Gannuşi’nin servetinin en az 2,7 milyar dinara ulaştığını iddia gazeteye Nahda dava açtı

Davanın arka planında Gannuşi'ye yönelik "yasadışı yollarla zenginleşme" suçlamaları yer alıyor.

Tunus'taki sivil toplum aktivistleri dün Tunus'un sahil kenti Susa’da İtalya'dan Tunus'a yasadışı yollarla taşınan atıkların iadesini talep etmek için gösteri düzenlediler. (AFP)
Tunus'taki sivil toplum aktivistleri dün Tunus'un sahil kenti Susa’da İtalya'dan Tunus'a yasadışı yollarla taşınan atıkların iadesini talep etmek için gösteri düzenlediler. (AFP)
TT

Gannuşi’nin servetinin en az 2,7 milyar dinara ulaştığını iddia gazeteye Nahda dava açtı

Tunus'taki sivil toplum aktivistleri dün Tunus'un sahil kenti Susa’da İtalya'dan Tunus'a yasadışı yollarla taşınan atıkların iadesini talep etmek için gösteri düzenlediler. (AFP)
Tunus'taki sivil toplum aktivistleri dün Tunus'un sahil kenti Susa’da İtalya'dan Tunus'a yasadışı yollarla taşınan atıkların iadesini talep etmek için gösteri düzenlediler. (AFP)

Tunus’taki Nahda Hareketi, parti ve liderleri hakkında "soruşturma ve inceleme yapılmadan" kasıtlı olarak iftira ve yalan haber yayınlayanlarla ilgili Tunus mahkemelerinde dava açacağını duyurdu. Söz konusu karar, Tunus’taki el-Envar (Al Anwar) gazetesinin Nahda Lideri Raşid Gannuşi'nin mülkiyeti hakkında bir makale yayımlamasının ardından geldi. Gazete, Gannuşi’nin kişisel servetinin en az 2,7 milyar Tunus dinara (976 milyon dolar) olduğunu ve silah ticaretinde uzmanlaşmış kıtasal ağlar tarafından yönetildiğini yazdı.
Nahda liderleri, mücadele edenleri yıpratma ve onlara karşı utanmaz suçlamalar uydurmayı benimseyenler, yanıltıcı makaleleri, iflas etmişlerin ve vicdanlarını düşük fiyatlara satanların yöntemi olarak nitelendirerek kınadılar.
Nahda Hareketi’ni ve liderini hedef alan karalama kampanyasının, "Tunusluların demokrasi düşmanlarının devlet kurumlarını tahrif etme ve kötüye kullanma planlarını ortaya çıkardığı sızıntıları örtbas etme çabasının bir parçası olarak sefil bir tepkiden başka bir şey olmadığı” ifade edildi.
Nahda Hareketi liderlerinden Refik Abdüsselam, hareketin liderine yöneltilen yasadışı yollarla zenginleşme suçlamalarını reddederek, “Gannuşi'nin en-Nahli semtindeki mütevazı evi dışında bu dünyada hiçbir mülkü olmadığını ve hayatı boyunca sade ve mütevazı bir yaşamı sürdüğünü" ifade etti. Ayrıca açıklamasında şunları kaydetti: 
“Bir önceki işvereni hayatını kaybettikten sonra (eski Devlet Başkanı Zeynelabidin bin Ali'ye atıfta bulunarak) yeni işvereni Abir Musa'nın (Özgür Anayasa Partisi Genel Başkanı) gündemine hizmet etmek için yalan sektörüne bağımlı hale gelen gazete (el-Envar), Gannuşi’nin servetinin 976 milyon dolara ulaştığı şeklindeki yanlış iddiasıyla yetinmiyor. Aynı zamanda, paralel bir bankaya sahip küresel piyasadaki bir silah ve uyuşturucu satıcısı olduğuna dair iftiralar uydurmaya devam ediyor.”
Abdusselam açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
"Kendisi ve benzerleri gibi diğer herkesin de mali ve ahlaki yolsuzluğa dahil olduğunu düşünerek, dünyanın kendileri gibi çetelerin yükseldiği sahipsiz bir çiftlik olmadığını gözden kaçırıyorlar. Aksine, tüm gelişmiş ülkelerde mali ilişkiler sıkı kurallar ve tam bir denetleme ile yönetiliyor. Bu gazete, tüm bu iddia edilen mülkleri kendisi için ve sahte yalancılar çetesine dağıtmak için saf bir armağan olarak görüyor.”
Öte yandan, Tunus parlamentosundaki Seçim Komisyonu Başkanı Samir Dilou, geçen Temmuz ayında Komisyon tarafından onaylanan Anayasa Mahkemesi üyeliği için aynı aday listesinin korunduğunu belirtti. Liste, mahkemenin kalan üyelerin seçilmesi için 8 Nisan’da yapılması planlanan parlamento oturumu için hazırlandı.
Hukuk uzmanları listesinde Müstakbel Bloku ve Tunus'un Kalbi Partisi'nin adayı Muhammed el-Adil, Yaşasın Tunus hareketinin adayı İzzeddin el-Arfavi, Ulusal Blok, Reform Bloku, Yaşasın Tunus Hareketi, Tunus'un Kalbi ve Demokratik Blok’tan destek alan Nureddin el-Gazvani, Ulusal Reform Bloku adayı Abdulcelil Bouraoui ve Demokratik Blok tarafından desteklenen Muhammed Katata yer alıyor. Söz konusu liste, hukukta uzman olmayan iki adayı da içeriyor. Bunlar, Nahda'nın adayı Muhammed Bouzghiba ve Onur Koalisyonu tarafından aday gösterilen Celaleddin Alluş.
Bağımsız bir yargı organı olan Anayasa Mahkemesi, dörtte üçü (yani 9 üyesi) en az 20 yıllık tecrübeye sahip hukuk uzmanlarından olmak üzere 12 nitelikli üyeden oluşuyor. Cumhurbaşkanı, Halk Temsilcileri Meclisi (Parlamento) ve Yüksek Yargı Konseyi dört üye atıyor ve atama dokuz yıllık tek bir dönem için yapılıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.