Patroit ile başladı, S-400'le devam etti, SAMP-T'ye dönüldü... Türkiye'nin 30 yıllık hava savunma sistemi edinme sürecinde neler yaşandı?

Türkiye, Fransa - İtalya yapımı SAMP-T uzun menzilli hava savunma sistemine talip / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye, Fransa - İtalya yapımı SAMP-T uzun menzilli hava savunma sistemine talip / Fotoğraf: savunmasanayist.com
TT

Patroit ile başladı, S-400'le devam etti, SAMP-T'ye dönüldü... Türkiye'nin 30 yıllık hava savunma sistemi edinme sürecinde neler yaşandı?

Türkiye, Fransa - İtalya yapımı SAMP-T uzun menzilli hava savunma sistemine talip / Fotoğraf: savunmasanayist.com
Türkiye, Fransa - İtalya yapımı SAMP-T uzun menzilli hava savunma sistemine talip / Fotoğraf: savunmasanayist.com

Asker sayısı açısından NATO'nun ikinci büyük gücü konumundaki Türkiye'nin uzun yıllardan beri çözüm aradığı sorunlarının başında güçlü bir hava savunmasına sahip olmaması geliyor.
Bu arayış sonucu çeşitli girişimlerde bulunan ve en sonunda Rusya'dan S-400 alan ancak bunun neticesinde müttefikleriyle arasını bozarak yaptırımlara maruz kalan Türkiye, yönünü bir kez daha Fransa-İtalya ortak üretimi SAMP-T'ye çevirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAMP-T'ye dair 6 Temmuz 2022 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Bizim için gerçekten büyük önem arz ediyor. En son NATO zirvesinde de Sayın Macron ile konuyu etraflıca ele aldık. Bugünkü ikili görüşmemizde de konuyu Sayın Draghi ile ele aldık. Bir an önce SAMP-T konusunda imza safhasına gelelim istiyoruz" dedi.
Independent Türkçe muhabiri Ali Kemal Erdem, son açıklamanın ardından Türkiye'nin hava savunmasını güçlendirmek için uzun yıllardır süren mücadelesine mercek tuttu. Bunun için de savunma sanayisi üzerine araştırmalar yapan düşünce kuruluşu BlueMelange ile iletişime geçti.
BlueMelange analistlerinin Independent Türkçe için hazırladığı çalışmada, Türkiye'nin dünden bugüne olan hava savunma stratejisi ve bu süreçteki çalışmalarına dair bilgiler verildi.

1950'li yıllarda geliştirilen Nike füzeleri uzun yıllar boyunca İstanbul'un hava sahasını korudu / Fotoğraf: Vikipedia

"Türkiye hava savunma sistemlerinin tedarikinde her zaman zorluk çeken bir ülke oldu"
Çalışmada Türkiye'nin hava savunma sistemlerinin tedarikinde ve geliştirilmesi konusunda her zaman zorluk çeken bir ülke olduğu belirtildi. 
"800 bin kilometrelik alanı kontrol etmek zorunda olan Türkiye, 1950'lerden itibaren hava savunmasını modern jet savaş uçaklarına bırakmıştır" denilen açıklamada ve bunun nedeni şu ifadelerle dile getirildi: 
"Türkiye, geniş etki alanını salt kara konuşlu hava savunma sistemleriyle korumanın ve katmanlı hava savunma şemsiyesi kurmanın maliyet ve fiziki eksiklik nedeniyle imkansız olduğunu düşünmüş, ağırlığı hava gücüne bırakmıştır."

F4E'ler hava savunmasında da kullanıldı / Fotoğraf: Vikipedia

Hava savunmasını büyük ölçüde modern jetler üstlendi
BlueMelange'nin çalışmasında buna karşın Türkiye'nin o yıllarda bir yandan NATO kararıyla Rusya'ya karşı Nike Hercules gibi 1950'li yılların en etkin uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sistemlerini hızla tedarik edip, bunların Boğazlar ve İstanbul gibi stratejik önemli alanların korunmasına atadığına dikkat çekildi.
Ayrıca F-102 ve F-104 gibi yüksek hızlı modern savaş uçaklarını devreye aldığı da hatırlatılarak, savaş uçaklarının Türk hava savunmasındaki rolü şöyle anlatıldı:
"8 havadan havaya füze ve modern radarla donatılı çift motorlu savaş uçağı F-4E'lerin ve İtalya'dan yine Sparrow/Aspide füze kabiliyetli F-104S önleme uçaklarının 1970'lerin sonundan itibaren devreye alınması ile hava önleme ve savunma kabiliyeti tamamen savaş uçağı filolarına teslim edilmiştir. Modern F-16 filoları ile bu görev 1980'lerin sonundan itibaren eksiksiz yerine getirilmiştir."

1960'lı yıllarda üretilen ABD yapımı Hawk'lar halen TSK envanterinde kullanılıyor / Fotoğraf: savunmasanayist.com

Hava savunması şu ana kadar başarısız olmadı modern tehditlere karşı sınırlı
BlueMelange analistlerine göre Türkiye'nin mevcut hava savunma stratejisi aslında bugüne kadar başarısız olmadı.
Ancak yine de eksiklik olduğu şu şekilde anlatıldı:
"Her ne kadar Suriye üzerinde Suriye ve Rus Hava Kuvvetleri'ne ait Su-24, Su-22, Mi-8 uçakları yüksek eğitimli NATO standartlı Türkiye F-16 uçaklarının AIM-120C5 ve AIM-9X füzeleri ile ve E-7T AEW&C tarafından Link-16 üzerinden yönlendirilerek düşürülmüşse de veya Libya'da seferi güç olarak Misrata'da konuşlu HAWK XXI ve limanda alan savunması kuran Perry sınıfı firkateynlerin SM-1MR ile ESSM Block 1 füzeleri ile etkin koruma sağlanmış olsa da modern tehditlere karşı bu sistemlerin kullanımı oldukça sınırlıdır."

Balistik (karadan karaya) füzeler, hava savunmanın önemini artırdı

Gelişen füze sistemleri hava savunmasının yetersizliğini hatırlattı
Peki Türkiye ne zamandan itibaren hava savunmasındaki zafiyetini daha fazla hissetmeye başladı?
BlueMelange analistleri bu soruya, "Değişen savunma teknolojileri ve savaş alanı tehdit gelişmeleri, tek motorlu kısa menzilli ve düşük taşıma kapasiteli (yavaş yavaş da eskiyen) F-16 filolarının majör tehditlere karşı önleme kapasitelerinin yetersiz kalması, standoff (menzil dışı) füze/mühimmat atışları, ayrıca gelişen seyir füzesi ve balistik füze tehdidine karşı etkin savunma kurulamaması nedenleri ile yer konuşlu güçlü savunma sistemleri arayışı başladı. Envanterde yer alan Stinger MANPADS, Igla, Redeye, KMS, HAWK XXI, I. Rapier B1X/Mk2 ve hurda Nike sistemleri bu yeni tehditlere karşı bir koruma sağlayamamaktaydı" diyerek yanıt verdi. 

 "Saddam'ın füzeleri Türkiye'yi harekete geçirdi"
Türkiye'nin, güçlü bir hava savunmasına ihtiyacı olduğunu anlamasında Irak'ın 1991'de Kuveyt'i işgali de etkili oldu.
Savaş uçaklarını engelleme gücüne sahip olmasına karşın Irak'ın elindeki karadan karaya atılan balistik füzeler, Türkiye'nin bu tür sistemlere karşı ABD ve NATO'dan destek gelmedikçe yeterli savunmaya sahip olmadığı gerçeğini ortaya çıkardı. O günlerde NATO kapsamında Türkiye'ye bazı Patroit bataryaları gönderildiyse de bu füzeler görev süreleri bitince çekilmişti.
Türkiye'de o dönemde ABD'den kullanımı kendi kontrolünde olacak Patroit bataryalarının alımı ya da hibe edilmesi için talepte bulunduysa da sonuç alınamadı.

Çalışmalar 1990'larda başladı ama harekete 2000'lerin ortalarında geçildi
BlueMelange'nin çalışmasında bu kapsamda Türkiye'nin 1990'ların ortalarından itibaren iki ayrı koldan kara konuşlu, modern, modüler, mobil ve katmanlı koruma sağlayacak üç ayrı skalada hava savunma sistemi tedariki çalışmasına başladığı hatırlatıldı.
Ancak ihale süreçlerindeki aksamalar, modellerde belirsizlikler, bütçesizlikler, ötelemeler sebepleri ile projelerin ancak 2000'lerin ortalarında vücut bulduğu "kısa-orta-menzil ve irtifa mobil Hava savunma sistemleri ve uzun menzil yüksek irtifa hava ve füze savunma sistemleri" için ihalelerin başlatıldığı kaydedildi.

Hisar hava savunma füzeleri Türkiye tarafından geliştirildi / Fotoğraf: AA

Milli imkanlarla Hisar füzeleri geliştirildi
Birkaç denemeden sonra dış tedarik/lisans üretimine dayalı alçak ve orta irtifa projelerinin iptal edilerek yerli geliştirmeye dönülerek bugün deneme ve tedarik süreci süren Roketsan HİSAR-A+ (üretimi ve teslimatı sonlandırıldı) ve O+ (devam ediyor) projeleri başlatıldı.
Uzun menzilli hava savunma projesi Türkiye jeopolitiğini ve dış ilişkileri kökünden etkileyen sürece 2010'lu yılların başında girdi.

İlk ihaleyi Çin aldı 
Türkiye'nin 2014 yılında yapılan uzun menzilli hava savunma ihalesinde Çin (S300'ün Çin versiyonu FD-2000), US (Patriot PAC-3), AB (SAMP-T), Rusya S-300PMU2 yarıştı.
İhalede direkt alım istendi ve ihaleyi Çin kazandı. BlueMelange analistleri bu süreci "Ancak ihaleyi kazanan Çin'e ABD baskısı ile süreci tıkamaya yönelik art arda revize RfP BAFO (ihalelerde firmalardan en son, en iyi teklifi vermesine yönelik talep) adlı dokümanlar yayımlandı ve yerel katkı istendi" diye anlattı.
Çin, hem maliyet ve hem teknik sebeplerle bunu karşılamayacağını belirtti. Çin ile sözleşme görüşmeleri iptal edildi.

Rusya'dan alınan S400'ler / Fotoğraf: AA

İkinci ihale sürprizle sonuçlandı
Bunun üzerine ikinci kez ihaleye gidildi. İhalede US (Patriot PAC-3), AB (SAMP-T) ve Rusya (S300PMU2) yarıştı.
İhalede ortak üretim / yerli katkı ve balistik füze önlenmesi istendi ancak art arda revize RfP BAFO (ihalelerde firmalardan ve en iyi teklifi vermesine yönelik talep) adlı dokümanlar yayımlandı ve yerel katkı opsiyona indirgendi balistik füze önlemesi çıkarıldı. Son teklifte Rusya büyük sürpriz yaparak S400'ü önerdi ve ihaleyi Rusya kazandı.
Rusya ile 1+1 filo (1 hemen teslim 1 kesin opsiyon) karşılığı 2,5 milyar dolar değerinde kontrat imzalandı.
İlk filo 2019 sonbaharında teslim edildi. ABD'nin ve NATO'nun şiddetli tepkisi ve CAATSA yaptırımları nedeni ile kesin alınması gereken ancak teslim takvimi ve finansman paketi belli olmayan ikinci filo ise üç yıldır sürüncemede bırakıldı. İlk filo Mürted alanında eski Akıncı üssünde FOC (nihai operasyon kabiliyeti) alarak aktif depoda beklemekte.

S-400'ler, Türkiye'nin ihtiyacını karşılamaktan uzak
BlueMelange analistlerine göre S-400'lerde Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli değil ve buna dair şu iddiada bulundular:
"Füze tipine göre azami 400 kilometre menzil sunan S-400 füzelerinin balistik füze önleme kabiliyeti bulunmamakta, alçak uçuşlu seyir füzelerine karşı etkinliği ise sınırlıdır. S-400 füzesinin savaş tecrübesi bulunmamakta, Ukrayna tecrübesi ise konfirme (onaylanmış) edilememektedir."

Patroit füzeleri de ihaleye katılmıştı / Fotoğraf: AA

Patroitların olmamasında birinci neden maliyet
Peki Türkiye, ABD üretimi Patroit hava savunma sistemini neden alamadı?
Bu soruya şöyle cevap verildi:
"Her iki ihalede de ABD resmi öneri yaptığı Patriot sistemleri için Kongre satış bildirimini (DSCA) ve onayını almış, FMS sözleşmesi için uygun pozisyonda konumlanmış ancak maliyet ve diğer sebeplerle seçilmemiştir." 

Türkiye, 150 kilometreye ulaşacak sistem geliştirmekte
Bütün bu süreçlerde Türkiye bir taraftan da kendi milli sistemleri için çalışmaya devam ediyor.
Bir taraftan yurtdışından alım yoluyla uzun menzilli füze sistemi elde edilmeye çalışılırken bu çalışmaya paralel ayrıca yerli ve milli SİPER (HİSAR-U) Uzun Menzil Yüksek İrtifa Hava Savunma Füze sistemi geliştirme sürecine girildi.
Bloklar halinde SİPER Blok-0 ile başlayıp aşamalarla 150 kilometreye ulaşacak bir sistem geliştirilmekte, test ve tasarım faaliyetleri sürmekte.
Yine benzer şekilde yerli ve milli GUMS (Geliştirilmiş Uzun Menzil Sistemi) sistemi de uzun vade milli balistik füze savunması için hedeflenmektedir.

 SAMP-T alım süreci Doğu Akdeniz ve Erdoğan-Macron geriliminde aksadı
Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen SAMP-T süreci nasıl işledi?
BlueMelange analistleri, bir taraftan milli imkanlarla sistemler geliştirilmeye çalışılırken apayrı gelişme olarak da birinci ve ikinci uzun menzilli hava savunma sistemleri ihalelerine de katılan SAMP-T füzesinin teknolojisinin öneminin akıllara geldiğini belirtti.
Bunun üzerine Fransa ve İtalya ile SAMP-T'nin SİPER ve GUMS projelerine entegrasyonu, Blok-1N ve devamının ortak geliştirilmesi adına fizibilite etüdü ve işbirliğine dair MoU (uzlaşı belgesi) imzalandı.
Ne var ki bu süreç de Türkiye ile Fransa arasındaki Doğu Akdeniz gerilimi ve cumhurbaşkanları arası söz düellosu nedenleri ile akamete uğradı ve sessizliğe gömüldü.
S400 krizi nedeniyle Türkiye F-35 projesinden çıkarıldı / Fotoğraf: AA 

Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan mı olundu?
Bütün bunlara bakıldığı zaman Türkiye'nin uzun menzilli füze alım süreci birçok dış sorunu da beraberinde getirdi.
Yıllardır süren sürecin ardından elde ne var denirse BlueMelange analistleri şu iddiada bulundu:
"Yaklaşık 30 yıldır arayışta olan Türkiye, iki büyük fiyasko ile ortak üretim anti-balistik kabiliyetli yüksek irtifa hava savunma kabiliyeti alacağına hazır alım anti-balistik kabiliyeti olmayan yüksek irtifa hava soluyan hedef savunma sistemi alabilmiş, ödeme taahhüdü verdiği 2 filodan birini teslim alabilmiş ve aktif depo olarak bekletilmiş, karşılığında F-35 projesinden çıkarılmış ve hem hava uçak filolarının modernizasyon sıkıntısına girmiş hem 5. nesil savaş uçağı projesinden uzaklaşmış ve hem de balistik füze savunmasız kalmıştır."

"SAMP-T'lerin envantere girmesi Türkiye'nin füze teknolojisine katkı sağlar"
BlueMelange analistleri hazırlanan çalışmada varılan noktada SAMP-T'lerin ortak geliştirme kapsamında tedarik edilerek envantere alınmasının ve  SİPER ve GUMS projelerinin geliştirilmesi için başarıyla entegre edilmesinin gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Bu sayede de 30 yıl rötarla 2030'lu yıllarda envantere girmesi planlanan TF-2000 Hava Savunma Destroyerleri ve ÇAFRAD sistemi için de Aster-30/Sea Viper ve Sylver dikine fırlatma sistemi çözümünü de beraberinde getirir."



Trump, İran'la iş yapan tüm ülkelere gümrük vergisi uygulanmasını öngören emri imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran'la iş yapan tüm ülkelere gümrük vergisi uygulanmasını öngören emri imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün, İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 oranında gümrük vergisi uygulanmasını öngören bir başkanlık kararnamesi imzaladığını açıkladı.

Bu durum, iki ülke bu hafta görüşmeler yapmış olmasına rağmen, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemde ortaya çıkıyor.


Trump, İran ile yapılan görüşmeleri övdü ve görüşmelerin önümüzdeki haftanın başlarında yeniden başlayacağını doğruladı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, İran ile yapılan görüşmeleri övdü ve görüşmelerin önümüzdeki haftanın başlarında yeniden başlayacağını doğruladı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İran arasında Umman'da yapılan dolaylı görüşmelerin ardından Washington'un İran konusunda "çok iyi görüşmeler" gerçekleştirdiğini söyledi ve iki tarafın "önümüzdeki haftanın başlarında" tekrar bir araya geleceğini doğruladı.

Trump, hafta sonu için Florida'daki Mar-a-Lago'ya giderken Air Force One uçağında gazetecilere şunları söyledi: "İran hakkında çok iyi görüşmeler yaptık ve İran'ın bir anlaşma yapmak istediği anlaşılıyor."

"Önümüzdeki haftanın başlarında tekrar görüşeceğiz" dedi.

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin başlamasından önce ABD elçisi Steve Wittkoff ve Jared Kushner'ı kabul etti (AP)Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin başlamasından önce ABD elçisi Steve Wittkoff ve Jared Kushner'ı kabul etti (AP)

Görüşmelere katılan İran heyetine başkanlık eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada "çok olumlu bir atmosfer" olduğunu belirterek, "Müzakerelerde bulunduk ve karşı tarafa görüşlerimizi ilettik" dedi ve iki tarafın "müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını" ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)

Arakçi, görüşmelerin yalnızca nükleer meseleye odaklandığını ve Amerikalılarla başka hiçbir konuyu görüşmediklerini vurguladı. ABD ise İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin de ele alınması gerektiğinde ısrar ediyor.

İran Dışişleri Bakanı, görüşmelerin devam etmesi için Washington'dan ülkesine yönelik "tehditlerini" durdurmasını istedi ve müzakerecilerde izlenecek yolu her iki başkentle de istişarede bulunduktan sonra belirleyeceklerini açıkladı.

Müzakerelerin sona ermesinden kısa bir süre sonra Washington, İran'ın petrol sektörüne yönelik yeni yaptırımlar açıkladı; bu yaptırımlar 15 kuruluşu, iki şahsı ve 14 gemiyi hedef alıyordu.

Bunlar, ABD'nin haziran ayında İsrail'in İran'a karşı başlattığı 12 günlük savaş sırasında İran'ın nükleer programının kilit noktalarına yönelik saldırılarından beri yapılan ilk görüşmelerdi.

 Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, müzakerelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede (AP)Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, müzakerelerin başlamasından önce İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede (AP)

İran devlet televizyonu görüşmelerin dolaylı olarak yapıldığını bildirirken, Umman Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad el-Busaidi'nin her heyetle ayrı ayrı görüştüğünü gösteren fotoğraflar yayınladı.

Ancak ABD haber sitesi Axios, iki kaynağa dayanarak, Umman'da Arakçi, Witkoff ve Kushner arasında doğrudan görüşmelerin gerçekleştiğini bildirdi.

Umman Dışişleri Bakanı “X” platformunda yaptığı açıklamada, “Bugün Maskat'ta İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında çok ciddi görüşmeler yapıldı” ifadelerini kullandı. Bakanlık görüşmelerin “İran ve Amerika'nın pozisyonlarını netleştirmek ve olası ilerleme alanlarını belirlemek açısından faydalı olduğunu” vurguladı.

Arakçi daha önce de ülkesinin “herhangi bir aşırı talep veya Amerikan provokasyonuna karşı egemenliğini ve ulusal güvenliğini savunmaya hazır olduğunu” teyit etmişti.

X platformunda şunları yazdı: “İran, açık gözlerle ve geçen yılın acı hatırasıyla diplomasiye giriyor… İyi niyetle görüşmeler yürütüyoruz ve haklarımızı kararlılıkla savunuyoruz.”

Sıfır nükleer kapasite

Washington'da, Beyaz Saray sözcüsü Caroline Leavitt perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD heyetinin İran ile "sıfır nükleer yetenek" konusunu görüşeceğini söyledi. Leavitt, Trump'ın "diplomasi dışında birçok seçeneği bulunduğunu" belirterek, "tarihin en güçlü ordusunun başkomutanı" olduğunu vurguladı.

Görüşmeler, Washington'un Ortadoğu'daki askeri varlığını güçlendirdiği, USS Abraham Lincoln uçak gemisini ve saldırı grubunu bölgeye konuşlandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; İran ise saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağını belirtmişti.

Umman'ın resmi haber ajansı tarafından yayınlanan bir videoda, Ortadoğu'daki operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper'ın ülkesinin heyetine katıldığı görüldü.

Görüşmeler, İran'da binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların yaygın bir şekilde bastırılmasından haftalar sonra yapıldı.

İranlı yetkililer, protestolara katılan "isyancılar"ın yanı sıra çoğunluğu güvenlik personeli ve sivillerden oluşan yaklaşık 3 bin kişinin öldürüldüğünü kabul etti.

İnsan hakları örgütleri ise daha yüksek rakamlar bildirdi. ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA, çoğunluğu protestocu olmak üzere 6 bin 941 kişinin ölümünü belgelediğini ve 51 bin gözaltı kaydettiğini belirtti.

Perşembe günü Trump, "Müzakere ediyorlar...saldırmamızı istemiyorlar" dedi ve ABD'nin bölgede "büyük bir filo" konuşlandırdığını söyledi.

Protestocuları desteklemek amacıyla İran'a saldırmakla tehdit ettikten sonra, ABD Başkanı odağını nükleer programa çevirdi.

Batı ülkeleri ve İsrail, İran'ı nükleer bomba edinmeye çalışmakla suçluyor; Tahran ise bu iddiayı reddederek sivil nükleer program hakkını savunuyor.

Görüşmeler başlamadan önce, Çin Dışişleri Bakanlığı, İran'ın egemenliğini, güvenliğini, ulusal onurunu, meşru haklarını ve çıkarlarını koruma konusunda İran'a desteğini teyit ederek, tek taraflı zorbalığa karşı olduğunu belirtti.

Gerginliğin artma riskleri

İran, yaptırımların kaldırılması için yalnızca nükleer meseleyi görüşmek istediğini ısrarla belirtiyor ve füze programı veya bölgedeki silahlı gruplara, özellikle Lübnan Hizbullahı'na, Filistin Hamas hareketine ve Yemen'deki Husilere verdiği destekle ilgili herhangi bir müzakereyi reddediyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters) ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Görüşmelerin somut sonuçlar vermesi için, balistik füzelerinin menzili, bölgedeki terör örgütlerine verdikleri destek, nükleer programları ve kendi halklarına karşı tutumları gibi belirli noktaları içermesi gerektiğini” kesin bir dille ifade etti.

 ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü ise “Tahran'ın ABD taleplerini karşılamada uzlaşmaz tavrını sürdürmesi, İran ve ABD'nin diplomatik bir çözüme ulaşma olasılığını azaltıyor” değerlendirmesinde bulundu.


Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
TT

Maskat görüşmeleri sona erdi… Devamı diğer başkentlerde yapılacak istişarelere bağlı

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi

Umman Sultanlığı'nda bugün gerçekleştirilen İran ve ABD arasındaki görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, iki tarafın bugünkü görüşmelerde dile getirilen mesajlar konusunda her iki ülkenin başkentleriyle istişarede bulunduktan sonra görüşmelere devam etme konusunda anlaştığını açıkladı.

İran ve Amerikan heyetleri, Umman arabulucusu Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi aracılığıyla mesaj alışverişinde bulundular. El-Busaidi, bugünkü görüşmelerin "çok ciddi" olduğunu ve her iki tarafın pozisyonlarını netleştirmeye ve ilerleme kaydedilebilecek olası alanları belirlemeye yardımcı olduğunu söyledi.

Arakçi, görüşmelerin atmosferinin "iyi" olduğunu ve bir sonraki oturumun tarih ve yerinin birkaç gün içinde belirleneceğini ifade etti.

Washington, Tahran ile yapacağı görüşmelerde İran'ın nükleer programını, balistik füzelerini, bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği ve kendi halkına yönelik muamelesini de ele almak istiyor. Ancak İran, yalnızca nükleer konuları görüşmek istiyor.