Japonya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'deki insani durum felaket boyutunda

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi Arabistan ile iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulduğunu açıkladı

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
TT

Japonya Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze'deki insani durum felaket boyutunda

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'ya yaptığı son ziyarette kabul etti. (Şarku’l Avsat)

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya, Gazze Şeridi'ndeki insani durumun felaket boyutlara ulaşması ve ABD Başkanı'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi’nin baskısı altında esirlerle ilgili müzakerelerin sonucuna ilişkin temkinli uluslararası beklentiler karşısında, bölgede uzun vadeli istikrarın sağlanması için anlaşmanın tüm hükümleriyle uygulanmasının sağlanması ve ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini belirtti. Iwaya, iki devletli çözümün uluslararası barış ve güvenlik için önemini vurguladı.

Iwaya, ülkesinin karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerini kabul ederek, Başkan Donald Trump başkanlığındaki ABD yönetimiyle ‘özgür ve açık Hint-Pasifik bölgesine’ ulaşmak için yakın bir şekilde çalışmak üzere bir anlaşma imzalamaya ve iki ülke arasındaki ikili ittifakı yeni zirvelere taşımaya çalışacaklarını söyledi. Iwaya ayrıca, Çin'in askeri gücüne ve Kuzey Kore'nin füzelerine karşı koyacak bir Asya ittifakı fikrine atıfta bulundu.

Iwaya Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi: “Japonya, nükleer ve füze yeteneklerinin güçlendirilmesi de dahil olmak üzere askeri silahlanmadaki hızlı gelişmeler ve statükoda tek taraflı ve güç kullanarak değişiklik yapılması için artan baskı ile İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en karmaşık güvenlik ortamı ile çevrili.”

(foto altı) Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)

Japonya-Suudi Arabistan ilişkileri

Diğer taraftan Iwaya, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın ziyareti sırasında Tokyo'nun Riyad'la, iş birliğini her alanda daha geniş ufuklara taşımak amacıyla kısa bir süre önce başlatılan ikili stratejik diyaloğu güçlendirmek için iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin (SPC) kurulmasına yönelik bir mutabakat imzaladığını açıkladı.

Japon-Suudi ilişkileri ve iki ülkenin dışişleri bakanları düzeyindeki stratejik diyaloğun sonuçları hakkında Iwaya şunları söyledi:

“Japonya, Suudi Arabistan Krallığı'nın Arap ve İslam ülkeleri arasındaki lider rolü göz önüne alındığında, bu ülkeyle stratejik ortaklığına büyük önem atfetmektedir. Son yıllarda Japonya ve Suudi Arabistan arasındaki iş birliği, Japonya-Suudi Arabistan 2030 Vizyonu doğrultusunda çeşitli alanlarda hızlı bir büyümeye tanık oldu ve artık ham petrole odaklanan geleneksel enerji sektörüyle sınırlı kalmayıp temiz enerji, turizm, kültür, spor, eğlence ve diğer çeşitli alanları da kapsayacak şekilde genişledi.”

Iwaya sözlerine şöyle devam etti: “Suudi Arabistan siyasetten ekonomiye, ileri teknolojiden kültür ve spora kadar her alanda ilerleme kaydettikçe, iki ülke arasında umut vaat eden iş birliği alanları da genişliyor. Örneğin, ileri Japon teknolojileri, zengin Japon kültürel içeriği ve konaklama sektöründeki Japon uzmanlığı, Krallığın şu anda üzerinde çalıştığı akıllı şehirler, turizm ve eğlence gibi çeşitli mega projelerin başarısına katkıda bulunabilir.”

Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya (Şarku’l Avsat)Japonya Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya (Şarku’l Avsat)        

Iwaya, “Diğer yandan bu yıl Japonya'da Osaka-Kansai Expo 2025 yılı. Meşaleyi Riyad Expo 2030'a devredeceğiz. Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'ya barış ve istikrar getirmede oynadığı artan rolle birlikte, bu çerçevede ikili iş birliğini güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Suudi-Japon stratejik diyaloğu

Iwaya sözlerini şöyle sürdürdü: “Şubat ayında Suudi mevkidaşım Prens Faysal bin Ferhan'ı Tokyo'da kabul etmekten onur duydum. Burada ikili ilişkilerimizi çok çeşitli alanlarda güçlendirmenin, bölgesel ve uluslararası meseleleri ele almak üzere iş birliğini arttırmanın yollarına ilişkin verimli görüşmeler içeren ikinci stratejik diyaloğu gerçekleştirdik. Bu vesileyle, iki ülke liderlerinin başkanlık edeceği Stratejik Ortaklık Konseyi'nin (SPC) kurulmasına yönelik bir memorandum imzaladık. Bu konsey bir liderlik kulesi olarak hizmet verecek ve ikili ilişkileri güçlendirmek ve yeni zirvelere taşımak için çalışacaktır.”

Japonya Dışişleri Bakanı ayrıca, “Bu yıl Japonya ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 70. yıldönümü. Bu özel yıl boyunca Suudi-Japon ilişkilerini geliştirmek için her türlü çabayı göstereceğim” dedi.

Bölgeyi istikrara kavuşturmanın yolu ‘iki devletli çözüm’

Iwaya, Japonya'nın Filistin meselesi, ateşkes ve esir takası konularındaki tutumuna ilişkin olarak ise şunları söyledi: “Japonya Gazze Şeridi'ndeki durumu yakından takip ediyor; ilgili ülkeler ve uluslararası örgütlerle yakın temas halinde.”

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Krallığa yaptığı son ziyaret sırasında Japonya Başbakanı’nı kabul etti. (SPA)

Ülkesinin Gazze Şeridi'ndeki insani durumun iyileştirilmesi ve yeniden inşasına yönelik uluslararası çabalara katıldığını belirten Iwaya, Tokyo’nun iki devletli çözüme ulaşılması ve uzun vadeli bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik çabaları yoğunlaştırmaya devam ettiğini vurguladı.

Iwaya'ya göre Japonya, Gazze Şeridi'ne insani yardım sağlanması için sarf edilen çabaları takdir ediyor ve ocak ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından esirlerin serbest bırakılması konusunda kaydedilen somut ilerlemeye büyük değer veriyor. Iwaya bunun, Japonya'nın sürekli olarak çağrıda bulunduğu insani koşulların iyileştirilmesi ve durumun gerginliğinin azaltılması için çok önemli bir adım olduğunu söyledi.

Japonya Dışişleri Bakanı, “Bölgenin uzun vadede istikrara kavuşması için anlaşmanın bütünüyle uygulanmasının ve ikinci aşamaya geçilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz” dedi.

Japonya'nın Suriye'deki duruma ilişkin tutumu

Iwaya, Japonya'nın yeni Suriye'nin karşı karşıya olduğu zorlukları ele alma vizyonu konusunda ise şunları söyledi: “Suriye'deki gelişmeleri büyük bir endişeyle yakından izliyoruz. Japonya Hükümeti, Suriye’deki yeni yönetimle temas halinde ve Suriye'deki duruma nasıl karşılık verileceğini değerlendiriyor.”

Iwaya şöyle devam etti: “Japonya, tüm Suriyelilerin desteklenmesi gerektiği inancına dayanarak Suriye'deki duruma bütüncül bir yaklaşımla bakıyor. Tokyo, orta ve uzun vadede destek olmak amacıyla birçok alanda ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağladı.”

Ülkesinin Suriye'nin geleceğinde kilit rol oynayacak insan kaynaklarının gelişimine katkıda bulunduğuna dikkat çeken Iwaya, Tokyo'nun yeni Suriye devletinin inşasına katkıda bulunacak olanları desteklemeye devam edeceğini vurguladı.

Tüm tarafların Suriye halkı arasında diyalog yoluyla kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılmasında yapıcı bir rol oynamasını ümit eden Iwaya, “Bu perspektiften bakıldığında Japonya bunu başarmak için uluslararası toplumla yakın bir şekilde çalışacak” dedi.

Çin ve Kuzey Kore'ye karşı Asya ittifakı

Japonya daha önce Çin'in askeri gücüne ve Kuzey Kore'nin füzelerine karşı koymak için bir Asya ittifakı oluşturma fikrini ortaya atmıştı. Iwaya bu konu hakkında şu ifadeleri kullandı: “Zorlu güvenlik durumuyla karşı karşıya olan Japonya, ulusal güvenlik stratejileri temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için her türlü çabayı gösterirken aynı zamanda müttefikleri ile iş birliğini geliştiriyor.”

Iwaya, ülkesinin özellikle Japonya-ABD ittifakının caydırıcılık ve karşılık verme kabiliyetlerini güçlendireceğini, dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini artıracağını, ayrıca Japonya'nın ‘özgür ve açık Hint-Pasifik bölgesine’ ulaşmak için iş birliğini genişletmeye devam edeceğini vurguladı.

Iwaya, “Japonya, ABD, Avustralya ve Hindistan arasındaki Dörtlü İttifak; Japonya, ABD ve Güney Kore arasındaki ittifak, Japonya-ABD-Avustralya arasındaki ittifak ve Japonya-ABD-Filipinler İttifakı gibi benzer düşünen müttefiklerle iş birliğini geliştirerek bu konuda çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

Japonya-ABD ilişkilerinin geleceği

Iwaya, Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD ile Japonya arasındaki ilişkilerin geleceğine ilişkin şunları söyledi: “Trump'ın göreve başlamasının ardından Japonya-ABD zirve toplantısı düzenlendi. Ben de ABD’li mevkidaşım ile şahsen görüşmelerde bulunarak, ülkemizin diplomatik ve güvenlik politikasının temel taşı olan ikili ittifakın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladım. Şubat ayında benim de katıldığım Japonya-ABD zirve toplantısında Başbakan Ishiba ve ABD Başkanı Trump, güvenlik ve ekonomik konular ile mevcut uluslararası durum hakkında şeffaf bir şekilde görüş alışverişinde bulundular.”

“Bu bağlamda iki lider zorlu ve karmaşık güvenlik koşullarını ele aldılar; özgür ve açık Hint-Pasifik'e ulaşmak için yakın bir şekilde çalışma konusunda mutabık kaldılar” diyen Iwaya, iki lider arasındaki zirvenin karşılıklı güvenin inşasında önemli bir adım ve gelecek için büyük bir kazanım olduğunu kaydetti.

Iwaya sözlerini şöyle noktaladı: “Mevcut uluslararası durumda Japonya ve ABD'nin birlikte ele alması gereken pek çok zorluk var. ABD'li mevkidaşım Marco Rubio ile iş birliği içinde çeşitli düzeylerde karşılıklı güven ve iş birliği tesis ederek ikili ittifakı yeni zirvelere taşımaya kararlıyım.”



Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
TT

Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)

Financial Times, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) üst düzey yöneticilerinin, yıllık ana toplantının geleneksel olarak gerçekleştirildiği İsviçre Alpleri’ndeki Davos’un etkinliği artık karşılayamayacağı endişesiyle yer değiştirme olasılığını incelediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, BlackRock Yönetim Kurulu Başkanı ve WEF’in geçici eş başkanı Larry Fink, zirvenin kalıcı olarak Davos’tan taşınması veya alternatif mekanların dönüşümlü olarak kullanılması seçeneklerini gayri resmi şekilde ele aldı. Görüşülen potansiyel lokasyonlar arasında Detroit ve Dublin de bulunuyor.

Fink, forumun aşırı elitist ve gerçeklikten kopuk olduğu yönündeki geniş çaplı eleştiriler sonrası, organizasyonu yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Fink, “Forumun erişilebilirliği, yalnızca siyasi liderler ve iş dünyası yöneticileri ile sınırlı olmamalı” dedi.

Fink, pazartesi günü yayımladığı bir yazıda, “WEF, yeni bir şey yapmaya başlamalı: Modern dünyanın gerçekten inşa edildiği yerlerde bulunmak ve dinlemek. Davos, evet. Ama aynı zamanda Detroit, Dublin ve Jakarta ile Buenos Aires gibi şehirler de düşünülmeli” ifadelerini kullandı.

WEF yönetimi Davos’un, yaklaşık altmış yıldır yıllık toplantılara ev sahipliği yapan operasyonel merkez olarak önemini vurgulamaya devam etse de, içeriden gelen bilgiler, söz konusu mekânın artan lojistik ve stratejik zorluklarla karşı karşıya olduğuna dair farkındalığın da bulunduğunu ortaya koyuyor.

Hafta boyunca etkinliklere katılmak için Davos’a girmeye çalışırken trafik sıkışıklığında 3 buçuk saat bekleyen üst düzey bir yetkili, WEF’in kapasitesini aştığını belirtti.

Toplantının yeriyle ilgili tartışmalar, forumun başlangıçtaki kimliğini aşarak Avrupa yönetim elitleri için bir kulüp olma rolünden çok daha geniş bir yapıya dönüşmesiyle gündeme geliyor. Beş gün süren WEF, düzenli olarak on binlerce katılımcıyı çekiyor; bunlar arasında resmi davetliler, devlet başkanları, iş dünyası ve sivil toplumdan yöneticiler bulunuyor.

Görüşmelere aşina bir kaynak, “Forum artık başarısının kurbanı haline geldi” dedi.

WEF yetkilileri, konaklama yetersizliği, güvenlik maliyetleri ve fiziksel altyapının sınırlılığı gibi sorunların, mevcut dönemde rekor katılımın kaydedildiği göz önüne alındığında ciddi problemler oluşturduğunu kabul ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımının, zirvenin lojistik zorluklarını daha da artırması bekleniyor.

Bir kaynak, “İsviçre hükümeti için WEF’in ülkeyle güçlü ilişkilerini sürdürmesi önemli. Forumun Avrupa’da kalması, birçok üst düzey yetkili için öncelik teşkil ediyor” dedi.

Bu tartışmalar, forumun üst yönetiminde yapılan değişikliklerle de örtüşüyor. Ağustos ayında Larry Fink ve Roche’un Başkan Yardımcısı Andre Hofmann, yönetim kurulunun geçici eş başkanlık görevine getirilmişti.


Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu (Infra), fonun portföyündeki şirketlerden biri olan HUMAIN ile stratejik finansman için 1,2 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir çerçeve anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma, ülkedeki yapay zekâ ve dijital altyapı projelerinin genişletilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Fonun CEO’su İsmail bin Muhammed es-Sellum, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu adımın ‘fonun, hızlı talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir devamı’ olduğunu belirterek, “gelişmiş altyapının, Vizyon 2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde temel bir şart” olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mayıs’ta HUMAIN’i yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile sektör ekosistemine yatırım yapmak amacıyla kurmuştu.

fde
Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu CEO'su İsmail bin Muhammed es-Sellum (Şarku’l Avsat)

HUMAIN tarafından yayımlanan resmî açıklamaya göre anlaşma, şirketin yapay zekâ veri merkezlerini geliştirmek için bağlayıcı olmayan finansman şartlarını belirliyor. Proje kapsamında, ileri düzey grafik işlem birimleri kullanılarak yapay zekâ modellerinin eğitimi ve uygulanmasına hizmet edecek, toplam kapasitesi 250 megavat olan ultra ölçekli veri merkezleri kurulacak ve bu merkezler hem yerel hem bölgesel hem de küresel müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak.

Açıklamada, Infra ve HUMAIN’in, yapay zekâ veri merkezlerine yatırım yapacak bir platform oluşturmayı da araştırmayı kabul ettiği belirtildi. Platform, iki tarafın merkezinde yapılandırılacak ve kurumsal yatırımcıların katılımına imkân sağlayacak; bu adım, HUMAIN’in sektördeki stratejisini genişletme hedefini destekleyecek.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin’in açıklamasına göre, “İleri düzey hesaplama kapasitesine talep giderek artıyor ve bu anlaşma, şirketi hızlı ve geniş çapta yanıt verebilecek konuma taşıyor.” Emin, amaçlarının, şirketlerin artan karmaşık hesaplama ihtiyaçlarını karşılayabilecek dünya standartlarında yapay zekâ veri merkezleri altyapısı sunmak olduğunu ifade etti.

Finansman açığını kapatmak

Sellum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Ulusal Altyapı Fonu’nun rolünü, stratejik etkiye sahip bazı altyapı projelerinin karşılaşabileceği finansman ve yapısal boşlukları doldurmak olarak tanımladı. Bu rol, ticari finansmanın tek başına ihtiyaçları karşılamaya yetmediği aşamalarda öne çıkıyor. Sellum, fonun rolünün projelere doğrudan finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, asıl amacının bu projeleri yatırım yapılabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği güçlendirirken doğrudan devlet finansmanına olan bağımlılığı da azaltıyor.

Altyapı varlıklarının kapsamının genişletilmesi

Sellum, HUMAIN ile yapılan çerçeve anlaşmasını, fonun hızla talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir uzantısı olarak nitelendirdi. Özellikle dijital altyapı ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanda yer alıyor.

Sellum’a göre bu tür varlıklar, ‘yüksek ve uzun vadeli sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan, ayrıca genellikle geleneksel finansman koşulları tamamlanmadan önce erken aşamalarda finansman gerektiren’ özellikler taşıyor.

Bu bakış açısıyla, fonun bu aşamadaki müdahalesi, ‘pazar olgunluğunu artırmak, uygun finansal yapıyı belirlemek ve kurumsal yatırımcıların daha geniş ve sürdürülebilir katılımını sağlamak’ amacını taşıyor.

Kapsamlı yaklaşım

Bu adımın yapay zekâ sektörüne özel bir odaklanmayı mı işaret ettiği sorusuna yanıt olarak Sellum, fonun belirli sektörleri hedeflemediğini, aksine altyapı projelerinin ekonomik büyümeyi destekleme ve güçlendirme etkisine odaklandığını söyledi. Sellum, “Bugün yapay zekâ, enerji, su, iletişim ve veri merkezlerini kapsayan birbirine bağlı bir altyapı ekosistemine dayanıyor. Bu projeler sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada ve yatırımları çekmede kritik bir unsur haline geldiğinde, fonun müdahalesi de rolünün doğal bir uzantısı oluyor” dedi.

Esnek finansman çözümleri

Geleneksel ticari finansmanla kıyaslandığında Sellum, fonun sağladığı katma değerin, yatırım yapılan varlığın doğasına uygun bir finansman yapısı sunmak olduğunu vurguladı. Sellum, “Yeni altyapı projelerinde ya da operasyonel ve finansal modellerinde dönüşüm geçiren projelerde, riskler dengesiz veya getiriler uzun vadeli olabilir; bu durum geleneksel ticari finansman şartlarıyla uyumlu değildir. Bu bağlamda fon, özel sektörün katılımını teşvik eden, riskleri hafifleten ve projelerin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen esnek finansman çözümleri sunar; hem piyasa dengesini bozmaz hem de ticari finansmanı ikame etmez” dedi.

Yapay zekâ veri merkezleri için yatırım platformu

Sellum, yapay zekâ veri merkezleri için bir yatırım platformu oluşturma çalışmasının, ‘fonun bu tür varlıkları ayrı projeler olarak değil, entegre bir çerçevede ele alma yönelimini yansıttığını’ belirtti. Buna ek olarak, bu yaklaşımın “varlıkları bir araya getirmeyi, standartları tekleştirmeyi ve kurumsal yatırımcılardan uzun vadeli sermaye çekmeyi mümkün kılan, tekrarlanabilir ve ölçeklendirilebilir bir model inşa etmeyi amaçladığını; bu sayede finansmanın verimliliği ve yatırımın sürdürülebilirliği artırılmış olur” dedi.

Finansal sürdürülebilirlik ve özel sektör katılımı

Daha geniş bir çerçevede Sellum bu yaklaşımı Vizyon 2030 hedefleriyle ilişkilendiriyor. Ona göre, “ilerlemiş altyapının geliştirilmesi, dijital altyapı da dahil olmak üzere, bu hedeflerin gerçekleşmesi için temel bir şart.” Bu bağlamda, fonun rolü, bu altyapının finansal olarak sürdürülebilir bir şekilde hızlandırılmasını sağlamak ve özel sektör katılımını güçlendirmek olarak öne çıkıyor.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki gelişmeleri ve bunlara yönelik çabaları görüşmek üzere Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa ile bir araya geldi.

Görüşme, dün İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Yıllık Toplantısı'nın oturum aralarında gerçekleşti ve ikili ilişkiler gözden geçirilerek, ortak iş birliği alanları ele alındı.

Öte yandan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı dün Mısırlı mevkidaşı Dr. Bedr Abdulati ile bir araya gelerek bölgedeki son gelişmeleri ve ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu görüştü.

asdfe
Prens Faysal bin Ferhan ile Dr. Bedr Abdulati’nin dün Davos'ta gerçekleştirdiği görüşmeden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Prens Faisal bin Ferhan dün ayrıca, Hollanda Dışişleri Bakanı David van Welhole ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve bu ilişkileri çeşitli alanlarda güçlendirme ve geliştirme yollarını gözden geçirdi. Ayrıca, en önemli bölgesel ve uluslararası konulardaki son gelişmeleri ve bu konularda yapılan çalışmaları da ele aldılar.