Sınır Tanımayan Doktorlar’dan Suriye’nin kuzeyinde koronavirüs uyarısı

Kamışlı’daki bir sağlık kliniği. (Şarku’l Avsat)
Kamışlı’daki bir sağlık kliniği. (Şarku’l Avsat)
TT

Sınır Tanımayan Doktorlar’dan Suriye’nin kuzeyinde koronavirüs uyarısı

Kamışlı’daki bir sağlık kliniği. (Şarku’l Avsat)
Kamışlı’daki bir sağlık kliniği. (Şarku’l Avsat)

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) tehlikeli bir varyantının Suriye’nin kuzeybatısını ve doğusunu vurduğu konunda uyarıda bulundu. Söz konusu uyarı, akut oksijen ve solunum cihazı sıkıntısı nedeniyle bölgedeki sağlık sisteminin zorluklar yaşadığı bir dönemde yapıldı. Özerk Sağlık İdare yetkilileri koronavirüs vaka sayısındaki artış ve sağlık sektörünün içinde bulunduğu zorluklar nedeniyle Fırat bölgesinde tam kapanma önlemleri uyguluyor.
MSF önceki gün resmi internet sitesinden yayınladığı açıklamada Suriye'nin kuzeybatı bölgelerinin şimdiye kadarki en ciddi salgına tanıklık ettiğini vurguladı. Artan ihtiyaçların sınırlı oksijen kaynaklarını aşmasıyla sağlık tesislerinde test kitlerinin tükendiğini ve bu durumla başa çıkmakta zorlanıldığı kaydedildi. Sınır Tanımayan Doktorlar kuruluşu, İdlib ve Halep'in kuzey ve batı kırsalında silahlı muhalif grupların kontrolü altındaki bölgelerde nüfusun yaklaşık dört milyonu bulduğu, 33 koronavirüs tedavi merkezinden ise yalnızca 16’sının çalıştığı bilgisini verdiği açıklamasında kötü sağlık altyapısı ve tedarik sorunlarının virüsün yayılmasına imkan verdiği vurgulandı.
MSF Suriye Misyonu Başkanı Francisco Oero Y Villar düzenlediği basın toplantısında acil oksijene veya yoğun bakıma ihtiyaç duyanların yeterli yatak ve solunum cihazı olmaması nedeniyle uzun süreler beklediğini, bu durumun önceki dalgalara göre daha yüksek ölüm oranlarına yol açtığını ifade etti. Virüsü kontrol altına alma çabalarının sağlık hizmetlerine yetersiz erişim ve düşük aşılama oranı nedeniyle başarısızlığa uğradığına dikkat çeken Villar, toplam nüfusun sadece yüzde 3'ünün aşılandığını, tanıtım eksikliği sebebiyle insanların aşı olmakta tereddüt ettiğini kaydetti.
Erken Uyarı Ajansı ve Sivil Savunma Örgütü, 9 bin kişiye virüs bulaştığını ve 9 kişinin daha yaşamını yitirdiğini duyurdu. İdlib ve Halep kırsalındaki toplam vaka sayısı 80 bini bulurken ölü sayısı ise bin 500’e yükseldi.
MSF’nin yaptığı açıklamada ayrıca Suriye’nin kuzeydoğusunda, koronavirüs teşhisi için PCR testi yapabilen tek laboratuvarın malzeme sıkıntısı çektiğine dikkat çekildi. Vaka sayısının düşmemesi halinde önümüzdeki haftalarca testlerin durdurulma riskiyle karşı karşıya olduğu aktarıldı. Yaşanan yetersizlikler, Haseke'deki salgın tedavi tesisinin ihtiyacı karşılamak için Kamışlı, Rakka ve Tabka şehirlerinden oksijen tüpleri tedarik edilmesine neden oluyor.
Özerk yönetime bağlı sağlık yetkilileri, idari bölgelerden Fırat’ta kapsamlı yasak tedbirlerinin alındığını duyurdu. 10 gün sürecek olacak tam kapanma Ayn el Arab (Kobani) ve Tel Abyad kırsalını da kapsıyor. Yasağın bugün yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bölgesel Sağlık Otoritesi Başkanı Ahmed Mahmud, bölgenin karşı karşıya kaldığı dördüncü dalganın öncekilerden daha tehlikeli olduğuna dikkati çektiği açıklamasında “Virüs bulaşan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Yasak kapsamında gıda dükkanları hariç tüm ibadethaneler, düğün salonları ve yas çadırları kapatıldı” dedi.
Bin 300 kişiye yapılan PCR testinden 566’sının pozitif çıkmasıyla, bölgede virüs bulaş sayısında artış yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta ise yapılan 260 testten 166’sı pozitif çıkmıştı.
Kamışlı Sağlık Otoritesi, koronavirüs sebebiyle 18 kişinin yaşamını yitirdiğini, 309 kişinin testinin de pozitif çıktığını duyurdu. Toplam bin 77 kişinin öldüğü bölgedeki vaka sayısı 31 bin 413 olarak bildirildi. Suriye Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise 285 yeni vaka tespit edildiği ve 8 kişinin daha yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı. Hükümet güçlerinin kontrol ettiği bölgelerde toplam vaka sayısı 37 bin 794, ölü sayısı ise 2 bin 365’e ulaştı. Mart 2020’de patlak veren pandemiden bu yana bölgede 24 bin 720 kişi iyileşti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.