ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran petrolünün ithal edilmesine ilişkin muafiyetlere son vermesiyle birlikte İran'a uygulanan yaptırımlarda yeni bir aşamaya girildi. Tahran söz konusu yaptırımların üstesinden gelmek için alternatifler ve yeni yöntemler bulmaya çalışırken, Washington da bu girişimlere karşı koymaya çalışıyor.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in, geçen hafta Başkan Trump'ın politikalarını eleştirmek için New York'taki diplomatik varlığını kullanması dikkat çekti. Zarif, sadece ABD siyasi kurumunun Cumhuriyetçi ve Demokratlar arasındaki anlaşmazlıkları değil, bilakis yönetimin kendi içindeki büyük anlaşmazlık noktasını göstermeye çalıştı.
Demokrasiyi Savunma Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre bu durum, azami baskı politikasının İran ekonomisi üzerindeki etkisinin büyük olduğunu gösteriyor. Çalışma, İran İstatistik Merkezi’nin ülkedeki enflasyon oranına ilişkin ortaya koyduğu rakamlara dayanıyor. Nitekim ülkedeki yıllık yüzde 30,6’lık enflasyon oranı, ABD’nin nükleer anlaşmadan geri çekilmesinin ardından yüzde 51,4'e yükseldi.
Çalışma ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden önceki son ay olan Nisan 2018’de, İran’ın yıllık ortalama enflasyon oranının yüzde 8 olduğunu gösteriyor. Bu rakam, iki yıldan uzun bir süre değişmeden kaldı. Son rakamlar, gıda maliyetinin, geçen yılın Nisan ayına göre yüzde 85,2 oranında hızla arttığını gösteriyor. Bununla birlikte bazı ürünlerin fiyatında büyük oranda artışların gözlendiği ve tüketici destek politikalarının işe yaramadığı biliniyor. Demokrasiyi Savunma Enstitüsü’ne göre bu başarısızlık, büyük oranda ülkedeki köklü yolsuzluktan kaynaklanıyor. Çalışma, konut kiralama (24.7) ve sağlık (27.2) gibi bazı sektörlerin enflasyonun kendisinden etkilenmemiş olmasına rağmen ilaç fiyatlarının oldukça yüksek olduğunu kaydediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), mevcut resesyonun bu yıl daha da artmasını ve bu durumun GSYİH'nın yüzde 6’ya kadar düşmesine yol açmasını beklerken, Tahran'ın petrol gelirlerinin düşmesi ve yabancı rezervlerin azalmasıyla birlikte enflasyonun artması bekleniyor.
Enstitü tarafından yapılan bir başka araştırmada, Washington’un Kasım ayında uyguladığı yaptırımlara rağmen İran’ın Mart 2018’den Mart 2019’a kadar 14.1 milyar dolarlık petrokimya ürünleri ihraç ettiği ve bu oranın İran'ın petrol dışı ihracatının yüzde 32’sini temsil ettiği kaydedildi.
En büyük destekçi Çin
İran gümrük verilerine göre en büyük ithalatçı olan Çin, 5.6 milyar dolarlık petrokimya ürünleri ithal etti. Bunun yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 2 milyar dolar, Irak 1.5 milyar dolar ve Türkiye ve Hindistan ise yaklaşık 1 milyar dolar değerinde ithalatta bulundu.
Yaptırımların devreye girmesinin öncesinde İran, ayda ortalama 1,2 milyar dolarlık petrokimya ihracatı gerçekleştirdi. Yaptırımların Kasım ayında yeniden uygulanmasıyla birlikte ihracatta bir düşüş yaşandı, fakat bir sonraki ay, Ekim ayındaki seviyeye tekrar ulaşıldı. Daha sonra ilgili dönemin son çeyreğinde bu rakam aylık yaklaşık 900 milyon dolar seviyesinde sabitlendi. İran'ın petrokimya ihracatı, yaptırımların yeniden uygulanmasından bu yana yalnızca yüzde 20 oranında azalmış olsa da, İran'ın petrokimya ithalatçıları halen Washington ve rakiplerinin müttefiki.
Öte yandan hükümet verileri, İran'ın hayat damarları olan Asya şirketlerinin ABD yaptırımlarından sonra Tahran ile olan ticaretlerini büyük ölçüde azalttıklarını gösteriyor. İran ile ilişkilerini yeniden gözden geçiren şirketler arasında bankalar, petrol şirketleri ve Huawei, Lenovo, LG ve Samsung gibi teknoloji devleri bulunuyor.
ABD’nin geçtiğimiz sonbaharda yaptırımları yeninden yürürlüğe koymasının öncesinde Avrupalı şirketlerin İran ekonomisinden çekilmeye başlaması, Tahran’ın umutlarını Çin ve diğer Asya ülkelerine bağlamasına yol açtı. Nükleer anlaşmadan önce Çin, İran’a endüstriyel ekipmanların tedarik edilmesinde Avrupa'nın önünde yer alıyordu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü'nün terör örgütleri listesine dâhil edilmesi ve İran petrolü ithalatına ilişkin muafiyetlerin son bulması ile birlikte İran, ana ödeme araçlarının durması gibi bir problemle karşı karşıya kalıyor. Bu, 2 Mayıs'ta muafiyetlerin sona ermesinden sonra İran'dan petrol ithal eden herhangi bir şirketin ABD bankacılık sisteminden çıkabileceği anlamına geliyor.
Washington, Çin, Hindistan ve Güney Kore’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin, ithalatlarını azaltma konusunda kararlı oldukları sürece İran petrolünü ithal etmelerine izin verdi.
Hindistan, ABD yaptırımlarına uyacağını söylerken, Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Pekin’in ‘tek taraflı yaptırımlara sürekli olarak karşı çıktığı’ belirtildi. Uzmanlar Çin'in İran petrolünü ithal etmeye devam edeceğini, fakat birçok Çinli şirketin İran'la olan ilişkilerini sınırlayacağını düşünüyor. Öte yandan, Çin-İran ticaretinin önemli bir kanalı olan Çin Devlet Petrol Şirketi’nin (CNPC) sahibi olan Kunlun Bankası, 1 Mayıs'tan itibaren İran'la olan tüm transferleri durduracağını söyledi.
Çin Gümrük Genel İdaresi'ne göre, Çin’in İran’a yaptığı aylık ihracat 2014’ten 2018’in başlarına kadar aylık ortalama 1.6 milyar dolar düşerek Mart ayında 629 milyon dolara geriledi. Bu durum, ABD baskısının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Çinli yetkililer, Çinli devlerin petrol, gaz ve demiryollarındaki milyar dolarlık projelerinin tehdit altına gireceğinden endişe duyduklarını dile getirdiler.
Teknoloji darbesi
Dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon şirketi olan Huawei geçen ay İran'daki 250 çalışanının çoğunu işten çıkardığını ve ayrıca dünyanın en büyük bilgisayar üreticisi olan Pekin merkezli Lenovo şirketinin, ABD Hazine Bakanlığı’ndan aldığı uyarının ardından Dubai’deki distribütörlerinin İran’a satış yapmasını yasakladığı belirtildi. Şirket, İran’a uygulanan uluslararası bankacılık yaptırımlarını ihlal ettiği iddiasıyla Washington’un yoğun baskısı altında kaldı ve Trump ile Pekin yönetimi arasında büyük bir çekişme noktası haline geldi.
Daha önce İran'la ilişkilerini oldukça sınırlayan Güney Kore'nin elektronik devi Samsung ve LG’nin muafiyetlerin sona ermesiyle birlikte İran pazarından tamamen geri çekilmeleri bekleniyor.
Demokrasiyi Savunma Enstitüsü’ndeki İran uzmanı Said Kasımi Nejad, söz konusu baskı kampanyasının devam etmesiyle birlikte Tahran’ın ‘rejimin bekası’ ile ‘bölgesel hegemonya planları’ arasında bir seçim yapmak zorunda kalacağını söyledi. Ayrıca Washington’un Tahran’a ve bölgedeki ajanlarına baskı yapmaya devam etmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Nejad, İran’ın müzakere masasına oturması için acele edilmemesi gerektiğini söyledi.
Petrol üretiminin sıfırlanmasıyla birlikte İran'ın Avrupa ve Asya’ya ilişkin bahisleri çöktü
Petrol üretiminin sıfırlanmasıyla birlikte İran'ın Avrupa ve Asya’ya ilişkin bahisleri çöktü
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة




