Suudi Arabistan, petrol satışlarında dolardan vazgeçer mi?

Bir ABD gazetesi, Riyad’ın Çin’e yönelik petrol ihracatının bir kısmını yuan cinsinden fiyatlandırmayı düşündüğünü açıklarken, Suudi Arabistanlı bir kaynak da Independent Arabia’ya bu durumdan şüphe duyduğunu belirtti

Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişki son yıllarda önemli bir büyümeye tanık oldu (SPA)
Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişki son yıllarda önemli bir büyümeye tanık oldu (SPA)
TT

Suudi Arabistan, petrol satışlarında dolardan vazgeçer mi?

Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişki son yıllarda önemli bir büyümeye tanık oldu (SPA)
Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişki son yıllarda önemli bir büyümeye tanık oldu (SPA)

Ziyad el-Fifi
Bilgi sahibi kaynaklar, Suudi Arabistan’ın büyük Asya ülkesine yaptığı petrol satışlarının bir kısmını yuan cinsinden fiyatlandırmak üzere Çin ile ciddi görüşmelerde bulunduğunu açıkladı. Söz konusu adım, ABD dolarının küresel enerji piyasasındaki hakimiyetini azaltacak bir hamle olarak sayılıyor.
Eğer gerçekleşirse böyle bir adım, en büyük ham petrol ihracatçısı ile endüstrilerinde çok fazla enerji tüketen dünyanın en büyük ikinci ekonomisi arasında gerçekleşmesi dolayısıyla, tarihi bir değişim olarak kabul edilebilir.

Söz konusu adım, ilk kez gündeme gelmiyor. Çin, para birimini dünya genelinde ticarete açık hale getirme çabalarının bir parçası olarak 2018’de yuan cinsinden fiyatlandırılmış bir petrol sözleşmesi taslağını Körfez ihracatçısına sundu. Ancak hamle, bu yıl siyasi gelişmelerin etkisiyle hızlanmadan önce, aniden duraksadı. Gözlemciler, siyasi gelişmelerin etkisinin bu projeyi canlandırmanın bir nedeni olduğunu ifade etti.

Siyasi motive
Suudi Arabistan kaynaklarına göre haberi yayınlayan ‘The Wall Street Journal’ gazetesi, kararın, Beyaz Saray’ın bölgedeki politikaları nedeniyle Riyad ile Washington arasında artık sır olmaktan çıkan gergin ilişkilerden kaynaklandığını söyledi.
Nükleer mesele ve İran ile müzakerelerden meşruiyeti yeniden kazanma amaçlı Yemen savaşına ve hatta ABD’nin ‘geleneksel müttefiklerine’ yönelik güvenlik taahhütlerine kadar Washington’un bölgedeki siyasi vizyonu, Körfez ülkelerini ve özellikle Suudi Arabistan’ı tatmin etmiyor.
Çin açısından doların kullanımı, ABD’nin İran ve Rusya’ya yönelik yaptırımlarının yıkıcı etkisiyle açığa çıkan bir tehlike haline geldi.
Pekin, Suudi Arabistan tarafından ihraç edilen petrolün yüzde 25’inden fazlasını satın alıyor. Eğer bu oran, yuan cinsinden fiyatlandırılırsa, bu satışlar Çin para biriminin konumunu güçlendirecek.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre bilgi sahibi Suudi Arabistanlı bir kaynak, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada söz konusu haberi yalanladı. Haberin asılsız olduğunu ve konunun gündeme getirilmediğini söyleyen kaynak, ABD gazetesinin kaynakları hakkında şüphe duyduğunu belirtti.
Suudi Arabistan’ın Çin’e yönelik ham petrol ihracatının hacmi, büyük sanayi ülkesinin günlük tükettiği 6,2 milyon varilin günlük 1,76 milyon varilini oluşturuyor. Aynı şekilde ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin Aralık 2021 rakamlarına göre Suudi Arabistan’a ihracat, günde yaklaşık 500 bin varil düşüş yaşadı.
Küresel petrol satışlarının yaklaşık yüzde 80’i dolar cinsinden yapılıyor. Dünyanın en büyük ihracatçısı olan Suudiler, 1974’ten bu yana Nixon yönetimi tarafından Suudi Arabistan lehine güvenlik garantileri içeren bir anlaşmayla petrol satıyor.

Neden Çin?
Öte yandan Çin’in petrol ithalatı, genişleyen ekonomisine paralel olarak, son otuz yılda büyük bir artış gösterdi. Suudi Arabistan, 2021’de Çin’in en büyük ham petrol tedarikçisiydi. Öyle ki günlük 1,76 milyon varil satın aldı. Çin’i, 1,6 milyon varil ile Rusya takip etti.
Bu dengeler, Suudileri ekonomik ilişkilerini yeniden tanımlamayı düşünmeye yöneltti. Suudi Arabistanlı bir yetkilinin ABD gazetesine belirttiğine göre dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı haline gelen Çin gibi, ABD ile de ilişkiler değişti. Yetkili, “Çin, Suudi Arabistan için birçok kazançlı teşvik sunuyor” dedi.
Çin’in bu ayrıcalığı neden tercih ettiği sorusuna ise yetkili, “Esnek bir ülke. Aklınıza gelebilecek her şeyi bizim için sunuyor” dedi.
Suudi Arabistanlı yetkili, üst düzey bir ABD’li yetkilinin Riyad’a ‘böyle bir adım atmasını tavsiye etmediğini’ de söyledi.

Petro-yuan!
ABD’li yetkilinin böyle bir şeyi tavsiye etmemesinden, ‘Suudileri ödeyecekleri bedelin büyüklüğünden haberdar etmenin’ amaçlandığı anlaşılabilir. Bu adımın tüm ihracatı etkilemesi durumunda, Suudilerin hala petrol işlemlerinin çoğunu dolar cinsinden yürütmeye devam etmesi uzak bir olasılık değil. Ancak bu hareket, Rusya, Angola ve Irak gibi ABD ile iyi geçinmeyen diğer üreticileri de Çin ihracatlarını yuan cinsinden fiyatlandırmaya teşvik edebilir.
İki ülke arasındaki ekonomik ilişki bir süre önce güvenlik boyutu aldı. ABD merkezli CNN’e göre Çin, Suudi Arabistan’ın balistik füze üretimi için bir proje geliştirmesine yardım etti. Edinilen bilgiye göre bu adımı, iki ülke arasında çok sayıda büyük ölçekli balistik füze teknolojisi transferi takip etti. Bu transferler, Beyaz Saray’a bağlı Ulusal Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere çok sayıdaki kuruluş tarafından dikkatle incelendi.
Geçen Aralık ayında, ABD merkezli kanalda yayınlanan görüntüler, Suudi Arabistan’ın Çin’in yardımıyla kurulmuş bir tesiste balistik füzeler ürettiğini göstermişti. Fotoğrafları ve kaynakları analiz eden uzmanlar, görüntülerin en son ABD istihbarat değerlendirmeleriyle uyumlu gelişmeleri yansıttığını açıkladı.
Çin ile Suudi Arabistan arasında hassas balistik füze teknolojisi transferi olup olmadığı sorusuna yanıt olarak Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Pekin ile Riyad arasındaki ilişkiyi ‘kapsamlı bir stratejik ortaklığa dayalı’ olarak nitelendirdi. Sözcü, iki ülkenin ‘askeri ticaret de dahil olmak üzere tüm alanlarda dostane işbirliğini sürdürdüğünü’ vurguladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, CNN’e yaptığı açıklamada, “Bu tür bir işbirliği herhangi bir uluslararası hukuku ihlal etmez ve kitle imha silahlarının yayılmasını teşvik etmez” dedi.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.