Paris konferansı, istikrarı sağlamak için Lübnan ordusuna yapılan ‘ayni’ yardımı onayladı

Geçen Mayıs ayında Paris’e ilk ziyareti sırasında Lübnan ordusu komutanı ve Fransa genelkurmay başkanı Fransız Savunma Enstitüsü önünde (AP)
Geçen Mayıs ayında Paris’e ilk ziyareti sırasında Lübnan ordusu komutanı ve Fransa genelkurmay başkanı Fransız Savunma Enstitüsü önünde (AP)
TT

Paris konferansı, istikrarı sağlamak için Lübnan ordusuna yapılan ‘ayni’ yardımı onayladı

Geçen Mayıs ayında Paris’e ilk ziyareti sırasında Lübnan ordusu komutanı ve Fransa genelkurmay başkanı Fransız Savunma Enstitüsü önünde (AP)
Geçen Mayıs ayında Paris’e ilk ziyareti sırasında Lübnan ordusu komutanı ve Fransa genelkurmay başkanı Fransız Savunma Enstitüsü önünde (AP)

Fransa Savunma Bakanlığı’nın 17 Haziran’da Paris’in İtalya ve Birleşmiş Milletler (BM) ortaklığıyla düzenlediği ‘Lübnan Silahlı Kuvvetlerini Desteklemek İçin Çok Taraflı Konferans’ sonunda yaptığı açıklamada, tarafların taahhüt ettiği yardımların detayları açıklanmadı. Ancak Paris’teki kaynaklar, bu yardımın tamamının ‘ayni’ olacağını, ayrıca Lübnan ve ilgili makamlar arasında ikili olarak gerçekleştirileceğini belirtti.
Kaynaklar, yardımlarda çifte standartlığı önlemek için Lübnan- BM arasında koordinasyon olacağını ifade etti. Açıklamada, konferansa katılan 20 ülke ve heyetin temsil düzeyi hakkında ayrıntı verilmedi. Ancak katılımcıların Mısır, Ürdün ve Türkiye’nin yanı sıra Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimî üyeleri ve dört Körfez ülkesi olduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Avrupa’dan BM ve Avrupa Birliği’ne (AB) ek olarak İspanya, İtalya, Almanya ve Hollanda katıldı. Öğleden sonra başlayan konferansın açılışını Fransa Savunma Bakanı Florence Parly yaparken, daha sonra İtalyan meslektaşı ve ardından Lübnan Savunma Bakanı Zeyna Akar konuşma yaptı. Ayrıca Silahlı Kuvvetler Komutanı General Joseph Avn, Lübnan askeri kurumunun acil ihtiyaçlarına değindi. Konferansa yedi bakan katılırken, diğer taraflar alt düzeylerde temsil edildi.
Açıklamada General Joseph Avn’ın geçen Mayıs ayı sonlarında Paris’e yaptığı ziyarete atıfta bulunulurken, konferansın amacının ‘Lübnan ordusu tarafından ifade edilen acil ihtiyaçlara tutarlı bir yanıt vermek’ olduğu belirtildi. Lübnan’daki ekonomik ve toplumsal durumun kötüleştiğine ve iç güvenlik güçleriyle birlikte ‘güvenliği sağlamada önemli bir rol oynadığı için Lübnan devletinin temel direği olmaya devam eden’ orduya verilen görevlerin katlanarak arttığına dikkat çekildi. Konferansa göre ülkenin istikrarını korumak için ‘ordunun profesyonelliği ve bütünlüğü’ gerekli. Ayrıca konferansa katılan taraflar, Lübnan ordusuna verilen yeni uluslararası desteğin, Lübnan’ın birliği ve egemenliğine bağlılıklarının bir ifadesi olduğunu ve bunun, istikrarın korunmasına katkıda bulunacağını belirtti. Ancak açıklamada, amacın orduya silah ve ek teçhizat sağlamak için mali kaynak bulmak ya da askeri maaş ve emekli maaşlarını ödemek için kaynak sağlamak olmadığı vurgulandı. Bu nedenle açıklamada yeni yardımlar ‘istisnai’ olarak nitelendirilirken, acil duruma yanıt olarak geldiği belirtildi. Konferansta, bir an önce hükümetin kurulması için ‘acil’ bir çağrı yapılırken, koşulların çıkmazda devam etmesinin ‘sorumsuz bir davranış’ olduğu ve Lübnan’ı bölgesel krizlerden uzak tutma politikasına bağlı kalınması gerektiği hatırlatıldı.
Açıklamada, herhangi bir yorum veya yanlış kullanımdan kaçınmak için, yeni yardımların doğrudan Lübnan Silahlı Kuvvetlerine gideceği ve buradan da Lübnan halkına dolaylı şekilde fayda sağlanacağı ifade edildi. Lübnan’a sağlanan ikili yardımdan da söz edilen açıklamada ayrıca, Lübnan krizinin kötüleşmesinin ‘uluslararası açıdan taahhüt ve iyileşme için tüm toplu çabaların iki katına çıkarılmasını’ gerektirdiği vurgulandı.
Açılış konuşmasında Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, “Hepimiz, Lübnan ordusunun güvenlik ve istikrarı sağlama görevlerini yerine getirebilmesine önem gösteriyoruz” dedi. Parly, konferansın ana fikrinin sahibi. İtalya Savunma Bakanı ise uluslararası topluma ‘Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt verme’ çağrısı yaptı. İtalya’nın Lübnan ordusunu desteklemek için ‘Roma 1’ ve ‘Roma 2’ konferanslarına ev sahipliği yaptığına dikkati çekerken, Paris’in de herhangi bir yanlış anlaşılmayı önlemek için İtalya ile yakın şekilde çalıştığını söyledi. BM Genel Sekreteri’nin Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Veronica, “Bu konferanstaki amacımız, Lübnan ordusunun uyumlu ve etkili kalmasını desteklemekti. Ordunun gerekli ihtiyaçlarını karşılamaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.
Lübnan cephesinde ise Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Zeyna Akar, yaptığı açıklamada konferansın ‘ülkede istikrarın sütunlarını oluşturan kurumu desteklemek için uluslararası toplum tarafından üstlenilen bir dayanışma eylemi’ olduğunu söyledi. Orduya destek sağlamanın nedenlerini ‘Lübnan’daki çoklu krizler, kendisine verilen çoklu görevler, terörle mücadele ve sınır kontrolü’ olarak açıklarken, katılımcılara da ‘tüm yardımların doğru kanallardan geçeceği ve şeffaflıkla ele alınacağı’ konusunda güvence verdi. Akar ayrıca “Nihai raporlar, nihai alıcıya teslim edildiğinde hazır olacaktır” dedi. Ancak Akar orduya destekle yetinmezken, aynı zamanda iç güvenlik güçleri ve diğer güvenlik servisleri için de benzer bir destek talep etti. Bu durumun bir gereklilik olduğunu söyleyen Bakan, “Aynı zamanda sosyal ve ekonomik krizin yükünü de taşıyor” ifadelerini kullandı. Zeyna Akar, “Bu son derece önemli aşamanın ortasında ve Lübnan’ı çevreleyen çalkantılı, değişken ve şüpheli ortam göz önüne alındığında, başta sosyal ve ekonomik krizler olmak üzere krizlerin birikmesi sonrasında Lübnan ordusunu terk etmek ve istikrarı bozmak doğru değildir” değerlendirmesinde bulundu.

General Avn’dan Lübnan ordusu çöker uyarısı
General Joseph Avn ise koşulların bu şekilde devam etmesi halinde Lübnan ordusunun çökeceği konusunda uyarıda bulundu, ayrıca ekonomik ve toplumsal duruma dikkati çekerek, bunun ordu üzerindeki yansımalarına dikkati çekti. “Uyumlu kalabilmek ve görevlerini yerine getirebilmek için bugün ordunun desteğine olan ihtiyaç artmaktadır” diyen Avn, ‘bu zor şartlarla karşı karşıya kalan askerlerin, liranın değerinin azalmasına rağmen azim, kararlılık, disiplin ve görevin kutsallığına olan inançla hareket ettiklerine’ dikkati çekti. General, para birimindeki düşüşün askerlerin maaşlarında yüzde 90’lık bir düşüşe neden olduğunu ve aynı azalmanın ‘gıda, sağlık, operasyonel görevler ve makine yedek parçaları’ için de geçerli olduğunu vurguladı. General Joseph Avn, “Lübnan’daki ekonomik ve finansal durumun devam eden kötüleşmesi, kaçınılmaz olarak ordu da dahil olmak üzere kurumların çöküşüne yol açacaktır. Bu nedenle tüm ülke güvenlik açığına maruz kalacaktır. Bu hassas aşamayı geçmek için ordunun bir bütün olarak desteklenmesinin yanı sıra bir birey olarak da desteklenmesi gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
General, “Ordu, Lübnan’da ve bölgede hâlâ birbirine bağlı olan ve güvenlik ve istikrarın garantörü olan tek ve son kurumdur. Ona verilebilecek herhangi bir zarar Lübnan varlığının çöküşüne ve kaosun yayılmasına yol açacaktır. Bu zor ve hassas aşamayı askerlerimizin kararlılığı ve iradesiyle, ayrıca halkımızın ve dost ülkelerin desteğiyle atlatacağımıza inanıyoruz” dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.