Beşir devrimcileri bastırmak için Ruslardan destek almış

CNN tarafından yayınlanan belgelerin bir bölümü
CNN tarafından yayınlanan belgelerin bir bölümü
TT

Beşir devrimcileri bastırmak için Ruslardan destek almış

CNN tarafından yayınlanan belgelerin bir bölümü
CNN tarafından yayınlanan belgelerin bir bölümü

Sudan’da 2018 yılı sonunda rejime karşı patlak veren protesto gösterilerinin ardından dönemin Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in onlarca sivilin ölmesine neden olan baskı ve işkence politikaları aracılıyla verdiği yanıt, eylemleri tırmandırmıştı. Aynı şekilde gösterilere dair sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla bilgi alışverişi sağlanırken, söz konusu istikrarsızlığın arkasında İsrail’in olduğu belirtilmişti.
Zira Sudan, bu tür bir stratejiye sahip değildi. Bu çerçevede CNN kanalının aktardığı verilere göre Moskova makamlarına yakın iş insanı Yevgeny Prigozhin ile bağlantılı olan bir Rus şirketi, söz konusu ayaklanmanın bastırılmasına destek verdi.
Eski rejimden bir yetkili, Rus danışmanların protesto hareketliliğini yakından takip ettiğini ve tırmanışın bastırılması için bir plan hazırladıklarını belirtti. CNN tarafından yayınlanan belgeler, bir şirketteki iç yazışmaları kapsarken, yazışmaların Rus işadamı Mihail Hodorkovski tarafından yönetilen Londra merkezli The Dossier Center’da yapıldığını ortaya koydu. Şirketin, son aylarda Afrika’daki Prigozhin şirketinin çalışmalarını takip eden faaliyetler yürüttüğü belirtildi.
CNN, belgelerin güvenilir olduğunu ifade ederken, belgelerin Sudan’da yaşanan son gösterilerde Rus danışmaların varlığından söz eden görgü tanıklarının ifadeleriyle de uyumlu olduğunu ortaya koydu.
Belgeler neleri ortaya çıkardı?
Söz konusu belgeler, Sudan’ın başkenti Hartum’da bir ofisi bulunan Petersburg merkezli M Invest’ten elde edildi. Altın ve kıymetli metal içeren kum çıkarma, şirketin ana faaliyetleri arasında yer alıyor.
Bölgelere göre, M Invest şirketi, protesto gösterilerinin adını karalamak amacıyla bir plan hazırladı. Ocak ayı başlarında yayınlanan belgede, “cami ve hastanelere saldırı yapılacağı iddiaları yayma, saflarında (LGBT sembolü) gökkuşağı bayrağı taşıyarak eylemcilerin “İslam ve geleneksel değerler düşmanı” olduğu izlenimi verme” önerileri de yer aldı. Belge ayrıca, sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla İsrail’in eylemcilere destek verdiğini iddia eden bir kampanya başlatılması önerisini de kapsadı.
Aynı şekilde belgede, hükümetin, protestocuların liderlerini tecrit etmek ve zaman kazanmak için muhalefet ile diyalog kurma çerçevesinde gösteriş yapması önerisi de bulunuyor. Bu bağlamda M Invest şirketi, bir propaganda kampanyasının bir parçası olarak ekmek, un, tahıl ve yiyecekleri ücretsiz bir şekilde dağıtarak hükümetin görünümünü iyileştirme önerisinde bulundu. Öneri, protestoların tırmanmasından Batı’yı sorumlu tutma ve Sudan’da iç savaş çıkardıklarını itiraf eden tutukluların sorgularını kapsayan büyük medya tasarılarını da içerdi. Bir başka belgede ise protestolardan bir gün önce eylemcilerin liderlerini gözaltına alma, eylemcilere gösterilere katılmaları için para verildiği şeklinde yanıltıcı bilgiler yayınlama fikri ortaya koyuldu. Aynı şekilde M Invest, kullanıcılarla tartışma ve alternatif bir gündem ortaya çıkararak protesto hareketliliğini hedef almak için sosyal paylaşım sitelerinde ekipler kurmayı önerdi.
Öte yandan CNN, M Invest şirketi ile iletişim kurmaya çalıştığını belirtti. Aktarılana göre şirketin Hartum’daki ofisiyle telefon görüşmesi sırasında Arapça konuşan bir kişi ile iletişim kuruldu, ancak söz konusu kişi telefonu kapattı. Daha sonra gazeteciler ofis binasına ziyarette bulundu, ama mekanın Mir Gold adlı bir Rus şirkete kiralandığı bilgisine ulaştılar.
Kremlin ile gıda tedarik sözleşmeleri nedeniyle “Putin’in aşçısı” olarak bilinen Prigozhin, ABD Başkanlık seçimlerinde Rusya’nın müdahalesini inceleyen özel yetkili savcı Robert Mueller’in soruşturması çerçevesinde suçlanan 13 Rus’tan biri. ABD, yanlış bilgiler vererek seçmenleri kandırmaya çalışmak için sosyal paylaşım sitelerinde sahte hesaplar açıldığını iddia ediyor. Ancak Prigozhin ismi, “hibrit savaşı” mekanizmalarının kullanımıyla sınırlı değil. Öyle ki söz konusu isim, Ukrayna, Gürcistan, Suriye ve Libya’daki savaşlarda önemli rol oynayan “Wagner’ın ordusu” olarak bilinen özel askeri oluşumlarla da ilişkilendiriliyor. Aynı şekilde bu ordunun, son zamanlarda Sudan’da da var olduğu iddia ediliyor.
Diğer taraftan Rusya, Sudan’daki protestoların bastırılmasında rol oynadığı yönündeki iddiaları reddetti. Ancak Rus paralı askerlerin barışçıl gösterileri bastırma girişimleri, Sudan’daki Rus varlığının devam ettiğini gösterdi. Bu çerçevede birçok medya organı da Sudan’da devam eden gösterilerdeki Rus savaşçıların görüntülerini yayınladı. Wagner’ın ordusunun Sudan’daki aktif olduğu söylentileri ise son iki yılda birçok tarafça ortaya koyuldu.
Elde edilen bilgilere göre Rusya, 2017 yılının başlarında Sudan hükümeti ile işbirliği dahilinde bu özel askeri oluşumları Sudan’a yönlendirmeyi başladı.
En yaygın olarak kullanılan isim uyarınca Wagner’ın ordusu, Rusya’da faaliyet gösteren Vantanga ağına göre Prigozhin tarafından finanse ediliyor. Ordunun, Suriye’deki ve bazı Afrika ülkelerinde petrol sahalarını yenilemek ve servet kazanmak için özel savaşlardaki katılım faaliyetleri de ortaya çıktı.
Protestoları veya çatışmaları bastırma meselesine Moskova; Doğu Ukrayna, Abhazya ve son olarak da Venezuela’da olduğu gibi doğrudan katılmak istemiyor. Rusya’nın gölge ordusu olmak için Moskova’nın, olmaması gereken yerlerde en az maddi, diplomatik ve beşeri kayıplarla var olmasına izin veriliyor. Bu çerçevede geçen yılın ortalarında Rus kaynaklar, bu ülkedeki faaliyetlerine ihtiyacın azalması sonrasında mevcut eğilimin, Rus özel kuvvetlerdeki askeri müteahhitlerin bir bölümünü Suriye’den transfer etmeyi amaçladığı belirtildi. Geri çekilmenin bir sonraki aşamasının da Afrika ülkelerinin yanı sıra hem Libya hem de Sudan’ı kapsaması muhtemel. Aynı şekilde Rusya, yatırım ve kazançlı sözleşmeler sağlamak için varlığını özel şirketler aracılığıyla genişletmeyi hedeflemekte.
Rusya Dışişleri Bakanlığı resmi sözcüsü Maria Zakharova, Rus güvenlik şirketlerinin Sudan’daki faaliyetlerine ve protestoları bastırmak için yetkililere yardım ettiğine dair iddiaları reddetti. Zakharova, Sudan’daki bu grupların özel şirket olduğuna dikkati çekerek Rusya hükümeti ile herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını vurguladı.
Zaman azalıyor
Hartum’daki bazı kaynakların CNN’e aktardığına göre Ömer el-Beşir hükümeti, M Invest şirketinin planlarını uygulamaya çalıştı. Bu çerçevede Darfur’da öğrencileri gözaltına alırken, onları “şirketin öneride bulunduğu önemli bir nokta olan” iç savaş çıkarmaya çalışmakla suçladı. Kaynaklar da birçok bakanlıkta, Sudan Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Hizmetleri’nde özel şirketten Rus danışmanların olduğunu ifade etti. Prigozhin, 17 Mart’ta Beşir’e yazdığı bir mektupta, “krizi daha da şiddetlendiren” Sudan hükümetinin gevşekliğinden şikayet etmişti. Mektupta, “Yeni hükümetin krizi sonlandırmak için etkili adımlar atmaması, daha ciddi siyasi sonuçlara yol açacak” ifadelerine yer verilmişti.
Askeri boyut
Veriler, Moskova’nın Port Sudan şehrinde bir deniz üssü inşa etmek istediğini ortaya koyarken, Haziran 2018’de M Invest şirketi tekrar gündeme gelmeye başladı. Şirket, askeri ilişkileri desteklemek için Sudan Askeri Sanayileşme Teşkilatı adına bir mektup yazdı. M Invest, Rus donanmasının komutan yardımcısı Oleg Makarevich’e bir ziyareti sırasında “Sudan topraklarında Rus gemileri için lojistik bir destek noktası oluşturma olasılığını” ele aldıklarını belirtti.
Prigozhin de bu stratejinin bir öncüsü ve ortağıydı. Öyle ki durum, sadece İnternet Araştırma Ajansı ile bağlantılı olan Concord Management şirketi değil, aksine Suriye’de petrol arama hakkı elde eden “Euro Police” şirketi ile de bağlantılı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.