerini ve hatta ünlü bilim adamı Stephen Hawking'i de buluyoruz.

Bu dava, ölüme kafa tutuş gibi görünüyor. Epstein daha önce de yargılanmış, ancak temsilcileriyle anlaşma yaparak adaletten kaçmış ve geniş ilişki ağından faydalanarak normal (veya muhtemelen anormal) yaşamına devam etmişti. Dizideki bölümlerin ilk sahneleri, yasal sorumluluğa tabi tutulmasından duyduğu öfkenin yanı sıra (ki bu, psikoloji uzmanının tanımına göre narsistik kişiliği tarafından şiddetle reddedilmiştir), susma kararlılığını, soruşturmacılara karşı meydan okumasını ve yenilmez olduğuna olan güvenini gösteriyor. En utanç verici sorulara kadar örneğin, "Bay Epstein, reşit olmayan kızlarda sizi çeken ne?" ve "Çocukken cinsel istismara uğradınız mı?” gibi sorular, kötü niyetli bir gülümseme ve neredeyse sıkıcı bir tekrarla karşılanıyor. Bu sorulara "Sorunuza cevap vermek isterdim, ancak… haklarımı kullanmak istiyorum” ifadeleriyle bir cevap veriyor. Gözlüklerinin ucundan elindeki kâğıdı okuyor ve adeta hukuk öğrencilerine ders veriyormuş gibi davranıyor. En provokatif sorular karşısında bile alaycılıkla cevap verip, kibrini sergiliyor ve "Şaka mı bu?" diyor.

Dört bölümden oluşan belgesel, neler olabileceğine dair bir resim çizmeye çalışıyor. Sanatçıların kamerayla girilmeyen mahkeme salonlarında yaptığı çizimlere benzer ancak çok daha az spesifik bir görüntü. Hikâye hala eksik, fakat bu, yalnızca Epstein'ın ahtapot arzularının cephaneliğinde belirli roller oynayan ve sürekli değişen küçük kurbanların bakış açılarından kaynaklanmıyor, aynı zamanda gerçekten nelerin olduğunu ve nasıl olduğunu bize söyleme yeteneğine sahip diğer birçok tarafın ve en önemlisi de Jeffrey Epstein'ın kendisinin, sessiz kalmayı tercih etmesinden kaynaklanıyor.

Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle güçsüz olacaktır

Belgesel, sarayının duvarlarını süsleyen bazı tablolarıyla tanınan bir ressam olan sanatçı Maria Farmer ile başlıyor. Ünlü milyoner, arkadaşı ve suç ortağı, işbirlikçisi Ghislaine Maxwell ile birlikte Farmer’ın eserlerine yöneliyor, çünkü resimlerde çıplak kızlar çekici pozlarda görünüyor. Maria, o zamanlar küçük kız kardeşi Annie'yi model olarak kullanmıştı. Ancak kendisinin, sanatının ve hatta kız kardeşinin doyumsuz bir canavara sunulduğunu bilmiyordu. Ghislaine, Maria ile sanat sergisinde tanışmış ve hemen onu maddi olanaklar, ün ve iş sunabilecek güçlü çiftin bir parçası olması konusunda cezbetmişti. Ancak, verilen sözler sonunda hiçbir şekilde yerine getirilmedi.

Peki, kayıt neden Maria Farmer'la başlıyor? Her ne kadar ilk kurbanı olmasa da ona karşı cinsel taciz suçlamasıyla ilgili ilk başvuruda bulunan Farmer'di. Bu olay, 1990’lı yıllarda Epstein gençlik ve gücün zirvesindeyken ve etrafında hiçbir şüphe belirtisi yokken gerçekleşti. Başlangıçta iş sayfası için bir makale yazmayı planlayan Gazeteci Vicky Ward, iyi bir suç soruşturması yapma konusunda genellikle etkili olan bir ağ aracılığıyla Maria'nın hikayesine ulaştı. Zengin çift, ressamı ve sanatsal geleceğini tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda ‘Vanity Fair’ gazetesinin editörüyle bir anlaşma yaparak dosyanın tamamen kapatılmasını sağladı.

rth
Prens Andrew, kurbanlardan biri ve Ghislaine Maxwell ile poz verirken

Bundan sonra tanıklıklar, istismar sırasında hâlâ ergenlik çağında olan genç kadınlardan, yasalara göre reşit olmayanlara ve hayata göre çocuklara kadar çeşitleniyor. Evet, çeşitleniyor ancak korkutucu bir şekilde birleşiyorlar. Epstein, Ghislaine'in yardımıyla ve bazen onun da katılımıyla aynı mazereti kullandı. Sadece bir masaj, fiyatı onları bir şekilde Epstein'ın saraylarının dışındaki sefaletten kurtarabilirdi. Avcılar genellikle avlarını seçme konusunda iyidirler. Eğer avcı büyük bir servete sahipse, hedefi genellikle maddi olarak zayıf olacaktır. Eğer ün ve etki sahibiyse, hedefi genellikle ebeveyni olmayan, ailesi parçalanmış bir güçsüz olacaktır. Epstein, açıkça tehdit olmaksızın, ancak bir şok yaratma niyetiyle (Epstein, herhangi bir kıza gerçekte masaj seansında ne olacağını söylemedi, hatta daha büyük kızlarla ilişkilerinde bile şiddet ve tecavüz, sabit stratejilerle), istediğini elde ediyordu. Dahası, daha fazla kurban çekmek için travma geçiren kurbanları, Ghislaine ile birlikte işe alacak ve daha sonra başka erkeklere aynı hizmeti sunmaya zorlayacaktı. Bu senaryo Maria tarafından anlatılmış, küçük kız kardeşi ve diğer kızlar tarafından da yaşanmıştır. Tecavüzcülerin (Ghislaine'in, bazı kızların ifadelerine göre, bazen sahneye yardım ettiği için) garip psikolojik ve sözlü manipülasyonu, kızları karmaşık bir girdabın içine sokuyordu, bu durumda doğru ile yanlışı ayırt etmek zordu, bu nedenle Maria Farmer'ın tanıklığı iki kat önem taşıyor.

En kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor ve bu, yakın zamanda yayınlanan isim listesi tarafından bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kadife topluluk anlaşmaları

Kurbanlardan birinin kayıtta söylediği gibi Epstein davasında korkutucu olan ‘köleler ve cariyeler’ ağını oluşturmasını kolaylaştıran manipülasyon, sömürü ve hatta işe alma yetenekleri değil, en kötüsü, başkalarının suç ortaklığı ve sessizliği olmaya devam ediyor olması. Son zamanlarda yayınlanan isim listesi de bunu bir şekilde ortaya koyuyor. Meselenin iki yönü var: Birincisi, mağdurların ve faille birlikte çalışan bazı kişilerin ifadelerine göre listede adı geçenlerin tamamının yoksul kızlara yönelik cinsel suçlarda ortak olmadığı doğrudur; çünkü mağdurların ifadelerine göre bazıları yalnızca Epstein adasını ziyaret ederken görüldü. Örneğin, eski Başkan Bill Clinton, aleyhinde pek çok ifadenin bulunduğu Prens Andrew'un aksine, aykırı durumlarda görülmedi. Peki, Epstein'ın küçüklere olan eğilimi en azından kendi çevresinde biliniyorken bu insanlar neden onun çevresinde kalmayı kabul ettiler?

sdcefvgr
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ghislaine Maxwell ile çekilmiş eski bir fotoğrafı.

 Eski ABD Başkanı Donald Trump, Epstein hakkında bir basın açıklamasında şunları söylüyor: "Epstein harika bir adam! Güzel kızlarla aşkı paylaşıyoruz, sadece o, her zaman gençleri tercih ediyor." Epstein'ın adanın dışındaki malikanesinde bulunan komşuları olan biteni biliyorlardı ve şikayetlerde bulunmaya çalıştılar ama sonuç alamadılar. Epstein'ın ateşinin yakınında kalma konusundaki bu ısrarın olası bir açıklaması, ona yakın olanların onun davranışı hakkında sorgulanabileceklerini veya Epstein'ın sorgulanabileceğini hiç düşünmemiş olmaları olabilir. Öte yandan milyonerin araştırma merkezlerine, üniversitelere ve hatta polise yaptığı cömert bağışlar, sessizlik ve saygı satın almanın etkili bir yolu olmaya devam etti.

ergb
Jeffrey Epstein Amerikalı avukat Alan Dershowitz ile birlikte

Suskunluk ve suç ortaklığı sorununun ikinci kısmı öncelikle bir fikir olarak adaletle ilgilidir. Fransız yazar Hélène Devynck, SEUIL Yayınları tarafından 2022 yılında yayımlanan İmpunité adlı kitabında adalet anlayışını ele alarak, kör gözlü ve terazi taşıyan nazik bir kadın şeklinde özdeşleştirdiğimiz mutlak değeri çözümler. Ancak, gerçek dünyada bu değer, devletin memurları, dedektifleri ve hakimleri gibi bir grup memur şeklinde kendini gösterir. Resmi görevlerini duyarsızlık ve soğukkanlılıkla yerine getirirler, aynı zamanda kişisel inançları ve çıkarları da olan devlet görevlileri her zaman mağdurların safında olmayabilirler. Ancak, ilk soruşturmacıların davada mağdurlarla birlikte hareket ettiği, Epstein'a karşı gerçekleri kanıtlama ve onu sorgulama, hatta gözaltına alma girişimlerinin bir şekilde boşa çıktığı kaydediliyor. Bunun nedeni, o zamanki FBI müdürü gibi adalet sistemindeki önemli isimlerin Epstein'la gizli anlaşmayı tercih etmesi ve ona karşı verilen yasal kararın hafifletilmesi için bir anlaşmaya varılmasıydı. Hatta bu savcı, kızların yaptıklarını tuhaf ve anlaşılmaz bir manipülasyonla kendi rızalarıyla yaptıklarını bile söyledi. Reşit olmayan kişi hukuki kavramı, bu gibi durumlarda reddetme veya rıza gösterme hakkına sahip olmayan kişidir.

Şöhret, nüfuz ve gizem

Dava ile ilgi belgelerde Epstein'ın serbest kalmasını ve böylece daha fazla kurbana yol açabilmesini öngören anlaşmanın ayrıntılarına detaylı bir şekilde yer verilmiş olabilir. Öte yandan Epstein'ın kişiliğine nüfuz edemedi. Bunun nedeni çalışmadaki bir kusur ya da onu yapanların ihmali değil, yalnızca Epstein'ın sessizliği ve gizemidir. Epstein'in sessizliği, kurbanlardan alınan bir çifte intikam gibi görünüyor ve bu nedenle bu mağdurlar, Epstein'in 2019'da hücresinde intihar ettiği haberine sevinmediler, çünkü bu sefer gerçekten mahkûm olmuştu. Bir mağdur şöyle diyor: "Bu davada söylenmesi gereken çok şey olduğunu hissettim ama bunların çoğu her zaman gizli kalacak gibi görünüyor." Bu narsist avcı hakkında bildiğimiz tek şey onun şüpheli servet biriktirme yolları, başlangıçta zengin olmadığı, işverenlerini manipüle ettiği, dolandırıcılığı ve hassas işler bulabilmek için üniversite mezunu olduğunu iddia etmesi ve her seferinde yaptıklarının yanına kalmasıdır.

Little St James adıyla anılan ve insanların Little St Jefes dediği bu korkunç hikâye, Michael Jackson'ın ‘Neverland’ hikayesini hatırlatıyor. 2019'da HBO ağı, önemli bir belgesel olan ‘Leaving Neverland’ı yayınladı. Bu belgesel, dünyanın en ünlü şarkıcısı olmasa da dünyanın en ünlü şarkıcılarından biri olan Michael Jackson tarafından henüz çocukken cinsel istismar ve sömürü mağduru olduğunu iddia edenlerin ifadelerini içeriyor. Birçoğu, henüz yedinci yaşını tamamlamamışken saldırılara maruz kaldıklarını söylüyor.

Mee Too’ hareketinin küresel etkisi, sonunda, politika yapıcılar üzerinde Epstein'a yönelik soruşturmanın yeniden açılması yönünde baskı yapılmasına yol açtı

Her iki durumda da ‘ada’ fikri, adanın sahibinin ünü, gücü ve zenginliğiyle ilişkilidir. Diğer yandan, kurbanların kırılganlığı, korkusu, acizliği ve daha da önemlisi avcının onlara zayıflatma ve kendini koruma amacıyla dayattığı tecrit. Michael Jackson, çarpık aşk anlayışını ve eşsiz şarkıcılığıyla tarihte eşine az rastlanan bir başarıyı, cinsel istismarı örtbas etmek için kullanırken, Epstein saldırgan davranışlarını, kızlara yardım ve maddi destek sağlama amacıyla ailelerinin onları terk ettiği durumlarla karıştırmış gibi görünüyor.

zxscdvr
Jeffrey Epstein'ın kurbanlarından biri Sarah

Michael Jackson'ın kurbanları veya Epstein'ın kurbanlarıyla ilgili olarak, ‘adalet’ kavramı tam anlamıyla gerçekleşmedi. İki adam da gizemli koşullarda öldü. Epstein'ın kardeşi, intiharına şüpheyle yaklaştı ve olayı inceleyen adli tıp uzmanı, intihar olasılığını dışladı. Diğer yandan Jeffrey, ölümünden sadece iki gün önce kurbanlarından intikam almak için tüm servetini kardeşine bağışladı, böylece kurbanlarını ölümünden sonra, iğrenç eylemleri nedeniyle tazminat alma olanağından son kez mahrum bıraktı.

Mee Too ve alternatif adalet

Jeffrey Epstein, intihar etmiş ya da öldürülmüş olsa da (belgesel bize Epstein'ın, yakın arkadaşlarına ve iktidardaki kişilere karşı kanıtları nasıl koruduğunu gösteriyor), biz hapishanesinde acı çeken bir şekilde öldüğünü hayal ediyoruz. Epstein, hesap gününün asla gelmeyeceğini düşünüyordu, hayatta olan kurbanlarına da bunu düşündürtmüştü. Kurbanların trajedisini, saldırının ötesine uzanan bir trajediyi bize yaşatan bu duyarlı belgesel çalışmasını, yönetmeni Lisa Bryant liderliğindeki ekibine borçluyuz. Bir tanesi ağlayarak şöyle diyor: "Jeffrey ile tanışmadan önce bir çiçek gibiydim." Bizim açımızdan bu bir arada yaşama (adalet umudu) fikrinin en önemli kısmı olmasa da önemli bir parçası gibi görünüyor. Çünkü avcılar nüfuzlarını ve paralarını kurbanların hikayelerinin insanların kulağına ulaşmasını engellemek için harcıyor.

2017 yılının Ekim ayında başlayan ‘Me Too’ etiketiyle kadınların taciz ve tecavüz hikayelerini paylaşma hareketi olmasaydı, Jeffrey Epstein'in kıyameti kopmayabilirdi. O tarihe kadar otorite tarafından Epstein ile yapılan anlaşma, onun normal hayatına devam etmesine olanak tanıyordu ve geçerliliğini koruyordu. Ancak, dünya çapında etkisiyle tanınan bu hareket veya bu tür hareketler, sonunda karar vericileri baskı altına alarak Epstein ve işbirlikçisi Ghislaine Maxwell'in soruşturulmasını yeniden gündeme getirdi. Bu kez, bu hareketlere destek veren medyanın etkisiyle, yeni güç merkezlerine eğilim gösteren kamuoyu, soruşturmanın yeniden açılmasını sağladı. ABD Başkanı Trump, eski Federal Soruşturma Bürosu başkanını soruşturmaya yönlendirdi.  Önceki dönemlerde harika bir adam olarak değerlendirdiği Epstein'i reddederek hakkında şunları söyledi: "Jeffrey Epstein ile on beş yıldan fazla bir süredir arkadaş değiliz. Tartıştık ve ilişkimiz sona erdi.”

Bugün, Epstein Adası'nı ziyaret eden ünlülerin yeni sızdırmaları ile davanın yakın bir zamanda sona ermesini beklemiyoruz. Belki de önümüzdeki günlerde maalesef hala korunan başka kötü niyetli kişilerin haberleriyle karşılaşabiliriz.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Ünlü oyuncu, meşhur savaş filminin benzersiz set ortamını anlattı

5 Oscarlı film, IMDb kullanıcılarının oylarına göre belirlenen en iyi filmler listesinin 24. sırasında yer alıyor (Paramount Pictures)
5 Oscarlı film, IMDb kullanıcılarının oylarına göre belirlenen en iyi filmler listesinin 24. sırasında yer alıyor (Paramount Pictures)
TT

Ünlü oyuncu, meşhur savaş filminin benzersiz set ortamını anlattı

5 Oscarlı film, IMDb kullanıcılarının oylarına göre belirlenen en iyi filmler listesinin 24. sırasında yer alıyor (Paramount Pictures)
5 Oscarlı film, IMDb kullanıcılarının oylarına göre belirlenen en iyi filmler listesinin 24. sırasında yer alıyor (Paramount Pictures)

Efsanevi savaş filmi Er Ryan'ı Kurtarmak'ın (Saving Private Ryan) yıldızlarından Paul Giamatti, setteki benzersiz atmosferi anlattı.

1998'de gösterime giren ve bugüne kadar çekilmiş en iyi savaş filmlerinden biri olarak kabul edilen Steven Spielberg imzalı yapım, Tom Hanks'in canlandırdığı Yüzbaşı Miller'ın, Ryan ailesinin hayatta kalan son oğlunu kurtarmak için II. Dünya Savaşı sırasında askerleriyle birlikte Fransa'da yaptığı yolculuğu anlatıyor.

Kontrollü bir kaos

Giamatti, Er Ryan'ı Kurtarmak'ın Neuville sekansı sırasında, Miller ve adamlarıyla karşılaşan Çavuş Hill rolünde yer almıştı.

Oscar için iddialı olduğu konuşulan ve eleştirmenlerin çok beğendiği The Holdovers'la gündemde olan Giamatti, GQ'ya verdiği son röportajda Er Ryan'ı Kurtarmak'ı çekmenin nasıl bir şey olduğundan bahsetti. 

56 yaşındaki aktör, film setinde "kontrollü bir kaos" duygusunun hakim olduğunu anlattı.

Aktör, Spielberg'ün filmin izleyicilerde belgesel benzeri bir his uyandırmasını istediğini söyledi.

Spielberg'ün o filmde yaptığı yenilikti

"Başka savaş filmlerinde de oynadım ama Steven Spielberg'ün o filmde yaptığı yenilikti" diyen oyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

Bir seferde kaç tane Steadicam operatörü çalışıyordu bilmiyorum. Çok da düzenlenmiş bir şey değildi. Bu adamlar neredeyse belgesel çeker gibi yakalayabildikleri her görüntüyü almak için etrafta koşturuyorlardı. Bu yüzden hepsi düşüyor ve birbirlerine çarpıyorlardı.

Yaşayan bir sahneydi

Spielberg'ün çekimlerin koordineli olmasını istemediğini anlatan aktör, sözlerini şöyle sürdürdü:

Yaşayan bir sahneydi. Sürekli kesip durmuyor ve baştan almıyordunuz.

Karakterim yoktu

Çekimler sırasında düştüğünü anlatan aktör, senaryoda yazılı bir karakteri olmadığını da ekledi:

Düştüm çünkü inanılmaz derecede kaygan ve çamurluydu. Herkes sürekli düşüyordu. Sanırım bundan yola çıkarak Spielberg canlandırdığım adamın bacağının durumunun kötü olduğu fikrini geliştirmeye başladı. Gelip bize birkaç replik veriyordu. Gerçekten bir rolüm yoktu. Çok, çok kabataslaktı. Gerçekten bir karakterim yoktu.

Eleştirmenler, savaşın dehşetini Er Ryan'ı Kurtarmak kadar etkili bir şekilde yansıtmayı başaran çok az film olduğu konusunda hemfikir. 

Spielberg'ün başyapıtında kamera neredeyse her zaman hareket halinde, savaştaki karakterleri takip ediyor ve kan, kum ve çamur objektifin üzerine sıçrarken izleyicileri bu deneyime gerçekten dahil ediyor. 

70 milyon bütçeyle çekilen film, dünya çapında 482,3 milyon dolar hasılat yapmayı başarmıştı. 

Independent Türkçe, GQ, ScreenRant


John Wick 4'ün nefes kesen sahnesiyle ilgili "kral" itirafı

Dünya çapında 440 milyon dolar hasılat yapan John Wick 4, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 94 gibi yüksek bir puan almayı başarmıştı (Lionsgate)
Dünya çapında 440 milyon dolar hasılat yapan John Wick 4, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 94 gibi yüksek bir puan almayı başarmıştı (Lionsgate)
TT

John Wick 4'ün nefes kesen sahnesiyle ilgili "kral" itirafı

Dünya çapında 440 milyon dolar hasılat yapan John Wick 4, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 94 gibi yüksek bir puan almayı başarmıştı (Lionsgate)
Dünya çapında 440 milyon dolar hasılat yapan John Wick 4, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da 100 üzerinden 94 gibi yüksek bir puan almayı başarmıştı (Lionsgate)

John Wick serisinin yönetmeni Chad Stahelski, filmin en nefes kesici sahnelerinden birinin hayata geçirilmesinde gerçek bir kralın parmağı olduğunu açıkladı. 

Keanu Reeves'in canlandırdığı meşhur suikastçı, geçen bahar 4. kez geri dönmüş ve şimdiye kadarki en aksiyon dolu bölümde Yüksek Şura'yı devirip özgürlüğünü kazanmak için savaşmıştı. 

John Wick 4'te (John Wick: Chapter 4) beğeni toplayan sadece aksiyon sahneleri değil. Sinematografi ve yerinde çekimler de devam filminin epik sunumuna katkıda bulundu.

Stahelski, Josh Horowitz'in Happy Sad Confused podcast'ine konuk oldu ve John Wick 4'ün çarpıcı sahnelerine değindi.

Yönetmen, bir kraliyet figürünün, prodüksiyonun çölde gün doğumunu yakalamasına yardımcı olduğunu da açıkladı.

Bu, Akabe ve Rum Vadisi'nin dışındaki Ürdün çölünde gerçek bir gün doğumu, yani dijital değil. Bununla gurur duyuyorum. Ürdün Kralı bu gün doğumu çekimini yapabilmemiz ve çölün ortasına gitmemiz için bize ödünç helikopter verdi.

Popüler aksiyon serisinin 2014'te gösterime giren ilk filmi, Hollywood'da pek sık görülmeyen bir aksiyon seviyesi ve tarzına sahip olmasının yanı sıra son derece mütevazı bir bütçeyle çekilmesiyle de sürpriz bir hit olmuştu. 

Ancak Stahelski'nin aksiyonun ötesine geçen hedefleri olduğu daha ilk filmden belliydi. Bu hedefler, her biri bir öncekinden daha görkemli olan John Wick filmlerinde daha da belirgin hale geldi.

John Wick 4 geniş manzaralar, nefes kesici gerçek mekanlar, aksiyon türünde pek de alışık olunmayan sinematografi ve set tasarımıyla fark yarattı.

Filmin açılışındaki çöl sekansı, David Lean imzalı başyapıt Arabistanlı Lawrence'ı (Lawrence of Arabia) anımsatırken, diğer aksiyon sahnelerinde Japonya, Berlin ve Fransa'daki gerçek mekanlar çarpıcı bir şekilde kullanıldı. 

Örneğin filmin finalindeki Sacré Coeur sekansı tamamen 222 basamaklı merdivende şekilleniyordu ve çekimlerin tamamı Paris'te gerçekleşti.

Independent Türkçe, ScreenRant, Happy Sad Confused


John Wick dizisinin fragmanında Mel Gibson'ın ön planda olması tartışma yarattı

John Wick dizisinin fragmanında Mel Gibson'ın ön planda olması tartışma yarattı
TT

John Wick dizisinin fragmanında Mel Gibson'ın ön planda olması tartışma yarattı

John Wick dizisinin fragmanında Mel Gibson'ın ön planda olması tartışma yarattı

Mel Gibson'ın, yeni John Wick dizisinin ilk fragmanında merkezde yer alması tartışmalara yol açtı.

Oyuncu ve yönetmen, başrol oyuncularından biri olduğu Continental: John Wick Dünyasından'la (The Continental: From the World of John Wick) ABD televizyonundaki ilk düzenli rolünü canlandıracak.

Gibson, Keanu Reeves'in başrolünü oynadığı aksiyon serisindeki suikastçı otelinde çalışan Cormac'i canlandıracak. Continental'da, 1970'lerdeki genç Winston Scott'ın gözünden otelin kökeni keşfedilecek. John Wick filmlerinde Winston'ı Ian McShane canlandırıyor.

Üç bölümlük dizide Colin Woodell, Ayomide Adegun ve Mishel Prada da rol alıyor.

Gibson'ın oyuncu kadrosuna alındığı haberinin 2021'de duyurulmasından kısa süre sonra, yıldız hakkındaki pek çok iddia nedeniyle John Wick'in hayranları bunu onaylamadığını paylaşmıştı. 67 yaşındaki oyuncu geçmişte ırkçı, Yahudi düşmanı ve homofobik yorumlar yapmakla suçlanmıştı.

2006'da Malibu'da alkollü araç kullandığı şüphesiyle gözaltına alınan Gibson, bir polis memuruna Yahudi düşmanı sözler sarf etmişti. Oyuncu daha sonra özür dileyerek yorumlarının "bir cinnet anında ağzından kaçtığını" belirtmişti.

Hollywood oyuncuyu bir dönem kara listeye alsa da Gibson 2017'de, başrolünde Andrew Garfield'ın oynadığı Savaş Vadisi'yle (Hacksaw Ridge) En İyi Yönetmen dalında Oscar'a aday gösterilmişti.

Temmuz 2021'de Gibson, bir videoda Donald Trump'ı selamlarken görüldükten sonra da eleştirilere maruz kalmıştı.

Continental: John Wick Dünyasından, 22 Eylül'de Prime Video'da yayımlanacak. Önceki aylarda gösterime giren 4. John Wick filmi büyük beğeni toplamıştı.


Oppenheimer'ın yıldızı, göğüs uçlarını gösteren kıyafetiyle ilgili konuştu

Florence Pugh, 2020'de Küçük Kadınlar'la (Little Women) Oscar'a aday gösterilmişti (AFP)
Florence Pugh, 2020'de Küçük Kadınlar'la (Little Women) Oscar'a aday gösterilmişti (AFP)
TT

Oppenheimer'ın yıldızı, göğüs uçlarını gösteren kıyafetiyle ilgili konuştu

Florence Pugh, 2020'de Küçük Kadınlar'la (Little Women) Oscar'a aday gösterilmişti (AFP)
Florence Pugh, 2020'de Küçük Kadınlar'la (Little Women) Oscar'a aday gösterilmişti (AFP)

Hollywood yıldızı Florence Pugh, geçen yıl giydiği ve göğüs uçlarının gözüktüğü şeffaf elbiseye gelen eleştirilere yanıt verdi.

Elle dergisine konuşan Pugh, insanların özgürlükten korktuğunu savundu.

İtalyan moda şirketi Valentino'nun geçen yıl Roma'da yaptığı etkinlikte giydiği boyundan askılı pembe elbiseyle ilgili konuşan Pugh, "Bacağımdaki selüliti ya da kolumla göğsüm arasındaki halkayı saklamaya çalışmıyorum. Bunun yerine hepsini sergilemeyi tercih ediyorum" diye konuştu.

Elbiseye gelen eleştirilerle ilgili yorum yapan ünlü yıldız, "Benim için en korkutucu şey, insanların kendimi çok fazla gösterdiğim için kızgın olmalarıydı. Göğüs uçlarımın bir kumaş parçasının altından gözükmesi insanları gerçekten kaygılandırdı. Aslında insanların asıl korktuğu şey özgürlük. Gerçek şu ki, ben rahat ve mutluyum" ifadelerini kullandı.

Elle'den "Britanyalı ikon" ödülünü aldıktan sonra dergiye açıklamalarda bulunan Pugh, "Kadınların bedenleri hakkında konuşarak onları aşağıda tutmak uzun zamandır işleyen bir yöntem. Ancak artık bu durumun değiştiği ve birçok kişinin bunu umursamadığı bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu.

Pugh eleştirilerle ilgili, "Memelerden neden korkuyorsunuz?" dedi.

27 yaşındaki Florence Pugh, son olarak Oppenheimer'da rol almıştı.

Independent Türkçe, CNN, InStyle


Netflix'in zirvesindeki filmin yönetmeni, çekimlerdeki en büyük zorluğu anlattı

Eleştirmenler filmden etkilenmedi ve Heart of Stone'u "Görevimiz Tehlike taklidi" diye nitelendirdi (Netflix)
Eleştirmenler filmden etkilenmedi ve Heart of Stone'u "Görevimiz Tehlike taklidi" diye nitelendirdi (Netflix)
TT

Netflix'in zirvesindeki filmin yönetmeni, çekimlerdeki en büyük zorluğu anlattı

Eleştirmenler filmden etkilenmedi ve Heart of Stone'u "Görevimiz Tehlike taklidi" diye nitelendirdi (Netflix)
Eleştirmenler filmden etkilenmedi ve Heart of Stone'u "Görevimiz Tehlike taklidi" diye nitelendirdi (Netflix)

Netflix yapımı casusluk filmi Heart of Stone, Cemiyet olarak bilinen kuruluş için MI6'te gizli görevde çalışan Rachel Stone adlı ajanın hikayesini anlatıyor. Stone, Kupa (The Heart) olarak bilinen güçlü yapay zeka sistemini, onu ele geçirmek isteyenlerden korumaya çalışıyor. 

Rachel Stone rolündeki Gal Gadot, aralarında Jamie Dornan, Alia Bhatt, Matthias Schweighöfer, Sophie Okonedo ve Archie Madekwe'nin de bulunduğu yıldızlarla dolu kadroya liderlik ediyor.

"Teknoloji hiçbir zaman istediğiniz gibi çalışmıyor"

Screen Rant, Netflix'in en çok izlenenler listesinde başı çeken Heart of Stone'un yönetmeniyle birlikte filmi masaya yatırdı.

Matthias Schweighöfer'in bir projeksiyon sistemi aracılığıyla Kupa'yı kullandığı sahnelerin şaşırtıcı derecede zor olduğunu anlatan yönetmen, ekibinin görseli doğru yerleştirmek için sayısız testten geçtiğini ve aktörün de inandırıcı jestler geliştirmek üzere bir hareket koçuyla çalıştığını anlattı.

"Bunun için çok hazırlandık ve bir sürü test yaptık" diyen Britanyalı yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir hareket koçumuz vardı ve Kupa'nın arayüzüyle nasıl etkileşime girebileceğinize dair bir dil ya da jest geliştirdiler. Bu dili oluşturdular ve sonra Matthias'la bazı testler yaptık, sonra bunu görsel efekt bölümüne götürdük. Böylece aslında sete geldiğimizde neye benzeyeceğine dair iyi bir fikrimiz vardı.

43 yaşındaki yönetmen, ekipçe üzerinde en çok çalıştıkları şeyin görsel efektler olduğunu anlattı. "Bazı yerlerde aksaklıklar oluyor ve hepimizin bildiği gibi teknoloji hiçbir zaman istediğiniz gibi çalışmıyor" diyen yönetmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

Evde bir projektörümüz var, eşim doğru görüntü ve sesi elde etmek için televizyonla oynadığım için bana sürekli kızıyor. Bunu Kupa arayüzünün yaratımına da yansıtmaya çalıştık çünkü bir şeye ne kadar emek harcanırsa harcansın, eğer yeni ve son teknolojiyse her zaman işler biraz yanlış gidecektir.

Yönetmen, filmdeki yapay zeka teknolojisiyle ilgili de konuştu:

Bildiğiniz gibi teknoloji çok hızlı bir şekilde gelişiyor ve inanılmaz fırsatlar sunuyor. Aynı zamanda gerçek tehlikeler de söz konusu. Bu film teknolojiyi nasıl kullanabileceğimizi ve aynı zamanda insanlığımızı ve bunun etik boyutunu gözden kaçırmamanın ne kadar önemli olduğunu irdeliyor.

150 milyon doları aşan bütçesiyle Heart of Stone, Michael Bay'in yönettiği 6 Underground ve Gadot'un başrolde olduğu Kırmızı Bülten'in (Red Notice) ardından Netflix'in iddialı aksiyon filmlerinden biri. 

Eleştirmenlerin kötü yorumlarına rağmen zirvede

Netflix, bu filmin yeni bir seriyi başlatmasını hedeflerken filmin yaratıcıları Tom Cruise'un giderek daha başarılı olan Görevimiz Tehlike (Mission: Impossible) serisinden esinlenerek bir dünya inşa etmeye çalışıyor. 

Eleştirmenlerden olumsuz yorumlar almasına rağmen Heart of Stone, izleyiciler tarafından beğenildi ve yayımlanmasının ilk iki gününde 33,1 milyondan fazla izlenerek Netflix'in en çok izlenenler listesinde bir numaraya yerleşti.

Independent Türkçe, ScreenRant, MovieWeb


Barbie'nin rekoru, 15 yıl sonra Kara Şövalye'nin başarısının altını çizdi

Heath Ledger, Joker rolündeki etkileyici performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar kazanmıştı (Warner Bros)
Heath Ledger, Joker rolündeki etkileyici performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar kazanmıştı (Warner Bros)
TT

Barbie'nin rekoru, 15 yıl sonra Kara Şövalye'nin başarısının altını çizdi

Heath Ledger, Joker rolündeki etkileyici performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar kazanmıştı (Warner Bros)
Heath Ledger, Joker rolündeki etkileyici performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar kazanmıştı (Warner Bros)

Barbie, dünya çapında 1,2 milyar dolar hasılat elde ederek gişede bir fenomen haline geldi. Filmin ABD'deki 541 milyon dolarlık kazancı, onu Warner Bros'un yurtiçindeki en başarılı filmi haline getirdi. 

Barbie, bu unvanı Kara Şövalye'nin (The Dark Knight) 536 milyon dolarlık rekorunu geride bırakarak ele geçirdi.

Açılış hafta sonunda rekor kırdı

Barbie'nin inkar edilemez başarısı, Christopher Nolan imzalı Kara Şövalye'nin önceki rekorunu aslında daha da etkileyici hale getirdi.

Hâlâ tüm zamanların en iyi süper kahraman filmlerinden biri olarak gösterilen Kara Şövalye, Batman Başlıyor'dan esintiler taşıyan öyküsü, Nolan'ın kahramanını ayakları yere basan bir şekilde ele alması ve Heath Ledger'ın Joker performansıyla evrensel bir beğeni dalgası yaratmıştı. 

Kara Şövalye, 18 Temmuz 2008'de vizyona girdiğinde hafta sonu açılış rekoru olan 158,4 milyon dolara ulaşmış ve bu da muazzam ticari başarısının başlangıcı olmuştu.

Kara Şövalye'nin ABD'de elde ettiği 536 milyon dolarlık hasılat, gişedeki başarısının sadece yarısıydı. Film, dünya çapında 1 milyar doların üzerinde hasılat elde etmeyi başarmıştı. 

Barbenheimer çılgınlığının etkisi

Barbie ve Nolan'ın Oppenheimer'ının aynı gün gösterime girmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve gişeleri altüst eden Barbenheimer çılgınlığı, Barbie'nin popülerleşmesine hizmet etti. Gerwig'in hit filmi, sosyal medyanın farklı kanallarından da yararlandı. 

Pazarlama kampanyası bütçesini aştı

Variety'nin haberine göre Warner Bros, Barbie'nin pazarlaması için 150 milyon dolar harcadı. Bu rakam, filmin yapımında kullanılan 145 milyon dolarlık bütçeden daha fazla.

Pazarlama kampanyası, hayranların özel Barbie posterleri yapmalarına olanak tanıyan bir web sitesinden, film setinde çekilen bir reklam filmi için sigorta şirketi Progressive'le ortaklığa, Barbie'nin rüya evinin Malibu'da gerçek boyutlu bir kopyasını oluşturmak için Airbnb işbirliğine ve hatta Brezilya'daki Burger King'le pembe bir burger için yapılan çalışmaya kadar uzanıyordu.

Yaşlanmayan miras

Barbie güçlü pazarlama, övgü dolu eleştiriler ve diğer faktörler sayesinde Kara Şövalye'nin tacını alsa da bu Batman üçlemesinin başarısını da vurgulamış oldu.

Barbie'nin başarısı olmasaydı Kara Şövalye, Warner Bros'un yıllarca en büyük hiti olmaya devam edebilirdi. 

O zamana kadar yapılmış en büyük süper kahraman filmi olan Kara Şövalye'nin mirası, gösterime girmesinden bu yana geçen 15 yılda bir gün bile yaşlanmadı. 

Independent Türkçe, Variety, ScreenRant


Stephen King'in meşhur fantastik romanı 20 yıldır ekrana uyarlanmayı bekliyor

King'in beyazperdeye uyarlanan ünlü kitapları arasında Carrie, Cinnet (The Shining), Kujo (Cujo) ve Sadist (Misery) yer alıyor (ScreenRant)
King'in beyazperdeye uyarlanan ünlü kitapları arasında Carrie, Cinnet (The Shining), Kujo (Cujo) ve Sadist (Misery) yer alıyor (ScreenRant)
TT

Stephen King'in meşhur fantastik romanı 20 yıldır ekrana uyarlanmayı bekliyor

King'in beyazperdeye uyarlanan ünlü kitapları arasında Carrie, Cinnet (The Shining), Kujo (Cujo) ve Sadist (Misery) yer alıyor (ScreenRant)
King'in beyazperdeye uyarlanan ünlü kitapları arasında Carrie, Cinnet (The Shining), Kujo (Cujo) ve Sadist (Misery) yer alıyor (ScreenRant)

Stephen King'in çeşitli romanları, bazen birden fazla kez olmak üzere beyazperdeye uyarlandı. Ancak King'in onlarca yıldır geliştirme cehenneminde sıkışıp kalmış, uyarlanmayı bekleyen fantastik bir romanı var. 

1974'te ilk romanı Carrie'nin yayımlanmasından bu yana King, hepsi doğaüstü olmasa da farklı karakter ve canavarlar sayesinde okuyucularının çeşitli korkuları keşfetmesini sağladı.

Korku kralı farklı türlere de el atmıştı

Ürkütücü roman ve öyküleriyle King, "korku kralı" unvanını haklı olarak kazansa da eserleri bu türle sınırlı değil.

Amerikalı yazarın korku hikayeleri o kadar başarılı oldu ki birçoğu televizyon ve sinemaya uyarlandı. Üstelik King'in Jack Torrance ve Annie Wilkes gibi kötü karakterleri de popüler kültürün bir parçası haline geldi. 

75 yaşındaki yazarın eserleri defalarca farklı mecralarda yorumlansa da halen uyarlanmayı bekleyen kitapları da var. Bunlardan biri de yıllardır geliştirme aşamasındaki fantastik roman Ejderhanın Gözleri (The Eyes of the Dragon).

Hakları iki kez satın alındı

Ejderhanın Gözleri 1984'te yayımlandı ve King, önceki eserlerinin çoğunluğundan ayrılarak korkuyu bir kenara bıraktı.

King'in destansı ögeler içeren romanı, Prens Peter'ın babası Kral Roland'ın halefi olacağı Delain Krallığı'nın hikâyesini anlatıyor.

Ejderhanın Gözleri'nin hakları şimdiye kadar iki kez satın alındı ancak her ikisi de geliştirme aşamasından öteye gidemedi.

Ejderhanın Gözleri'nin ilk olarak 2001 sonu ya da 2002 başında vizyona girmesi öngörülen ve Fransız WAMC Entertainment şirketinin yapımcılığını üstlendiği bir animasyon filmi olması bekleniyordu. Proje hiçbir zaman yapım aşamasına geçemedi.

Farklı bir kitleye ulaşabilir

Yıllar sonra, 2012'de Syfy, Ejderhanın Gözleri'nin bir televizyon filmi ya da mini dizi olarak geliştirilmekte olduğunu duyurdu. 2019'daysa Hulu, kitabın dizi uyarlamasının yolda olduğunu duyurdu. Ancak eylül 2020'de yapımcı Seth Grahame-Smith, Hulu'nun bütçe endişeleri ve yönetici ekibindeki değişiklikler nedeniyle projeyi iptal ettiğini söyledi.

Eleştirmenler, Stephen King'in hayal gücünden çıkan bir ortaçağ dünyasının film veya dizi uyarlamasının kesinlikle keşfedilmeye değer olduğunu söylüyor.

Ejderhanın Gözleri aynı zamanda daha ailelere uygun ve korku içermeyen bir hikaye olduğu için yazarın diğer eserlerinin erişemediği bir kitleye ulaşabilir. 

Yine de King'in kitabının yakın zamanda beyazperdeye ya da ekranlara uyarlanması beklenmiyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, ScreenDaily


Rick'i öldür, Shane'i kurtar: Yeni oyunla The Walking Dead yeniden yazılıyor

The Walking Dead'de Shane'i Jon Bernthal, Rick'iyse Andrew Lincoln canlandırmıştı (AMC)
The Walking Dead'de Shane'i Jon Bernthal, Rick'iyse Andrew Lincoln canlandırmıştı (AMC)
TT

Rick'i öldür, Shane'i kurtar: Yeni oyunla The Walking Dead yeniden yazılıyor

The Walking Dead'de Shane'i Jon Bernthal, Rick'iyse Andrew Lincoln canlandırmıştı (AMC)
The Walking Dead'de Shane'i Jon Bernthal, Rick'iyse Andrew Lincoln canlandırmıştı (AMC)

The Walking Dead: Destinies, dizinin yeni spinoff'larından biri gibi görünse de aslında tamamen farklı bir şey: Dizideki olayları değiştirebildiğiniz bir video oyunu.

GameMill Entertainment ve AMC, The Walking Dead: Destinies adlı yeni oyunu duyurdu. Video oyunu sayesinde, artık The Walking Dead evreninde yaşanmamış olayların gerçekleştiğini görmek de mümkün olacak. 

Oyun, dizinin ilk 4 sezonundaki hikayeleri kapsıyor ve oyuncunun yıllar önce hem televizyon hem de çizgi romanda gördüğü olayların yönünü değiştiren seçimler yapmasına olanak tanıyor. 

The Walking Dead: Destinies, "Ya Shane Rick'i öldürseydi de tersi olmasaydı" sorusunun cevaplarını sunuyor. Oyun sadece Rick ve Shane'in değil dizinin Michonne, Carol ve Daryl gibi önemli karakterlerinin hayatlarının gidişatının da değiştirilmesine izin veriyor.

Oyunun tam olarak nasıl işleyeceği, farklı hikayeleri keşfetmek için geri dönmenin mümkün olup olmadığına dair detaylar henüz açıklanmadı. 

Oyun, dizide de olduğu gibi Rick Grimes'ın Atlanta'daki terk edilmiş bir hastanede uyanmasıyla başlayacak. Çiftlik, hapishane ve Woodbury gibi tanıdık yerlerin hepsi oyunda da bulunuyor. 

Aksiyon tabanlı hikaye oyununun ne zaman piyasaya çıkacağına dair henüz bir tarih duyurulmadı. GameMill Entertainment ve AMC'nin ortak açıklamasına göre The Walking Dead: Destinies, PC, PlayStation, Xbox ve Nintendo Switch için geliştiriliyor.

GameMill Entertainment, sadece lisanslı oyunların yapımcısı olan küçük bir stüdyo. Stüdyonun 6 Nickelodeon, bir Frozen, bir Cobra Kai ve son olarak Zombieland: Double Tap - Road Trip oyunu bulunuyor. 

Independent Türkçe, Forbes, Gizmodo