23 ülke, Kovid-19 pandemisinin ardından eğitim sektörünü tartıştı

Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamad el Şeyh, Uluslararası Yüksek Eğitim Konferansları 2022’de birçok katılımcıyı ağırladı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamad el Şeyh, Uluslararası Yüksek Eğitim Konferansları 2022’de birçok katılımcıyı ağırladı (Şarku’l Avsat)
TT

23 ülke, Kovid-19 pandemisinin ardından eğitim sektörünü tartıştı

Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamad el Şeyh, Uluslararası Yüksek Eğitim Konferansları 2022’de birçok katılımcıyı ağırladı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamad el Şeyh, Uluslararası Yüksek Eğitim Konferansları 2022’de birçok katılımcıyı ağırladı (Şarku’l Avsat)

Riyad, Kovid-19 pandemisi ile iki yıl yüz yüze bir şekilde gerçekleşmesi durdurulan eğitim faaliyetlerinin dünya çapındaki durumunu görüşmek için 23 ülke ve 262’den fazla uluslararası ve ulusal üniversitenin temsilcilerini ağırladı. Uluslararası Yüksek Eğitim Konferansları 2022’de küresel eğitim politikaları ve eğitim alanında yaşanacak süreçler ele alındı.
Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamad eş-Şeyh, Riyad Uluslararası Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası Eğitim Konferansları’nda yaptığı konuşmada Kovid-19 pandemisinin birçok olumsuz yanı olduğu ancak salgın ile eğitim kurumlarında dönüşüm yaşandığını açıkladı.
Bakan Şeyh, Kovid-19 pandemisi ile eğitim kurumlarının dijital dünyaya hızlı bir dönüş yaptığını, ailelerin eğitimdeki rolünün güçlendiğini ve eğitim öğretim faaliyetlerinin yönünün değiştirdiğini belirtti. Bu noktada ekonomik koşullar ve dünya çapında yaşanan değişimler ile mücadele eden eğitim kurumlarının yeni planlamalara ihtiyaç duyduğunu belirten bakan, konferansın öğrencilere esnek ve kaliteli bir eğitim verilmesi için yaratıcı fikirlere açılan bir fırsat olduğunu belirtti.
Mısır Eğitim Bakanı Tevfik Şevki, konferansın konusu ve düzenlendiği zaman açısından büyük bir önem taşıdığını belirtti. Şevki, koronavirüsün eğitim sektörüne ve öğrencilere yansımalarını ele aldı. Şevki, başta gençler olmak üzere öğrenciler arasındaki eğitim farkının giderilmesi ve dijital dönüşüm bağlamında her ülkenin yatırım yapması gerektiğini açıkladı.
Şarku’l Avsat’a demeç veren Şevki, konferansa dünyanın dört bir yanından yetkililerin katıldığını ve konferansın Dünya Bankası ve UNESCO huzurunda önemli konuların ele alınması için eşsiz bir fırsat olduğunu belirtti. Kovid-19 pandemisi ile iki yıldır düzenlenemeyen konferansın eğitim sektörünün kalitesini yükseltmek için bir yatırım niteliğinde olduğu kaydedildi.
Bakan Şevki, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Koronavirüs pandemisinin ardından eğitim alanında her ülkenin ve gelecek nesillerin bir kaygısı var. Çocuklarımıza kaliteli bir eğitim verme, başkalarıyla iletişim kurmalarını ve farklılıklara saygı durmalarını öğretmek gibi küresel bir rekabet gücüne sahibiz. Bu eğitimler, toplumlarımızın ilerlemesini sağlar ve vatandaşlarımızı sosyal ve entelektüel birikimini arttırır.”
Kraliçe Rania Öğretmen Eğitimi Akademisi Başkanı Dr. Usame Ubeydat, salgın sonrası eğitimde geriye doğru bir dönüş olmayacağını, eğitmenlerin ve öğrencilerin geleceğe bakması gerektiğini açıkladı. Ubeydat, öğretmenlerin becerilerini geliştirmenin ve eğitim kurumunu daha kaliteli bir hale getirmek için tüm teknolojik gelişmelerin dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Ubeydat, pandeminin eğitim alanında yaşanan son gelişmeleri öğrenmek için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. İlk gün gerçekleşen oturumlarda başta Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki eğitim bakanlarının açıklamalarına yer verildi. Ubeydat, “Son dönemde teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına rağmen teknolojinin gerçek bir öğretmenin yerine geçmediğini, aksine öğretmenlerimize olanak sağlamak için bir araç olduğunu öğrendik. Eğitim sürecinde taraflarına arasında canlı ve doğrudan bir etkileşimin önemi yadsınamaz” dedi.
Ubeydat, teknolojinin öğretmenin rolünü engellemediğini, öğretmelerin eş zamanlı bir şekilde teknoloji ile daha kaliteli bir şekilde işini yapabileceğini açıkladı.
Konferansta ailelerin ve özel sektörün eğitimdeki rolünü genişletilmesi konusu masaya yatırıldı. Eğitimde kullanılan teknolojik ürünlerin kalitesi ile ilgili oluşturulan standartların eğitim sürecine yarar sağlayacağı belirtildi.
Konferansa, 145 üniversite ve uluslararası eğitim kurumunu temsil eden 262 kişi katıldı. Eğitim sektörüne katkı sağlayan 130’a yakın çalıştay, yayınlanan tezler ve kazanılan deneyimler ile konferansa büyük katkı sağladı.
Çalıştaylara ev sahipliği yapan ana salonların ve odaların kalabalık olması, pandemi ile eğitim alanındaki herkesin yüzleştiği önlemlerin hafifletildiğini gösterdi.
Konferans, 4 gün sürdü. Yapay zeka, sürdürülebilir ve kapsamlı eğitim becerilerinin öğrencilere kazandırılması ve dijital zeka konuları ele alındı.
 



İngiltere üniversitelerdeki Araplar

Cambridge Üniversitesi binası (Reuters)
Cambridge Üniversitesi binası (Reuters)
TT

İngiltere üniversitelerdeki Araplar

Cambridge Üniversitesi binası (Reuters)
Cambridge Üniversitesi binası (Reuters)

Baha el-Avam

İngiltere yaklaşık 90 üniversitesiyle uluslararası üniversite sıralamalarında ABD'nin ardından ikinci sırada geliyor. Bu durum onu dünyanın dört bir yanından akademik eğitim arayanların hayali haline getiriyor. Arap gençleri de bu tablodan nasibini alıyor. Bu üniversiteler; dil ve iletişim standartları, büyük çoğunluğu Müslüman olan öğrencilerin dini inançları ve sosyal yaşamın belirleyicileri olmak üzere üç boyutuyla özel bir araştırmaya konu olan kültürel zorlukları barındıran topluluklardır.

Görüştüğümüz üniversite öğrencisi Seyfeddin Mansur es-Seyf, İngiltere’ye geldiğinde İngilizce öğrenmede ciddi güçlüklerle karşılaştığını ancak azim, kararlılık ve günlük çalışma disipliniyle becerilerini geliştirebildiğini anlattı. Seyf, İngilizce'nin yalnızca bir ders değil, iletişim kurmanın, ilişkiler inşa etmenin ve akademik ile mesleki çevreye entegre olmanın temel anahtarı olduğunun farkına vardığını ifade etti.

İngiltere’de eğitimin en belirgin avantajları arasında eleştirel düşünce ve öğrenci özerkliğinin geliştirilmesinin yanı sıra araştırma, analiz ve öğrenme ortamına etkin katılımın teşvik edilmesini sıralayan Seyf, İngiliz toplumunun kültürel çeşitliliğinin öğrenciye farklı kültürlerle tanışma ve gelecekte işine yarayabilecek küresel bir ilişki ağı kurma fırsatı sunduğunu vurguladı.

Tablo elbette görece bir mesele, öğrencinin kişiliğinden tutun, barındığı üniversiteye ve şehre kadar pek çok etkene göre değişiyor.

Birmingham Üniversitesi öğrencisi Hamza el-Kahfe ise üniversitesinin Müslüman öğrencilere son derece açık olduğunu belirtti. Öyle ki kampüste birden fazla cami bulunduğunu ve cuma namazının birden fazla cemaatle kılındığını aktaran Kahfe, bin 500'den fazla üyesiyle Müslüman Öğrenciler Birliği'nin üniversitedeki en büyük öğrenci topluluğu olduğunu ve yıl boyu etkinlikler düzenlediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Kahfe, Müslüman Öğrenciler Birliği'nin her Ramazan ayında düzenlediği toplu iftara 2 binden fazla kişinin katıldığını, bu etkinliğe üniversite rektörü ve rektör yardımcısının da konuşmacı olarak iştirak ettiğini ve üniversitenin bu büyük organizasyonu bizzat desteklediğini vurguladı.

Arap öğrencilerin genel olarak karşılaştığı ortak güçlük ise İngiltere genelinde yurt dışından gelenlerin karşılaştığı yüksek yaşam maliyetleri. Bunun tek çaresi ise mali kaynakların iyi yönetilmesi.

Londra Koleji öğrencisi Muhammed Ubeyyidat, mali kaynakların iyi yönetilmesinin, kendi parasıyla ya da bursla geçinen bir öğrenci için İngiltere’nin yüksek yaşam maliyetiyle başa çıkmanın tek çaresi olduğunu söylüyor. Ubeyyidat, öğrencinin üniversite yurtları dışında kiraların yüksekliği ile kampüste yedi-sekiz farklı kişiyle aynı odayı paylaşmanın güçlüğü arasında kaldığı çaresizliğe dikkati çekti.

Ekonomik koşullar nedeniyle Londra hükümeti yabancı öğrencilerin mali yeterliliğini daha titiz biçimde incelemeye başladı; eğitim süresince ve sonrasında dil ile ikamet koşullarını da sıkılaştırdı.

Göç hukuku uzmanı Avukat Ali el-Kadum, İngiliz hükümetinin son iki yılda yabancı öğrenci vizelerini hedef alan bir dizi tedbir aldığını; bunun, bu sürecin yıllık göç rakamlarının önemli bir parçasını oluşturur hale gelmesinden kaynaklandığını belirtti.

Kadum, söz konusu tedbirlerin en dikkat çekici olanının, öğrencilerin büyük çoğunluğunun aile bireylerini yanlarında getirme hakkının kısıtlanması olduğunu ve bu hakkın artık ağırlıklı olarak doktora ve ileri araştırma programı öğrencileriyle sınırlı tutulduğunu ifade etti. Kararın, son yıllarda uluslararası öğrencilere eşlik edenlerin sayısında belirgin bir artış gösteren istatistiklerin ardından alındığını ifade etti.

Kadum'a göre hükümet ayrıca mezuniyet sonrasında öğrencinin İngiltere’de kalabileceği süreyi de kısalttı. Bunun ardında öğrenci vizesinin temel amacının eğitim ve beceri kazanmak olduğu, kalıcı ikamet için dolaylı bir yol olarak kullanılmaması gerektiği yönündeki kararlı tutum yatıyor. Yetkililer ayrıca eğitim tamamlanmadan öğrenci vizesinden çalışma vizesine geçilmemesi kararını da sıkı biçimde uyguluyor.

İngiltere üniversitelerindeki eğitim yöntemleri, Arap dünyasının yükseköğretim kurumlarındaki uygulamalardan belirgin biçimde farklılaşıyor. Peki bu durum, o ülkelerden gelen öğrenciler için gerçek bir zorluk mu?

Eğitim ve işletme yönetimi alanında uzman akademisyen Husam el-Harahşe'ye göre Arap öğrencilerin İngiliz üniversitelerinde karşılaştığı güçlüklerin başında, ders ve müfredat sınırlarının dışında düşünememek geliyor. Bu öğrenciler ezberleme ve belirli bir müfredata odaklanma konusunda başarılı oldukları için sınavlarda üstün başarı elde etseler de araştırma söz konusu olduğunda yazma ve araştırma becerileri ile öne sürülen araştırma problemlerine çözüm üretmede güçlük çekiyorlar.

Harahşe yaptığı değerlendirmede, İngiltere’de ya da benzer bir eğitim sistemine sahip herhangi bir ülkede okumak isteyen öğrencilere, sınav başarısına odaklanmak yerine yazma ve sunum becerilerini keşfetmeye çalışmaları tavsiyesinde bulundu.

İngiliz üniversitelerinde büyük bir kültürel çeşitlilik var (Getty) İngiliz üniversitelerinde büyük bir kültürel çeşitlilik var (Getty) 

Suudi Arabistan, Arap ülkeleri arasında İngiliz üniversitelerine en fazla öğrenci gönderen ülke konumunda. Bu süreç gençlerin gurbete ayak bastığı andan itibaren kesintisiz bir şekilde sürdürülüyor.

Yüksek lisans öğrencisi Faysal el-Hayyid, Edinburg'da bulunan Suudi Arabistan Kulübü'ndeki deneyimini anlatarak eğitim ataşeliğinin öğrencilerin uyumunu ve ihtiyaçlarını yakından takip ettiğini söyledi. Hayyid, Suudi Arabistan'ın Londra Büyükelçisi'nden başlayarak ataşelik, öğrenci kulüpleri ve 7/24 açık elektronik kanallar aracılığıyla öğrencilerle sürekli iletişimin sağlandığını vurguladı.

Hayyid, kendi ülkesindeki burs kurumunun öğrenciyle kurduğu kesintisiz iletişimin, ihtiyaçların saptanmasına ve akademik başarı için en temel dayanak olan psikolojik desteğin sağlanmasına önemli katkı sunduğuna dikkati çekti.

İngiltere’deki üniversiteler, birkaç ay öncesine kadar Sudanlı öğrencileri memnuniyetle karşılıyordu. Ancak Londra, aralarındaki iltica başvurusu sahiplerinin sayısının artması nedeniyle Sudanlılara vize verilmesini askıya aldı. Yüksek lisans öğrencisi Muheyyeb İsmail, İngiltere’ye geçen yıl yapılan iltica başvurularının toplamının 110 bini aştığını, bunların arasında öğrenci vizesiyle gelen Sudanlıların da bulunduğunu belirtti.

İsmail, 2025 yılında Sudanlı öğrenci sayısının yaklaşık 260 olduğunu, bunların 120'sinin iltica başvurusunda bulunduğunu -ki bu yüzde 50'nin altında bir oran- ve tüm iltica başvurucularına oranlandığında Sudanlıların yalnızca binde birini oluşturduğunu söyledi. Açıklamalarını sürdüren İsmail, "Bu kadar küçük bir oran İngiliz toplumu için gerçekten bir yük oluşturabilir mi?" diye sordu.

Gayri resmi tahminlere göre bugün İngiltere’de 30 binden fazla Arap öğrenci eğitim görüyor. Diğer yabancı öğrenciler gibi onlar da bu deneyimi acısıyla tatlısıyla deneyimliyor.

Doktora öğrencisi Lemis Hüseyin el-Alevi ise şunları söyledi:

“Öğrenci, eğitim süresince neredeyse her gün sorunlar, güçlükler ve zorluklarla yüzleşiyor. Ancak her zaman başaracağına, başarısız olmayacağına dair inancını korumalı. Kendine İngiltere’ye net bir amaç ve hedef için geldiğini, zamanını boşa harcamaya gelmediğini sürekli hatırlatmalı. Buradaki konaklamadan keyif almanız elbette güzel ama odaklanmanızı korumak ve geldiğiniz amacı kendinize hatırlatmak çok daha önemli.”

Sonuç olarak İngiltere’deki eğitim yolculuğu tüm boyutlarıyla Arap öğrencinin kişisel ve akademik deneyimini zenginleştiren bir miras ve nerede çalışırsa çalışsın, nerede yaşarsa yaşasın mesleki mücadelesinde yaslanacağı bir temel taş niteliği taşıyor.


Suriye Eğitim Bakanlığı Kürtçe eğitim için yol haritasını açıkladı

Suriye Eğitim Bakanlığı Kürtçe eğitim için yol haritasını açıkladı
TT

Suriye Eğitim Bakanlığı Kürtçe eğitim için yol haritasını açıkladı

Suriye Eğitim Bakanlığı Kürtçe eğitim için yol haritasını açıkladı

Suriye Eğitim Bakanlığı, Kürtçe dil eğitimine ilişkin önemli bir adım attı. Bakanlık, 2026 tarihli ve 13 sayılı Kararnamenin hükümlerinin hayata geçirilmesine yönelik yürütme talimatlarını yayımlayarak Kürtçe müfredatın hazırlanması, öğretmen temini ve uygulama esaslarını belirledi.

Yayımlanan talimatlara göre, Kürtçe dil materyallerinin geliştirilmesi görevi Ulusal Müfredat ve Eğitim Materyalleri Merkezi’ne verildi. Kararnamenin yasal amacının, kültürel ve dilsel hakları korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve Suriye’nin kültürel kimliğinin temel unsurlarından biri olarak kültürel çeşitliliği teşvik etmek olduğu vurgulandı.

Kararnamenin amacı kapsamında, eğitim sektöründe uygulamayı sağlayacak yürütme mekanizmalarının kurulacağı, genel eğitim politikalarıyla uyumun, fırsat eşitliği ilkesinin ve eğitim sürecinin sorunsuz işleyişinin garanti altına alınacağı ifade edildi.

Öğretmen kadrosu ve yeterlilik şartları

Milli Eğitim Müdürlüğü ile Milli Eğitim Denetleme Müdürlüğü’nün, Kürtçe dersini verecek gerekli eğitim ve öğretim kadrosunu sağlamakla yükümlü olduğu belirtildi. Buna göre Kürtçe dersini verebilecek kişiler şu nitelikleri taşıyacak:

1- Üniversite diplomasına veya öğretmen yetiştirme enstitüsü sertifikasına sahip olup Kürtçe diline hâkim olanlar.

2- Lise diplomasına sahip olup, fiili ihtiyaç halinde ve gerekli görüldüğünde Kürtçe diline hâkim olanlar.

3- Kürtçe dil yeterliliğini doğrulamak amacıyla, Milli Eğitim Müfredatı Geliştirme Merkezi ile koordinasyon içinde ve birleşik, objektif standartlara göre yapılan yazılı ve sözlü sınavları başarıyla geçenler.

Bakanlık bünyesindeki Nitelik ve Eğitim Müdürlüğü ise Kürtçe öğretmekle görevlendirilen kişilere yönelik eğitimsel nitelik ve öğretim programları ile kursları hazırlamak ve uygulamakla görevlendirildi. Bu programların; uzmanlık eğitim kurslarını, mesleki yetkinliği artırmaya yönelik sürekli eğitimleri kapsayacağı bildirildi.

Uygulama ve çalışma planı

Çalışma planına ilişkin düzenlemelerde, Kürt dilinin Suriye ulusal kimliğinin medeniyet zenginliğinin bir parçası olduğu vurgulandı. Bu kapsamda, Kürt vatandaşların nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerdeki kamu ve özel okullarda Kürtçe dersine izin verileceği belirtildi.

Kürtçe, dili öğrenmek isteyen öğrenciler için bir sınav dersi olacak. Ders, tüm eğitim kademelerinde haftada iki saat olarak okutulacak; ancak notunun genel not ortalamasına dahil edilmesi koşuluyla öğrencinin sınıf geçme veya kalma durumunu etkilemeyecek.

Halihazırda Kürtçe eğitimi veren okulların, yeni müfredatlar yayımlanıp resmen kabul edilene kadar mevcut müfredatlarını uygulamaya devam edeceği kaydedildi.

Valiliklerdeki eğitim müdürlerinin ise valilerle koordinasyon içinde, demografik gerçeklik ve mevcut eğitim imkânlarını dikkate alan objektif kriterlere göre Kürtçe dersinin okutulacağı okulları belirlemek üzere öneriler sunacağı, bu önerilerin nihai olarak Bakanlık tarafından onaylanacağı bildirildi.


Filistin eğitim müfredatı revize ediliyor: İsrail'in değiştirmek istediği şey bu

Filistin Yönetimi, Avrupa'nın baskısı altında eğitim müfredatını revize ediyor. (AFP)
Filistin Yönetimi, Avrupa'nın baskısı altında eğitim müfredatını revize ediyor. (AFP)
TT

Filistin eğitim müfredatı revize ediliyor: İsrail'in değiştirmek istediği şey bu

Filistin Yönetimi, Avrupa'nın baskısı altında eğitim müfredatını revize ediyor. (AFP)
Filistin Yönetimi, Avrupa'nın baskısı altında eğitim müfredatını revize ediyor. (AFP)

Halil Musa

Filistin Yönetimi, yıllarca Filistin anlatısını kışkırtma olmadan koruduğuna inandığı belirli eğitim müfredatlarını uyguladıktan sonra, ABD ve Avrupa ülkelerinin baskısı sonucunda bu müfredatları Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ilkelerine uygun olarak revize etme kampanyası başlattı.

Filistin Eğitim Bakanlığı, bazı ders kitaplarını toplayarak, mahkûmlara atıfta bulunmayan geçici ders kitaplarıyla değiştirdi. Bu adım, ‘revizyonun başlangıcı’ olarak görünüyor.

Mevcut eğitim-öğretim yılı başlamadan önce, Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçtiğimiz eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Filistin hükümetine UNESCO standartlarına uymak için eğitim müfredatını geliştirmeye ve güncellemeye devam etmesi talimatını verdiğini duyurdu.

Şiddeti ve kışkırtmayı reddetmek

Abbas, Filistin hükümetine, uluslararası taahhütlere uygun olarak bu süreci tamamlamak için iki yıl süre verdi.

Abbas, ‘Filistin ulusal kimliğine ve sabitelerine’ bağlılığı vurgulasa da ‘medya, eğitim müfredatı ve kültür alanı dahil olmak üzere çeşitli alanlarda şiddeti ve kışkırtmayı reddettiğini’ bildirdi.

dfg
Alman Georg Eckert Enstitüsü (GEI) birkaç yıl önce yaptığı araştırmada, “Filistin eğitim müfredatı İsrail'e karşı nefreti körüklüyor” sonucuna vardı. (AFP)

Filistin Eğitim Bakanlığı birkaç hafta önce bazı ders kitaplarını topladı ve bunların yerine mini eğitim paketleri koydu.

İsmini vermek istemeyen bir Filistinli yetkili, hükümetin ‘aylardır okul müfredatını gözden geçirmek için ciddi bir şekilde çalıştığını ve bu konuda önemli ilerleme kaydettiğini’ söyledi.

Bu çalışmanın ‘yeni bir mekanizma uyarınca’ yürütüldüğünü belirten yetkili, bunun ‘Avrupa'nın baskısı altında yapıldığını ve önceki Filistin hükümetinin müfredatı değiştirmek için Avrupa'nın baskısına yanıt vermeyi reddettiğini’ bildirdi.

Bu paketlerin bazılarını inceleyip orijinal ders kitaplarıyla karşılaştırdığımızda, Arapça ders kitabında mahkûmlara değinen bazı bölümlerin ve matematik ders kitabında Kudüs ile ilgili sözlü soruların silindiğini gördük.

xcdf
İsrail, Filistin Yönetimi'ni ‘eğitim müfredatında şiddeti teşvik etmekle’ suçluyor. (Independent Arabia)

Ancak Filistin Eğitim Bakanlığı, ders kitaplarının okullardan toplandığını yalanladı.

Filistin Eğitim Bakanı Emced Berhem, Independent Arabia'ya eğitim müfredatının gözden geçirilmesi konusunda talimatlar alındığını doğrulasa da ‘konunun hassasiyeti nedeniyle’ bu konuyu müzakere etmeyi reddetti ve bu konuda konuşma yetkisi olmadığını söyledi.

Filistin'in çatışma anlatısı

İsrail, Filistin Yönetimi'ni sık sık ‘eğitim müfredatında şiddeti teşvik etmekle’ suçlarken, Filistinliler bu suçlamayı reddederek müfredatın Arap-İsrail çatışması, Filistin tarihi ve halkının mücadelesine ilişkin Filistin'in anlatısını ele aldığını savunuyor.

Filistin Eğitim Bakanlığı Müfredat Merkezi eski Başkanı Servet el-Kilani, Filistin öğretim materyallerinin ‘UNESCO ilkeleri, uluslararası hukuk ve insan hakları ile uyumlu’ olduğunu değerlendiriyor.

Kilani, “Anlaşmazlık bu ilkeler üzerinde değil, bunların yorumlanması üzerinde. Çünkü Tel Aviv ve Washington, Filistinlilerin hoşgörü yoluyla teslim olmasını istiyor” dedi.

Kilani'ye göre İsrail, Siyonizmden, Filistinlilerin çatışmaya ilişkin anlatımından ve Filistin halkının ve tarihi liderlerinin mücadelesinden herhangi bir şekilde bahsedilmesini şiddet ve nefreti kışkırtma olarak görüyor.

ghy
Filistin Eğitim Bakanlığı bazı ders kitaplarını toplayarak, mahkûmlardan hiç bahsetmeyen geçici ders kitaplarıyla değiştirdi. (Independent Arabia)

Kilani, ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) desteğini alan İsrail'in ‘eğitimi siyasallaştırmak’ ve Filistin eğitim müfredatına İsrail'in kavramlarını, isimlerini ve anlatımlarını sokmak istediğini belirtti.

Alman Georg Eckert Enstitüsü (GEI) birkaç yıl önce AB tarafından finanse edilen bir çalışma yürüttü. Bu çalışmanın sonucunda ‘Filistin eğitim müfredatının İsrail'e karşı kışkırtma amacıyla kullanıldığı’ sonucuna varıldı.

İsrail haritası

Ancak Kilani, GEI’nın ön raporlarının ‘Filistin eğitim müfredatının hoşgörüsünü ve uluslararası hukuka bağlılığını övdüğünü’ belirterek, ‘nihai raporun İsrail'in kışkırtmasıyla hazırlandığını’ ifade etti.

Kilani, eğitim müfredatlarında Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak belirtilmesinin bir tür kışkırtma olarak değerlendirildiğini ifade etti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre İsrail, Yafa ve Akka gibi şehirlerin İsrail’in kuruluşundan önce Filistin toprağı olduğuna dair tarihi atıfların yapılmasını da istemedi.

Tel Aviv'in, İsrailliler henüz sınırlarını çizmemiş olmasına rağmen ders kitaplarına İsrail haritasının eklenmesini istediğini belirtti.

Kilani, Filistin müfredatının ‘işgal altındaki toplumun ruhunun bir yansıması olduğunu ve hafızayı silmeye çalışan Siyonist anlatının karşısında ulusal anlatıyı yeniden ürettiğini’ söyledi.

7ı8
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, hükümete UNESCO standartlarına uygun olarak eğitim müfredatını geliştirmeye ve güncellemeye devam etme talimatı verdi. (Independent Arabia)

Filistin Devlet Başkanı’nın müfredatla ilgili kararına değinen Kilani, “Bu karar, müfredatın gözden geçirilmesini öngörüyor, ancak mutlaka değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmiyor” dedi. Ayrıca, ‘yenileme ve geliştirme çabalarını desteklediğini, ancak bunun Filistin iradesi ve yönetimiyle yapılması gerektiğini’ vurguladı.

Kilani’ye göre kışkırtıcılık, İsrail veya Amerikan iradesiyle uyuşmayan şeylerde değil, uluslararası hukukun ve insan haklarının çiğnenmesinde yatıyor.

Kilani, “Sorun, kavramların farklılığında yatıyor; ulusal kurtuluş kavramlarının, işgalci güçlerin anlayışından farklı olması son derece doğal” değerlendirmesinde bulundu.

Siyaset araştırmacısı Cihad Harb, Filistin eğitim müfredatının öldürmeye teşvik etmediğini, ancak İsrail’in kuruluşundan önceki Filistin yurduna ve Nekbe’nin tanımına yer veren Filistin anlatısını içerdiğini belirtti.

Harb’a göre İsrail, Filistinlilerin tarih ve geleceklerine bakışını değiştirmek, zihinlerini dönüştürmek ve onları siyaseten yönlendirmek amacıyla Filistin müfredatının değiştirilmesini istiyor.

Harb ayrıca, Filistin Yönetimi’nin son dönemde eğitimden güvenliğe, hatta mahkûm maaşlarına kadar her alanda Amerikan baskılarına maruz kaldığını ifade etti.