Rus varlıklarına el konulması sonrası Moskova ile Varşova arasında gerilim arttı

9 Mayıs’taki Zafer Günü kutlamalarına hazırlanmak amacıyla balistik füzeler, Kızıl Meydan'a doğru yola çıkartıldı (AFP)
9 Mayıs’taki Zafer Günü kutlamalarına hazırlanmak amacıyla balistik füzeler, Kızıl Meydan'a doğru yola çıkartıldı (AFP)
TT

Rus varlıklarına el konulması sonrası Moskova ile Varşova arasında gerilim arttı

9 Mayıs’taki Zafer Günü kutlamalarına hazırlanmak amacıyla balistik füzeler, Kızıl Meydan'a doğru yola çıkartıldı (AFP)
9 Mayıs’taki Zafer Günü kutlamalarına hazırlanmak amacıyla balistik füzeler, Kızıl Meydan'a doğru yola çıkartıldı (AFP)

Moskova, 9 Mayıs’taki Zafer Günü kutlamalarının sabote edilmesinden ve ülke için önemli olan bugünde kutlamaları aksatmak amacıyla Rusya topraklarında gerçekleştirilecek saldırılardan endişe ediyor. 
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilere verdiği demeçte, Kiev'in, Zafer Günü yaklaştıkça Rus topraklarındaki saldırılarını artırmaya çalıştığı ihtimalini görmezden gelmedi. Peskov, Kremlin'in 9 Mayıs'ta provokasyon veya sabotaj eylemlerinin artmasını bekleyip beklemediği ile ilgili bir soruyu, “Kiev rejimi, Rusya'daki birçok terör saldırısının arkasında yer alıyor ve bu yaklaşımı devam ediyor. Yeni tehditler göz ardı edilemez” şeklinde cevapladı.
Rusya, Zafer Günü’nü genellikle Kızıl Meydan'da ve büyük bir askerî geçit töreni düzenleyerek, diğer şehirlerde ise yüzlerce küçük gösterilerle kutluyor. Başkan Vladimir Putin, her sene bu önemli günde konuşma yapıyor. Bu yıl yapacağı konuşmada Ukrayna cephesindeki duruma ilişkin gelişmelerden bahsetmesi bekleniyor.
Papa Franciscus’un pazar günü Vatikan'ın Ukrayna üzerindeki duruma siyasi bir çözüm bulmak için çaba sarf ettiğini söylediği açıklamalarına değinen Peskov, Kremlin'in Vatikan'ın Ukrayna krizini çözme yönündeki misyonundan haberdar olmadığını belirtti. 
Macaristan turundan dönen Papa Franciscus, Vatikan'ın Ukrayna'da çatışmayı sona erdirmek ve barış getirmek için halka açık olmayan gizli bir misyon yürüttüğünü duyurmuştu. Bu konu halka açıklanmak istendiği taktirde, bu yönde açıklamalarda bulunacağını söyledi.
Varşova'nın birkaç gün önce Rusya'nın mal varlığına el koymasının ardından iki ülke arasındaki ilişkilerde gerilimin artmasıyla birlikte, Kremlin'in Polonya'ya yönelik söylemi sertleşti. Rusya ile Polonya arasındaki ikili ilişkilerde iyi bir şey beklemediğini ifade eden Peskov, "Rusya korkusu Polonya makamlarının zihnini ele geçirdi ve bu onları Rusya Federasyonu ile ilgili olaylara yaklaşımlarında ölçülü olmaktan mahrum ediyor.” vurgusunda bulundu.
Peskov, Varşova ile ilişkilerdeki olası gelişmeler hakkında ise gazetecilere, “Polonya makamlarının şu anki davranışlarına bakılırsa, ikili ilişkilerimizi iyi bir şey beklemiyor. Polonyalı yetkililer gerilimi yükselten yaklaşımlarına devam ediyor.” açıklamasında bulundu.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Twitter hesabından İngilizce olarak yaptığı açıklamada, Polonya'nın Rus düşmanlığına takıntılı seçkinler tarafından yönetildiğini, Ukrayna'nın “Polonyalı paralı askerlerle” dolu olduğunu yazdı.
Doğrudan askeri müdahaleden korkulurken, birçok diplomat ve parlamenter ise Polonya'nın Ukrayna savaşına daha geniş olarak dahil olması konusunda uyarıda bulundular. Devlet Duması Kırım Milletvekili Mikhail Şeremet, “Polonya’nın ateşle oynuyor” diyerek, Rusya ile doğrudan çatışmaya dahil olma yönündeki göstergelerin “aptallık ve ateşle oynamak” olduğunu ifade etti. Polonya'nın Fransa Büyükelçisi Jan Emeryk Rosciszewski, Ukrayna yenildiği taktirde, Polonya’nın Rusya ile çatışmaya girebileceğini açıklamıştı.

Rusya'dan tahıl anlaşması uyarısı
Kremlin, uzatma süresi 18 Mayıs'ta sona erecek olan tahıl anlaşmasının uzatılmama olasılığına ilişkin uyarısını yineledi. Moskova'nın, Rusya'nın koşulları dikkate alınmadığı takdirde anlaşmanın uzatılmasını reddedeceği yönündeki beklentiler mevcut.
Peskov, “Tahıl anlaşmasının Rusya'nın ihracatıyla ilgili kısmındaki şartlar yerine getirilmedi. Zaman hızla daralıyor” ifadelerini kullandı.
Ukraynalı bir kaynak medyaya yaptığı açıklamada, Karadeniz gıda anlaşmasıyla ilgili yeni tur müzakerelerin tüm tarafların katılımıyla çarşamba günü (bugün) yapılmasının planlandığına dikkat çekti. Ancak müzakerelerin yerini belirtmedi.
Rusya’nın bu tur müzakerelere katılıp katılmayacağını belirtmeyen Peskov, “Rusya'nın tutumu biliniyor, anlaşma bir kez iki ay süreyle uzatılmıştı. Zaman aslında hızla daralıyor. Rusya’nın tarım sektörü ile ilgili kısımda sunduğu anlaşma şartları yerine getirilmedi”diyerek, anlaşmanın çöktüğüne dair uyarıda bulunmakla yetindi.
Şartlar yerine getirilmediği takdirde Moskova'nın anlaşmanın feshedildiğini duyurmaya hazır olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Kremlin Sözcüsü, “Temaslar devam ediyor ancak henüz bir sonuç yok” vurgusunda bulundu.

Şoygu: Ukrayna kuvvetleri nisan ayı boyunca 15 binden fazla kayıp verdi
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna kuvvetlerinin nisan ayı boyunca 15 binden fazla kayıp verdiğini açıkladı. Muharebenin seyrinden bahseden Şoygu, “Rus Silahlı Kuvvetleri tüm temas hattı boyunca aktif durumda. Batılı ülkelerden gelen benzeri görülmemiş askeri yardıma rağmen düşman büyük kayıplar veriyor. Ukrayna yalnızca geçtiğimiz ay 15 binden fazla kayıp verdi. Rus ordusu geçtiğimiz ay Ukrayna’ya ait 8 uçak, 277 insansız hava aracı, 430 tank ve zırhlı savaş araç, 18 çoklu roketatar, 225 sahra ve havan topunu imha etti” açıklamasında bulundu.
Rus ordusunun yeteneklerinin pekiştirilmesi konusunda ise “Rus birliklerinin eylemleri büyük ölçüde silah ve teçhizat stoklarının zamanında yenilenmesine bağlı. Orduya teslim edilen temel silah modellerinin sayısı 2022 yılının başlarına göre 2,7 kat, bazı modellerde ise 7 kat artış gösterdi. Bu yıl, Silahlı Kuvvetler’in düşman ateşine karşı etkinliğini artırmaya yetecek derecede cephane teslim edildi” açıklamasında bulundu.
Rus haber ajanslarının aktardığına göre Şoygu dün yaptığı açıklamada, Moskova’nın Ukrayna'daki harekatın getirdiği ihtiyaçları karşılamak için silah üretimini hızlandıracak önlemler aldığını, Batı’dan gelen silahların bulunduğu Ukrayna depolarına başarılı saldırılar düzenlediğini ifade etti. Şarku’l Avsat’ın RIA Novosti’den aktardığına göre Şoygu, ordunun 2023'te savaş alanında ihtiyaç duyduğu tüm silahlara sahip olduğunu, ancak büyük bir füze şirketinden yüksek hassasiyetli füze üretimini ikiye katlamasını istediklerini bildirdi. Savunma sanayiinin bir bütün olarak kara ve deniz kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşıladığına değinen Şoygu, ancak şirketlerin yükümlülüklerini yerine getirememe risklerinin de tespit edilmesi ve zamanında aksiyon alınması gerektiğine işaret etti.



Kasım, İsrail ile müzakerelere tepki gösteriyor ve 2024 anlaşmasına bağlılığını sürdürüyor

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
TT

Kasım, İsrail ile müzakerelere tepki gösteriyor ve 2024 anlaşmasına bağlılığını sürdürüyor

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, bugün Lübnan-İsrail müzakereleri sürecine yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Kasım, şimdiye kadar gerçekleştirilen yedi turun herhangi bir sonuç vermediğini savunarak, Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri ve “çerçeve anlaşmasının” içeriğini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık 2024 yılında varılan anlaşmaya bağlı olduklarını belirterek, bu anlaşmanın kendi ifadeleriyle “hareket ettiğimiz tavan” olduğunu söyledi.

Kasım, Temmuz 2006 Savaşı’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada Lübnan yönetimini de eleştirdi. “Bize müzakerenin yedi turundan tek bir kazanım gösterin” diyen Kasım, yönetimin halkına dönmesi ve başarısızlığını kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Çerçeve anlaşmasına itiraz

Kasım, “Hizbullah”ın mevcut müzakere sürecine itirazının öncelikle doğrudan görüşmelerden kaynaklandığını, bunun yanı sıra önerilen anlaşmanın içeriğine de yönelik olduğunu belirtti.

Kasım, “Anlaşmaya yönelik ilk itirazımız doğrudan müzakerelere; çünkü İsrail’e istediğini peşinen veriyorsunuz. İkinci itirazımız ise anlaşmanın tüm içeriğine” ifadelerini kullandı.

Çerçeve anlaşmasını, ne anlaşma ne de çerçeve; yönetimin imzaladığı İsrail dayatmaları” olarak nitelendiren Kasım, “Bu müzakere yalnızca utanç ve rezillik getirecek” ifadelerini kullandı. Kasım ayrıca, “Düşmanın toplantılar sırasında ve sonrasında artan günlük saldırıları yönetim için yeterli değil mi?” diye sordu.

2024 anlaşmasına bağlılık

Mevcut müzakere sürecini reddeden Kasım, “Hizbullah”ın 2024 yılında varılan anlaşmaya bağlı olduğunu açıkladı.

Kasım, “2024 yılında varılan anlaşmanın hâlâ geçerli olduğunu ve temel alacağımız tavan olmaya devam ettiğini düşünüyoruz” dedi.

2024’teki çatışmaların sonuçlarından birinin, “düşmanın çekilmesini ve ihlallerin durdurulmasını, buna karşılık silahlı varlığın Litani Nehri’nin güneyinden çekilmesini” öngören anlaşma olduğunu belirten Kasım, İsrail’i “hiçbir maddeye uymamakla” suçladı. Lübnan yönetiminin de 15 ay boyunca “saldırgan düşman yerine direnişi hedef aldığını” öne sürdü.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv- Reuters)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv- Reuters)

Ordunun denetim mekanizmasına eleştiri

Kasım, Lübnan ordusunun durumuna ve düzenlemelerin uygulanmasını izleyen mekanizmaya da değinerek, ordunun faaliyetlerinin denetime tabi tutulmasını eleştirdi.

“Ordunun İsrail bombardımanına ve baskısına maruz kalmasını ve ardından çalışmalarını denetleyen, gözetim altında tutan bir komitenin önüne çıkarılmasını nasıl kabul ediyorsunuz?” diye konuştu.

Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor

Son çatışmalara ilişkin değerlendirmesinde savaşın “varoluşsal” olduğunu söyleyen Kasım, “Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor” ifadelerini kullandı.


Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hamas, Yasama Meclisi seçimlerine katılacak birleşik bir ulusal liste oluşturmaya çalışıyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, çarşamba günü Ankara’da düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Hamas, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 28 Kasım’da yapılmasına karar verdiği Yasama Meclisi seçimlerine girmek üzere ulusal nitelikte ortak bir liste oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hareket kaynakları, bazı Filistinli gruplarla görüş ve yaklaşım birliğinin bulunduğunu, bunun bir ya da iki ortak listeyle seçime katılımın önünü açabileceğini belirtti.

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Ulusal İlişkiler Ofisi Başkanı Husam Bedran, çarşamba günü yaptığı açıklamada, hareketin seçimlere ‘mümkün olan en geniş ulusal ittifak’ çerçevesinde katılacağını söyledi. Bedran, çok sayıda Filistinli güçle geniş bir kesimi kapsayan bir seçim bloğu oluşturmak için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bunun Filistin halkının ihtiyaçlarını karşılayan bir tabanı temsil eden Yasama Meclisi’ne ulaşmayı amaçladığını ifade etti.

Hareketin el-Aksa televizyonuna verdiği röportajda konuşan Bedran, Hamas’ın seçimleri ‘Filistinlilerin kendi iç işlerini düzenlemeleri için en uygun ve doğru yol’ olarak gördüğünü söyledi. Bedran, hareketin dışında bir siyasi sistemin yeniden şekillendirilmesine ve yeniden yapılandırılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.

Bedran, Hamas’ın seçimlerin yapılmasını desteklediğini belirterek, Filistinlilerin gerek Yasama Meclisi gerekse Ulusal Konsey seçimlerinde kendi liderlerini ve siyasi programlarını seçme hakkına sahip olduğunu dile getirdi.

Bedran, söz konusu seçimlerin Filistin siyasi yapısında değişim yaratmak ve kendi ifadesiyle ‘ulusal karar alma mekanizmasındaki tekelleşme durumuna’ son vermek için ‘tarihi bir fırsat’ olduğunu savundu. Bedran ayrıca, seçime katılım için siyasi şartlar dayatılmasını veya tarafların belirli bir siyasi programı benimsemeye zorlanmasını reddettiklerini söyledi.

htyjuk
Gazze şehrinin kuzeyindeki Cibaliye’de enkazların arasında gülümseyerek yürüyen Filistinli bir kız, 7 Ağustos 2026 (EPA)

Bedran’ın açıklamaları, Filistin Devlet Başkanı’nın seçim tarihini açıklamasının ardından sessizliğini koruyan Hamas’tan yasama seçimleri kararına ilişkin gelen ilk resmi değerlendirme oldu. Hamas kaynakları o dönemde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sessiz kalma kararının Filistin içindeki duruma ilişkin görüşleri yakınlaştırmak ve önümüzdeki dönemin politikalarını ve önceliklerini belirlemek amacıyla arabuluculuk yürüten Mısır, Katar ve Türkiye’nin talebi üzerine alındığını belirtmişti.

Söz konusu ülkeler, Filistinli grupları, özellikle de Fetih Hareketi’ni, yeni bir siyasi sistemin oluşturulması da dahil olmak üzere Filistin siyasi yapısının bütünüyle değiştirilmesini hedefleyen bir siyasi sürecin işletilmesi konusunda ikna etmeye yönelik girişimlerde önemli rol oynuyor.

Ancak yürütülen çabalara rağmen, Fetih ile Hamas arasında henüz herhangi bir uzlaşı sağlanamadı veya doğrudan görüşme gerçekleştirilemedi. Fetih, birçok konudaki tutumunda ısrar ederken, Abbas ise seçim yasalarında değişiklik yaparak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) İsrail’i tanıma, şiddeti reddetme ve uluslararası meşruiyet kararlarına bağlılık esasına dayanan programının kabul edilmesi şartıyla seçimlere katılımın önünü açmaya çalışıyor.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin yöneticileri ile İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Cephesi ve Muhammed Dahlan liderliğindeki Demokratik Reform Akımı’nın da aralarında bulunduğu Filistinli gruplar arasında yaklaşan seçimleri ele almak üzere görüşmeler gerçekleştirildiğini belirtti. Diğer gruplarla da toplantılar yapıldığı, bazı toplantılara söz konusu gruplardan bazılarının katıldığı ve görüşmelerin bir bölümünün Kahire’de, diğer bölümünün ise İstanbul’da gerçekleştirildiği kaydedildi.

İki kaynak, söz konusu gruplarla Hamas arasında, seçimlere tek bir liste veya iki liste halinde katılma ihtimali de dahil olmak üzere görüşlerde büyük ölçüde ortaklaşma bulunduğunu ve bunun tüm tarafların herhangi bir siyasi engelle karşılaşmadan seçim sürecine katılmasına imkân sağlayabileceğini söyledi.

Kaynaklardan biri, siyasi hayatın iyileştirilmesi konusunda genel bir Filistin uzlaşısının sağlanmasına yönelik Arap ve İslam ülkelerinden destek bulunduğunu ifade etti.

Fetih Merkez Komitesi de bu hafta seçimler ve Filistin’deki genel durumla ilgili görüşmeler gerçekleştirmişti.


Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
TT

Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar dün Kurdufan ve Mavi Nil cephelerinin yanı sıra başkent Hartum’da da şiddetlendi. HDK, savaşın başlamasından bu yana düzenlediği en büyük sürpriz saldırılardan birini gerçekleştirerek geçen ay kaybettiği stratejik kent ve kasabaları yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Kara çatışmalarına, üst üste ikinci gün yoğun İHA saldırıları eşlik etti. Saldırılarda başkent Hartum ile Kurdufan bölgesinin en büyük kenti el-Ubeyyid hedef alındı; iki kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

HDK, ülkenin güneydoğusunda, Etiyopya sınırı yakınındaki Mavi Nil bölgesinde stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin ordu ve orduyla ittifak halindeki silahlı gruplarla yaşanan çatışmaların ardından kontrol altına alındığını duyurdu.

HDK Sözcüsü el-Fatih Kureyşi yaptığı açıklamada, güçlerinin kenti tamamen kontrol altına aldığını, geri çekilen ordu birliklerini takip ettiğini ve savaş araçları, tanklar ile çok sayıda silah ve mühimmata el koyduğunu belirtti.

HDK ayrıca, güçlerinin Kurmuk kentinde ve 14. Piyade Tümeni’ne bağlı 16. Tugay karargâhında konuşlandığını öne sürdüğü görüntüler yayımladı. Ancak görüntülerin gerçekliği bağımsız olarak doğrulanamadı.

Sudan ordusu, kentin kaybedildiğine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı. Kurmuk’taki yerel yönetim ise son üç gündür kentin yoğun stratejik ve kamikaze İHA saldırılarına maruz kaldığını, ayrıca “bölgesel çevreden” geldiğini belirttiği topçu ateşinin düzenlendiğini bildirdi. Yerel makamlar, ordunun saldırılara karşı koymayı ve kenti ve kamu kurumlarını korumayı sürdürdüğünü etti.

Sudan hükümeti ve ordu yanlısı makamlar, Etiyopya’yı HDK’nın saldırılarını kendi topraklarından düzenlemesine izin vermekle suçluyor. Addis Ababa bu suçlamayı daha önce reddetmişti. Ancak yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, sınırın uzunluğu ve kontrolünün zorluğu nedeniyle bölgenin askeri ikmal açısından önemli bir güzergâh haline geldiğini belirtti.

Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.
Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.

Kurmuk saldırısı, HDK ve müttefiki Tesis İttifakı Güçleri’nin, Mavi Nil bölgesinin başkenti Damazin’e yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Kaysan kentini kontrol altına aldıklarını açıklamasından iki gün sonra gerçekleşti. Yerel makamlar, saldıran güçleri tarlalarında çalışan çiftçileri hedef almakla suçladı ve ordunun saldırıya karşılık verdiğini bildirdi.

Kurdufan cephesi yeniden alevlendi

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Kuzey Kurdufan cephesi de yeniden hareketlendi. HDK, Cebra eş-Şeyh, Bara, Ümmü Kurfa ve el-Ayyara bölgelerine saldırılar düzenleyerek peş peşe yaşadığı askeri kayıpları telafi etmeye ve Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki stratejik yolu yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Bir askeri kaynak, saldırının çok sayıda askeri araçla gerçekleştirildiğini, öncesinde İHA saldırıları düzenlendiğini ve Bara’ya topçu ateşi açıldığını söyledi. Sahadaki kaynaklar söz konusu bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirirken, ordu yanlısı platformlar ordunun ve HDK karşıtı Ortak Güç’ün saldırıyı püskürterek saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladığını belirtti.

Sudan ordusu, daha sonra HDK’nın Kuzey Kurdufan’daki Cebra eş-Şeyh bölgesine düzenlediği saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Ordu Sözcüsü Asım Avad, silahlı kuvvetler ile destek güçlerinin 250’den fazla savaş aracından oluşan saldırı gücüne karşı koyduğunu, saldırganlara ağır can ve malzeme kayıpları verdirdiğini ve geri çekilmeye zorlayarak Darfur sınırlarına doğru takip ettiğini söyledi.

Avad, askeri operasyonların HDK’nın kontrolündeki bütün bölgeler geri alınana kadar devam edeceğini ifade etti.

Buna karşılık HDK mensupları, el-Ubeyyid’in batısındaki el-Ayyara kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini öne süren görüntüler yayımladı. Ancak bu iddia da bağımsız olarak doğrulanamadı. HDK ayrıca ordu ile ittifak halindeki Ortak Güç’ün Kuzey Darfur’daki Ambro bölgesine düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı.

Sudan ordusu temmuz ayının sonunda Cebra eş-Şeyh, Bara ve diğer bazı yerleşimleri geri alarak Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki yolu tekrar açmıştı. Bu ilerleme, Kurdufan ile Darfur arasındaki en önemli ikmal güzergâhlarından biri olan “İhracat Yolu” üzerindeki ordu kontrolünü güçlendirmişti.

Yeni saldırı, Egemenlik Konseyi üyesi ve ordu komutan yardımcısı Orgeneral Yasir el-Atta’nın Ümmü Siyala bölgesine yaptığı ziyaretten saatler sonra gerçekleşti. El-Atta, ordu ve destek güçlerinin HDK’nın kapasitesinin büyük bölümünü imha ettiğini açıklamıştı.

Hartum’da ikinci gün İHA saldırıları

Gerilimin arttığı sırada Hartum da üst üste ikinci gün İHA saldırılarının hedefi oldu. Omdurman, Hartum’un merkezi ve Hartum Bahri’deki görgü tanıkları İHA’lar gördüklerini ve patlama sesleri duyduklarını belirtirken, orduya bağlı hava savunma sistemleri saldıran hedeflere ateş açtı.

Bir askeri kaynak, hava savunma birliklerinin çok sayıda İHA’yı düşürdüğünü söyledi. Görüntülerde bir İHA’nın Bahri kentindeki bir caminin avlusuna düştüğü görüldü.

Çarşamba günü de Hartum ve Atbara dahil olmak üzere ordunun kontrolündeki 5 kent benzer İHA saldırılarının hedefi olmuştu. Bu saldırılar, mayıs ayından beri iki kente yönelik gerçekleştirilen ilk saldırılar olmuştu.

El-Ubeyyid’de ise görgü tanıkları kente 8 İHA’nın saldırdığını ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini söyledi. Sudan Doktorlar Ağı, bir İHA’dan kopan şarapnel parçalarının el-Ubeyyid Hastanesi’nin acil servis bölümüne isabet etmesi sonucu 2 kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin yaralandığını açıkladı.

El-Ubeyyid, Sudan’ın merkezini Darfur’a bağlayan önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı kentte, yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş kişi bulunuyor. İHA saldırıları ve kuşatma girişimleri, kentte elektrik, yakıt, gıda ve su tedarikini de ciddi şekilde aksatıyor.

Nisan 2023’te başlayan savaş, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti), Kurdufan’da kaybedilen bölgelerin geri alınacağı ve Hartum’a dönülene kadar savaşın sürdürüleceği yönündeki açıklamalarının ardından yeniden büyümeye başladı.

Yardım kuruluşlarında görev yapanların tahminlerine göre çatışmalarda 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 12 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler ise Sudan’daki savaşı dünyadaki en ağır insani kriz olarak nitelendiriyor.