Mısır ve Etiyopya’dan Nahda Barajı anlaşmazlığını çözmek için eş zamanlı müzakerelere bağlılık mesajı

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın su haklarının kaybedilmeyeceğini vurgulayarak vatandaşlarına güvence verdi.

Nahda Barajı’nın 20 Temmuz’da çekilmiş bir uydu görüntüsü (AFP)
Nahda Barajı’nın 20 Temmuz’da çekilmiş bir uydu görüntüsü (AFP)
TT

Mısır ve Etiyopya’dan Nahda Barajı anlaşmazlığını çözmek için eş zamanlı müzakerelere bağlılık mesajı

Nahda Barajı’nın 20 Temmuz’da çekilmiş bir uydu görüntüsü (AFP)
Nahda Barajı’nın 20 Temmuz’da çekilmiş bir uydu görüntüsü (AFP)

Mısır ve Etiyopya hükümeti dün eş zamanlı mesajlar göndererek Addis Ababa'nın Nil'in ana kolu üzerine inşa ettiği ve Kahire ile Hartum’un su payları üzerinde beklenen olumsuz etkisi nedeniyle endişe ettiği Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı krizi anlaşmazlığını çözmek için müzakereleri sürdürme taahhütlerini vurguladı. 
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün yaptığı açıklamada, Nahda Barajı’na ilişkin müzakere sürecinin zorlu olduğunu ve sabır gerektirdiğini belirtti. Ancak Mısır’ın su haklarından vazgeçilmeyeceğini vurgulayarak vatandaşlarına güvence verdi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ise, ülkesinin Afrika Birliği (AfB) önderliğindeki müzakere sürecine bağlı olduğunu vurguladı.
Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki müzakereler, Kongo’nun başkenti Kinşasa’da Nisan ayı başlarında yapılan son turdan bu yana durdu. Mısır ve Sudan, Nahda Barajı'nın doldurulması ve işletilmesi konusunda bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasında ısrar etti.
Geçen yıl Temmuz ayından bu yana üç ülke arasındaki müzakerelere öncülük eden AfB, Mısır ve Sudan'ın uyarılarına rağmen Etiyopya'nın bir anlaşmaya varmadan önümüzdeki Temmuz ayında Nahda Barajı’nın ikinci aşama doldurma işlemini tamamlama ısrarı nedeniyle yaşanan gerginliği azaltmaya çalışıyor.
Sisi, Süveyş Kanalı İdaresi bünyesinde dün yapılan bazı projelerin açılışı sırasındaki konuşmasında, ülkesinin Etiyopya ile devam eden krizle ilgili endişelerini dile getirdi. Nahda Barajı krizine ilişkin endişelerin meşru olduğunu belirten Sisi, müzakere sürecinin zaman, çaba ve sabır gerektirdiğini belirterek Mısır halkının siyasi liderliğine güvenmesi gerektiğini vurguladı.
Mısır, Nahda Barajı krizini varoluşsal bir mesele olarak görüyor. Sisi, vatandaşlarını rahatlatmak amacıyla yaptığı açıklamada, “Mısır'ın Nil sularındaki su haklarını korumak, kimsenin göz ardı edemeyeceği veya ihmal edemeyeceği bir mesele” dedi. Halkından sabırlı olmalarını isteyen Sisi, "Acele etmemeliyiz. Çünkü her şeyin bir düzeni ve önlemleri var. Müzakere süreci zor ve çetin bir süreç. Bu konuda baskı yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
ABD'nin geçen hafta AfB'nin çabalarıyla eş zamanlı olarak Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Jeffrey D. Feltman aracılığıyla müzakereleri sürdürmeye yönelik girişimleri başladı. Sisi, bu çabalara değinerek, “Son derece hassas ve önemli gördüğümüz bu meseleyi çözüme kavuşturmak amacıyla çabalar ve girişimler sürüyor” dedi.
Mısır halkına seslenen Sisi, “Nahda Barajı ile ilgili endişeleriniz meşru ve takdir edilesi. Bundan dolayı mutluyum çünkü bu sizin ülkenize olan ilginizi gösteriyor. Ancak su haklarımızın kaybedilmeyeceğinden emin olmalısınız” şeklinde konuştu.
Buna karşılık, AfB’nin dönem başkanlığını yürüten Kongo’nun Devlet Başkanı Felix Tshisekedi, müzakerelerdeki çıkmazı çözmek amacıyla Mısır ve Sudan'a yaptığı ziyaretlerin ardından dün Etiyopya'yı ziyaret etti. 
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, ülkesinin Büyük Rönesans Barajı krizine ilişkin Afrika Birliği öncülüğündeki müzakere sürecine bağlı olduğunu belirtti.
Abiy Ahmed, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Başkan Felix Tshisekedi'yi Etiyopya'da ağırlamaktan mutluluk duyuyorum. Rönesans Barajı müzakerelerinde olumlu sonuçlar elde etmek için oynadığı olumlu rolü takdir ediyorum” ifadelerini kullandı.
Ahmed ayrıca, "Etiyopya, AfB’nin tüm taraflar için kabul edilebilir bir anlaşmaya varmak amacıyla müzakere sürecine bağlılığını sürdürüyor” dedi.
Etiyopya hükümeti, Nahda Barajı'nın inşası ve doldurulmasının planlandığı gibi devam edeceğini belirterek, Nil kaynaklarını, aşağı havzadaki iki ülkeye zarar vermeden adil bir şekilde kullanmaya kararlı olduğunu vurguladı. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Müfti, dün başkent Addis Ababa'da haftalık basın toplantısında ülkesinin Nahda Barajı müzakerelerinde ‘Afrika’daki sorunlara Afrikalılar tarafından çözüm’ sloganını uygulamaya kararlı olduğunu söyledi.
 Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından resmi Facebook sayfasından yayınlanan açıklamaya göre Müfti, Etiyopya'nın müzakerelere devam etmeye hazır olduğunu ve Kongo liderliğindeki AfB'nin yürüttüğü sürecin tüm ilgililer için tatmin edici sonuçlar doğuracağına olan güvenini ifade etti.
Müfti ayrıca, Komorlar da dahil olmak üzere AfB üyelerinin üçlü görüşmeleri sürdürmek için dostane çözümlere ulaşma çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Etiyopya daha önce Mısır ve Sudan’a dolum süreci hakkında bilgi alışverişinde bulunma talebini iletti. Ancak iki ülke Etiyopya'nın teklifini konuyla ilgili Afrika Zirvesi kararlarına aykırı olduğunu belirterek reddettiler.
Etiyopya Sözcüsü, Sudan ve Mısır'ı konuyu "gereksiz yere" uluslararası düzeye taşımakla suçladı.
Mısır ve Sudan, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), AfB ve ABD tarafından desteklenen uluslararası dörtlü arabuluculuk teklifinde bulunurken, Etiyopya bu yaklaşımı reddederek sadece AfB öncülüğünde bir arabuluculuğu kabul ediyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.