Batı medyasının gündeminde Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı var

Batı medyası: Veliaht Prens, Vizyon 2030’da ülkesinin diplomatik çabalarına ve ilerlemesine odaklanıyor.

TT

Batı medyasının gündeminde Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı var

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, NEOM bölgesindeki Sindala Adası'nda Bret Baier ile bir araya geldi. (Fox News)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, NEOM bölgesindeki Sindala Adası'nda Bret Baier ile bir araya geldi. (Fox News)

Batı medyası, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın dün Fox News’e verdiği röportajı büyük bir ilgiyle karşıladı. Birçok haberde, röportajın tüm yönleri ele alındı. Medyada siyasi ve ekonomik boyutlara, Çin ve ABD liderleri hakkındaki konuşmalarına, bölgedeki barış geleceği ve İran ile ilişkilere, enerji piyasalarına, Vizyon 2030’a, ekonomik büyümeye ve Veliaht Prens’in ülkesindeki hukuk reformlarına değinildi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın yorumları, uluslararası politika takipçileri ve özellikle Suudi Arabistan ile ilgili birçok önemli yöne ışık tuttu. Selman, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD-İran santrafüj değişim anlaşması gibi büyük uluslararası olayların yanı sıra, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ile İsrail ile ilişki konusundaki müzakerelerin de ilerlediğini söyledi. Diğer yandan Filistin meselesinin önemine vurgu yaptı ve herhangi bir İsrail ile normalleşmenin temeli olarak gördüğünü kaydetti.

Suudi Arabistan'ın ‘Filistinlilerin daha iyi bir hayata kavuşmasıyla’ ilgilendiğini ve Filistinlilerin acılarını hafifletmek için ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle müzakerelere devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Veliaht Prens, Çin arabuluculuğuyla devam eden Suudi Arabistan-İran ilişkilerini de açık bir biçimde ele aldı. Selman, Suudi Arabistan'ın Çin'i arabulucu olarak seçmediğini, Çin'in iki tarafa da bu teklifi yaptığını söyledi. Görüşmeler, 2020 yılında Irak tarafından başlatılmıştı.

Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı, Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin mevcut seviyesine dair bir iyimserliğe sahne oldu. Selman Prens, "Şimdi iyi bir başlangıcımız var ve bunun devam etmesini umuyoruz. Biz ve İranlılar elimizden geleni yapıyoruz" dedi. Ayrıca geçtiğimiz hafta İran'da Suudi Arabistan futbol takımına gösterilen sıcak karşılamayı ‘son derece olumlu’ olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Ancak, aynı zamanda, herhangi bir ülkenin nükleer silaha sahip olmasından duyduğu endişeyi de gizlemedi. Veliaht Prens sözlerinin devamında "Bu kötü bir adımdır ve bunu yapan herhangi bir ülke, dünyanın geri kalanıyla savaşa girer. Dünya yeni bir Hiroşima görmek istemiyor" dedi. İran'ın nükleer silaha sahip olması durumunda, Suudi Arabistan'ın da güvenlik ve güç dengesi için aynı şeyi yapacağını söyledi.

Veliaht Prens, 2019'dan bu yana ilk kez büyük bir ABD haber kanalı ile yaptığı röportajda, petrol üretimini azaltma kararlarının amacının piyasayı stabilize etmek olduğunu, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline yardım etmek olmadığını bildirdi. "Sadece arz ve talebi izliyoruz. Arzda bir eksiklik olursa, OPEC'teki rolümüz bu eksikliği gidermektir. Arzda fazlalık varsa, OPEC'teki rolümüz bunu dengelemek, piyasayı stabilize etmek içindir" dedi. Muhammed bin Selman ayrıca, Rusya ve Ukrayna ile iyi ilişkilere sahip olduklarını, diyalog yolunu tercih ettiklerini ve bir tarafı diğerine karşı desteklemediklerini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi, ABD ile ilişkilere dair de şunları söyledi:

"Washington'la önemli güvenlik bağlarımız var... Başkan Biden'la seçkin bir ilişkimiz var. Kendisi çok odaklanmış ve iyi hazırlanıyor."

Muhammed bin Selman, Ağustos 2022'de Brezilya'nın ev sahipliğinde düzenlenen BRICS zirvesinde Suudi Arabistan'ın üyeliğe davet edilmesine ilişkin olarak, bu grubun ‘siyasi bir ittifak olmadığını ve ABD'ye karşı olmadığını, bunun kanıtı olarak Washington'ın müttefiklerinin de grupta yer aldığını’ söyledi.

Batı basınında yapılan yorumlarda, ABD menşeili ABC kanalı, Suudi Arabistan'ın son beş yılda ‘diplomatik çabalarına ve Vizyon 2030’da ilerlemeye odaklanmaya başladığını’ söyledi. Vizyon 2030, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın geniş kapsamlı bir ekonomik reform planı, gençler için iş fırsatları yaratmak ve Suudi Arabistan'ı petrole olan bağımlılığından kurtarmak için geliştirilen bir plan olarak ön plana çıkıyor. Haberde, Riyad'ın Yemen'deki İran destekli Husilerle savaşın sona ermesinde önemli ilerleme kaydettiğini de belirtildi. Bu hafta, başkent Riyad'da bir Husi heyetini ağırladı. Ayrıca, Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönmesi için yapılan çabalara liderlik etti. Geçtiğimiz mart ayında Çin arabuluculuğunda İran ile diplomatik ilişkileri yeniden kurmak için bir anlaşmaya vardı.

Batı basını, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ülkesinde gerçekleştirdiği kapsamlı sosyal reformlar sayesinde Suudi Arabistan'ın, son derece muhafazakar bir ülkeden, iddialı bir eğlence gücü ve destinasyonuna dönüştüğü değerlendirmesinde de bulundu. Ülke, artık büyük futbol yıldızlarından golf turnuvalarına, video oyunlarından diğer alanlarda yatırımlar yaparak parasını her şeye yatırıyor. Haberler, ABD Başkanı Joe Biden'ın da Veliaht Prens'in gerçekliğini kabul ettiğini ve onunla ilişkileri düzeltmek için çalıştığına dikkat çekti. Biden, petrol fiyatlarının kontrol altına alınması ve diğer bölgesel sorunların yönetilmesi için Veliaht Prens'in yardımını arıyor.

AP, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın röportajına ilişkin olarak, Selman’ın herhangi bir normalleşme anlaşmasının Filistin Devleti'nin kurulmasında önemli bir ilerleme gerektirdiğini söylemesinin, İsrail'in tarihindeki en dindar ve milliyetçi hükümetleri için tanıtılması zor bir şey olduğunu belirtti.

Fox News sunucusu Brett Baier, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Suudi Arabistan hükümetinden çok sayıda bakanla yaptığı röportajın ardından, "Bunu kariyerimdeki en iyi röportajlardan biri olarak görüyorum. Bu röportajı dünyanın en güçlü adamlarından biriyle yaptım" dedi.

Fox News'in baş siyasi sunucusu Brett Baier, kariyeri boyunca, birçok önemli siyasi olayda yer aldı. Dünyanın dört bir yanındaki liderler, başkanlar, politikacılar ve ünlülerle röportaj yaptı. Bu röportajlar arasında, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Barack Obama, eski ABD Başkanı George W. Bush, eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de yer alıyor.



2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.


Suudi Arabistan: Manifa sahası ve Doğu-Batı boru hattındaki üretim, saldırılardan sonra toparlanıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
TT

Suudi Arabistan: Manifa sahası ve Doğu-Batı boru hattındaki üretim, saldırılardan sonra toparlanıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)

Suudi Arabistan bugün yaptığı açıklamada, Doğu ile Batı arasındaki petrol boru hattı üzerinden yapılan petrol pompalama kapasitesinin normale döndüğünü ve günlük yaklaşık 7 milyon varil seviyesine ulaşıldığını duyurdu. Ayrıca, Manifa sahasının da operasyonel kapasitesine yeniden kavuştuğu belirtildi. Açıklama, enerji sistemine ait bazı tesislerin hedef alınması sonucu oluşan etkilerle ilgili hasar değerlendirmesinin sunulmasından birkaç gün sonra geldi.

Bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, yerel ve küresel piyasalara yönelik enerji arzının güvenilirliği ve sürekliliği giderek daha büyük önem kazanıyor. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre hızlı toparlanma süreci, Saudi Aramco ve ülkenin enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğe, kriz yönetiminde etkinliğe ve acil durumlara uyum kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Yaklaşık bin 200 kilometre uzunluğundaki Doğu-Batı petrol boru hattı, doğudaki Abkayk’tan batıdaki Yanbu’ya uzanıyor ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda Suudi Arabistan’ın ham petrol ihracatı için tek çıkış noktası olarak kabul ediliyor.

Bakanlık açıklamasında, 9 Nisan 2026 tarihli önceki duyuruya atıf yapılarak, enerji sistemindeki bazı tesislerin hedef alınması nedeniyle Doğu-Batı boru hattında günlük yaklaşık 700 bin varil pompalama kapasitesinin kaybedildiği, Hureys sahasında üretimin günde yaklaşık 300 bin varil, Manifa sahasında ise yine yaklaşık 300 bin varil azaldığı hatırlatıldı. Açıklamada, yürütülen operasyonel ve teknik çalışmalar sonucunda Doğu-Batı boru hattındaki tam pompalama kapasitesinin yeniden sağlandığı ve Manifa sahasında etkilenen 300 bin varillik üretimin kısa sürede geri kazanıldığı bildirildi.

Hureys sahasına ilişkin olarak ise tam üretim kapasitesinin geri kazanılması için çalışmaların sürdüğü, sürecin tamamlanmasının ardından kamuoyuna ayrıca bilgi verileceği ifade edildi.


Suudi Arabistan, İran ve onun vekilleri tarafından Kuveyt'e yapılan saldırıları kınadı

Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran ve onun vekilleri tarafından Kuveyt'e yapılan saldırıları kınadı

Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da dün üst düzey Amerikan ve İran liderleri arasında başlayan müzakerelerle eş zamanlı olarak İran, ajanları ve ona bağlı gruplar tarafından Kuveyt Devleti'ndeki bir dizi hayati tesise yönelik gerçekleştirilen alçakça saldırıları en sert şekilde kınadı ve lanetledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Kuveyt Devleti'nin egemenliğini hedef alan ve uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı'nı açıkça ihlal eden bu saldırıları Krallığın kesin bir dille reddettiğini vurgulayarak, bu ihlallerin bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik uluslararası çabaları baltaladığını belirtti.

Suudi Arabistan, İran ve vekillerinin Arap ve İslam ülkelerine karşı bütün düşmanca eylemlerine son vermesi ve Güvenlik Konseyi'nin 2026 tarihli 2817 sayılı kararını uygulaması gerektiğinin altını çizdi. Kuveyt hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade eden Suudi Arabistan, Kuveyt'in egemenliğini, güvenliğini, istikrarını ve halkını korumak için aldığı bütün önlemlere tam desteğini yineledi.