Tunus'ta yaşam şartları ve işsizliğe karşı düzenlenen protestolar dinmek bilmiyor

Tunus sokaklarında pazar günü gerçekleşen protestolardan bir kare (EPA)
Tunus sokaklarında pazar günü gerçekleşen protestolardan bir kare (EPA)
TT

Tunus'ta yaşam şartları ve işsizliğe karşı düzenlenen protestolar dinmek bilmiyor

Tunus sokaklarında pazar günü gerçekleşen protestolardan bir kare (EPA)
Tunus sokaklarında pazar günü gerçekleşen protestolardan bir kare (EPA)

Tunus'ta yaşam şartları ve işsizliğe karşı düzenlenen eylemler sürüyor. Dün, Başkent Tunus'un Habib Burgiba Caddesi'nde toplanan çok sayıda protestocu, gösteri sırasında "İşte gündüz geliyoruz" sloganı attılar. Ülke genelinde birkaç gündür süren ve şiddetli çatışmalara tanık olunan eylemlerde yaklaşık bin kişi gözaltına alındı.
Polis ve göstericiler arasında çatışmaların yaşanmasına sahne olan protestolar, Yasemin Devrimi’nin onuncu yıldönümünün ardından yaşanıyor. Ancak bu protestolar işsizlik ve kötüleşen kamu hizmetleri yüzünden artan öfkenin ortasında birçok ekonomik ve sosyal zorluğu da beraberinde getirdi. Protestolar için net bir gündem belirlenememesinin yanı sıra büyük partilerin de desteği alınamadı. 2011'den bu yana önceki birçok protesto gösterisinde olduğu gibi “protestolar ivme kazanacak mı yoksa saman alevi gibi yanıp sönecek mi?” bu da henüz net değil.
Protestolarda en az 632 kişi gözaltına alındı. Tunus İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Halid Hayuni, “Güvenlik güçleri, 632 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında lastik ve çöp konteynırı ateşe veren, yaşları 15 ila 25 arasındaki gençler de var” dedi.
On yıl önce Tunus’un eski cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin iktidarını sona erdiren protestoların bir sembolü ve odak noktası olan Burgiba Caddesi'nde, dün, toplanan göstericiler geçtiğimiz günlerde yaşanan olaylarda gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep ettiler.
Edebiyat mezunu işsiz genç Seniye Reuters'e şunları söyledi: “Rejimi protesto eden herkesi hırsız olarak tanımlıyorlar. İş istediğimizi söylemek için gece değil gündüz açık yüzlerle geldik. Saygınlık istiyoruz. Küçümsenmeye, marjinalleşmeye ve açlığa yeter diyoruz.”
Protestocular dün hep bir ağızdan şu sloganları attılar: “Endişe yok, korku yok. Sokak halkındır”
Protestocular ayrıca, dün, Muhammed Buazizi’nin, Sidi Bu Zeyd kentindeki evinin önünde toplandılar. Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi isimli genç 17 Aralık 2010’da bu kentte kendini yakarak intihar etmiş ve ülkede devrim patlak vermişti.
İçişleri Bakanlığı'nın dün yaptığı açıklamaya göre, birkaç Tunus kentinde üst üste üçüncü gece yaşanan kargaşanın ardından yetkililer bazı bölgelere ordu kuvvetleri konuşlandırdı.
Protestoların başlangıcı, Kovid-19 vakalarındaki keskin artış nedeniyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarına denk geldi. Başkent’te koronavirüs önlemleri kapsamında Perşembe günü öğleden sonra dörtte başlayan sokağa çıkma yasağı Pazar günü sona erdi. Kısıtlamalar, nedenleri tam olarak bilinmeyen ancak siyasi istikrarsızlık ve ülkedeki kötüleşen sosyal durum bağlamında ortaya çıkan çatışmalara mani olamadı.
AFP’nin aktardığına göre İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Halid el-Hayuni, gözaltı sayısının iki gün önce 632'ye ulaştığını, protestoların başlangıcından bu yana toplam gözaltı sayısının ise yaklaşık bin kişiye çıktığını açıkladı. Protestocular güvenlik birimlerinin hareketlerini engellemek amacıyla lastik tekerlek ve çöp konteynırlarını ateşe verdiler. Savunma Bakanlığı ise ordunun birkaç şehre yayıldığını söyledi.
Çatışmalar başkentte ve diğer bazı şehirlerde eşi görülmemiş ekonomik krizden ciddi biçimde etkilenen marjinal bölgelerde patlak verdi. Salgın ise bölünmüş siyasi sınıfın felç olmuş göründüğü bir zamanda ekonomik iyileşmenin başlangıcını baltaladı.
Tunus'taki özel radyo kanalı Mosaique FM’e konuşan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Halid el-Hayuni konuya ilişkin şunları söyledi: “Yaşanan olaylar Anayasanın güvence altına aldığı protesto hakkıyla çelişiyor. Protestolar gece değil gündüz vakti ve kanun çerçevesinde yapılır. Özellikle de sokağa çıkma yasağı sırasında insanların mallarını gasp, hırsızlık ve yağma gibi suçlar işlenerek yapılmaz.
Çok sayıda polis, düzinelerce şehirde konuşlandırıldı.  Bunların arasında Tunus yakınlarındaki büyük Tedamon mahallesi de var. Tedamon mahallesinde polis ve çoğu gençlerden oluşan protestocular arasında çatışmalar yaşandı. Tedamun dışında başka mahallelerde de yağma olayları meydana geldi.
Milli Savunma Bakanlığı resmi sözcüsü Muhammed Zekri yaşanan olaylara ilişkin AFP’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Askeri birlikler, karargahları koruma altına almak için Susa, Kassarin, Bizerte ve Silyana’daki varlıklarını pekiştirdi. Bu adım esasında söz konusu dört şehirdeki karargahları himaye altına almak için atıldı. Nitekim ülkenin bazı bölgelerinde isyan ve sabotajların yoğunlaşmasını bekliyoruz.”
Protestolara dair görüntülerde yolların kesildiği, araç lastiklerinin ateşe verildiği ve güvenlik güçlerinin gençleri dağıtmaya çalıştığı görülüyor.
Protestolar El-Muruc, ed-Denden gibi başkent banliyölerinde ve ülkenin diğer bölgelerinde günlerdir yoğun bir şekilde devam ediyor.
Polis; dükkan, banka ve ticari işletmelere yönelik gerçekleştirilen saldırı girişimlerini püskürtmek için özellikle de Bizerte, Kayrevan ve Bace şehirlerinde müdahalede bulundu.
Bu bağlamda, Uluslararası Af Örgütü; polisi, "Gözaltıların nedenleri ve koşulları ne olursa olsun, tutukluların haklarına saygı göstermeye" çağırdı. Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Protestocuların şiddete maruz kalması ve dün sabah barışçıl gösteri yapan bir aktivistin yanı sıra yoksulluk, yolsuzluk ve baskıyı protesto eden onlarca kişinin gözaltına alınması endişe verici.”
Tunus'un en büyük sendikalarından biri olan Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), "Boyun eğme ve istismara yol açabileceği gerekçesiyle gece protestolarına son verilmesi" çağrısında bulundu. Sendikadan yapılan açıklamada, “Barışçıl protesto meşru kazanılmış bir haktır; anayasa ile güvence altına alınmıştır” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan, sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta bu sabah Kayravan, Safakes ve öğleden sonra başkentte olmak üzere yüksek yaşam maliyeti ve yoksulluğa karşı gösteriler yapılması çağrısında bulunuldu. Milli Savunma Bakanlığı resmi sözcüsü Muhammed Zekri ise ordunun hükümet binalarını korumak için birkaç şehirde konuşlandırıldığını ifade etti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.