Husilerin döşediği mayınlar 2020'de 348 Yemenlinin yaşamını yitirmesine neden oldu

Mayın Temizleme Projesi (MASAM) kapsamında bugüne kadar 230 binin üzerinde mayın temizlendi.

Suudi Arabistan’ın Masam Projesi Direktörü Usame el- Kusaybi ve Yemen'deki saha ekipleri. (Masam’ın Twittter hesabı)
Suudi Arabistan’ın Masam Projesi Direktörü Usame el- Kusaybi ve Yemen'deki saha ekipleri. (Masam’ın Twittter hesabı)
TT

Husilerin döşediği mayınlar 2020'de 348 Yemenlinin yaşamını yitirmesine neden oldu

Suudi Arabistan’ın Masam Projesi Direktörü Usame el- Kusaybi ve Yemen'deki saha ekipleri. (Masam’ın Twittter hesabı)
Suudi Arabistan’ın Masam Projesi Direktörü Usame el- Kusaybi ve Yemen'deki saha ekipleri. (Masam’ın Twittter hesabı)

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve BM Hudeyde Anlaşması’nı Destekleme Misyonu tarafından ortak yayınlanan raporda, her ne kadar Husiler açıkça suçlanmasa da 2020 yılında 348 Yemenli’nin Husilerin yerleştirdiği  mayınlar sonucu yaşamını yitirdiği belgelendi.
Yemen hükümeti Husi milislerini kontrolü altındaki bölgelere bir milyondan fazla mayın yerleştirmekle suçlarken Yemenli aktivistler, BM kuruluşlarını gruba mayın temizleme programları kapsamında yardım ettikleri için eleştirdiler. Ayrıca grubun mayınları temizlemedikleri, aksine mayınları döşemekten sorumlu olduklarını vurguladılar.  
Aktivistler, grubun savaş çabalarını desteklemek ve özellikle batı kıyısı olmak üzere hükümetle diğer temas noktalarına yerleştirilecek binlerce mayını taşımak için BM’den temin ettiği 4×4 araçlardan oluşan filoyu kullanacağından endişe ettiklerini ifade ettiler.
Diğer yandan Suudi Arabistan'ın Yemen'deki mayınları temizlemek için başlattığı Mayın Temizleme Projesi (MASAM) kapsamında geçen mart ayının sadece son haftasında iki bin 277 mayın, patlamamış mühimmat ve bir patlayıcı cihazın etkisiz hale getirildiği bildirildi. 
MASAM tarafından dün yapılan resmi açıklamada, geçen hafta bin 495 patlamamış mühimmatın imha edildiği, böylece mart ayında toplam 10 bin 240 mayın, patlamamış mühimmat ve bir patlayıcı cihazın imha edildiği kaydedildi.
Açıklamada projenin başlangıcından bu yana 230 bin 592 mayın, patlayıcı cihaz ve patlamamış mühimmat imha etmeyi başardığı belirtildi.
Söz konusu BM raporunda, Yemen hükümetinin MASAM projesiyle ortaklaşa yürüttüğü çabalara değinmekten ve aynı zamanda grubun kontrolündeki çoğu valilikte binlerce sivilin hayatını tehdit eden mayın felaketinde Husi grubunu sorumlu tutumaktan ise kaçınıldı.
Raporda, ulusal programın ülke genelinde mayınlarla mücadele yönündeki sürekli ve alenen çabalarına rağmen, mayınların yayılmasının tüm Yemenlilerin güvenliği ve emniyeti için büyük bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Raporda ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“Ülke genelinde mayınların ve patlamamış mühimmatın yerleştirilmesi, siviller arasında ölüme ve  yaralanmaya yol açabilecek büyük bir tehlike oluşturuyor. Sadece 2020 yılında 348 kişi bu nedenle öldü. Bu durum geçim kaynaklarının tahrip olmasına neden oluurken daha geniş çapta ise ekonomi üzerinde önemli bir olumsuz etkiye sahip. BM Kalkınma Programı’na bağlı Yemen'deki mayınlarla mücadele projesinde ve ortaklarının Yemen'deki madenlerin uzun vadeli ve talihsiz etkilerini hafifletmek için mayın eylemi projesinde temel ilke istikrar sağlamaktır. UNDP, ülkenin tüm bölgelerinde mayınlarla mücadele etmek için Ulusal Kalkınma Programı ile birlikte çalışıyor. Genel amacı ise çatışmaya rağmen yeteneklerini geliştirmeye ve genişletmeye devam ederken ülkenin her köşesine ulaşmaktır.”
UNDP Yemen Koordinatörü Auke Lootsma söz konusu raporda şu açıklamayı yaptı:
"UNDP ve Ulusal Mayın Eylem Programı arasında devam eden iş birliği, binlerce geçim kaynağının eski haline getirilmesine, Yemen’de mayınları temizleme konusunda ilk kez bir kadına sertifika verilmesi de dahil olmak üzere mayın temizlemede yerel kapasitenin güçlendirilmesine ve Yemen’in mayınlarla ilgili taahhütleri ve anlaşmaları uygulamasına katkıda bulundu.”
Yemenli aktivistler daha önce yaptıkları açıklamalarda, BM programını Husi liderlerinden birini öne çıkarmak için seçerek onun kadınların mayın temizleme programlarına hak kazanmasına katkıda bulunduğunu iddia ettiklerini belirttiler.
Raporda BM’nin 1990'ların sonlarından bu yana Yemen'deki mayın temizleme operasyonlarını kurumsal ve teknik destek, kapasite geliştirme, kaynak seferberliği ve ekipman tedariki yoluyla desteklediği belirtildi. Ayrıca ülkedeki çalışmaların mayınlarla ilgili uluslararası standartlara göre yapıldığı ve ülkenin Mayın Yasağı Sözleşmesi’ne (Ottawa Antlaşması) yönelik yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin sağlandığı kaydedildi.
Rapora göre 2020’de Ulusal Mayın Eylem Programı’nı desteklemek için programla çalışan kuruluşlar listesi The Halo Trust,  Danimarka Demining Grubu (DDG), Norveç Halk Yardımı (NPA), ticari şirketler ve Kalkınma Girişimi’ni içeriyordu. Ortak çalışmaların, diğer faaliyetlere ek olarak teknik olmayan mayın temizleme faaliyetleri, patlayıcı mühimmat riskleri konusunda farkındalık ve mayın tespit köpekleri birimi açılmasını içerdiği kaydedildi.
Raporda, Yemen hükümeti ile Husi milisleri arasındaki Yemen Ulusal Mayın Temizleme Programı liderliğindeki bölünmeye değinmemekle birlikte programın 2020 yılı boyunca tüm valiliklerde 3,1 milyondan fazla metrekarelik alandaki mayının temizlediği ve 17 valilikte 64 binden fazla patlayıcı savaş kalıntısının kaldırıldığı kaydedildi. Böylece 177 binden fazla Yemenli’nin topraklarını ekmede güvenlik ve temel hizmetlere, işe, eğitime ve daha fazlasına erişme noktasında hareket özgürlüğü sağlandığı belirtildi.
BM Hudeyde Anlaşması’nı Destekleme Misyonu'nun Ulusal Mayın Eylem Programı ile iş birliği içinde, Hudeyde’de patlamamış mühimmat tehdidini azaltmaya yönelik çalışmaların önemli bir ortağı olduğu belirtilen raporda şu ifadeler kullanıldı:
“BM Misyonu mayın tarlalarının ve Kızıldeniz'de insani yardım malzemelerinin yüzde 80'inin giriş yaptığı Hudeyde, Salif ve Ras İsa olmak üzere üç hayati limanda patlayıcı savaş kalıntılarının kaldırılmasında teknik destek sağladı.”
BM Hudeyde Anlaşması'nı Destekleme Misyonu (UNMHA) Başkan Yardımcısı Daniela Kroslak raporda şunları söyledi:
"Kara mayınları tehdidi, patlamamış mühimmat ile ticari ve insani yardım sektörü arasındaki bağlantının Hudeyde’deki mayın tarlalarından daha belirgin olduğu başka hiçbir yer yoktur. Sektöre ve ortaklarımıza daha iyi destek sağlamaya devam edebilmemiz için BM Kalkınma Programı Yemen'in farklı bölgelerinde mayınlarla mücadele ofisleri açtı. Bağışçıların desteğiyle ulusal mayın eylem standartlarının geliştirilmesini tamamlamayı, mayınlarla ilgili uluslararası STK'ların varlığını genişletmeyi ve uluslararası mayın eylem standartlarına ulaşmak için Ulusal Mayın Eylem Programını desteklemeyi amaçlıyoruz. Ayrıca yerel olarak üretilen el yapımı patlayıcıların yayılması ve deniz mayınlarının oluşturduğu tehditleri durdurmaya yönelik faaliyetler geliştirmeyi içeren dört alana odaklanmaya devam ediyoruz.”
Yemen’deki istatistiklere göre darbeden bu yana Husi milislerin yerleştirdiği mayınların İran destekli grubun kontrolündeki tüm bölgelerde çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 15 bin sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu tahmin ediliyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.