Dibeybe’nin listesi Temsilciler Meclisi’ne sunulacak

Libya’nın başkenti Trablus’taki milisler arasında gerginlik yaşandı.

Göçmenler, 28 Şubat’ta Trablus Deniz Üssü’ne ulaşmaları sonrasında Libya Sahil Güvenliği tarafından kurtarıldılar. (AFP)
Göçmenler, 28 Şubat’ta Trablus Deniz Üssü’ne ulaşmaları sonrasında Libya Sahil Güvenliği tarafından kurtarıldılar. (AFP)
TT

Dibeybe’nin listesi Temsilciler Meclisi’ne sunulacak

Göçmenler, 28 Şubat’ta Trablus Deniz Üssü’ne ulaşmaları sonrasında Libya Sahil Güvenliği tarafından kurtarıldılar. (AFP)
Göçmenler, 28 Şubat’ta Trablus Deniz Üssü’ne ulaşmaları sonrasında Libya Sahil Güvenliği tarafından kurtarıldılar. (AFP)

Libya Diyalog Forumu’nun katılımcılarından bazılarını etkileyen siyasi yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili Birleşmiş Milletler (BM) raporunun yayınlanması çağrısı yapılıyor. Forum, geçtiğimiz günlerde İsviçre’nin Cenevre kentinde BM sponsorluğunda düzenlenmişti. Bu çağrılar ortasında Libya hükümetini kurmakla görevli Başbakan Abdulhamid Dibeybe’ye yakın kaynaklar, Temsilciler Meclisi’ne sunmaya hazırlık olarak gelecek iki gün içerisinde hükümet şeklinin tamamlanmış olacağını açıkladılar.
Dibeybe’nin bir yardımcısı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni hükümet listesinin eksiksiz şekilde sona ermek üzere olduğunu aktardı. İsminin verilmesini istemeyen yetkili, listenin çok yakın bir zamanda Başkanlık Konseyi ve Temsilciler Meclisi’ne sunulacağına dikkat çekti.
Dibeybe, hükümetin oluşumunda gerçek bir etkinliğe ve güce sahip kadınların yalnızca sayısal olarak değil, gerçek katılımlarından da söz etti. Diyalog Forumu’nun kadın üyeleriyle olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Başbakan, kadınların bu konuda karşılaştığı zorlukların ele alındığını kaydetti.
Abdulhamid Dibeybe, on yıllık kaosu sona erdirmek için aralık ayında seçim yapılmasını öngören geçiş aşamasının ilk durağı kapsamında parlamentoya hükümetin yapısını sunmuştu. Dibeybe’nin, Temsilciler Meclisi’nin güvenini kazanmak üzere bu ayın 19’una kadar vakti bulunuyor.
Meclis Başkanı Akile Salih, hükümete güven oyu verilmesi meselesini görüşmek için 8 Mart’ta bir parlamento oturumu düzenleneceğini duyurmuştu. BM’nin Dibeybe için yol haritası olarak belirlediği son tarih olan 26 Şubat, bakanlık pozisyonları adayları ilan edilirken karşılaşılan zorluklar ortasında sona erdi.
61 yaşındaki Dibeybe geçen ay İsviçre’de BM sponsorluğunda düzenlenen diyaloga katılanlar tarafından geçiş dönemi başbakanı seçildi.
Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Komitesi’nin beş üyesi tarafından yapılan açıklamada, BM misyonuna rüşvet alma suçlamaları sonrasında ‘tüm siyasi süreci etkileyen söylentilere son vermek için’ Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan uzman raporunu yayınlama çağrısı yapıldı. Açıklamada foruma katılan herkese yönelik ihlallere son vermek için gerekli ve yasal tedbirleri alma çağrısına da yer verildi.
Diğer yandan Dibeybe hükümeti, düzenlediği bir logo yarışmasında ilk sırada yer alan eserin birinciliğini feshetmek zorunda kaldı. Karar, gözlemcilerin ‘kazanan logonun zaten kullanımda olan bir logoya benzediği’ uyarısı sonrasında alındı.
Hükümetten geçen cumartesi günü yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Jüri konuyu, ilgili tüm teknik ve organizasyonel yönleri araştırdıktan sonra bu tür bir benzerliğin yarışma için ilan edilen şartlarla tutarsız olduğunu ilan etti. Ve daha sonra ilk etapta kazandığı ilan edilen ve hükümetin resmi logosu olarak kullanılmak için seçilen logonun zaferini feshetme kararı aldı.’
Yerel medya ve siyasi aktivistler, hükümeti, gerekli koşulları ve fikri mülkiyet haklarını ihlal eden bir logonun kullanılmasına izin verdiği için eleştirdi. Aktivistler, söz konusu logonun internetteki özel bir şirketin kullandığına dikkat çekti.
Diğer yandan Almanya, Dibeybe hükümetine güven oyu vermesi için Temsilciler Meclisi’ne uluslararası baskı hattına dahil oldu. Öyle ki Almanya’nın Libya Büyükelçisi Oliver Owcza, Akile Salih ile bir araya gelerek, kendisine ‘cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gecikmeden zamanında yapılması ve hükümetin üç bölge arasında eşit dağılım ilkesine dayalı olarak kurulması gerekliliğini’ vurguladı.
Temsilciler Meclisi Sözcüsü’nün belirttiğine göre Owcza, ‘Salih’in ‘bir başkanlık konseyi ve Ulusal Birlik Hükümeti kurma yolunda önemli adımların tamamlanmasıyla temsil edilen ve olumlu sonuçlar kaydeden’ sürekli çabalarına derin takdirini iletti.
Diğer yandan Trablus, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı caydırıcı güçlere mensup 444 unsurdan birinin Selahaddin bölgesinde Eyub Ebu Ras liderliğindeki ‘Trablus Devrimcileri’ milisleri tarafından öldürülmesinin ardından geçen cumartesi günü yeni bir güvenlik gerginliğine tanık oldu.
Mahalle sakinleri ve görgü tanıkları, bölgede çatışmaların patlak verdiğini duyurdu. Caydırıcı güç kontrolündeki Mitiga askeri üssü ve havalimanı yakınlarında silah sesleri duyulduğu belirtildi. Genel olarak batı bölgesindeki ve özel olarak da Trablus’taki güvenlik koşulları, UMH’ye bağlı İçişleri Bakanı Fethi Başağa ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Koordinatörü Yardımcısı Rizdon Zininga arasındaki görüşmenin de gündemindeydi. Ağa, ilerleyen günlerce Temsilciler Meclisi’nin Ulusal Birlik Hükümeti’ne güven vereceği yönündeki umudunu dile getirdi.
28 Şubat’ta yayınlanan bir açıklamaya göre Başağa, yeni bir Ulusal Birlik Hükümeti ve Başkanlık Konseyi’nin seçilmiş olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek İçişleri Bakanlığı’nın ülkeyi güvenliğe kavuşturmak için tüm siyasi sonuçlara destek verdiğini vurguladı.
Fethi Başağa, Yolsuzlukla Mücadele Kuruluşu Müdürü Numan eş-Şeyh ile ‘yolsuzluğun önlenmesi, yolsuzluk suçlarının araştırılması, ortaya çıkarılması ve tanıkların, uzmanların, ihbarcıların ve gizli kaynakların korunması’ alanında ‘her türlü yolsuzlukla mücadele etmek, bilgi, başarılı deneyimler, uzmanlık ve belge alışverişi yapmak’ için bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi hükümleri ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde imzalandı.
Diğer yandan askeri savcılık, Ulusal Ordu’ya (LUO) bağlı 9’uncu Tugay’ın 3 binden fazla üyesi hakkında, ‘toplu mezarlara gömülü çok sayıda kişinin öldürülmesi suçuna karışmak’, ‘özel ve kamu mülklerini tahrip etmek’ ve ‘Trablus savaşına katılmak’ suçlamalarıyla tutuklama emri çıkardı.
Burkan el-Gadab (Öfke Volkanı) operasyonuna katılan UMH güçleri de “Kayıpların Aranması ve Tespit Edilmesi Kamu Kurumu geçen cumartesi akşamı, Tarhuna’daki toplu mezarlarda DNA analizlerinin ve kayıp ailelerinin örnekleriyle eşleştirme işlemlerinin ardından 7 cesedin kimliğini belirledi” açıklamasında bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.