Yapay zeka ateşkesi: Ciddi endişeler mi, ticari rekabet mi?

Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
TT

Yapay zeka ateşkesi: Ciddi endişeler mi, ticari rekabet mi?

Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)
Sol baştan Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul (Şarku’l Avsat), İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia (Calabria Üniversitesi), Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio (Facebook) ve California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell (California Üniversitesi)

Dün ChatGPT 3.5’in sunduğu yetenekleri henüz kavramaya başlamışken, OpenAl bu ayın ortalarında daha gelişmiş bir sürüm olan GPT-4’ü sunarak takipçilerini şaşırttı. Bu gelişme bu sefer teknoloji uzmanlarını endişelendirdi. Böylece uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin gelişimine altı ay süreyle ara verileceği bir yaz ateşkesi çağrısında bulundukları bir mektup yayınladı.
İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde bilişsel robotik profesörü Tony Prescott (Sheffield Üniversitesi)
Mektuba imza atan taraflar, ‘yapay zekanın insanlığın yararına olacak şekilde doğru yönde kullanılmasın garanti eden kurallar üzerinde istikrar tesis edilene kadar beklenmesi’ çağrısında bulundu. Mektup, bin 377 önde gelen bilgisayar bilimcisi ve teknoloji üreticileri tarafından imzalandı. İmzalayanlar arasında şirketi Neuralink’in insan beynine çip yerleştirmeyi hedeflediği, aynı zamanda Tesla otomotiv şirketinin sahibi Elon Musk ve Apple Computer’ın kurucularından Steve Wozniak da var.
Kar amacı gütmeyen Future of Life kuruluşu tarafından imzalanan mektupta, insan zekası ile rekabet yeteneğine sahip yapay zeka sistemlerinin toplum, insanlık ve gelecek için büyük riskler oluşturabileceği, interneti doğru olmayan bilgiler ile doldurabileceği uyarısı yer alıyor.
Mektupta, “Yapay zeka laboratuvarları; yaratıcıları dahil olmak üzere hiç kimsenin anlayamayacağı, tahmin edemeyeceği veya güvenilir bir şekilde kontrol edemeyeceği daha güçlü dijital zihinler geliştirme ve dağıtma yönünde kontrolden çıkmış bir yarışa kilitlendi. Tüm yapay zeka laboratuvarlarını GPT-4'ten daha güçlü yapay zeka sistemleri eğitimine en az altı ay ara vermeye çağırıyoruz. Bu duraklama halka açık ve doğrulanabilir olmalı, tüm kilit aktörleri içermelidir. Böyle bir duraklama hızlı bir şekilde yasalaştırılmadığı taktirde hükümetler devreye girmeli ve bir moratoryum başlatmalıdır” ifadelerine başvuruldu.
Şarku’l Avsat, aralarında bildiriye imza atan dört kişinin bulunduğu, yapay zeka alanında uzman beş bilim insanı ile temasa geçerek bu endişelerin ciddiyeti, ticari rekabetle ilgili olup olmadığına ilişkin nedenler ve tahminleri ele aldı.

Yapay zeka histerisi
Söz konusu mektup, bu açıklamaları mantıksal endişelerin ifadesi olarak görenler ile ‘histeri’ düzeyinde abartılı korkular olarak görenler arasında ciddi bir muhalefete neden oldu. New York Üniversitesi'nde fahri profesör Gary Marcus, Çarşamba günü yaptığı ve ABD'de Ulusal Halk Radyosu (NPR) web sitesinde yayınlanan açıklamalarında bu ifadeyi kullandı. Aynı zamanda şu ifadelere başvurdu:
“Mektup, halihazırda var olandan daha akıllı seviyedeki yapay zeka hayaletinden duyulan korkuyu ifade ediyor. Ancak korkuları ateşleyen GPT-4 aracı süper zeka değildir. Ne kadar etkileyici olursa olsun, yalnızca talebe hangi kelimeler ile cevap verileceğine dair tahminler yapan bir tekst oluşturucudur. Kapsamlı yazı çalışmalarının özümsenmesi yoluyla öğretilenlere dayalıdır. Akıllı mekanizmaların kısa vadede getireceği olasılıklar, insanların kontrolü dışında kendi kendine gelişebileceği hususunda endişe duyanlara katılmıyorum. Beni endişelendiren, sıradan yapay zekanın suçlular veya teröristler tarafından insanları aldatmak veya tehlikeli dezenformasyon yaymak için kullanılması olacaktır.”
Wi-Fi teknolojisinin mucitlerinden Mısır asıllı Kanadalı bilim insanı Hatim Zalul, Marcus'un yapay zekaya yönelik endişelerin abartı olduğu konusundaki düşüncelerine katıldığını söylüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Zalul, “Nükleer bomba dahil olmak üzere insanlığa yönelik tüm tehlike kapılarını kapatmışken şimdi ise yapay zekanın insanlara yönelik tehdidini mi gündeme getiriyoruz?” ifadelerini kullandı.
Kendisinin teknolojik varlıklar arasındaki rekabetten kaynaklanan ekonomik çıkarlardan endişe duyduğunu dile getiren Zalul, söz konusu mektubun imzalanması ardında da bu tür çıkarların bulunabileceğine değindi. Aynı zamanda, “Ancak imza atarken daha asil amaçları olan başkaları olduğuna şüphe yok. Nitekim yapay zekanın istihdam üzerindeki etkilerinden de korkuluyor. Yapay zeka hayatımızı kolaylaştıracak ve görevlerimizi yerine getirmemize yardımcı olacak. Altı ay süreyle gelişimi durdurmamalı, daha fazla gelişme için çaba göstermeliyiz. Endişeli olanlara tavsiyem ChatGPT'ye çaresini sormaları, ben her sorumda böyle yapıyorum” ifadelerini kullandı.

Dijital yönetim
Mektuba imza atanlardan biri olan İtalya'daki Calabria Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia, Zalul’un bu tavsiyesinin yapay zeka kullanımının kabul edilir şekli olduğunu söylüyor. İnsanların yapay zekanın kötüye kullanımından endişe duyduklarını, bunun makul olduğunu ifade eden Talia, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadelere başvuruyor:
“Sağlık, finans ve bilimsel keşif gibi birçok alanda ve toplumsal sektörde yapay zekadan faydalanabiliyoruz. Ancak şeffaf olmayan, iyi belgelenmemiş sistemler oldukları için kullanımları riskli olabilir, ayrıca bazı durumlarda kullanıcılar için sorun yaratabilecek yanlış cevaplar verebilirler. Talep edilen duraklama süresi, yapay zeka teknolojilerinin yaygın hale getirilmesine yönelik yeni politikaların ve vatandaşları yanlış kullanımlardan koruyan yasa ve yönetmeliklerinin tartışılması açısından faydalı olabilir.”
İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde bilişsel robotik profesörü Tony Prescott ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şöyle söylüyor:
“Başlıca kaygılarım, yapay zekanın insan işlevleri üzerindeki etkileri ve yanlış bilgilendirmedeki artış potansiyeli ile ilgili. Güçlü yeni nesil yapay zeka teknolojilerinin hem iyi hem de kötü yönde büyük toplumsal etkileri olabilecek ticari kuruluşlar tarafından geliştiriliyor olması daha kapsamlı bir mesele. Bu, pek az ulusal veya uluslararası yönetim ve gözetim ile gerçekleşiyor. İhtiyacımız olan, yapay zeka şirketlerinin geliştirdikleri teknolojiler ve hedefleri konusunda daha şeffaf olmalarını sağlayacak dijital yönetim. Yönetmelik ile şuan ilaç geliştirmede yaptığımıza benzer bir şekilde faydalar artırılıp zararlar azaltılabilir. Önerilen süre, yapay zekanın insanların geçim kaynakları üzerindeki etkilerini, yanlış bilgilerin yayılmasını ve koruma şekillerini belirlemek için kullanılabilir. Bu koruma, bu teknolojilerin kullanımının belirli alanlarla sınırlandırılmasını içerebilir.”

Uluslararası bir anlaşma
Söz konusu mektuba imza atanlardan Fas asıllı Kanadalı bilgisayar bilimci Yoshua Bengio, Prescott’un önerilen sürenin fırsat bilinmesi hakkındaki ifadelerine katıldığını söylüyor. 2018 Turing Ödülü’nü alan Bengio,
bu süre zarfında yapay zekanın ürettiği içeriğin insan yapımı olmadığını kolayca anlayacak şekilde işaretlenmesini sağlayacak mekanizmaların devreye sokulabileceğinden bahsediyor. Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte aynı zamanda şöyle ekliyor:
“Bu süreden yapay zekanın insanları etkilemek için siyasi reklamlarda veya hedefli reklamlarda kullanılmasını yasaklayan kurallar geliştirerek yararlanabiliriz. Gelecekte çok daha güçlü bir düzenleme gerekecek. Avrupa Birliği'nde bu yönde bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Yakında Kanada'da onaylanacak. Nükleer riskler, insan klonlama gibi hususlarda yaptığımıza benzer uluslararası anlaşmalara ihtiyacımız var. Toplumun yapay zekanın sağladığı güce nasıl uyum sağlayabileceğini düşünmek ve gezegenimizin siyasi ve ekonomik örgütlenme biçimini kökten değiştirmeye hazırlanmak için sosyal bilimler ve beşeri bilimler alanlarındaki araştırmalara da yatırım yapmalıyız.”
Berkeley’deki California Üniversitesi'nde bilgisayar uzmanı Stuart Russell de mektuba imza atanlardan biri. Şarku’l Avsat’a konuşan Russell, “İnsan yetenekleriyle eşleşen veya bunları aşan yapay zeka sistemleri, insanlık için sınırsız riskler oluşturacaktır. Teknoloji şirketlerinden elde edilen veriler, riskler ne olursa olsun bu hedef doğrultusunda yarıştan vazgeçilmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle, düzenleme için bir duraklama süresi gerekli. Bu duraklama, yapay zeka sistemleri için geçerli bir analiz ve test metodolojisi geliştirmek için kullanılabilir. Güvenli olmalarını ve insanlar için tehdit oluşturmamalarını sağlayabilir, dezenformasyon gibi kaçınılmaz olarak meydana gelebilecek kötüye kullanım için çözümler geliştirebiliriz” ifadelerine başvurdu.



Grönland'dan Ukrayna'ya... Trump'ın merkeziyetçi diplomasisi müttefikleri şaşırtıyor

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Grönland'dan Ukrayna'ya... Trump'ın merkeziyetçi diplomasisi müttefikleri şaşırtıyor

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Reuters’a konuşan birden fazla bilgi sahibi kaynak, geçtiğimiz ay ABD, Danimarka ve Grönland yetkililerinin Arktik’teki ada başkenti Nuuk’ta gerçekleştirdiği toplantının son derece olağan ve sakin geçtiğini, görüşmede ABD’nin Danimarka’ya bağlı bölge üzerinde askerî ya da mali kontrol kurmasına ilişkin herhangi bir başlığın gündeme gelmediğini belirtti.

Ancak bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump’ın, geniş bir coğrafyaya yayılan ada için Jeff Landry’yi özel temsilci olarak atadığını açıklamasından yaklaşık iki hafta sonra değişti.

Landry, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Grönland’ı ABD’nin bir parçası haline getirmeye yardımcı olacağını’ ifade etti.

Kaynaklara göre bu atama ve mesaj, Kopenhag yönetimini hazırlıksız yakalarken, ABD yönetiminde Avrupa ve NATO konularında çalışan üst düzey yetkililer arasında da şaşkınlığa yol açtı.

Trump’ın diplomatları devre dışı bırakan bu yaklaşımının, dış politikada izlediği yönetim tarzıyla örtüştüğü belirtiliyor. Bu tarz, çeşitli başlıklarda keskin değişimlere sahne olurken, çoğu zaman önceki başkanlık dönemlerinde politikalara yön veren ulusal güvenlik yetkililerine danışılmadan şekillendirildi.

s6jı
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Buna karşılık, Trump ve yakın çevresindeki sınırlı sayıdaki danışmanın, ABD yönetiminin hamlelerini yönlendirdiği görüldü. Bu hamleler arasında, Grönland’ın ele geçirilmesine yönelik örtülü bir tehdit, ABD’nin müttefiklerine yeni gümrük vergileri uygulanmasına dair bir planın açıklanması ve Grönland’ı yöneten Danimarka’dan taviz koparma girişimleri yer aldı.

Reuters, geçen hafta söz konusu danışmanlar arasında gümrük vergileri fikrini ortaya atan Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in yanı sıra Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bulunduğunu, ayrıca bazı isimlerin Trump’ı askerî güç kullanımından vazgeçirmeye çalıştığını bildirdi.

Bu yaklaşım, Washington’daki bürokrasiye duyduğu güvensizlik ve kararlarını hızla hayata geçirme isteği nedeniyle Trump’ın yönetim tarzıyla birçok açıdan örtüşüyor. Ancak ani açıklamalar ve hızlı geri adımların, ABD’nin başlıca müttefikleriyle ilişkilerde kalıcı zararlara yol açabileceği değerlendiriliyor.

dfer
22 Ocak 2026'da Grönland'ın Nuuk kentinde, karla kaplı tepelerden sabahın ilk ışıkları doğarken kıyı şeridindeki evler aydınlanıyor. (AFP)

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly’den, Grönland ve Ukrayna dahil olmak üzere çeşitli başlıklarda diplomatları şaşırtan Beyaz Saray hamlelerine ilişkin örnekler hakkında yorum yapması istendi. Kelly, Reuters’a bilgi sızdıran kişilerin ‘müzakerelerden haberdar olmadığını’ savunarak, ‘Trump’ın ulusal güvenlik ekibinin başarılarının zaten ortada olduğunu’ söyledi.

Kelly ayrıca, “Başkan, ‘Önce Amerika’ ilkesine dayalı bir dış politika uygulamak üzere seçildi ve bunu kapsamlı yaklaşımı sayesinde daha etkili bir şekilde hayata geçirdi” ifadesini kullandı.

Son birkaç haftada gerçekleşen askeri operasyonlar, bu merkeziyetçi yaklaşımın tehlikesini ortaya koydu

Grönland konusunda Atlantik’in iki yakasında öfke giderek arttı. Bu durum, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Yardımcısı Stephen Miller’ın 5 Ocak’ta CNN’e verdiği röportajın ardından daha da belirginleşti. Miller, röportajdan iki gün önce Venezuela’da gerçekleştirilen askerî operasyonun ardından, Beyaz Saray’ın Grönland’ı ele geçirmek için askerî bir müdahaleyi dışlayıp dışlamadığı sorusuna doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Trump ve yönetimindeki yetkililerin, mülakatlar ve sosyal medya paylaşımları yoluyla ABD’nin Grönland’da güç kullanma ihtimalini gündemde tuttukları görüldü.

Bu açıklamalar, Washington’da ve ABD’nin müttefikleri arasında kafa karışıklığına ve endişeye yol açtı. Konuya yakın iki kaynak, Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin kaygı duyduğunu belirterek, ABD yönetiminin Senato ve Temsilciler Meclisi’ne danışmadan bir kez daha büyük çaplı bir askerî operasyona yöneliyor izlenimi verdiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, bazı temsilcilerin Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray’daki üst düzey yetkililerle telefon görüşmeleri yaparak endişelerini dile getirdiğini ve yönetimi bu yönde ilerlememesi konusunda uyardığını söyledi.

Aynı kaynaklara göre, bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de yönetim yetkililerine, Grönland’a yönelik olası bir askerî işgalin başkanın azline yönelik bir soruşturmanın önünü açabileceğinden endişe ettiklerini iletti.

Trump ise son günlerde tansiyonu düşüren adımlar atarak, Grönland’ı destekleyen müttefiklere gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekti ve adanın geleceğine ilişkin NATO ile bir anlaşmanın ana hatları üzerinde mutabakata vardığını açıkladı.

fgbtrbh
ABD Başkanı Donald Trump, Davos'ta Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile birlikte (Reuters)

Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Davos’ta yaptıkları görüşmeler sırasında, yalnızca Grönland’ı değil, Arktik bölgesinin tamamını kapsayan geleceğe dönük bir anlaşma çerçevesi oluşturduklarını söyledi.

Ancak ABD yönetimine yakın iki kaynak, askerî seçeneğin hiçbir zaman ciddi biçimde değerlendirilmediğini belirtti. Daha önce Pentagon ve Beyaz Saray’da görev yapan, halen Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde (American Enterprise Institute) çalışan Kori Schake ise Trump’ın Grönland’ı güç kullanarak ele geçirme tehdidiyle zaten ciddi bir zarar verdiğini ifade etti.

Schake, “Trump tehditlerinde istikrarsız. Sözünü geri almayacağını ve bunu yeniden yapmayacağını kanıtlamanın bir yolu yok. En yakın dostlarımız nezdinde ABD’yi güvenilmez hale getirdi” dedi. Miller’ın açıklamaları da dahil olmak üzere konuyla ilgili değerlendirme talebine yanıt veren Kelly ise, “Bu anlaşma hayata geçirilirse, ABD Grönland’a ilişkin tüm stratejik hedeflerine son derece düşük bir maliyetle ve kalıcı olarak ulaşacaktır” ifadesini kullandı.

Trump ve destekçileri, ABD’nin Arktik’te Rusya ve Çin kaynaklı tehditleri bertaraf etmek için Grönland’a ihtiyaç duyduğunu ve Danimarka’nın adanın güvenliğini tek başına sağlayamayacağını savunuyor. Ancak ABD’nin halihazırda adada bir askeri üssü bulunuyor ve Danimarka ile 1951 yılında yapılan anlaşma kapsamında buradaki varlığını genişletme imkânına sahip olduğu biliniyor.

Merkezi karar alma

Trump’ın ikinci başkanlık döneminin öne çıkan özelliklerinden biri, dış politikaya ilişkin karar alma süreçlerinin merkezileşmesi, güvenilen dar bir danışman grubuna dayanılması ve uzmanların fiilen devre dışı bırakılması oldu. Bu durum, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik müzakereler sırasında da birçok kez yaşandı. Geçtiğimiz sonbaharda, ABD’li özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, Rusya’nın en büyük egemen varlık fonlarından biri olan Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitriev ile yaptığı görüşmeler sonucunda, savaşı sona erdirmeye yönelik 28 maddelik bir plan ortaya çıktı.

Söz konusu plan hakkında konuşan bilgi sahibi iki kaynak, normal şartlarda böyle bir girişimin seyrinden haberdar olması beklenen Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi içindeki birçok üst düzey ABD’li yetkilinin süreç hakkında bilgilendirilmediğini belirtti.


Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

TT

Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

ABD merkezli haber sitesi Axios dün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun yan etkinliği olarak gerçekleştirilen Gazze Barış Konseyi'nin imza törenine İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un katılmasını isteyen Beyaz Saray'ın talebini reddettiğini bildirdi.

Axios, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, geçtiğimiz salı ve çarşamba günü Beyaz Saray'ın Netanyahu'nun ofisine ulaşarak Herzog'un İsrail'i temsil etmesini, diğer liderlerle birlikte imza masasında oturmasını ve Gazze Barış Konseyi tüzüğünü imzalamasını önerdiğini aktardı.

Kaynaklar, İsrail'in Gazze Barış Konseyi tüzüğünün imza törenine katılmamasının, konseyin kurulmasından duyduğu memnuniyetsizliği ve belki de Trump'ın barış planına tam olarak bağlı olmadığını gösterdiğini söylediler.

Axios, Beyaz Saray'ın Netanyahu'nun Davos'ta Barış Konseyi’nin kuruluşu için düzenlenen imza törenine İsrail’in katılımını reddetmesi konusunda onunla yüzleşmekten kaçındığını, bunun yerine Refah Sınır Kapısı’nı açması için ona baskı yapmaya odaklandığını ortaya çıkardı.

Netanyahu'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılan tutuklama emri nedeniyle Davos'a gitmemesi dikkati çekerken İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Dünya Ekonomi Forumu’na katılan isimler arasında yer aldı.


Trump, Starmer tarafından açıklamalarının eleştirmesinin ardından İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü

2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
TT

Trump, Starmer tarafından açıklamalarının eleştirmesinin ardından İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü

2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, ‘NATO ülkelerinin ordularını cephe hatlarından uzak tuttuğu’ şeklindeki sözlerinin müttefikler arasında öfkeye yol açmasının ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in de gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde bunu eleştirmesinin ardından Afganistan'daki İngiliz askerlerinin ‘fedakarlıklarına’ övgüde bulundu.

İngiltere Başbakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Başbakan, Afganistan'da omuz omuza savaşan ve çoğu eve dönemeyen cesur ve kahraman İngiliz ve Amerikan askerlerinden bahsetti” denildi. Sözcü, ayrıca “Onların fedakarlıklarını asla unutmamalıyız” diye ekledi.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre Trump ve Starmer, Kuzey Kutbu bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesi gerektiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘önemine’ de değindiler.

ljoj
NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü (ISAF) bünyesindeki ABD askerleri, Afganistan'ın başkenti Kabil’in batısındaki Şindand'da yürüyüş yaparken, arka planda bir ABD Chinook helikopteri görülüyor, 28 Ocak 2012 (AP)

Donald Trump ise, Başbakan Keir Starmer'ın Washington'ın müttefikleri tarafından kınayan açıklamaların yapılmasına neden olan önceki açıklamalarını eleştirmesinden sonra İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social’dan yaptığı paylaşımda “Birleşik Krallık'ın büyük ve cesur askerleri her zaman ABD'nin yanında olacak” diye yazdı.

ABD Başkanı, “Afganistan'da 457 asker öldü, birçoğu ağır yaralandı ve onlar en büyük savaşçılar arasındaydı. Bu, asla kopmayacak kadar güçlü bir bağdır” diye ekledi.

“Şaşırdım”

Öte yandan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dün ABD Başkanı Donald Trump'ın Afganistan'daki NATO güçleri hakkındaki yorumları karşısında ‘şaşırdığını’ ifade etti.

vfrvgfe
ABD askerlerinin çekilmesinden önce Afganistan'da bulunan İngiliz askerleri (AP)

Meloni yaptığı açıklamada, “İtalyan hükümeti, Başkan Trump'ın NATO ülkelerinin ‘Afganistan'daki operasyonlarda geri kaldığı’ yönündeki açıklaması karşısında şoke oldu” dedi.

Ülkesi ile ABD’nin güçlü bir dostluk bağıyla birbirine bağlı olduğunu belirten İtalya Başbakanı, “Ancak dostluk saygı gerektirir ve bu da NATO'nun temelini oluşturan dayanışmayı sürdürmek için vazgeçilmezdir” diye ekledi.

“Kabul edilemez”

Diğer taraftan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ofisi tarafından dün yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirilen sözlerinin ardından, Afganistan'da hayatını kaybeden Fransız askerlerin ailelerine ülkenin bir kez daha minnettar olduğu ifade edildi.

wsd
Afganistan'ın Helmend eyaletindeki Bastion Kampı'nda günlük askeri geçit törenini izleyen Avustralya Ordusu askerleri ve İngiliz Ordusu Paraşüt Alayı askerleri, 30 Temmuz 2008 (Getty)

Fransa Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bu kabul edilemez sözler herhangi bir yorum gerektirmez. Cumhurbaşkanı, ölen askerlerin ailelerini teselli etmek ve ulusun minnettarlığını ve saygı dolu anılarını bir kez daha minnetle anıyor” dedi.

Trump, geçtiğimiz perşembe günü 2001 yılında ABD öncülüğünde Afganistan'ın işgaliyle başlayan 20 yıllık çatışmada NATO üyesi diğer ülkelerin rolünü eleştirerek Washington'ın ‘onlara asla ihtiyaç duymadığını’ ve müttefik güçlerin ‘cepheden uzak durduğunu’ söyledi.

Trump'ın Afganistan konusundaki tutumu, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Washington'ın yanında El Kaide'yi ortadan kaldırmayı amaçlayan ve Taliban rejimini deviren işgale katılan müttefiklerinin eleştirilerine yol açtı.

Fransız ordusunun Afganistan'daki müdahalesi 2001'den 2014'e kadar sürdü. Bu dönemde 89 Fransız askeri öldü ve 700'den fazlası yaralandı.