Rusya’dan İsrail’in Suriye’deki saldırılarına ilişkin açıklama

Tel Aviv’den kaynaklar, İran’ın bölgedeki varlığında yaşanan azalmaya dikkat çektiler.

Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
TT

Rusya’dan İsrail’in Suriye’deki saldırılarına ilişkin açıklama

Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)
Kuneytra’daki bir BM aracının 26 Mart 2016’da çekilen görüntüsü. (Reuters)

Rusya, Suriye hava sahasında uçuş gerçekleştiren sivil uçular nedeniyle İsrail’in Palmira yakınlarına düzenlediği saldırıların geri püskürtülemediğini açıkladı.
Uzmanlara göre bu açıklama, Moskova adına ‘İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının devam etme riskinin arttığına’ dair bir işaret taşıyor. Konunun, gelecek hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İsrail Başbakanı Naftali Bennett arasında yapılması beklenen görüşmeler sırasında da gündeme gelmesi bekleniyor.
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nin Başkan Yardımcısı Vadim Kulit, Suriye kuvvetlerinin hava sahasında iki sivil uçak olması nedeniyle, 4 İsrailli savaşçının başlattığı saldırıya karşı hava savunma sistemlerini kullanamadığını bildirdi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
 “İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait 4 adet F-16 savaş uçağı, Humus vilayetinde, ABD’nin işgalindeki et-Tanf bölgesi üzerinde 13 Ekim günü saat 23.35’ten 23.39’a kadar dört dakika boyunca Suriye hava sahasına girerek Palmira yakınlarındaki Fosfat Cevher Zenginleştirme Tesisi’ne saldırı düzenledi. Zenginleştirme Tesisi hedef alındı. Saldırıda bir baz istasyonu yok edildi.”
Kulit, İsrail saldırısında 1 Suriyeli askerin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını ve tesiste maddi hasar oluştuğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Suriye Ordu Komutanlığı, hava savunma araçlarını kullanmama kararını aldı. Çünkü saldırı anında bölgede, Dubai-Beyrut ve Bağdat-Şam seferi yapan 2 sivil uçak vardı.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu, İsrail saldırılarına yanıt verememesinin nedenleri hakkında Rus ordusunun ilk ayrıntılı açıklaması oldu. Savunma Bakanlığı, son haftalarda Rusya’nın savunma yetenekleriyle desteklenen Suriye savunmasının İsrail saldırıları karşısındaki başarısıyla ilgili açıklamalar yayınlamıştı.
Rus uzmanlar, sivil uçaklara yönelik tehlikeleri gündeme getirmenin, Moskova’nın Suriye’ye yönelik İsrail saldırılarının devam etmesinde karşı hamlelerini genişletmesinin ilk ayağı olduğu görüşündeler. Bu durum, Moskova ve Tel Aviv arasında son dönemde yaşanan tartışmanın artması olarak değerlendirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretinde yaşanan tartışmaların odak noktası da buydu. İki taraf, Suriye ile ilgili tüm konularda askeri koordinasyonu etkinleştirmeyi ve iki taraf arasında diyalog kanalları başlatmayı kabul etmişti.
Ziyaret, Bennett’in gelecek hafta Moskova’da gerçekleştirmeyi planladığı temasların ilk ayağı niteliğindeydi. Bennet’in ziyarette Putin ile de görüşmesi bekleniyor. Rus kaynaklar, İsrail’in Suriye’deki mevziilere yönelik devam eden saldırılarının, bir dizi başka tartışmalı konuyla birlikte masada olacağını aktardılar.
Moskova ve Tel Aviv, tartışmalı konuları Lapid aracılığıyla aşmaya çalışsa da Rus medyasının son günlerde ‘Rusya -İsrail diyalogunun karşılaştığı zorluklara’ odaklanması dikkat çekiciydi.
Rus kaynaklar, Moskova’nın ‘İsrail Başbakanı’nın Filistin tarafıyla müzakereleri yeniden başlatma fırsatına ilişkin sert açıklamalarından’ memnuniyetsizlik duyduğunu belirtirken bunun arka planında öncelikli olarak Filistin-İsrail çözümüne ilişkin olmak üzere görüşleri yakınlaştırma girişimlerinin önündeki engeller olduğuna dikkat çekildi. İkinci anlaşmazlık noktası ise Tel Aviv’in İran nükleer anlaşmasını canlandırma çabaları konusundaki tutumuyla ilgili. Ancak iki tarafın da İsrail’in Suriye topraklarına yönelik füze saldırılarını durdurmada ilerleme sağlayamadığı göz önüne alındığında başlıca engel Suriye meselesiyle ilgili. Bennett’ın Golan’daki yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırma planları konusundaki tavrının da yeni bir anlaşmazlık noktası oluşturması bekleniyor. Moskova, Golan Tepeleri’nin ‘işgal altında olan Suriye toprakları’ statüsüne ilişkin tavrına bağlılığını sürdürürken İsrail’in tek taraflı eylemlerini yasa dışı kabul ediyor.
Rus yorumcular, Moskova’nın şu an ‘Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e verilen destek’ ve ‘İsrail’in Suriye’deki mevziilere yönelik saldırılarına sessiz kalma’ arasında bir uzlaşıya dair ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu görüşündeler.
‘Nezavisimaya Gazeta’ gazetesine göre ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye meseleleri konusundaki eski özel temsilcisi Frederik Hof, iki tarafın İsrail’in Suriye’deki askeri saldırılarına ilişkin önceki Rusya -İsrail anlayışlarını güçlendirmeye çalışacağına inandığını belirtti.
Aynı şekilde Rus yorumcular, Moskova’nın ‘bir yandan İran, diğer yandan da İsrail ile ilişkilerin devamını sağlamak için’ Suriye’de kurduğu ‘zor dengeyi’ sürdürme zorluğunu her zamankinden daha fazla hissettiğini aktardı.
Moskova, Suriye Müttefik Operasyon Odası Komutanlığı’nın tehdidine ilişkin verilerin yayılmasının arka planında, İsrail’in son saldırılarının ardından sahadaki durumu dikkatle takip ediyor. İran yanlısı medyaya göre İsrail’in Suriye’deki son saldırılarına ‘sert bir yanıt’ verildi.
‘U-News’ haber ajansına göre (İran’a bağlı) Suriye Müttefik Operasyon Odası Komutanlığı, Palmira’ya yönelik saldırılara sert bir yanıt verme kararı aldı. Komutanlık “İsrail uçaklarının saldırdığı hedefler hizmet merkezleri ve gençlerin toplanma yerleridir” dedi.
Tel Aviv’in istihbarat raporlarına göre 15 Ekim’de İsrail’in Suriye’deki İran bölgelerine düzenlediği saldırıların, buradaki güçlerin büyüklüğünde bir azalmaya ve hareketlerinde önemli bir kayba yol açtığına dair göstergeler mevcut.
Söz konusu raporlar, Şam Uluslararası Havalimanı bölgesindeki durumu ortaya koydu. Öyle ki Tel Aviv’deki ve birçok Avrupa ve Batı başkentindeki istihbarat kaynaklarının söylediğine göre İran, bu havalimanı bölgesindeki varlığını azalttı ve faaliyetlerinin büyük bir bölümünü, kuzeydeki Humus şehrinin doğusunda bulunan T-4 havalimanına geri döndürdü. 15 Ekim’de ‘Haaretz’ gazetesinde analist Amos Harel’e göre Batılı istihbarat kaynakları, Suriye’deki İran yanlısı milislerin sayısının son haftalarda yarıya indirildiğini, yani 20 binden 10 bine düştüğünü belirtti.
Harel açıklamasında “İsrail’in bu yıl içinde Suriye’ye düzenlediği saldırıların Şam Havalimanı’nı hedef almamış olması tesadüf değildir. 2019 yılının başlarında İsrail saldırılarının artmasının ardından İran, güçlerini Şam havalimanı bölgesinden tahliye etmişti. Bir yıl sonra bu bölgeye geri döndüler ve son zamanlarda oradaki varlıklarını azalttıkları tekrar ortaya çıktı” dedi. Gazeteci, söz konusu azalmanın öncelikle İsrail saldırıları, ikinci olarak da yüksek petrol fiyatlarına rağmen Tahran’ın Suriye projesini finanse etmekte karşılaştığı zorluklar dolayısıyla gerçekleştiğini söyledi. Azalmanın üçüncü nedeni olarak da Rusların ve Suriyelilerin İranlılara uyguladığı baskıları gösteren Amos Harel, “Çünkü Suriye rejiminin başı Beşşar Esed için İsrail’in Şam Havalimanı’na yaptığı saldırılar utanç vericiydi” dedi. Sonuç olarak İran’ın faaliyetlerinin büyük bir bölümünü T-4 Havalimanı’na çektiğini vurguladı.
Harel açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İsrailli kaynaklar, saldırıları haklı çıkarmak ve İran’ın mevzilenmesini ve bundan kaynaklanan tehlikelere karşı olduklarını göstermek amacıyla, genellikle Tahran’ın bölgeye yayılmasının neden olduğu tehdidi vurgulama, belki de abartma eğilimindedir. Ancak gerçek şu ki bu eğilimlerde yıllar içinde değişiklikler oldu. İran, özellikle ABD’nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye suikast düzenlemesinin ardından birçok zorlukla karşı karşıya.”
İsrail’in geçen haziran ayında Suriye’deki varlığını güçlendirme planları karşısında İran’ın saldırganlıkta bulunduğunu açıklaması dikkat çekici bir durum. Öyle ki silah depolarını ve askeri bölgeleri hedef aldıkları iddiasıyla yoğun saldırılar düzenlenirken, en az 57 rejim mensubu ve İran yanlısı unsur öldürüldü. Bu, İsrail’in Suriye’deki saldırılarının başlamasından bu yana en yüksek ölü sayısı oldu. Bu durumla eş zamanlı olarak eski bir İsrail Hava Kuvvetleri komutanı olan General Amos Yadlin, “Irak sınırına yakın bir bölgeyi hedef alan bu saldırılar, İran mevzilenmesine darbe indirmede daha yüksek bir aşama oluşturuyor” açıklamasında bulundu. Yadlin, saldırıların Tahran’ın yanı sıra hem ABD Başkanı seçilen Joe Biden yönetimine hem de Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e mesajlar gönderdiğine dikkat çekti.



Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
TT

Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)

Yemen'de Başbakan Şai Muhsin ez-Zindani hükümetinde üç bakanlığı kapsayan kabine değişikliğine gidildi. Pazartesi günü yayımlanan iki cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yeni bakanlar atanırken, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde de büyükelçi görevlendirmesi yapıldı.

Kararnamelere göre Salim el-Avlaki Enformasyon Bakanı, Yargıç Ekrem el-Amiri Kamu Hizmeti ve Sigortalar Bakanı, Ahmed el-Avlaki ise Yerel Yönetimler Bakanı olarak atandı. Ayrıca Muammer el-İryani, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde büyükelçi olarak görevlendirildi.

Öte yandan, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tuğgeneral Reşad el-Yusufi'yi Yüksek Askeri Komite üyeliğine ve Taiz cephesinden sorumlu göreve atadı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

El-Alimi ayrıca Albay Mecdi Ahmed'i Tur el-Baha Askeri Bölgesi ve Birinci Vatan Kalkanı Tugayı komutanlığına atayarak tümgeneralliğe terfi ettirdi.

Albay Bessam el-Hark, askeri bölgenin kurmay başkanlığına ve Dördüncü Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci eş-Şattaf da askeri bölgenin operasyonlar sorumlusu olarak görevlendirildi.


Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Rubio'dan Lübnan'a Hizbullah uyarısı: Çatışmaya katılması yıkıcı sonuçlar doğurur

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkenin güneyindeki Batı Zutar'da konuşlu askeri birlikleri denetlerken (Arşiv – Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a, Hizbullah'ın İran, ABD ve İsrail arasında çıkabilecek olası bir çatışmaya dahil olmasının “yıkıcı sonuçlar doğuracağı” uyarısında bulundu. Üçüncü bir savaş ihtimalinden endişe duyan Avn, Hizbullah'ın yeni bir çatışmaya girmeyeceği yönündeki güvencelerine rağmen müzakere seçeneğinde ısrar ediyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkede yaşanan krizin çözümü için müzakere yolunu “alternatifi olmayan tek seçenek” olarak görüyor. Hizbullah'ın İsrail'le iki kez savaşa girmesinin ardından üçüncü bir savaş ihtimali Beyrut yönetimini endişelendirirken, örgütten İran, ABD ve İsrail arasında patlak verebilecek yeni bir çatışmaya katılmayacağı yönünde yeni güvenceler geldi.

Ancak Avn'ın bu güvencelere ihtiyatla yaklaşmasının önemli bir nedeni var. Hizbullah, mart ayında yaşanan ikinci savaş öncesinde de benzer güvenceler vermiş, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından ise bu tutumundan geri adım atmıştı.

Lübnan'da “Denenmişi yeniden denememek gerekir” anlayışıyla hareket eden Avn, hem Hizbullah'ın yeni güvencelerini hem de örgütle arasında kısa süre önce başlayan temkinli diyaloğu dikkatle değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı, üçüncü bir savaş turunun özellikle Lübnan'ın güneyinde ve Şii toplumunun yaşadığı bölgelerde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinin farkında. Rubio'nun telefon görüşmesinde yaptığı uyarı da Beyrut yönetiminin bu konudaki kaygılarını artırdı.

ABD seçimleri ve İsrail'deki siyasi belirsizlik müzakereleri durdurdu

Lübnan ile İsrail arasındaki müzakereler, ABD ve İsrail'de gerçekleştirilen seçimlerin yarattığı siyasi belirsizlik nedeniyle durgunluk dönemine girdi.

İsrail'le müzakerelerin resmi ve tek hamisi konumundaki ABD'de seçim süreci, Washington'ın yeni müzakere takvimini belirlemesini geciktirdi. Tel Aviv'deki seçimlerin kesin bir sonuç ortaya koymaması da İsrail tarafının siyasi karar alma sürecini zorlaştırdı. Bu tablonun Lübnan'la yürütülen görüşmelerdeki belirsizliği daha da uzatabileceği değerlendiriliyor.

sdcvfbn
Lübnan-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Roma'daki ABD Büyükelçiliği girişinde güvenlik görevlileri (Arşiv – AP)

ABD, Tel Aviv'deki siyasi tablonun netleşmesini beklerken müzakerelerin siyasi veya askeri düzeydeki yeni turu için henüz tarih belirlemedi.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı Avn, müzakerelerin başarısız olduğu görüşüne katılmıyor. Tercihini eleştirenlere “Alternatif ne?” sorusuyla karşılık veren Avn, müzakere yolunun Lübnan'ı koruyabilecek ve halkına yaşadığı büyük felaketi aşma umudu verebilecek tek seçenek olduğunu savunuyor.

ABD'de askeri düzeyde gerçekleştirilen son müzakere turunda da somut bir ilerleme sağlanamadı. İsrail heyeti, Lübnan tarafının sunduğu çeşitli önerilere yanıt vermekten kaçınarak bunları siyasi makamlara iletmesi gerektiğini belirtti.

Lübnanlı bir yetkili, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu durumun müzakerelerin başarısız olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Yetkili, ABD tarafının Lübnan askeri heyetinin ordunun sahadaki çalışmalarına ilişkin sunumundan memnuniyet duyduğunu belirtti.

ABD'li General Joseph Clearfield'ın da toplantıda yaptığı konuşmada Lübnan ordusunun çalışmalarını açıkça takdir ettiğini aktaran kaynak, ordunun İsrail güçlerinin çekildiği Batı Zutar'da bin 200'den fazla silah, mühimmat ve askeri altyapıyı ortadan kaldırmaya yönelik operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi.

Silahsızlandırma denetiminde anlaşmazlık

Lübnanlı resmi kaynak, müzakerelerin pilot bölgelerin silahlardan arındırıldığının doğrulanması konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle durduğunu belirtti.

Bu konuda iki seçenek bulunuyor. İsrail, denetim görevinin bir sivil toplum kuruluşuna (STK) verilmesini önerirken Lübnan bu öneriyi reddediyor. Beyrut yönetimi, bunun yerine 1949'dan bu yana ülkede görev yapan Ateşkes Denetleme Gücü'nün (UNTSO) görevlendirilmesini istiyor. Ancak İsrail, Lübnan'ın bu önerisine de karşı çıkıyor.

Avn'dan orduya yönelik eleştirilere tepki

Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan ordusunun performansını överek askeri kurumu hedef alan kampanyalara tepki gösteriyor. Orduyu “ulusal ve güvenlik açısından bir güvence” olarak nitelendiren Avn, kuruma yönelik saldırıların ülkenin iç güvenliğini güçlendirmeye katkı sağlamadığını belirtiyor.

cgbhyjuvfd
ABD'li General Joseph Clearfield, geçen ağustos ayında Lübnan Genelkurmay Başkanı General Rudolf Haykal ile görüşürken (Arşiv – Lübnan Ordusu Komutanlığı)

Avn, “Ordunun bağımsız bir siyasi tutumu veya kendine ait özel bir gündemi yok. Ordu, siyasi otoritenin talimatlarını yerine getiriyor” diyor.

Lübnan ordusunun İsrail ordusuyla doğrudan iletişim kurmayı reddetmesinin de kendi talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini belirten Avn, böyle bir temas için henüz erken olduğunu vurguluyor.

“Mevcut koşullarda doğrudan iletişim kurulması mümkün değil. İsrail ordusu topraklarımızı işgal etmeyi sürdürüyor ve her gün bu topraklara saldırıyor” ifadelerini kullanıyor.

Hizbullah'ın patlayıcıları gündemde

Lübnanlı resmi kaynak, güvenlik güçlerinin Hizbullah mensuplarıyla birlikte ele geçirdiği patlayıcılarla ilgili tartışmaların abartıldığını savundu.

Söz konusu patlayıcılarla ilgili sürecin hukuki çerçevede ilerlediğini belirten kaynak, “Soruşturmalar tamamlandıktan sonra başka adımlar atılması gerekiyorsa bunları atacağız” dedi. Bu açıklamanın, dosyanın Yüksek Yargı Konseyi'ne sevk edilmesi ihtimaline dolaylı bir gönderme olduğu değerlendiriliyor.

Ele geçirilen patlayıcıların ilk olmadığını belirten kaynak, Lübnan ordusunun aynı hafta içinde iki ayrı operasyon gerçekleştirdiğini, bunların ardından dördüncü bir operasyonun daha yapıldığını söyledi. Daha önce de Bekaa Vadisi, güney bölgeleri ve Beyrut'ta benzer operasyonlar düzenlendiğini ancak bunların büyük tartışmalara yol açmadığını hatırlattı.

Lübnan devletinin silahların yalnızca devletin kontrolünde bulunması yönündeki taahhüdü doğrultusunda operasyonların devam edeceğini belirten kaynak, ABD'nin bu konuda Lübnan'a baskı yaptığı yönündeki iddiaları da reddetti.

Kaynağa göre Rubio, Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde yalnızca ele geçirilen patlayıcıların Hizbullah'a geri verileceği yönündeki iddiaların doğruluğunu sordu. ABD'li bakan, bu konunun dışında herhangi bir ayrıntıya değinmedi ve Lübnan'dan ek bir adım atmasını istemedi.


Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.