Yapay zeka ateşkesi: Ciddi endişeler mi, ticari rekabet mi?

Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
TT

Yapay zeka ateşkesi: Ciddi endişeler mi, ticari rekabet mi?

Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)

Dün ChatGPT 3.5’in sunduğu yetenekleri henüz kavramaya başlamışken, OpenAl bu ayın ortalarında daha gelişmiş bir sürüm olan GPT-4’ü sunarak takipçilerini şaşırttı. Bu gelişme bu sefer teknoloji uzmanlarını endişelendirdi. Böylece uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin gelişimine altı ay süreyle ara verileceği bir yaz ateşkesi çağrısında bulundukları bir mektup yayınladı.
İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde bilişsel robotik profesörü Tony Prescott (Sheffield Üniversitesi)
Mektuba imza atan taraflar, ‘yapay zekanın insanlığın yararına olacak şekilde doğru yönde kullanılmasın garanti eden kurallar üzerinde istikrar tesis edilene kadar beklenmesi’ çağrısında bulundu. Mektup, bin 377 önde gelen bilgisayar bilimcisi ve teknoloji üreticileri tarafından imzalandı. İmzalayanlar arasında şirketi Neuralink’in insan beynine çip yerleştirmeyi hedeflediği, aynı zamanda Tesla otomotiv şirketinin sahibi Elon Musk ve Apple Computer’ın kurucularından Steve Wozniak da var.
Kar amacı gütmeyen Future of Life kuruluşu tarafından imzalanan mektupta, insan zekası ile rekabet yeteneğine sahip yapay zeka sistemlerinin toplum, insanlık ve gelecek için büyük riskler oluşturabileceği, interneti doğru olmayan bilgiler ile doldurabileceği uyarısı yer alıyor.
Mektupta, “Yapay zeka laboratuvarları; yaratıcıları dahil olmak üzere hiç kimsenin anlayamayacağı, tahmin edemeyeceği veya güvenilir bir şekilde kontrol edemeyeceği daha güçlü dijital zihinler geliştirme ve dağıtma yönünde kontrolden çıkmış bir yarışa kilitlendi. Tüm yapay zeka laboratuvarlarını GPT-4'ten daha güçlü yapay zeka sistemleri eğitimine en az altı ay ara vermeye çağırıyoruz. Bu duraklama halka açık ve doğrulanabilir olmalı, tüm kilit aktörleri içermelidir. Böyle bir duraklama hızlı bir şekilde yasalaştırılmadığı taktirde hükümetler devreye girmeli ve bir moratoryum başlatmalıdır” ifadelerine başvuruldu.
Şarku’l Avsat, aralarında bildiriye imza atan dört kişinin bulunduğu, yapay zeka alanında uzman beş bilim insanı ile temasa geçerek bu endişelerin ciddiyeti, ticari rekabetle ilgili olup olmadığına ilişkin nedenler ve tahminleri ele aldı.

Yapay zeka histerisi
Söz konusu mektup, bu açıklamaları mantıksal endişelerin ifadesi olarak görenler ile ‘histeri’ düzeyinde abartılı korkular olarak görenler arasında ciddi bir muhalefete neden oldu. New York Üniversitesi'nde fahri profesör Gary Marcus, Çarşamba günü yaptığı ve ABD'de Ulusal Halk Radyosu (NPR) web sitesinde yayınlanan açıklamalarında bu ifadeyi kullandı. Aynı zamanda şu ifadelere başvurdu:
“Mektup, halihazırda var olandan daha akıllı seviyedeki yapay zeka hayaletinden duyulan korkuyu ifade ediyor. Ancak korkuları ateşleyen GPT-4 aracı süper zeka değildir. Ne kadar etkileyici olursa olsun, yalnızca talebe hangi kelimeler ile cevap verileceğine dair tahminler yapan bir tekst oluşturucudur. Kapsamlı yazı çalışmalarının özümsenmesi yoluyla öğretilenlere dayalıdır. Akıllı mekanizmaların kısa vadede getireceği olasılıklar, insanların kontrolü dışında kendi kendine gelişebileceği hususunda endişe duyanlara katılmıyorum. Beni endişelendiren, sıradan yapay zekanın suçlular veya teröristler tarafından insanları aldatmak veya tehlikeli dezenformasyon yaymak için kullanılması olacaktır.”
Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul, Marcus'un yapay zekaya yönelik endişelerin abartı olduğu konusundaki düşüncelerine katıldığını söylüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Zalul, “Nükleer bomba dahil olmak üzere insanlığa yönelik tüm tehlike kapılarını kapatmışken şimdi ise yapay zekanın insanlara yönelik tehdidini mi gündeme getiriyoruz?” ifadelerini kullandı.
Kendisinin teknolojik varlıklar arasındaki rekabetten kaynaklanan ekonomik çıkarlardan endişe duyduğunu dile getiren Zalul, söz konusu mektubun imzalanması ardında da bu tür çıkarların bulunabileceğine değindi. Aynı zamanda, “Ancak imza atarken daha asil amaçları olan başkaları olduğuna şüphe yok. Nitekim yapay zekanın istihdam üzerindeki etkilerinden de korkuluyor. Yapay zeka hayatımızı kolaylaştıracak ve görevlerimizi yerine getirmemize yardımcı olacak. Altı ay süreyle gelişimi durdurmamalı, daha fazla gelişme için çaba göstermeliyiz. Endişeli olanlara tavsiyem ChatGPT'ye çaresini sormaları, ben her sorumda böyle yapıyorum” ifadelerini kullandı.

Dijital yönetim
Mektuba imza atanlardan biri olan İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia, Zalul’un bu tavsiyesinin yapay zeka kullanımının kabul edilir şekli olduğunu söylüyor. İnsanların yapay zekanın kötüye kullanımından endişe duyduklarını, bunun makul olduğunu ifade eden Talia, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadelere başvuruyor:
“Sağlık, finans ve bilimsel keşif gibi birçok alanda ve toplumsal sektörde yapay zekadan faydalanabiliyoruz. Ancak şeffaf olmayan, iyi belgelenmemiş sistemler oldukları için kullanımları riskli olabilir, ayrıca bazı durumlarda kullanıcılar için sorun yaratabilecek yanlış cevaplar verebilirler. Talep edilen duraklama süresi, yapay zeka teknolojilerinin yaygın hale getirilmesine yönelik yeni politikaların ve vatandaşları yanlış kullanımlardan koruyan yasa ve yönetmeliklerinin tartışılması açısından faydalı olabilir.”
İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde bilişsel robotik profesörü Tony Prescott ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şöyle söylüyor:
“Başlıca kaygılarım, yapay zekanın insan işlevleri üzerindeki etkileri ve yanlış bilgilendirmedeki artış potansiyeli ile ilgili. Güçlü yeni nesil yapay zeka teknolojilerinin hem iyi hem de kötü yönde büyük toplumsal etkileri olabilecek ticari kuruluşlar tarafından geliştiriliyor olması daha kapsamlı bir mesele. Bu, pek az ulusal veya uluslararası yönetim ve gözetim ile gerçekleşiyor. İhtiyacımız olan, yapay zeka şirketlerinin geliştirdikleri teknolojiler ve hedefleri konusunda daha şeffaf olmalarını sağlayacak dijital yönetim. Yönetmelik ile şuan ilaç geliştirmede yaptığımıza benzer bir şekilde faydalar artırılıp zararlar azaltılabilir. Önerilen süre, yapay zekanın insanların geçim kaynakları üzerindeki etkilerini, yanlış bilgilerin yayılmasını ve koruma şekillerini belirlemek için kullanılabilir. Bu koruma, bu teknolojilerin kullanımının belirli alanlarla sınırlandırılmasını içerebilir.”

Uluslararası bir anlaşma
Söz konusu mektuba imza atanlardan Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio, Prescott’un önerilen sürenin fırsat bilinmesi hakkındaki ifadelerine katıldığını söylüyor. 2018 Turing Ödülü’nü alan Bengio,
bu süre zarfında yapay zekanın ürettiği içeriğin insan yapımı olmadığını kolayca anlayacak şekilde işaretlenmesini sağlayacak mekanizmaların devreye sokulabileceğinden bahsediyor. Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte aynı zamanda şöyle ekliyor:
“Bu süreden yapay zekanın insanları etkilemek için siyasi reklamlarda veya hedefli reklamlarda kullanılmasını yasaklayan kurallar geliştirerek yararlanabiliriz. Gelecekte çok daha güçlü bir düzenleme gerekecek. Avrupa Birliği'nde bu yönde bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Yakında Kanada'da onaylanacak. Nükleer riskler, insan klonlama gibi hususlarda yaptığımıza benzer uluslararası anlaşmalara ihtiyacımız var. Toplumun yapay zekanın sağladığı güce nasıl uyum sağlayabileceğini düşünmek ve gezegenimizin siyasi ve ekonomik örgütlenme biçimini kökten değiştirmeye hazırlanmak için sosyal bilimler ve beşeri bilimler alanlarındaki araştırmalara da yatırım yapmalıyız.”
Berkeley’deki California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell de mektuba imza atanlardan biri. Şarku’l Avsat’a konuşan Russell, “İnsan yetenekleriyle eşleşen veya bunları aşan yapay zeka sistemleri, insanlık için sınırsız riskler oluşturacaktır. Teknoloji şirketlerinden elde edilen veriler, riskler ne olursa olsun bu hedef doğrultusunda yarıştan vazgeçilmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle, düzenleme için bir duraklama süresi gerekli. Bu duraklama, yapay zeka sistemleri için geçerli bir analiz ve test metodolojisi geliştirmek için kullanılabilir. Güvenli olmalarını ve insanlar için tehdit oluşturmamalarını sağlayabilir, dezenformasyon gibi kaçınılmaz olarak meydana gelebilecek kötüye kullanım için çözümler geliştirebiliriz” ifadelerine başvurdu.



ABD Adalet Bakanı'na çak yapan Trump'ın eli kanamış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

ABD Adalet Bakanı'na çak yapan Trump'ın eli kanamış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın yaşlılık nedeniyle cildinin epey hassaslaştığı, Adalet Bakanı Pam Bondi'ye beşlik çakınca elinin kanadığı bildirildi.

The Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği röportajda başkan, Milwaukee'de düzenlenen 2024 Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nde Bondi'nin, yüzüğüyle kazara elini çizdiğini itiraf etti.

"Yüzük elimin arkasına çarptı ve evet, küçük bir kesik oluştu" diyen Trump, ellerine "birisi tekrar vurunca" morlukları gizlemek için makyaj kullandığını ekledi.

ABD Başkanı "Bilirsiniz, kolayca uygulanan, yaklaşık 10 saniye süren bir makyajım var" dedi.

İçeriden kaynaklar WSJ'ye yaptıkları açıklamada olayın bazı tanıkları endişelendirdiğini ve son yıllarda Trump'ın elinin yaralandığı birkaç vakadan sadece biri olduğunu söyledi.

Bu itiraf, 79 yaşındaki abur cubur meraklısı Trump'ın sağlığı hakkında geniş kapsamlı bir haberde yer aldı. Sağlığıyla ilgili endişeleri reddeden Trump, "mükemmel" durumda olduğunu ısrarla vurguladı.

cdvfgh
Beyaz Saray, Trump'ın el rahatsızlığının aspirin kullanımı ve sık sık el sıkışmasından kaynaklandığını söylüyor (Saul Loeb/AFP)

Haberde Trump'ın bazen bacak şişkinliğini gidermek için varis çorabı giydiği, doktorlarının tavsiye ettiğinden daha fazla aspirin aldığı ve çalışanlarından toplantı programını hafifletmelerini istediği de ortaya çıktı.

Ancak başkan, ona yakın kişilerin aksini savunan ifadelerine rağmen işitme problemi olduğunu ve Beyaz Saray'daki kamuya açık etkinlikler sırasında uyukladığını inkar etti.

Trump "Sadece [gözlerimi] kapatıyorum. Bu beni çok rahatlatıyor" dedi. 

Bazen göz kırptığım anın fotoğrafını çekiyorlar ve beni gözüm kapalı yakalıyorlar.

Trump'ın morarmış elleri ve bunları kapatmak için kullanılan ağır makyaj, fotoğraf ve videolarda sıklıkla görüldüğü için geçen yıl boyunca kamuoyunda sürekli tartışılan bir konu oldu.

Beyaz Saray Kongre Balosu'nda aralık ayında yaptığı konuşma sırasında elindeki makyaj izleri açıkça görülüyordu ve bir kabine toplantısında sağ elinin arkasında iki büyük yara bandı vardı.

Trump röportajında ​​bunun, aldığı yüksek miktarda aspirinden kaynaklandığını ve bu nedenle cildinin morarmaya yatkın hale geldiğini ısrarla belirtti.

Bu, Beyaz Saray'ın sorunu "sık sık el sıkışma ve aspirin kullanımından kaynaklanan hafif yumuşak doku tahrişi"ne bağlayan geçen temmuzdaki açıklamasıyla örtüşüyor.

Yetkililer, Trump'a kronik venöz yetmezlik teşhisi konduğunu söylüyor. Yaygın görülen ve hayati tehlike arz etmeyen bu hastalıkta, bacaklardan yukarı doğru kan pompalayan kapakçıkların işlevini kaybetmeye başlamasıyla kanın bir kısmı geri akarak alt bacaklarda birikiyor. 

Independent Türkçe


Maduro, Trump’a karşı koz peşinde: ABD’liler yakalanıyor

Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
TT

Maduro, Trump’a karşı koz peşinde: ABD’liler yakalanıyor

Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)

Karayipler'de gerginlik tırmanırken Venezuela güvenlik güçleri, son aylarda en az 5 ABD'liyi yakaladı.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan ABD'li bir yetkili, Washington'un Karayipler'deki askeri yığınağını artırmasının ardından Venezuela güvenlik güçlerinin gizli operasyonlar düzenleyerek 5 Amerikan vatandaşını yakaladığını belirtiyor.

Yetkili, yakalanan kişilerle ilgili hâlâ bilgi toplandığını, bunlardan bazılarının uyuşturucu kaçakçılığına karışmış olabileceğini söylüyor.  

Donald Trump yönetimi, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD'ye karşı koz olarak kullanmak için Amerikalıları gözaltına aldığını düşünüyor.

New York Times'ın haberinde de Trump'ın eylülde Karayipler'e askeri yığınağı başlatmasıyla Venezuela yönetiminin ABD'lileri hedef aldığı yazılıyor.

Adlarının gizli tutulmasını isteyen yetkililer, yakalanan bazı kişilerin cezai işlemle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.

Yakalananlar arasında üç kişi Venezuela ve ABD pasaportuna sahip, diğer iki kişiyse Venezuela'yla herhangi bir bağı bulunmayan ABD yurttaşları.

Trump, iki başkanlık döneminde de yurtdışında yakalanan Amerikalıların serbest bırakılmasını öncelik haline getirdi.

Cumhuriyetçi lider, ikinci döneminin başlamasından birkaç gün sonra rehine takası anlaşması için özel temsilcisi Richard Grenell'i Venezuela'ya göndermişti.

Grenell ve Maduro arasında şubatta yapılan görüşmenin ardından, Venezuela'da “terörist eylemler gerçekleştirmeyi planladıkları” gerekçesiyle yakalanan 6 ABD vatandaşı serbest bırakılmıştı.

Venezuela'da gözaltına alınan 10 Amerikan vatandaşı da, Trump yönetiminin El Salvador'daki hapishaneye gönderdiği 250'den fazla Venezuelalı göçmenin serbest bırakılması karşılığında temmuzda ABD'ye gönderilmişti.

Analizde, Venezuela'da Amerikalıların gözaltına alınmasının Washington'ın Latin Amerika ülkesindeki askeri operasyonlarını zorlaştırabileceğine dikkat çekiliyor.

ABD Güney Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) eski direktörü James Stavridis şu yorumları paylaşıyor:

Maduro, Trump yönetimine karşı bu yaklaşımı benimseyerek ateşle oynuyor. Bu, Trump'ın geri adım atmasını sağlamayacağı gibi, onu gerginliği daha da tırmandırmaya teşvik edecektir.

"Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele" gerekçesiyle Güney Mızrağı Operasyonu'nu geçen ay başlattığını duyuran ABD'nin Venezuela'ya askeri hareket düzenlemesi ihtimali haftalardır dünya gündeminde.

Amerikan ordusu, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford'un da aralarında bulunduğu çok sayıda savaş gemisiyle birlikte 15 bin askerini bölgeye sevk etmişti.

Uyuşturucu taşıdığı iddia edilen gemilere Amerikan ordusu tarafından şimdiye dek 30 saldırı düzenlendi; en az 107 kişi öldürüldü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times


İsviçre’deki yılbaşı faciası: Herkes çığlık atıyordu, korku filmi gibiydi

İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
TT

İsviçre’deki yılbaşı faciası: Herkes çığlık atıyordu, korku filmi gibiydi

İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)

İsviçre'deki Crans-Montana kayak merkezinde yaşanan facia dünya gündeminden düşmüyor.

Kayak merkezindeki Le Constellation adlı barda yılbaşı kutlamalarının yapıldığı sırada çıkan yangın sonucu en az 47 kişi yaşamını yitirdi.

Valais Kantonu Emniyet Müdürü Frédéric Gisler'in açıklamasında göre gece yarısından sonra bardan duman çıktığı fark edildi. Birkaç dakika sonra da acil çağrı merkezine yangın ihbarı geldi.

Gisler, acilen bölgeye 10 helikopter ve 40 ambulans gönderildiğini bildirdi. 150 tıbbi personel de ilk müdahale için olay yerine sevk edildi.

İlk incelemelere göre 40 kişi yaşamını kaybetti, 115 kişi de yaralandı.  

Ancak İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, bugünkü açıklamasında yangında ölenlerin sayısını 47 olarak paylaştı. İtalya sınırına yakın bölgedeki kayak merkezinde 30 İtalyan vatandaşı olduğunu belirtti.

Bunlardan 15'inin hastanede tedavi gördüğünü, diğer 15'inden ise henüz haber alınamadığını aktardı.

Yangının neden çıktığı henüz belirlenemedi. Valais Başsavcısı Beatrice Pilloud, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve tüm ihtimallerin gözden geçirildiğini bildirdi.

Buna ek olarak olayda kaybolan 16 yaşındaki Arthur Brodard'ın ebeveynleri Christophe ve Laetitia Brodard, oğullarından henüz haber alamadıklarını söyledi.

Arthur ve arkadaşlarının "maytaplı şampanya" sipariş ettiğini anlatan ebeveynler, bundan birkaç dakika sonra patlama yaşandığını söylüyor. Kendileri o sırada barda olmayan Christophe ve Laetitia, bu bilgileri görgü tanıklarından edinmiş.

AFP'nin irtibata geçtiği görgü tanıkları da benzer bir durumdan söz etti. Axel Clavier, patlamanın ardından binada mahsur kaldıklarını ve bir camı kırarak dışarı çıktıklarını söylüyor.

Görgü tanığı, garsonların ellerindeki maytaplı şampanya şişelerini tavana çok yaklaştırması sonucu tavandaki malzeme alev aldığını belirtiyor.

CNN'in görüştüğü başka bir görgü tanığı da "Tavan alev aldıktan sonra, yaklaşık 10 saniye içinde tüm gece kulübünde yangın başladı. Hepimiz çığlık atarak dışarı koştuk" dedi.

Bara yakın bir restoranda çalışan ve yangını görür görmez olay yerine giden 26 yaşındaki Ilan Achour da Reuters'a şunları söyledi:

Herkes yanmıştı, herkes çığlık atıyordu, herkes bağırıyordu. Korku filmi gibiydi. Hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim. En iyi arkadaşımı kollarımda kaybettim.

Öte yandan Cenevre Üniversitesi Hastanesi'nin acil servis direktörü Dr. Robert Larribau, Zürih ve Lozan'daki yanık tedavi ünitelerinin kapasitesinin dolduğunu belirtiyor.

Yaklaşık 50 kişinin ağır yanık geçirdiğini, dün itibarıyla birçok hastanın Almanya, Fransa ve İtalya'ya nakledildiğini söylüyor.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Guardian, CNN